Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in, TRT Haber “Basbakan Ile Özel Yayin” Programindaki konusmasinin metni

 

SUNUCU- TRT Haber’den iyi akşamlar efendim. Başbakan Binali Yıldırım Özel Yayınıyla karşınızdayız.

Ve Dolmabahçe’de Başbakanlık Ofisindeyiz, deniz kıyısındayız, siren seslerini duyuyorsunuz vapurların.

Sayın Başbakanım, hoş geldiniz yayınımıza.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyoruz.

SUNUCU- Benimle birlikte üç gazeteci arkadaşımız da sorular soracaklar. Kimler?

Vahap Munyar Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

Ve Nuh Albayrak, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

Sizler de hoş geldiniz.

Sayın Başbakan, keyifli bir program yapmak istiyorduk, ama maalesef gün içinde acı bir haber geldi. Suruç’ta milletvekili adayınızın yapmakta olduğu bir çalışma sırasında silahlı saldırı oldu. Geçtiğimiz dönemde kısa sürdü, seçim kısa bir zamanda oldu zaten, erken seçime gidiyoruz, ara-ara böyle partiler arasında mücadeleler oluyordu, yer yer yerel, birtakım lokal olaylar oldu, ama ilk defa bu düzeyde kan döküldü. Öğrendiğimiz kadarıyla 3 kişi hayatını kaybetti. Bir tanesi milletvekili adayınızın kardeşi. Önce bu konudaki görüşlerinizi almak istiyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, tabii bu olay maalesef Ramazan günü hiç de arzu etmediğimiz bir olay. Milletvekilimiz İbrahim Halil Yıldız Suruç’ta seçim çalışmaları esnasında bir iş yerinde kardeşleriyle beraber silahlı saldırıya uğradı. Kardeşinin biri ve orada bulunan iki kişi daha hayatını kaybetti. Toplam 9 kişi yaralı. Yaralıların bir kısmı Gaziantep’te, bir kısmı Ankara’ya nakledildi. İlçede durum gergin. Tabii Emniyet elemanlarımız, valimiz, kaymakam olayları yatıştırmak için gerekli gayreti gösteriyorlar, şu anda kontrol altına alınmış durumda. Böyle bir olayın olmasını katiyetle tasvip etmiyoruz. Sebebi ne olursa olsun zorla, kanla seçim kazanılmaz, seçim demek demokrasi demek, seçim demek insanların iradelerini hür bir şekilde sandığa yansıtması demek. Ümit ederim arkasında bölücü örgütün parmağı olmaz, gelen ilk işaretler bu yönde.

NUH ALBAYRAK- Mahiyetiyle ilgili ilk işaretlerde böyle bir ihtimal var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, böyle bu yönde tespitler var.

VAHAP MUNYAR- Geçmişten gelen bir husumet mi var?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, faillerin veya zanlıların PKK sempatizanı olduğu yönünde polisin kayıtları var, tespitleri var. Olayın üzerine gidiliyor, eğer kurgulanmış bir olay mıdır, o anda mı gelişmiştir… Tabii İçişleri Bakanımız daha önce planlanmış bir olay olduğu yönünde açıklamaları var, bunlar da dikkate alındığında olay bütün boyutlarıyla ele alınacak, incelenecek.

SUNUCU- Seçimden mi devam edelim arkadaşlar?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben milletvekilimizi aradım, başsağlığı diledim. Tabii teenniyle, sükunetle hareket etmek lazım. Şartlar ne olursa olsun bir demokrasi şölenini büyük bir husumete, büyük bir kavgaya dönüştürmemek lazım.

VAHAP MUNYAR- Ben isterseniz Kandil operasyonuyla devam etmek istiyorum, ama zaten sonuçta işin içine PKK girdiğine göre oradan da devam etmek uygun olur diye düşünüyorum. Son dönemlerde Kandil’e ciddi operasyonlar yapılıyor ve başarılı olduğu yönünde de işaretler var. Zaten hem Sayın Cumhurbaşkanının, hem sizlerin, hem Genelkurmay Başkanının o yönde açıklamaları var, bu sefer Kandil’i bitireceğiz noktasına geliniyor.

Şimdi bunları dinlerden düşünüyorum, geçmişte sizin iktidarlarınız döneminde de çeşitli defalar Kuzey Irak’ta sınır ötesi operasyonlar yapıldı, fakat şimdiki kadar başarı elde edilemedi. Acaba bunun nedeni nedir? Geriye dönüp bakarsanız bir hata mı vardı, başka bir şey mi vardı işin altında?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi tabii Türkiye’de son iki yılda Vahap Bey, terörle mücadelede biz bir yöntem değişikliğine gittik. Ağustos 2016’dan itibaren savunma amaçlı değil taarruz amaçlı mücadele yöntemini belirledik. Dolayısıyla yurt içinde artık terör örgütünün ciddi bir varlık göstermesi söz konusu değil. Ancak orada burada münferit fırsat buldukça olay, terör faaliyeti yapmaya çalışıyorlar. Özellikle Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatıyla terörü kaynağında yok etme yönünde Türkiye ciddi bir tecrübe kazandı. Ve Fırat Kalkanı da, Zeytin Dalı da oldukça başarılı operasyonlar oldu. Bugün Suriye’yle aşağı yukarı 250 kilometrelik bir sınırımızı tamamen sınırlarımızın güneyinde bir kuşak oluşturmak suretiyle, güvenlik kuşağı oluşturmak suretiyle kontrol altına aldık, yani biz bunu arzu ettiğimiz bir şey değil. Ama orada artık bir devlet otoritesi olmadığı için, iç savaş devam ettiği için, terör örgütleri için uygun bir zemin oluşturuyor. Şimdi benzer durum Irak’ta da var, Irak’taki durum yeni değil yıllardan beri var. Asıl Türkiye’ye gelen teröristlerin kaynağı orası. Yıllarca Kandil, Mahmur, o bölgelerde ülkemizin başını ağrıtan, can ve mal kaybına sebep olan, güvenliğimizi tehdit eden terör. Şimdi benzer bir şekilde Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı’na benzer bir şekilde biz Kuzey Irak’ta tamamen terörden arındırılmış bir güvenlik bölgesi oluşturmak mecburiyetindeyiz. Şu anda birliklerimiz o bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Yaklaşık 30-35 kilometre derinlikte toplam 400 metrekarelik bir alanda temizlik yaptılar. Ama daha güneye, daha alanı genişletmek için de gerekli faaliyetleri icra edecekler, ta ki bu bölgeden ülkemize herhangi bir terör saldırısı gerçekleşmesin.

İBRAHİM KARAGÜL- Ben aynı soruya devam edeyim, aslında biraz daha genişletilmesi iyi olabilir iye düşünüyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyurun.

İBRAHİM KARAGÜL- Biz 15 Temmuz’dan hemen sonra bir Fırat Kalkanı Operasyonu yaptık, şaşırtıcı bir operasyondu bu dünya için, bölge için. Ardından bir Afrin Operasyonu, Zeytin Dalı Operasyonu yaptık, bu da yine sadece teknik anlamda terörle mücadelenin de daha ötesine giden, bölgeyi güven altına alan bir operasyondu. Şimdi İran sınırından Akdeniz’e kadar bir terör koridoru var, bu bir proje gibi çalışıldı, yani Türkiye’ye yönelik, Türkiye’nin de geleceğini de tehdit eden, ülke bütünlüğünü tehdit eden bir proje olarak çalışıldı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

İBRAHİM KARAGÜL- Bu projenin batı kanadına iki tane müdahale yaptı Türkiye, yani Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonuyla. Şimdi en doğu kapısına, doğu tarafına bir müdahale yapıyor, bir operasyon yapıyor, oraları terörden temizliyor. Yani Afrin’le Akdeniz kapısı kapatılmış oldu, şimdi doğuda, en doğusunda, İran sınırında bir operasyon yürütülüyor. Bundan sonra aklıma şu geliyor: Bundan sonra bunlar model alınarak o iki taraftan doğu ve batıdan başka aralarda operasyon yapılacak mı? Yani Türkiye bütün o yüzlerce kilometrelik kuşağın, Akdeniz’den İran sınırına kadar olan kuşağın tamamını mı denetim altına alacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaklaşık 1400 kilometre, Suriye ve Irak’ı beraber düşünürsek 1365 kilometrelik bir sınır uzunluğundan bahsediyoruz İbrahim Bey. Bunun aşağı yukarı 350 kilometresi Irak tarafında kalıyor, 911 kilometresi de Suriye tarafında kalıyor. Suriye’de Fırat’ın batısından Akdeniz’e kadar emniyete aldık o bölgeyi. Şimdi yapmak istediğimiz, az önce Vahap Beyin sorduğu soruya da tam cevap vermedim, bunu söyleyeyim; önceden biz Kuzey Irak’a operasyonlar yapıyorduk, ama onlar kalıcı olmuyordu.

VAHAP MUNYAR- Bunun mahiyeti farklı bir şey.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sıcak takip, daha ziyade hava unsurlarımızla bu operasyonları yapıyorduk. Şimdi artık sahada temizlik yaparak, sahayı emniyet altına alarak bir çalışma yapıyoruz. Tabii malum bu özellikle DEAŞ’la mücadele amacına yönelik olarak Amerika Birleşik Devletleri PKK’nın Suriye uzantılarıyla işbirliği yaptı. PYD, YPG, SDG gibi unsurlar. Bunlar esasında yani milisler falan değil, yani Suriye’nin derdini, sorunlarını veya Suriye’deki iç savaştan, Esad’dan mağdur olmuş tipler değil. Bunlar orada bizzat yerli halka zulmeden, yerli halkın malını, mülkünü ellerinden alan, çocuklarını zorla asker yapan küçük yaşta, terör örgütünün ta kendisi. Tabi bunlar bu gücü nereden alıyor? Amerika’dan aldıkları DEAŞ’la mücadele amacıyla silahları ne yazık ki bölgede terör hakimiyeti kurmak için kullanıyorlar. Biz bu konuda Amerika’yı defalarca uyardık, bunun bir yol olmadığını, bir devletin bir terör örgütünü yok etmek için başka terör örgütü kullanamayacağını, bunun devletler hukukuna uymayacağını, hele hele NATO’da ortak olan Amerika’nın bunu yapmaması gerektiğini hep söyledik. Onlar da; bu bir tercih değil bu bir mecburiyet dediler, biz mecburuz burada DEAŞ’ı yok etmeye, onun için bunları kullanıyoruz dediler. Şimdi DEAŞ da bitti, ama orada silahların toplanması yönünde ciddi bir gayreti göremiyoruz. Bunu bir kere bir tarafa koyalım.

Şimdi Münbiç meselesi var, Münbiç’te uzun atışmalar, tartışmalar sonucu bir noktaya gelindi ve bir yol haritası benimsendi, bunun da uygulaması başladı. Ama geçmişten gelen bir güven zafiyeti dolayısıyla biz burada da süreci dikkatle izlemek mecburiyetindeyiz.

İBRAHİM KARAGÜL- Hiçbir sözü yerine getirmediler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Verilen sözler ilk defa yazılı hale geldi. Yazılı hale gelmesi müspet bir adım olmakla beraber uygulamayı takip edeceğiz.

Bizim prensibimiz çok açık, yani muhatabımız kim olursa olsun hudutlarımızın güneyinde bir terör devleti, bir terör oluşumuna Türkiye olarak asla müsaade etmeyiz. Burada muhatap kim olursa olsun onun önemi yok. Mesele Türkiye’nin güvenliği, mesele Türkiye’nin bekası olunca gerisi teferruattır İbrahim Bey.

VAHAP MUNYAR- Galiba YPG’nin silahlı teslim etmesi süreci de yakın zamanda başlayacak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Söyleniyor bu yol haritasında bu da var ümit ederim bunlar hep konuşulduğu gibi devam eder. Niye bunu söylüyorum: Çünkü Obama döneminde bu sözler verildi, fakat bir türlü yerine gelmemişti. İnşallah bu sefer bir hayal kırıklığı yaşamamış oluruz.

İBRAHİM KARAGÜL- 24 Haziran’dan sonra bu operasyonların kapsamı genişler diyebilir miyiz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Doğrusu bunu biz seçime endeksli bir iş olarak görmüyoruz, yani Türkiye’nin güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Dolayısıyla, işte seçim öncesi şunu yapalım, seçim sonrası bunu yapalım diye bir öncelik ortaya koymak yanlış olur. Güvenlik ihtiyaçlarımız nerede zuhur ederse orada gerekli operasyonları yaparız. Bunun gerekli emirleri, talimatları zaten silahlı kuvvetlerimize, güvenlik güçlerimize verilmiş vaziyette. Her seferinde dönüp bizden yetki almaları gerekmiyor.

SUNUCU- Kandil sorusunda başka bir soruya geçeceksin herhalde, ama şunu da soralım: İran’ı da ilgilendirdiği için o durumla onlar katkıda bulunmayı düşünüyorlar mı ya da…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  İran bu konuda özellikle PKK’yla mücadele konusunda bizimle ayrışan bir konumda değil her türlü iş birliğine terörün çünkü terör İran’ı da rahatsız eden bir şey bu konuda iş birliğine hazırlar. Zaman zaman İran tarafından da geçişler olmuyor değil oluyor, ama o konuda iş birliğimiz daha sağlıklı devam ediyor.

İBRAHİM KARAGÜL- Operasyonel anlamda da katkıda bulunuyor galiba ki o tarafın köyleri boşalttılar güvenlik nedeniyle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Tabi doğrudan biz onlardan böyle bir talepte bulunmadık, ancak İran’ın İran’da Irak’taki durum yok, Suriye’deki durum yok, orada devlet otoritesi var. Onların da teröre bakışı bizim gibi. O bakımdan daha iyi bir koordinasyon içindeyiz onu söylemek istiyorum.

Buyurun.

SUNUCU-

NUH ALBAYRAK- Sayın Başbakanım, ben de aynı konunun iç politika kısmına değinmek istiyorum. Yani gerek FETÖ’yle mücadele, gerekse bahsettiğimiz terörle mücadele konularında beklenir ki toplumun bütün kesimleri ve özellikle de siyasi partilerinin muhalefet partilerinin destek vermesi beklenir bu mücadeleye. Özellikle MHP dışında diğer partiler ve özellikle CHP’nin şimdi ayrıntılara girmeye gerek yok ta hendek teröründen başlayalım az önce bahsedilen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Operasyonları, hatta en son Kandil Operasyonlarında olumsuz tavır izlediğini, hatta hatta bu mücadeleleri engellemeye çalışan bir tavır ortaya koyduğunu biliyoruz. Fakat şimdi bir seçime gidiyoruz. Seçim sürecinde en azından sonuçta bir milletin önüne çıkılacak en azından o dönemde bu konulara daha hassasiyet göstermeleri beklenir siyasi partilerin. Fakat meydanlardaki konuşmalarda veya seçim bildirgelerine baktığımız zaman hiç bu konulara girilmediği gibi hatta hatta başka konularda alabildiğine işte akla hayale gelmeyen vaatlerde bulunuluyor. FETÖ’yle mücadele ve terörle mücadele konularında vaat olarak bile yani boş vaat olarak bile bir zikirde bulunulmuyor gerek mitinglerde, gerekse beyannamelerde. Bunun nasıl değerlendiriyorsunuz yani bu?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Yani bu çok önemli bir nokta bunu gündeme getirdiğiniz için ben özellikle teşekkür ediyorum. Milletimizin bir şeyi iyi bilmesi lazım yani biz gerek FETÖ, gerek PKK, gerek PYD vesaire DEAŞ bunları Türkiye’nin bekası meselesi olarak görüyoruz. Yani terörün düşün ki işte komşu ülkelerde nelere mal olduğunu, ülkeyi yok ettiğini gözlerimizle görüyoruz. Ülkemizi böyle büyük bir tehditle karşı karşıya olduğu bir durumda ülkeyi yönetmeye talip olan adayların, siyasi partilerin bazılarının terörü hiç gündemine almıyor olmasını normal karşılayabilir miyiz? Yani sanki Türkiye’nin gündeminde terör yok. Anketlere bakıyorsunuz, vatandaşlara soruyorsunuz ekonomi, terör, işsizlik bunlar bazen yer değiştiriyor. Başta son 2 yıl öncesinde terör bir numaraydı, ondan sonra işsizlik, sonra ekonomi geliyordu şimdi yer değiştirdi terör üçüncü sıralara filan geldi, ama hala Türkiye’nin önemli gündem maddesi. Hal böyleyken bu gerek Cumhuriyet Halk Partisinin adayı, gerek diğer adaylar maalesef meydanlarda terörle mücadele konusunda kararlı bir söylem ortaya koyamıyorlar, koymuyorlar bunu nasıl okumak lazım, siz de merak ediyorsunuz değil mi? Yani bunu herhalde millette merak ediyor. Yani kardeşim böyle bir sorun olmadığını mı düşünüyorsunuz veya başka bir hesap mı var? Yani birileri rahatsız olur diye bu konuyu gündeme mi getirmek istemiyorsunuz? Yani siyaseten seçimlerde bu konuyu açık seçik bu memleket meselesidir, terör Türkiye’nin başının belasıdır dediğiniz zaman acaba birileri size desteğini çekecek mi böyle bir endişeniz mi var? Doğal olarak bu sorular soruyor. Ben de soruyorum vatandaşlarım adına soruyorum niye suspussunuz kardeşim, terörle ilgili niye konuşmuyorsunuz? Kararlılık mesajı niye vermiyorsunuz? Terörün adeta emri altına, esareti altına girmiş parti hakkında niye ağzınızı açmıyorsunuz?

NUH ALBAYRAK- Tam tersine ziyarete gidiyorlar efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte yani Muharrem İnce geçmiş yıllarda Kobani olaylarının baş sorumlusu Selahattin Demirtaş’tı dedi, sanki onu hiç dememiş gibi koşa koşa adaylığı açıklanır açıklanmaz Edirne’ye gitti. Millette merak etti ki ya Selimiye Camii’nde gidip kampanya mı başlatacak veya serhat şehrimizi Nuri Paşa’nın kahramanca savunduğu Edirne’yi kampanya için mi seçti diye merak ederken soluğu cezaevinde aldı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti bu ne demek oluyor? Yani aç bak ne söylemişsin bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Ciddiyetsiz diz boyu gidiyor.

NUH ALBAYRAK- Bir adım öteye her gün biraz daha ayrıntılar çıkıyor CHP’yle HDP arasında bir iş birliği konusunda.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Bu yaygın konuşuluyor Nuh Bey, yani gittiğimiz her ilde kampanya boyunca bunun yaygın konuşulduğunu, böyle bir el altından paslaştıklarını işte biz burada zayıfız siz bize destek atın, şurada da siz zayıfsınız biz size destek atalım tarzında bir iş birliği var, bir siyasi akıl var, yani kayıt dışı bir iş birliği var.

VAHAP MUNYAR-  Ya da gizli ittifak gibi bir şey var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Yani işte bir şey diyorum yani kayıt dışından kastım o. Yani öyle bir şey olmazsa teröre karşı terör destekçilerine karşı FETÖ’ya, PKK’ya ve uzantılarına karşı aslanlar gibi çıkıp bağıran, çağıran, gereğini yapan kaç tane parti var? Cumhur ittifakından başka var mı? MHP kararlı söylemini ortaya koyuyor biz de zaten söylem değil eylemiyle beraber sahadayız hem mücadele ediyoruz hem de bu konunun ülkemiz için vazgeçilmez ve bir beka meselesinin olduğunu biliyoruz. Şunu milletimizin bilmesi lazım: Siyaset bir tarafa seçim olur gelir geçer, ama Türkiye üzerinde emperyal bir oyun var, güney sınırlarımızda emperyal bir plan var bu plan bir terör devleti kurarak Türkiye’yi terbiye etme planıdır, Türkiye’yi pasifize etme planıdır. Niye? Türkiye Irak’taki olaylarla da ilgileniyor, Suriye’yle de ilgileniyor, Filistin’le de ilgileniyor, Libya’yla da ilgileniyor, Myanmar’la da ilgileniyor, Somali’yle de ilgileniyor, Katar’la da ilgileniyor bu Türklere de fazla oluyor kardeşim yani bunlara ne oluyor? Ama dünyanı öbür ucundan gelip oradaki insanlar burada sınır belirliyorlar, devlet kuruyorlar, racon kesiyorlar onlara bir şey diyen yok. Bu işin yükünü çeken Türkiye bu işlerde olmayacak yok böyle bir şey. Onun için vatandaşlarımız, milletimiz şundan emin olmalı: Türkiye’nin buradaki oyunlarının Türkiye üzerinde oynanan oyunları bozmaktan başka hiçbir çaremiz yok. Onun içinde birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimize gözümüz gibi bakacağız ve özellikle Kürt vatandaşlarımız üzerinden, onların kanları üzerinden ortaya konan bu oyuna dur diyeceğiz. Bunu da 24 Haziran’da inşallah başaracağız.

Yani Kürtlerin sorunu ne biliyor musunuz? Kürt vatandaşlarımızın sorunu PKK’dır, en büyük sorun PKK terör örgütü. Çözüm, bu PKK terör örgütünü hem içeride hem dışarıda bir daha geri gelmemek üzere bitirmektir. Aramıza husumet sokan bunlardır, fitne sokan bunlardır. Kürt’ü de, Türk’ü de gözünü kırpmadan öldüren bunlardır. Bölgenin geri kalmasını sebep olan da bunlardır. Bunların üst aklı dışarıdadır bellidir olay bu kadar net.

SUNUCU- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bir açıklama var son dakika olarak o da sanıyorum iftardan sonraki konuşmalarından bir tanesinde. Milletvekilimizin ağabeyini PKK’lılar öldürdü diye iftarda Sayın Cumhurbaşkanı da bu açıklamayı yapmış.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Bu konuda şeyler var yani zaten olaya karışanlardan birinin hakkında PKK’ya yataklıktan, PKK’ya dağa adam göndermeye aracı olmaktan kaydı var poliste kaydı var.

NUH ALBAYRAK- Sayın Başbakanım, ben bu konuyla ilgili bir ayrıntı daha merak ediyorum. Şimdi seçime gidiliyor az önce bahsettiğiniz gibi bu partiler kırk takla atıyorlar yani hayatta yapamayacakları şeylere bile söz veriyorlar oy almak için. Oysa FETÖ’yle mücadele ve terörle mücadele toplumdaki en geniş kapsamlı ortak paydadır Türkiye’de. Bu konuda bu kadar lakayt davranmalarının sebebi ne? Bu konuda oy kaybını düşünmüyorlar mı veya başka bir motivasyonları mı var neden bu konuda hiç bu şeyin üzerinde gitmiyorlar?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Az önce bunu anlatmaya çalıştım çok aşikar değil mi? Yani bu konuyu gündeme almamanın anlamı çok açık bu konuya girdikleri zaman FETÖ ve PKK bunlar mutsuz olacak ve onlara karşı belki altta bir gizli ittifak varsa o ittifak bozulacak olay bu yani.

İBRAHİM KARAGÜL- Daha ötesi olabilir mi mesela bu FETÖ ve PKK’ya mesafe koymama, onların arkasındaki siyasi akılla ortaklık kurma gibi bir tehlikeli noktaya götürüyor insanı. Yani FETÖ ve PKK’nın arkasındaki akılla 24 Haziran’ı ve sonrasına dair birtakım şey kurma gibi bir şey geliyor…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Tabi bunları çağrıştırıyor bu arkada ne tür bir oluşum var bunu biz tabi şu anda bize malum değil, ama bunların kampanyada bu konulara değinmemeleri çok dikkat çekici bir şey. Yani Kandil operasyonuyla ilgili lafları, Afrin’le ilgili lafları, efendim yani terörle mücadeleyle ilgili yaklaşımları geçmişten gelen bütün tutum ve davranışlarını üst üste koyunca ortaya bir şey çıkıyor.

İBRAHİM KARAGÜL- Daha farklı terörün ve PKK ve FETÖ’nün ötesinde bir şey çıkıyor, başka bir proje çıkıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet, zamanla göreceğiz bunu. Biz kimsenin hiçbir siyasi partinin fikirlerini açıkça ortaya koymasına siyaset yapmasına itirazımız yok. Yani bizim itirazımız hiçbir siyasi oluşum, siyasi parti terör örgütünün emrine giremez, bölücülük propagandası yapamaz. Türkiye Cumhuriyeti anayasasına açıkça karşı bir faaliyet içinde olamaz. Bizim vazgeçilmezlerimiz belli üniter devlet yapımız, toprak bütünlüğümüz, bayrağımız ve milletimiz. Etnik particilik yaparsanız bu ülkede nasıl birliği, beraberliği sağlayacağız, buna müsaade etmemiz söz konusu olabilir mi? Asla müsaade edemeyiz. Büyük bedel ödedik biz, bu toprakları Kürtler, Türkler beraber ortak düşmana karşı koruduk, bin yıldır beraber yaşıyoruz. Şimdi aramıza efendim düşmanlık sokmak, fitne sokmak ve bölgeyi istikrarsızlaştıranlara ekmeğine yağ sürmek, onların değirmenine su taşımak bizim için çok büyük tehdittir, bunun için bu mücadeleyi veriyoruz. Dolayısıyla, inşallah şunu rahatlıkla söylüyorum: Bölgedeydim 15 gündün Doğu, Güneydoğu’da çok büyük özgüven kazanmış Kürt vatandaşlarımız. Bir daha o eski günlerin gelmesini istemiyorlar. Bir daha terörün baskısını, zulmünü yaşamak istemiyorlar. Yaylalarda sürüler var, yaylalarda köylüler var, yaylalar açıldı, insanlar göğsünü kabartarak bayrağını dalgalandırıyor, özgüvenleri gelmiş. Yani düşünebiliyor musunuz bölgede bu terör yüzünden ne büyük kayıplar yaşandı. Yani kalkınması gecikti, altyapı yapımı gecikti. Bir Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanını yaparken 99 kere şantiyemiz basıldı. Çalışanlar kaçırıldı, makineler yakıldı. Ne propaganda yaptılar biliyor musunuz? Bunlar buraya havalimanı yapıyor Kürtleri öldürmek için. Yapıldıktan sonra da en önce onlar bindiler o HDP milletvekilleri uçakla oraya en önce onlar geldi. Aynı Muharrem İnce’nin Osman Gazi Köprüsüne karşı çıkıp da en önce kullandığı gibi.

VAHAP MUNYAR- Yapıldıktan sonra kullanılacak başka yolu yok. Yani yanından geçmek gibi bir seçenek yok herhalde.

Efendim, ben biraz konuyu seçime başka türlü başka bir açıdan bakarak değiştirmek istiyorum. 24 Haziran’da Sayın Cumhurbaşkanı birinci veya ikinci turda seçildi diyelim, ama partiniz hedeflediğiniz çoğunluğu sağlayamadı. O zaman Meclis’te önümüzdeki dönem de iyi bir uzlaşma dönemi yaşanabilir mi, yapılabilir mi, gerçekleşebilir mi? Gerçi seçenekler arasında var Sayın Cumhurbaşkanının Meclis’i fesih etmesi gibi bir seçenek var çok istenmese de. Meclis’i fesih etmesi ve kendini de fesih etmesi yeniden seçime gidilmesi. Tekrar seçim gibi bir şeyi Türkiye kaldırabilir mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Bunları niye konuşuyoruz Vahap Bey? Böyle bir sorunu yok Türkiye’nin.

VAHAP MUNYAR- Yok mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçime gireceğiz milletimizin desteğiyle inşallah başarıyla tamamlayacağız. Cumhurbaşkanımızı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olarak milletimizin desteğiyle seçeceğiz olay bu kadar net. Meclis’te oluşacak bizim herhangi bir endişemiz yok. Yani milletin işi gücü yok sürekli seçimle mi uğraşacak yani? Seçim seçim seçim ne olacak? Ekonomi, yatırımlar, gençlere iş bulma daha önemli işler var memlekette. Biz bu anayasa değişikliğini seçim yapalım bir daha seçime gidelim diye yapmadık. İstikrarı sağlamak 5 yıllığına artık seçim derdi düşünmeden gitmek. Parlamento’nun herhangi bir seçilen cumhurbaşkanıyla ters bir kompozisyonda olacağı kanaatinde değilim. Göstergelerde öncü göstergelerde bunu doğruluyor.

VAHAP MUNYAR- Şeyde bir pişmanlık var mı efendim yüzde 50+1 kuralını koymakta bir pişmanlık var mı? Ya nereden çıktı bu keşke yapmasaydık falan.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama yüzde 50+1’i biz bu anayasa değişikliğinde koymadık,  2010 değişikliğinde koyduk. 2010 değişikliğinde koyduğunuz bir kuralı temsilde adaleti azaltacak şekilde geriye getirmek herhalde doğru bir şey olmazdı diye düşünüyorum. Geriye gidiş olabilirdi onun için hiç öyle bir şey düşünmedik.

İBRAHİM KARAGÜL- Efendim, ben bu Adil Öksüz’le ilgili son birkaç gündür çok yoğun bir polemik tartışma yaşanıyor Anadolu Ajansı üzerinden haberler servis ediliyor. Almanya’da yerinin tespit edildiğine dair Almanya’nın şey başlatacağına dair bir tartışma var. Yine bugün Amerika’da Adil Öksüz’ün akrabalarının bayrak öpme seansları, eşinin fotoğrafları yayınlandı.

SUNUCU- Amerikan bayrağı.

İBRAHİM KARAGÜL- Amerikan bayrağını. Alman Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz haftaydı galiba FETÖ konusunda Der Spiegel Dergisinin bir şeyiydi bu kanaatleri değiştiriyor bir soruşturma başlatabilir diye bir haber yayındı. Yine Dışişleri Bakanımızın FBI’nın Amerika bir soruşturma başlatacağına dair bir sözü vardı. Adil Öksüz’le ilgili yeni bir gelişme mi var, yani sadece bir spekülasyon mu, tartışma mı? Biz gazeteciler olarak çok yakından takip ediyoruz, ama bilgi doğru bilgiyi bilmiyoruz tabi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet, Adil Öksüz bu FETÖ darbe girişiminin 15 Temmuz’un önemli isimlerinden biri. Ne yazık ki yine o kargaşada FETÖ elemanlarınca yurt dışına kaçışı sağlandı. Almanya’da olduğu yönünde bir istihbari bilgiye sahibiz ve bunun üzerine hiç zaman kaybetmeden kendisinin iade edilmesi hususunda Alman Hükümetine resmi müracaatta bulunduk. Şuana kadar bizde böyle biri yok veya biri böyle biri var şeklinde bir cevap gelmedi. Bu ne anlama geliyor? Olabilir anlamına geliyor reddedilmediğine göre. Dolayısıyla, bu konuda karşılıklı Alman makamlarıyla Adalet Bakanlığımızın teması devam ediyor, kolluğun teması devam ediyor o işin peşindeyiz bu işin birinci tarafı.

İkinci tarafı, Amerika’da Adil Öksüz’ün efendim yakınları kilisede işte toplanıyorlarmış, ağlıyorlarmış, Amerikan bayrağı öpüyorlarmış nereye öperlerse öpsünler onları Amerikan bayrağı da kurtaramaz. Bu kadar insanın kanına girdikten sonra, Türkiye’yi bu büyük badireye soktuktan sonra onları hiçbir şey kurtaramaz. Eninde sonunda Türk adaletine hesaplarını verecekler dünya onlara dar gelecek. Ayrıca tabi FBI’nın yaptığı soruşturma doğrudan Fethullah Gülen’le ilgili değil. O bu FETÖ terör örgütünün Amerika’daki yaptığı parasal işlemleri kara para aklama şeklinde bir değerlendirmeyle bu soruşturmalar yapılıyor. Bizim MASAK’tan da elemanlar orada, Adalet Bakanlığından da elemanlar gidiyor onlar geliyor bu charter schoollardaki parasal işlemlerin ve Türkiye’den oraya mütedeyyin, mutaassıp, hayır hasenat için getirip bunlara verdiği paraların nasıl oraya hortumlandığını tespit edildi bunlar ortaya kondu. Buradan transfer edilen paralar biz bunların soruşturulmasını teröre kaynak aktarıldığı yönünde tespitimiz olduğunu bildirdik o çerçevede bu soruşturma yapılıyor.

VAHAP MUNYAR- O para nakli sadece bankacılık sistemi mi, yoksa başka türlü sistemler mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Yok sadece bankacılık sistemiyle değil efektifte gitmiş.

VAHAP MUNYAR- Uçaklarla falan herhalde.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet.

İBRAHİM KARAGÜL- Yani böyle Adil Öksüz bu kadar yoğun tartışılınca kamuoyunda şöyle bir şey oldu: Birden bire iki gündür yoğunlaştı tartışma sanki Türkiye’ye getirilecekmiş gibi biz izlenim oluştu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  O şu: Orada bazı görgü tanıkları adresini söylediler, tespit ettiler bunun üzerine tabi olay tekrar çok hızlı bir şekilde gündeme taşınmış oldu.

İBRAHİM KARAGÜL- Bu konuda bir soru daha sorabilir miyim? Türkiye’de FETÖ hangi partiyi destekliyor? FETÖ Türkiye’de olduğu kadarıyla, kaldığı kadarıyla hangi siyasi partiyi destekliyor sizce?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Yani AK Partiyi desteklemediği kesin.

SUNUCU- HDP’yi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Gerisini siz karar verin zaten geriye kalan herkesi destekleyebilirler. Onların kıblesi yok, yani bir yerde birini destekler, öbür yerde öbürünü destekler.

NUH ALBAYRAK- Tam burada bir şey sorayım ben.

SUNUCU- Yani 3 dakika sonra reklam arası vereceğiz. Kısa bir şeyse sor istiyorsanız şimdi reklam arası vereyim sen seç.

NUH ALBAYRAK- Hangi partiyi destekliyor derken FETÖ deyince efendim şimdi çok fazla muhatap almıyorsunuz farkındayım, ama ben bir şey sormak istiyorum. Akşener İP lideri Akşener meydanlarda, mitinglerde açık açık 17-25 yargı yoluyla darbe girişimiyle ilgili argümanları kullanıyor ve adeta 17-25 yargı darbe girişimini meşrulaştırmaya çalışıyor. İşte yok ayakkabı kutusudur, yok efendim para sayma makinesidir vesaire vesaire. Bunlar dava konusu olmuş, efendim iddianameye girmiş şeyler. Siz de hatta bu konuda ona bir cevap ve bir şey söylediniz siz ona FETÖ’den talimat alıyor gibi bir şey üzerinden.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Ben kimseyi hedef alarak bir şey söylemedim, ama üzerine alan varsa benim için bir mahsuru yok benim dediğim açık.

NUH ALBAYRAK- Alınmış o.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Benim dediğim açık. Kandil’den işaret bekleyenler, FETÖ’den talimat alanların bu ülkeye vereceği hiçbir şey yok dedim.

NUH ALBAYRAK- O üzerine almış bunu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani üzerine aldıysa hayırlı olsun ne diyeyim yani.

NUH ALBAYRAK- O zaman diyor beni tutuklatın diyor yargı o zaman diyor beni.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yarası olan gocunur öyle mi? Yani ben isim vermedim, kimseyi muhatap almadım demek ki ses verdi. Yani biz elimizdeki verilere göre konuşuruz, ama şurada yarım saattir konuşuyoruz FETÖ’yle, PKK’yla bunlarla mücadeleye Türkiye’nin bekası olan konulara adaylar değinmiyorsa, buraları üstü kapalı geçiyorsa, es geçiyorsa bunun normal karşılanmasını kimse beklemesin bizim dediğimiz bu. Şimdi herkese düşen görev, açıkça çıksın desinler ki biz PKK’ya karşıyız. Ben bunu şeyden beklemem HDP’den beklemem böyle bir ümidim yok. HDP yani o PKK’nın tamamen esareti altında bir partidir. Kürtlerin partisi falan da değildir onu da söyleyeyim, Türkiye’nin partisi de değildir, çünkü bir bölgede bir etnik siyasetle ayakta kalmaya çalışan, bunda da ayıp bir şey yok etnik siyasette yapabilir, ama bölücülük yapmayacak. Terör örgütüyle birlikte olmayacak, adı terör örgütüyle anılmayacak. Bu tamamen yasalarımıza da aykırı, anayasalarımıza da aykırı, bizim devlet geleneğimize de aykırı, yani bunu bu çıkmaz yol. Seçimde kazanabilirler, devam yani yine aynı hukuki sorunlarla baş başa kalacaklardır. Ya kendilerine çeki düzen verecekler Türkiye’nin bekası olan anayasası, bayrağı, tek devleti, tek milleti, tek vatanı esas alacaklar buna göre kucaklayıcı siyaset yapacaklar yahut da siyaset yapamayacaklar bu kadar açık ve seçik. Bu millet buna müsaade etmez.

SUNUCU- Sayın Başbakanım, kısa bir aramız var bir 5 dakika sonra tekrar birlikte olacağız.

Başbakan özel yayını kısa bir aranın ardından sizlerle kaldığı yerden devam edecek.

SUNUCU- Başbakan Binali Yıldırım’la özel yayınımız devam ediyor.

Sayın Başbakanım, kısa bir ara vermiştik devamında ekonomiyi konuşalım dedik özellikle Vahap Munyar’ın bu konuda soruları var, ama siz biraz önce bir bilgi verdiniz o yüzden önce onu da sormak istiyorum detay olarak. Suruç’taki çatışmayla ilgili sanıyorum bir telefon konuşması yaptınız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet, az önce milletvekilimizle tekrar konuştum bazı haber ajansları, televizyonlar iki taraf birbirini biliyor tanıyor diye haberler yapmışlar ondan rahatsız olmuş böyle bir şey yok. Yani biz tanıdığımız bir şey yok, aramızda husumet olan bir insanlar diye söz konusu yok değil. Seçim çalışmaları için girdiğimiz bir yerde yani belli ki bir hazırlık yapılmış yani orada silahlı insanlar böyle bir olayla karşılaştık. Zaten olaya karışanların PKK’yla ilişkisi olduğu konusunda da polisin tespitleri var.

SUNUCU- Vahap Munyar, senden başlayalım.

VAHAP MUNYAR- Evet, bu yılın ilk çeyreğinde iyi bir büyüme geldi dünyada ikinci.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7.4.

VAHAP MUNYAR- Evet, aslında moralleri yükselten bir büyüme. Fakat alt kırılıma bakınca tüketimden gelen bir büyüme çoğunluğu tüketimden gelen bir büyüme olduğunu görüyoruz. Birde cari açığın geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse ikiye katlandığını görüyoruz. Bu biraz sıkıntı yaratır mı? Sorunun birinci aşaması bu.

İkinci aşaması da, sokağa çıkınca sokaktaki vatandaş ya büyümeleri falan yazıyorsunuz da biz bunu hissedemiyoruz diyorlar. Hissetmemelerini neye bağlıyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet, çok önemli bir konuya değindiniz Vahap Bey teşekkür ediyorum. Şimdi büyüme bildiğiniz gibi geçen sene 7.4’le kapattık fevkalade memnuniyet verici bir büyüme sağladık. Bu senenin ilk 4 ayı da aynı şekilde geldiği bu da güzel bir şey. Tabi büyümenin kalitesi büyüme olunca bu sefer yani bu büyümeden hoşnut olmayanlar büyümenin kalitesini sorguluyorlar, büyümenin sanal olduğunu söylüyorlar mazeret çok. Büyümüşsün işte kardeşim 7.4 büyümüşsün G-20’nin bir numarası olmuşsun, OECD’nin iki numarası olmuşsun bunu keyfini yaşa ya.

VAHAP MUNYAR- Dünyada iki numara doğru.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Yani bunun keyfini yaşamak varken efendim orası öyle, burası böyle kusur bulmaya lüzum yok. Yani ben bunları çok doğru bulmuyorum, ama şunu da göz ardı edemeyiz: Yani Türkiye’nin bir işte 3.2 büyüyüp, birde 7.4 büyümesi böyle oynaklık iyi bir şey değil. Neden iyi bir şey değil? Yani uzun vadeli yatırımcılar için istikrar önemli, yani büyümenin sürdürülebilir olması önemli. Bizim bundan sonra üzerinde yoğunlaşacağımız önemli konulardan bir tanesi büyümenin sürdürülebilir hale gelmesi, orta vadeli plan hedeflerinin altına düşmemesi. Merkez Bankasının da bundan sonraki en önemli işlerinden bir tanesi bu olmalı enflasyonla mücadele. Efendim büyümenin sürdürülebilir olması, istihdamın artması. Bunlarla ilgili kapsamlı planlarımız var, çalışmalarımız var bunları hayata geçireceğiz buradan hiçbir tereddüt yok. Özellikle büyümede piyasalar işte bu büyümeyi çok algılayamıyor filan diye bir itiraz da var siz onu da gündeme getirdiniz. Ama geçmiş dönem rakamlarına baktığımız zaman buradaki bazı küçük örnekler size vermek isterim. Yani Türkiye’de 15 yıl önce 90 bin otomobil satılırken şimdi.

VAHAP MUNYAR- Yılda 90 bin.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, şimdi 725 bin yanılmıyorsam otomobil satılıyor. 2 milyon 900 bin vatandaşımız yurt dışına tatile giderken, 9 milyon 8 milyon 900 bin vatandaşımız tatile gidiyor. 7 bin traktör satılırken, 70 binin üzerinde traktör satılıyor örnekleri çoğaltmak mümkün. Bunlar neyi gösteriyor? Refah artışını büyümeyi gösteriyor. Yani şimdi rakamlarda öyle Türkiye üç kat büyüdü, ihracatı dört kattan fazla arttı bunları yok farz edemeyiz ki bunlar sanal mı? Bugünün Türkiye’si 15 yılın Türkiye’siyle aynı mı Vahap Bey? Değil. Yani ortada bir gelinen bir durum var.

Daha çarpıcı bir örnek vereyim, yani 15 yıl önce kişi başı milli gelir euro bazında Avrupa Birliği ortalamasının 3’te 1’i kadardı, yani 100 euro bir Avrupalı kazanıyorsa, bir Türk 35 euro kazanıyordu daha doğrusu milli gelir kazanıyordu demeyeyim de bizim milli gelirimizi kişi başına 35’ne tekabül ediyordu, şimdi 65’ne tekabül ediyor yani aradaki milli gelir kişi başına milli gelir açığını 3’te 1 oranında kapatmışız. Bu bile açıkça Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Bunun için büyümeyi sürdürebilir hale getirmek için bir dengelemeye ihtiyaç var. Bazı yapısal reformları daha da hızlandırmaya ihtiyaç var. Efendime söyleyeyim, reel sektörü daha fazla desteklemeye ihtiyaç var. Mali disiplin çift açığın kontrol edilmesine önem veriyoruz, ama en önemli işlerden bir tanesi de yerlileştirme ve millileştirme çalışmalarını arttırmamız lazım. Hem savunma sanayinde hem bilişimde hem petrokimya sektöründe hem turizmde hatta sağlık turizminde, eğitim turizminde büyük potansiyellerimiz var bunları hayata geçirmemiz lazım. Yani 7,5 milyon üniversite öğrencimiz var, bunun sadece 110 bin, 120 bini yabancı, halbuki başka ülkelerde bu oran yüzde 10. 110 bin yerine 750 bin yabancı öğrenci gelse buraya muazzam bir katma değer oluşuyor. Turizmde sağlık turizmi yani dünya kadar şehir hastanesi yapıyoruz hastaneler her tarafta bunu bir katma değere dönüştüremedik henüz. Geliyor, ama yani adam 6 ay vize almak uğraşıyor. Gelecek para ödeyecek, tedavi olacak tabi bizim bundan sonra bu alanlara daha çok yoğunlaşmamız gerekiyor. Ayrıca katma değeri yüksek yerli katkı payı daha fazla olan sektörlere daha çok kaynak ayıracağız, daha çok teşvik ayıracağız. Yani bizim kilo başına ihracatımızın parasal bedeli 1.6 dolar.

VAHAP MUNYAR- Düştü efendim o dolar yükselince. 1.4 hatta 1.3’e falan düştü.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Tamam olabilir yani önceki şeyini söylüyorum o civarda 1,5 doların altında. Halbuki biz bunu 4 dolar ve üzerine çıkarmamız lazım. Yani şu anda esasında birçok alanda Türkiye büyük atılım yapıyor. İnovasyon, yenilikçilik, efendim ar-ge bilmem ne yeni nesil teknolojiler falan Muharrem İnce diyor, ama ne olduğu belli değil, yani konuya vakıf olduğunu da zannetmiyorum, çünkü böyle bir müktesebatı yok. Halbuki Türkiye bu alanda son 15 yılda hem patent sayısı bakımından hem yenilikçilikle ilgili, inovasyonlarla ilgili yaptığı reformlar, aldığı sonuçlar itibariyle bu dünya sıralamasında çok önemli mesafeler aldı.

Mesela, 2003’te bir üniversite öğretim üyesi profesör sanayiye bir çalışma yaparken bir araştırma yapıyor bir ar-ge projesi alıyordu. Aldığı paranın yüzde 80’nini üniversite alıyor 20’si hocaya kalıyor biz bunu tersine çevirdik İbrahim Bey. Şimdi yüzde 80’nini hoca alıyor 20’si üniversiteye gidiyor bu da çok onları teşvik etti ve çok araştırma yapılıyor. Sanayi üniversite iş birliği konusunda Türkiye sıralaması dünya da çok üst konumlara geldi. Ar-ge’ye yüzde yarım pay ayırıyorduk, şimdi yüzde 1 pay ayırıyoruz. Ama bu da yetmez, gelişmiş ülkelere bakıyoruz bu oran milli gelirin yüzde 2,5’u, yüzde 3’ü bizim de hedefimiz bu.

Şimdi mesela, biz Gebze’de Muallimköy’de büyük bir bilişim vadisi kuruyoruz aynı Silikon Vadisi gibi. Birinci fazını yaptık diğer fazları yapacağız, yani bu çalışmaların sonuçlarını çok kısa sürede alacağız. Özellikle gençlere yönelik ciddi potansiyel var bizim en büyük kaynağımız genç nüfusumuz. Maalesef bu alçak terör örgütü gençlerimizin hayallerini yok etti, onları dağda ömrünün baharında yok ettiler. Artık terörden de büyük oranda kurtulduğumuz için gençlerimizi geleceğe hazırlayacak projelere öncelik veriyoruz.

İBRAHİM KARAGÜL- Şimdi ekonomiden açılmışken şöyle bir şey aklıma geldi: Yani biz genelde birkaç hafta önce faiz ve dolar üzerinden bir spekülasyon oluşturdu Türkiye’de malum. Bunu tabi ekonomik bir sürü açıklamaları vardı, ama bizi siyasi açıklamaları daha çok ilgilendiriyordu, yani bir operasyonel boyutu, uluslararası boyutu daha çok ilgilendiriyordu. Türkiye ekonomisi Vahap Bey’in sorduğu gibi çok detaylı tartışabilir, ama dünyada çok kırılgan bir ekonomik gidişat var dünyanın genelinde bir kırılgan var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Doğru.

İBRAHİM KARAGÜL- Bunu Türkiye’deki durumu biraz onunla kıyaslayarak da tartışmak lazım yani onların Türkiye’yi zayıflatma durumu var o yapının o kırılganlığın verdiği içeriye yansıyan sıkıntıları var. Geçtiğimiz günlerde Kanada’daki G-20 zirvesinde bunu gördük, yani Avrupalılar resmen Amerika’ya meydan okudular, hatta Fransa G-6 kuralım dediler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Toplandı G-7 zirvesi yaptılar, ama bir sonuca varamadılar Amerika’ya karşı çok birlikte hareket ettiler. Hatta yani çok şaşırtıcı değil mi yani Kanada’yla Amerika tek devlet olmuş gibiydi. Yani hiç birbirleriyle çatışmayan, hiç fikir ayrılıkları olmayan hatta sınırlarının bile olmadığı iki ülkeydi, ama damarına basınca, menfaatine basınca, acıtınca Kanada’da isyan etti sonunda. Tabi Amerikan yönetiminin özellikle de Trump’ın bu öngörülemeyen çıkışları herkesi şaşırtıyor.

Şimdi şöyle bir durum var Vahap Bey bunu daha detaylı bilecektir, şimdi bir durumla karşı karşıyayız dünya ekonomisinde: Uzun süreden beri geçtiğimiz 10 yıl içerisinde gelişmiş ülkeler oradaki fonlar Amerika’da, Avrupa’da faizler çok düşük olduğu için gelişmekte olan ülkelere akıyordu. Bu şekilde Amerika’dan 4,5 trilyon dolar, Avrupa Birliğinden de 2.4 trilyon euro gelişmiş ülkelerin piyasalarına enjekte edildi verildi, fonlandı. Şimdi bu sefer hem Amerika hem Avrupa Birliği faiz arttırmaya başladı. Faiz arttırmanın anlamı ne? Artık burada şartlar cazip orada tutmayın yatırımlarınızı buraya getirin, kaynak çıkışı olmaya başladı. Yani bizim gibi ülkeler, gelişmekte ülkeler kaynakları kıt, ihtiyaçları fazla olan ülkeler. Dolayısıyla, biz küresel kaynak kullanarak büyüyen bir ülkeyiz, bu bir olumsuzluk bizim açımızdan.

İkinci olumsuzluğumuz, özellikle son 1 yıldan beri petrol fiyatında düzenli bir artış geliyor, yani 2 katına çıktı diyebiliriz 1 yıl içerisinde bu da ikinci önemli bizim dengemizi döviz dengemizi veya cari açığımızı bozan bir gelişme bu bizim elimizde değil, bu iki şey bizim elimizde değil onların getirdiği bir olumsuzluk var.

Şimdi bütün bunlara rağmen bizim kamu borç yükümüz benzer ülkelere göre çok iyi. Aynı zamanda toplum borç yükümüzde yani özel sektörü de katsak yine diğer ülkelere göre iyi durumdayız.

VAHAP MUNYAR- Toplam borç 430 milyar dolar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Evet. Yani milli gelirlerinin efendim başka ülkelerde iki katı, dört katına çıkan ülkeler var.

İBRAHİM KARAGÜL- Ve bunlar gelişmiş ülkeler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Bizim zannediyorum yüzde 140 civarında o civarda.

İBRAHİM KARAGÜL- Bunlar gelişmiş ülkeler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Tabi tabi onlar. O bakımdan bizdeki konu ne? Maalesef tabi 15 Temmuz’dan sonra özellikle OHAL’in devreye girmesiyle beraber özellikle değerlendirme kuruluşları bu değerlendirme kuruluşlarının görevi şu: Başka ülkelere kaynak hangi ülkeye kaynak aktaracaklarsa, fonlama yapacaklarsa o ülkeler bu değerlendirme kuruluşlarının raporlarına bakıyorlar, ona göre karar veriyorlar. Şimdi bunlar üst üste 2016 yılında Türkiye’nin büyüme tahminlerini düşürdüler düşürdüler ve olumsuz bir tablo ortaya koydular, sonunda onların dediği çıkmadı. 2016’yı darbeye rağmen üçüncü çeyrekte yüzde 4’ün üzerinde küçülmemize rağmen toparladık, 3.2’yle büyümeyi kapattık. Fakat ondan sonra kötümser tahminler durmadı, devam etti, 2017’ye yönelik üst üste açıklamalar yaptı, Türkiye işte küçülecek, büyümeyecek, şu olacak, bu olacak, büyük bir ekonomik kriz var. Bunlar da tabi yatırımcıları olumsuz etkiliyor. Sonra aldığımız o tedbirlerle KGF’yi devreye soktuk, işverenlere teşvik verdik, yeniden yapılanma yaptık, yapısal reformlar yaptık, iş hayatının önündeki bazı sorunları çözdük, ondan sonra 7,4 büyümeye geldik, onu gördüler daha o rakamlar gelmeden, bu sefer bir tık bir tık arttırmaya başladılar, işte 3’tü 3,5 yaptılar, 4’tü 4,5 yaptılar çok açığa düşmemek için, yani öbür türlü güvenirlilikleri sorgulanacak.

Ama bunlar şimdi ne yaptılar? En son seçim kararı alındıktan sonra küt diye Türkiye’yi izlemeye aldık dediler, bu gündemlerinde yok. Bu masum bir şey değil, yani zamanlama açısından çok masum bir şey değil. Türkiye piyasaları üzerinde soru işareti oluşturmaya yönelik hareketler bunlar. Arkadan tuttular aktif öz kaynak oranı çok yüksek olmasına rağmen, Türk bankalarının notunu, onu da izlemeye aldılar. Bunlar bu işi bilen uzmanlar tarafından yadırgandı, normal bir şey değil. Seçime kalmış bir aydan az süre, siz böyle bir hareket yapıyorsunuz ki işte mevcut iktidar ekonomiyle ilgili bocalasın, bundan bir bedel ödesin. Ama elhamdülillah, aldığımız tedbirlerle onun da üstesinden geldik…

VAHAP MUNYAR- O ataklara karşı tedbirde biraz geç kalınmışlık var mı? Özelikle işte dövizin yükselmesine karşı faizde adım?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi oralarda daha iyisi yapılabilirdi, ben de o konuda size hak veriyorum. Ama biz diyoruz ki, herkes işini yapsın kardeşim, yani biz işimizi yapıyoruz. Biz son 10 senede Avrupa Birliği’nin sağladığı istihdamı daha fazlasını Türkiye’de sağlamışız. 8 milyon vatandaşımıza iş bulmuşuz, Avrupa Birliği’nin 28 ülkesi bu kadar üretmedi, tamamı.

VAHAP MUNYAR- Bazı ülkelerin nüfusu kadar o.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Yani bu çok enteresan bir şey. Biz daha ne yapacağız? Reel sektörü her yönden destekliyoruz, istihdamı destekliyoruz, ondan sonra ihracatı destekliyoruz, yerlileştirmeye, millileştirmeye, savunma sanayine destek veriyoruz. Merkez Bankasının işi de sermaye piyasalarını, para politikalarını takip etmek, enflasyon hedeflerini tutturmak, bunlar, herkes işini yapacak neticede.

SUNUCU- Biraz önce sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye dış kaynak bulması ihtiyacı olan bir ülke diyorsunuz. İşte dün Amerikan Merkez Bankası sizin söylediğiniz gibi parayı geri çeken açıklamalar yapınca dolar tekrar hemen yükselmeye başladı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kıpırdanmalar oluyor ama, stabil, şu anda büyük fevkalade bir şey yok, beklemiyoruz. Bir ara böyle bir ateşi çıkmıştı, ama şu anda makul denebilecek düzeyde gidiyor.

SUNUCU- OHAL’le ilgili açıklamalar gelmeye başladı, yine ekonomiyle de ilişkili olduğu için.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- OHAL konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız zaten çok net ifade etti, yani yeni dönemde, Temmuz’da malum, Temmuz’un 18’i veya 17’si itibarıyla bitmiş oluyor, tekrar uzatılmayacağını düşünüyorum.

NUH ALBAYRAK- Efendim, ben izin verirseniz şu operasyon kısmını biraz daha açmak istiyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hangi operasyon.

NUH ALBAYRAK- Ekonomideki operasyon meselesini. Şimdi o kredi derecelendirme kuruluşlarının gözlemleri vesaire, bunları biliyoruz. Ama seçim kararı alınmasından itibaren yaklaşık 1,5 ay içerisinde dolar yaklaşık yüzde 25 arttı, TL karşısındaki fiyatı arttı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Türk parasına göre değer kazandı, evet.

NUH ALBAYRAK- Şimdi bunları şekilde izah etmeye çalıştığımız zaman, işte kamuoyunun bir kısmı,  özelikle muhalefet partileri ya işte bahane aramayın, sonuçta ekonomi kötüye gidiyor, ekonomi bozulmuş durumda, onun için bunlar böyle diyorlar. Bu kadar mıdır, yani böyle izah etmek mümkün mü bunu? O kredi kuruluşlarının şeyi başından beri böyle. Burada başka bir şey aramamız gerekmiyor mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değil. Şunun için: Bunu tabi bilenler biliyor, ama ben vatandaşımızın anlayacağı şekilde söyleyeyim.

Bir kere, bizim emsalimiz ülkeler açısından durum hep aynı, yani sadece bizim paramız dolar karşısında zayıflamadı, Arjantin’inden, Brezilya’sından, Rusya’sından, İran’ından tutun hepsinde ayın durum, öyle değil mi Vahap Bey?

VAHAP MUNYAR- Evet evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dolayısıyla bizim fevkalade bir ayrışmamız yok. Ayrışmamız olduğu dönem de oldu, ama onu tedbirlerle normalleştirdik. Yani dışımızdaki şartlardan kaynaklı bir durum var, yani bizim ne yaparsak yapalım düzelteceğimiz bir şey değil. Ama bazı konular var ki, biz müdahalelerimizi yapmasaydık aleyhimize durum daha fazla gelişebilirdi, biz onun önüne geçtik. Yani ekonomiyle ilgili veya kurla ilgili muhalefetin arzusu, 8 olsun, 10 olsun, göbek atalım, seçimde biz bundan avantaj sağlayalım; beklentileri bu.

VAHAP MUNYAR- Herkes zarar görür öyle bir şeyden.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Adam kısa vadeli 3 tane oy alacağım diye elini ovalıyor, aman diyor 5 oldu, 8 olacak, daha fazla olsun. Olsun da kardeşim, bu memleket bundan bedel ödüyor, yani dolar artınca tepeden tırnağa her şey, ithale bağımlı olan bir ülkeyiz, petrole, doğalgaza, diğerlerine, hepsi fiyatlar etkileniyor, fiyatlar etkilenince ücretler etkileniyor, ücretler geride kalmış oluyor, enflasyonu tetikliyor ve dolayısıyla ekonomide hafif bir görünümde olumsuzluk meydana geliyor; bunları görmemiz lazım.

NUH ALBAYRAK- Efendim, aynı kredi kuruluşu iflas etmekte olan Yunanistan’ın notunu artırıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, onlara girdiğimiz zaman işin içinden çıkamayız. Orada bir ahbap-çavuş ilişkisi var, yani bu aşikar. Biz mücadele ederek geliyoruz, yani her türlü iç-dış siyasi odaklara karşı mücadele ederek geliyoruz.

Şimdi Avrupa Birliği, Almanya, Yunanistan’a sahip çıktı, al sana 140 milyar avro, işleri düzelt dedi. Böyle bize ağalık yapacak biri mi var? Biz kendi gücümüzle bu işlerin üstesinden geliyoruz. Bizim gücümüz ne? Millet. İşimiz ne? Hizmet. Gücümüz milletten aldığımız müddetçe hizmetimize devam edeceğiz. Bu ekonomiyle ilgili işler muhalefete ekmek çıkmaz, açık söyleyeyim. Ve bu işi de oya tahvil etmek çok etik değil, çünkü bütün millet zarar görüyor. Yani sen 3 tane oy fazla olsan ne olacak? Bunun söylemi kötü, yani eyleminden ziyade, yani şöyle kalkıp işte Türk ekonomisi kötüye gidiyor, Türkiye’de güvenlik yok… Hatırlayın, Kılıçdaroğlu bir dış mülakatında, Türkiye’de güvenlik yok, gelmeyin dedi. Daha başka kimseye aramaya lüzum yok ki zarar vermek için. Yani bizim siyasi parti Başkanımız bunu söyledikten sonra kime ne diyeceğiz?

Ekonominin yüzde 50’si algı yönetimidir, yüzde 50’si de tedbirdir, alacağınız karardır. Algı yönetimi konusunda işte -Allah selamet versin- siyasi rakiplerimiz çok da bize destek olmuyor.

VAHAP MUNYAR- Efendim, şimdi sizin iktidarlarınız döneminde her seçim öncesi hani bir popülist politika gündeme gelir mi, seçim paketi açıklanır mı diye her seferinde, hayır, yapmayacağız dediniz ve yapmadınız, fakat bu sefer bir seçim ekonomisi uyguluyorsunuz izlenimi uyandıracak epeyi adımlar attınız. Bu neden kaynaklandı? Onun bir olumlu katkısı olacak mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle, yani belki daha somutlaştırmak gerekir: Yani emeklilere verdiğimiz ikramiyeyi diyorsanız…

VAHAP MUNYAR- Sadece o değil, vergi barışı var işin içinde, imar barışı var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim gündemimizde olup da uzun süredir, biraz da geç kaldığımız bir şeydir, onu söyleyeyim, yani seçimle bunu ilişkilendirmek çok doğru değil. Emeklilerimize keşke imkanımız da ha fazla olsa da daha fazlasını versek. Onlar bu ülke için ömrünün en güzel yıllarını verdiler, çabaladılar, bugünlere gelmemize yardımcı oldular.

Vergi barışının sağlanması veya imarla ilgili 40 yıldır, 50 yıldır devam eden sorunların yerine getirilmesi, bunların popülist bir politika olduğu görüşüne ben katılmıyorum. Her seçimden bütün siyasi partilerin önüne çıkan bir şeydir. CHP de bunu vaat ediyordu yıllardan beri, biz de bunu çıkardık ve çok büyük de karşılık gördü toplumda, ciddi anamda da müracaatlar oluyor.

Hiçbir geliri olmayan yaşlılarımız maaşlarını iki kat artırmak, bu da bizim yaşlılarımıza önemli bir vazifemiz olarak diye düşünüyorum.

Ben şöyle bir baktım da Vahap Bey, bu vaatler konusuna baktım, diğer adayların vaatleri yanında bizim yaptıklarımız devede kulak. Bir tanesininkini şöyle bir kabataslak hesaplayın dedim, 426 milyar çıkıyor yıllık. Birisininki 345 milyar çıkıyor. Onlar zaten vitesten atmış vaziyetteler. Nasıl olsa biz gelecek değiliz, söyleyelim de ya tutarsa. Yani bu vaatlerin işe yaramadığını, ipe-sapa gelmeyen vaatlerin işe yaramadığını biz 7 Haziran’da gördük.  Şeye girdiler, yani açık artırmaya asgari ücreti. Hatırlayın, o bin veriyorsa 2 bin veriyorum, o 2 bin veriyorsa ben 3 bin veriyorum, birisi 5 bin vereceğim dedi.  Ne oldu? Diyenler ortalıkta yok şimdi. Yani bir mümkün olan var, bir de imkansız var, biz Türkiye’nin gerçeklerini görüyoruz. Hani siyasette meşhur bir laf var, peşin simit veresiye kebaptan iyidir, siyasette eski siyasetçiler böyle bir laf söylerler.

İBRAHİM KARAGÜL- Şimdi kampanya döneminin son haftasına giriyoruz, seçim çok yaklaştı, yoğun bir kampanya yürüttünüz, yürütüyorsunuz daha doğrusu, her gün birkaç tane miting, işte televizyon programları, başka türlü toplantılar, görüşmeler. Genel bir kanaatinizi alsak, yani…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne bakımdan?

İBRAHİM KARAGÜL- Toplumsal eğilimler açasından, anket anlamında söylemiyorum…

VAHAP MUNYAR- Hava nasıl galiba, onu mu soruyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hava gayet güzel, müthiş bir hava var, berrak, ılıman, yani gayet keyif veren bir hava var, gündüzün o bunaltıcı sıcağından sonra şurada müthiş bir hava var. Memleketin havası da böyle hiç merak etmeyin, zerre kadar tereddüdüm yok. Yani şu güne kadar aşağı yukarı 30 civarında ili gezdim, vatandaşlarımızla buluştuk. Bayramda da bayramın birinci günü Tunceli’ye gideceğim akşamüzeri, ikinci günü Sivas, Tokat yapacağım, daha sonra Pazar…

İBRAHİM KARAGÜL- Birinci gün dediğiniz yarın, yarın Tunceli’ye gidiyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yarın akşam Tunceli’deyim, evet.

İkinci gün Tokat, Sivas, yani Pazar günü de İstanbul mitingimiz var…

VAHAP MUNYAR- Peki bu tempoda özel bir kür uyguluyor musunuz, nasıl sağlığınızı koruyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, Allah’a şükür herkes gibi…

İBRAHİM KARAGÜL- Ramazan’da zor olmadı mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biraz zorluğu oldu ama, işin heyecanı, vatandaşlarla buluşma, o ortam, iklim yorgunlukları unutturuyor. Orada bir an oluyor, bir an oluyor, bir şey yaşıyorsunuz, vatandaşla bir diyaloğunuz oluyor, bütün yorgunluğunuz gidiyor.

NUH ALBAYRAK- Bir de mesela Sayın Cumhurbaşkanı da, sizde sahurda filan çalıştınız, dolayısıyla uyku süresi azaldı herhalde değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani oldukça azaldı, uyusak da uyuyamıyoruz. Kesintisiz ya 2 saat, ya 2,5 saat, o kadar, daha fazla uyuyamıyorum.

NUH ALBAYRAK- Bayağı düşük bir uyku.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle oluyor: Seyahatlerde şöyle yarım saatlik, 15 dakikalık böyle şekerlemeler o uyku eksiğini gideriyor. Yaş ta tabi biliyorsunuz ilerledikçe uyku ihtiyacı da azalıyor.

SUNUCU- Sayın Başkanım, başta konuşuyorduk ama, sonra başka konulara girdiğimiz için konuşamadık, biraz aslında konuşmak istiyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Neyi?..

SUNUCU- Dış politikayı.

Özelikle ikiye ayırmak gerekirse, biri Amerika, biri Avrupa Birliği açısından. Amerika Birleşik Devletleri’nde siz Münbiç konusuna değinmiştiniz, bir de F35 ve S400 gerilimi ve işte bildiğimiz başka başlıklar var. Siz daha çok FETÖ ve Münbiç bağlamında konuşmuştunuz, bu diğer konularda bir pürüz görünüyor mu, yoksa hayır ilişkiler istediğimiz gibi gidiyor mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda olumluya doğru evrilmiş, yeni tabirle evrilmiş vaziyette. Gerek Avrupa Birliği’nde, gerek Amerika’da bir iyimser hava oluşmuş vaziyette. Bu şu anlama gelmiyor: Biz ülke menfaatlerinden taviz verelim, onların dediklerini yapalım, işi düzeltelim anlamına gelmez. Bizim durduğumuz yer bellidir, ülkemizin sınır güvenliği, milletimizin can ve mal emniyeti tartışılmaz, her şeyin üzerindedir. Terör oluşumları bizim için asla kabul edilemez. NATO üyeliğimiz konusunda kararlılığımız devam ediyor, yani F35 Amerika’nın projesi değil ki F35 NATO’nun ortak projesi, Türkiye de ortaklarından biri. Dolayısıyla Amerika’nın…

VAHAP MUNYAR- Üretim de yapıyoruz zaten biz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Üretim de yapıyoruz. Buradan biz alt yüklenici olarak oraya katkı da sağlıyoruz. Hani Amerikalılar PYD-YPG’yle işbirliği tercih değil bir mecburiyet diyorlar ya, bizim S400 de bir anlamda öyle oldu. Biz öncelikle NATO bünyesinde ülkelerden bu ihtiyacımızı… Ha babam oradan buradan füzeler geliyor, roketler geliyor, bizim savunma ihtiyacımız var. Bunu bir yandan tabii kendi imkanlarımızla orta-uzun vadede tam olarak sağlayacağız, ama bu aradaki açığımızı kapatmamız gerekiyordu. Bunu maalesef patriotlarla yapamadık veya diğer sistemlerle yapamadık. Dolayısıyla böyle bir yola gittik, yani bu gizli-saklı bir şey değil, ayan beyan. Türkiye’nin gündeminde en az 7-8 senedir olan bir mesele. O zaman ses-soluk çıkmadı, şimdi ne oldu birdenbire S400 işte tehdit oluyor, NATO sistemini bozuyor? Bunun arka planını anlamak zor. Yani S300’ü Yunanistan alırken hiç kimse bir şey demiyor…

NUH ALBAYRAK- 21 Haziran’da galiba F35 temsil teslim alacağız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, yani şu anda program işliyor.

VAHAP MUNYAR- Amerika’nın şöyle bir-iki talebi gündeme geldi. S35 ile S400 füzeleri birbirine yakın yerlerde tutmayın, o zaman problem değil gibi bir şey oldu ya da S400’leri alın ama hangarda bekletin, bir yerlerde bekletin, kullanmayın, o da bizim için problem değil diye. Böyle şeyler olabilir mi, yoksa…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz müzeye koymak için mi savunma sistemleri, öyle bir şey olamaz yani. O zaman bize bu millet hesabını sorar yani, buna bir para ödeyip alıyoruz, milletin parası bu. Ne için alıyoruz? Savunma için, savunma ihtiyacı için. Bak bizim kimseye düşmanlığımız yok. Yani bize düşmanlık eden olmadıktan sonra biz kimseye düşmanlık etmeyiz, yayılmacı bir politika izlemeyiz. Baştan ne dedik? Dostluklarımızı artıracağız, düşmanlıkları azaltacağız. Bu politikamızı sürdürmeye kararlıyız, burada bir sıkıntımız yok. Ama bu şu anlama gelmez: Sürekli onun-bunun eline bakacağız, acaba ne olacak, acaba ne diyecekler, böyle bir şey yapamayız ki. Kendi tedbirimizi almamız lazım, geçmiş tecrübelerimiz var, 74 Harekatı sonrası yaşadıklarımız var. Şimdi getirip S400’leri F35’lerle aynı torbaya koymanın anlamı ne? Burada bir mantık var mı? Burada bir iyi niyet var mı? Yok. Amerika’yla bizim sorunumuz var.

Sorunumuz FETÖ’dür; bir. FETÖ ile ilgili Amerika’yla anlaşamıyoruz, mutlaka bu meseleyi çözmemiz lazım, bir şekilde çözmemiz lazım. Yani bu millet bu FETÖ konusunda Amerika’nın daha net bir tutum belirlemesini istiyor, Türk kamuoyu bunu önemsiyor; bu bir kere hallolacak.

İki; bölgedeki bu PYD-YPG ikileminden Amerika’nın vazgeçmesi lazım. Yani o S400’ü bizim önümüze koyuyor, biz de diyoruz ki; arkadaş, bu adamlar terörist, bunlarla niye iş tutuyorsun, öyle mi? Burada da kafasını netleştirmesi lazım.

VAHAP MUNYAR- Savunma ihtiyacımızı kendi tehditleri oluşturuyor, kendilerinin sebep olduğu tehditler oluşturuyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle, biz durup dururken mi böyle bir arayış içine giriyoruz, oradan bir tehdit gelmese bize biz niye böyle hem paramızı verelim, hem de böyle aramızda bir gerilim oluşsun? Dolayısıyla ümit ederim şu Münbiç’te başlatılan süreç daha da ileri bir noktaya gelir, ilişkilerimiz hem NATO çerçevesinde, hem ikili ilişkilerimizde müspet adımlar olabilir.

Bir de tabii ilişkilerimizi zehirleyen Zarrab, Hakan Atilla davası olmuştur. Burada da benzer şekilde işte Rahip Brunson davası var. Bunların hepsi karşılıklı konuşulup görüşülecek, çözüme bağlanacak konular diye düşünüyorum. Bunun için hala fırsat var, bu fırsatı diplomasiyi, siyaseti çalıştırarak hayata geçirmemiz lazım.

SUNUCU- Söylediklerinizden hem Avrupa, hem Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilerde daha sanki yumuşak geçtiğimiz birkaç yıla göre…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim, böyle olmaması için bir sebep yok, olabilir.

SUNUCU- Yani muhataplarımızda da bu eğilim var galiba.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olabilir, tabii bunları hep söylüyoruz, onlara da söylüyoruz, Avrupalı dostlarımıza da söylüyoruz. Her ne kadar PKK sempatizanlarına kampanya, propaganda fırsatı verip bize vermemelerine rağmen biz bunu bile hoş gördük yani, daha ne yapacağız yani?

VAHAP MUNYAR- Avusturya sürekli kaşıyıp duruyor mesela camiyi kapatarak falan.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Avusturya’nın söylediklerini de fazla önemsememek lazım, onlar biraz kısa vadeli iç siyasette menfaat sağlamaya yönelik çıkışlar. Ama bizden ziyade Avusturya’nın yaptığı orta ve uzun vadede Avrupa Birliği’ni zehirleyen bir durumdur. Yani Avrupa Birliği’nde radikal akımların, ırkçı akımların, İslam düşmanlığının gelişmesi, Avrupa’nın en büyük güvenlik sorunu haline gelir.

SUNUCU- Ama bu camileri kapattı, çok sıkıntı olmayacak mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, bunlar haç ve hilal çekişmesini, savaşını çağrıştıracak hareketlerdir, buna bir mukabele yapılsa ne olacak?

İBRAHİM KARAGÜL- Bir faşizm dalgası devlet eliyle destekleniyor galiba.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu çok tehlikeli bir şey. Bu alanı mutlaka Avrupa Birliği ortak akılla, aklıselimle bu alanı yönetebilmesi lazım. Düşünebiliyor musunuz, Avrupa’da dünya kadar farklı düşüncede, farklı inançlarda insanlar var. Bu insanlar kendilerini nasıl hissedecek bu kararlardan sonra? Yani kendi toplumsal huzurlarını da tehdit eden bir durumla karşı karşıya. Hele hele 1 Temmuz’dan itibaren Avusturya Avrupa Birliği Dönem Başkanı olacak. Bu kadar savrulmuş bir ülke Avrupa Birliği’nin geleceğine ne katkı sağlayabilir?

SUNUCU- Son 4 dakikamız, o yüzden çok acil iki kısa soru sorarsanız sevinirim.

NUH ALBAYRAK- Ben içeri dönmek istiyorum efendim, seçim sonrasına.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyurun.

NUH ALBAYRAK- Şimdi seçimden sonra yönetim sistemi değişecek, bunu biliyoruz. Fakat geriye doğru, o altlara doğru bürokraside bunun uygulaması nasıl olacak? Mesela hala başaramadığımız, alt edemediğimiz bir bürokratik oligarşi var, bunun da zırhını 657 oluşturuyor, hala duruyor. Bu dönüşüm nasıl olacak o aşamada?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bu yeni sistemle ilgili biliyorsunuz Anayasa değişikliğinden sonra uyum yasaları var. Bir kısmı yapıldı, bir kısmı yapılamadı, erken seçim kararı alınınca. Ancak biz Meclis kapanmadan önce bir yetki yasası aldık, çıkardık. Bu yetki yasası tamamen bundan sonra yapılacak uyumla ilgili hususları düzenliyor. Ne diyor yetki yasasında? Yeni sisteme göre, yani cumhurbaşkanlığı kararnamesine konu hususların yetki yasasıyla düzenlenebilecek. Kanunlarda mevcut parlamenter sisteme göre var olan hususlar cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uygun hale getirilecek, velhasıl sistemin sorunsuz olarak hayata geçmesi için şu anda Meclis’in bize verdiği yetki var. Bu yetkiyi seçim sonuçları belli olup seçilen cumhurbaşkanı göreve başlamadan önce bu kararları Resmi Gazetede yayınlayacağız, hazırlık çalışmaları yapıldı ve bu şekilde sorunsuz bir geçişi yapmış olacağız. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili uzun süredir çeşitli ekipler oluşturuldu, çalışmalar yapıldı. Bakanlıklar nasıl olacak, sayıları ne olacak, bakanlıklara bağlı birimler ne olacak, bakanlıklardaki bürokrasi nasıl yapılandırılacak; bunlar zannediyorum önümüzdeki haftadan itibaren son hafta Cumhurbaşkanımız kamuoyuyla kısmen paylaşmaya başlayacak. Detaylarını ben de biliyorum, ama bu iş tabii yakışık alan, doğru olan Cumhurbaşkanımızın açıklamasıdır. Onun için ben bu kadarıyla yetineyim, ama kamuoyuna mal olan bir şey var; bakanlıklar arasındaki yetki çatışmasını ortadan kaldırıyor yapılan düzenlemeler. Ekonomiyle ilgili konular belirli bakanlıklarda toplanıyor, 6 bakanlığı ilgilendiriyor, şu anda iki tane bakanlıkta toplanıyor. Bakanlık sayısı azaltılıyor. Doğal olarak başbakan yardımcılığı diye, başbakan diye bir şey kalmıyor.

Bürokraside de tabii müsteşar ve aşağısından ziyade bakan yardımcısı tarzında bir yapılanmaya gidiliyor.

İBRAHİM KARAGÜL- Zamanımız yok herhalde.

SUNUCU- Süremiz bitti ama, çok kısa diyorsan sor.

İBRAHİM KARAGÜL- Biraz geniş bir soru soracaktım, sormayayım.

SUNUCU- Geniş bir soruysa bence bir dahaki sefere.

Sayın Başbakanım, çok fazla soru geldi, ama bir tanesini özellikle sormam gerekiyor, o kadar çok geliyor, size de daha önce soruldu, yeni bir şey de değil, bedelli askerlik. Bununla ilgili spesifik bir açıklama var mı, yani yaş, takvim, ücret ya da genel bir askerlik paketinin içine mi girecekler?

VAHAP MUNYAR- Ya da kalıcı bedelli olur mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, yani bu konuda çokça açıklama yaptık, hatta yani bizim açıklamalarımız sanki Cumhurbaşkanımızınkiyle çelişiyor falan gibi birtakım polemikler de oldu. Ama bizim bu konudaki bakışımız çok net. Yani söyledim, bir daha söyleyeyim. Gençler, askerlik bekleyen gençler için önemli bir konu. 5 milyondan fazla askerlik çağına gelmiş insan var. Kimisi 30 yaşında, kimisi 20 yaşında, hepsi askerlik çağında, kimisi bakaya, kimisi tecilli, kimisi kaçak, ama sorunlu. Yani şimdi kısaca bu vatandaşlarımız diyor ki; bizi askere al diyor. Kusura bakmayın biz alamıyoruz, çünkü ihtiyacımız sınırlı, her yıl 350 bin kişi alacağız diyoruz. Peki, almıyorsanız beni bırakın kardeşim diyor, ben geleceğimi planlayacağım, yuva kuracağım, işimi kuracağım, hayatımı tanzim edeceğim; ona da olmaz diyoruz, ne zaman alacağımız belli olmaz, sen bekle. Böyle bir şey yapmaya hakkımız var mı, soruyorum yani?

NUH ALBAYRAK- Yok.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu o insanların kabahati değil. Dolayısıyla işin adını bedelli filan koymak da yanlış. Bu iş topyekun ele alınıp bir esasa bağlanması gereken bir konu.

İBRAHİM KARAGÜL- Kalıcı bir düzenleme.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Yani böyle işte çıkardık erittik, geçen sefer çıkardık 200 bin kişi. 200 bin kişi nedir 5 milyon içinde? Öyle bir çalışma yapıyoruz ki artık bu mesele konuşulmasın. Birikti tekrar üç senede, beş senede bir bu da hoş bir şey değil. Kaldı ki biz 15 Temmuz sonrasında biliyorsunuz Silahlı Kuvvetlerde bir ciddi yapılanmaya gittik ve burada profesyonel orduya geçişi hızlandırdık, esasen önceden başlamıştı. Jandarma ayrıldı, polis ayrıldı, güvenlik çeşitlendirildi. İç güvenlik-dış güvenlik diye ciddi bir profesyonel dönüşüm sağlandı. O yüzden şu anda terörle mücadelede operasyonlara silahaltına alınanlar katılmıyor, onlar arka planda lojistik destek veriyorlar. Profesyoneller bilfiil çatışmaya giriyor, operasyonlara giriyor. Yapılacak iş çok basit, yeni hükümet bu konuyu öncelikli olarak ele alacak. İşte sorunun kaynağı belli, büyüklüğü belli, ihtiyaçlar belli. Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleri belli, tarafların görüşleri alınmak suretiyle burada kalıcı bir düzenlemeye gideceğiz. Bunun içinde askerlik süresi de var, bunun içinde profesyonelliğe geçiş de var, hepsi bunun yapılacak. Yani böyle bir çalışma yapılmış falan değil. Ama sorunun varlığı kabul edilmiş vaziyette, toplumsal beklenti görülmüş vaziyette. Bundan sonraki adımlar artık yeni dönemde işbaşı yapacak hükümete kalmış.

İBRAHİM KARAGÜL- 5 milyondan fazla kişi seçim sonrası böyle bir beklenti içinde olacak yani.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bundan kaçış yok, bu mutlaka olmalı, olacağını düşünüyorum ben, herhangi bir sıkıntı da görmüyorum.

SUNUCU- Vahap Munyar Hürriyet Gazetesi, İbrahim Karagül Yeni Şafak Gazetesi, Nuh Albayrak Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni; çok teşekkür ediyorum katkılarınız için.

Sayın Başbakanım, kapatıyoruz, ama buradan sonra önümüzdeki 5-6 günde herhangi bir televizyon programı görünüyor mu planınızda?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var, birkaç tane var.

SUNUCU- Dolayısıyla Başbakan olarak son program bu değil.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değil değil, daha var.

VAHAP MUNYAR- Tarihe geçemiyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Son mesajımız şu olsun: Yarın bayram, bütün milletimizin bayramını tebrik ediyorum. Bayramın birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize vesile olmasını Mevla’mdan niyaz ediyorum. Bayram üzeri yola çıkanlar var, yola çıkan vatandaşlarımızın da…

İBRAHİM KARAGÜL- Biz programdan sonra yola çıkacağız efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle mi? Onun için dikkatli olsunlar, kurallara uysunlar. Yolların kralı yok, kuralı var. Biz vatandaşlarımızın sevdiklerine sağ-salim ulaşmalarını çok önemsiyoruz. Yollar çok güzel, Türkiye’nin her tarafında havayolu, karayolu, elhamdülillah yollarımız çok iyileşti.

Bakın onu da kapatmadan söyleyeyim; biz göreve başlamadan önce Türkiye altyapı gelişmişliği bakımından 39. sıradaydı, şimdi 9. sıraya geldi 15 yıl içinde. Yani dünyanın altyapısı iyi olan 9. ülkesi.  Biz 10 ülke arasına girmek istiyoruz; altyapıda girdik, bunu başardık, diğer alanlarda da başarırız.

Son söyleyeceğim, vatandaşlarımız seçime katılmayı ihmal etmesin, tatile gidip seçimi unutmayalım. Tatile gidelim, tatilimizi yapalım, 24’ünde nerede oy kullanacaksak orada olalım, yani vatandaşlık görevimizi ihmal etmeyelim. Mutlaka seçime katılıp ondan sonra vay şu şöyle oldu, bu böyle oldu demeye hakkımız olsun. Yani seçime gitmemiş, oy vermemiş insanın tabii ki sonraki gelişmelerle ilgili değerlendirmesi de çok fazla anlam ifade etmez. Her şeye seçimde karar verecek, millet oyuyla karar verecek. Ya benim oyum eksik olsa ne olur? Çok şey olur. Bazen 1 oy sonucu değiştirir, ülkenin kaderini değiştirir. Onun için vatandaşlarımız ülkemizin birliği, beraberliği, kardeşliği için, tek bayrak, tek vatan, tek devlet tek millet ülkemizin daim olması için sandığa mutlaka gitmeli, mutlaka vatandaşlık görevini yerine getirmelidir diyorum. Bütün herkesin bir kez daha bayramını kutluyorum.

24 Haziran demokrasi bayramımız da şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Sizlere de böyle bir fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

SUNUCU- Estağfurullah efendim, çok teşekkür ediyoruz Sayın Başbakanım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz teşekkür ederiz.

SUNUCU- Başbakan Binali Yıldırım Özel Yayınını Dolmabahçe’den sunduk, burada sona eriyor.

Sayın Başbakanın da söylediği gibi herkese, bütün insanlık alemine iyi bir bayram inşallah.

Yeni bir yayında görüşmek üzere iyi akşamlar efendim.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.