Basbakan Yildirim’in Türkiye Yeniden: Mezun Bulusmasi’nda yaptigi konusmanin tam metni
… misafirler, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının değerli mensupları, Türkiye mezunları hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sözlerimin hemen başında dün Mısır’da meydana gelen hain terör saldırısını şiddetle kınıyorum. Cuma namazında ibadet ederken insanların üzerine bombaları, mermileri yağdırmak ne insanlığa sığar, ne de İslamiyet’e sığar. Bu vesileyle rahmeti Rahman’a kavuşanlara Allah’tan rahmet diliyorum ve Mısır halkına da başsağlığı diliyorum. Türk milletinin duası ve desteği kardeşlerimizle beraberdir.
Bu buluşma vesilesiyle yolu Türkiye’den geçmiş olan bu büyük ailenin bütün bireyleriyle yeniden iletişim kurmak, hasbihal etmek ve bizden sonraki hayat hikâyelerini de dinlemek istedik. Gördük ki 1960’lı yıllarda mezun olmuş, geçen yılda mezun olmuş kardeşlerimizin hiçbirinde Türkiye sevgisi geçen sürede azalmamış, artarak devam etmiş. Maşallah Türkçeleri de ilk günkü gibi güzel ve taze.
Türkiye mezunları gözde meslek sahipleri olmuş, bazıları hatta ülkelerinde Türkiye’nin dış temsilciliklerinde görev almışlar.
Değerli konuklar; işte aramızda Somali Bayındırlık ve İskân Bakanı, Bosna Hersek Neretva Kantonu Eğitim ve Kültür Bakanı, Çeçenistan Başbakan Yardımcısı, Filistin Telekomünikasyon Bilgi Teknolojileri ve Ulaştırma Bakanı var. Akademisyenlerden hukukçulara, bürokratlardan doktorlara, mühendislerden gazetecilere kadar birçok değişik meslek grubundan arkadaşlarımız bugün bizimle beraber. Hepimizin ortak paydası, ülkelerimizin ve bizlerin ebedi kardeşliği.
Evet, bugün 110 değişik ülkeden kardeşlerimizi İstanbul’da ağırlıyoruz. Dostlarımız bıraktıklarıyla şimdiki Türkiye arasında ne fark var, ne değişim olsun görsünler istedik. 60’lı yıllarda 8 üniversitesi olan Türkiye’nin, bugün 185 üniversitesi var. Türkiye’nin 160 ülkeye yayılmış 150 bin civarında Türkiye mezunu var. Bu insan kaynağı hazinesi, Türkiye’nin kardeş coğrafyalarla nasıl bir bütün olduğunun, dostluk köprüleri kurmadaki tarihi başarısının güzel bir örneğidir.
Değerli misafirler, bölgesel ve uluslararası gelişmeler açısından son derece hassas ve çalkantılı bir dönem geçiriyoruz. Bugün artık dünyanın hiçbir ülkesi, diğer ülkelerdeki olaylardan, gelişmelerden kendini ari, kendini ayrı tutamaz. Yaşanan olaylara gözümüzü kapatamayız, kulaklarımızı kapatamayız. Çünkü sonuçları eninde-sonunda geliyor sizi de buluyor, sizi de etkiliyor. Afrika’daki yoksulluk, Suriye ve Irak’taki iç savaş, istikrarsızlık, Myanmar’daki, Bangladeş’teki mülteci sorunu, dünyayı saran terör belası bunun en somut örnekleridir. Artık şunu iyi görmemiz lazım: Orta Afrika Bölgesinde yaşanan dini temelli çatışmalar, Doğu Afrika’da yaşanan kuraklık ve kıtlık, Avrupa’da yükselen radikal ırkçı akımlar, Ortadoğu’da oynanan kirli oyunlar, Avrupa sahillerine mülteci teknelerinden dökülen cansız bedenler Türkiye’nin bir gerçeği haline geldi. Düşünebiliyor musunuz, bugün mülteci konumunda bulunanların sayısı 55 milyonu geçti. Dünyada bu nüfusa sahip ülke sayısı sadece 25. Demek ki dünyanın 26. büyük ülkesi mülteciler ülkesi. İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz. Bu, dünyada yaşayan milyarlarca insanın hiçbirini mutlu etmiyor, geleceği için umut vermiyor. O halde dünyayı yönetenler, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki ülkeler çok daha fazla sorumluluk almalı, olayları, sorunları çözmek için rekabeti bir kenara bırakıp işbirliğine daha çok yönelmelidir. Bu noktada Türkiye son 15 yıldır ivme kazandırdığı diplomatik ilişkileri, insani diplomasi konusundaki ciddi atılımlarıyla dikkat çekiyor. Dünyanın arzuladığı, özlediği kardeşlik, barış ve hoş görü pencereleri Türkiye’den açılıyor, adeta insanlığa nefes sağlıyor. Tabii bütün bunlar olurken, Türkiye olarak biz insani yardımları günü kurtarmaktan ziyade, uzun vadeli kalkınmayı hedeflemesi gerektiğine inanıyor ve insana yatırıma devam ediyoruz. Türkiye bursları bu amaca yönelik çalışmalarımızdan bir tanesidir. İstiyoruz ki diğer ülkelerde yetişmiş nesiller, iyi eğitim almış insanlar olsun ve ülkelerinin geleceği için güzel hizmetlere imza atsınlar. Dünyanın pek çok ülkesi uluslararası öğrenci hareketliliğinde adeta bir yarış halindeyken, ülkemiz bu konuda önemli bir sosyal sorumluluk almayı tercih ediyor. Yaptığımız yatırımlar ve çalışmalarla bölgemizdeki ve bütün dünyadaki öğrenciler için önemli bir merkez haline geldi.
Bu yıl ülkemizin uluslararası öğrencilere yönelik çalışmasının kurumsal olarak 25. yılıdır. 25 yıldır Türkiye öğrenme aşkına sahip olanların uğradığı uğrak yeridir, ev sahibidir. Türkiye her sene 150 ülkeden 5 bin üniversite öğrencisini burslu olarak okutuyor, eğitim desteği veriyor. Ülkemizin yükseköğretim altyapısını tamamlayıp misafir öğrencilerine eskisine nispetle daha iyi imkânlarla rahat bir ortam sunar hale gelmesiyle yeryüzündeki neredeyse bütün ülkelerden üniversitelerimize uluslararası düzeyde öğrenci başvuruları günden güne artıyor. Bu yıl itibariyle 110 bine yaklaşmış durumda.
Ülkemiz eğitim yoluyla ülkeler arasındaki ilişkilerin, dostluğun ve kardeşliğin daha da gelişeceğine inanıyoruz. Düşünün öğrenciler farklı ülkelerde okursa, o ülkelerin kültürüyle, insanlarıyla tanışırsa ve daha sonra ülkelerine dönerse güzel hatıralar olacak ve o ülkeyle ülkesi arasında sorun çıkması çok daha zor hale gelecektir. Bir anlamda uluslararası öğrenci değişimi küresel barışı ve kardeşliği de sağlayan önemli bir araç haline gelmiştir. Misafir ettiğimiz her bir öğrenci Türkiye’den bir şeyler öğrenirken, Türkiye de onlardan bir şeyler öğreniyor. Ama bütün samimiyetimle ifade etmek isterim ki, en önemlisi de; her uluslararası öğrenci bizim için kendi ülkesinde Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliğinden başka çalacak bir kapımızın daha olması anlamına geliyor. Uluslararası öğrenciler bizim için birer gönül elçisidir.
Değerli konuklar; bakın yanı başımızda 7 yıla varan bir Suriye krizi örneği var, Irak aynı şekilde, Yemen aynı şekilde, Libya aynı şekilde ve daha birçok ülke. Ortadoğu’da kalıcı bir istikrardan adeta bahsetmek mümkün olmadığı gibi, Afrika’da da sorunlar tam anlamıyla aşılmış değil. Ama biz istiyoruz ki gençler savaş, afet, istikrarsızlık, iç çatışmalara maruz kalarak kayıp nesiller haline gelmesin. Her sene dünya çapındaki 5 bin uluslararası öğrenciye objektif kriterlerle burs verirken bu miktarın yüzde 70’den fazlasını yükseköğretime erişme imkânı kısıtlı olan ülkelere tahsis ediyoruz. Böylece küresel fırsat eşitliğinin de önünü açmış oluyoruz. Türkiye’nin bütün çabası gençlerimize üniversite öğretimi sağlamaktır. Bugün bu salona bakınca çok şükür bunu büyük ölçüde başardığımızı görmekteyiz, bundan da mutluluk duyuyoruz.
Gençler, gelecek sizindir. Gelecek, eğitimle donanmış, hayalleri ve hedefleri olan sizlerindir. Türkiye dün de sizinle beraberdi, bugün de, gelecekte de sizlerle beraber olmaya devam edecek, bundan hiç ama hiç şüpheniz olmasın.
Çok değerli Türkiye mezunları; ülkemizin uluslararası öğrenci hareketliliğine dahil olmasının aslında geçmişi 25 yılla sınırlı değil. Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana ülkemiz bir yandan yurt dışına öğrenci gönderirken, bir yandan da bütün coğrafyalardan gelen öğrencilere ev sahipliği yapmıştır. Ancak 1960’lı yıllarla birlikte öğrencilere ev sahipliği yapma geleneği ikili anlaşmalarla daha da kurumsallaşmıştır. 1992 yılında ülkemizin yurt dışına açılmasında önemli katkıları olan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı da burada yad etmemiz gerekiyor. Onun vizyonu sayesinde ülkemizde yabancı öğrencilerin okutulması konusunda büyük bir hareketlilik yaşandı. Nihayet 2012 yılında Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlatılan hedefler, yeni hedefler doğrultusunda oluşturulan Türkiye bursları programıyla ülkemiz nezdindeki uluslararası öğrenci hareketliliği sistematik ve kurumsal bir niteliğe kavuştu. Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız tarafından sevk ve idare edilen bu çalışma, bugün önemli bir seviyeye gelmiş durumdadır.
Yapılan bir araştırmaya göre, 2030 yılında uluslararası misafir öğrenci sayısının bugünkü 7 milyon seviyesinden 20 milyona ulaşacağı hesaplanıyor. Biz Türkiye olarak son 15 yılda enerjiden sağlığa, ulaşımdan iletişime, ekonomiden eğitime kadar birçok alanda değişimi, dönüşümü ve gelişimi gerçekleştirdik. 2017 yılı itibariyle tam 163 ülkeden 107 bin öğrenci başvurusu oldu. Keşke imkânlar olsa hepsine burs sağlayabilsek. Ama inşallah gelecek yıllarda daha fazla öğrenciye Türkiye’de öğrenme, yükseköğretim imkânı sağlayacağımızı düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de son yıllarda yükseköğretimde hatırı sayılır gelişmeler yaşadık. Gerek üniversite sayımızın artması, gerekse üniversitelerimizdeki altyapının, insan kaynak kapasitesinin gelişmiş olması, Türkiye’nin bu alanda gelecek yıllarda daha büyük imkânları yurt dışından gelen öğrencilere, gerekse de kendi öğrencilerimize sağlaması için her türlü imkânı ortaya koyuyor. Ülkemiz yükseköğrenim altyapısında kaydedilen nitelik ve nicelik olarak ilerlemeler sayesinde bugün ülkemiz bütün ülke nüfuslarınca tanınan bir eğitim durağı haline geldi. 2012 yılında yaklaşık 50 bin yabancı misafir öğrencimiz varken, bugün 110 bine ulaştık. Esasında üniversitede okuyan öğrencilerimizin sayısının 7 milyonu aştığını düşünürsek, bu sayının fevkalade düşük olduğunu da ifade etmek isterim. En azından 7 milyon üniversite öğrencisinin 350 bini misafir öğrencilerden oluşmalıdır. Bundan sonraki politikamız da inşallah bu yönde olacaktır, bu müjdeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Sadece 2017 mezun sayısı 7 bin 500’dür. Ülkemiz üniversitelerinde öğrenim gören 110 bin öğrencinin 25 bini burslu öğrencilerden oluşuyor. Tabii burada 16 bin diğer ülkelerden, geriye kalan 25 bine ulaşacak sayı Suriyelilerden oluşmaktadır.
2011’de Türkiye burslarına 8 bin başvuru olurken, 2013’te bu sayı 55 bini, 2017’de 106 bini aşmış durumdadır. Bu da Türkiye’nin yükseköğrenimine, Türkiye’deki eğitime olan ilginin ne kadar günden güne geliştiğini, arttığını gösteren en önemli bir sonuçtur.
Türkiye burslarının ülkemizin dış politikasının temel esaslarıyla da uyumlu ve geniş fırsatlar sunan yapısıyla ülkemizdeki burslu öğrenci sayısı artarken, aynı zamanda kendi imkânlarıyla da ülkemizde okumayı tercih edenlerin sayısı da yıldan yıla artıyor.
Değerli konuklar; Türkiye artık bölgede istikrarı, barışı, güvenliği sağlayan bir ülke. İddiası olan bir ülke. Kadim medeniyeti, kültürel zenginliği, geniş gönül dünyasıyla geleceğe yürüyen ülke Türkiye’dir. Bu bizim kutlu yürüyüşümüzdür. Ne geçmişte, ne de bugün asla bu yürüyüşümüz insanlığın aleyhine tek bir adıma dönüşmemiştir, dönüşmeyecektir. Yüzlerce yıl Osmanlı adaletiyle yönetilen Afrika toprakları bir kez bile istismar edilmemiş, hiçbir sömürüye izin verilmemiştir. Ama bugün durum ortadadır, Ortadoğu kanlı hesaplaşmalara, mezhep kavgalarına, kardeş kanı dökülmesine şahit olmaktadır. Bugünkü tablo bize ayan beyan şunu göstermektedir: İnsanlık, dünyanın içine sıkıştığı radikal, siyasi atmosferden, ötekileştiren dilden, küresel güçlerin oluşturduğu yersiz gerilim hatlarından çok yoruldu. Yeni bir öze dönüşü herkes bekliyor.
İşte Türkiye bu yeniden öze dönüşün öncülüğünü yapmaktadır. Bunun içindir ki Cumhurbaşkanımız bütün dünyaya “Dünya beşten büyüktür” mesajını vermektedir. İşte 110 ülkeden nice kardeşimiz, biz biriz, beraberiz, bir vücudun uzuvları gibiyiz diyor. Bu kardeşlik ilelebet devam edecek. Coğrafyalarımız kardeş olacak, evlatlarımız kardeş olacak, ülkelerimiz kardeş olacak. Birlikte gelişeceğiz, birlikte büyüyeceğiz, zorlukları birlikte aşacağız ve birlikte geleceği inşa edeceğiz.
Değerli kardeşlerim; Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızın girişimiyle tam 21 ülkede toplam 26 Türkiye mezun derneği kurulmuştur. Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan, Arnavutluk, Kosova, Gürcistan, Ukrayna, Kazakistan, Moğolistan, Afganistan, Filistin, Ürdün, Irak, Cezayir, Tunus, Somali, Etiyopya, Kenya, Tanzanya, Gana ve Nijerya. Kurulma aşamasında olan derneklerimiz de mevcuttur. Yılsonu itibariyle 40 farklı ülkede mezunlar dernekleri kurulmuş olacak ve bu sayede geçmiş anıların, edinilen ortaklık duygularının kurumsallaşması ve bu ülkelere gidince büyükelçilerimizden başka çalacak yeni bir kapımızın olması da apayrı bir mutluluk vesilesidir.
Her Türkiye mezununun kapısı, bizim gurbet eldeki evimiz gibidir. Türkiye mezunları kendi ülkelerinde yaşarken, kalbinde Türkiye’yi taşıyan gönül erlerimizdir. Sizler kadim medeniyetimizin yeni uçbeylerisiniz. Bundan dolayı sizin olduğunuz her yerde Türkiye olarak içimiz rahat, gönlümüz ferah olacaktır.
Değerli misafirler, sevgili öğrenciler, sevgili mezunlar, aslında sizin yaşadığınız tecrübeyi ben de yaşadım. Ben de 1990-1991 yılları arasında Birleşmiş Milletler Dünya Denizcilik Teşkilatı’nın Dünya Denizcilik Üniversite’sinde okudum, iki yıl master yaptım. Bu üniversite, Birleşmiş Milletler’in kurduğu bir üniversitedir ve öğrencilerinin tamamı değişik Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerden gelmektedir. Üniversite İsveç’te olmasına rağmen İsveçli öğrenci yoktu, ya 1 tane, en fazla 1 tane vardı, diğerleri bütün uluslararası üniversite olduğu için dünyanın her ülkesinden öğrencilerin buluştuğu bir yer. Siz değişik bölgelerden Türkiye’ye geliyorsunuz, Türk öğrencilerle arkadaşlık yapıyorsunuz. Biz de orada 2 yıl boyunca 100’den fazla ülkenin öğrencileriyle arkadaşlık yaptık, bir olduk, beraber olduk, geleneklerimizi, kültürlerimizi, alışkanlıklarımızı paylaştık. Bir de farklı din, farklı dil, farklı yaşam tarzı; bu aslında küresel kardeşliğe, küresel barışa önemli bir katkı sağlıyor. Hoşgörüyü getiriyor, ayrışmayı değil kucaklaşmayı sağlıyor. Ve işte oradan mezun olduktan sonra şimdi biz bütün arkadaşlarımıza bu mezun derneğimiz var, o vasıtayla haberleşiyoruz. Bu ne işe yarıyor? Tabii ülkeler diplomatik kanalları kullanarak sorunlarını aşarlar, ama böyle bir ağınız varsa, diplomatik kanalların hızı istediğiniz gibi olmaz, günler alır, aylar alır, ama biz hemen telefonla arıyoruz, arkadaşımıza diyoruz, orada tabii önemli görevdeler birçoğu. Şöyle şöyle bir mesele var, hemen hallediyor geri dönüyor. Yani bunların mezuniyetten sonraki faydalarını da görüyoruz. Bazıları bakan oldu, bazıları önemli genel müdürlüklerde görev aldı, siyasette görev aldı, akademide görev aldı, bürokraside görev aldı, özel sektörde, iş hayatında görev aldılar. Ve dolayısıyla bu öğrenci değişimi hakikaten hem ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesine çok büyük katkı sağladığı gibi, aynı zamanda ülkelerin kültürel olarak da birbirine yakınlaşmasına büyük fayda getiriyor.
O bakımdan bugün sizlerle biraraya gelmemize vesile olan Türkiye Yeniden Programı adı altında gerçekleştirilen bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği olan başta Başbakan Yardımcım Sayın Hakan Çavuşoğlu ve Yurt Dışı Türkler Akraba Topluluklar Başkanlığına teşekkür ediyorum.
Tabii Cumhurbaşkanımızın himayesinde gerçekleşen bir etkinlik, Cumhurbaşkanımıza da bu önemli programı himayesine aldığı için ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Değerli misafirler, değerli mezunlar; evet Türkiye mezunu olup da buralara gelmeye uzun süredir ara verenler varsa onlara söyleyecek birkaç sözüm var. Bu bir milat olsun, Türkiye’nin gönül kapıları size her zaman açıktır. Artık daha sık görüşeceğiz, daha sık biraraya geleceğiz. Öyle okuduk, bitirdik, hadi eyvallah yok. Dönüp gelip hasret gidereceğiz, dostlarımızla buluşacağız.
Bu düşüncelerle tüm Türkiye mezunlarına sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum. Kendilerinden ülkelerine ve toplumlarına en samimi sevgilerimi, saygılarımı iletmenizi istiyorum. Karşılıklı olarak ilişkilerimizi ve işbirliğimizi gelişmesi için her türlü katkıyı vereceğinizden eminim.
Ve bu duygu ve düşüncelerle bütün bu etkinliğe katılan dünyanın çeşitli yerlerinden dünya şehri İstanbul’a gelen, İstanbul’da buluşan bütün misafirlerimize tekrar hoş geldiniz diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.