Basbakan Yildirim’in valiler toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
80 milyon vatandaşlarımızın her birine ayrı ayrı buradan selamlarımızı gönderiyoruz.
Değerli arkadaşlar, mevcut idari yönetim yapımız 2200 yıllık Türk devlet geleneğinin birikimini ifade ediyor. Millet olarak temel özelliklerimizden biri de, tarihi yolculuğumuzda gittiğimiz coğrafyalarda tanıştığımız kültürlerin müspet yönlerini kendi kotamızda eritmek olmuştur. Bu bizim tarih ve kültür mazimizi zenginleştiren önemli bir unsurdur. Bugünkü devlet kurumlarımızın geçmişine baktığımız zaman yüzlerce, hatta binlerce yılı aşan bir geleneğin olduğunu görmekteyiz.
Dikkatinizi çekmek isterim ki Osmanlı Devletini teşkil eden 33 vilayet üzerinde bugün 60’dan fazla devlet ve hükümet kurulmuştur. İşte köklü geleneğimizin tüm bu toprakları adaletle, disiplinli idari yapısıyla başarılı bir şekilde yönetilerek bugünlere gelmiştir. Bu yönetim ahlakının, bu eşine az rastlanan başarının kodlarını Orhun Abidelerinde görebiliriz: “Üste gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe ilini, töreni kim bozabilir.” Evet, işte biz devlet yönetimine böylesine önem atfeden kadim bir geleneğe sahibiz. Sizler de 81 ilimizin en üst düzey yöneticileri olarak bu geleneği sürdürüyor, ağır bir vazifeyi omuzlarınızda taşıyorsunuz. Devletimizin, şehirlerimizdeki tutan elleri, hizmete koşan ayakları, şefkatle bakan gözleri, hakkı işiten kulakları ve hisseden kalbi konumundasınız. Sizler, bizler 15 yıldır Türkiye’yi takip eden değil takip edilen bir ülke haline getirmek için büyük gayret gösteriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çıktığımız bu kutlu yolculukta hepimize çok ama çok önemli görevler, önemli sorumluluklar düşüyor.
Değerli arkadaşlar; son günlerde Amerika’yla yaşadığımız vize krizi gündemin sıcak konularından birisini oluşturuyor. Hepinizin bildiği gibi Amerika diplomatik misyonlarının güvenlik zafiyetini öne sürerek vize işlemlerini askıya aldığını duyurdu. Tabii ki biz de ülkemize yakışanı yaptık, mütekabiliyet esasına dayanarak aynı karşılığı verdik. Temennimiz, iki müttefik arasındaki ilişkilerin kısa sürede normale dönmesidir. Bölgesel ve küresel gerilimlerin tırmanmakta olduğu bu süreçte Türkiye olarak sağduyuyu elden bırakmayacağız.
Değerli valilerimiz, ülkemiz ve milletimiz istikrarı bozmaya çalışan e-muhtıra, Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişimi, 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle birçok kez sindirilmeye çalışıldı. Ülkemiz bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle hedef ülke konumuna getirildi. Bütün bu gelişmeleri dikkate alarak mücadelede özellikle terörle mücadelede olay sonrası operasyon yaklaşımını bırakıp kesintisiz operasyon yöntemine geçerek faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Başka bir değişle müdafaa anlayışıyla değil taarruz anlayışıyla değil taarruz anlayışıyla terörle mücadeleye devam ediyoruz. Bir anlamda dağda terörist kovalıyor, şehirde spor salonu açıyoruz, okullar açıyoruz, hizmet tesislerini hizmete veriyoruz. Fabrikalarda artık kendi silahımızı, insanlı-insansız hava araçlarımızı üretebiliyoruz. Bakın son 1 yılda teröre karşı, teröristlere karşı 178’i büyük olmak üzere toplam 42650 operasyonu başarıyla gerçekleştirdik. Bu faaliyette 298 bin polis, jandarma, asker, güvenlik korucusu aktif görev aldı. Şunu özellikle bilmenizi isterim ki bu son iki yıl içerisinde terörle mücadelede muazzam bir uyum mevcuttur. Asker, polis, jandarma, bütün birimler birbiriyle dayanışma halinde ve uyumlu bir şekilde bu mücadeleyi başarıyla devam ettirmektedir.
Şehirde ve kırsalda PKK bölücü terör örgütüne karşı net bir saha hakimiyeti tesis edilmiştir. Bölücü terör örgütünün yollara mayın döşemesini engellemek amacıyla güvenli yollar projesini de başlatmış bulunuyoruz. Bu bağlamda toplamda 2 bin kilometreyi aşan yolu güvenlik yolları kapsamında ele aldık ve inşa ettik. Uyuşturucu, kaçakçılık operasyonlarıyla da örgüte ağır darbe vurarak finans kaynaklarını, lojistik desteklerini önemli ölçüde kısıtladık. Uyuşturucu, basit bir suç değildir. Uyuşturucu, basit bir suç ötesinde toplumumuzu, gençlerimizi yok etmek için sinsi bir plandır. Gençleri doğrudan hedef alan bu illetle ilgilenmek en büyük sorumluluklarınızdan biri olmaya devam etmelidir.
Gençlerin dini duyguları istismar ederek, suiistimal ederek hedef alan bir diğer terör örgütü de DEAŞ’tır. DEAŞ’la da aynı kararlılıkla mücadelemiz sürüyor. Fırat Kalkanı Harekatıyla DEAŞ’ın elinden alınarak özgürleştirdiğimiz bölgelere yerel halk, Suriyeliler tekrar döndüler ve orada yerleştiler. Sadece bu sene başından itibaren 1000 DEAŞ mensubu tutuklandı, 146 ülkeden 53 bin kişinin üzerinde terör zanlısına ülkeye giriş yasağı getirildi.
Değerli arkadaşlar, 1960, 1980 darbelerinden daha büyük tahribat yapan 15 Temmuz’un faili olan terör örgütüne de, FETÖ örgütüne de göz açtırmıyoruz.
Milletimizin inanç değerlerine, hayırseverlik anlayışına, eğitim aşkına karşı istismar araçları geliştirerek kendine alan açan FETÖ mensupları bugün Allah’a şükür yargı karşısında hesabın veriyor. FETÖ operasyonları kapsamında birçok zanlı tutuklandı, adalete teslim edildi. Örgütün finans kaynaklarına gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla para akışını önemli ölçüde azalttık. Terör örgütünün elindeki eğitim kurumlarını asıl sahibi olan millete iade ettik. Örgütün gizli haberleşme ağlarını deşifre ettik, bu anlamda büyük bir darbe vurduk.
Biliyorsunuz, biz bu kalkışma sonrası millete değil, kendimize olağanüstü hal ilan ettiğimizi ifade ettik. Milletimiz rahat olsun, işine, gücüne baksın, ticaretine baksın, maişetine baksın dedik. Bizim görevimiz, bu mikrobu, bu virüsü devletin bütün kurumlarından temizlemektir. Ve bu arındırma süremiz el-an devam ediyor.
Tabi değerli arkadaşlar, burada sizlere önemli bir tavsiyede, bir uyarıda bulunmak istiyorum; gerek FETÖ, gerek PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerde dikkatli, titiz bir şekilde, kılı kırk yararak işlem yapmanız büyük önem arz ediyor. Unutmayın, bizim değerlerimizde zulmetmek yoktur. Ne tek bir terör mensubunun devlet içinde barınmasına, ne de tek bir mazlumun zarar görmesine asla rıza göstermemelisiniz. Bu anlamda, sizlere ve devletin adaletini temsil eden vicdani muhakemelerinize güveniyoruz.
Değerli arkadaşlar, bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Bugün Suriye özelinde oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun farkındayız ve tedbirlerimizi peşin olarak almak üzere sahadayız. Biz bölgede bir terör değil, barış kuşağı oluşturmak için gayret gösteriyoruz. Astana’da 14-15 Eylül’de gerçekleştirilen toplantıda İdlib’de tırmanan gerginliği azaltma ve çatışmaların önüne geçme noktasında bir karar alındı. Şu an itibarıyla bu kararın gereğini yerine getirmek bakımından askerlerimiz İdlib’de bir görev ve sorumluluk üstlenmiş durumdalar. Bu çalışmaların nihai amacı, Suriye’de kalıcı bir barışın tesis edilmesi ve yıllardan beri devam eden zulmün sona ermesi.
Değerli vali arkadaşlarım, bölgedeki bir diğer sıcak gelişme de, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen hukuk dışı bir referandumdur. Irak’taki Bölgesel Yönetimin bir oldubittiyle anlamsız bir şekilde attığı bu adım Irak’ın mevcut statüsünü, toprak bütünlüğünü bozmakta, aynı zamanda da ulusal güvenliğimiz için bir tehlike oluşturmakta, bölgesel barışı da tehdit etmektedir. Bu terör oluşumlarıyla kol kola girenler, Irak’ın tüm kazanımlarını kaybetme olasılığını iyi hesap etmeliler. Biz bölgede yaşayan farklı etnik ve dini gruplara ait insanların hukukunu geçmişte koruduğumuz gibi, bundan sonra da korumaya özen göstereceğiz.
Değerli arkadaşlar, konuşmamın bu bölümünde biraz da sizlerin faaliyetleriyle ilgili düşüncelerimi, tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum.
Biz en baştan beri, millet devletin değil, devlet milletin emrinde, hizmetinde olacak dedik. Bu çerçevede hem bize, hem size düşen önemli görev, devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapatmaktır, mesafe koymamaktır. Sizlerin zaten bu anlayışla görev yaptığınıza yürekten inanıyorum, çünkü hepiniz milletin derdiyle dertlenmeyi hayat tarzı haline getiren yöneticilersiniz. 81 ilimizdeki bütün vatandaşlarımızın mutluluğunu, huzurunu, derdini, sevincini yüreklerinizde hissederek görev yaptığınızı biliyorum. Gün bittiğinde eminim ki her bir arkadaşım başını yastığa koyduğunda, o gün şehri için ne yaptığının muhasebesini yapıyor. Sizleri bu bilinç ve gayretinizden dolayı tebrik ediyorum.
Fakat hayatın bir gereği olarak sürekli yenilenmeye ihtiyaç var. Başarılarımızla övünerek değil, daima yeni başarılar, daha iyisini nasıl yapacağız düşüncesiyle çalışmak mecburiyetindeyiz. Tam da bu noktada birkaç hususun altını özellikle çizmek isterim.
Türkiye’de çok uzun süreler millet devleti yüceltmek için çalıştı, özellikle tek parti döneminde bu ülke bunu yaşadı. Devlet adamları millete yüz verirse millet şımarır anlayışı yıllarca bu ülkede hakim oldu. O zihniyet yüzündendir ki, uzun seneler milletimizin yüzü gülmedi. Hamdolsun, son 15 yılda biz bu durumu tersine çevirdik, şimdi artık milleti yaşat ki devlet yaşasın, milleti yücelt ki devlet yücelsin prensibini hayata geçirmiş bulunuyoruz. Aslında bu prensip ecdadımızı, Osmanlı’yı 6 asırdan daha fazla 3 kıtada hakim olma başarısını sağlayan en önemli prensip olmuştur. Her alanda milletin hak ettiği hizmetler ve yatırımlar ülkenin her köşesine ulaştırıldı, bunun gayreti gösterildi. Şehirlerimiz mamur hale getirildi ve geleceğe hazırlandı. En önemlisi de vatandaşlarımız devletin kendilerine ne kadar yakın, ne kadar ulaşılabilir olduğunu gördü.
Değerli valiler, devletin adalet ve merhamet eli olmaya mutlaka devam edin, bu iki temel kavramı yaşatmak için azami gayret gösterin. Unutmayın ki devlet millete aittir, milletindir. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tatbik eden, icra eden, karar verenden daima kuvvetlidir sözünü de unutmayın. Masa başında olanlar hesap yapar, kitap yapar, ama sahadaki uygulama her zaman planlara uymaz. Onun için uygulayıcı olarak sizler işinizi yaparken korkak davranmayın, çekingen davranmayın, mevzuatla uygulama arasında sıkışıp kalmayın ben ne yapacağım diye düşünün. Arkadaşlar, memleketin, milletin işini yaparken usul hatası, şekil hatası yapmaktan korkmayın. Şekil şartlarına asla takılmayın. Sahadaki işler usul hatası, şekil hatası olmadan yapılmaz. Hata yapmayacağım diye titizlenen iş yapamaz. Uygulamanın içinden gelen biri olarak şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Eğer usulü, biçimi, her şeyi dört dörtlük yapmaya çalışırsanız iş yapamazsınız. Bir tercih yapmak zorundasınız iş mi yapacaksınız, yoksa mevzuata mı sarılacaksınız? Mesele milletin menfaati, ülkenin geleceği ve menfaatiyse hata yapın, ama hainlik yapmayın. Hata yapmaya alan var, hainliğine asla alan yok. Bulunduğunuz şehirlerde milletin emaneti unutmayın sizlerin omuzundadır. Dolayısıyla, rızasını ve hayır duasını beklediğiniz yegane merci milletin ta kendisidir. Devletin şefkat ve merhametini vatandaşın sadakatini artırır, devlete olan bağlılığını geliştirir. Sizler de merkezi idarenin gören gözü, işiten kulağı, konuşan dilisiniz. Şehirlerimizdeki her haneden haberiniz olmalı ki derdiyle dertlenebilesiniz. Bu konudaki samimiyetinize yürekten inanıyorum. Sizlerden beklentim, hemşerilerimizin sizin yüzünüzü sadece resmi törenlerde görmesin. İnsanımız her zaman sizi yanı başında görmek, sizlerle dertleşmek, acılarını, sevinçlerini sizlerle paylaşmak ister. Örneğin, önümüzdeki kış şartlarında kimin bacası tütüyor, kimin bacası tütmüyor bunu mutlaka görmelisiniz, fark etmelisiniz. Bulunduğunuz şehrin cehresini değiştirmek ve o şehirde yıllar sonra bile hatırlanacak hizmetler bırakmak sizin elinizdedir. Şunu asla unutmayın: Yönetiminizde çalışan memurlarınız sizi temsil ediyor. Devletin şefkati kurumlarınızın bütün odalarında, bütün çalışanlarında aynı derece hissedilmeli. Artık vatandaşların saatlerce kalemlerde, koridorlarda beklediği günler geride kaldı, geride kalmaya devam etmelidir. Asıl suratlı, vatandaşına tepeden bakan, bugün git yarın gel tavrı asla bizim hoş göreceğimiz bir tavır değildir. Aksi halde biz bunun yaparsak bu makamların hakkını vermemiş oluruz. Allah hiçbirimizi bu aziz millete karşı mahcup etmesin.
Bir önemli konu da kaynaşmadır toplumsal kaynaşma. Doğu ve Güneydoğu illerinde malum son yıllarda yaşadığımız acı olaylar var, travmalar var, tahribatlar var. Bunun gençlerimiz üzerinde oluşturduğu kalıcı hasarlar var. Bunları ortadan kaldırmak üzere özellikle gençlerimizi Batı illeriyle buluşturalım Batı’daki gençlerimizi de Doğu illerimize gitmesini teşvik edelim. Böylece doğu batı, kuzey güney kaynaşmasını sağlayalım ve aramızdaki ayrılıkları ortadan kaldıralım.
Bakın hava yolunun ülkemizde gelişmesinin sadece ekonomiye faydası olmadı, aynı zamanda çeşitli toplum kesimlerinde, çeşitli ekonomik gelir düzeyindeki insanların birbiriyle kaynaşmasını, kardeş olmasını da temin ettik. Çeşitli bölgelerden insanlar bir araya geliyor, iş yapıyor, arkadaşlar geliştiriyor ve özgüvenleri artırıyor.
Değerli arkadaşlar, Hükümet olarak masa başı iş yapmayacağımızı her fırsatta ifade ediyoruz. Elimizden geldiğince vatandaşlarımızla kucaklaşmak, onların sorunlarını birebir dinlemek en önemli önceliklerimizdendir. Bölgelerimizde, şehirlerimizle yapılan yatırımları yerinde incelemek, bunları hizmete almak için şehir şehir dolaşıyoruz. Her gün başka bir şehrimizde yeni temeller atılıyor, yeni hizmetler halkın kullanımına sunuluyor. Halkımız bizim yüzümüzü sadece televizyonlarda görmesin. Şehir yönetiminde vatandaşlarla da, sivil toplum kuruluşlarıyla da, sağlıklı ilişkiler kurmak önemlidir bu konuya da özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Ancak şehirdeki diğer yerel yöneticiler, belediye başkanlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, meslek örgütleriyle ve şehrin bütün paydaşlarıyla her zaman uyum içinde şehrin geleceği için birlikte çalışmanın önemi çok büyüktür. Sizlerin de işiniz sadece şehrin asayişini, güvenliğini sağlamak değil, aynı zamanda bulunduğunuz şehrin ekonomisini geliştirmek, istihdama katkı sağlayacak projeler üzerinde çalışmak ve hemşerilerinizin mutluluğunu sağlamak olmalıdır. Mutlaka bulunduğunuz şehre ortaya koyacağınız projelerle, çalışmalarla heyecan verebilmelisiniz. Şehirde bir dalgalanma meydana getirmelisiniz. Çünkü şehir heyecanlanmazsa geleceği inşa edemez, geleceğe yönelik umutları yeşermez. Mutlaka ve mutlaka şehrin geleceğini inşa edecek, şehre heyecan verecek yeni yaratıcı projeleri bulmak zorundasınız. Eğer idare ettiğiniz şehirlerdeki hemşerilerinizi işin içine katmazsanız ne kadar başarılı olursanız olun sonuç almanız mümkün değil. Vatandaş işin içinde olmalı, vatandaş sizin heyecanınızı görmeli ve sizin heyecanınıza da katılmalıdır. Eğer bunu sağlarsanız rahatlıkla ifade ediyorum ki, sırtınız yere gelmez. Hep söylediğimiz gibi bütün sorunların çözümünü merkezi idareye havale eden bir anlayışa karşıyız. Gerektiğinde sizlerin önünü açacak, illerimizin ufkunu genişletecek yasal düzenlemeleri yapıyoruz. Sizin de bu düzenlemeleri en iyi şekilde kullanarak vatandaşa erişiminizi, vatandaşa hizmetinizi geliştirmeniz gerekiyor. Altyapı hizmeti alamayan köyümüz olmamalı, su problemi olan köyümüz olmamalı. Aynı zamanda nehirlerimizin, çaylarımızın atık sularla kirletilmesine sebep olan kanalizasyon problemi önümüzdeki dönemde önceliklerinizin en başında olmalı. Bölgesel farklılıkları azaltmak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki valilerimizin sizlerden, diğer valilerimizden daha büyük bir yükü var, daha büyük bir sorumluluğu var, burada da dayanışmaya ihtiyaç var. Elinde imkanı olan arkadaşlarımızın daha az imkanı olan diğer arkadaşlarımıza mutlaka destek elini uzatmasını bekliyoruz.
Cazibe merkezleri programı son halini aldı ve kısa bir süre içerisinde kamuoyuyla paylaşılacak ve böylece Doğu, Güneydoğu’daki 23 ilimizde yeni bir kalkınma hamlesi başlamış olacak.
15 yıldır ülkemize, 81 ilimize yaptıklarımız ortada. Üniversite sayımız 76’tan 185’e çıktı, öğretmen sayımız 500 binden 1 milyonun üzerine çıktı. 19 bin 500 kilometre 15 yıl içerisinde bölünmüş yol yaptık, hizmete aldık. Havaalanı sayımızı 26’dan 55’e çıkarttık, 5 adet yeni havaalanımız da inşa aşamasında. Önümüzdeki sene doğalgazı olmayan ilimiz kalmayacak. 79 yılda 276 baraj inşa edilmişti, son 15 yılda bu sayı 1451’e çıktı. 1156 olan sağlık tesisimiz 3526 ilaveyle 4682’ye yükseldi. Şimdi 30 adet şehir hastanesi yapıyoruz, 4’ünü tamamladık, diğerlerini de önümüzdeki yıllar içerisinde bitirip hizmete alacağız. 1213 kilometre yüksek hızlı tren hattını tamamladık, 3 bin kilometrelik hat üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor.
Dünyanın hayranlıkla izlediği dev projeleri birçok engele rağmen ülkemize kazandırdık, kazandırmaya devam ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, 2008 krizinden bugüne kadar dünyada 10 tane mega proje yapıldı. Bu 10 mega projenin 5 tanesini Türkiye olarak biz yaptık, konuşulan 10 projenin 5’i Türkiye’ye ait; bu gurur da ülkemize yeter. Bunları da biliyorsunuz; Osman Gazi Köprüsü, İzmir-İstanbul Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Kanal İstanbul, Marmaray, Avrasya Tüneli, daha birçok projeler.
Burada tamamını saymaya vaktimiz yok. 15 yıl içinde Türkiye’nin nereden nereye geldiğini her aklıselim görüyor, Allah’a şükür bunun karşılığını da milletimiz veriyor. 15 yıl üst üste iktidar olan, her iktidarda da desteğini artıran dünyada başka bir siyasi parti yok, başka bir iktidar yok. 80 vilayetimizin eş zamanlı olarak nasıl geliştiğini, kalkındığını görmemek için bu ülkeyi sevmemek gerek. Yani bu ülkeyi eğer seviyorsanız, bu ülkedeki gelişmeleri görmemeniz mümkün değil. Sizler de görev yaptığınız yerlerde aynı aşkla çalışmak, çıtayı her gün daha yükseğe çıkararak bu hizmetleri devam ettirmek konumundasınız. Kaybedeceğimiz değerli arkadaşlar tek bir saniyemiz yok. Bizde hizmet mesai saatleriyle sınırlı değildir. Biz 7/24 görev başında çalışmak durumundayız. Artık protokol yöneticiliği bitmiş, hizmet valiliği devreye girmiştir. Protokol davetlerinde de bu anlamda lütfen seçici olun. Çünkü siz bir etkinliğe gittiğiniz zaman bütün memurlar, bütün yöneticiler cümbür cemaat arkanıza takılıyor, vatandaş iş yaptıracak dairelerde kimse kalmıyor. Bu konuda da dikkat edin, kendiniz gidin, herkesin gelmesine gerek yok, otursunlar işlerinin başında dursunlar. Size yakın durmaktan, size gözükmekten vaz geçsinler, işlerine yoğunlaşsınlar. Lütfen şehir merkezine takılıp kalmayın, köylere, kasabalara her yere gidin, insanlar sizi her yerde görsün. Eksik neyse ileteceksiniz, sorun neyse söyleyeceksiniz Bakanlığımıza, İçişleri Bakanımıza, o da Hükümete getirecek, biz de gereğini yapacağız.
Bakanımız sabah kapsamlı sizlerle bir değerlendirme toplantısı yaptı. Terörle mücadele başta olmak üzere ülkemiz için yapılacak meseleleri, işleri bütün ayrıntılarıyla konuştu.
Şunu özellikle sizden istiyorum değerli arkadaşlar: Sorunları torunlara havale etmeyelim, sorunları Ankara’ya da havale etmeyelim. Sorunları yerinde müdahale ederek çözelim. Ayrıca, güncel teknoloji ve uygulamalardan da en üst düzeyde yararlanalım. Bunun için biz Başbakanlıkta bakanlıklarımızla birlikte bir çalışma başlattık, e-devlet dönüşümünü yaygınlaştırma çalışması. Bu süreç hızla devam ediyor. 1 yıl önce, takvimi 1 yıl kısaltarak e-devletin yurt genelinde uygulanmasını daha da yaygınlaştıracağız. Burada şu ana kadar 35 milyon vatandaşımız e-devlet hizmetinden yararlandığını görüyoruz. 2009’da 1 yılda bu sayı 6 milyona ulaşmıştı, şu anda 35 milyon. Ancak e-devlet, daha doğrusu bilgi toplumu anlamında ülkemiz geniş bant internet erişiminde yüzde 68’e çıkmasına rağmen vatandaşlarımızın sadece 35 milyonu e-devlet marifetiyle hizmet alıyor olması bizim gideceğimiz daha çok yolumuz olduğunu gösteriyor. E-devlet uygulamalarının yaygınlaşması demek, zaman tasarrufu demek, bürokrasinin azalması demek ve vatandaşın işinin kolaylaşması demek, hayat kalitesinin artması demek, ülkenin gelişmesi, kalkınması demek. Bugüne kadar kamu hizmetlerinin ancak yüzde 30’u e-devlet platformuna aktarılabilmiş durumda. O halde yapacağınız, valiliklerde bulunan bütün hizmetleri e-devlet platformuna aktarmak ve böylece işlerin bürokrasiden kurtulmasını sağlamak olmalıdır. Şu anda 350 devlet kurumu, 2600 kalem hizmet e-devletten veriliyor. Toplamda devlette yaklaşık 8600 hizmet türümüz var. Bak 8600 hizmet türünden sadece şu anda 2600’ü ancak elektronik ortamda verilebiliyor. O halde daha çok çalışmamız lazım, daha fazla e-devlet uygulamalarına alan açmamız gerekiyor. Başbakanlık koordinasyonunda yürütülen bu çalışmayla merkezde bütün bakanlıklarımızın entegrasyonu tamamlanmış durumda. Bütün kurumların yazışmaları artık elektronik ortamda gerçekleştiriliyor. Normalde bir evrak önceden ortalama 7 günde gelirken, şimdi artık bir tuşla 1 dakika içerisinde gideceği yere varıyor. Ama orada da kalmaması lazım, oradan da gideceği yere aynı hızla devam etmesi lazım.
Tabii her iki sistemin de birçok faydası var. Bunlar hem çevrenin korunmasına katkı sağlıyor, aynı zamanda da iş gücünden ve bütçeden önemli tasarruf sağlıyor. Vatandaşlarımız için tabii ki fayda çok daha büyük. Önceden de ifade ettiğim gibi bürokrasi azalacak, vatandaş memnuniyeti artacak.
Bürokrasiyi asgari düzeye indirmek, vatandaşı yormamak bakımından prosedür ve mevzuatı bir engele dönüştürmemek için büyük bir gayret göstermemiz gerekiyor.
Özellikle yatırımlar konusunda çok titiz olalım. Yatırımları yaparken, şehirleri inşa ederken, imar ederken çevre tahribatına da meydan vermeyelim. Şehirlerin tanıtımı ve yatırımcı çekmesi için, ihracatın arttırılması için, toplumsal heyecanın oluşturulması için, sosyal yapının güçlenmesi için gerekli gayreti göstermenizi istiyorum.
Her il mutlaka ihracatla tanışmalı, gerçi tanıştı, ihracat yapmayan ilimiz yok, ama bu rakamlar sembolik olarak kalmamalı. Bugün 10 milyar dolar ihraçta yapan ilimiz var, 10 milyon dolar ihraçta yapan ilimiz var. İstiyoruz ki, 10 milyon ihracat yapan ilimiz de 100 milyon ihracata çıkabilsin. Ve böylece katma değer oluşturacağız, bu katma değer de ülkemizin, geleceğimizin, refahımızın teminatı olacak.
Sınırlarından içeri girildiğinde ferah, yeşili bol, çevre düzeni iyi şekilde, titiz şekilde yapılmış şehirler görmek istiyoruz. Biz özellikle Bakanlığım dönemimde şehir giriş-çıkışlarındaki yolların muntazam hale getirilmesi, sıcak asfaltla kalitelerinin yükseltilmesi konusunda büyük bir gayret göstermişiz. Şimdi bu şehirlerin peyzajının ve giriş-çıkış, adeta şehrin vitrini olan havaalanları giriş arterlerinin ve ana yollarının mutlaka özenle güzelleştirilmesi gerekir. Burada belediyelerle yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmanızı arzu ediyoruz.
Değerli valilerimiz, evet, söylenecek çok şey var, ben sözlerimi burada tamamlarken, hepinize Allah’tan kolaylıklar diliyorum, Allah yar ve yardımcımız olsun. Ülkemizin zor günler geçirdiği bugünlerde sizlerin kendi ilinizdeki hemşehrilerinizle olan dayanışmanız ve ülke çapındaki kaynaşmamız, birliğimiz, beraberliğimiz ülkemizin gelecek yılları için en önemli sermayemizdir, en önemli teminatımızdır. Ülkemiz üzerinde oynanmaya çalışılan bu oyunları bozmak için canla, başla gayret edeceğiz, birlikte çalışacağız. Birbirimizi daha çok seveceğiz, farklılıklarımızı değil, ortak yanlarımızı ortaya çıkararak kardeşliğimizi artıracağız.
Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha Ankara’ya, buraya, Başbakanlığa gelmenizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum, Allah yar ve yardımcınız olsun.