Cumhurbaskani Erdogan, 15 Temmuz Kapsaminda, Yabanci Sermayeli Yatirimcilar ile Toplantida konustu
Konuşmasına "Sizlerle, ilk defa 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşadığımız o karanlık darbe girişiminden yaklaşık iki hafta sonra 2 Ağustos tarihinde bir araya gelmiştik. Bu toplantıda öncelikle darbenin ayrıntılarını paylaşmıştım, ardından da bu olumsuzluğa rağmen ekonomideki gelişmeleri özellikle ifade ederek, geleceğimizin aydınlık olduğunu ifade etmiştim." diye başlayan Erdoğan, Gezi olaylarına ve FETÖ’nün 17-25 Aralık saldırısına rağmen 2013’ün yüzde 8,5’luk bir büyümeyle kapatıldığını anımsattı.
2014’te önce mahalli idareler ardından da cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığını, buna rağmen yüzde 5,2’lik bir büyüme oranının elde edildiğine işaret eden Erdoğan, 2015’teki iki genel seçime ve terör olaylarındaki tırmanışa karşın yüzde 6,1’lik bir büyümeyle adeta bu tezgahları kuranlara meydan okunduğunu bildirdi.
Geçen yıl ise yakın tarihin en ağır travması olan 15 Temmuz’a, terörle mücadelede sınırların içinde ve dışında verilen yoğun mücadeleye rağmen yüzde 2,9’luk bir büyümenin elde edildiğini kaydeden Erdoğan, "Türkiye’nin demokrasisi yanında ekonomisiyle yerle yeksan olmasını bekleyenleri bu anlamda da hayal kırıklığına uğrattık. 2017 yılı içinde oldukça iyi bir ekonomik performans sergilediğimizi söyleyebiliriz. Birinci çeyrekteki yüzde 5’lik büyüme oranımız hepimize ümit vermiştir. Bu yılı da beklentilerin çok üzerinde bir büyüme oranıyla tamamlayacağımıza inanıyorum." diye konuştu.
Erdoğan, ihracatın yılın ilk 6 ayında yüzde 8,2 artışla yükseliş trendini sürdürdüğünü belirterek, istihdamda hem ekonomideki iyileşmeye paralel hem de TOBB ile başlatılan seferberlik sayesinde yeniden tek haneli rakamlara doğru gidildiğine işaret etti.
SENEDE BİR KEZ BİR ARAYA GELMEK
Borsa İstanbul’un neredeyse her gün yeni rekorlar kırdığını, Merkez Bankasında döviz rezervinin 110 milyar dolara ulaşarak yeniden tırmanışa geçtiğini vurgulayan Erdoğan, turizmde kayıpların telafi edilmeye başlandığı bir döneme girildiğini söyledi.
Erdoğan, dünyanın 17’inci, Avrupa’nın 6’ıncı büyük ekonomisi hedefi doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdüğüne işaret etti.
Yatırımcıları, girişimcileri, özellikle de uluslararası sermayeyi kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak görüldüğüne ve çok önem verildiğine değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hatta şöyle bir düşüncem var: Yani uluslararası sermayeyi kurumsallaştırmak suretiyle, senede bir kez bir araya gelmek, inanıyorum ki Türkiye ile uluslararası sermayenin daha da bütünleşmesini ve güçleşmesini sağlayacaktır. Bu konuda aynen bugün burada olduğu gibi TOBB, YASED ve ilgili bakanlarımızın da katılmasıyla bu çalışmaları gözden geçirmemiz bizlere çok şeyler kazandıracaktır."
Erdoğan, Türkiye’nin 1980’lerden beri "özel sektöre dayalı büyüme" modeliyle hareket eden bir ülke olduğunu belirterek, bilhassa 2003-2016 yılları arasında çektiği 173 milyar dolarlık uluslararası yatırımla ülkenin özel sektöre dayalı büyüme modelini başarıyla uyguladığını kaydetti.
Aynı dönemde ülkede faaliyet gösteren uluslararası firma sayısının 5 binden 51 binin üzerine çıkmış olmasından memnuniyet duyduklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Hayata geçirdiğimiz reformlarla, yatırımcılar arasındaki yerli-yabancı ayrımını ortadan kaldırarak herkes için cazip bir yatırım iklimi oluşturduk. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansını kurarak, uluslararası yatırımcıların önünü açtık. Ülkemizin yatırımcılara sunduğu fırsatları, iş dünyasına tanıtmak için kurduğumuz bu ajansımız, daima sizlerin hizmetinde ve emrindedir.
Bürokratik süreçler başta olmak üzere yatırımcılarımızın işini kolaylaştıracak her türlü faaliyeti yürütmekle görevli bu ajans, gerektiğinde şahsımla, Başbakanımız ile doğrudan irtibat kurmanızı da temin edecektir. İş adamlarımızdan ricamız, yatırımları için ihtiyaç duydukları ilişkileri kurmak, bilgileri alma, işlemleri yürütme konusunda hiçbir aracıya itibar etmeden doğrudan ajansımıza gitmeleridir."
TÜRKİYE’Yİ LÜTFEN ÇEVRESİNDEKİ ÜLKELERLE KIYASLAMAYIN
Erdoğan, TOBB ve YASED’in yatırımcılarla yakından ilgilendiğini belirterek, kendisinin yurt dışı seyahatlerinde de Türkiye’de yatırımı olan firmaların temsilcileriyle bir araya gelmeye gayret gösterdiğini bildirdi.
Geçen yılın, yaşanılan onca sıkıntıya rağmen tüm bu çabalar sayesinde 12,3 milyar dolarlık uluslararası yatırımla kapatıldığını dile getiren Erdoğan," Bu yılın ilk 4 ayında 3,6 milyarlık bir performansla geçen yılın üzerine çıktık. Yatırım portföyümüzde Amerika ve Avrupa ile birlikte Körfez ve Uzak Doğu Asya ülkelerinin payının da giderek yükseldiğini görüyoruz." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin uluslararası yatırımlardan aldığı payın hala yüzde 1’in altında olması kesinlikle ülkemizin potansiyeline yakışan bir durum değildir. Yatırım ve ihracat seviyemizi, ülkemizin potansiyeline uygun hale getirmek için önümüzdeki dönemde hep birlikte daha çok çalışacağız." dedi.
Ülkenin 2023 hedeflerinin en önemli ve iddialı boyutunu oluşturan Türkiye’nin bu noktada dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi haline gelme amacına ulaşmakta kararlı olunduğunun altını çizen Erdoğan, uluslararası yatırımcılara şöyle seslendi:
"Ülkemizde yaşanan gelişmelerin, uluslararası yatırımcıların kafalarında çeşitli soru işaretlerine yol açtığını biliyorum. Ancak şu gerçeğin görülmesini, değerlendirmelerin de buna göre yapılmasını istiyorum. Türkiye, dünyanın en ciddi çatışma ve kriz bölgesinin tam ortasında yer almasına rağmen, istikrar ve güven ortamının tehlikeye düşmesine asla izin vermemiş bir ülkedir. Bu Türkiye’nin en büyük aslında gücüdür.
Bunun için Türkiye’yi lütfen çevresindeki ülkelerle kıyaslamayın, onlarla karıştırmayın, onlara benzetmeyin. Türkiye, bu noktada çok farklı ve güçlü bir ülke. Sahip olduğumuz binlerce yıllık devlet geleneği, yaşadığımız coğrafyadaki bin yıllık varlığımız ve geleceği ilişkin iddialı hedeflerimizle biz, farklı bir ülkeyiz."
İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Petrol Kongresi’ni hatırlatan Erdoğan, kongreye katılan liderlerle yaptığı görüşmelerde, hepsinin iyi niyet mesajlarını özellikle dinlediğini aktardı.
Böyle yüksek katılımlı bir kongrenin İstanbul’da yapılmasının önemini belirten Erdoğan, "Artık dünyada en önemli güç, potansiyel enerji. Enerjide de adeta İstanbul bir İpek Yolu. Bu duruma gelmiştir ve bu İpek Yolu artık kuzeyden, doğudan, batıdan, her taraftan bir kesişme noktası oluşturmuştur, buna güney de dahildir. Böyle bir güce, potansiyele sahip olan Türkiye, şu anda yeni yeni arayışların içindedir." diye konuştu.
"3T" olarak ifade ettiği "tedarik, transit, tüketim" noktasında Türkiye’nin bu üç konuyu yakalar konuma geldiğini, bunu daha da ileri seviyelere taşıyacaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"İçinde yer aldığımız coğrafya bizim handikapımız değil tam aksine avantajımızdır. Çünkü hem siyasi hem ekonomik hem de insani olarak bölgenin güvenli limanı olan Türkiye’nin farkı işte bu vasfıdır. Ülkemizin denklemde olmadığı hiçbir projenin, bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün değildir. Biz de bu konumumuzu dayatma veya şımarıklık için değil, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin huzuru ve refahı için değerlendirmeye çalışıyoruz. Terör örgütleriyle yürüttüğümüz tavizsiz mücadelenin amacı da budur."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin, demokrasi ve özgürlüklerle birlikte ekonomiyi hedef aldığını bildirdi. Erdoğan, "Bu örgütün devlet ve toplum hayatımızın her zerresinden temizlenmesi konusundaki hassasiyetimizin sebebi, ekonomimizin geleceğini de güvence altına almaktır. Özellikle Batılı dostlarımızın, bu konudaki muhatapları doğru tasnif edemediğini üzüntüyle görüyorum." ifadesini kullandı.
G20’MİMİZDE EN UFAK BİR GÜRÜLTÜ PATIRTI OLMADI
Hamburg’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’ne katıldığını da hatırlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"G20 Zirvesi için malum Hamburg’daydık, Hamburg yanıyordu, Hamburg her tarafta yıkılıyordu ve on binlerce güvenlik görevlisi her tarafta görevdeydi. Niye? Türkiye’de biz de G20 yaptık ama bizim G20’mizde en ufak bir gürültü patırtı olmadı. En güzel yerde, en lüks otellerde bütün misafirlerimizi ağırladığımız gibi aynı anda bir taraftan G20’yi yaparken bir taraftan Kadın20’yi, Gençlik20’yi, sendikaların 20’sini, İşadamları20’sini yaptık. Hepsini huzur, mutluluk içinde yaptık. Bütün görüştüğüm dostlar da ’Antalya bambaşkaydı.’ diyorlar. Biz attığımız adımlarda her zaman dürüst, samimi, kararlı olduk, bununla birlikte de işimizi bilerek yaptık. Şimdi de ben bütün dostlarımıza şunu söylüyorum, lütfen sizler de bize temsilcisi olduğunuz ülkeleriniz ve firmalarınız adına, şunu kendi firmalarınıza ve ülkelerinize anlatmanızda fayda var; Türkiye güvenli bir limandır. Türkiye böyle anlatıldığı gibi ’Yok bilmem basın özgürlüğü yok, fikir, düşünce özgürlüğü yok.’ Bunların hiçbirinin olduğu bir ülke değil."
Basında sınırsız özgürlüğün söz konusu olamayacağına vurgu yapan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:
"Eğer medya kalkıp da ülkeyi karıştırmak, ülkeyi kendi içinde tahrik etmek için her türlü özgürlük alanını istismar ediyorsa onlar için de yargı var. Yargı onlar için de çalışıyor. Dünyanın hiçbir yerinde sınırsız bir özgürlük söz konusu değildir. Aynı şeyi Batı, orada kendi içindeki özgürlük veya medya mensuplarına da yapmaktadır. Geçelim daha ileri, bizim kendi, oradaki STK temsilcilerimize neler yaptığını biliyoruz. Daha da ileri gidiyorum, bizim bakanlarımıza dahi orada konuşma imkanı vermeyecek kadar Batı, engelleyicidir. İşte son Hamburg G20’de, ’Soydaşlarımızla Almanya’da salon toplantısı yapalım.’ dedik. Hamburg olması şart değil, daha başka bir yerde yapabiliriz.’ dedik. İzin vermediler biliyor musunuz? Ne oldu özgürlük, niye izin vermiyorsunuz? Siz gelin, burada istediğiniz yerde izin verelim, konuşturalım. Hollanda’yı biliyorsunuz, Belçika’sı öyle, hepsi... Niye? Düşünce özgürlüğünden korkuyorlar. Düşüncelerine güvenmedikleri için düşünce özgürlüğünden korkuyorlar. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlüğünden korkmuyoruz. Biz rahatız."
İNSAN UTANIR
CHP’nin Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki yürüyüşüne değinen Erdoğan, "İşte buyurun, 25 gün yürüdüler. Kimin güvenliğinde yürüdüler? Hükümetimizin güvencesinde yürüdüler. Herhangi bir şey oldu mu? Vatandaşlarımız herhangi bir şey yaptılar mı? Ankara’dan çıkıp, İstanbul’a gittiler mi, gittiler. Kimin güvencesinde? Hükümetin, güvenlik güçlerimizin. Mitinglerini de yaptılar mı, yaptılar. Herhangi bir şey oldu mu, olmadı. Hala bu hükümete kalkıp da siz ’Ülkede güvenlik yok.’ diyemezsiniz, insan utanır." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda OHAL ile uğraşıp durulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Kusura bakmasınlar, bu OHAL olmamış olsaydı bu kadar rahat, huzurlu olarak bu adımlar atılamazdı. OHAL’in sınırlarını da Batılıların çizmiş olduğu çizgiler içerisinde belirlemeyiz, onun sınırlarını biz belirleriz. Bu millet bize bu yetkiyi vermiştir, milletimizin verdiği yetkiyle de olağanüstü hali biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum, iş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, bir aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde, 15 sene önce Türkiye’de olağanüstü hal vardı ama bütün fabrikalar hep grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri ama şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine, şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki ’Hayır, burada greve müsaade etmiyoruz çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız.’ Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i. Tabii fotoğraf oldukça net. Bir yanda 80 milyon vatandaşı ve 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla Türkiye Cumhuriyeti, diğer yanda ise ruhunu ve bedenini bir şarlatana adamış bir terörist örgüt vardır. Seçim bu ikisi arasında yapılacaktır. Meselenin insan haklarıyla hukukla adaletle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Terör örgütleriyle mücadele dünyanın her yerinde nasıl yapılıyorsa bizde de aynı şekilde yapılıyor."
Erdoğan, 250 vatandaşın bir yıl önce şehit olduğunu anımsatarak, dün kabristanlarını ziyaret ettiğini ve aileleriyle de görüştüğünü belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminde, 2 bin 193 vatandaşın da gazi olduğunu hatırlatarak, geçen hafta da Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (GATA) tedavi gören yaralıları ziyaret ettiğini aktardı. Ayağı, bacağı ve kolu kopmuş gazilerin olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bütün bunlar ortadayken biz ne yapacağız? Olağanüstü hali kaldır bunlar yine bildiklerini okusunlar. Yok böyle bir şey, silahlı kuvvetlerimizi ele geçirmeye çalışmışlardı. Silahlı kuvvetlerimizin elbisesini giymiş bir çete vardı. Aynı şekilde polisimizin, yargının, bakanlıklarımızın içinde de bu çete vardı. 40 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bunlar bu neticeyi almışlardı." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün uluslararası bir medya organı ile yaptığı söyleşide de OHAL’in ne zaman biteceği yönünde sorular yöneltildiğini belirterek, "Bu iş tamamen bittiği zaman bitecek." karşılığını verdi.
Doğu ve Batı Almanya birleştiği zaman Almanların 500 bin kişiyi açığa aldığına değinen Erdoğan, hiçkimsenin Almanlara 500 bin kişiyi nasıl açığa aldıklarının hiç sorulmadığını söyledi. Şu anda yargı ile bir mücadeleyi sürdürdüklerine işaret eden Erdoğan, bu mücadelenin iş dünyasının, eğitim kurumlarının huzuru için gerekli olduğunu bildirdi.
ORADA İKİ TANK VARDI, SENİ UĞURLADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin PKK ve YPG ile mücadele ettiğini vurgulayarak, son iki yılda 2 bine yakın güvenlik görevlisini şehit eden, Suriye’de kontrol altına aldığı her yerde etnik temizlik, baskı, zulüm yapan bir örgüte hiçbir devletin başka türlü yaklaşamayacağını ifade etti.
Erdoğan, Batı dünyasından ve salondaki yatırımcılardan da empati yapmalarını isteyerek, şöyle devam etti:
"New York’taki köprüleri kapatıp yaklaşanları vuran, Londra sokaklarında tankları ve araçlarıyla insanları ezerek ilerleyen, Berlin’de parlamento, Roma’da emniyet, Brüksel’de belediye binasını bombalayan bir örgüt düşünün. Aynı şekilde sınırların içerisinde ve hemen yanı başınızda sürekli askerlerinize saldıran ve topraklarınızı taciz eden, vatandaşlarınızı katleden bir başka örgüt tahayyül edin. Temsil ettiğiniz şirketlerin bulunduğu devletler, bunlara karşı ne yapardı acaba? Türkiye’nin yaptıklarından daha fazlasını yapacaklarını ben çok iyi biliyorum. En son Hamburg’da da bunu gördük."
Türkiye’nin terörle mücadelesini başka hiçbir ülkenin riayet etmediği derecede hukuk devleti sınırları içinde yürüttüğünü ve yürütmeye de devam edeceğinin altını çizen Erdoğan, "Operasyonlar ve yargılamalar tüm Türkiye’nin gözü önünde yapılmaktadır. Bu derece büyük saldırılara maruz kalıp da hukuka ve teamüllere böylesine sadık kalan bir ülkenin daha anlayışlı, makul bir yaklaşımı hak ettiğine inanıyorum. Şu anda Türkiye’nin ana muhalefeti ve PKK terör örgütünün arkasında olduğu muhalefet Avrupa’da ve gittikleri her yerde bu ülkenin aleyhinde her türlü yalanı, yanlışı söylüyorlar." ifadesini kullandı.
"15 Temmuz gecesinde havalimanından kaçıp giden bir muhalefetin başı olduğunu" belirten Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Artık bütün belgeler ortaya çıkmaya başladı. O geceyi Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinden izleyen muhalefetin başı var. Şu anda konuşuyor ve ’kontrollü darbe’ diyor. Havalimanından kaçacaksın, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinden, oradan ’kontrollü darbe’yi izleyeceksin, öbür taraftan da kalkıp, ’Darbe olduğu zaman tankların önüne ilk defa ben çıkarım’ diyeceksin. Orada iki tank vardı, seni uğurladılar. Nasıl tankların önüne çıkmak bu. Tam aksine oradan kaçıp gittin ve tanklar da dostlarının geldiğini görünce, onlar sana yolları açtılar. Ama yüreği olan benim vatandaşım, yürekli olanlar kaçıp gitmediler, onlar tankların önüne yattılar."
LİDER EĞER BİR TAŞIN ARKASINA SAKLANIRSA...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Atatürk Havalimanı’na indiklerinde F16’ların, helikopterlerin üzerlerinde uçmasına karşın orada halkla bütünleştiklerini ve 16 Temmuz’un öğle vakitlerine kadar da vatandaşlarla kaldıklarını vurgulayarak, şu görüşlere yer verdi:
"Çünkü bize kaçmak yakışmazdı. ’Lider eğer bir taşın arkasına saklanırsa, millet dağın arkasına saklanır’ diye bizde güzel bir söz var. Öyle tüm hükümet, polis teşkilatı seni koruma altına alacak, sen de 25 gün yollarda yürüyecek ve ondan sonra karavanlarda akşamları gayet güzel bir şekilde geçireceksin. Bak, ’Adalet yürüyüşü yaptık’...Bunun adı ’adalet yürüyüşü’ olmaz bunun adı ’Sözde adalet’ olur ve sen partinin içerisinde, karşı aday olanlara tahammül edemeyecek kadar demokrasiye inanmış birisisin."
BEN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çevresinde olup bitenler ve içeride yaşanan sorunların odaklanılan asıl çalışmaların önünde bir engel olmadığına işaret etti. Erdoğan, "Türkiye’nin 15 yılda 3 kat büyümesini gerçekleştirdiğimiz reformlar ve yatırımlar sayesinde temin ettiğimizi çok iyi biliyoruz. Bunun için özellikle reformları da yatırımları da kesintisiz sürdürmekte kararlıyız." dedi.
Hukuk sistemini baştan sona yenilediklerini aktaran Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"15 Temmuz darbe girişiminin ardından getirdiğimiz olağanüstü hal uygulamasının sadece terörle mücadeleyle sınırlı olduğunu en iyi sizlerin biliyor olması gerekir. Ne kendi vatandaşlarımızdan ne de uluslararası yatırımcılardan herhangi birinin olağanüstü hal uygulamaları sebebiyle mağduriyet yaşaması söz konusu değildir. Böyle bir sorun varsa lütfen ilgili arkadaşlarımıza, hatta doğrudan şahsıma başvursun. Ben takipçisi olacağım.
Olağanüstü hali bahane ederek Türkiye’nin büyümesinin, gelişmesinin, ilerlemesinin önüne takoz koyan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayız. Terörle mücadelemizdeki ihtiyaç ortadan kalktığında bu uygulamayı elbette sona erdireceğiz. FETÖ davaları yavaş yavaş şekillenmeye başladı. PKK ile mücadelede de önemli bir mesafe aldık. Dolayısıyla her ne kadar çok sınırlı bir alanda uyguluyor olsak da olağanüstü halin çok da uzak olmayan bir gelecekte kalkması mümkündür."
ÜLKEMİZDE DE OLUMLU GELİŞMELER BEKLİYORUZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye tarihinin en büyük yönetim reformunu 16 Nisan’da yapılan halk oylamasıyla hayata geçirdiklerine işaret ederek, bunun yanı sıra yeni teşvik paketi başta olmak üzere pek çok reform mahiyetindeki kanunun Meclisten geçtiğini, idari düzenlemelerle de tahkim edildiğini bildirdi.
Ekonomi alanındaki reformlarda TOBB’un en yakın çalışılan, en çok istişare edilen kurum olduğunu aktaran Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde de ekonomi önceliklerimizin ve reform gündemimizin en başında yer almaya devam edecektir. Dünya ekonomisindeki nisbi iyileşmeye paralel olarak ülkemizde de olumlu gelişmeler bekliyoruz. Gelişmekte olan ülkeler statüsünden gelişmiş ülkeler statüsüne geçme hedefimize ulaşmak için her zamankinden daha çok çalışacağız." diye konuştu.
Erdoğan, Türk milletinin demokrasi ve refahın öneminin farkında olduğunu ve bunun idrakiyle de çalıştığını vurgulayarak, bu yoldan geriye dönüşün asla söz konusu olmadığını belirtti.
"Şahsımın ve partimin yaşanan bunca hadiseye rağmen niçin hala yüzde 50’nin üzerinde bir desteğe sahip olduğunu merak edenler, ülkemizin son 15 yılda kat ettiği mesafeye bakmalıdır." diyen Erdoğan, demokrasi ve özgürlüklere olan bağlılıklarının yanında eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, toplu konutta, haberleşmede, sosyal yardımlarda ve diğer tüm alanlarda yapılan hizmetlerle ayakta olduklarını vurguladı.
BU İŞBİRLİĞİNİN KAYBEDENİ YOKTUR
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yapılacak daha çok yatırım ile hayata geçirilecek daha çok hizmet olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Tüm dostlarımıza, yatırımcılarımıza gelin birlikte çalışalım, birlikte kazanalım, birlikte ülkemizi geleceğe taşıyalım diyoruz. Sizler sermayenizi, birikiminizi, teknolojinizi, organizasyon gücünüzü koyacaksınız, biz pazarımızı, insan kaynağımızı, bölgesel gücümüzü, geleceğe ilişkin beklentilerimizi ortaya koyacağız ve hep birlikte yol yürüyeceğiz. Önce 2023’e yürüyeceğiz. Ardından 2030’lu yılları birlikte geride bırakacağız. Menzilimizi 2053’e, sonra da 2071’e çevirip yolumuza devam edeceğiz. Bu işbirliğinin kaybedeni yoktur. Bizim çağrımız ’kazan-kazan’ çağrısıdır. Aynı zamanda bu çağrı ekonomik mesajının yanında samimi, hasbi, delikanlıca, dostça bir çağrıdır."
"Cumartesi gecesi seneyi devriyesine ulaşacağımız 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde alçakça katledilen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum." diyen Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’ye güvenen, milletin zor zamanlarında yanında olan yatırımcılara teşekkürlerini iletti.