Cumhurbaskani Erdogan, Beylikdüzü ilçe mitinginde konustu
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bay Muharrem, Bay Kemal size bir şey söyleyeyim; her şeyden önce Türkiye bir hukuk devletidir. Bugüne kadar, 15-16 yıldır bir sakat seçim yaptırmadık, güneydoğuda terör bölgesi hariç. Terör bölgesinde de bu seçimde bütün önlemleri aldık. Teröristlerin sandıklara tehdidinde tepelerine tepelerine bineceğiz." dedi.
Erdoğan, seçimlere saatler kaldığını belirterek, seçmenlerden yarın tüm yakınlarını alıp sandığa götürmelerini istedi.
Vatandaşlara rehavete kapılmamaları gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Ya nasıl olsa bu işi bitirdik... Çünkü Bay Muharrem tutuştu. Ne diyor? ’Okulların bahçesinde sandalyelerin üzerine yatıp ona göre orayı kontrole alın. Ben de zaten YSK’nın önünde yatacağım, ben de orada gereğini yapacağım’ diyor. Çok uykusuz kalmış. Bay Muharrem, Bay Kemal size bir şey söyleyeyim; her şeyden önce Türkiye bir hukuk devletidir. Bugüne kadar, 15-16 yıldır bir sakat seçim yaptırmadık, güneydoğuda terör bölgesi hariç. Terör bölgesinde de bu seçimde bütün önlemleri aldık. Teröristlerin sandıklara tehdidinde tepelerine tepelerine bineceğiz." diye konuştu.
Erdoğan, vatandaşların demokratik hakkını engellemeye çalışanlara asla müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, gereğini yapacaklarının altını çizdi.
"SANDIK NAMUSTUR"
Sandığın "namus" olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demokrasi, namustur. Bunu asla unutmayacağız. Onun için de yarın sabahtan itibaren sandıklara sahip olacağız. Sandıklarda taviz yok. İnşallah sandıklarda sayımlar bitene kadar oralardan sandık tutanaklarını alana kadar görevli arkadaşlarımız oradan ayrılmayacak. Gerek kadın kollarımız, gerek gençler, ana kademe buna çok dikkat edeceğiz. Anadolu’da ahbabı, kim varsa bunları da telefonla arayacak mıyız? Onlara da gerekenleri söyleyecek miyiz? Benden duyduklarınızı onlara da iletin. Biz sizinle beraber bu yola çıktık. Ne dedik, ’Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece’ Gidecek miyiz gündüz gece?"
Erdoğan, 4 temel unsur üzerinde Türkiye’yi kalkındıracaklarının altını çizerek, bunların eğitim, sağlık, adalet ve emniyet alanları olduğunu söyledi.
Bunların üzerine ulaşımı, enerjiyi, turizmi, tarımı ve dış politikayı bindireceklerini aktaran Erdoğan, " Beşer planında hiçbir kulun önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Hiç endişe etmeyin." ifadelerini kullandı.
Eğitimde atılan atılımlara dikkati çeken Erdoğan, mitingin ön sıralarında yer alan çocuklara sınıf mevcudunu sordu. Türkiye ortalamasının 32 olduğunu aktaran Erdoğan, "Şu anda biz 280 bin derslik yaptık. 580 bin öğretmen ataması yaptık. İş buradan kaynaklanıyor." dedi.
Kendisinin 75 kişilik sınıfta okuduğunu, geçmişte Anadolu’da 100 kişinin üzerinde sınıfların bulunduğunu kaydeden Erdoğan, hedeflerinin 30’un altında bir rakam olduğunu söyledi.
Erdoğan miting alanındaki annelere seslenerek, "Kitaplarımızı sıraların üzerinde buluyor muyuz, ücretsiz olarak kitaplarımızı alıyor muyuz?" diye sordu. "Evet" cevabı alan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Peki hatırlayın bir zamanlar kırtasiyeci dükkanından paramızla bile kitap alabiliyor muyduk? 1 hafta 10 gün sıra bekliyorduk, bu çileleri çektik. Ben teksir kağıdıyla yani saman kağıtla öğrenim yaptım. Abilerimizden o teksir notlarını bile satın alamıyorduk. Böyle okuduk. Aynı jenerasyonda olanlar bunu iyi bilir. Ama biz bu çileyi çektiğimiz için artık yavrularımız bu çileyi çekmesin istedik. Onun için kuşe kağıtla kitaplarımızı bastırdık. Okullar açılırken sıralarınızın üzerinde kitaplarınızı buluyor musunuz? Bütün bunlarla beraber artık annelerin çilesi bitti mi?
Attığımız bu adımla şimdi nitelik önemli ve bol öğretmen şu anda yetiştiriyoruz. 580 bin atadık 20 bin de şimdi atıyoruz. Ama ben Bay Kemal gibi de palavra atmıyorum. O ’Ne kadar varsa alacağız’ diyor. Ya neyi alıyorsun, çuval mı bu dolduruyorsun? İhtiyaç varsa alacaksın. Bu adımları atarken hedefimiz nitelik. Şimdi bunun adımını atıyoruz. Eğitimde bundan 16 yıl önce burs ne veriliyordu? 45 liracık. Onu hatırlayanlarınız yoktur tabii. Ama şimdi ne veriyoruz? 470 lira burs veriyoruz. Master öğrencilerine 940 lira veriyoruz, doktora öğrencilerine asgari ücret veriyoruz. Bunu biz yaptık. Diyor ki ’16 senede ne yaptı?’ Eline diline dursun ya. Marmaray’ı da mı görmedin? Avrasya’yı da mı görmedin? Yavuz Sultan Selim’i de mi görmedin? Osmangazi’yi mi de görmedin? 280 bin dersliği mi görmedin? Ya sana ne anlatayım. Şehir hastanelerini mi görmedin? Şimdi burada yanıbaşınızda yapıyoruz değil mi? 3 bin 300 yatak kapasiteli şehir hastanesi yanı başınızda yapılıyor."
"ŞEHİR HASTANELERİ İLE TÜRKİYE’NİN SAĞLIKTAKİ ÇITASI ÇOK YÜKSELECEK"
Sağlık konusunda Beylikdüzü’nün bir sorun yaşamayacağını kaydeden Erdoğan, "Şimdi burada Amerika’nın Cleveland’ı varsa bizim de İkitelli’de şehir hastanemiz var. Diyor ki ’Nereden çıktı bu şehir hastanesi ya?’ Adaylardan bir tanesi bunu diyor. Üstelik bir de hanımefendi. ’Şehir hastanesi buna ne gerek var’ diyor. ’Buna verilecek parayla şu kadar köprü yapılırmış.’ Bu ihtiyaç değil mi? Sağlıktan daha önemli bir şey olabilir mi? Kanuni ne diyor, ’Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Yani devlet-i aliyyeyi koy bir kenara, bir sağlık bir nefes yeter bize diyor, bu kadar önemli bu iş. Ama bu hanımefendi bunu daha iyi anlaması gerektiği halde anlamıyor. Niye? Cehalet çok kötü bir şey. Yanında da bazı profesörler var çıkmış onlara da bunu anlatıyor, vay zavallı vay. Senin profesör olman bu işi bilmen anlamına gelmez. Dertli olmak lazım, dertli. Biz dertliyiz dertli. Biz milletimize sevdalıyız sevdalı. Bu çile çekenleri iyi biliriz ve onun için de en ideal olan neyse bunları yapacağız dedik. Şehir hastaneleri benim ta belediye başkanlığı dönemimin aşkıdır. O zamanda kararını verdik ve elhamdülillah adımı attık." ifadelerini kullandı.
Şu anda 5 şehir hastanesini bitirdiklerini anlatan Erdoğan, "İstanbul’a da 2 dev şehir hastanesi yapıyoruz. Bunlarla beraber Türkiye’nin sağlıktaki çıtası çok yükselecek." dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı makamının tecrübe ve uluslararası camiada tanınmışlık istediğini belirterek, "BM Genel Kurulu’nda eğer ilk iki, ilk üç tecrübesi olan varsa, bir tanesi bu kardeşiniz. En tecrübeli olan Rusya Cumhurbaşkanı, benden biraz daha kıdemlidir, Sayın Putin’dir, diğeri de benim. Başbakanlığım, cumhurbaşkanlığım ve bu tecrübenin bize neler kazandıracağını herhalde biliyorsunuz. Güçlü lider olmak öyle rastgele bir iş değil." dedi.
Erdoğan, üniversitesi olmayan il kalmadığını, üniversite sayısını 75’ten 205’e çıkardıklarını anlatarak, kendi döneminde 10 öğrenciden bir kişinin üniversiteye girebildiğini, şimdi ise 10’unun girme şansı bulduğunu söyledi.
Üniversiteyi öğrencilerin ayağına götürdüklerini vurgulayan Erdoğan, "Çıkmış diyor ki Bay Muharrem, ’Ben fizik öğretmeniyim.’ Ne olur? Sen bir dershaneyi işletemedin. 10 öğretmenin SSK primini ödemedin ya. Sonra devletin memuruna, işte sosyal medyaya da düştü biliyorsunuz, ne o hakaretler, ne o küfürler. Ya bu adamdan cumhurbaşkanı adayı nasıl olmuş ya. Hale bak. Az zamanımız kaldı. Yarın sandıkta bunlara bir Osmanlı tokadı atmaya var mıyız? Durmak yok yola devam." diye konuştu.
Türkiye’nin artık uluslararası gündeme oturan bir ülke olduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sağlıkta inşallah bu hastanelerle beraber artık ilacını rahatlıkla buluyor musun, istediğin eczaneden alıyor musun, her hastaneye gitme şansın var mı? Sadece SGK’yla anlaşması olmayanlar hariç bütün özel hastanelere gitme şansı var. Eskiden rehin alınıyordu, şimdi böyle bir durum var mı? Böyle bir hastane olduğu zaman karşısında beni bulur. Bunlar CHP döneminin şeyleri. Bir de buradan Bay Kemal’e, Bay Muharrem’e bir şey söyleyeceğim; sizin döneminiz CHP iktidarında, hatırlayın 50 öncesini söylüyorum, bunlar açık oy, gizli tasnif yaparlardı. Ne demek bu yani oyu gideceksin CHP’ye vereceksin, sayımını kim yapacak? CHP’nin oradaki görevlileri. Bunların döneminde vali CHP’li, bunları biliyor musunuz? Aynı şekilde bakıyorsun yine CHP’nin görevlileri vali olduğu gibi bu tür şeyleri de idare eder durumdaydı. Sağlıktaki kararlılığımızı geleceğe aynen taşıyacağız. Adalet ve emniyette kararlı bir şekilde yürüyoruz."
"KÖTÜ KOMŞU BİZLERİ EV SAHİBİ YAPTI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaşımda Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre yol yapılırken, 15 senede 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptıklarını belirterek, aralarındaki farkın bu olduğunu söyledi.
Yüksek hızlı trenlerin yapımına devam edildiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ama adaylardan bir tanesi çıkmış ’Sivas’a ne gerek var yüksek hızlı trene. Bu göçü hızlandırır.’ diyor. Rahmetli Erbakan hoca, bunları yanlarında tutmazdı. Bunların CHP zihniyetinden ne farkı var? Rahmetli Nuri Demirağ, Türk uçağını yapıyor, milli uçak ve CHP o fabrikayı kapattı ve o fabrikayı gaz ocağı fabrikası yaptılar. Bunların onlardan bir farkı var mı? Yok. Biz şimdi yerli ve milli bir otomobil diyoruz. Hepsi karşımıza dikiliyor. Bay Muharrem Almanya’da BMW’yi gezmiş. Ya BMW’yi gezeceğine gel Türkiye’deki bizim fabrikaları gez. Bizim İHA fabrikasını gez, bizim SİHA fabrikamızı gez, bizim Akıncı fabrikamızı gez. Bak burada yerli, milli uçaklar nasıl üretiliyor gör. Biz Afrin’de teröristleri böyle vurmadık mı? Kandil’i böyle vurmadık mı? Ben Amerika’dan insansız hava aracı istedim, vermediler. Dediler ki, ’Kongre müsaade etmiyor.’ Obama’dan istedim vermediler. Hep laf. Fakat Allah’a hamdolsun, kötü komşu bizleri ev sahibi yaptı. Şimdi biz kendimiz üretiyoruz. Şimdi daha da ileri gidiyoruz. Bu Akıncı muhteşem bir insansız hava aracı, 4,5 ton ağırlığında 1,5 ton bomba kullanıyor. Şu anda dünyada sıkletinde en ileri olanlardan. Daha iyi olacağız."
Erdoğan, 25 olan havalimanı sayısını 59’a çıkardıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Diyor ki ’Böyle havalimanlarına ne ihtiyaç var?’ Kültürde, turizmde yabancılar bu ülkeye geleceği zaman kağnıyla mı gelecek? Çıkmış Bay Kemal ’Sabiha Gökçen’e ne ihtiyaç var?’ Ne demek o? ’Yolcusu olmayan yere havalimanı yapılır mı?’ diyor. Kaldı ki, bunu biz yapmadık sağolsun bizden öncekiler yaptı. Ama onlar işletemedi, biz başardık bu işi, iyi işlettik. Şu anda Sabiha Gökçen yetmiyor ve buraya yeni bir pist ilave ettik. Yeni bir terminal yaptık. Bunun yanında ayrıca dev apronlar yaptık. Üçüncü havalimanını niye yaptık? Sabiha Gökçen de yetmediği için yaptık. Şimdi dev bir üçüncü havalimanıyla dünyaya bir sinyal veriyoruz. Bak geliyoruz. Bunun 29 Ekim’deki yolcu kapasitesi 90 milyon, 2023’te 150 milyon yolcu kapasitesine çıkacağız. Atatürk Havalimanı’nı ne yapıyoruz? Atatürk Havalimanı’nı da bu işletme açıldıktan sonra Millet Bahçesi yapıyoruz."
"İstiyoruz ki, şimdi önümüzde 2019’un Mart’ı var. Ne demek istiyorum? Hazır mıyız?" diyen Erdoğan, yarın buradan çıkacak oyun Mart 2019’daki yerel seçimin sinyali olduğunu söyledi.
"GÜÇLÜ LİDER OLMAK ÖYLE RASTGELE BİR İŞ DEĞİL"
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, temel hak ve özgürlükler, inanç ve düşünce özgürlüğünde eşleri olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu CHP diyor ki, ’Başörtüsü sorununu ben çözdüm.’ Kim, Bay Kemal. İnandınız mı? Elhamdülillah sayemizde bunu da söylemek zorunda kaldılar. ’Siz 411 el kaosa kalktı.’ diye başlıklar atıldığında Anayasa Mahkemesi’ne Bay Kemal sen imza atmadın mı, Bay Muharrem senin imzan yok muydu orada? Niye yalan söylüyorsunuz, dürüst olun ya... Sizi biz adım adım kovalıyoruz. İmam hatip okullarını onlar açmış. Ya imam hatip okullarının lüks olduğunu söyleyen sensin Bay Muharrem. Ben bir imam hatipliyim, sen bunu bize nasıl öğretirsin ya. Sizin biz ne olduğunuzu biliyoruz. ’Ben imam hatiplerde öğretmenlik yaptım.’ diyor. Ne olacak yani öğretmenlik yaptıysan. Senin gibileri bize de öğretmenlik yaptılar, biz onları da biliyoruz. Ne tipler geldi, neler geldi, geçti. Bunların hepsini tanıdık biliriz.
Biz nereye bakalım? Öyle bir cumhurbaşkanı inşallah seçiyoruz ki, dikkat edelim cumhurbaşkanlığı tecrübe ister, cumhurbaşkanlığı uluslararası camiada bir tanınmışlık ister. Şimdi bu kardeşinizin BM Genel Kurulu’nda eğer ilk iki, ilk üç tecrübesi olan varsa, bir tanesi bu kardeşiniz. En tecrübeli olan Rusya Cumhurbaşkanı, benden biraz daha kıdemlidir, Sayın Putin’dir, diğeri de benim. Başbakanlığım, cumhurbaşkanlığım ve bu tecrübenin bize neler kazandıracağını herhalde biliyorsunuz. Güçlü lider olmak öyle rastgele bir iş değil. Biz şu anda bu güçlü, büyük Türkiye’ye inşallah bugüne kadar olan tecrübemizle, Başbakanlık tecrübemiz, Cumhurbaşkanlığı tecrübemiz... Tabii bir de siz bu evladınızı, kardeşinizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan da tanıyorsunuz. Çöpleri biz kaldırdık mı, hava kirliliğini giderdik mi, susuzluğu giderdik mi? Peki ben kimden aldım İstanbul’u? CHP’den aldım. CHP demek susuzluktur, CHP hava kirliliğidir, CHP çöplüktür. Yarın buna gereken cevabı vermeye hazır mıyız? Osmanlı tokadına hazır mıyız? Demokratik bir tokadı inşallah sandıklarda benim kardeşlerim, vatandaşım verecek ama asla rehavet yok, gevşeme yok. Büyün yakınlarımızı alacağız, sandığa götüreceğiz."