Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Adana 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni

 

Değerli Adanalılar, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Adana’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Adana teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden niyaz ediyorum.

Tabii salona girmeden önce dışarıdaki tüm kardeşlerimi, vatandaşlarımı görünce onları selamlamadan giremezdik. Salonun en az 4-5 misli, fazlası var, azı yok, dışarıda kardeşlerimiz vardı. Onlara konuşmamızı yaptık, dedik ki; ahir kelam salonda.

Değerli kardeşlerim; kongremizin Partimiz için, Adana’mız için, Adana’mızla birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olması diliyorum. Ben de AK Kadınlarla beraber bu yoldayım.

Adana, 16 Nisan halkoylamasında yüzde 42’lik evet oranıyla beklediğimizin ve Türkiye ortalamasının çok altında kaldı. Hâlbuki biz Adana’yı biliriz, Adana da bizi bilir. Türkiye için neler yaptığımızın, Adana’ya hangi hizmetleri getirdiğimizin en yakın şahidi sizlersiniz. Çünkü Adana hem sanayi şehri, hem ticaret şehri, hem tarım şehri, hem de güzel yürekli, mert, cesur insanların şehridir. Demek ki biz kendimizi Adana’ya yeteri kadar anlatamamışız. Bölgesinin lokomotif şehri Adana’da güçlü olacağız ki diğer illeri de sürükleyip getirebilelim. İnşallah bu kongremizle birlikte Adana’da yeni bir dönem, yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz. Yani metal yorgunluğunu geride bırakıyoruz, yeniden bir diriliş hareketini hep birlikte başlatıyoruz.

Şimdi bu diriliş muştusuna, bu diriliş müjdesine Mart 2019’da var mıyız? Kasım 2019’da var mıyız? Maşallah. Bakalım Adana Teşkilatımızın heyecanı, sesi, azmi, kararlılığı 2019’da bu şehri hak ettiği yere çıkarmaya yeterli mi?

Şöyle müsaade ederseniz ben ceketimi çıkarabilir miyim?

Şimdi Ana Kademeye sesleniyorum, Ana Kademe şöyle bir kalkın bakalım, bir göreyim, gümbür gümbür; 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Bu sesten bir şey çıkmaz. 2019’a kadar önce Mart, sonra Kasım kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Böyle.

Kadın Kolları nerede, maşallah. 2019’a kadar her eve girmeye, her gönüle dokunmaya hazır mıyız? Ya bayanlar erkekleri geçti.

Gençlik Kolları, 2019’a kadar liselerden, üniversitelere kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? Bildiklerinizi arkadaşlarınıza anlatmaya hazır mıyız? Maşallah. Gençler gerçekten genç.

Sizin ben gadanızı alayım gadanızı.

Sizlerden bugünden başlayarak 2019’un Mart ayındaki belediye başkanlığı, Kasım ayındaki milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bu heyecanı, bu coşkuyu, bu kararlılığı sürdürmenizi bekliyorum. Onun için, hazır mısınız?

Bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Kardeşlerim; sizden benim en önemli ricam şu: Fitneye, fesada aramızda yer vermeyeceğiz, tamam? Bir daha beraber…

Fitneye, fesada aramızda yer vermeyeceğiz ve birbirimizi Allah için seveceğiz. Fitne üretmekten bıktık artık, asla. Ve birbirini sadece Allah için seven bir kadro olarak hedefe yürüyeceğiz.

Kardeşlerim; Adana’nın hemen yanı başında önemli bir harekât yürütüyoruz. Suriye’den ülkemize yönelik saldırıları durdurmak amacıyla Afrin bölgesine yönelik Zeytin Dalı Harekâtını başarıyla sürdürüyoruz. Elhamdülillah şu anda iyi bir noktadayız. Operasyonun 58. gününde, yani Çanakkale Zaferimizin yıldönümüne denk gelen 18 Mart’ta Afrin şehir merkezi ele geçirildi. Şimdi Tel Rifat ve diğer bölgelere yönelik harekât devam ediyor. Bu harekâtta şehit olan askerlerimize, jandarmalarımıza, Özgür Suriye Ordusu mensubu kardeşlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize ise sağlık ve afiyet diliyorum. Eyvallah. Ne buyuruyor Rabbimiz: Esteuzubillah, Bismillah. “Velâ tekûlû limen yuktelu fî sebîlillâhi emvât bel ahyâun velâkin lâ teş’urûn…” ila ahiril ayeh.  Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, siz bilemesiniz, anlamazsınız. Dolayısıyla burada yürüyenler nereye yürüyor? Şehadete yürüyor, şehadete. Makamları, Peygamberimize en yakın makam, değil mi? Dolayısıyla onlar özel gıdalanıyor. Bizim de bu noktada başarılı olmamız lazım. Allah bizlere de o makamı nasip etsin inşallah. Ülkemizin ve milletimizin bekası uğrunda can veren tüm yiğitleri Rabbim cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın diyorum.

Afrin bölgesinde güvenli hale getirdiğimiz yerlere Suriyeli kardeşlerimizin dönüşü başladı. Daha önce Fırat Kalkanı harekâtıyla DEAŞ’lı ve YPG’li teröristlerden temizlediğimiz Cerablus, Rai, Bab, o aradaki 2 bin kilometrekarelik alana 160 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü ve oraya yerleştiler. Şimdi de inşallah Afrin’den ayrılanlar tekrar evlerine, topraklarına dönüp Allah’ın izniyle yerleşecekler. Diğer bölgeleri de bu şekilde özgürlüğüne kavuşturdukça Suriyeli kardeşlerimizin yurtlarına dönüşleri kademe-kademe devam edecektir. Hiç endişeniz olmasın, biz inanıyoruz, inandığımıza göre üstünüz.

Türkiye terör örgütlerini tepeledikçe, Suriye’de oynanan oyunu bozdukça çatlak sesler de artmaya başladı. Bakın şimdi size buraya gelirken son rakamı alayım dedim. Afrin’de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı ne oldu? 3 bin 844. Tepelerine tepelerine ineceğiz. Niye? Türkiye’nin sınırlarını taciz eden, roket atışlarıyla 100’ü aşkın vatandaşımızı şehit edenlere biz bu işi öyle kolay kolay bırakmayız. İçerideki teröristlere bıraktık mı? Onlara da bırakmadık. Şu anda bizim askerimiz, jandarmamız, polisimiz, güvenlik korucularımız tümüyle Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Cilo’da, bütün Beslerderesi’nde mağaralarına varıncaya kadar girdiler mi? Girdiler ve kaçacak delik arıyorlar ve çıkamıyorlar, çıkamayacaklar. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız.

Değerli kardeşlerim, Amerika’nın Suriye politikasındaki kısmi de olsa bazı müspet değişiklikleri takdirle takip ediyoruz. Coğrafyamızın tüm terör örgütlerinden arındırılması konusunda bölge devletleriyle olduğu gibi Amerika’yla da yakından çalışmaktan biz memnuniyet duyarız. Buna karşılık en son olarak Fransa’dan asla duymak istemeyeceğimiz ve kendilerine de hiç yakıştıramadığımız birtakım beyanlar, birtakım görüşmeler, birtakım haberler geldi. Adana bu Fransızları iyi bilir, öyle mi? Fransızlar da Adana’yı iyi bilir. Geçmişte hem Fransız işgalcilerinin kendilerine, değerli kardeşlerim, hem de onların besleyip büyüttüğü Ermeni çetelerine en güzel cevabı Adana vermiştir Adana. Sizler Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun yurdunda tarihin en alçak katliamlarına imza atanların üzerine nefeslenmek üzere çıktığınız Toroslarda adeta bir şahin gibi atıldınız. Öyle ki 44 kahraman Adanalı, bin kişilik bir Fransız işgal taburunu Gülek Boğazında esir ederek adlarını tarihe altın harflerle yazdırmışlardır. Fransızları ve onlarla birlikte hareket eden Ermeni çetelerini bileklerinin gücüyle bu topraklardan söküp atan kahramanları bir kez daha rahmetle, hürmetle yad ediyorum. Dün Ermenileri kışkırtanlar, bugün aynı oyunu başkaları üstünde oynamanın peşindeler.

Dünyanın en eli kanlı terör örgütü PYD’yi desteklemek için çırpınanlara, Elize Sarayında ağırlayanlara Adana’nın Rabia’mızla bir mesajı herhalde olacaktır. Buradan öyle bir haykırın ki yankısı da Paris’ten duyulsun, var mısınız? Hani Rabia’lar, unutmayın bunu.

Tek millet… Bu sesi duymaz Paris, duymaz. Hançeriniz yırtılacak.

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Kardeşlerim, büyük şairimiz Arif Nihat Asya meşhur Bayrak şiirini uzun yıllar görev yaptığı bu şehirde Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak törenlerinde okunmak üzere yazmıştır. Bayrağımıza olan sevgimizi, bağlılığımızı… Gençler, bunu iyi bilin, bunu iyi bilin, bak Arif Nihat Asya bayrak şiirini burada yazdı. Bağlılığımızı, bayrağımızda sembolleşen istiklal ve istikbal aşkımızı en iyi anlatan şairler bana göre Mehmet Akif Ersoy ve Arif Nihat Asya’dır. Ne diyor Arif Nihat Asya o güzel Bayrak şiirinde:

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…

Beraber mi söyleyeceğiz, tamam.

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim.

Senin altında doğdum.

Senin altında öleceğim.

Maşallah, Adana bugün bir başka. Bu Adana Mart yerel seçimlerini bir defa Allah’ın izniyle bitirir ve Kasım seçimlerinde de destan yazar. Hazır mıyız?

Bizim bayrağımız barışın güvercinidir, ama gerektiğinde savaşın da şahinidir. Bu bayrağın dalgalandığı her yerde eman vardır, güven vardır, emniyet-huzur vardır. Bu bayrağın temsilcisi olan Mehmetçiğin bulunduğu her yer emnu emandır. Orada korkudan ve zulümden eser olmaz. Onun için bu bayrak, evet bizim bayrağımızdır. Ama onun sağladığı güven ve huzur altında olan herkesi kucaklar, herkesi sarar. Dikkat ederseniz coğrafyamızdaki pek çok bayrakta aynı alametin ifadesi olarak ay ve yıldızı görebilirsiniz. Bunların hiçbiri tesadüfi değildir, hepsinin de çok anlamlı tarihi arka planları vardır.

Terör örgütlerinden temizlediğimiz yerlerde bayrağımızın dalgalanmasından rahatsız olanlar, aynı yerlerde daha önce dalgalanan paçavraların sözünü bile etmezler. Çünkü bunların derdi sadece ve sadece Türkiye’dir. Bunların karın ağrısının sebebi, Türk milletidir. Dünyanın dört bir yanından gelip hiçbir değere saygı duymadan en acımasız, en zalim şekilde coğrafyamızı çiğneyenlere ses çıkartmayanların Türkiye’den şikâyet etmeye hakları kesinlikle yoktur.

Bizim sömürgecilik ayıbımız yoktur, bizim işgalcilik ayıbımız yoktur ey Netanyahu, sen işgalcisin ve şu anda işgalci olarak o topraklarda bulunuyorsun. Aynı zamanda sen bir teröristsin. Zira o mazlum Filistinlilere sizin yaptıklarınızı tarih kaydediyor ve bunu hiçbir zaman unutmayacaklar, unutmayacağız. İnanıyorum ki İsrail halkı senin bu yaptıklarından rahatsız. Ve sen kalkıp da bizim Afrin Harekâtına söz söyleyecek kıratta değilsin. Önce haddini bu noktada bileceksin. Bizim terör örgütleriyle birlikte yürüme, onlarla yoldaşlık yapma ayıbımız da yoktur. Bizim alnımız ak, her zaman başımız diktir. Biz gittiğimiz yere sadece huzur götürürüz, medeniyet götürürüz, sevgi götürürüz. Onun için diyoruz ki; kimse bu bayraktan rahatsız olmasın. Onun için diyoruz ki; kimse Türkiye’nin, Türk askerinin varlığından rahatsız olmasın. Biz sadece teröristin tepesine bineriz, şu anda Afrin’de olan bu değil mi? Güvenli hale getirdiğimiz yerlerdeki kardeşlerimize ise sadece ve sadece hizmet götürürüz. Dün DEAŞ terör örgütü dinimizi istismar ederek bölgemizin yakılıp yıkılmasına yol açmıştır. Bugün aynı misyonu PKK-YPG terör örgütü üstlenmiştir. DEAŞ’ın başını nasıl ezdiysek, PKK-YPG’nin başını da öyle ezeceğiz. Kimsenin başkaları hesabına bu toprakları kana, ateşe, zulme, acıya boğmasına müsaade etmeyeceğiz. Altını çizerek söylüyorum; bölgemizde yeni Sykes-Picot paylaşımlarının yapılmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Coğrafyamızın kaderini emperyalistlerin hırslarına, ihtiraslarına terk etmeyeceğiz. Türkiye kendisi hiçbir kiralık katil güruhuna teslim olmadığı gibi, çevresindeki dostlarının, akrabalarının da böyle bir tezgâhın cenderesinde boğulmasına asla rıza göstermeyecektir. Onun için de bölgemizdeki son terörist de imha edilene kadar durmayacağız.

Kardeşlerim, Adana maziden atiye giden Türkiye hikâyesinin adeta kilit taşıdır. Şu Seyhan, şu Ceyhan nehirlerinin dilleri olsa da anlatsa. Ecdadımızın ata yurtlarındaki Ceyhun ve Seyhun nehirlerine atfen isimlendirdikleri bu nehirler doğdukları yerlerden döküldükleri yerlere kadar her damlalarıyla bizi anlatır, bizim tarihimizi anlatır. Adanalı kadim geçmişinden, güçlü kültüründen, sırtını dayadığı Toroslardan, önünde uzanan Akdeniz’den aldığı özgüvenle kimseye eyvallah etmeyen bir yapıya sahiptir. Bunun için Adanalının kalbine nüfuz etmek de, Adanalıyı anlamak da öyle kolay değildir.

Adanalı Havva Annemiz ne güzel söylemiş, biliyor musunuz? Ne söylediğini biliyor musunuz? Annelerden ses yok, demek ki bilmiyorlar. Ben söyleyeyim o zaman. Biraz ders çalıştık da.

“Derdim seni derdim seni

Anan olsan derdim seni

Alan olsa dertli başım

 Verir dertsiz kordum seni.”

İşte Havva Ana. Adanalı yıllarca dertli başını verecek yer aradı. Biz başındaki dertlerden kurtulabilmesi için Adana’ya geçtiğimiz 15 yılda 37 katrilyon liralık yatırım yaptık, 37 katrilyon, sıradan bir rakam değil. Eğitimde 8 bin derslik inşa ederken ilk ve orta dereceli okullarımızdaki öğrencilerimizin eğitimini teşvik etmek için ailelerine 217 trilyon lira nakit desteği sağladık. Yükseköğrenimde 3 bin 300 yataklı yurtlar hizmete açtık. İki yıl içinde buna 2 bin 250 yatak daha ilave ediyoruz. Eskiden beri burası futbolda söz sahibi bir şehirdi. Şimdi tarihine ve şanına yakışır bir şekilde 33 bin kişilik bir stadyum inşa ediyoruz. İnşallah önümüzdeki sezonda maçlar bu stadyumda oynanacak.

Sağlıkta 20’si hastane olmak üzere 51 tesisi şehrimize kazandırdık. En önemlisi tabii ki Adana Şehir Hastanesi. Bin 550 yatağıyla yüzde 90 doluluk oranıyla şu anda Adana’ya hizmet veriyor. Soruyorum, memnun musunuz? İyi mi? Güzel mi? Şehir Hastanesini şehrimize kazandırmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. İnşasını ve işletmesini bu alandaki en iyi firmanın yaptığı şehir hastanemizin Adana’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, 400 yataklı Adana Eğitim ve Araştırma, 300 yataklı Seyhan Uygulama, 200’er yataklı Çukurova ve Kozan devlet hastanelerini de şehrimize kazandırdık. Yani Adana artık bizim sağlıkta sorunumuz vardır diyemez. Yüreğir ve Karataş devlet hastanelerinin de arasında bulunduğu 13 sağlık tesisiyle ilgili çalışmalar da sürüyor.

Adana kötü şehirleşmenin tüm sıkıntılarını yaşamış bir yer. Bunun için TOKİ kanalıyla ülke çapında yaptığımız konutlarda Adana’ya ayrı bir önem verdik. Bugüne kadar 17 binin üzerinde konut projesini Adana’da hayata geçirdik. Adana’ya 176 kilometre yeni bölünmüş yol yaptık. Önümüzdeki yıl hizmete girecek olan, içinde 5 adet köprü ve köprülü kavşağın olduğu Güney Çevre Yolu Projesiyle şehir içindeki trafiği tamamen rahatlatıyoruz. Adana-Kayseri Yolunun Kozan Mansurlu bölümü 11 tüneli –dikkat edin- 9 viyadüğüyle şehrimize önemli katkı yapacak bir ulaşım projesidir. Bu projeyi inşallah yıl içinde tamamlayıp hizmete açıyoruz.

Hem yük, hem yolcu taşımacılığı bakımından çok aktif kullanılan Adana-Mersin tren yolunu yeniledik ve böylece yolculuk süresini yarı yarıya azalttık. Konya, Kayseri, Gaziantep istikametinden gelen yüklerin hızla limanlara ulaşmasını sağlayan tren yolu altyapısını dört hatlı hale getirerek daha da geliştiriyoruz. Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.

Hızlı tren, Mersin’den Adana’ya gelecek hızlı tren hattı, buradan Osmaniye ve Gaziantep istikametine doğru devam edecek. Şimdi Çukurova Bölge Havalimanı maalesef talihsizlikler sebebiyle gecikti. Baktık başka türlü olmuyor, en sonunda bu işi doğrudan kamu yatırımı olarak hayata geçirmeye karar verdik. İlk etapta yıllık 15 milyon yolcu kapasiteli olacak, gerekirse ileride kapasite 30 milyona çıkartılabilecek bu havalimanının altyapı işleri Temmuz’da bitiyor, üst yapı ihalesi de yakında yapılıyor. Hedefimiz, en kısa sürede burayı hizmete açmaktır.

Geçtiğimiz 15 yılda inşa ettiğimiz 10 baraj ve bir göletle Çukurova’nın topraklarının bereketine bereket katıyoruz. Gelirken Veysel Hoca hep böyle kitapçıkları bana gösterdi de, dedim; Hoca, bak bu kitapçıkların hepsi taahhüttür, ona göre. Bu barajlarla 791 bin dekar alan zirai sulamaya açılmıştır. Bunlarla yetinmiyor, inşası devam eden Aladağ Kasımlı Barajının yanında 6 yeni barajın daha çalışmalarına başlıyoruz. Bu barajlar da bittiğinde 629 bin dekar araziyi daha suya kavuşturmuş olacağız.

Adanalı çiftçilerimize son 15 yılda değerli kardeşlerim, yaklaşık 3,5 katrilyon tarımsal destek verdik.

Görüldüğü gibi Adana’yı her alanda büyütmek için çok önemli hizmetlere imza attık. Önümüzdeki dönemde daha fazlasını yaparak Adana’yı şaha kaldırmakta kararlıyız.

İşte bugün Mart ayı ihracat rakamları açıklandı. Ne oldu? Görüyorsunuz ihracat yüzde 15’i aştı. Bu ne demektir? Yıllık ihracat hacmi de yüzde 60’a vurdu. Olay bu, birileri de çıkmış ekonomide yok durum şöyledir, yok böyle böyledir. Ekonomi evvel Allah, büyümede 7.4, ihracat… Ya bir ülkenin zaten ekonomisi bunlarla ölçülüyor. Yok kurmuş, yok buymuş-yok şuymuş, geç o işleri. Şu anda bu ülke 160 milyar dolar yıllık ihracat hacmine kavuşmuşsa, dünya pazarlarında demek ki bu ülkenin yeri çok büyük. İhracatın artması demek, üretimin artması demektir, istihdamın artması demektir, ticaretin artması demektir. Büyüme gelip de sizin başınıza düşecek değil, işte bunlara bakıp büyümeyi göreceksiniz. Zaten başınıza düşecek olursa, öyle bir büyüme rakamının altında ezilir gidersiniz. Maşallah, Seyhan’a bak.

Biz kimin ne dediğine değil milletimizin ne istediğine bakacak ve ona göre yolumuza devam edeceğiz. Ama bunun için bizim bir şartımız var. Az önce söyledim, yine söylüyorum, yine söylüyorum; Rabia. Bu büyümeyi devam ettirmek için bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Biz bunu başardığımızda emin olun önümüzde durabilecek hiçbir güç yoktur. İşte o zaman 2023 hedeflerimize de ulaşırız, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da hayata geçiririz.

Şimdi Adana büyük Türkiye’yi inşa etmek için bir olmaya var mıyız? Güçlü Türkiye’yi kurmak için iri olmaya hazır mıyız? 81 milyon tek yürek, tek yumruk olarak hareket etmek için kardeş olmaya var mıyız? 81 vilayetimizle müreffeh bir geleceğe yürümek için hep birlikte Türkiye olmaya var mıyız? Adana, Allah kurban senin. Siz bu davada varız diyorsanız, biz de ölümüne varız.

Şöyle bir kalkalım, çok yoruldunuz.

Şarkımıza hazır mıyız gençler? Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey muhteşem Adana’yı hatırlatıyor.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kongremizde yeni görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.