Cumhurbaskani Erdogan’in Afyonkarahisar 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Buradan Afyonkarahisar’ın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki, köylerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Afyonkarahisar teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Kongremizin şehrimiz için, Afyonkarahisar’ımızla, özellikle ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma partim adına teşekkür ediyor, bayrağı devralanlara da Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Sözlerimin hemen başında Afyonkarahisar’a 16 Nisan halkoylamasındaki yüzde 65’lik evet oranı sebebiyle şükranlarımı sunuyorum. Halk oylamasından yaklaşık 1 ay önce 15 Mart’ta buraya geldiğimde verdiğiniz sözü tuttuğunuzu görüyorum. Milli mücadelenin şehri, kurtuluşun şehri, kuruluşun şehri Afyon yola çıktığımızdan beri bizi hiç yalnız bırakmadı. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
16 Nisan’da Afyon bir kez daha kendisine yakışanı yaptı. Biliyorsunuz AK Parti’nin temellerini 17 yıl önce 14 Ağustos 2001 tarihinde burada, Afyonkarahisar’da atmıştık. İmaret Camiinde Cuma namazını kılıp çıktığımızda bizi Başbakan Erdoğan sloganlarıyla karşılamıştınız. Biz de sizin teveccühünüzle seçimlerden birinci parti olarak çıktık. Önce Başbakan, ardından Cumhurbaşkanı olarak ülkemize ve milletimize hizmet etme şerefine nail olduk. Bunun için Afyonkarahisar’ın gönlümüzde ayrı bir yeri var.
İşte şu karşıdaki kaleye nazire yapılarak yakılmış olan o güzel Afyon türküsünde ne diyor:
“Karahisar Kalesi yıkılır gelir,
Zülüfler gerdana dökülür gelir.
Bir yiğit de sevdiceğin alamazsa,
Yaşları gözünden dökülür gelir.
Yayladan gel allı gelin yayladan,
Kesme umudunu Kadir Mevlâ’dan.
Ver elini karlı dağlar aşalım, bayramlaşalım.”
Evet, bizler Kadir Mevla’mıza güvenerek 17 yıldır el-ele verip nice karlı dağları, nice bitip tükenmez gibi gözüken ovaları aştık. Ülkemizi yokluktan, yoksulluktan, yolsuzluktan, umutsuzluktan çıkardık. Ekonomisiyle, altyapısıyla, dev yatırımlarıyla, uluslararası alandaki gücüyle fersah fersah ilerilere taşıdık. Şayet sadece son 4-5 yılda yaşadıklarımız eski Türkiye döneminde başımıza gelmiş olaydı var ya, inanın bana halimiz haraptı. Biliyorsunuz o eski Türkiye, ekonomisi 3-5 milyar dolarlık manipülasyonla krize sokulabilen bir Türkiye’ydi. Hatırlayın, o gecelik faizlerin nerelere ulaştığını, 7 bin 500 faiz, aman Yarabbi, bunları gördü bu ülke. Ama elhamdülillah artık böyle bir şey var mı? Ne oldu? Gezi dediler, başaramadılar. Arkasından 15 Temmuz dediler, başaramadılar. Onlar bozmak için yaptılar, milletim ihya için yaptı, inşa için yaptı ve onları tekmeledi, tokatladı.
Gençler, siyasetin dengeleri 3-5 demeçle hemen bozuluveren, diplomatik alanda aba altından sopa gösterilerek sindirilen, demokrasisi darbecilerin süngülerinin ucunda sallanan, vesayet güçlerinin pençesinde inim inim inleyen, vatandaşının hizmeti mumla aradığı, ama bulamadığı, velhasıl neresinden tutsanız elinizde kalan bir ülkeydi Türkiye.
Biz işte bu Türkiye’yi milli gelirde ne yaptık? Dünyanın 17’ncisi, satın alma paritesine göre ise 13. ülke durumuna geldik. Dünyadaki en büyük 10 projesinin 6’sının yürütüldüğü bir ülke olarak sadece bölgemizin değil dünyanın en önemli güçlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz.
Uluslararası alanda uğramış olduğumuz tüm haksızlıklara, adaletsizliklere, tüm saldırılara rağmen sadece kendimiz dimdik ayakta kalmakla yetinmedik, dostlarımız için de umut kaynağı haline geldik. İnsani kalkınma yardımları bakımından Amerika’dan sonra dünyanın ikincisiyiz, milli gelire oranla dünyada 1 numarayız. Hale bak, nerelerden nerelere geldik. Ve gönül coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimize el uzatmaya çalışıyoruz. Çünkü biz kendisiyle birlikte tüm dostlarının, kardeşlerinin, tüm insanlığın iyiliğini, güzelliğini, huzurunu, refahını isteyen bir ülkeyiz; çünkü biz Türkiye’yiz. Onun için bilerek bir masuma zarar vermektense, kendi hayatımızı tehlikeye atmayı göze alırız. Onun için mazlumlara açtığımız kollarımızı hiçbir zaman kapatmadık, kapatmayız. Onun için maziden atiye giden bu uzun yolculuğumuzun asla bir son durağı yoktur. Rabbime bana böyle bir milletin evladı olmayı nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır.
Kardeşlerim, bu ülkeye tıpkı sizlerin istediği gibi Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak hizmet ettiğimiz 15 yıl boyunca Allah’ın lütfuyla gerçekten çok büyük başarılara imza attık. Biz kerameti kendinde görenlerden değiliz. Hele hele kerameti kendinden menkul olanlardan hiç değiliz. Milletle birlikte çıktığımız bu yolda her başarımızın ardında milletimizin desteği ve duası olduğunu çok iyi biliyoruz. Tabii ülkemiz büyürken, gelişirken, güçlenirken Afyonkarahisar’da bundan nasibine düşeni almıştır. Bugün Afyon büyükşehir olma sınırına gelmiştir. Eğer doğumlar biraz artarsa 2019’da büyükşehir olabilir. Ama taşımayla olmaz bu iş ha, taşıma suyla değirmen dönmez. En geç bir sonraki seçimde inşallah Afyonkarahisar büyükşehir statüsüyle ben inanıyorum ki yoluna devam edecektir.
Şehrin bugünlere gelmesinde geçtiğimiz 15 yılda yaptığımız yatırım ne kadar biliyor musunuz? 18 milyar liralık yatırımın çok önemli payı var. Yani eski rakamla ne demek bu? 18 katrilyon biz Afyonkarahisar’a yatırım yaptık.
Ölü dünya dirilmeyi bekliyor diyor Afyonlu gençler.
Bak incir burada da var, zeytin burada da var, tıpkı Rabbimizin beyan ettiği gibi değil mi? Ne diyor Rabbimiz: Yeminle. Esteuzubillah! Bismillah. “Vettiyni vezzeytuni ve turi siyniyne ve hazelbeledil’emiyni.” Zeytine ve emin beldeye yemin olsun ki diyor. Şimdi işte o yemin üzere bizler de Mehmet’imizle beraber Afrin’de yürüyoruz.
Korkaklar zafer anıtı dikemez, bunu böyle biliniz. Onun için Mehmet’im tankların içerisinde, zırhlı taşıyıcılar içerisinde kendileriyle röportaj yapanlara ne diyor Mehmet’imiz; “Düğüne gidiyoruz, düğüne” diyor. İşte bu önemli. Aynı zamanda Mehmet’im ne diyor: “Hedef Kızıl Elma” diyor. Kardeşlerim, yanlış anlaşılmasın ha, kızıl elma belirli bir nokta değildir, yani biten bir nokta değildir, ya? Sonsuzluktur. O İlahi Kerimetullahtır. Ve işte o sonsuzluğa doğru yürüyor. Ve bu şekilde de inşallah bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Son nokta Allah’ın izniyle şehadettir. İnşallah, şu anda sıkıntı yok, olduğu anda zaten başta bizler Başkomutan olarak hareket ettiğimiz anda beraber yürüyeceğiz.
Kardeşlerim, bakınız eğitimde 2 bin 319 yeni derslik yaptık. Üniversitemizi büyüttük. 11 bine yakın yatak kapasiteli yeni yurtlar inşa ederek geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımıza Afyonkarahisar’da hizmet ettik. Ayrıca, Afyon’a 15 bin seyirci kapasiteli yeni bir stadyum yaptık. Ama takım iyi gitmiyor, bak onu söyleyeyim, böyle olmaz. Hadi bakalım, göreceğiz. 2. Ligde lider, hadi bakalım. Bu yolda durmak yok.
İnşası süren spor merkezini de birkaç aya kadar tamamlıyoruz. Aslında bu kongreyi bugün burada yapmayacaktık. İnşallah 1-2 ay içerisinde yeni kapalı spor salonumuz bitiyor. O tabii gayet büyük bir salon. Bu artık belki de burada son toplantımız. İnşallah bundan sonra etkinliklerimizi o büyük kapalı spor salonumuzda yapacağız. Afyonkarahisar’a da bu yakışır, öyle mi? Yakışır.
Ve sağlıkta aralarında biri 400 yataklı, biri 100 yataklı devlet hastaneleri ile 300 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesinin de bulunduğu toplam 40 adet tesisi şehrimize kazandırdık. Şehirdeki hastanelerin yatak kapasitelerini neredeyse iki katına çıkardık. Toplu konutta 8 bin 328 konut projesiyle Afyon’un adeta çehresini değiştirdik.
Ulaşımda 5,5 milyar liralık yatırımla Afyon’u gerçek anlamda yolların kavşağı haline getirdik. Bölünmüş yol uzunluğunu, neydi biliyor musunuz? 54 kilometreden 10 kat arttırdık, 545 kilometreye çıkartarak yolculukların güvenli ve konforlu şekilde sürdürülmesini sağladık. Halen 5 ayrı bölünmüş yol projesinin inşası da sürüyor.
Demir yolu ulaşımının Afyon tarihinde ayrı bir yeri bulunuyor. Bunun için şehirdeki tüm demir yollarını yeniledik, gar binasını restore ettik. Hızlı tren hattının inşası etap-etap sürüyor.
Afyon’u bir taraftan İzmir’e, diğer taraftan Ankara’ya ve oradan Türkiye’nin her yerine bağlayacak hızlı tren hattıyla birlikte şehrin ulaşımında yepyeni bir dönem açılacağına inanıyorum.
Kardeşlerim hızlı bir yürüyüş var ve çok ciddi bir kalkınma sürecini Afyonkarahisar’ımızda yaşıyoruz ve inanıyorum ki daha iyi olacak. Ve durmadan yatırımlarımızla beraber çok daha ileri bir seviyeye Afyonkarahisar’ımızı taşıyacağız. Allah’ın izniyle değerli kardeşlerim, Afyon-Ankara hattını 2019’un Eylül’ünde, Afyon-İzmir hattını ise bir sonraki yıl hizmete açmanın gayreti içerisindeyiz.
Değerli kardeşlerim; Zafer Havalimanındaki hızlı tren istasyonu, şehrin havalimanına olan ulaşımını da kolaylaştıracaktır.
Bu dönemde inşa edilen 35 barajı ve 21 göletle sulamaya açılan 528 bin dekar araziyi işte milletvekiliniz, Bakanımız Sayın Eroğlu’nun memleketine hizmetleri olarak görüyoruz. İnşası süren 12 baraj, 5 gölet ve 18 sulama projesi tamamlandığında hem içme suyu, hem de sulama bakımından Afyon bir kez daha çağ atmayacak.
Afyon’un içinden geçene Akarçay yılların ihmali ve yanlışları sebebiyle sizin deyiminizle neydi? Kokançay, bu hale gelmişti. Şimdi burası çevresinde mesire yerleri, gezinti alanları, tekne turlarıyla bambaşka bir görüntüye kavuştu. Aslında anlatacak daha çok hizmet var. Burada sadece şöyle ana başlıklarını ifade ettiğim bu hizmetleri önümüzdeki dönemde katlayarak sürdürmek istiyoruz.
2019’da yapılacak olan mahalli seçimlerinde biliyorsunuz Mart’ta yerel seçim, ardından Kasım’da Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimi var. Afyonkarahisar’dan çok büyük destek bekliyoruz. Sadece Afyon’un içinden değil ha, Emirdağ, Bolvadin, buralardan, yurt dışından, ta Belçika’dan, Almanya’dan ses gelsin istiyoruz. Afyon’a geriye düşmek yakışmaz, hep ileriye, hep ileriye gitmek yakışır. Onun için 2019’da yüzde 65’in çok daha üzerinde bir oy oranı bekliyorum.
Şimdi sesleniyorum. Ana Kademe, şöyle bir kalkın bakalım, bir görelim Ana Kademeyi. 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Güzel. Hiç durmayacağız, çok koşacağız, çok çalışacağız. Kitabınızda yorulmak diye bir şey olmayacak.
Hanımlar, şöyle bir de hanımları görelim. Maşallah. 2019’a kadar ayak basmadık, çalmadık kapı bırakmamaya hazır mıyız? Hazır mıyız? Ses biraz az geldi bana, hazır mıyız?
Şimdi de gençlere dönelim. Maşallah, barekallah, tebarekallah, gençler iyi maşallah. Gençler, Kocatepe’ye çıkıyor muyuz? 2019’a kadar almadık gönül bırakmamaya var mıyız? Üniversitelerde, liselerde inşallah genç kardeşlerimizi şöyle kucaklamaya, onların gönüllerini gönüllerimizle birlikte birleştirmeye var mıyız?
Afyonkarahisar kararını vermiş, maşallah. Buradayız, tüm gençliği de buraya alacağız.
Kardeşlerim her fırsatta söylüyorum, burada bir kez daha tekrar ediyorum; AK Parti, kaderi milletimizin kaderiyle bütünleşmiş, iç-içe geçmiş bir partidir, farkımız buradan geliyor. Bizim her başarımız ülkemizin başarısıdır, milletimizin başarısıdır. Bizim her başarısızlığımızın da ülkemize ve milletimize bir bedeli vardır. İşte bu anlayışla sorumluluğumuzun sadece kendimize, sadece ilçemize değil, ilimize değil, ülkemizin ve milletimizin tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor. Yaşadığımız her hadise bize sorumluluğumuzun büyüklüğünü bir kez daha hatırlatıyor. Gençler, unutmayın, biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükûda ve secdede eğildik, başka bir yerde asla.
Türkiye sınırları içinde, sınır boylarında ve uluslararası alanda verdiği tarihi mücadelede attığı her adımla biraz da güçlenerek, biraz daha mevzi ve imkân kazanarak yoluna devam ediyor. Bu mücadelenin kesintisiz ve kararlı bir şekilde sürdürülmesi en başta bizlerin görevlerimizi hakkıyla yapmamıza bağlıdır. Şimdi sandık esasına göre mahalle ve sandık temsilcisinden Genel Merkeze yönetimine kadar tüm AK Parti kadroları milletimizin desteğini daha güçlü şekilde inşallah almak için gecesini gündüzüne katmak zorundadır. En küçük bir zayıflığın, en küçük bir belirsizliğin nelere mal olabileceğinin işaretlerini zaman zaman hep birlikte gördük mü, yaşadık mı? 7 Haziran’da gördük mü? Gördük. Öyleyse daha hassas olacağız. Bizim zayıflığımızı Türkiye’nin zayıflığı olarak görüp hemen akbabalar gibi ülkemizin üzerine çullanmaya çalışanlara inşallah fırsat vermeyeceğiz. 81 milyon vatandaşımıza vefa borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz.
Seçimlerde tüm iftiralara, tüm kafa bulandırmalara yönelik ithamlara inşallah bizi destekleyen vatandaşlarımıza olan minnettarlığımızı ancak böyle ödeyebiliriz. Bunu bu millet…
Gençler, bu millet bunu nerede gösterdi? 15 Temmuz’da gösterdi. Ve 15 Temmuz’da benim milletim genci-yaşlısı F16’lardan kaçtı mı? Tanklardan kaçtı mı? Ölüm kusan helikopterlerden kaçtı mı? Toplardan kaçtı mı? Tam aksine bağrını-göğsünü açtı üzerine üzerine gitti. Çünkü o anda ne diyorlardı? Onlar o anda imanlarının gereğini yerine getiriyorlardı. İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür. Öyle yürüdüler.
Sınır boylarında ve sınırlarımız ötesinde ölürsek şehit, dönersek gaziyiz, bizi beklemeyin diyerek canları pahasına istiklalimiz ve istikbalimiz için çarpışan kahramanlarımıza borcumuzu ancak daha çok çalışarak ödeyebiliriz. Genelkurmay Başkanından rütbesiz erine kadar her mensubunu birer Mehmetçik olarak gördüğümüz kahraman ordumuza gazası mübarek olsun diyor, hepsine de selamlarımızı, muhabbetlerimizi gönderiyoruz.
Kardeşlerim; Mehmetçik nereden gelme? Peygamberimize Aleyhissalatu Vesselam hürmeten Muhammed ismini kullanmamış ecdat. Küçük Muhammed anlamına Mehmetçiği kullanmış, bu ismi vermiş, bu kadar anlamlı. İslam dünyasında başka askerine Mehmetçik ismini veren bir ülke yok, bu sadece bizde var. Onun için Mehmetçik isminin hakkını vererek mücadele eden askerlerime başarılar diliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Ve onlar inanıyorum ki şu müjdeye doğru yürüyorlar: “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, siz anlamazsınız, bilmezsiniz. Ve devamında Rabbimiz tarafından doyurulurlar diyor. İşte buna inanan bir Mehmetçik var, buna inanan bir ordu var ve evet şehadete yürüyorlar. İnşallah Rabbim yar ve yardımcıları olsun.
Eskiler zor oyunu bozar derler, bizim dostluğun, müttefikliğin, ortaklığın, diplomasinin tüm yöntemlerini denedikten sonra bu operasyonlara karar verdik ve uyguladık. Hala önceliğimiz ve tercihimiz, meseleleri konuşarak, müzakere ederek, karşılıklı hassasiyetleri ve çıkarları dikkate alarak çözmekten yanadır. Bu yöntem tüm ülkelerle olan ilişkilerimiz için geçerlidir.
Bu sabah itibariyle bin 595 terörist etkisiz hale getirildi. 31 Mehmetimiz, 60 Özgür Suriye Ordusu, toplam 91 şehidimiz var.
Biz ne karnından konuşanlardan, ne de lafı eğip bükenlerden olmayacağız. Dost acı söyler prensibince doğru bildiklerimizi daima muhataplarımıza ifade ettik, her zaman açık sözlü olduk. Bize de açık sözlü olunmasını istedik. Bakınız geçmişte ve kimi konularda halen İran’la, Irak’la, Rusya’yla, Yunanistan’la, Amerika’yla, Avrupa ülkeleri ile çeşitli anlaşmazlıklarımız, çeşitli görüş ayrılıklarımız olmuştur. Ne zaman bunları Allah’ın insanlara en büyük lütfu olan akılla, diyalogla, konuşmayla çözdüysek hepimiz kazandık. Ne zaman bu meseleler siyasi ve ekonomik ilişkilerimizde çatışmaya yol açtıysa hep birlikte bedel ödedik. Hele hele konu çok daha ciddi çatışma alanlarına taşındığında bunun bedeli gelecek nesillere sari şekilde işte görüyorsunuz açık olarak ortaya çıkıyor. Bunu Birinci Dünya Savaşındaki, Kurtuluş Savaşı dönemimizdeki acılarımızı ve kayıplarımızı unutmadık. Ama o dönemde edindiğimiz tecrübeler var, bunları da unutmadık. Lozan’daki kazanımlarımızı unutmadığımız gibi kayıplarımızı da unutmadık. İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası toplumla bütünleşme yolunda attığımız adımları unutmadığımız gibi, bizi önce oyalayan ve sonra dışlayan sinsilikleri de unutmadık. Bugün de yürüttüğümüz mücadelede bize verilen destekleri olduğu gibi, yapılan gizli-açık ihanetleri, söylenen yalanları, sergilenen riyakârlıkları da elbette unutmayacağız. Devletlerarası ilişkilerin mutlak dostluk veya mutlak düşmanlık değil ortak çıkarlar üzerine bina edilmesi gerektiği gerçeğinden hareket ediyoruz.
Değerli kardeşlerim, bizimle ortak bir geleceğe yürümek isteyenlere musafaha için ellerimiz daima açıktır. Geleceğimizi karartmak isteyenlere ise aynı ellerin yumruk olup, tokat olup inmesi kaçınılmazdır.
Şimdi ne diyor Koç Köroğlu:
“Daima böyledir dünyanın işi
Kişi ettiğini bulur demişler
İstersen eylik et, istersen kemlik
Ettiğin başına gelir demişler
Çeken bilir daim derdi firağı
Söndürmek olur mu yanan çırağı
Sakın bir kimseye kurma tuzağı
Kişi ettiğine düşer demişler”
Evet, herkes ettiğini bulacaktır. Araplar öyle diyor, “men dakka dukka.” Biz hep iyilik ettik, iyilik peşinde koştuk. Kendimizle birlikte tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin, cümle insanlığın iyiliğini istedik. Biz Rabbimizden bunun ecrini umuyor, diliyoruz. Bize tuzak kuranların da kendi tuzaklarına düşeceklerine inanıyoruz.
Kardeşlerim, iyi niyetli olmak hazırlıksız olmak değildir. En iyisini umacak, ama en kötüsüne hazırlıklı olacağız.
Geçtiğimiz 15 yılda yaptıklarımızı daha önceki dönemlerin eksiklerinin telafisi olarak görüyoruz. Temel altyapı hizmetlerinin tam olarak verilemediği bir ülkenin geleceği için büyük vizyonlar ortaya koyması hayaldir. Ülkemizin işte bu kritik noktayı aşmasını sağladığımıza inanıyorum. Şimdi elimizdeki bu büyük imkânın üzerinde asıl özlediğimiz, asıl hedeflediğimiz büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme zamanıdır.
2023 hedeflerimiz büyük ve güçlü Türkiye hedefinin ilk durağıdır.
Gençler, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmuş, savunma sanayi başta olmak üzere stratejik tüm üretimlerini kendisi yapabilir duruma gelmiş Türkiye’nin önünde yepyeni bir ufuk açılıyor. Bakınız şu anda hamdolsun artık kendi silahlı-silahsız insansız hava araçlarını uçuran bir Türkiye var. Silahsız İHA’larını uçuran bir Türkiye var. Ya bunları biz istediğimiz zaman Kongre izin vermiyor deyip bizi kapıdan gönderenleri biz unutmuyoruz. Artık zırhlı taşıyıcılarını üreten bir Türkiye var, artık tankını üreten bir Türkiye var. Artık yerli tüfeklerini üreten bir Türkiye var, mühimmatını üreten bir Türkiye var. Daha ileri olacak, çünkü biz şu anda 2023’e değil 2023’ün ardından 2053 ufkuna yürüyoruz. Biz göremeyeceğiz, 2071 ufkunun temellerini atıyoruz. Nasıl İstanbul’un fethi ile sadece kendimiz değil tüm insanlığı yeni bir çağa soktuysak, inşallah 2053’te öyle bir atılımı gerçekleştireceğiz. Nasıl Malazgirt’te kapılarını açtığımız Anadolu’yu bin yıldır yurdumuz olarak sahiplendik ve koruduysak, inşallah 2071’de bu gücümüzü tüm gönül coğrafyamızı kucaklayacak şekilde genişleteceğiz.
Bunun için şu dört ilkeye sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Hazır mısınız? Hazır mısınız? Rabia’mız.
Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Arnavut’uyla, 81 milyon tek millet.
Tek bayrak. Şu bayrağımızın güzelliğine bak. Rengi şehidimizin kanı, rengini oradan alıyor. Hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi. Başka bayrak asla.
Üç, tek vatan. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. 780 bin kilometrekareyle tek vatan.
Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz. Öyle paralel devletmiş, yamuk devletmiş, şuymuş-buymuş, tanımıyoruz, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bitti.
Bu dört ilkeden taviz vermezsek gençler, hedeflerimize ulaşırız. Şayet bu bütünlüğü koruyamazsak, Allah muhafaza şu anda çevremizde gördüğümüz kötü örneklerden daha beter duruma düşeriz.
Öyleyse ne yapacağız, hep beraber şöyle bir kalkalım bakalım, şöyle coşkuyla bütün Türkiye bir duysun.
Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Ekonomimizi çökertmeye yönelik olanlara Rabia’mızla cevabı vereceğiz.
Ve şimdi de inşallah şarkımızla. Önce şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Birer Fatiha.
Değerli kardeşlerim; beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor.
Ne demişler özellikle, “Adam bilir adam kıymetini, sarraf bilir altın kıymetini” demişler, işte karşımda bunlar. Bu şehrin insanları insanların kıymetini bilir.
Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda önemli bir imtihan olarak gördüğüm 2019 seçimlerinde de Afyonkarahisar’a güveniyorum.
Bu duygularla sözlerime son verirken kongremizde görev alacak kardeşlerime Rabbimden başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlara yaptıkları hizmetleri için gönülden teşekkür ediyorum.
Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.