Cumhurbaskani Erdogan’in Antalya’da halka hitabinin tam metni
Olağan Kongresi vesilesiyle bulunduğumuz Antalya’da salon içi tıklım tıklım dolu. Fakat burada böyle büyük bir coşkuyu görünce sizleri selamlamadan geçemezdim. Dolayısıyla kongremiz hayırlı olsun diyorum, günümüz kutlu olsun diyorum, geleceğimiz aydınlık olsun diyorum.
Değerli kardeşlerim; bildiğiniz gibi bu kongreyi farklı bir dönemde yapıyoruz. Az önce Mersin’deydim, Mersin Teşkilatımızın Kongresini yaptık. Aynen böyle gerçekten muhteşem bir katılım, muhteşem bir heyecan vardı salonun dışında, salonun içinde.
Biz bu millete sevdalıyız. Hamdolsun milletimiz de bize sevdalı, bunu görüyorum. Ve çıkarken bir şey söylemiştik, uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gideceğiz gündüz gece, çünkü bizim bir maksudumuz var, bir aşkımız var, oraya ulaşacağız. Ve bu konudaki kararlılığımız Ana Kademede, Kadın Kollarında, Gençlik Kollarında bugüne kadar hep oldu, hep olacak. Şu anda 11 milyon üyesi olan bir partiyiz. İşte şimdi sizler içeride kongre giremediniz, dışarıdasınız. Bu, bir aşkın ifadesidir, bir heyecanın ifadesidir. Ve bir yolculukta hazırlığın içindeyiz. Nedir bu hazırlık? Mart 2019. Nedir bu hazırlık? Kasım 2019. Türkiye bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümde Mart’ta yerel yönetimde bir karar verecek, Kasım’da da inşallah Türkiye siyaseti başkanlık sistemine geçerken hükümet etmede bir karar verecek. Bunlara hazır mıyız?
Şimdi ben Ana Kademeye sesleniyorum; kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız?
Kadın Kollarımıza sesleniyorum; kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Gençler, kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız?
Dilinize sağlık.
İşte gelirken rakamları aldım, şimdi Afrin var, Afrin’deyiz. Afrin’de Mehmet’imiz var, Silahlı Kuvvetlerimiz var, jandarmamız var, polisimiz var, güvenlik korucularımız var ve hamdolsun son sayılar 3200’ü aşmış vaziyette etkisiz hale getirilen teröristler. Şehitlerimiz de var, ama unutmayın; “Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.” Peygambere komşu olmak üzere yürüyen şehitlerimiz de var. Ama bu şehitlerimiz olmasa biz şimdi böyle olabilir miydik? Onların bereketi var.
Kardeşlerim, onun için çok çalışacağız. Eğer çalışmazsak onların şehadetini alamayız. Çok koşacağız. Bu topraklar, şu son 15 yılda görüyorsunuz, nereden nereye geldik. Kişi başına milli gelirin 3500 dolar olduğu Türkiye’de şimdi görüyorsunuz 12 bin dolara yürüyoruz. Bakınız, battık, bittik, yıkıldık diyorlardı, Antalya’da turizm çöktü diyorlardı. Geçen yıl elhamdülillah 10 milyonu aştık, inşallah bu yıl 13 milyonu aşacağız. Fazlası olacak, azı olmayacak. Ve bütün bunlarla beraber hamdolsun hedef koyduk kendimize. Nedir bu hedef? Diyoruz ki, 2023’e giderken biz bir defa dünyada ilk 10’un içerisine gireceğiz. Bu yatarak olmaz, çalışarak olacak. Çalışmaya da varız değil mi? Öyleyse mesele yok.
Turizmin adeta başkenti olan Antalya bu işi çok iyi götürmeli. Üniversitelerimiz hamdolsun iyi bir noktada. İşte şu anda kapalı spor salonumuz, arkada 32 bin kişilik stadımız, bunların hepsi AK Parti iktidarının Antalya’mıza kazandırdığı güzelliklerdir. Tabii içeride detaylara, teferruatlara gireceğim için şimdi burada onları dillendirmeyeceğim, biraz sermaye de içeri kalsın, sermayeyi burada tüketmeyelim.
Benim sizden bir ricam var, bizim Rabia’mız var, Rabia’mız. Rabia’mızda ne var?
Bir, tek millet; 81 milyon Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Arap’ıyla tek millet.
Ama bir ricam daha var; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bizi bölemeyecekler, tamam?
İki, tek bayrak. Şu bayrağımızdan başka asla. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi.
Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bu vatanımızı bölemeyecekler. Kardeşlerim, biz 780 bin kilometrekareye nereden geldik biliyor musunuz? 18 milyon kilometrekareden geldik. Ah ah. Küçüldük küçüldük, olduk 780 bin kilometrekare. Hep verdik, hep verdik. Şimdi birileri konuşuyor, ağzı olan konuşur. Ama 780 bin kilometrekarede ameliyat yaptırtmayız. Ne PKK’sına, ne DEAŞ’ına, ne DHKP-C’sine, ne şuna-ne buna asla. İşte bak, PYD nerede, şu anda nerede? Ne demiştim hatırlayın; inlerine gireceğiz, inlerine. Girdik mi? Girdik, Cudi’de girdik, Gabar’da girdik, Tendürek’te girdik, Kandil’de girdik, Beslerderesi’nde girdik, hepsi nal toplamaya başladılar, kaçan kaçana. Şimdi Suriye’deler, orada da kovalıyoruz. Cerablus’ta kovaladık, El Rai’de kovaladık, El Bab’da kovaladık. DEAŞ’la işbirliği yaptılar, FETÖ ile işbirliği yaptılar, kaçan kaçana. Kimisi Pensilvanya’ya, kimisi Almanya’ya, Fransa’ya, Hollanda’ya, kaçan kaçana. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız.
Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bizim devletimiz yok. Kimse böyle heveslere de kapılmasın, kapıldığı yerde burunları yerde sürter. Hiç endişeniz olmasın. Ve kararlıyız, azimliyiz ve Allah’ın izniyle Afrin’de işte bakın rakam nereye çıktı? Ve Afrin olayı bitiyor. Biz toprak işgaline gitmiyoruz, biz teröristleri ülkemize bunlar bela olmasınlar diye kovaladık, kovalıyoruz. Nereye giderlerse gitsinler. Şimdi biz Cerablus’ta ne yaptık? 2 bin kilometrekareyi kontrolümüze aldık, ama ülkemizdeki mültecilerden 140 bin kişi ne yaptı, evlerine döndü, topraklarına döndü. Herkes ister değil mi toprağıma döneyim, döndüler. Şimdi burada da şu an itibariyle 900 kilometrekareye yaklaşıyoruz ve buranın da toplamı 2 bin kilometrekare. İnşallah burayı da kontrol altına aldığımızda Afrinli kardeşlerimiz de topraklarına dönecekler.
Biz işgalci olmadık tarih boyunca, biz sömürgeci olmadık tarih boyunca. Bize yanlış yapanların tarihi sömürgecilikle doludur. Onlar katliamlar yapmışlardır. Önce hesabını versinler Cezayir’de ne kadar katliam yaptınız. Ben de seni seviyorum.
5 milyon insanı Fransa’da katlettiler, Ruanda’da katliam yaptılar, Libya’da yaptılar, her yerde yaptılar. Ama biz hep merhametle gittik. Bizim gittiğimiz yerde hep rahmet oldu, merhamet oldu, onlarda böyle bir şey olmadı. Çünkü biz hamdolsun bir rahmet Peygamberinin ümmeti olarak geldik ve böyle gidiyoruz.
Ve ben bu karşımdaki topluluğu, bu topluluğu bir rahmet topluluğu olarak alkışlıyorum. Ve zeytin dalı boşuna demedik, niye? “Vet tîni vez zeytûn ve tûri sînîne. Ve hâzel beledil emîn.” Bakın, Rabbimiz tin helvasına, öbür tarafta zeytine ve emin belde olarak bu beldeye yemin ediyor. İşte şimdi biz elinde zeytin dalı sallayanlara da selam olsun diyorum. İnşallah bu emin beldeye de böyle yürüyoruz.
Şimdi değerli kardeşlerim, içeriyi de fazla bekletmeyelim. Olmaz, siz burada rahatsınız, içerisi şu anda tabii ki ne zaman geleceğiz diye onlar da bekliyor.
Ben gösterdiğiniz bu ilgi alakaya şahsım, bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, İl Başkanım, Belediye Başkanım adına, hepsi adına sizlere selamlarımı, sevgilerimi sunuyorum.
Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve inşallah Antalya’mızı sandıkları patlatarak evvel Allah örnek bir il olarak göstereceğiz.
Sağ olun, var olun.