Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Aydin 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Aydın 16 Nisan halkoylamasında maalesef yüzde 36’lık evet oranıyla beklediğimizin ve Türkiye ortalamasının çok altında kaldı. Halbuki Türkiye’de demokrasinin, milli iradenin, bağımsızlığın şehri olan Aydın’ın bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var. Biz Aydın’ı 1 milyon 100 bin bulan nüfusu, 670 mahallesi, incirinden zeytinine, pamuğundan sebzelerine kadar her çeşit ürünün yetiştiği bereketli topraklarıyla, turizmi, sanayisi ve ticaretiyle 2023 Türkiye’sinin lokomotif şehirlerinden biri olarak görüyoruz. Türkiye için neler yaptığımızın, Aydın’a da hangi hizmetleri getirdiğimizin en yakın şahidi sizlersiniz.

16 Nisan sonucu kendimizi Aydın’ın Efelerine, Aydın’ın gani gönüllü başı yüce insanlarına yeteri kadar anlatamadığımızı gördük. İnşallah bu kongremizde Aydın’da yeni bir döneme adım atıyoruz. Artık hep birlikte daha çok çalışacağız, Aydın’da çalmadık kapı bırakmayacağız.

Evet, şimdi şöyle bir ana kademeyi göreyim, ana kademe şöyle bir kalksın bakalım. Ana kademe, 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Bu sesten bir şey olmaz. Ana kademe, 2019 seçimlerine kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Böyle ya, biraz canlı olun, biraz yürekten yürekten, hücrelerden gelmesi lazım.

Buyurun.

Kadın Kolları, maşallah, 2019’a kadar her eve girmeye, her gönle dokunmaya hazır mıyız? Bak ana kademe, maşallah. Her gönle dokunacağız, tamam, gönülleri sizler fethedeceksiniz.

Gençlik Kolları… Gençlik Kolları, bu pek gençlik çıkışına benzemedi, bu biraz böyle dizel gibi oldu, ağırdan ağıra. Gençlik Kolları, 2019’a kadar liselerden üniversitelere kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? Böyle ya böyle. 

Maşallah, Rabbim hepinizden razı olsun. Buradaki coşkuyu 2019’un Mart ayındaki Belediye Başkanlığı, Kasım ayındaki milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar sürdürmenizi bekliyorum.

Kardeşlerim; Aydın, 1919-1922 yılları arasında 40 aya yakın istiklal mücadelesi vermiş, düşman işgaline kadar 7’den 70’e topyekun kıyama geçmiş bir şehrimizdir. Daha sonra da Aydın yerli ve milli duruş sahibi bir şehir olarak hep demokrasinin, özgürlüklerin yanında yer almıştır.

Şehrimizin Gazi Mustafa Kemal’in hatırasına hürmeten olsa gerek, hala CHP’ye çok ciddi desteği olduğunu görüyoruz. Buradan tüm Aydınlılara sesleniyorum, sizin gönlünüzde yaşattığınız CHP’yle, şu anda muhalefet partisi sıfatını taşıyan CHP arasında hiçbir ilişki kalmamıştır. Gazi Mustafa Kemal’in CHP’si bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’na öncülük eden kadro tarafından kurulmuştur, bugünkü CHP ise Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşı olarak gördüğümüz mücadele sürecine alenen ihanet eden, ülkemizin ve milletimizin düşmanı kim varsa onların değirmenini su taşıyan bir parti haline dönüşmüştür.

Türkiye bölücü terör örgütünün çukur eylemleriyle mücadele ederken, CHP olayı, bölge halkının PKK ile iktidarın uygulamaları arasında sıkışması olarak ifade edebilecek kadar alçalabilmiştir. Hatta bu partinin milletvekilleri çıkıp, devlete karşı hendek hendek direnmekten söz edebilecek kadar şirazeyi kaybetmişlerdir. Bölücü örgütün Meclisteki temsilci olana siyasi partinin başındaki zatla birlikte iyi salladık diyen CHP yöneticileri gördük. Devletin güvenlik görevlilerini faşist, PKK’lı teröristleri mağdur eylemci olarak niteleyen bu CHP’nin Aydınlı kardeşlerimizin hayalindeki partiyle hiçbir ilgisi, alakası olamaz.

Bakınız, geçtiğimiz günlerde sanatçılarımızla yaptığımız, sporcularımızla, yazar, medya grubu, bir grupla yaptığımız Zeytin Dalı Harekatına katılan askerlerimize destek olmak, onları moralize etmek için Reyhanlı’ya gittik, sınır, 10 kilometre, oraya kadar gittik, hem kendi tarihimizde, hem de dünyada bunun sayısız örneği var. Biz de il kongremiz vesilesiyle Hatay’dık, kendileriyle ziyaret için gittikleri karakolda buluştuk. Sınırın sıfır noktasındaki Oğulpınar Sınır Karakolunda gerçekten çok güzel, çok çok tarihi bir manzaraya şahit olduk. Askerlerimizle sanatçılarımızın, sporcularımızın, medya mensuplarımızın verdikleri fotoğraf, CHP’nin başındaki zatı niye ise fevkalade rahatsız etmiş, adeta zıvanadan çıkartmış. Grup Toplantısında, burada zikretmekten hicap duyacağım hakaretleri bir kenara bırakarak söylüyorum, asıl vahim olarak ne diyor biliyor musunuz? Bir ülkenin sanatçıları savaşı değil, barışı savunur diyor. Yani sanatçılarımızın yanlış safta yer aldığını ima ediyor. Aman ya Rabbim, bu zihniyete göre sanatçılarımız askerlerimizin değil, teröristlerin yanında yer almalı.

Ey Aydınlı kardeşim, Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisinin, bu partinin başındaki zatın içine düştüğü durumu görüyorsunuz değil mi? Kendi devletine, kendi hükümetine, kendi askerine düşmanlık içine giren bir parti nasıl olur da Cumhuriyetimizin kurucu partisi olduğunu iddia edebilir? Türkiye’de Cumhuriyetimizin gerçek savunucusu olan bir parti varsa, o da AK Partidir. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıldönümü 2023 yılında ülkemiz için belirlediğimiz hedefler bile tek başına bu iddiamızı ispatlamaya yeter.

Ey CHP, bak biz 100. yıla bir hazırlık yapıyoruz, sen ne yaptın ya, sen şu ana kadar ne yaptın, teröre destek vermekten başka ne yaptın? Teröristlerle beraber yol yürüdün, onların çukur kazmalarına destek verdin, başka ne yaptın?

CHP’lilerle karşılaştığınızda onları çevirin ve kendilerine şu soruyu sorun: Cumhuriyetimizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Emin olun, hiçbiri de bu soruya verecek tutarlı bir cevap ortaya koyamaz, çünkü bunların böyle bir derdi yok. Siz bunların dillerinden adalet lafını eksik etmediklerine, adalet diye yollara düştüklerine bakmayın Hazreti Mevlana, adalet ağaçlara su vermektir, adaletsizlik ise dikene su vermektir diyor. Bunlar hayatları boyunca olduğu gibi, bugün de sadece dikene su vermişlerdir, dikene su vermeye devam ediyorlar. FETÖ’sünden PKK’sına kadar terör örgütlerine savunmak adalet demek değildir. Ülkesine ve milletine hayırlı her işi baltalamak adalet değildir.

Kardeşlerim; CHP’nin başındaki zat Salı günkü konuşmasında öyle ahlaksızca, öyle terbiyesizce, öyle haysiyetsizce ifadelere sarıldı ve şahsıma saldırdı ki, inanın bana ben bu kişinin seviyesine inmeyi kendime zül addederim. Gençler, üstat Necip Fazıl böyleleri için alçak demezdi, üstat alçak ifadesinin bir seviye belirttiğine inandığı için böylelerini çukur diyerek tarif ederdi, çünkü alçaklık bir seviyedir derdi, onun için çukur. Bu zat da öyledir, yani çukurun ta kendisidir. Hatta bu zat sadece çukurda değil, aynı zamanda kullandığı ifadelerle kanalizasyon çukurunda debeleniyor.

Bu zannediyor ki, bende ağız var, her türlü ifadeyi kullanırım. Senin o kullandığın ifadeleri biz unuttuk, biz dahasına da muktediriz de bulunduğumuz makamlar buna müsaade etmiyor. Kendisinin sadece ahlakla ve onurla değil, aynı zamanda siyasetle, belagatle, fikirle de uzaktan-yakından ilgisi olmayan sözlerini asla muhatap almıyor, cevaba değer bulmuyorum.

Güya kadınlara hitap ediyor, güya otizmli çocuklardan söz ediyor, güya bir tarihçimizi eleştiriyor, ama her nasılsa cümlelerin sonu hep benimle bitiyor. Neymiş, bizi uyutmayacakmış. Biz günün 24 saatini, haftanın 7 gününü, yılın 365 gününü zaten ülkemize ve milletimize hizmet yolunda durmadan, dinlenmeden çalışıyoruz. Asıl sen içinde bulunduğun dalalet uykusundan uyanmaya bak.

Bunların hepsini de bir kenara bırakıyorum, şahsi meselelerimizi yutkunarak da geri plana bütün bunları atabiliriz, ama ülkemizin ve milletimizin çıkarları söz konusu olduğunda kusura bakmasınlar, kimseyi gözümüz görmez. Bu zatın söylediği öyle şeyler var ki, ülkemize ve milletimize olan sorumluluğumuz geri bunları cevaplamadan geçemeyeceğiz. İfadelerine baktığımızda, bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir, nasıl bu kadar ülkesinden ve dünyadan bihaber olabilir, açıkçası anlayamıyoruz.

Mesela bu zat faizin kanun hükmünde kararnameyle düşeceğini sanıyor. Mesela bu zat istihdamın kanun hükmünde kararnameyle sağlanabileceğini sanıyor. Mesela bu zat ticari borçların kanun hükmünde kararnameyle sıfırlanabileceğini düşünüyor. Mesela bu zat iç ve dış borçların kanun hükmünde kararnameyle hallolabileceği hayalini kurabiliyor. Hatta bu zat çalışmayan adam borçlanıp kendine beyaz eşya alıyor, sonra da borcunu ödeyemeyip tefeciye mahkum oluyor, ben bu düzeni bozacağım diyor. Aman ya Rabbim, bu ne cehalet ya, bu ne cehalet.

Peki, bu düzeni nasıl bozacak, çalışmayan adama iş mi bulacak? Öyle bir şey söylemiyor, ortada öyle bir programı yok zaten. Peki ne yapacak? Beyaz eşya satışını mı engelleyecek. Ömründe devletten aldığı maaş dışında kendi emeğiyle, kendi alın teriyle, kendi becerisiyle, kendi yeteneğiyle tek kuruş para kazanmamış adama Ana Muhalefet Partisini teslim ederseniz işte böyle zırvalar.

SSK’ya Genel Müdür oldu, SSK’yı ne hale getirdiğini biliyorsunuz, rezillik, öyle mi? Aman ya Rabbim. Allah rahmet etsin, Savaş Ay’ın o programı nefis bir programdı, zannediyorum hepiniz de o programı izlemişsinizdir. Ve ne diyor, benim yapacağım bir şey yok. Kim yapacak? Başbakan yapacak. Ya sen orada ne başısın? SSK’ya seni getirmişler seni Genel Müdür yapmışlar ya.

Çocuklarının evini nasıl aldığının hesabını veremeyip yakasını yapışan bir gazeteye, bu evi 3 kuruşu satmak zorunda kalan bir adama milletimiz ülke ekonomisini teslim etmez. Hep söylüyorum, iş bileninin, kılıç kuşananındır. Biz hamdolsun 15 yıldır işimizi de yaptık, gerektiğinde kılıcımızı da Efeler gibi kuşandık.

Kardeşlerim; muhalefetteyken benim adım Kemal diyerek boş lafla peynir gemisi yürütülebilir, ama ülke yönetmek için bilgi, birikim, feraset, program, proje gerek. Bunlarda bırakın ülkeyi yönetmek için gereken kabiliyetleri, eski siyasetçilerin en azından kulağa hoş gelen söz söyleme sanatı bile yok. Hepsi de artık Rahmeti Rahmana kavuşan Menderes’in, Demirel’in, Ecevit’in, Erbakan’ın, Türkeş’in siyasetlerindeki letafeti düşündüğümüzde, bu zatın içinde bulunduğu zillet daha iyi anlaşılabiliyor. Tıpkı boş çuval gibi bıraktığınız anda yere yığılı veriyor diyeceğim ama, içi boş da değil, bu çuvalın içi cüruf dolu cüruf, kin dolu, nefret dolu, hakaret dolu, zulüm 1453’te başladı diyenlerin ihanetiyle dolu. Destenin içinde ne varsa dışına da o sızar derler. Kimileri sevgisiyle, muhabbetiyle, hizmetiyle, dirayetiyle milletin karşısına çıkar, kimleri de işte bu zat gibi zehriyle kendini belli eder.

Dünyada herkes Türkiye’nin yüzde 4’lük büyüme başarısı göstermiş olmasını konuşuyor, bu zat kendi aklınca onu da değersiz hale getirmeye çalışıyor, ama eline, yüzüne bulaştırıyor. Daha büyüme oranın ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, ne şekilde hesaplandığını bilmeyen bu adama kimse Türkiye’yi emanet etmez. Nitekim bu kişi Genel Başkan olduğu 2010 yılından bu yana girdiği tüm seçimleri kaybetmiştir. İnanın sorun kaç seçim kaybettin diye, onu da bilmez.

2010 anayasa halkoylamasını kaybetmiştir, 2011 milletvekilliği seçimlerini kaybetmiştir, 2014 Cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareler seçimlerini kaybetmiştir, 2015 Haziran ve Kasım milletvekilleri seçimini de kaybetmiştir, 2017 cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halkoylamasını da kaybetmiştir. Ama hakkını yememek de lazım, bu arada partisinin kongrelerinde hepsini de kazanmıştır. Partisinin kongrelerinde hepsini kazanıyor, başarısı burada zaten.

Ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, ya bu kadar başarısız birisiyle nereye gideceksiniz? Kurtulun ya, kurtulun bundan, kurtulun da Türkiye biraz şenlensin, Türkiye demokrasiyi görsün, bununla demokrasiye görmek de mümkün değil. Niye? Çünkü demokrasi güçlü muhalefetle güç kazanır. İktidar var, ama güçlü muhalefet yok. Onun için şimdi biz tek kale oynuyoruz tabi, tek kale oynuyoruz.

Milletin karşısında kaybettikçe partisinin kongre salonlarında kazanarak bugünlere geldiği için olsa gerek, pusulayı iyice şaşırmış durumda. Türkiye’yle hangi devlet arasında sorun çıkarsa çıksın saffını hemen karşı taraftan yana belirliyor. Türkiye’yle hangi terör örgütü arasında mücadele varsa, kim ve ne olduğunu bakmaksızın hemen terör örgütünün saffında yer alıyor. Çukur eylemlerinde PKK’yla mücadele ettik, bu zatı bölücü örgütün yanında gördük. Ya böyle bir şey olabilir mi? Ne işin var senin bölücü örgütün yanında? Hakkari’de partisinin mitingi var, partisinin bir tane bayrağı yok, Türk Bayrağı yok, Türk Bayrağı yok. Ya bunun Türk Bayrağıyla zaten alakası yok, çünkü orası Hakkari. Ama biz Hakkari’ye ne zaman gittiysek bayrağımızla gittik, partimizin bayrağıyla gittik.

Bölücü terör örgütü geldi bizim Yüksekova’da A-4’le, o bombalarla partimizin bombaladılar. Biz partimizin oradaki teşkilatımızın yenisini yaptık, aynı şekilde Hakkari merkezde partimizi kurduk, hiçbir zaman yılmadık, çekinmedik, üzerine üzerine gittik; çünkü biz şuna inanıyorduk: Korkaklar zafer anıtı dikemez. Oralarda teşkilat başkanlarımız şehit ettiler, ama buna rağmen yürüdük. Kaçırdılar, buna rağmen yürüdük. Çünkü bizim teşkilat başkanlarımız da bir şeye inanmışlardı, şahadet ve onunla yürüdüler. Allah onlardan razı olsun, şehitlerimizden razı olur. Geride kalan ailelerine Rabbim sabırlar versin inşallah.

Değerli kardeşlerim; 17-15 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde FETÖ’yle mücadele ettik, bu zatı yine karşımızdaki ihanet çetesinin yanında bulduk. Şimdi de Afrin Operasyonuna bakışını terörle mücadele olarak değil, savaş-barış denklemiyle izah ederek PYD’nin safında yerini almıştır, bu da çok enteresan.

Türkiye’nin sanatçılarına, sporcularına, medya mensuplarına hakaret edecek kadar zıvanadan çıka bu zatı ben sizlere, milletime havale ediyorum.

Kardeşlerim; sanatçılarımız bizim başımızın tacıdır, sporcularımızın yeri bizim gönlümüzün başköşesidir. Medya mensupları, zaman zaman kendileriyle anlaşamasak da daima saygıyı hak eden arkadaşlarımızdır. Daha dün şu anda hepsi de terör örgütü üyeliğinden aranan DHKP-C’nin militanlarını sanatçı diye Meclise getirip basın toplantısı düzenleyenler elbette askerimizin yanında yer alan gerçek sanatçılardan rahatsız olurlar. Eğer yarın, öbür gün Ana Muhalefetin başındaki zat Aydın’a gelirse, kendisinden şehitlerimizin adını anmadan önce ağzını çalkalamasını isteyin, muhakkak isteyin, çünkü bu zat terörle mücadele için hayatlarını ortaya koyan askerlerimize, polislerimize, jandarmalarımıza, güvenlik korucularımıza hakaret edenlerin yol arkadaşıdır, en büyük destekçisidir. Çünkü bu zat 15 Temmuz’a tiyatro diyerek Türkiye’nin yakın zamanda karşılaştığı en büyük ihanet girişimine kanlarıyla, canlarıyla engel olan milletimize bizzat kendisi hakaret etmiştir. Onun için ağzını çalkalaması lazım, aksi takdirde yaptığı konuşmalar bir kulaktan girer, öbüründen çıkar. Çünkü bu zat, şu kullandığı ifadeye bakın: Aman Afrin şehir merkezine girmeyin diyerek askerlerimize destek için sınıra gidenleri istiskal ederek, alçaltarak bu büyük mücadeleye saygısızlık etmiştir. Şu lafa bak, aman Afrin’e girmeyin. Ee?.. Git Esed’in yanında otur; arkadaşlarını gönderdin biliyoruz.

Bu zat kaybettiği her seçimden sonra kendisini değil de milletimizi suçlayarak aslında sizlere de hakaret etmiştir. Biz onun yaptıklarını yapmayacağız, onun gibi asla olmayacağız. Milletimizle birlikte çıktığımız bu yolda bu kutlu mücadeleyi zafere ulaştırana kadar doğru bildiğimiz, hak bildiğimiz yolda yürümeyi sürdüreceğiz.

(“Aydın seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.

Bu zat daha önce seçimleri kaybettiği halde verdiği tüm sözleri yutup, inkar edip yerinde oturmayı başarmıştır. Ama 2019 bu zatın siyasi hayatındaki son yılıdır. Öyleyse çok çalışacağız, tamam, kapı-kapı dolaşacağız, tamam. Durmak yok… 2019’daki 3 seçimi de kaybedince artık feriştahı gelse kendisini o koltukta tutamaz. Hani bizde bir söz var ya, yolcudur Abbas, bağlasan durmaz derler ya, bu zat da 2019 yılının en geç Kasım ayında siyasi hayatını inşallah noktalayacak. Son günlerde muvazeneyi tamamen yitirmesi herhalde bu gerçeği görmesinden kaynaklanıyor. 

Şimdi ben şuradan şöyle bir sesleneyim, ey Kılıçdaroğlu, istediğin kadar hopla, zıpla, dövün, kendini parala hiç önemli değil, nasıl olsa seni bekleyen acı siyasi akıbetten kurtuluşun yok. Ama ülkene, milletine, devletine zarar vermeyi bırak artık. Eğer bu yanlışta ısrar edersen, bu aziz milletten öyle bir sille yersin ki feleğin şaşar. Meşhur Osmanlı tokadıyla yedi düveli hizaya sokan bu millet, seni bir günde tarihin çöplüğün gömüverir haberin olmaz.

İşte Afrin’de ne oldu? Bak buraya girerken sordum, rakam 3991 terörist etkisiz hale getirildi. İçeridekileri, dışarıdaki söylemiyorum ama, Tunceli’de olanları söylemiyorum, Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te olanları söylemiyorum, Zaho’da olanları söylemiyorum, sadece Afrin’i söylüyorum, onları filan kattığımızda rakam 4200’ü filan, 4300’ü buluyor. Durmak yok yola devam dedik.

Kardeşlerim,; AK Parti 3 Kasım 2002 seçimlerini kazandığı günden bu yana bir yandan işte bu tür saldırılarla mücadele ederken, diğer yandan da 81 vilayetiyle ülkemizi kalkındırmanın, geliştirmenin çabası içinde olmuştur. Türkiye’yi nasıl vesayetin boyunduruğundan kurtardıysak, nasıl darbecilerin, cuntacıların sesini, soluğunu kestiysek, nasıl uluslararası alanda sözü dinlenen bir ülke haline getirdiysek, ekonomide ve yatırımlarda da çok önemli başarılara hamdolsun imza attık.

Bunun en büyük delillerinden biri de, geçtiğimiz 15 yılda Aydın’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Söyleyeyim, 15 katrilyon Aydın’a yatırım yaptık, biz Aydın’ı kendi haline bırakmadık.

Gençler, eğitimde 3 bin yeni derslik yaptık, 6 bin kişilik yükseköğrenim yurtlarını faaliyete geçirdik. 3750 kişilik yeni yurtları da 2 yıl içinde hizmete açıyoruz.

Sağlıkta 19’u hastane olmak üzere 36 tesisi şehrimize kazandırdık. Şimdi Aydın’a 800 yatak kapasiteli bir şehir hastanesi kurmanın hazırlıkları içindeyiz. Şimdi ihale süreci inşallah bitiyor, hemen inşaata başlayacağız.

Aydın’da 114 kilometre bölünmüş yol vardı, biz bunun üzerine 267 kilometre daha ekledik. Bunun ilk, işte dışarıda da söyledim, 125 kilometre ben daha Başbakan olmamıştım, Genel Başkanken Aydın’a geldiğimde söz verdim ve kısa sürede 125 kilometre Aydın-Denizli bölünmüş yolunu yaptık. Biz böyle çalıştık ya, biz bunlar gibi laf laf laf yok, biz iş ürettik iş. İzmir-Aydın otoyolunu, Aydın çevre yolunu tamamlayarak hizmete açtık. Aydın’ın yollarında, bakın burası çok önemli, 46 tane köprü ve köprülü kavşak inşa ederek ulaşımın rahatlamasını sağladık. Haziran ayında Ege ile Akdeniz’i birbirine bağlayacak olan yaklaşık 3,5 katrilyon liralık yatırım bedeli bulunan Aydın-Denizli-Antalya otoyolunun ihalesi yapılıyor.

Aydın’daki demir yollarını yenilemekle kalmadık, hat trafiğini yerli bir yazımla yönetecek bir projeyi de hayata geçiriyoruz.

Selçuk ve Ortaklar arasındaki demir yolu güzergahında eğimin çok fazla olması sebebiyle ortaya çıkan sıkıntıyı 8,5 kilometrelik bir tünel inşa ederek inşallah çözüyoruz.

Ülkemizin en önemli ulaşım hamlelerinden olan hızlı tren, aynı zamanda Aydın’ın da projesidir. Antalya-Burdur-Denizli-Aydın-İzmir hızlı tren hattı 2023 projelerimizden biridir. Bu hattı etap etap inşa ederek hizmete açacağız.

Tamamladığımız 11 baraj ve 6 göletle Aydın’ın topraklarının bereketini daha da artırdık. 141 yıllık hayal olan, rahmetli Adnan Menderes’in de çok arzu ettiği, ülkemizin ve dünyanın en büyük barajlarından Çine Barajını inşa edip bizzat açılışını gelip ben yaptım. Halen 212 bin dekar arazi bu barajdan sulanıyor. Diğer projelerle birlikte 426 bin dekar arazinin sulanabilmesini sağladık. Halen süren projelerle 315 bin dekar araziyi sulamaya açıyoruz.

Buradan bir müjdeyi de sizlerle ve tüm ülkemizle paylaşmak istiyorum. Tarımda son dönemde sıkça tartışılan azot ve nitrat içeren gübre konusunda devrim niteliğinde bir uygulama başlattık, tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde azot ve nitrat içeren gübrelerin üretiminden kullanımına kadar tüm aşamalarını güvenli hale getirdik. Artık hiç kimse çiftçilerimize topraklarının bereketini artırsın diye verdiğimiz gübreyi alıp da bomba yapımında kullanamayacak.

Aydın’daki bir başka önemli projemiz de İkizdere Barajıdır. Bu baraj şehir merkezinin ve çevresindeki yerleşim yerlerinin içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını 2050 yılına kadar karşılayacaktır.

Geçtiğimiz 15 yılda Aydın’daki çiftçilerimize verdiğimiz tarımsal destek rakamı, evet, Sayın Bay Kemal diyor ki, çiftçiler ağlıyor diyor, 3,5 katrilyon çiftçiye destek vermişiz ya, nasıl bunu söylersin? Haberi yok, başka alemde geziyor. Ya bir aç Tarım Bakanlığına bir sor, ne verildi, ne oldu? 

İnşallah önümüzdeki dönemde Aydın’ı yine dev projelerle, büyük yatırımlarla, görülmemiş hizmetlerle tanıştırmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim; ama benim sizden bir isteğim var, çok yoruldunuz biliyorum, kalkın bakalım bir şöyle, hep beraber kalkalım.

Biliyorsunuz değil mi bunu? Ne bu ne? Rabia’mız bu, bizim temel ilkelerimiz. Burada ne var?

Tek millet… Bu ses olmadı, bunu şurada hemen Aydın bile duymaz. Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Şimdi biz bu unsurları hakim kılmak için bir şey daha yapacağız, nedir o? Bunları hiç unutmayacağız:

Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Aydın’ı hatırlatıyor.

Kalın sağlıcakla, teşekkür ediyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.