Cumhurbaskani Erdogan’in Aydin’da halk hitabinin tam metni
Bugün bir başkasınız, çok muhteşemsiniz, coşku dolusunuz, heyecan dolusunuz. Rabbim bu birliğinizi artırsın. Beraberliğinizi artırsın. Coşkunuzu, sevginizi artırsın.
Ve 6. Olağan Kongremizde bugün Efeler diyarındayız, sizlerle biraradayız. Ve inanıyorum ki, Efeler Allah’ın izniyle önümüzdeki 2019 yılını çok farklı geçirecek, başarılarla dolu bir şekilde geçirecek, buna hazır mıyız?
Ve sizlerden bugün bazı ricalarım olacak. Efeler inanıyorum ki her zaman verdiği sözün arkasındadır. İnşallah 2019 yerel seçimlerinde ve ardından cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Parlamento seçimlerinde Türkiye’nin yeniden dönüşüm, değişiminin temel taşlarını oluşturacak, buna hazır mıyız? Sağ olun.
Biz bu yola çıktığımızdan bugüne hiçbir zaman beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik ve bundan sonra da sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik, başka hiçbir yerde asla.
Bakınız, şu anda Fırat Kalkanı Harekatını gerçekleştirdik mi? Orada Efeler, Mehmetler gereğini yaptı mı? 2 bin kilometrekarelik alanı kontrolümüzün altına aldık mı? Aldık. Aynısını Afrin’de yaptık mı? Orada da 2 bin kilometrekarelik alanın daha fazlasını kontrolümüzün altına aldık mı? Birileri afra, tafra yaptılar, ama biz kendi kararımızı kendimiz verdik ve Mehmetçiklerimiz Özgür Suriye Ordusuyla beraber oraya girdi ve evet, o teröristleri derdest etti ve bu teröristler de oradan kuyruklarını bacaklarının arasına alıp kaçtılar.
Şu an itibarıyla 3991 teröristi etkisiz hale getirdik, belki şu anda 4 olmuştur. Niye? Çünkü bizim şehitlerimizin bedeli ağırdır, o şehitlerimizin intikamını aldık, alıyoruz, alacağız.
Tabi bu sadece Afrin’de, içeride olanlar var değil mi? Irak’ın kuzeyinde olanlar var, oralarda da yüzlercesini bu ara etkisiz hale getiriyoruz. Neyle biliyor musunuz? Kendi ürettiğimiz insansız silahlı araçlarımızla. Bak nereden nereye geldik. Bunlar biz gelmeden önce var mıydı? Yoktu. Amerika’nın kapısına gidersin, bana bunlardan ver dersin, paramla alacağım, bugün git yarın gel. Ondan sonra da bize ne derlerdi? Aynen şunu söylerlerdi, çok enteresan: Kongre izin vermedi. İyi ki vermemiş, kongre izin verseydi biz SİHA’larımızı yapamayacaktık, İHA’larımızı yapamayacaktık, hala onlardan alıyor olacaktık. Ama kötü komşu bizi imkan sahibi yaptı. Ve şimdi İHA’mızı da üretiyoruz, SİHA’mızı da üretiyoruz, tankımızı da yapıyoruz, topumuzu da yapıyoruz, tüfeklerimizi de yapıyoruz, yakın menzilli silahlarımızı da yapıyoruz, zırhlı taşıyıcılarımızı da yapıyoruz, yapıyoruz yapıyoruz, daha da yapacağız, yetmez, yapacağız.
Modern teknoloji savunma sanayinde neyi başardıysa biz de onları başaracağız. Bizim neyimiz eksik ya, neyimiz eksik? Pırlanta gibi gençlerimiz var, elektrik, elektronik mühendisi nelerimiz var. Biz şimdi onlara ne diyoruz?
“Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan,
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan.
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın,
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.”
Ve kardeşlerim; inşallah gerek Zeytin Dalı, gerek bu noktada Cerablus, Rai, El Bab, bölge, bütün buralarda atılan bu adımlarla beraber Türk milletinin ne olduğunu hepsi artık gayet iyi anlıyorlar, gayet iyi görüyorlar. Bize kim ne derse desin, biz kendi kararımızı kendimiz vereceğiz. Bizim adımıza birileri karar vermeyecek, biz vereceğiz ve onun için de hamdolsun iyi gidiyoruz.
Kardeşlerim; biz göreve geldiğimizde sene 2002 Kasım, Türkiye’nin IMF’ye borcu neydi? 23,5 milyar dolar. Sene 2013, biz IMF’ye olan borcu sıfırladık mı? Bizim şu anda IMF’ye borcumuz yok. Onlar bizden istediler, ben arkadaşlara dedim verin. Baktı ki bu Türkler kararlı, verecekler, vazgeçtiler.
Ve o zaman Merkez Bankamızda döviz rezervimiz 27,5 milyar dolardı. Kardeşlerim, şu anda Merkez Bankasında döviz rezervimiz ne oldu biliyor musunuz? 120 milyar dolar, bak nereden nereye.
Bitmedi, bakınız ihracatımız 36 milyar dolardı, şimdi ihracatımız ne oldu? Hamdolsun 160 milyar dolar oldu. Şimdi birileri çıkıyor konuşuyor, ekonomi kötü, ekonomi şöyle, ekonomi böyle; elinize dilinize dursun be.
Göreve geldik, 26 tane havalimanı vardı, biz bunlara 29 tane havalimanı daha ekledik. Kardeşlerim, şu yanı başınızda İzmir’de neydi o havalimanın hali. 15 sene önce orada havalimanı mı vardı? Biz Adnan Menderes’i yaptık, dünyada modern havalimanları serisine onu da kattık, hem iç hatlar, hem dış hatlar. İzmirli kardeşim, bunu görmüyor musun? Gör. Aydınlı kardeşim gör, hep beraber. Aynı şeyi ne yaptık, geldik bir de Denizli’ye, dedik oraya da bir tane yapalım. Şimdi Aydın’da da biliyorsunuz bizim bir tane eğitim uçuşları yaptığımız alanımız var, inşallah bunların hepsi masada çalışıyoruz.
Ve ilk, daha Başbakan olmamıştım, Genel Başkan olarak Aydın’a geldiğimde size verdiğim bir söz vardı, hatırlayın, taşımacılıkta sıkıntı çekiyordu Denizli, Aydın ve 125 kilometrelik bölünmüş yol sözü verdim size ve hemen süratle başladık, Aydın-Denizli bölünmüş yolunu o zaman bitirdik, öyle mi? Yaptık mı? Biz söz veririz yaparız, ama Bay Kemal konuşur.
Ya biz Hatay’a gidiyoruz, Reyhanlı’ya gidiyoruz, Hatay’da benim orada o gün kongrem var aynı bugünkü gibi ve oradan da sanatçılarımızla haberleşiyoruz ve sanatçılar, sporcular, yazarlar, hep beraber oradan Reyhanlı’ya geçiyoruz ve 150 kadar Reyhanlı’da sanatçılarımızla beraber oluyoruz. Aman ya Rabbim, Bay Kemal çıldırdı, sizin orada ne işiniz var diyor. Sizin onlarla beraber bulunmanızı ben anlamam diyor, hakaret üstüne hakaret, hakaret üstüne hakaret. Bay Kemal, ofisi söyle de sanatçılarımız senden izin alsınlar bari. Ya sen bizimle beraber Mehmetçiğini moralize etmeye çalışan o askerlerimize, onlarla beraber bütünleşmeye gelen sanatçılarımıza bu hakaret yetkisini nereden aldın ya? Edep ya hu derler, edep.
Senin yapman gereken acaba şu ana kadar bu cephelerden hangisine gidip de askerimizle beraber oldun? Ha ben size söyleyeyim, o teröristlerle beraber oldu, onlarla beraber el ele yürüdü, doğru, kol kola yürüdü, doğru. O ancak ondan anlar, biz ise Mehmet’imizle beraber oluruz, Mehmetçiğimizle beraber oluruz.
Ya dünyanın neresine gidersen git, Batıya git, Amerika’ya git, sanatçılar zaman zaman askerleriyle, ordusuyla beraber olurlar, onları moralize ederler, onlara moral verirler. Bizimki çılgın ya, hayatında böyle bir şey yaşamamış. Bir de ne diyor biliyor musun? Davul-zurna-klarnet diyor. Ya ne davulu, ne zurnası, sadece orada klarnet ve sadece ordumuzun değişik kışlalarında, evet, Sayın Kabaklı’nın her zaman o söylenen ordugah ve orduyla ilgili olan gayet güzel bir türküsü vardır, o. Hatta biz onunla da yetinmedik, bir de kendisine dedik ki, ya Esat kardeşim, sen bir de şu senin meşhur Er Meydanı’nı söyle, bir de Er Meydanı’nı söyledi.
Bay Kemal, er meydanına sen gelemezsin zaten. Er meydanına er olanlar gelir er olanlar.
Ondan sonra Genelkurmay Başkanımla beraber Sayın Tatlıses’in yanına, illa yanımıza gelecek, yok, sen otur, biz senin yanına geleceğiz ve biz Tatlıses’in her iki yanına geçtik. Ve Tatlıses uçakta duydum ki Yaylalar’ı söylemiş. Yaylalar’ı biz eğitimde askerde söylerdik, yürütürler askeri, Yaylalar’ı söyletirlerdi. Fakat tabi Tatlıses buna da güzel şeyler ilave etmiş, Yaylalar Yaylalar, ondan sonra olayı aldı Afrin’den döndü ta Münbinç’e gitti ve bir de Münbiç’ten döndü. Bu bir heyecandır, bu bir aşktır, ama bu aşk bu Kemal’de yok, bu zavallı. Buna haddini sandıkta bildireceğinize ben inanıyorum, hazırız değil mi? Bunu anlatacağız, herkese anlatacağız, bilenler bilmeyenlere, duyanlar duymayanlara bunu anlatmalı.
Ve değerli kardeşlerim; bunların dikili ağacı yok bu ülkede ve bizim bu dikili ağaçlarımızı da kıskanıyor. Ama biz ona bakmayacağız, işimize bakacağız, çünkü yapacağımız daha çok şeyler var.
Ve benim şimdi sizden isteğim şu: Rabia’mızı biliyorsunuz.
Bu Rabia’mızda ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Tek millet diyorum, niye? 81 milyonuz, 81 milyonun içinde Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla velhasıl 81 milyon biz tek milletiz. Bizi bölemeyecekler, bizi parçalayamayacaklar ve bizler tek millet olarak yolumuza devam edeceğiz.
İki; tek bayrak. Şu bayrağımıza eş bir bayrak asla. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Ve değerli kardeşlerim, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Evet, 780 bin kilometrekarelik şu vatan topraklarını parçalayamayacaklar, tamam. Bu konuda da asla prim yok.
Dört; tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden başka devletimiz… Ve devletimize, neymiş o, paralel devletmiş, şuymuş, buymuş vesaire. Ne paralel devleti be? Paralel devlet diyenler Pensilvanya’da, onunla beraber olmak isteyenler buyursunlar oraya gitsinler. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak devletimizi her geçen daha ileri taşıyoruz, inşallah çok daha iyi olacak.
Ama bütün bunları yapmamız için bir şeye ihtiyacımız var, nedir o?
Bir olacağız… Güçlü, Denizli duysun, Türkiye duysun. Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız... Hep birlikte Türkiye olacağız…
Kardeşlerim, birbirimizi Allah için seveceğiz, tamam, para, pul için değil, makam, mevki için değil, Allah için seveceğiz.
Ve şarkımıza gelelim, şarkımızı biliyorsunuz değil mi? Rabia’mız, şöyle elleri bir göreyim.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Aydın’ı hatırlatıyor.
Aydın, 2019’da bütün gücümüzle var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.