Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Balikesir Genisletilmis Il Danisma Meclisi Toplantisi’nda yaptigi konusmasi

 

Sevgili Balıkesirliler, AK Parti Teşkilatımızın kıymetli mensupları, değerli yol arkadaşlarım, sevgili gençler, değerli hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi muhabbetlerimle, hürmetle selamlıyorum.

Buradan Balıkesir’in tüm ilçelerine, tüm mahallerine, oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

7 aylık hasretin ardından bir kez daha Balıkesir’de bulunmaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum.

Şu anda dışarıda 15 bini aşkın Balıkesirli kardeşimiz var, onlar da dev ekrandan aynen bunu izliyorlar. Gerçi onlara hitap ettim, ama şimdi buradan et tekraru ahsen velev kane yüz seksen diyoruz, şimdi buradan da yapacağımız hitabı yine dinleyecekler.

Şehrimize son olarak 16 Nisan halkoylamasından hemen önce gelmiş, Kuva-i Milliye Meydanını hıncahınç dolduran Balıkesirli vatandaşlarımla hasbihal etmiştim. O ziyaretimiz sırasında ayrıca toplam yatırım tutarı 1 milyar 281 milyon lira olan 78 ayrı projenin toplu açılış törenini gerçekleştirmiştik. Bugün de Balıkesir’de ülkemiz ve Silahlı Kuvvetlerimiz için son derece anlamlı bir gün vesilesiyle bulunuyoruz. Yalnız Erdek, çok çalışacaksınız ha, bak Mart’ta Erdek Belediyesini alacaksınız, ona göre. Dursun Bey zaten zirve maşallah. Evet, yarış başladı, hayırlı olsun.

Bu toplantımızdan hemen önce Kara Astsubay Meslek Yüksekokulumuzda bin 518 astsubayımızın ve ailelerinin mezuniyet coşkusuna ortak olduk. Şimdi de siz dava arkadaşlarımla Genişletilmiş İl Divan Toplantımızı yapıyoruz. Onun için Saygıdeğer Divan Başkanlığı Heyetine de huzurlarınızda sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Bu önemli toplantının ve yapacağımız istişarelerin şehrimiz, partimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Kuruluşundan bugüne kadar Balıkesir AK Parti Teşkilatlarımızda görev yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.

Bu vesileyle bir kez daha Birgivi Hazretlerini, Sarı Hoca’yı, Gönenli Mehmet Efendi’yi, Bandırmalı Ali Efendi’yi, Hasan Basri Çantay Hocamızı rahmetle yad ediyorum.

Çanakkale zaferimizin sembollerinden Seyit Onbaşı’ya, Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a, Zağanos Paşa’ya, Hasan Baba’ya, Balıkesir’in tüm kahramanlarına Yüce Mevla’dan rahmet niyaz ediyorum. “Balıkesir seninle gurur duyuyor.” Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Sizlerle iftihar ediyoruz. Ben daha iyi olacağına inanıyorum.

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in mısralarıyla, Balıkesir’e seslenmek istiyorum. Akif’in diliyle seslenmek istiyorum Balıkesir’e:

“O yeşil toprağın ey yüzler ağartan Karesi!

Şimdi binlerce şehidin kanayan makberesi!

Sana hasret kalan evladın için dünyada

Varsa kahrolmadan aram edecek yer neresi?

Hani gök kubbenin altında görülmüş mü eşin?

Dağların bağ, hele vadilerin altın deresi

Ey benim her taşı bir ma’bed-i iman yurdum!

Seni er geç bana mutlak verecek Ma’bud’um.”

Kuva-i Milliye’nin şehri Balıkesir’den vatanımız, bayrağımız, hürriyetimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Eli kanlı katil sürülerine ülkemizi dar eden, bölücü terör örgütüne nefes aldırmayan tüm Balıkesirli Mehmetçiklere de buradan selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

Değerli kardeşlerim, AK Parti olarak 15 yıl boyunca bu ülkenin her bir köşesine, her bir bölgesine, her bir şehrine iş ve aş götürmek için, hizmet götürmek için ter döktük. Tek gayemiz, milletimize hizmet etmek, ülkemizi adaletle kalkındırmak oldu. Hamdolsun, bu süre içinde 81 vilayetimizin tamamını hastanelerle, okullarla, adliye saraylarıyla, bölünmüş yollarla, toplu konutlarla, birçok yatırım ve eserlerle donattık. Sağlıkta vatandaşlarımıza dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde dahi olmayan standartlarda hizmet sunuyoruz. Öyle ki her yıl 400 binin üzerinde yabancı –yabancı hastayı söylüyorum- ülkemize geliyor, şifasını Türkiye’deki hastanelerde arıyor, bu önemli bir şey. Eskiden tam aksineydi, bizimkiler yurt dışına gidiyordu, şimdi buraya geliyorlar.

Biz iktidara geldiğimizde terörle mücadelesini dahi birilerinin verdiği silahlara, sağladığı istihbarata borçlu olan bir ülke vardı. Bu güçler sadece silah satmıyor, aynı zamanda terörle mücadelemizin sınırlarını da çiziyordu. Ne zaman terör örgütüne öldürücü darbeyi vurmak için hazırlık yapılsa, hemen birileri devreye giriyor, gizli-açık tehditlerle, yalan-yanlış yönlendirmeyle bunu engelliyordu. Ecdadın dediği gibi, ne diyordu ecdat? Borç alan yeri geldiğinde istemese de emir almak zorunda kalıyordu. Bir dönem ülkemiz ithal silahların, ithal ürünlerin, ithal fikirlerin adeta cenneti olmuştu. Bu ülkenin ekonomisi üretmeden, hiçbir riske girmeden sadece devlete borç vererek palazlanan faiz lobisinin oyuncağı haline gelmişti. Bu ülkenin demokrasisi medya patronlarının iktidarı yönettiği, darbeci köşe yazarlarının hükümet yıktığı bir acziyet içindeydi. Biz ülkemize, aziz milletimize asla yakışmayan bu tabloyu 15 yılda büyük mücadeleler sonunda değiştirdik. Ticaretten ulaşıma kadar her alandaki yatırımlarla sadece ülkemizi büyütmekle kalmadık, aynı zamanda Türkiye’ye gerçek bağımsızlığını kazandırdık. Özellikle savunma sanayi alanındaki projelerimizle ülkemizin iradesine vurulan prangaları söküp attık. Bugün yalnızca kendi silahımızı, kendi tankımızı, kendi savaş gemimizi üretmekle kalmıyor, aynı zamanda bunları ihraç ediyoruz. Türkiye, silahlı insansız hava araçlarını milli imkânlarla imal eden dünyanın 10 ülkesinden biri olmuştur. Bugün Türkiye belli uluslararası örgütlere ileri garnizonluk yapan değil milli menfaatlerini ne pahasına olursa olsun gerçekleştiren bir ülkedir. Ülkemizin gücü sadece müttefiki olduğumuz kurum ve kuruluşlardan değil bunlarla beraber kendi imkân ve kabiliyetlerimizi de ortaya koyuyoruz. Son NATO skandalında olduğu gibi Türkiye’nin hak ve hukukunu koruma noktasındaki kararlılığı artık birilerini kendilerine çekidüzen vermek zorunda bırakıyor.

Kardeşlerim; bakınız burada sadece ekonomik ve askeri açıdan güçlü olmak da yeterli değildir. Asıl mesele, özgüven sahibi olmaktır, esas mesele hakikatin hatırını kaba güce feda etmemektir. Bunun için öncelikle zihinlere vurulmuş zincirlerin kırılması gerekiyor. Çünkü müstekbirlerin en büyük silahı maddi güçleri, teknolojileri, tankları, tüfekleri, füzeleri değildir, onların asıl silahları zihinlere vurdukları prangalardır. Ses çıkarılmayan her haksızlık, zalimi daha da pervasız hale getiriyor. Bizim inancımızda bırakın zulme destek olmayı, zulme rıza göstermek, tepkisiz kalmak da zulümdür. Biz asla birileri gibi sağ yanağımıza vurulduğunda sol yanağımızı çevirenlerden olamayız. Biz sırf kendi siyasi ikbalimiz tehlikeye girmesin diye milletimize yapılan hakaretleri, saldırıları sineye çekemeyiz. Şayet bir haksızlık varsa, birisi ülkemize karşı hadsizlik yapıyorsa, onun cüssesine, kimliğine bakmadan tepkimizi ortaya koyarız. Ne şahsımıza, ne Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’e, ne ordumuza, ne de bu ülkenin başka herhangi bir değerine dil uzatılmasına asla müsaade etmeyiz. Hele hele bu aziz milletin onuruyla oynanmasına asla izin vermeyeceğiz, bu da böyle bilinsin.

Kardeşlerim; Türkiye’nin 15 yıl öncesine göre hiçbir gelişme sağlayamadığı tek alan vardır, o da Ana Muhalefetin durumudur. Hamdolsun diğer tüm konularda belli mesafe aldık, birçok sorunumuzu çözdük ya da hal yoluna koyduk, ancak ana muhalefet meselesinde hiçbir ilerleme kaydedemedik. Hala dünyaya 1940’ların penceresinden bakan müzelik bir Ana Muhalefetimiz var. Hala milli meselelerde dahi kişisel hırslarının, sığ ideolojik takıntılarının esiri olan bir ana muhalefete sahibiz. Hala sabah evet, sakın ona bakmayın ha, akşam hayır diyen, sabah sahip çıktığını akşam reddeden çarkçı bir Ana Muhalefetimiz var. İnanın onların bu hallerini, bu tutarsızlıklarını gördükçe ülkem adına ben utanıyorum.

Biliyorsunuz evvelsi gün Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin’in davetiyle Soçi’ye günübirlik bir ziyaret gerçekleştirdik. İran Cumhurbaşkanı Sayın Ruhani’nin de katılımıyla Soçi’de bölgemiz için çok önemli bir üçlü zirve toplantısı yaptık. Başta Suriye krizi olmak üzere terör örgütleriyle mücadeleyi ve bölgesel meseleleri görüştük konuştuk. 7 yıldır devam eden, yaklaşık 1 milyon insanın hayatını kaybetmesine, 12 milyon Suriyelinin evini barkını terk etmesine sebep olan bu krize nasıl siyasi bir çözüm bulabileceğimizi etraflıca istişare ettik. Sadece bölgemizdeki mazlumlar değil tüm dünya Soçi’deki toplantıya ve bizlerin açıklayacağı sonuç bildirgesine, kararlara kilitlenmişti. Hamdolsun bizler bu beklentiyi boşa çıkarmadık. Üç lider olarak Suriye’deki insani dramı sonlandırmaya yönelik gerçekten çok kritik kararlar aldık. İnşallah yakında bu kararların olumlu yansımalarını sahada daha belirgin şekilde görmeye başlayacağız. Ve tabii belki 15 günde bir, ayda bir de bizim bu biraraya gelişimiz devam edecek.

Bakınız, tüm dünya Soçi’deki toplantıda umut gördü, istikrar gördü, barış ve bir gelecek gördü. Suriyeli kardeşlerimiz Soçi’deki toplantıda yıllar sonra vatanlarına geri dönme ihtimalini gördü. Peki, bizim Ana Muhalefet ne gördü, ne gördü? Ne gördüğünü biliyor musunuz, söyleyeyim; sandalye gördü sandalye. Tarihi Soçi Zirvesinde CHP’yi ilgilendiren tek şey kazayla devrilen bir sandalye oldu. Zirvenin ardından Ana Muhalefet Partisinin bir milletvekili çıktı, kıdemli diplomatlara, iletişim uzmanlarına ve siyaset bilimcilere adeta taş çıkartırcasına Soçi Zirvesini düşen bir sandalyeye sığdırmayı başardı. Neymiş? Sayın Putin bunun üzerinden tüm dünyaya mesaj vermişmiş. Gençler, yükünüz ağır ona göre, yükünüz ağır, tamam?

Şimdi biraz daha kafa yorsa diploması külliyatına yeni bir –buna dikkat- düşen sandalye teorisi kazandıracak diye bekledik, ama olmadı. Çünkü yanında çok değerli diplomatlar var. Ana Muhalefet Partisi değil sanki komedi sahnesi. Ecdat ne güzel söylemiş: “Göz nereye bakarsa, gönül oraya akar. Gönül nereye akarsa, ayak oraya koşar. İnanın bunların gözleri kendi sığ dünyalarından başka hiçbir şey görmüyor. Tabii milletvekili böyle olan partinin Genel Başkanı farklı mı olur? O da çıkmış, içinde Balıkesir’in de olduğu kendince bir liste yapmış ve buraları alacağız diye ahkâm kesmiş. Eskiler, “Aç tavuk kendini darı ambarında sanır” derler. Ya sen bugüne kadar girdiğin tüm seçimleri kaybettin ya, bunları unuttun mu? Şimdi de kendine göre bir hayal dünyası oluşturdu. Daha önce de benzer şeyler söyledi, benzer havalar attı yetmedi, iddialara girdi, hatta 2011 seçimlerinde unutmayın, yüzde 40 almazsam istifa ederim dedi. Ama seçimlerden sonra bu sözlerinin hepsini de ne yaptı? Unuttu. Emin olun 2019’daki seçimlerde de aynısını yapacak. Şimdiden başladı. Onun için de medya buna ne diyor? Çarkçı Kemal diyor. İşte gençlik burada, gençlik burada, hanımlar burada, eyvallah. Örnek siyaset burada, yarış burada. Ne alacaksın? Balıkesir’i alacaksın. Sevgili Kemal, işte Balıkesir burada, hadi bakalım gel de al. Az önce meydan da ortadaydı, işte meydan, hodri meydan. Balıkesir’den bu çarkçı Ana Muhalefete hak ettiği dersi verecek güçlü bir netice bekliyorum.

Ana Muhalefetin başındaki kifayetsiz zatın şahsım ve ailemle ilgili iftiralarına ise yarın İstanbul’dan cevap vereceğim için şimdi o konulara girmiyorum, şimdi girmiyorum, yarın İstanbul’dan gerekli cevabı vereceğim. “Dik dur eğilme, bu millet seninle.” Sağ olasınız.

Kıymetli yol arkadaşlarım, muhalefetin bu acınası hali bizim işimizi kolaylaştırmıyor, bilakis daha da zorlaştırıyor. “İşte ordu, işte komutan.” Maşallah.

Sevgili gençler, güçlü demokrasinin en önemli şartlarından biri de nitelikli, kaliteli ve vizyoner bir ana muhalefete sahip çıkmaktır. Ortada eksiğimizi… “Tekbir.” Sağ olasınız, sizin bu heyecanınız, bu coşkunuz, inanıyorum ki bu iradeniz Mart-2019’da çok farklı bir süreci başlatacaktır. 1 Kasım’da olay artık Türkiye’de bir siyasi reform olacaktır. Buna hazır mıyız? "Evet." Hazır mıyız? "Evet." Mesele bitmiştir. Bak virgül demiyorum, nokta diyorum. Ortada eksiğimizi söyleyecek, doğrularımızı takdir edecek, projeleri, teklifleri, tenkitleriyle önümüzü açacak bir ana muhalefet olmayınca, iş yine başa düşüyor. Kendi murakabemizi de kendimizin yapması gerekiyor. İstişare toplantılarımızda, grup toplantılarımızda, il divanlarımızda, milletimizle yaptığımız görüşmelerle hamdolsun her fırsatta kendimizi sigaya çekiyoruz.

Bizim her toplantımız aynı zamanda burada olduğu gibi bir meşveret meclisidir. Bizim her il ziyaretimiz, aynı zamanda vatandaşlarımızla kucaklaştığımız bir şölendir. Peygamberimizin buyurduğu gibi değerli kardeşlerim; istişareyi pişmanlığa karşı kale olarak görüyoruz, bunu Sevgili Peygamberimiz buyuruyor. Rabbimiz ne buyuruyor? Bu da çok önemli, “…” Bütün işlerinizde müşavere ediniz. O istikamette yürüyoruz. Birileri aradan onca yıl geçmiş olmasına rağmen AK Parti’nin başarısının arkasındaki bu sırrı bir türlü görmek, kabullenmek istemiyor. Bununla da kalmayıp kendi marazlarını, kendi iç kavgalarını AK Parti’ye ihraç edebileceklerini sanıyorlar. Sandalyelerin ve hakaretlerin havada uçuşmadığı, kavgasız-gürültüsüz bir kurultay dahi gerçekleştiremeyenlerin AK Parti’nin yenilenme sürecini baltalamaya çalışmasını gülerek takip ediyoruz. Biz buna asla fırsat vermeyeceğiz.

AK Parti, kişisel hesapların, kavgaların, çıkarların partisi değildir. AK Parti, iç çatışmalarla enerjisini tüketen bir parti hiç değildir. AK Parti, bir dava hareketidir. AK Parti’yi milletle birlikte millete hizmet için kurduk. Bizim kavgamız birbirimizle değil vesayet odaklarıyladır, terör örgütleriyledir. Bizim kavgamız faiz lobileriyle, içerideki ve dışarıdaki ihanet şebekeleriyledir. Bizim mücadelemiz ülkemizi dünyanın en güçlü, en müreffeh 10 ülkesinden biri yapma mücadelesidir.

Ne diyor Yunus: “Ben gelmedin kavga için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.” Ben tüm Balıkesir Teşkilatımızdan işte bunu bekliyorum. Ne olur, gönüller yapmaya devam edin, devam edelim. Ben bu kadroyu, az önce dışarıda hitap ettiğim sevgili kardeşlerimi adeta bir gönüller ordusu olarak görüyorum. AK Parti gönüller yapan, gönülleri bulaştıran bir partidir. Ülkemiz için, şehrimiz için, partimiz için mücadele etmiş, bu kutlu çatı altında görev yapmış herkesin bizim kalbimizde yeri vardır.

Makamların… “Beraber yürüdük biz bu yollarda.”

Dur, biraz sonra beraber söyleyeceğiz ya, acele etme, dur, biraz sonra beraber söyleyeceğiz.

Makamların, koltukların, payelerin aramıza girmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bir taraftan kadrolarımızı yenilerken vefayı, saygıyı, sevgiyi de elden bırakmayacağız. “Çaya bekliyor.” Ya şimdi nasıl çaya gelelim, görüyorsun işimiz-gücümüz var. Daha buradan Valiliğe gideceğiz, Belediyeye gideceğiz, İstanbul’da programlar var onlara yetişeceğiz, çay zamanı başka zaman inşallah, tamam?

Şimdi Erdek, önce Mart-2019’da Belediyeyi alıyor muyuz? "Evet." Buna hazır mıyız? "Evet."

Edremit, Belediyeyi almaya hazır mıyız? "Evet." Bu işin hiç şakası yok ha, ona göre, tamam? Kapı-kapı dolaşacağız inşallah. Ana kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları kapı-kapı dolaşacağız. Durmak yok… “Yola devam.” Durmak yok… “Yola devam.” Durmak yok… “Yola devam.” İşaret bu.

Şimdi size çok anlamlı bir sesle sesleneceğim. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif bundan 97 yıl önce Zağanos Paşa Camiinde Balıkesirlilere ne dedi biliyor musunuz? “Başarının sırrı birliktedir diye seslendi. Öyleyse hazır olalım…

Bir olacağız…

Çok az.

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Ve bizim ülkemize yönelik operasyonların arttığı bu dönemde yekvücut olmamız gerekiyor. İşte ben bu noktada Balıkesir’e ve Balıkesirlilere güveniyorum.

Ve bizim neyimiz var? “Rabia.” Neyimiz var? “Rabia.” Rabia’mız var. Rabia’mızda neler var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

80 milyon biz tek milletiz. Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla vesaire tek millet. Zira biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik. Bizi bölemeyecekler, bizi susturamayacaklar, bizi durduramayacaklar, ezanımızı dindiremeyecekler; bunu bileceğiz.

İki, tek bayrak; bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, yıldız şehidimizin ta kendisi, hilal bağımsızlığımızın ifadesi.

Üç, tek vatan; 780 bin kilometrekareyle tek vatan, asla böldürmeyiz. Kim ki operasyon hayaline girerse, o zaman Tendürek’te Fantom oluruz, Cudi’de Fantom oluruz, Beslerderesi’nde Fantom oluruz, üzerlerine üzerlerine ineriz, Kandil’e kadar ineriz.

Dört, tek devlet; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bizim devletimiz yok, tek devlet. “Bir gece ansızın gelebilir.” Eyvallah. Bir gece ansızın geldik, bundan sonra da geliriz. Kimse bizi buna mecbur etmesin.

Kardeşlerim, şimdi hazır mısınız? Çok yoruldunuz, şöyle bir ayağa kalkın rahatlayın bakalım. Hazırız değil mi, gür sedayla tüm Türkiye duysun.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Balıkesir’i hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. Genişletilmiş İl Divan’ımız inşallah hayırlı neticelere vesile olsun.

Kapı-kapı dolaşacağız, durmak yok yola devam inşallah.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.