Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Bayburt 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni

 

… buraya gelirken Gençlik Spor Bakanımıza söyledim, dedim ki; bak dedim, Gümüşhane’ye de, Bayburt’a da süratle birer inşallah kapalı spor salonunu yapacağız. Ve bu kapalı spor salonlarımızda en az 3-4 bin kişilik kapalı spor salonlarımız olsun, buraya da yakışsın. İnşallah ve kısa zamanda bunları bitireceğiz ve Bayburt’a, Gümüşhane’ye yakışır iki tane kapalı spor salonumuz olacak.

Sevgili Bayburtlular, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli bakan arkadaşlarım, milletvekillerimiz, Saygıdeğer Divan, değerli delegeler, hanımefendiler, beyefendiler, geleceğimizin teminatı sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Yaklaşık 2 yıllık hasretin ardından tarih şehri, evliyalar şehri, milli mücadelenin şehri Bayburt’ta olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Şehre ayak bastığımız andan itibaren bizi gerçekten coşkuyla, muhabbetle bağrına basan tüm Bayburtlu kardeşlerime şahsım ve tüm arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.

Buradan Bayburt’un tüm ilçelerindeki, kaldı ki şu anda az önce otobüs üzerinden dışarıdaki kardeşlerime seslendim ve salondaki katılımın çok daha fazlası dışarıdaydı, bir mitingi dışarıda yaptık. Bayburt’u biliyoruz zaten. Bayburt bizi çok seviyor, biz de Bayburt’u en az onlar kadar seviyoruz. Ve buradan bütün beldelerindeki, köylerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime en kalbi sevgilerimi yolluyorum.

AK Parti Bayburt İl Kongresinin şehrimiz için, tüm Bayburtlu kardeşlerim için, hepsinden önemlisi ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

Bayburt Teşkilatımızda görev alan tüm kardeşlerime bugüne kadar verdikleri eşsiz mücadele için şükranlarımı sunuyorum. Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Bayburt Teşkilatımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olan kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun inşallah.

Aşık ne güzel söylemiş…  

Kardeşlerim, aşık ne güzel söylemiş:

“Söyleyim Bayburt’un vasfı halini

Ülkede bulunmaz bir eşin Bayburt

Bülbüller çekerler ah-ü zarını

Seherde ötüşür kuşların Bayburt.

Kahramanlar eli Bayburt otağı

Şehitler yurdudur bizde Kop Dağı…”

Evet, Bayburt kahramanlar otağı, şehitler yurdudur. Bayburt, Birinci Dünya Savaşında işgale karşı direnişiyle tarihe ikinci Plevne savunması olarak geçen destansı bir mücadelenin şehridir. Hamdolsun Bayburt bu kutlu mirasa canı pahasına sahip çıkıyor. Dün olduğu gibi bugün de Bayburtlu kardeşlerim Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesine en güçlü desteği veriyor. Şu ana kadar girdiğimiz tüm kritik süreçlerde Bayburt’u, Bayburt’un dili dualı mütevekkil yiğit insanlarını daima bugün olduğu gibi yanımızda gördük. Bayburt, bugüne kadar eğilmedik, Allah’ın izniyle bundan sonra da eğilmeyeceğiz. Vesayet odaklarının tüm güçleriyle üzerimize yüklendiği 2007’de Bayburt yüzde 61 ile demokrasi dedi. Eski Türkiye heveslerinin kabardığı 2011’de Bayburt yüzde 63,5 ile kalkınma dedi. İhanet çetesinin saldırılarının yoğunlaştığı 10 Ağustos 2014’te Bayburt yüzde 80 ile milli irade dedi. Çukur eylemleriyle geleceğimizin karartılmak istendiği 1 Kasım 2015’te Bayburt yüzde 73 ile istikrarsızlığa hayır dedi. En son bu yılın 16 Nisan’ında Bayburt yüzde 82 ile kalıcı istikrar dedi, büyük ve güçlü Türkiye dedi. Ben 16 Nisan halkoylamasında yüzde 82 evet oyuyla Türkiye birincisi olan Bayburt’a tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Bayburt, 16 Nisan’daki tarihi duruşuyla Türkiye’nin önünde farklı bir yol açmıştır.

16 Nisan’la beraber Türkiye istikrarsızlıkların tarihe karıştığı, gayrimeşru güç odaklarının artık hükmünü kaybettiği yepyeni bir dönemi girmiştir. İnşallah girilen bu yol önce bizi 2023 hedeflerimizle buluşturacak, ardından da 2053 ve 2071 vizyonumuza taşıyacaktır.

Değerli kardeşlerim; 2019 yılında yapılacak seçimler Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinin en kritik dönüm noktalarıdır. Türkiye 2019 kavşağını da geçtikten sonra inşallah çok daha güçlü ve hızlı bir şekilde hedeflerine ilerleyecektir. İlerleyecek mi? Ben size inanıyorum. Siz inanıyor musunuz? Eyvallah. Bu anlayışla 2019 hazırlıklarımıza şimdiden başlamış bulunuyoruz. İşte bugünkü kongre 2019 seçimlerinin hazırlık kongresidir.

Kardeşlerim, önümüzdeki sürecin parolası iki önemli kavramdır; bir değişimdir, iki yenilenmedir. İşte biz şimdi bunun adımlarını atıyoruz, hem değişim, hem yenilenme. Kim ne derse desin, evvel Allah yere sağlam basarak yolumuza devam ediyoruz. AK Parti’yi siyasi tarihimizdeki gelmiş geçmiş diğer tüm partilerden ayıran temel vasfı değişime ve dönüşüme açık olmasıdır. Ülkemizde kuruluş felsefesinden ve ilkelerinden taviz vermeden sürekli güncellenmeyi başarabilen yegâne hareket AK Parti’dir. Biz kendimizi… Eyvallah eyvallah. Biz kendimizi günün şartlarına ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yenilemekten asla korkmadık, korkmayız. Tıpkı Hazreti Mevlana’nın pergel misalinde olduğu gibi bir ayağımızı kadim değerlerimize sabitliyoruz, diğeriyle de daha güzelin, daha iyinin, daha yeninin peşinde koşuyoruz. Yunus Emre’nin dediği gibi:

“Biz sevdik aşık olduk sevildik maşuk olduk

Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.”

Evet, işte bu sevdayla hem kendimizi, hem de partimizi yeniliyoruz. İlçe ve il kongrelerimiz bu tarihi değişim sürecinin en önemli kanallarıdır. İşte dün Rize’yi yaptık, şimdi Bayburt’ta buradayız, biraz sonra Gümüşhane’de olacağız. Önümüzdeki hafta doğu illerindeyiz, inşallah oralarda kongrelerimize devam edeceğiz. Ve böylece Şubat sonuna kadar inşallah bütün kongrelerimizi bitireceğiz.

Bugün Bayburt’ta olduğu gibi kongrelerimiz vasıtasıyla bizi 2019 seçimlerine taşıyacak kadroları da oluşturuyoruz.

Kardeşlerim; siyaset bir bayrak yarışıdır, millete hizmet etme yarışıdır. Biz hep ne diyoruz? Biz bu milletin efendisi değiliz, biz bu milletin hizmetkârıyız, işte bizi diğerlerinden ayıran budur. Her zaman bunu ifade ediyorum ve şunu unutmayın: AK Parti bir davadır, bir dava hareketidir. Şahsım dahil herkes bu kutlu davada sadece birer nefer konumundadır. Zaten nefer olmayı hazmedebiliyorsak zafer yakındır. Gençler, şunu unutmayın: Makamlar gelip geçicidir, milletimize ve canımızdan aziz bildiğimiz vatanımıza hizmet için makamlar birer araçtır, birer fırsattır. Kimsenin bu unvanları, bu makamları araç olmaktan çıkartıp amaç haline getirmesine bizler rıza göstermeyiz. Bizler oturduğu koltuklardan, sahip olduğu payelerden güç alan, hayata sadece bu pencereden bakan insanlar olamayız. Hep birlikte dünya hayatının tıpkı bir ağacın gölgesinde dinlenmek kadar kısa bir yolculuk olduğunu unutmadan geride hoş bir seda bırakmak için çalışan insanlar olmanın mücadelesini veriyoruz, vermeliyiz. Sonunda gideceğimiz yer neresi? Öyle mi, boyumuz kadar bir mezar. Bir şey gelecek mi bizimle beraber? Gelmeyecek. Servetler gelecek mi? Gelmeyecek. Makamlar gelecek mi? Gelmeyecek. Ve hoca efendi musalla taşında bizi oraya yerleştirdikleri zaman ne diyecek? Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, başbakan niyetine demeyecek, şu bakan-bu bakan niyetine demeyecek, trilyarder-milyarder niyetine demeyecek, ya? Er kişi niyetine, hatun kişi niyetine diyecek, sırtlayıp götürecekler mezara yerleştirecekler. Mezara yerleştirdikten sonra yanında yarım saat, 45 dakika kalır orada dualar okunursa, teskiyeler filan, ondan sonra giderler inanın bir daha yanınıza uğrayan ya olur, ya olmaz. Vefalılar uğrar, ama vefasızlar hiç uğramaz. Yani sana eğer hiç olmazsa vefalı evlatlar, vefalı yakınlar, zaman zaman o mukaddes kitabımızdan bazı sureler okursa öp başına koy. Ha bir de Baki’nin ifade ettiği gibi: “Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer” anlayışından hareketle bu dünyada bıraktığımız eserlerle ya bizim de bir Cumhurbaşkanımız vardı, bir başbakanımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız vardı, geldiler ya güzel hizmetler yaptılar be. Yollarımızı yaptılar, hastanelerimizi yaptılar, havaalanlarımızı yaptılar, ya bir mücadele verdiler, teröristlerle mücadele ettiler, onları gömdüler, Allah onlardan razı olsun. Bunun için de sürekli nefsimizi hesaba çekmeli, eksik ve hatalarımızla yüzleşerek yolumuza devam etmeliyiz. Beşer sıfatımız hasebiyle elbette eksiğimiz, noksanımız, hatamız muhakkak olacaktır. Önemli olan hatada, yanlışta ısrar etmemek. Bu eksikliklerin farkına varmak, kendimizi düzeltmektir. Erdemli olmak, basiretli olmak, özgüven sahibi olmak işte bunu gerektirir. AK Parti diğer vasıflarının yanı sıra bu değerlerin de partisi olduğunu kurulduğundan bu yana ispat etmiştir. Bugün de aynı yolda ilerlemektedir.

Değerli kardeşlerim; biz değişim dedikçe, kadrolarımızı, söylemlerimizi, politikalarımızı yeniledikçe adeta birilerinin uykusu kaçıyor. Genel başkan değişikliğini dahi kasetle, türlü ayak oyunlarıyla yapabilenler, AK Parti’nin bütün bu süreçleri şeffaf bir şekilde yürütmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Koltuğa oturduğu günden beri girdiği tüm seçimleri kaybetmiş bir zat, kendi başarısızlıklarının bedelini ödemeyi aklına dahi getirmemiş olmasına rağmen, AK Parti’ye dil uzatma hadsizliği gösteriyor. Şark kurnazı, bu çevrelere diyoruz ki; siz dönüp önce kendinize bir bakın. Bize laf edenler şöyle ucundan kıyısından demokrat olsa inanın zerre kadar içerlenmeyeceğiz. Ancak demokrasi karneleri, özgürlük anlayışları, hukuk algıları o kadar kötü ki bunların pişkinliğini biz de hayretle takip ediyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın, artık bunların ikiyüzlülüğüne daha fazla tahammül göstermeyeceğiz.

Gazete köşelerini tutmuş, televizyon ekranlarına ipotek koymuş, kültür ve sanat dünyasını esir almış bir avuç millet düşmanının ülkemizin ortak değerlerini sömürmesine sessiz kalmayacağız; bunu da böyle bilsinler.

Bunların zihinleri öyle bulanmıştır ki terör örgütünün Pravda’sına çevirdikleri gazetelerinde şehitlerimize şehit demeye dahi dilleri varmaz. Bir taraftan FETÖ’nün söylemlerine borazanlık yaparlar, Avrupa kapılarını ağlama duvarına çevirirler, diğer taraftan da Cumhuriyetimize sahip çıkmaktan bahsederler. Bayburtlu kardeşlerimin dediği gibi, “Kurt gitti yazıya, meydan kaldı cıngıllı tazıya.” Bunların da sesleri sadece meydanı boş zannettiklerinde çıkıyor. Öyleyse meydanı asla bu kifayetsiz muhterislere bırakmayacağız tamam mı?

Şu gerçeğin herkes tarafından bilinmesini istiyorum özellikle, hala ülkemizin kendi şahsi mülkleri olduğunu zanneden bu ruhu faşist, beslenme kaynağı komünist, söylemi popülist kesimlere sesleniyorum: Türkiye’de Cumhuriyetimizin ortak değerleri adına demokrasi düşmanlığı, millet düşmanlığı, ezan, bayrak düşmanlığı yaptığınız günler artık sona ermiştir. Bunlara ihtiyacı olan mühimmatı sağlayan Pensilvanya’daki şarlatan gibi ihanet şebekelerinin devri de kapanmıştır.

Türkiye ne 1400 yıllık medeniyet değerlerinden, ne 2 bin yıllık devlet geleneğinden, ne de 94 yıllık Cumhuriyet kazanımlarından asla geri adım atmayacaktır. 80 milyon vatandaşı ve 81 vilayetiyle ülkemiz bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte Türkiye olarak muasır medeniyet yolculuğuna devam ediyor. Ne iplerini ellerinde tutan güçler, ne de onların üzerimize saldığı örgütler bizi yolumuzdan asla alıkoyamayacaktır. Çünkü bizim milletimizle birlikte belirlediğimiz bir ahdimiz var. Biliyoruz değil mi bunu, ahdimizi biliyoruz değil mi, Rabiamızı biliyoruz değil mi?  

Tek millet diyoruz, tek bayrak diyoruz, tek vatan diyoruz, tek devlet diyoruz. Şimdi hadi bakalım bir de siz söyleyin... Mesele bu. İşte bu dört ilkeye gönülden inananlar bu mücadeleyi Allah’ın izniyle zaferle sonuçlandıracaklardır. Ve bizler şunu unutmayacağız: Ben sabera zafera, bunu unutmayacağız. Sabreden kimse Allah’ın izniyle zafere ulaşır. Biz sabrettik, elhamdülillah zafere ulaştık, şimdi de bunu kalıcı kılacağız. Yok, eğer bizim derdimiz başka diyorsanız, o da birilerinin bileceği iştir. Biz kendi yolumuzdan dönmeyeceğiz. Ama artık ülkemizi saplantılarınızın oyuncağı haline getirmenize göz yummayacağız.

Değerli Bayburtlular; 2019 yaklaştıkça elbette Türkiye’ye çelme takmak isteyenlerin operasyonları da artacaktır. Son birkaç gündür yaşadıklarımız gerçeği görmek isteyenler için yeterlidir. Hatırlarsanız geçtiğimiz aylarda Avrupa ülkelerinin başkentlerinin birinde bizzat o devletlerin himayesinde alnımıza silah dayanmış posterlerle gösteriler yapılmıştı; hatırlıyorsunuz değil mi? Bir başka Avrupa ülkesinde şahsımı öldürene araba vermeyi vaat eden densizler ortaya çıkmıştı; hatırlıyorsunuz değil mi? Diğer hakaretleri, diğer terbiyesizlikleri saymıyorum. Bütün bunlar olurken bazıları sanıyordu ki sorun Tayyip Erdoğan’dır. Değil değil, sorun AK Parti’dir. Çünkü AK Parti bunların oyunlarını bozdu, planlarını bozdu. Ve 15 yıllık iktidarında AK Parti Türkiye’yi nerden aldı? Evet, Türkiye’yi değerli kardeşlerim, 3 kat büyüttü. Kişi başına milli gelirin 3 bin 500 dolar olduğu bir yerden işte geldi 11 bin dolara dayandı. İşte bunu hazmedemiyorlar. Düşünün, 23,5 milyar dolar IMF’e borcu olan bir Türkiye vardı. Sene 2013, artık IMF’e borcu olan bir Türkiye yok, bitti o iş, kapandı o defter. IMF bizden borç istedi 5 milyar dolar. O zaman sordu bana ekonomiden sorumlu olan Başbakan Yardımcısı arkadaşım, dedi verelim mi? Verin dedim. Ama sonra onlar vazgeçtiler. Ya dediler, bunlar hakikaten şaka değil ciddi konuşuyorlar.

Merkez Bankamızın 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı, şimdi 120 milyar dolar döviz rezervi var. Ama bu bizim için yeterli değil, çünkü biz 138’i yakalamış bir ülkeyiz. Şimdi biz 138 milyar doları da aşacağız, ilk hedef 150 milyar dolar inşallah. Vallahi ben konuşmuyorum, Maliye Bakanınıza söyleyin biraz çok çalışsın, ona göre. Dedik ki; Bayburt’tan alalım eli bereketlidir, inşallah bereketli olacak.

Şimdi diyorlar ki; Tayyip Erdoğan ve AK Parti aradan çekilirse her şey düzelecektir, bunu söylüyorlar. Değerli kardeşlerim, hâlbuki sürekli köpürtülmeye çalışılan İslam karşıtlığı ve Türk düşmanlığının sebebi Türkiye’nin sıratı müstakim üzere olmasıdır, bu onları çıldırtıyor. Bizi devre dışı bırakmadan ülkemizi durduramayacaklarını bildikleri için şahsımızı hedef tahtasına oturtuyorlar. İşte en son NATO tatbikatında hem Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, hem de şahsımı hedef tahtasına yerleştirdiler, bir skandala imza attılar. Bugüne kadar bize yapılan saldırıları gizleyemedikleri bir sevinçle karşılayanların işin içine Atatürk de dahil edilince meselenin gerçek yüzünü anlamış olduklarını ümit ediyorum. Bu çerçevede yapılan açıklamaları da olumlu buluyorum. Artık hepimiz de çok iyi biliyoruz ki mesel şahıs meselesi, parti meselesi değildir. Hedef, Türkiye’dir, Türk milletidir.

Önümüzdeki dönemin çok daha çetin sınamalarla dolu geçeceğini tahmin etmek zor değil. Ama hamdolsun, biz her şeye hazırlıklıyız. Bugün artık ekonomiden savunma sanayine, ticaretten diplomasiye kadar her alanda 15 yıl öncesiyle karşılaştırılamayacak bir Türkiye var. Şimdi kendi silahını yapan bir Türkiye var. Kendi tankını imal eden, terörle mücadelesini kendi insansız hava araçlarıyla sürdüren bir ülke var. Şimdi yerli otomobilini yapmaya hazırlanan bir Türkiye var.

Değerli kardeşlerim, sizler Türkiye’nin, hem de Bayburt’un 15 senede nereden nereye geldiğini çok iyi biliyorsunuz. 15 yılda Bayburt’a bazı yatırımlar hariç yaptığımız net 3 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Bunlar yeterli değil inşallah şimdi bunları tarihi nitelikli bir projeyle taçlandırıyoruz. İşte az önce söyledim, Bayburt ve Gümüşhane’ye hizmet verecek Salyazı beldesinde yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli bir havalimanı yapıyoruz. Artık benim yurt dışındaki kardeşlerim de Trabzon’a, şuraya-buraya değil, ya? Pisti büyük düşündük ve buraya rahatlıkla büyük boyutlu uçaklar da ne yapacak, inecek. Benim yurt dışındaki Bayburtlu, Gümüşhaneli kardeşlerim havalimanına inecek. 285 milyon lira maliyeti olan havalimanının proje ve ihale hazırlıkları sürüyor. Ahmet Bey, işi hızlı tutacağız ve inşallah 2020 diye bana tarih verdiniz, ben diyorum ki seçim öncesi bu bitecek, yoğun çalışacağız. Bize yakışanı yapacağız. İnşallah 2019 seçim kampanyasına uçağımızla geliriz, olur değil mi? Olur.

İnşallah şu anda 200 yataklı hastanemizin inşaatına da başlandı biliyorsunuz, biliyorsunuz değil mi? İnşaatı gidip gördünüz mü, inşaat başladı. İnşallah onu da seçime yetiştireceğiz. Öyle zannediyorum ki 450 gün sonra, verilen bana bilgi o, hastanemizin açılışını yapacağız.

Tabii baraj çalışmalarımız devam ediyor.

Sadece Bayburt’a değil ülkemizin tüm şehirlerinde benzer tarihi projeleri hayata geçiriyoruz. Bir taraftan bağımsızlığımıza sonuna kadar sahip çıkarken, diğer taraftan da yatırım hamlelerimizi devam ettiriyoruz. Artık bizim IMF’le işimiz yok, artık IMF’nin kapısında borç dilenen bir Türkiye yok. Artık belli uluslararası örgütlere sadece ileri garnizonluk yapan bir Türkiye de yok. Bizi 1980’lerin, 90’ların Türkiye’siyle karşılaştıranlar çok büyük bir yanılgı içinde olduklarını elbette anlayacaklardır. Türkiye bağımsızlığını birilerinin ihsanına borçlu, sınırları cetvelle çizilmiş bir ülke değildir. Türkiye, istiklalini kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara borçlu bir ülke de değildir, o iş geçti, onlar tarih oldu tarih. Biz 1071’den beri vatanımız olan bu topraklarda başı dik ve özgür yaşamanın mücadelesini veriyoruz. İstiklal Şairimizin o veciz ifadesi var ya:

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.”

İşte ben karşımdaki gençliği böyle görüyorum. Siz yanımızda oldukça hiç endişe etmeyin.

Biz asırlardır mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye canlarımızı feda ediyoruz. Biz vatanımızı imanla seviyor, hürriyetimize tutkuyla sahip çıkıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı şuurla mücadelemizi sürdüreceğiz.

Benim sizden bir ricam var; büyük şehirlerimizde…

Gençler, ben bu mücadelede Bayburtlu kardeşlerimin safını gayet iyi biliyorum.

Şimdi İstanbul, Ankara, İzmir, Türkiye’nin büyük vilayetleri, ama en büyüğü İstanbul biliyorum ki yoğun Bayburtlu kardeşlerimle doludur, Gümüşhaneliyle doludur. Ve Gümüşhaneli, Bayburtlu kardeşlerim diyorum ki; 2019 için sadece Bayburt’ta çalışmayacaksınız, buradan telefon diplomasisiyle bütün hemşehrilerinizi ne yapacaksınız, arayacaksınız. Hepsini bu noktada çok daha gayretli olmaya davet edeceksiniz. Ve inşallah bu çırpınış, bu tırmanış sadece Bayburt’ta olmamalı, aynı şekilde bu büyük şehirlerdeki hemşehrilerimizle birlikte olmalı.

Bayburt şimdiye kadar olduğu gibi 2019’da ve sonrasında da büyük ve güçlü Türkiye iddiasına omuz verecektir, buna evet mi? Maşallah, Allah nazardan saklasın. Önümüzdeki seçimlerde de birinciliği kimselere bırakmayacağınıza inanıyorum, evet mi? Bunun için özellikle teşkilatlarımızın çok yoğun bir çalışma ortaya koyması gerekiyor. Biz velev ki yüzde 50 bile olsa baraj hesapları yapan bir parti olmadık, olmayacağız. Biz barajları yıka yıka geldik, yıka yıka devam edeceğiz. Milletimizin tamamının gönlünde yer etmeyi hedefleyen AK Parti için seçimlerdeki oy çıtası çok daha yüksektir. Son 15 yıldaki başarılarımızla, vizyonumuzla, milletimizle aramızdaki güçlü bağ ile bunu başarabilecek bir partiyiz. Şüphemiz var mı? Yeter ki biz çalışalım, gayret gösterelim, Allah’ın izniyle gerisi gelecektir. Bir kere azmettin mi tevekkül et, gerisine karışma, yol açıktır, ondan sonra yürü.

Ben sizlere güveniyorum, özellikle ana kademe, Kadın ve Gençlik Kollarımızdan önümüzdeki süreçte daha çok çaba bekliyorum.

Diyorum ki artık son cümlelere gelelim, şöyle bir ayağa kalkın bakayım. Rabiamız.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Bayburt’u hatırlatıyor.

Ve sözlerime son verirken bu kongreyle beraber yeni görev alacak kardeşlerime başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek kardeşlerime bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.