Cumhurbaskani Erdogan’in Beylikdüzü mitinginde yaptigi konusmanin metni
… bir numara olmaya hazır mıyız? Sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Ama benim sizden bir ricam var, bütün ahbap, kardeş, kim varsa hepsini alıp sadığa götürüyor muyuz? Çünkü siz ki bugün buradasınız, inanıyorum bu işin tam şuurundasınız. Aynen götürüyor muyuz? Rehavet… Ya nasıl olsa bu işi bitirdik…
Çünkü Bay Muharrem tutuştu, ne diyor? Okulların bahçesinde sandalyelerin üzerine yatın, ona göre orayı kontrole alın. Ben de zaten diyor YSK’nın önünde yatacağım, çok uykusuz kalmış, dolayısıyla ben de orada gereğini yapacağım.
Şimdi Bay Muharrem, Bay Kemal, size bak bir şey söyleyeyim, her şeyden önce Türkiye bir hukuk devletidir; öyle mi? ("Evet" sesleri) Bugüne kadar 16 yıldır bir sakat seçim yaptırmadık, Güneydoğu’da terör bölgesi hariç. Terör bölgesinde de bu seçimde bütün önlemleri aldık, teröristlerin sandıklara tehdidinde tepelerine tepelerine bineceğiz. Çünkü benim vatandaşımın demokratik hakkını engellemeye çalışanlara asla müsaade etmeyeceğiz, gereğini yapacağız.
Ve şunu unutmayın: Sandık namustur, demokrasi namustur, bunu asla unutmayacağız. Onun için de diyorum ki, yarın sabahtan itibaren sandıklara sahip olacağız, sandıklarda taviz yok. Ve inşallah sandıklarda sayımlar bitene kadar, oralardan sandık tutanaklarını alana kadar görevli arkadaşlarımız oradan ayrılmayacak, tamam. Gerek kadın kollarımız, hanım kardeşlerim, gerek gençler, ana kademe, buna çok dikkat edeceğiz, tamam.
Anadolu’da ahbabı yaran, kim varsa bunları da telefonlarımızla arayacak mıyız? Evet. Onlara da gerekenleri söyleyecek miyiz? benden duyduklarınızı onlara da iletin.
Ve biz sizinle beraber bu yola çıktık. Ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece. Gidecek miyiz gündüz-gece?
Kardeşlerim; bir de biz ne dedik? 4 temel unsur üzerinde Türkiye’yi kalkındıracağız. Neydi bu? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunların üzerine neyi bindiriyoruz? Ulaşım, enerji, turizm, tarım ve dış politika.
Kardeşlerim; eğitimde… Ben de sizinleyim zaten. Beşer planında hiçbir kulun önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve sücut, secdede eğildik, hiç endişe etmeyin.
Yavrum, şimdi sana soruyorum, sizin sınıfta kaç öğrenci var? 21. Sizin sınıfta?.. Aynı. Sizin?.. Lisedesin, 20 öğrenci. Sizin?.. 15. Kaç? 20.
Kardeşlerim; bakınız şurada sorduğum ve aldığım cevap şu: Öğrencilerde 15’le 40 arası değişen bir şey var, Türkiye ortalaması 32. Şu anda bu, 280 bin derslik yaptık, 580 bin öğretmen ataması yaptık, iş buradan kaynaklanıyor.
Ben de 75’tim. 100’ü aşkın öğrenciler vardı o dönemde. Ama şimdi artık bu rakam, hedef bizim 30, 30’un altına iniyor.
Peki anneler, kitaplarımızı sıraların üzerinde buluyor muyuz? Ücretsiz olarak kitaplarımızı alıyor muyuz? Peki hatırlayın, bir zamanlar ya kırtasiyeci dükkanından paramızla bile kitap alabiliyor muyduk? Bir hafta, 10 gün, sıra bekliyorduk. Bu çileleri çektik. Ya ben teksir kağıdıyla, yani saman kağıtla öğrenim yaptık. Ağabeylerimizden o teksir notlarını bile satın alamıyorduk, böyle okuduk. Aynı jenerasyonda olanlar bunu iyi bilir. Ama biz çileyi çektiğimiz için artık yavrularımız bu çileyi çekmesin istedik, onun için kuşe kağıtla kitaplarımızı bastırdık. Okullar açılırken sıralarınızın üzerinde kitaplarınızı buluyor musunuz? Ve bütün bunlarla beraber, artık annelerin bu çilesi bitti mi?
Ve attığımız bu adımla şimdi nitelik önemli ve bol öğretmen şu anda yetiştiriyoruz, 580 bin atadık, 20 bin de şimdi atıyoruz. Kardeşlerim; bak ben Bay Kemal gibi de palavra atmıyorum. O ne diyor? Ne kadar varsa alacağız diyor. Ya neyi alıyorsun? Çuval mı bu dolduruyorsun? İhtiyaç varsa alacaksın.
Ve bu adımları atarken değerli kardeşlerim, hedefimiz nitelik, şimdi bunun adımını atıyoruz.
Ve kardeşlerim, eğitimde… Üniversiteli gençler, şöyle bir göreyim ellerinizi. Bak bundan 16 yıl önce burs ne veriliyordu? 45 liracık, onu hatırlayanlarınız yoktur tabi, çünkü siz o zaman üniversiteye de başlamamıştınız. Ama şimdi ne veriyoruz? 470 lira burs veriyoruz, master öğrencilerine 940 lira veriyoruz, doktora öğrencilerine asgari ücret veriyoruz. Ya bunu biz yaptık.
Diyor ki, 16 senede ne yaptı? Eline, diline dursun ya, Marmaray’ı da mı görmedin, Avrasya’yı da mı görmedin, Yavuz Sultan Selim’i de mi görmedin, Osman Gazi’yi de mi görmedin, 280 bin dersliği mi görmedin? Ya sana ne anlatayım? Şehir hastanelerini mi görmedin? Şimdi burada yanı başınızda yapıyoruz değil mi? 3300 yatak kapasiteli şehir hastanesi yanı başınızda yapılıyor. Sağlık diye Beylikdüzü’nün bir sorunu olacak mı? Şu anda zaten yok. Ama şimdi burada, Amerika’nın Cleveland’ı varsı, bizim de İkitelli’de şehir hastanemiz var.
Kardeşlerim bu nedir biliyor musunuz? Diyor ki, nereden çık bu şehir hastanesi ya, adaylardan bir tanesi bunu diyor, üstelik bir de Hanımefendi biliyor musun? Ya şehir hastanesi diyor, buna ne gerek var diyor. Buna verilecek parayla yok bilmem şu kadar köprü yapılırmış, yok bilmem bu kadar?.. Ya bu ihtiyaç değil mi? Sağlıktan daha önemli bir şey olabilir mi? Kanuni ne diyor; halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Yani Devlet-i Aliyye’yi koy bir kenara, bir sağlıklı nefes yeter bize diyor, bu kadar önemli bu iş. Ama bu hanımefendi bunu daha iyi anlaması gerektiği halde anlamıyor. Niye? Cehalet çok kötü bir şey. Ve yanında da bazı profesörleri var, onlar da çıkmış bunları anlatıyor; vay zavallı vay. Ya senin profesör olman bu işi bilmen anlamına gelmez. Dertli olmak lazım dertli, biz dertliyiz dertli. Biz milletimize sevdalıyız sevdalı. Bu çile çekenleri iyi biliriz ve onun için de en ideal olan neyse bunları yapacağız dedik.
Şehir hastaneleri benim ta Belediye Başkanlığı dönemimin aşkıdır. O zamandan kararı verdik ve elhamdülillah adımı attık, şu anda 5 tanesini bitirdik. Şu anda Adana’da var, Isparta’da var, Yozgat’ta var, Kayseri’de var, bir de; hatırlatın bana. Bu arada Isparta’yı da yaptık.
Ve değerli kardeşlerim, şimdi yolda işte burası var, Anadolu Yakasını yapıyoruz, İstanbul’a da iki tane dev şehir hastanesi yapıyoruz. Ve bunlarla beraber Türkiye’nin sağlıktaki çıtası çok yükselecek.
Eğitimde üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 75 üniversite vardı, şimdi 205 üniversitemiz var. Düşünebiliyor musunuz? Ya bunlar nankör ya. 10 öğrenciden 1’isi girerdi bizim dönemimizde, şimdi 10’da 10 girme şansı var, bunu yakaladık. Ve biz öğrenciyi Güneydoğu’dan, Doğu’dan buraya değil üniversiteyi onların ayağına götürdük ya, bunu yaptık.
Kardeşlerim; çıkmış diyor ki Bay Muharrem, “ben fizik öğretmeniyim” ne olmuş? Sen bir dershaneyi işletemedin ya. 10 tane öğretmenin SSK primini ödemedin yahu.
Sonra devletin memuruna, işte sosyal medyaya da düştü biliyorsunuz, ne o hakaretler, ne o küfürler, öyle mi? Ya bu adamdan cumhurbaşkanı adayı nasıl olmuş ya, hale bak. Az zamanımız kaldı, yarın sandıkta bunlara bir Osmanlı tokadı atmaya var mıyız? Durmak yok… Eyvallah.
Ve kardeşlerim; eğitimde bu adımların yanında tabii çok daha önemlisi elhamdülillah, Türkiye artık uluslararası gündeme oturuyor, daha iyi olacağız.
Sağlıkta inşallah bu hastanelerle beraber artık ilacını rahatlıkla buluyor musun? İstediğin eczaneden alıyor musun? Her hastaneye gitme şansın var mı? Sadece SGK ile anlaşması olmayanlar hariç, bütün özel hastanelere gitme şansı var. Eskiden rehin alınıyordu ya, şimdi böyle bir durum var mı? Böyle bir hastane olduğu zaman karşısında beni bulur, asla. Neler neler, bunlara hep şahit olduk. Ve bunlar CHP döneminin şeyleri.
Bir de buradan Bay Kemal’e, Bay Muharrem’e bir şey söyleyeceğim; bak sizin döneminiz CHP iktidarında, hatırlayın 50 öncesini söylüyorum; bunlar açık oy, gizli tasnif yaparlardı. Ne demek bu? Yani oyu gideceksin CHP’ye vereceksin, sayımını kim yapacak? CHP’nin oradaki görevlileri. Kardeşlerim; bunların döneminde vali CHP’li, bunları biliyor musunuz? Aynı şekilde bakıyorsun yine CHP’nin görevlileri vali olduğu gibi, bu tür şeyleri de idare eder durumdaydı.
Şu anda yeni bir adımla birlikte inşallah sağlıktaki kararlılığımızı biz geleceğe de aynen taşıyacağız, tamam?
Adalet ve emniyette kararlı bir şekilde yürüyoruz.
Dört; ulaşımda Cumhuriyet tarihinde 6100 kilometre yol yapılmıştı. Biz şurada 15 senede 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptık, 20 bin kilometre. 79 senede 6100, 15 senede 20 bin kilometre; aramızdaki fark bu.
Yüksek hızlı trenler yapılıyor. Ama adaylardan bir tanesi çıkmış; Sivas’a diyor ne gerek var yüksek hızlı trene, bu diyor göçü hızlandırır. Rahmetli Erbakan Hoca ah, bunları yanında tutmazdı ya. Bunların CHP zihniyetinden ne farkı var? Rahmetli Nuri Demirağ Türk uçağını yapıyor, milli uçak ve CHP o fabrikayı kapattı ve o fabrikayı gazocağı fabrikası yaptılar. Bunların onlardan bir farkı var mı? Yok. Biz şimdi yerli ve milli otomobil diyoruz hepsi karşımıza dikiliyor. Bay Muharrem Almanya’da BMW’yi gezmiş, ya BMW’yi gezeceğine gel Türkiye’deki bizim fabrikaları gez, bizim İHA fabrikasını gez, bizim SİHA fabrikamızı gez, bizim Akıncı fabrikamızı gez. Bak burada yerli, milli uçaklar nasıl üretiliyor gör. Biz Afrin’de teröristleri böyle vurmadık mı? Kandil’i böyle vurmadık mı? Ya ben Amerika’dan insansız hava aracı istedim vermediler, dediler ki Kongre müsaade etmiyor. Obama’dan istedim vermediler, hep laf. Fakat Allah’a hamdolsun kötü komşu bizleri ev sahibi yaptı, şimdi biz kendimiz üretiyoruz. Şimdi daha da ileri gidiyoruz, bu Akıncı muhteşem bir insansız hava aracı. 4,5 ton ağırlığında 1,5 ton bomba kullanılıyor. Şu anda dünyada sıkletinde en ileri olanlardan, bak buralara geldik, daha iyi olacağız.
Ve ulaşımda 25 havalimanımız vardı, şimdi 59. Rahat rahat uçağa biniyor musun? Bu hale geldik. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Kardeşlerim; şimdi yeni bir adım, bakın buyur, diyor ki; böyle havalimanlarına ne ihtiyaç var? Ya kültürde, turizmde yabancılar bu ülkeye geleceği zaman kağnıyla mı gelecek? Çıkmış Bay Kemal Sabiha Gökçen’e niye ihtiyaç var? Ne demek o? Ya diyor, yolcusu olmayan yere havalimanı yapılır mı? Kaldı ki bunu biz yapmadık, sağ olsun bizden öncekiler yaptı. Ama onlar işletemedi, biz başardık bu işi, iyi işlettik. Şu anda Sabiha Gökçen yetmiyor ve Sabiha Gökçen’e yeni bir pist ilave ettik, yeni bir terminal yaptık. Bunun yanında ayrıca dev apronlar yaptık, ya bu hale geldik. Ve üçüncü havalimanını niye yaptık? Sabiha Gökçen yetmediği için yaptık.
Ve şimdi dev bir üçüncü havalimanıyla dünyaya bir sinyal veriyoruz, bak geliyoruz. Şimdi bunun 29 Ekim’deki yolcu kapasitesi 90 milyon. 2023’te 150 milyon yolcu kapasitesine çıkacağız.
Şimdi Atatürk Havalimanını ne yapıyoruz? Atatürk Havalimanını da bu işletmeye açıldıktan sonra millet bahçesi yapıyoruz. Nasıl? Sizin de işinize yarar. Buradan siz de oraya rahatlıkla gidebilirsiniz.
Ve bir diğer adım, inşallah, o da değerli kardeşlerim; istiyoruz ki şimdi önümüzde 2019’un Mart’ı var, ne demek istiyorum? Hazır mıyız? 2019’un Mart’ında burada belediyeyi de almaya hazır mıyız? Bu bir işaret fişeği. Onun için yarın akşam buradan çıkacak oy aynı zamanda Mart 2019’un sinyali.
Turizmi söyledim, bu yıl beklenen turist sayısı 40 milyon, inşallah buraya da geldik.
Kardeşlerim; temel hak ve özgürlüklerde, inanç özgürlüğünde, düşünce özgürlüğünde eşimiz var mı? Yok. Geldiğimizde çektiğimiz çileler malum. Bu CHP diyor ki, başörtüsü sorununu ben çözdüm diyor, kim? Bay Kemal. İnandınız mı? Elhamdülillah, sayemizde bunu da söylemek zorunda kaldılar, bu da Allah’ın bir lütfu. Ya siz 411 el kaosa kalktı diye başlıklar atıldığında Anayasa Mahkemesi’ne Bay Kemal sen imza atmadın mı? Bay Muharrem, senin imzan yok muydu orada, ya niye yalan söylüyorsunuz? Dürüst olun ya, sizi biz adım-adım kovalıyoruz ya.
İmam hatip okullarını onlar açmış. Ya imam hatiplerinin lüks olduğunu söyleyen sensin Bay Muharrem. Ben bir imam hatipliyim, sen bunu nasıl bize öğretirsin ya, nasıl bunu bize anlatırsın ya? Sizin biz ne olduğunuzu biliyoruz. Ben imam hatiplerde öğretmenlik yaptım. Ne olacak yani öğretmenlik yaptıysan? Senin gibileri bize de öğretmenlik yaptılar, biz onları da biliyoruz. Ne tipler geldi, neler geldi-geçti, bunların hepsini tanıdık, biliriz.
Kardeşlerim; biz nereye bakalım? Öyle bir cumhurbaşkanı inşallah seçiyoruz ki, dikkat edelim, cumhurbaşkanlığı tecrübe ister, cumhurbaşkanlığı uluslararası camiada elhamdülillah bir tanınmışlık ister. Şimdi bu kardeşinizin Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, eğer ilk iki, ilk üç tecrübesi olan varsa bir tanesi bu kardeşiniz. En tecrübeli olan Rusya Cumhurbaşkanı, benden biraz daha da kıdemlidir, Sayın Putin’dir, diğeri de benim, elhamdülillah buralara geldik. Başbakanlığım, Cumhurbaşkanlığım ve bu tecrübenin bize neler kazandıracağını herhalde biliyorsunuz.
Ve güçlü lider olmak öyle rastgele bir iş değil. Ya sen zaten bir dershaneyi işletemedin. Dershanede öğretmenlerin SSK primini ödemedin ya, böyle birisin.
Ve biz şu anda bu güçlü, büyük Türkiye’ye inşallah bu güne kadar olan tecrübemizle, Başbakanlık tecrübemiz, Cumhurbaşkanlığı tecrübemiz ve tabi bir de siz aynı zamanda bu evladınızı, bu kardeşinizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkalığından da tanıyorsunuz. Çöpleri biz kaldırdık mı? Hava kirliliğini biz giderdik mi? Susuzluğu biz giderdik mi?
Peki, ben kimden aldım İstanbul’u? CHP’den aldım, CHP’den susuzluğu aldık, çöpü aldık, hava kirliliğini aldık. Ya zaten CHP demek susuzluktur. CHP hava kirliliğidir, CHP çöplüktür çöplük. Yarın buna gereken cevabı vermeye hazır mıyız? Osmanlı tokadına hazır mıyız? Demokratik bir tokadı inşallah sandıklarda benim kardeşlerim, benim vatandaşım verecek. Ama asla rehavet yok, gevşeme yok. Bütün ahbabı yaran, yakınlarımızı alacağız, sandığa götüreceğiz, gevşeme yok.
Çok daha sizinle sohbet etmek isterdim, ama şimdi buradan diğer ilçelere de geçeceğiz, vaktimiz dar, dolayısıyla 5 ilçeyi bitirmem lazım.
Hazır mıyız Rabia’ya?
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…
Bizde Alevilik-Sünnilik var mı? Bizde Türklük, Kürtlük, Lazlık, Çerkezlik, böyle bir şey var mı? 81 milyon kardeşiz, çünkü biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik. Aramıza ayrılık, gayrılık sokmak isteyenlere karşı, AK Partide bu yok diyeceğiz, tamam? Buna fırsat vermeyeceğiz.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, yarın akşam buradan da müjdeyi bekliyorum.