Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Bolu 6. Olagan Il Kongresi’nde Yaptigi Konusma

 

Buradan Bolu’nun tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki, köylerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum. Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Bolu teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime… (Tezahüratlar)

Kuruluşundan bugüne kadar partimizin değişik teşkilatlarında görev yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Kongremizin Bolu’yla birlikte ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bolu, 16 Nisan halkoylamasında yüzde 62’lik evet oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir sonuç elde etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yüzde 66’lık bir destekle yanımızda yer almıştı. Bize olan güvenleri, teveccühleri, destekleri için Bolulu tüm kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum.

Tabii bizim Bolu’dan beklentimiz daha büyük. İnşallah 2019 yerel ve hükümet sistemi seçimlerinde Bolu’yu çok daha üst sıralarda görmek istiyoruz.

Gençler, Köroğlu’nun ahfadına, Tokadi Hayrettin’inin, Akşemseddin’in, Ümmi Kemal’in yoldaşlarına böylesi yakışır, öyle değil mi? Evet, şimdi öyle bir ses verin ki Bolu Dağının zirvesinde direksiyon sallayan kamyoncu kardeşim de, Bolu Tünelinden geçen otobüs şoförü kardeşim de duysun. Öyle bir ses verin ki yuvaları Bolu’da olan, ama şu anda Afrin’de operasyon yürüten komandolarımız dahi duysun. İşte mavi bereliler burada, maşallah. Mavi berelileri de aman ha yalnız komayın.

Ana Kademe, 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? ("Evet" sesleri)

Kadın Kolları, 2019’a kadar her eve girmeye, her gönüle dokunmaya, her eli sıkmaya hazır mıyız? ("Evet" sesleri)

Sevgili gençler, 2019’a kadar liselerden üniversitelere, öğrencisinden çalışanına kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? ("Evet" sesleri)

İşte özlediğimiz, görmek istediğimiz Bolu budur. Maşallah. Sizlerin desteği, Allah’ın yardımıyla 2019’da ülkemizi hem yeni yönetim sistemine geçirecek, hem de 2023 hedeflerine bir adım daha yaklaştıracağız.

Salon bu, ama dışarıda bunun iki misli kongreye gelen vardı. (“Bolu seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Tabii onları selamlamadan içeri giremezdik, onları da selamladık, onlarla da bir hasbihalde bulunduk. Ama ben Bolu’yu gerçekten daha farklı gördüm. Fakat inanın şu anda ülkemin her yanı aynen böyle. Dün Mersin’deydim, böyle. Antalya’daydım, böyle. Biraz sonra Sakarya’da olacağım, biliyorum ki Sakarya da böyle.

Kardeşlerim; AK Parti milletimize aşık, AK Parti bu vatana aşık. (“Biz de sana aşığız Reis” sesleri) Sizin aşkınız zaten bizi deli divane etti, aşgınan yürüyen yorulur mu? Onun için yorulmadık, onun için gece demedik-gündüz demedik bu yolda evvel Allah yürüdük. Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece dedik ve gidiyoruz. Ve AK Parti biliyorsunuz… ("AK Gençlik burada Reis’inin yanında" sesleri) Sağ olasınız. Ve bu aşkla, bu heyecanla biz bu yollarda ne olduk? Ferhat olduk. Milletimiz Şirin ve dağları deldik. Dağları delerek Şirin’e ulaştık. Bolu Dağını kimse delemiyordu, ama biz deldik. Ve onlar ne diyorlardı? Burayı patates deposu mu yapsak, yoksa buraya doğalgaz mı pompalasak? Siz ne diyorsunuz dedik ya, patates deposunu her yerde bulursun, doğalgaz onu da depolarız her yerde. Ama biz Bolu dağlarındaki kazaları unutmuyoruz, buralardaki trafik kazalarıyla nice canlar gitti, bunları unutmuyoruz. Onun için biz bu dağı deleriz dedik ve deldik. Ve şimdi elhamdülillah oralardan ne yapıyoruz, bir ucundan girip bir ucundan geçiyor ve öbür tarafta Şirin’e ulaşıyoruz. Fakat biz ne dağları deldik ya? Geldiğimizden bu yana Türkiye’nin genelinde açmadığımız tünel kalmadı elhamdülillah. Yeri geldi tüneller açtık, yeri geldi denizin üzerinde köprüler yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi, Osman Gazi Köprüsü gibi köprüler yaptık. Ve onunla da kalmadık, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Evet, bayrakları başörtüsü yapmış olan kızlarımı kutluyorum, tebrik ediyorum.

Onunla da kalmadık, dedik ki; sadece köprü bize yetmez, tuttuk Marmaray’ı yaptık denizin altından. Niye? Benim ecdadım Fatih Sultan Mehmet karadan gemileri yürüttüyse, onun torunları olarak biz de denizin altından Marmaray’ı inşa ederiz dedik ve Marmaray’ı yaptık. Ve şu ana kadar milyonlar denizin altından geçti. Yetmedi, dedi ki; biz bir de buraya araçların da denizin altından geçmesi için bir tünel yapalım ve Avrasya Tünelini yaptık. Ve şimdi denizin altından araçlar da geçiyor. Neden? Bize bu yakışır da onun için. (“Reis bizi Afrin’e götür” sesleri)

Gençler, her gün ben komuta kademesiyle, Genelkurmay Başkanımla ihtiyaç var mı diyorum? Verdiği cevap; Sayın Cumhurbaşkanım, olsa ben size bunu zaten söylerim, ama şu anda ordumuz evvel Allah yolunda kaim, daim devam ediyor. Şimdi herhangi bir sıkıntı olduğu zaman, sefer görev emrini ilan ederiz, önce ben yola çıkarım, ardından da beraber yürürüz.

Kardeşlerim, AK Parti milletimizin kurduğu ve bugüne kadar da milletimizle birlikte yol yürümüş bir partidir. İşte bunun için vesayetçilerden darbecilere, terör örgütlerinden dış güçlere kadar ülkemizi ve milletimizi hedef alan ne kadar şer odağı varsa hepsinin hedefi ne olmuştur, AK Parti olmuştur; bunu böyle bileceğiz. Türkiye’yi yolundan, rotasından, rayından çıkarmak isteyen, hedeflerinden uzaklaştırmaya niyetlenen herkes önce bizim üzerimize yürümüştür. Partimizi kapatmaya gayret etmediler mi? Ettiler. Ne oldu? Olmadı. Çünkü onlar bir şeyi bilmiyordu; “Ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrul makirin.” Onlar zannediyordu ki biz hesabı yaptık, tezgâhı kurduk, tuzağı hazırladık ve hemen AK Parti’yi kapattık mı iş bitti. İnsaf be vicdansız ya. Anayasayı değiştirecek güce sahip olan bir partiyi kapatma tezgâhı kuruyorlardı, ama hesap tutmadı. Çünkü hesapların üstünde bir hesap vardı, kaderin üstünde bir kader vardı ve Allah bu hesapları da bozdu. En büyük hesap Allah’ın hesabıdır.

Ve değerli kardeşlerim; karşılaştığımız onca kumpasın, maruz kaldığımız onca provokasyonun, uğradığımız onca haksızlığın ve hatta yer-yer hukuksuzluğun üstesinden milletimizin desteği sayesinde geldik. Ülkemize ve milletimize borcumuzu da çalışarak, hizmet ederek, proje üreterek, yatırım yaparak, eser inşa ederek ödemenin gayreti içinde olduk. İşte bu anlayışla geçtiğimiz 15 yılda Bolu’ya da ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 11 katrilyon yatırım yaptık Bolu’ya, 11 katrilyon.

Eğitimde-öğretimde 800’e yakın yeni dersliği, 6 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip yükseköğretim yurtlarını hizmete soktuk. Bu yıl merkezde 2800 kişilik, önümüzdeki yıl Gerede’de 300 kişilik yeni yurtları hizmete alacağız.

İnşa ettiğimiz 13 spor tesisiyle gençlerimizin rahat ve düzenli şekilde spor yapabilmesini de sağladık. Sağlıkta 5’i hastane olmak üzere 16 tesisi tamamladık. Halen Gerede Devlet Hastanesiyle birlikte 13 tesisin inşası sürüyor.

Toplu konutta 5441 konutla şehrin çehresini değiştirdik.

Bolu’nun bölünmüş yol uzunluğunu 300 kilometreye çıkardık.

Yapılan 3 baraj ve 1 gölede ilave olarak 155 bin dekar alanı sulayacak Tekke Barajıyla birlikte üç barajın inşası da sürüyor. Dedeler ve Hasanlar barajlarının inşasına da yakında başlıyoruz. Durmak yok yola devam, işimiz bu.

Şehir merkezimizin içme suyu ihtiyacını karşılamak için Gölköy Barajından buraya terfi hattı inşa ettik ve hizmete açtık.

Bolu gerçekten hayranlık verici o tabiat güzelliklerine, ormanlara, milli parklara sahip bir şehrimiz. Buranın kıymetini bilin ha gençler. Allah’ın bu nimeti karşısında ne kadar hamd etsek azdır. Yedigöller Milli Parkı, Abant Gölü Tabiat Parkı, Gölcük Tabiat Parkı başta olmak üzere Bolu’nun sahip olduğu güzellikleri tüm ülkemizin hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Bunun için hem bu alanları koruyacak, hem de turizm açısından cazip hale getirecek çalışmalar yürütüyoruz. Hem İstanbul’a, hem Ankara’ya mevcut yakınlığı Bolu’nun imkânlarının değerlendirilebilmesini de kolaylaştırıyor. (“Helal olsun” sesleri) Size de helal olsun.

Artık bu güzellikleri günübirlik turizmin ötesine taşımamız gerekiyor. Yılın 365 ve haftanın 7 gününe yayılmış bir turizm hareketliliği için hep birlikte üzerimize düşeni yapmalıyız. Halen haftada sadece 2 günlük konaklama ortalamasıyla dahi 1 milyona yaklaşan turisti ağırlayan Bolu’nun gerçek potansiyelini harekete geçirmek için atılacak her adımın yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Kardeşlerim; biz bir yandan ülkemizin 81 vilayetini işte bu şekilde eserlerle, hizmetlerle, yatırımlarla donatırken, diğer yandan da istiklalimize ve istikbalimize yönelen tehditlerle mücadele ettik. Ve Afrin mücadelesinde bugünkü rakam ne oldu? 3300 teröristi etkisiz hale getirdik, 3300. Mücadele devam ediyor, kararlılıkla devam ediyor. Bolulu Aşık Dertli ne diyor:

“Şahinim var bazlarım var

Ördeğim var, kazlarım var

Yare tenha sözlerim var

Diyemem ala karşı.”

Evet, biz de kimini söyleyebildiğimiz, kimini söyleyemediğimiz pek çok şey yaşadık. Önümüze hangi engellerin çıkartıldığını, ayağımıza hangi çelmelerin takıldığını, çevremize hangi tuzakların kurulduğunu teker-teker anlatmaya kalksak derdimiz Bolu dağını aşar. Milletimiz arka planda yaşananları görse de-görmese de o engin sezgisiyle, ferasetiyle, dirayetiyle hep hakkın yanında, haklının yanında yer almıştır. 15 yıllık iktidarımızı başka şeylere değil milletimizle birlikte hakkın ve haklının yanında saf tutmamıza borçluyuz. Bununla birlikte özellikle son 4-5 yıl hepimiz için gerçekten çok zor, çok yoğun geçti. Terör örgütleri kimi zaman nöbetleşe, kimi zaman topyekun saldırıya geçtiler. Gabar’da geçtiler, Cudi’de geçtiler, Tendürek’te geçtiler, Beslerderesi’nde geçtiler, Kandil’den idare ettiler. Dedik ki, inlerine gireceğiz. Ne oldu? Girdik. Kaçacak delik arar hale geldiler. İşte birileri Pensilvanya’ya kaçtı, kimileri onun oradaki devasa çiftliğinde, kimileri Avrupa’nın değişik ülkelerine kaçtı. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Yurt dışından ülkemize yönelik tacizler de zirveye çıktı, sokakların terörize edilmesinden, mahallelerin çukurlarla kesilip işgaline kadar emsali görülmemiş yöntemlerle karşılaştık. Devletimizin tüm kritik kurumlarına yerleştirilmiş FETÖ ihanet çetesi mensuplarının ardı ardına giriştikleri darbe teşebbüsleri bizi gerçekten havsalamızı aşan durumlarla karşı karşıya bıraktı. Hiç kimsenin bir yandan ibadetle, diğer yandan eğitimle, hayırla, hizmetle meşgul olur görünürken diğer yandan böylesine bir ihanetin içine düşebileceğine asla ihtimal vermedik. Rabbimizin “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir” emri mucizesi burada da kendini gösterdi. Türkiye 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde tarihinin en büyük tehdidini daha fazla büyümeden, daha tehlikeli hale gelmeden bertaraf etmeyi başardı. Düşünün, 251 şehit verdik. 2193 gazimiz oldu. Allah şehitlerimize rahmet eylesin. Gazilerimize inşallah şifalar lütfetsin. ("Amin" sesleri)

Kardeşlerim; ülkemizi ve milletimizi esir etmek, ezanımızı susturmak, bayrağımızı indirmek için başlatılan bu saldırıları boşa çıkartır çıkartmaz hemen bir başka tehdit daha başımıza musallat edildi. Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeyi indirip gerçekten niyetlerini ifşa ettiler. Bunun üzerine hemen kararlı bir şekilde harekete geçtik ve kimsenin beklemediği, ummadığı, ihtimal vermediği operasyonları başlattık. Ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede uygulanmaya çalışılan plan bizi işbirliği yaptığımız güçleri gözden geçirmeye mecbur bıraktı. Müttefikimiz, hatta dostumuz dediğimiz güçlere bakışımızı, bize söylenen sözlere değil sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. İşte içinde bulunduğumuz NATO, biz bu NATO’nun bir üyesiyiz ve en güçlü üyesiyiz. Herhangi bir yerde bir sıkıntı olduğu zaman NATO’dan bize bir görev terettüp ettiğinde yeri geldi Somali’de olduk, yeri geldi Afganistan’da olduk, yeri geldi Balkanlar’da olduk. Peki, bütün buralarda biz yer alırken şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken ey NATO, sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri oradan bizi taciz ediyor. Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki, sen ne zaman ortaya çıkacaksın? Devamlı ben bunları mı söyleyeceğim, arkadaşlarım bunları mı söyleyecek? Ama maalesef şu ana kadar hala olumlu bir ses, söz yok. Aynı şekilde diğer birtakım hususlarda çıkarlarımızın çatıştığı kimi başka güçlerle de bölgedeki fiili durum çerçevesinde ortak hareket etmenin yollarını aradık. Elbette bu çabalarımız sırasında çok ciddi sıkıntılarla, çok ciddi engellerle de karşılaştık. Ama milletimizin 15 Temmuz’da ortaya koyduğu irade öylesine güçlüydü ki kimsenin bu kıyam karşısında direnme şansı kalmadı. Önce Fırat Kalkanı Harekatıyla terör koridorunun bağrına adeta bir hançer sapladık. 3000 DEAŞ’lıyı oralardan derdest ettik. Ardından Kuzey Irak’taki gelişmeler hususunda çok net ve tavizsiz bir tutum izleyerek oradaki oyunu da bozduk. Şimdi de Afrin bölgesinde Zeytin Dalı Harekatını yürütüyoruz. Bölgede teröristlerden arındırdığımız alanın büyüklüğü 900 kilometreyi aştı, 1000 kilometrekareye yaklaşıyoruz.

Tabii ki bu mücadele bedelsiz olmuyor… ("Recep Tayyip Erdoğan" sesleri)  Terörle mücadelede bedel ödedik, 15 Temmuz’da bedel ödedik, sınır ötesi harekatlarımızda bedel ödedik. Çünkü biz bin yıldır bu toprakları kanlarımızla sulayarak vatanımız haline getirdik, şimdi de yine aynı şekilde koruyabiliriz. Bu vesileyle tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, milletimize başsağlığı, gazilerimize şifalar diliyorum. (“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sesleri) Eyvallah.

Şairin diliyle söyleyecek olursak gençler:

“Fitneye fesada uğratma bizi,

Arşa kadar yücelt dirliğimizi,

Bozdurma haine birliğimizi,

Bu cennet vatanı böldürme ya Rab,

Yüzümüz ak olsun, kara düşürme,

Vatanımı koru, zora düşürme,

Ana yüreğini kora düşürme,

Gülleri dalında soldurma ya Rab.” ("Amin" sesleri)

Evet, bugünkü özgürlüğümüzü ecdadın dün Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Dumlupınar’da yaptığı fedakarlıklara borçluyuz. Bugün de biz bu fedakarlığı yapacağız ki bizden sonrakilere güvenli, güçlü, huzurlu, müreffeh bir Türkiye, müreffeh bir gelecek bırakalım. Rabbim istiklali ve istikbali için gerektiğinde canını ortaya koyan milletimizin her bir ferdinden razı olsun. Böyle bir milletin evladı olmakla ne kadar iftihar etsek azdır.

Kardeşlerim, Türkiye’nin sınırları içinde, gerekse sınırları ötesinde yaptığı operasyonun amacı dün gibi ortadadır. Bizim yaptığımız sadece haklıya hakkını, haine de cezasını vermekten ibarettir.

Soruyorum size; bu ülkenin ve bu milletin canından aziz bildiği değerlerine yapılan saldırılar karşısında susup oturmak bize yakışır mı? ("Hayır" sesleri) Birliğimizi beraberliğimizi, vatanımızı bayrağımızı savunmak bizim namus borcumuzdur. Asıl bunu yapmazsak milletimizden aldığımız emanete sahip çıkmamış oluruz. İşte o zaman ne burada olduğu gibi milletimizin karşısına başımız dik, yüreğimiz ferah bir şekilde çıkabiliriz, ne de yarın dünyada bunun hesabını verebiliriz.

Türkiye yıllarca, aman ne ben kimseye dokunayım, ne de kimse bana dokunsun diyen idare-i maslahatçılardan çok çekti.

Gençler, ülkesine aşık, milletini seven birileri çıktı fabrika kurdu, proje geliştirdi, uçak yaptı, silah yaptı, motor yaptı, yine birileri çıktı mazisiyle atisi arasında köprü kuracak fikirler geliştirdi, eserler verdi, gayret ortaya koydu, sonra başka birileri çıktı bunların hepsini de adeta silindirle ezercesine yok etti. Kimi menfaat için bunu yaptı, kimi taammüden ihanet içinde olduğu için aynı yola başvurdu, kimi maalesef gafletinin kurbanı oldu. Bu haksızlığa, bu adaletsizliğe, bu ihanete karşı çıkması gereken siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz sırf kendi ikballeri ve beklentileri için hep seyirci kaldı.

Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, İkinci Dünya Savaşı sonrasında neredeyse benzer şartlarda yola çıktığımız nice ülkenin bugün fersah fersah önümüzde olmasının sebebinin bu olduğunu görüyoruz.

Gençler; bizim şu anda topraklarımız ne kadar? 780 bin kilometrekare. Peki, biz buraya nereden geldik? 18 milyon kilometrekareden geldik. Düşünebiliyor musunuz, devamlı kaybettik, devamlı verdik, ama kimse o kaybedenlere hesap sordu mu? ("Hayır" sesleri) Nasıl bu toprakları kaybettik diye sordu mu? ("Hayır" sesleri)

Dik duracağız. Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler, hatta daha ileriye gidip haddinizi aşmayın ha dediler. IMF’le masaya oturduk, IMF’in bize dediği laf; olmaz. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, paranı al, ama bizi yönetmeye kalkma. Türkiye’yi yönetecek birisi varsa, o da benim, sen sadece paranı al. Bunu nerede yaptık? Davos’ta yaptık. Ve 2013’te 23,5 milyar dolar borcumuz varken IMF’e bunu tamamen bitirdik ve ondan sonra da IMF bizden borç istedi, 5 milyar dolar borç istedi. Arkadaşlar sordu, verelim mi? Verin dedim. Bugün borç alan, yarın da emir alır; ecdadımız öyle söyledi. Ve bunlar zaten o mantıkla çalışıyor.

Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, elhamdülillah şimdi bak nerelere geldi? 120 milyar dolar civarında dolaşıyoruz. 36 milyar dolar ihracatımız vardı, şimdi hamdolsun 160 milyar dolara ulaştık.

Sadece bu değil ki, bakınız artık bu savunma sanayinde yüzde 60-65 yerli üretim yapıyoruz. Artık bizi kapılarında silahlı-silahsız insansız hava aracı almak için müracaat ettiğimizde süründürenler, şimdi biz kendimiz üretiyoruz. Bizim artık silahlı insansız hava aracımız var, silahlı-silahsız, hepsini de biz kendimiz üretir hale geldik. Hani olmaz diyordu, bak oldu işte. Yanlış komşular elhamdülillah bizi mülk sahibi yaptılar. Daha neler olacak neler, olmaz dedikleri ne varsa hepsini de hayata geçirdik. Yapamazsınız dedikleri ne varsa hepsini gerçekleştirdik. Başaramazsınız dedikleri ne kadar mücadele varsa, hepsinin de içine adeta gözü kapalı daldık. Haddinizi aşmayın diyenlere, hadlerini bildire bildire bugünlere geldik. Mesela az önce söyledim, Türkiye Marmaray Projesine başladığında pek çokları dudak bükmüştü biliyor musunuz, yapamazlar-edemezler, ne oldu? Yaptık. Öyle ya, hemen şurada işte Bolu Tünelini anlattım. Ah kardeşlerim ah… ("Dik dur eğilme bu millet seninle" sesleri) 

Şimdi bunlar var ya bunlar, bunlar Nene Hatun’lar. Evvel Allah bu Nene Hatun’larımız oldukça biz bu yolda daha çok yürürüz, öyle mi? ("Evet" sesleri) Yürür müyüz? ("Yürürüz" sesleri) Onun için üniversitedeki arkadaşlarınıza yapılanları anlatmalısınız. Lise son sınıflarda olanlar oy kullanacak, anlatmalısınız ki bazıları yanlış yola gitmesin.

Planı, hazırlığı, bütçesi olmayan hiçbir işi kendimizi ve milletimizi kandırmak için proje diye ortaya çıkarmadık. İnşası için düğmesine bastığımız işin ne zaman bitip hizmete gireceğinin taahhüdünü de en başında milletimize verdik. İşte bu anlayış ve kararlılıkla Marmaray’ı bitirdik. Bu anlayış ve kararlılıkla Bolu Tünelini bitirdik, bununla Avrasya Tüneli’ni bitirdi. Yavuz Sultan Selim öyle, Osman Gazi öyle, daha nice dev projeyi böyle bitirdik. Şimdi bak dünyanın 1 numaralı, bilemediniz ilk 3 içinde olan en büyük havalimanını yapıyoruz. Bu yıl ilk etabını inşallah açacağız. Yıllık yolcu kapasitesi 90 milyon. 2023’te bu 150 milyona çıkacak. Ve bununla da kalmıyoruz, şimdi bir de İstanbul’da Kanal İstanbul’u açıyoruz. Şimdi Kanal İstanbul’un da ihalesi yapılıyor. Ve Kanal İstanbul’la dünyaya en ileri teknolojide bir kanal yapıyoruz. Bunu da sizler de göreceksiniz, Allah’ın izniyle hep beraber bizler de görecek ve yaşayacağız. Yapacağız, bize bu yakışır. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak böyle olur, lafla olmaz. Öyle terör estirerek, terörize ederek, terör dayatması ile Parlamentoya girerek bir yere varamazsınız. Onlarla kol-kola girenler de bir yere varamaz. Bizim işimiz var. Gençler, bunlar için önce bu millete aşık olacaksınız, bu vatana aşık olacaksınız ve sizin bu aşkınız Allah’ın izni ile bu yatırımların da neticeye ulaşmasını sağlayacaktır.

Dün bize dudak bükerek bakan birileri bugün Türkiye’nin bu işleri nasıl başardığına şaşıyorlar. Ziyaretimize gelen bütün liderler; ya diyor, ben 5 sene önce geldiğimde İstanbul, Ankara farklıydı, şimdi daha farklı, bu kadar kısa zamanda bunları nasıl yaptınız? Bakıyorsunuz bir başkası geliyor, 10 sene önce geldiğimde İstanbul başkaydı, bugün başka diyor. Dert dert, dertli olmak. Ve elhamdülillah, şimdi Bolu’nun 20 yıl öncesini düşünün, nasıl bir Bolu vardı, böyle miydi? ("Hayır" sesleri) Ama şimdi bambaşka bir Bolu var, daha da başka olacak, daha çok şaşıracaklar. Kendilerini dev aynasında görüp Türkiye’yi hiçe sayanların 2023 hedeflerimize ulaştığımızda herhalde dudakları uçuklayacaktır.

Kardeşlerim, bilhassa son dönemde yaşadığımız her hadise bir gerçeği adeta şamar gibi yüzümüze çarpıyor. Eğer bölgenizde ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsanız hiçbir konuda kimseye muhtaç olmayacaksınız. Nasıl olsa filanca yerde bunun hazırı var, öyleyse bizim uğraşmamıza gerek yok anlayışı bizi hürriyetimizden mahrum etmeye götürecek kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Çünkü her şeyden önce, elin oğlu sana 1’e yaptığını zaten 10’a satar. Bununla da kalmaz, en kritik anda musluğu keser, öyle mi? ("Evet" sesleri)  Ortada öylece kalıverirsin. Hele hele savunma sanayi gibi kritik alanlarda bu durumun maliyeti çok ağırdır, biz bunu Kıbrıs’ta yaşadık. Bir anda telsizler sustu. Buna susturma harekatı derler, sustu. Susunca askerimiz telsiz muhaberatını yapamadı. Ve o bize neyi kazandırdı biliyor musunuz? O bize ASELSAN’ı kazandırdı. Biz geldik bu sefer kendi bu tesislerimizi kurduk. İnsansız hava araçları konusu da böyle oldu. Türkiye olarak bu araçların en iyisini yapan ülkelere girdik, ürünlere talip olduk. Yok dedikler, vermediler. En sonunda birisini razı ettik, avuç dolusu para ödeyerek 10 tane satın aldık, her biri ne biliyor musunuz? 30 milyon dolar. Şimdi biz onun çok çok altında elhamdülillah bunu üretiyoruz. Bir de, tamir, bakım, bilmem ne bu noktada parça falan da vermiyor ha, en kritik anda vermiyor. Elhamdülillah şimdi bunlar artık yapılıyor. Ve arıza şu-bu olduğunda sıkıntımız yok, bunlar aşıldı artık. Ve şu anda bakıyorsunuz bu işi yapanlar, o genç mühendislerimiz şimdi nerede? Arazide. Bunları yalnız bırakmadılar, arazide şu anda askerimizle yan yana, el ele birlikte. Şimdi İsrail gelir de senin askerinle beraber böyle zor günde yan yana durur mu? Ama bak duruyor. İşte onun için kendine yeteceksin. Şimdi kendimize yetiyoruz. Aynı yöntemi diğer savunma sanayi ürünlerinde de kullanıyoruz. Tabii yüksek teknolojiye dayalı üretimler öyle akşamdan sabaha mümkün değil. Bunları da uzun zaman da olsa Allah’ın izniyle yapacağız, ona da çalışıyoruz. Sabırlıyız. Men sabera zafera. Sabırlıyız. Her konuda, tasarımdan araştırma-geliştirmesine, yazılımdan donanımına, testinden fiilen kullanımına kadar işin alfabesinden başlayarak bu işleri de ne yapacağız, başaracağız. Biliyorsunuz bu konudaki kararlılık dağları bile aştırır ve bunu da yapacağız. Ve elde ettiğimiz her başarı bizimle birlikte dostlarımızın da yüzünü güldürüyor. Çünkü bu tür ürünlere sahip olan ülkeler öylesine bir tekel kurmuş ki hem maddi olarak, hem siyasi olarak adeta herkese kök söktürüyorlar. Biz ise, kullanım aşamasına getirdiğimiz her ürünümüzü dostlarımızla paylaşıyor, onların da hizmetine sunuyoruz. Böylece küresel sistemin adaletsizlikleri karşısındaki tavrımızı sözde bırakmıyor fiilen de hayata geçiriyoruz.

Bugün geldiğimiz yer, her şeyden önce milletimizin başarısının ifadesidir, yani sizin ifadenizdir. İnşallah 2019 seçimleriyle birlikte hem yeni yönetim sistemimizde, hem de tazeleyeceğimiz mücadele azmimizle ülkemizin önünde bambaşka bir dönem açacağız.

Bunun için ülkemizin 80 vilayetiyle birlikte Bolu’ya da çok büyük bir görev düşüyor. AK Parti olarak, AK kadrolar olarak yeni dönemde de ülkemizi yönetme sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirmek için gece-gündüz çalışmak zorundayız. Ben sizlere güveniyorum.

Rabia’mızı biliyoruz değil mi? ("Evet" sesleri) Çok yoruldunuz, şöyle bir kalkın bakalım. Rabia’mız. Gençler, şimdi Rabia’mızı bir söyleyelim bakalım gür seda ile.

(Halkla Birlikte Söyleniyor)

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Biz asla bölücü değiliz, onun için Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla 81 milyon tek milletiz. Zira biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, yine öyle seveceğiz, tamam?

Peki ne olacak? Bir olacağız. Şöyle gür sedayla. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun inşallah. Kongremiz hayırlara vesile olsun.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.