Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Bursa Kadin Kollari 5. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Buradan Bursa’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Bursa teşkilatlarımızda ve özelikle Kadın Kollarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Kadın Kolları Kongremizin şehrimiz için, Bursa’yla birlikte ülkemiz için, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Tabi şu anda salona girerken dışarıda en az salondaki kadar büyük bir katılımın olduğunu gördük, daha fazlası vardı, azı yoktu. Ve dışarıda büyük bir heyecan var, büyük bir coşku vardı ve Bursa maşallah dimdik ayakta.

Sözlerimin hemen başında 16 Nisan halkoylamasında yüzde 53,2 evet oranıyla bize verdiğiniz destek için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Her ne kadar Türkiye ortalamasının üzerinde bir neticeye ulaşılmış olsa da, benim Bursa’dan beklentim çok daha büyüktü; öyle mi? Çünkü biliyorum ki siz de daha fazlasını bekliyordunuz. İnşallah 2019’un Mart’ında da, Kasım’ın da bu patlamayı Bursa yapacaktır. Hep birlikte Bursa’mızı çok daha yukarlara çekeceğiz, bunun için şimdiden çalışmaya başlamamız lazım. Kongremizle birlikte teşkilatlarımız da tüm güçlerini ve vakitlerini 2019’a yönelteceklerdir.

Türkiye’nin en önemli sanayi, ticaret, tarım, turizm, eğitim şehirlerinden biri olan, maziden atiye kurduğumuz köprünün adeta kilit taşlarından biri olan Bursa’yı şaha kaldırmadan bize durmak, dinlenmek haramdır.

Türkiye’nin 2023 vizyonunda Bursa’yı çok önemli görevler bekliyor. Bin yıldır şefkatli bir ana yüreği gibi kapısına gelen herkesi kucaklayan bu şehir, kendisi için yapılan her yatırımı katbekat fazlasıyla ülkemize iade etmiştir, Bursa böyle bir şehir. Bununla birlikte, kadim tarihinden ve geniş bir yelpazeye yayılan üretim kapasitesinden gelen gücüyle Bursa’nın önünde kullanılmayı bekleyen çok büyük bir potansiyel var.

Bursa sıradan bir şehir değil, alışılmışın üzerinde bir altyapıya sahip. Mesela Uludağ gibi bir turizm markasının dahi hala hakkıyla değerlendirilemediğini düşünüyorum. Bunun için 4 mevsim Uludağ sloganıyla başlayan çalışmayı çok önemli görüyorum.

Geçtiğimiz 15 yılda sadece kamu kurumları eliyle Bursa’ya 32 katrilyon liralık yatırım yaparak bu konuda önemli bir altyapı oluşturduk.

Eğitimde 8 bine yakın derslik yaptık.

Sağlıkta 20’si hastane 55 tesisi şehrimize kazandırdık. Halen inşası süren 1355 yataklı şehir hastanesi de inşallah önümüzdeki yıl hizmete girecek. En az bunun kadar önemli 750 yataklı Çekirge Devlet Hastanesi ve Yenişehir ve Kestel devlet hastanelerinin inşası da biliyorsunuz sürüyor.

Bursa hızla büyüyen bir şehir olduğu için buraya toplu konut projelerimizde önemli bir yer verdik. Bugüne kadar 20 binin üzerinde konutu hak sahiplerine teslim ettik. Tabi bu süreçte bazı hataların da gayet iyi farkındayız. İnşallah önümüzdeki dönemde onları da telafi edecek bir anlayışla Bursa’yı çok daha ileriye taşıyacak atılımları hep birlikte gerçekleştireceğiz.

Bursa ülkemizdeki ulaşım hatlarının en önemli kavşaklarından biri olmasına rağmen, sadece kardeşlerim, 200 kilometre bölünmüş yola sahipti, 200 kilometre, biz buna 332 kilometre daha ilave ettik, bölünmüş yol uzunluğunu 532 kilometreye çıkarttık, bunu biz yaptık.

İstanbul-Bursa-İzmir otoyolu şehrimizi her iki istikamete de adeta bir adım mesafesinde yaklaştıracaktır. İzmit Körfezi üzerindeki Osman Gazi Köprüsü, bu otobanın en önemli geçişlerinden biri olan Orhangazi Tüneli ve otoyolun önemli bir bölümü hizmete açıldı. Artık ben Bursa’ya uzak değildim, Bursa’ya artık bir İstanbullu olarak komşuyum, zira İstanbul-Bursa 1 saat, öyle mi? Güzelliklerine doyum olmaz, her taraf yemyeşil. İstanbul’dan bastırıyorsun hemen maşallah, Orhangazi, Osman Gazi, buralardan hem tarih, hem de Bursa’ya biran önce ulaşıyorsun. İzmir’e 2,5 saatte ulaşacağız.

Bursa’nın bir diğer önemli ulaşım projesi de malum, Bursa-Bilecik hızlı tren hattıdır, bu projeyi de inşallah önümüzdeki yıl tamamlamayı planlıyoruz. Böylece Bursa Türkiye’nin tüm hızlı tren hatlarına bağlanarak ulaşımı en kolay şehirlerimizden biri haline gelecektir.

Gemlik-Bursa demir yolu projesi sanayimiz ve ticaretimiz için büyük önem taşıyor, bu demir yolunun inşasına da yakında başlanıyor.

Tabi bu arada deprem riski sebebiyle Gemlik’in dönüştürülmesi projesinin de süratle hayata geçirilmesi gerekiyor.

İnşa ettiğimiz 18 baraj ve 15 göletle Bursa’nın hem içme suyu sorununu çözüyor, hem de arazilerinin bereketini artıyoruz, şu ana kadar yaklaşık 400 bin dekar araziyi sulamaya açtık.

Sadece ana başlıklarıyla ifade etmeye çalıştığım bu hizmetlerin neler olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu yatırımları daha da büyüterek, daha da yaygınlaştırarak sürdüreceğiz.

2019 aynı zamanda işte bu projelerin hazırlık sürecidir, bunun için hem sizlerden, hem ilgili kurumlarımızdan sıkı bir çalışmayla seçimlere kadar şöyle dört dörtlük bir hazırlık bekliyorum. Kardeşlerim; buna hazır mıyız? Burada bir şey daha var, ülkemizin pek çok yeri gibi Bursa’mızda da özelikle düğünlerde sıkça söylenen bir Cezayir türküsü vardır. Hiç merak etmeyin. Biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik, sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik, bunun dışında asla.

Bizi geçmişimizden, tarihimizden, ecdadımızdan kopartmaya çalışanlar sebebiyle gençlerin çoğu bu türküde geçen ifadelerin anlamını bilmez. Aslında bir ağıt olan bu türkünün oyun havası niyetine çalınıp söylendiği yerler dahi bulunuyor. Halbuki bu türkü Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı’ya bağlanan Kuzey Afrika topraklarının Avrupalı güçlerce işgalini ve bu sırada askerlerimizin maruz kaldığı katliamları anlatır. Bakınız, Bursa’mızın Cezayir türküsünde ne deniyor, bakalım siz biliyor musunuz?

“Cezayir’in harmanları savrulur…” Biliyor musunuz? “Savrulur da sol yanına devrilir,

Sarı buğday samanından ayrılır.

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı Cezayir.

Gemilere çürük tahta dayanmaz,

Yiğitlere gaflet bastı uyanmaz,

Aman Allah buna canlar dayanmaz.

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı Cezayir.

Cezayir’i bir ikindi bastılar,

Camilere çifte çanlar astılar,

Yiğitleri kurban diye kestiler.

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı Cezayir.”

Evet, geçtiğimiz 200 yılda kadem kademe yaşadığımız acıların ifadelerinden biri olan bu türkü, aslında bugünümüze de ışık tutuyor ve aydınlatıyor. Biz nereden çekilmek zorunda kalmışsak, nereyi boşaltmışsak orası zulme, baskıya, bitip tükenmek bilmeyen istikrarsızlıklara, çatışmalara gark olmuştur. Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da, Balkanlar’da nereye baksanız bu gerçeği görebilirsiniz. Tarihinde sömürgecilik gibi bir insanlık suçu olmayan ecdadımız asırlarca yönettiği bu bölgeleri sadece imar etmiş, sadece güvenin ve huzurun teminatı olmuştur. Birileri hep sözüm ona soykırım diye bizi suçluyor ya, aslında son asrın en büyük soykırımına Türk milleti maruz kalmıştır. Balkanlar’dan çekilirken verdiğimiz sivil kayıpların sayısı 2 milyonun üzerindedir, Kafkasya’da en az bu kadar bir kayıp söz konusudur. Birinci Dünya Savaşında dört bir yandaki cephelerde bıraktığımız yiğitlerimiz için yakılan ağıtlar bugün de yüreğimiz dağlamaya devam ediyor, nesilden nesle aktarılıyor.

Hani şu dillerden düşürülmeyen Ermeni tehcirinin sebebi olan katliamlarda kaybettiğimiz insanlarımızın sayısı, soykırımı diye ifade edilen rakamlardan katbekat fazladır.

Gençler, tabi biz tevekkül sahibi bir millet olarak acımızı kalbimize gömdüğümüz, bunun propagandasını, istismarını yapmadığımız için tam tersi iddialara muhatap olduğumuzdan şaşırıyoruz; hem suçlu, hem güçlü dedikleri türden bir saldırıyla giderek daha çok karşılaşacağımız anlaşılıyor. Allah’ın izniyle hepsine de verecek cevabımız vardır.

Yıllardır Ermeni iddialarını dile getirenlere, bu siyasetin değil tarihi konusundur, gelin karşılıklı olarak arşivlerimizi inceleyelim, varsa arşiviniz açın, biz de arşivimizi açalım. Bizim sadece şu anda Genelkurmay arşivimizde 1 milyon 700 bin belge var, bunun 1 milyonu şu anda açılmış, incelenmiş. Bugüne kadar bu teklifimizi kabul eden çıkmadı. Diğer iddialar konusunda da aynısını yapacağız, emin olun yine karşımıza çıkacak cesaretleri yok.

İşte buyurun, ne oldu Cerablus’ta, ne oldu El Rai’de, ne oldu El Bab’da? Dedik ki, bakın bize yanlış yapmayın, bizim sınırlarımıza saldırmayın, bizi taciz etmeyin, eğer böyle yapacak olursanız çok daha fazla dayanamayız, bunu Sayın Obama’ya da söyledim. Ve Obama’ya söylediğim zaman, o zaman bizim bir zeytinlik projemiz vardı, ne yazık ki beklediğimiz cevabı almadık.

Şimdi 15 Temmuz gazileri bana haber gönderiyor, Cumhurbaşkanım bize müsaade etsin, biz de Afrin’e gidelim diyorlar.

Değerli kardeşlerim; 15 gündür ne dedik? Bir gece ansızın gelebiliriz dedik.

Bu arada tabi maalesef müttefikimiz olan bazı ülkeler, biz terör örgütüne silah yardımı yapmadık diyorlar, ama biz terör örgütüne silah yardımı yaptıklarını tüm kayıtlarıyla beraber biliyoruz, görüyoruz, görüntülüyoruz. Kimi aldatıyorsunuz ya? Bunların hepsi bilinen gerçekler. Ve şimdi 5 bin tırın dışında 2 bin civarında uçakla gelen silah ve mühimmat var. Bütün bunlarla beraber terör örgütü ne yapıldı? Desteklendi, PKK, PYD, YPG, bunlar desteklendi ve bunlar bir kısmı Afrin’e yerleştirildiler. Nereden? 2 bin kilometrekarelik alan var ya, bu alanın güneyinden. Ve biz bütün bunların takipçisi olarak, durduk durduk durduk, bir gece ansızın vurduk. Ama işimiz çok, daha yapacağımız çok şey var. Zira dün akşam malum hava harekatıyla gereken adımlar atıldı, ardından kara harekatı başladı ve şu anda da kara harekatı devam ediyor.

Bütün mesele şu: Afrin yüzde 55’yle Arapların, yüzde 35 orada sonradan yerleştirilmiş Kürtler var ve yüzde 6-7 civarında Türkmenler var. Şimdi bütün mesele, bakınız Afrin’i gerçek sahiplerine teslim etmek.

Bizim hedefimiz nedir? Bizim hedefimiz şu: 3,5 milyon Suriyeli bizim topraklarımızda var mı? Var. İşte bizim topraklarımızdaki Suriyeli kardeşlerimizi kendi topraklarına bir an önce göndermek.

Ve şu anda bizim için attığımız adımlarda şu var: Bölücü terör örgütüne karşı atılması gereken adımları kararlı bir şekilde atıyoruz, atacağız, buradan taviz vermemiz mümkün değil. Bu PKK’yı, bu PYD’yi, bu YPG’yi evvel Allah bir defa ülkemizde bunları, evet, hiçbir tanesine kalmayıncaya dek bunların işini bitireceğiz. Ve Suriye tarafından gelmek isteyenler de bunun bedelini çok ağır öderler.

Kardeşlerim; emin olun bunlar şu operasyonlardan sonra bir daha zaten karşımıza çıkacak cesareti de bulamayacaklar. Sadece uzaktan atıp tutarak, bizim arkamızda Amerika var, bize nasıl olsa o silahları gönderiyor diyerek, siz Türkiye’yle, Türk milletiyle baş edemezseniz, bunu böyle bilesiniz.

Şimdi çıkmış HDP’nin, çıkmış KCK’nın terör örgütü bazı temsilcileri meydanlara çağırıyor benim Kürt vatandaşlarımı. Şu ana kadar pek meydanlara çıkanlar olmadı. Hatta bugün Diyarbakır’da kongreleri vardı, kongreye de pek katılan olmadı. Ama bak şimdi buradan söylüyorum; sakın ha bu çağrıya uyup da meydanlara çıkma yanlışına düşenler olursa bedelini çok ağır öderler, bunu da böyle söylüyorum. Zira bu bir milli mücadeledir, bu milli mücadelede karşımıza kim çıkarsa çıksın ezer geçeriz, bu böyle bilinsin. Burada taviz yok, burada en ufak bir esneklik yok, gereği neyse bunu yaparız. Yani burada Ana Muhalefetin başındaki zat onlara destek veriyor diye bu doluşa gelirlerse, gene aldanırlar. Yok kan dökülmesini istemiyoruz, yok şu… Sen ne diyorsun ya, sen ne diyorsun? Böyle bir süreç başladığı zaman burada şahadet de olur, burada gazi de olur, burada kan da olur.

Maalesef Ana Muhalefetin başındaki zat bildiğiniz gibi İstanbul’a yeni bir İl Başkanı seçti. Düşmanlarımızın diliyle konuşan, iftiralar üzerinden ülkemize ve milletimize saldıran içimizdeki mankurtlarla da uğraşmak zorunda kalıyoruz. Dünyada milletinin değerlerine bu kadar yabancı, ülkesinin tarihine bu derece husumet besleyen başka bir ana muhalefet var mıdır bilmiyorum. Bunların hepsini de gören, takip eden milletimizin takdirini seçimlerde en güzel şekilde ortaya koyacağına inanıyorum.

Zira ben CHP’nin içerisinde yerli ve milli olan kardeşlerimizin de olduğuna inanıyorum ve onları da ben bu saflara davet ediyorum, gelsinler, yerli ve milli olarak beraber yürüyelim diyorum.

Kardeşlerim; yaklaşık bir asırdır kendi içimize kapanmış olmamızın bin yıllık sorumluluklarımızı ortadan kaldırmadığını son 15 senede defaatle gördük, bizzat yaşadık. Biz geçmişimizden ve iddialarımızdan uzak duruyoruz diye kimse bizim üzerimizdeki emellerinden, şunu bilin: Vazgeçmiyor. Toprak bütünlüğümüze, milli birliğimize yönelik saldırıların ardı arkası kesilmedi, kesilmiyor. Diğer taraftan, gönül coğrafyamızın her köşesinden yükselen feryatlar artık tıkalı kulaklarca dahi duyulur hale geldi. İşte

Kuzey Kıbrıs’ta bir pespaye gazete ahlaksızca bugün bir başlık atmış. Ben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimi de burada tavır almaya davet ediyorum. Ve Türk Ordusunun Kıbrıs’tan sonra yeni bir işgal yaptığını söylüyor. Bu ne ahlaksızlıktır, bu ne edepsizliktir. Dolayısıyla ben Kuzey Kıbrıslı kardeşlerime özelikle böyle bir duruşu sergilemek suretiyle gereken cevabı Kuzey Kıbrıs’ta onlara vermeleri lazım.

Sadece şöyle son çeyrek yüzyıla bir baktığımızda dahi karşımıza dün Bosna’da, Irak’ta, Filistin’de, bugün Suriye’de yaşanan katliamlar çıkıyor, yarın kim bilir daha nerelerde ne acılarla, ne zulümlerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Bunun için artık kendimizi bölgemizde yaşanan hadiselerden soyutlama, yaşanan gelişmelerden tamamen onların dışında kalma gibi bir lüksümüz yoktur.

Türkiye’nin şurada ne işi var; öyle diyor ya Ana Muhalefet, burada ne işi var diyenler, hem bu ülkenin, hem bu milletin gerçeklerinden bihaber olanlardır. Türkiye’de oralarda olmak zorundadır Bay Kemal. Türkiye milli bekası için yılanın başını ezmek mecburiyetindedir Bay Kemal. Hem kendimiz için, hem de umudunu bize bağlamış kardeşlerimiz için gerekli gördüğümüz her yerde varlık göstereceğiz.

Televizyonları izlediniz değil mi, Afrika’daki çocuklar ne yapıyorlardı?  Dua ediyorlardı, duanın yanında da, işte gördünüz, bu zeytinlik operasyonuyla alakalı bir pankart da asmışlar önlerine, dua ediyorlardı. Aman ya Rabbim, şu güzelliğe bak. Ta Afrika’daki bu yavruların Türk Ordusuna dua etmesinin altında bir gerçek yatmıyor mu, ya bu sıradan bir olay mı?

Terör örgütlerinin sadece görünen yüzlerinden ibaret olmadığının, her birinin farklı güçlerin oyuncusu olarak sahada arzı endam ettiğini biz gayet iyi biliyoruz. Evet, FETÖ demek sadece Pesilvanya’daki şarlatan ve tüm hakikatler ortada olmasına rağmen adeta ona tapan köle sürüsü demek değildir. Evet, PKK demek sadece Kandil’de ve Avrupa’da yuvalanmış katiller süresi demek değildir. Evet, DEAŞ demek nereden ve nasıl geldikleri belli olmayan, tek vasıfları sözde Müslüman olan ve görevleri kan dökmek olan bir güruh demek değildir. Evet, DHKP-C demek belirli bir meşrebe mensup insanlarımızı istismar ederek teröristçilik oynayan bir grup demek değildir. Bu terör örgütlerinin hepsi de döktükleri kanın, yaptıkları zulmün yanında çok daha büyük bir oyunun piyonlarıdır. Bunlar sadece ve sadece kirli senaryolara figüranlık yapan örgütlerdir. Dikkat ederseniz, ne zaman kendimizle ve kardeşlerimizle ilgili bir konuda yeni bir atılıma girişsek, hemen karşımıza bu piyonlardan biri dikiliyor.

İşte Kudüs, hamdolsun, Kudüs meselesinde Türkiye olarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Dönem Başkanlığı bizde olduğu bir dönemde attık adımı. Ve işte Amerika’nın yanında kaç ülke yer aldı? 8 tane. Onlar da ülke değil, Bursa’nın kasabaları gibi, öyle mi? Hamdolsun, biz de 128 ülke birarada olduk. Ve bununla tabi kalmayacağız, çalışacağız, çünkü Kudüs Müslümanların ilk kıblesidir, Hıristiyanların da yine burada mabetleri var malum.

Türkiye’nin takındığı tavır, İslam dünyasında da, Hıristiyan dünyasında da ilgi uyandırmıştır. Ben Papayı da aradım, onunla da konuştum ve şimdi ayın 5’inde de inşallah Vatikan’da olacağım, kendisini ziyaret edeceğiz ve onunla birlikte bu işin ikinci etabını da konuşacağız. Kendileri zaten bana daha önce biliyorsunuz ziyaret yapmışlardı, şimdi ben de devlet ziyaretini iadeyi ziyaret olarak da bu vesileyle gerçekleştireceğim.

Türkiye’nin ekonomik olarak gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkeler sınıfına atlama hamlesini başlattığı 2013 yılında Gezi olaylarıyla bir anda sokakların hareketlendirilmesi işte bu yüzdendir. Bunlar durup dururken olmadı. Suriye’de inisiyatif alıp bölgemizi huzura kavuşturma hazırlıklarına başladığımız bir dönemde FETÖ’nün seri darbe girişimleriyle, PKK’nın çukur eylemleriyle, DEAŞ’ın bombayı saldırıyla kendimizi bambaşka bir iklimde bulduk. Siyasette, diplomaside, ekonomide ne zaman yeni bir hamle yapsak, karşımıza hep terör örgütlerinin desteğiyle oluşturulmuş engeller çıktı. Buna rağmen hedeflerimizden vazgeçmedik, adım adım ilerlemeye devam ettik; zaman kaybettik mi? Ettik.

Hedefimiz 2023 yılında 2 trilyon dolar milli gelire ulaşmaktı, henüz 1 trilyon doları ancak yakalayabilmiş durumdayız. Geç olacak, ama er veya geç olacak hiç endişe etmeyin. Türkiye mutlaka dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi haline gelecek. Bunun yanında, küresel adaletsizliklerin çözümü için başlattığımız girişimlerimizden eninde, sonunda mutlaka netice alacağız.

Diğer ülkelerde uyguladıkları yöntemlerle bizi durdurabileceklerini, yolumuzdan döndürebileceklerini sananlar hüsrana uğramaya mahkumdur. Zira biz Türkiye’yiz, çünkü biz arkasında yüzlerce milyon kardeşinin duası ve desteği olan koskoca bir milletiz. Çünkü biz nerede geldiğimizi ve nereye gittiğimizi bilen bir devletiz. Cumhuriyetimizin geçmişi 95 yıllık olabilir, ama devletimizin mazisi binlerce yıllıktır. Bu milleti tarih sahnesinden silmeye bırakınız bu ne idüğü belirsiz birkaç çapulcuyu, bunların ağababalarının dahi gücü yetmedi ve yetmeyecek. Allah’ın izniyle biz bu coğrafyada daha binlerce yıl yaşamaya devam edeceğiz. Karşımıza diktikleri terör örgütleri ve onların iplerini ellerinde tutanların ise yarım asır,  bir asır sonra ne olacakları belli değil. Bu söylediklerimi en iyi tarih boyunca kurucu bir şehir olma vasfıyla öne çıkan Bursa’nın anlayacağını biliyorum, onun için bugün burada sizlerle hasbihal ediyorum.

Rabbim bölgemizde ve dünyanın dört bir yanında yüreği bizimle birlikte çarpan kardeşlerimizin duaları, gözyaşları, umutları hürmetine bizim önümüzü açsın, yar ve yardımcımız olsun. Sevgili Bursalılar, AK Parti Teşkilatının kıymetli mensupları; unutmayın, büyük davalar, büyük gayretler ve büyük fedakarlıklar ister. Biz 16 yıl önce bu büyük davaya talip olarak büyük bir imtihanla yüzleştiğimiz bilerek bu yola çıktık. Ben de sizlerin yanındayım, sizlerle beraberim.

Ne diyor üstat:

“İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık anneden, vatandan, arkadaştan.

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;

Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;

Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;

Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?

Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;

Sakarya, kandillere katran döktü geceler.”

Evet, biz işte bu binbir başlı kartalı taşımaya talip kadrolar olarak 15 yıldır ülkemize hizmet ediyoruz. Türkiye’yi 15 yılda 3,5 kat büyütmüş olmamız, evet, büyük bir başarıdır, ama asıl hedeflerimizin yanında bu sadece mütevazı bir adımdır. Karşılaştığımız her kriz, girdiğimiz her viraj, önümüze çıkan her engel, hedeflerimizle aramızdaki bir imtihandır. Başlamak bitirmenin yarısıdır derler, bir yandan başlattığımız işlerimizi titizlikle takip ederek sonuçlandırırken, bir yandan da yeni adımlar için hazırlıklarımızı ihmal etmiyoruz, onlara da devam. 2019 bu süreçte kritik bir dönemeçtir, bunun için her fırsatta 201’un önemine işaret ediyorum. Bu durumun farkında olan sadece biz değiliz, ülkemizin ayağına çelme takmak isteyenler de 2019’un ehemmiyetini gayet iyi biliyorlar. Onun için bu süreci çok dikkatli yönetmek mecburiyetindeyiz. Ana kademeden Kadın ve Gençlik Kollarımıza kadar tüm teşkilatlarımızın sorumluluklarının bilincinde olduklarına inanıyorum. Bursa Kadın Kolları Kongremizde ortaya koyacağımız kararlılık görüntüsü tüm Türkiye’ye örnek olacaktır.

Değerli kardeşlerim; şimdi ben şöyle bir ana kademeyi, tabi burada Kadın Kolları Kongresi var, ama ana kademeden de burada kardeşlerim var, şimdi ana kademeden burada olanlara şöyle bir ayağa kalkın diyeyim, bakayım kimler var.

Şimdi ana kademeden burada olan kardeşlerime diyorum ki; şu kalan 1 yıl içerisinde, Mart 2019, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Sesiniz çok cılız. Bak şimdi hanımlar nasıl inletecek görün. Var mısınız? Teşekkürler, buyurun.

Şimdi Kadın Kollarımızın ana kademelerini bir ayağa davet edelim. Evet, 2019 Mart yerel seçimlerine kadar kapı-kapı dolaşmak suretiyle evvel Allah Bursa’da yeni bir dirilişe var mıyız? Biraz az mı oldu? Var mıyız? Tabi şimdi gençlerden de burada az vardır herhalde. Nerede gençler? Gençler, var mıyız? Şimdi hep beraber bir ayağa kalkalım bakalım. Evet, 2019’a az var, Mart 2019 yerel seçim ve bu yerel seçimde inşallah biz Bursa’da aynen yolumuza devam edeceğiz, öyle mi? Bunun için kapı-kapı dolaşmaya Kadın Kolları olarak var mıyız? Çalmadık kapı bırakmayacağız tamam mı? Az mı geldi, bana mı öyle geldi? İyi mi diyorsunuz? Daha iyi olması lazım. Evet, buna var mıyız? Şimdi iyi, maşallah, barekallah, Allah nazardan saklasın inşallah.

Evet, şöyle Rabia’mızı bir kaldıralım, hep beraber.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan... Tek devlet…

Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla, Gürcü’süyle, Arnavut’uyla biriz, beraberiz, iriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz.

İki; tek bayrak, bayrağımıza eş bir bayrak tanımıyoruz, tek bayrak.

Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan.

Dört, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz. Buralarda kararlı olacağız, diri olacağız.

Değerli kardeşlerim, bu duygular içerisinde şarkımızı söyleyelim.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Bursa’yı hatırlatıyor.

 Günümüz kutlu olsun, geleceğiniz aydınlık olsun inşallah

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.