Cumhurbaskani Erdogan’in D-8 Zirvesi basin toplantisinda yaptigi açiklamanin tam metni
Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu D-8 Teşkilatının 9. Zirvesini bugün İstanbul’da gerçekleştirdik.
Bildiğiniz gibi, ülkemiz son yıllarda birçok önemli zirveye ev sahipliği yaptı, 2017 yılı bu açıdan bilhassa anlamlı geçiyor. Mayıs ayında Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının 25. Yıl Dönümü Zirvesini yine İstanbul’da icra etmiştik. Şimdi de 1997’de durduğumuz D-8’in 20. sene-i devriyesini tam bir kardeşlik atmosferi içinde kutladık. 3 kıtada temsil edelin D-8 Teşkilatının 7 saygın üyesini kıtaları birleştiren 7 tepeli İstanbul’da misafir ettik.
Zirve sırasında D-8 ülkelerinden gelen dostlarımızla birlikte geçtiğimiz aslında 20 yılın muhasebesini yaptık. Teşkilatın kendini yenileyip geliştirmesi, geleceğe çok daha güçlü şekilde hazırlanması için hangi adımları atmamız gerektiğini istişare ettik. Üye ülkelerin müşterek duruşunu ortaya koyan İstanbul Bildirisi de yine Zirve kapsamında kabul edildi.
Ayrıca, kısa ve ortada vadede gerçekleştireceğimiz hedefleri konu alan bir eylem planı üzerinde de mutabık kaldık. D-8 tarihide 20 yılın önemli bir kilometre taşı olduğunun bilinciyle kendimize bazı hedefler belirledik, tercihli ticaret, vize ve gümrük anlaşmalarının tüm üye ülkelerce onaylanması ve işlerler kazandırılması öncelikli hedeflerimizdir. Ayrıca, geleceğimizin teminatı olan gençleri yetiştirecek projeler üzerinde de çalışacağız.
Zirve bildirisinde de yer aldığı gibi, İran’da bir D-8 üniversitesi kuruyoruz. Bu adımın bilhassa ilmi tecrübelerimizin paylaşılması, karşılıklı öğrenci hareketliliğinin sağlanması noktasında faydalı olacağına inanıyorum. Bu girişiminden dolayı İran’a şükranlarımızı sunuyoruz.
Ekonomik alanda mevcut ticaret hacminin yeterli olmadığını, üye ülkelerin potansiyelinin çok altında seyrettiğini de aramızda müzakere ettik ve bunu da gayet iyi biliyoruz. Toplam ekonomik büyüklüğü 3 trilyon 770 milyar dolar olarak, nüfusu 1,1 milyar olan devasa bir teşkilata 100 milyar dolarlık ticaret hacmi yakışmıyor. İnşallah bu rakamı 500 milyar dolara çıkarmak için gayret göstereceğiz.
Savuma sanayi, tarım, turizm, eğitim, enerji gibi alanlarda işbirliğimizi daha da derinleştirmenin yollarını arayacağız.
Öte yandan, üye ülkeler arasındaki ticareti kur baskısından kurtarmamız gerekiyor, öyleyse kendi milli paralarımıza geçmemiz lazım, kendi milli paralarımızla alışverişlerimizi yapmamız lazım ve buna yönelik olarak da bir takas odası kurmayı planladık. Dönem Başkanlığımız sırasında inşallah ülkelerimizin merkez bankası başkanlarını bu amaçla biraraya getirecek, bu meseleyi enine, boyuna tartışacağız.
Değerli arkadaşlarım, tabi bütün bunlarla beraber bir diğer adım da, biz burada D-8’i genişletmekten de korkmayalım dedik, görüştüğüm arkadaşlara bu teklifi de yaptım. Nitekim dün dışişleri bakanlarımız da kendi aralarında görüştüler. Yani bu sayıyı, D-87i D-20’ye kadar çıkarabiliriz, böyle bir adım atmamızın çok çok faydalı olacağını ve bu konuda da birebir yaptığım görüşmelerde arkadaşlarımız, biz bu düşüncenize olumlu bakıyoruz dediler. Şimdi bunun tabi takibini, detaylarını dışişleri bakanlarımız aralarında görüşecekler.
Sadece bu değil tabi, bir de oybirliğiyle karar anlayışını kaldıralım. Bunda iki şey getirebiliriz; ya nitelikli çoğunluk anlayışını getirebiliriz veya oyçokluğu anlayışını getirebiliriz. Çünkü bu oybirliği anlayışı mekanizmaları tıkamaktan başka hiçbir işe yaramaz. İşte bunu Avrupa Birliği’nde de görüyoruz, oybirliği diyorlar, bakıyorsun bir tane ufak ülke geliyor önü tıkıyor ve mesafe alınması lazım, mesafe alınamıyor. Burada da aynı durumu yaşamak istemiyoruz, onun için nitelikli çoğunluk olabilir veyahut da oyçokluğu olabilir, ki hızla yola devam edelim.
Değerli kardeşlerim, uluslararası örgütlerde dönem başkanlığı görevi şüphesiz ki önemli ve özel sorumluluklar gerektiriyor. Bu dönem Başkanlığı Türkiye açısından bir ayrıcalık olduğu kadar, aynı zamanda önemli bir mesuliyet de teşkil ediyor.
Bunun birinci sebebi, vazifeyi D-8’in 20. Kuruluş Yıl Dönümünde devralmış olmamızdır.
Bir başka nedeni ise, Türkiye olarak bu görevi ikinci kez devralmamızla birlikte dönem başkanlığı çarkı ikinci devresine giriyor.
Artık inşa sürecini geride bırakıp daha somut ve proje odaklı çalışmalar peşinde koşacağız. 20 yılı geride bırakan ve olgunluk çağına doğru yelken açan D-8’in günümüz dünyasında artık daha fazla görünürlük kazanması gerekiyor.
Zirve oturumunda da belirttiğim üzere, D-8 üyesi ülkeler olarak geleceğimizi birkaç uluslararası kuruluşun ve aktörün insafına bırakamayız. Artık belli güçlerin, belli ülkelerin gündem belirlediği, diğer yüzlerce ülkenin de intibaa ettiği bir dünyada yaşamıyoruz. Bizler dünyanın irili-ufaklı tüm ülkelerinin eşit şekilde söz sahibi olduğu, küresel refaha ortak olduğu, insanlığın geleceğine beraberce yön verdiği bir düzenin savunucularıyız. Biz dünyada adalet arıyoruz, birilerinin sürekli olarak ben diyorsam o diyeceği bir dünya değil. Ben güçlüyüm, öyleyse haklıyım diyenlerin egemen olduğu bir dünyayı asla istemiyoruz. Haklıyım, öyleyse güçlüyüm diyenlerin hakim olduğu bir dünya istiyoruz.
D-8 belli ülkeleri, belli kesimleri, belli gelir gruplarını kollayan statükoya karşı bir itirazın eseridir, böyle kuruldu. D-8 adaletsizliği, haksızlığı, hukuksuzluğu sistemleştiren mevcut düzene karşı aynı zamanda önemli bir teklif, kuvvetli bir tezdir. 20 sene önce savaş yerine barışa, çatışma yerine diyaloga, çiftçe standart yerine adalet ve kalkınmaya, üstünlük yerine eşitliğe, sömürü yerine paylaşıma, baskı ve tahakkümün yerine insan haklarına, özgürlüğe ve demokrasiye çağrı yapmasının temel sebebi de budur.
D-8, kendi bölgelerinde önemli birer ekonomik güç olan 8 ülkeyi biraraya getiren ve dünya nüfusunun yaklaşık yedide 1’ini temsil eden bir kuruluştur. Bir ekonomik işbirliği örgütü olan D-8’in Birleşmiş Milletler’in 2030 için belirlediği sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi konusunda ciddi rol oynayacağına inanıyorum.
Bununla birlikte D-8’e salt bir ekonomik kuruluş olarak da bakamayız. Bugün Arakan’dan Filistin ve Suriye’ye kadar birçok coğrafyada mazlumlar ayakta kalma mücadelesi veriyor. Çatışmalardan, açlık ve kuraklıktan, zalim rejimlerin baskılarından dolayı insanlar evlerini, yurtlarını, sevdiklerini terk ediyor. Masum çocuk bedenlerinin sahile vurduğu utanç verici günlerde yaşıyoruz. Dini kimliğinden, teninin renginden dolayı insanların alçakça katledildiği yürek dağlayıcı manzaralara maalesef şahit oluyoruz. Bugün sözde demokrasinin beşiği olan ülkelerde sırf farklı oldukları için ötekileştirilen, ırkçı, faşist politikaların mağduru olan milyonlarca insan var. Terörizm, kültürel ırkçılık, açlık, kuraklık, salgın hastalıklar, iklim değişikliği tüm dünyanın ortak derdi olmuştur. D-8 gibi uluslararası örgütlerin bu tablo karşısında kayıtsız kalması beklenemez.
Değerli arkadaşlar; 7 milyarlık insanlık ailesi olarak her açıdan kaderimizin birbirine geçtiği, kaderdaşlığımızın arttığı bir dönemin içindeyiz, artık bu artıyor. Biz çevreyi kirleten, doğal kaynakları düşüncesizce tüketen, kazanç uğruna savaşı, çatışmayı, katliamları meşru gören bir kalkınma modelini asla benimseyemeyiz. Biz kendimizi rahat yaşayacağız diye milyarlarca insanın emeğini, alın terini sömüremeyiz. Kendilerinde onbinlerce nükleer başlık olan ülkeler, binlerce nükleer başlık olan ülkeler başkaları yaparken hayır yapamazsınız demek hakkını acaba kendilerinde nereden buluyorlar? Bunu hangi adalet anlayışıyla açıklayacağız? Ben güçlüyüm, öyleyse ben ne dersem o olur mantığıyla mı yapacağız? İnsanı merkeze almadan, insana hak ettiği değeri vermeden hiçbir sorunun üstesinden gelemeyiz. Birlikten güç doğar anlayışıyla inşallah D-8 bünyesinde işbirliğimizi her alanda genişleteceğiz. Zirve vesilesiyle tüm bu hususları meslektaşlarımla ele alma imkânı bulduk.
Bugünkü zirve toplantısının bir başka önemli özelliği daha bulunuyor; biliyorsunuz, D-8 bayrak yarışı usulüyle çalışıyor. Bu zirve vesilesiyle dönem başkanlığını dost ve kardeş Pakistan’dan devralıyoruz. Pakistanlı kardeşlerimize uzun süredir büyük bir sabırla ve başarıyla yürüttükleri bu görev için huzurunuzda tekrar en içten tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Biz de bu önemli görevi örgütün kurucu ülkesi olarak inşallah layıkıyla yerine getireceğiz.
Gerek D-8’e katkılarından, gerek zirve toplantımızın başarısında önemli ölçüde pay sahibi olmalarından dolayı Genel Sekreter Sayın Musavi başta olmak üzere tüm mesai arkadaşlarına şükranlarımı sunuyorum.
Başkanlığı döneminde örgütümüzün kurulmasına öncülük eden ve D-8’in adeta fikir babası olan merhum Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızı da bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyorum.
Sizlere ve değerli misafirlerimize teşekkür ediyor, Dönem Başkanlığımızın hayırlı olmasını diliyorum.
Kalın sağlıcakla.
Buyurun.
SORU- Efendim, CNN Türk Televizyonu, Zeynep Karamustafa.
Hem sabahki konuşmanızda, hem şimdi vurgu yaptınız yerli ve milli paraya. Merkez bankası başkanları biraraya gelecek, takas odası kurulacak dediniz. Biraz açabilir misiniz bu sistem nasıl olacak, nasıl işleyecek?
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, D-8 ülkeleri kendi içinde birçok alışverişleri malum yapıyorlar. Yani bu alışverişleri yaparken burada kendi parasını kullanarak rahatlıkla karşı taraftan malını ne yapacak? Alabilecek. O malı alabilmek için dolar bulmasına gerek yok veyahut avro bulmasına gerek yok veya bir başka parayı bulmasına gerek yok. D-8 içindeki ülkelerin kendi paralarıyla bunu yapması mümkün olacak. Aynı şey bizim için geçerli, yani artık TL o ülkelerde bir dolar gibi, bir avro gibi ne yapacak? Karşılık bulabilecek, mesele bu. Bunların paylaşımı karşılıklı olarak nereden yürütülecek? İşte o takas odasından merkez bankalarındaki. Onun için merkez bankalarımız biraraya gelmek suretiyle bu işin bütün detaylarını, takibini ve bu para giriş-çıkışlarının nasıl olacağını da aralarında görüşecekler.
SORU- NTV, Deniz Tüysüz.
Bugün açılış konuşmasında da vurgu yaptınız, iyi terörist-kötü terörist ayrımı yapılıyor ve birçok terör örgütleriyle mücadelemiz devam edecek dediniz hem D-8 ülkeleri kapsamında da. Özellikle bu konuya ilişkin neler görüşüldü efendim, bu konuyla ilgili atılacak adımlar dile getirildi mi, fikrinizi sormak istiyorum.
Teşekkür ederim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi değerli arkadaşlar, tabii D-8 ülkelerin tamamında bir kararlılık var, yani özellikle PKK olsun, FETÖ olsun, bu konularda buradaki ülkeler ellerinden gelen bütün gayreti göstereceklerini ve bizden bazı bilgileri alma, istihbaratı konuşuyorum, istihbarat noktasında her türlü dayanışmanın içerisinde olma kararlılığı var. Gerek DEAŞ’a karşı, gerek PKK’ya karşı, gerek Eş Şebab, gerek işte en son biliyorsunuz Somali’de olan olaylar ortada, bütün bu terör örgütlerinin sadece burada kalanlar değil nerede olursa olsun hepsine karşı bir ortak tavrı belirleyerek bunların üzerine gitme kararlılığımızı ortaya koyduk ve bunu devam ettireceğiz. İster El Kaide olsun, ister Eş Şebab olsun, ister bizdeki gibi FETÖ olsun, kim olursa olsun, çünkü bir insanın ölümünü biz insanlığın ölümü olarak görüyoruz ve buradaki dayanışmamızı da çok önemsiyoruz. Ancak Suriye’de olduğu gibi kalkıp da PYD gibi, YPG gibi bir terör örgütünü yanına al, onunla bir başka terör örgütünün üzerine git, böyle bir anlayış olamaz. İşte buyurun, Rakka’da terörist başının posterini orada bir yere asmışlar. Şimdi bunu Amerika nasıl izah edecek, hadi buyurun. Lafa geldiği zaman PKK terör örgütüdür diyorsun, Avrupa Birliği üyesi ülkeler terör örgütüdür diyor. Peki, Fransa kendi devlet televizyonunda binaya aynı şekilde terörist başının posterini astılar ve polis de oradan seyrediyor; bunu neyle izah edecekler? Terörle mücadelede dayanışma bu mu? Ama biz ikili görüşmeyi yaptığımız zaman diyorlar ki; biz terörle mücadelede yanınızdayız. İnanmıyoruz, yanımızda değilsiniz. Yanımızda olsanız polisinizle bunları korumazsınız. Almanya’da yürüyüş yapıyorlar, yürüyüş yaparken polis nezaretinde güvenlik altında her türlü bağırma, çağırma ve o posterlerle beraber yürüyüş var. Dürüst değiller, ben kendilerini önce dürüst olmaya davet ediyorum. Ondan sonra da kalkıp bizden zaman zaman bazı talepte bulunmasınlar. Bilsinler ki her şeyin bir karşılığı vardır.
SORU- Azerbaycan Televizyon Türkiye Temsilcisiyim.
Efendim, bugün de D-8 Zirvesiyle Türkiye dünya ülkelerini ev sahipliğiyle İstanbul’da topladı ve çok önemli maddeler gündeme geldi. Özellikle Azerbaycan’ın burada özel misafir olarak, onur konuğu olarak iştirak etmesi bizi ayrıca gururlandırdı. Azerbaycan’ın haklı sesini her zaman dünyada seslendirirsiniz, bizim hassasiyetlerimizi her zaman seslendirirsiniz, bunun için size ayrıca teşekkür ediyoruz.
Ay sonu Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı faaliyete başlayacak. Bunun temeli atılırken çokları bunun gerçekleşmesine inanmıyorlardı. Sizin düşünceniz neydi o zaman ve şu an?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben inandım ve şimdi de bitti. İnşallah ay sonu açılış için Bakü’deyiz. Ve sadece onu yapmayacağız, inşallah iki günümüzü oraya ayırdık. Hem Bakü-Tiflis-Kars Demiryolunun açılışını yapacağız, biraz da onunla beraber seyahat edeceğiz, güzel olur değil mi? Bir de tabii Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantımızı da yine aynı şekilde orada yapacağız. Dolayısıyla bu ay sonu Türkiye Azerbaycan-Gürcistan, böyle güzel bir buluşma olacak. Ama birçok yerden tabii İlham kardeşim davetler yaptı, onlar da inşallah gelecekler, beraberce bu güzel anı kutlayacağız.
Buyurun.
SORU- Azerbaycan Apa Ajansı Türkiye Temsilcisi Mahir Salihzade.
Efendim, ben bu örgütün kuruluş dönemini çok iyi hatırlıyorum, ben de Zatıâliniz gibi Sayın Hocamız Profesör Doktor Necmettin Erbakan Beyin aziz hatırası önünde eğiliyorum.
Efendim, konuşmalarınız belli bir konsept çerçevesindedir. Zatıâliniz hep dünya 5’ten büyüktür diye vurguluyorsunuz. Burada alınmış kararlar, Türkiye geçen sene de çok önemli uluslararası toplantılara ev sahipliği yaptı, İslam İşbirliği Örgüt Toplantısına, BM Zirvesine, Karadeniz Ekonomik İşbirliği ve bu zirve, bunları giderek büyüterek dünya 5’ten büyüktür felsefesi şeyine kanalize etmek için hangi şey üzerine neler söylemek istersiniz efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi dünkü toplantımıza da katıldıysanız orada söylediklerimizi bu dalga-dalga artırarak devam ettireceğiz. Bütün mesele yanımıza ortak bulmak. Şimdi ikili görüştüğümüz zaman bakıyorsunuz dünyadaki ülkeler güzel diyor, olmalı diyor. Hadi beraber bunu söyleyelim dediğiniz zaman bakıyorsunuz hepsinde bir korkaklık var, bir ürkeklik var. Neyden korkuyorsun? Menfaat ilişkileri birçok ülkenin bu konularda tavır belirlemesini engelliyor. Hâlbuki beş tane ülke dünyayı şu anda adeta yönetirken bizim haklarımızı bize verme noktasında karar alıyorlar mı? Hayır. Onların işine nasıl gelirse öyle. Düşünün, şu anda Birleşmiş Milletler’de 196 ülke var yanılmıyorsam, bu 196 ülkenin kaderi 5 tane ülkenin elinde. Hatta 5 değil bazen 1 ülkenin elinde. Eğer o ülke hayır derse, oradan karar çıkmaz. Biz diyoruz ki bunu değiştirelim. Azerbaycan niye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde olmasın? Türkiye niye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde olmasın? Bakın dikkat edin, şu anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde bir tane halkı Müslüman olan ülke yok. Bu adalet mi? Ve bunun kıtalar arası dağıtımını da adil yapmak gerekiyor. 20 ülke mi olacak, 20 ülke olsun. 30 ülke mi olacak, 30 ülke olsun. Bu 30 ülke dönerli olarak ne yapsın? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini daimi üyelerin haklarına eşit olarak sahip bu şekilde dünyayı yönetsinler. Geçici üye-daimi üye ayrılığı olmayacak, hepsi bunların daimi üye olacak. Diyelim 2 yıl, bu 2 yılın 15’er 15’er düşünürsek öyle veya 10’ar fark etmez, çünkü birisi hafıza olarak kalmalı, ama ikinci yılı geldiğinde o değişmeli, diğeri girmeli. Bu şekilde eğer bu süreç çalışırsa, o zaman dünyada adaleti tesis çok daha rahat olacaktır. Hiçbir ülke, ya ben Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne giremedim demeyecek. Ha bilecek ki, 5 yıl sonra, 6 yıl sonra bana da böyle bir hak gelecek; ama şu anda böyle bir şey yok. şimdi bırakın daimi üyeliği, geçici üye olabilmek için yapılan lobilerin haddi hesabı yok, geçici üye. Halbuki geçici üyenin orada hiçbir kıymeti harbiyesi yok, sadece elin kaldır-indir, o kadar. Onun için ben adalet arıyorum.
SORU- Yılmaz Parlar, Türkel Gazete, Türki Cumhuriyetinde çıkan bir gazete, aynı zamanda Net Haber Ajans.
Şimdi D-8’i D-20 yaparız dediniz Sayın Cumhurbaşkanı. Burada teklif mi var, önerecek miyiz? Birkaç aday ülke, yani ihtiyaç duyduğumuz, olması gereken, isim verebilir misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu bir teklif, örneğin diyelim İlham kardeşime teklif ettim, eğer böyle bir ittifak varsa biz varız diyor. Faraza Kazakistan, faraza Suudi Arabistan, yani bunlarla görüşüp istişareyle ve birbirleriyle de tabi uyumları çok önemli, Özbekistan, yani bunlarla uyum çok çok önemli. Bunların istişarelerini şu andaki D-8 yapmalı ve istişareler yapıldıktan sonra da bu D-20’ye kimleri alabiliriz, bazı ölçüler burada tabi ki belirlemekte fayda var, bu ölçüler belirledikten sonra, bu ekonomik mi olacaktır, bu kıtalara yönelik mi olacaktır, bütün bunları bir defa masaya yatırıp ona göre almamız gereken diğer üye arkadaşları da buraya dahil edeceğiz. Şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı’nın malum ilkeleri var, D-8’in de ilkeleri var biliyorsunuz, şimdi bu ilkeler daha genişletilebilir, ondan sonra da bu ilkelere uygun olanları D-8 üyeleri değerlendirmesini yapar, şu şu şu şu ülkeler olabilir der, teklif yaparız.
SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, Sabah Gazetesinden Zeynel Yaman.
Sabahleyin bir şeyi dile getirmiştiniz, Arakan konusunda yük Bangladeş’in sırtına bırakılmamalı demiştiniz. Üye ülkeler aynı zamanda dünyada trajedilerin en fazla yaşandığı ülkelerin coğrafyalarını da temsil ediyor. Bu anlamda sosyal yardımlarda Türkiye çok ciddi bir efor sarf ediyor, bu konuda ortak bir ekonomik veya sosyal destek konusunda bir adım atılacak mı önümüzdeki dönemlerde?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabi burada öncelikli olarak Bangladeş’in örneğin, arkadaşlarımızın bize yaptığı çalışmalara bakılırsa, ilk etapta bir 3 bin dönüm kadar yer eğer Bangladeş bize verebilirse, bu 3 bin dönümlük arazi üzerinde biz bir çalışma yapalım istiyoruz, ki 3 bin dönümlük yer 100 bin kişiyi istihdam veya iskan edebilir. Bu nedir? İşte çadırkentler kurabiliriz. Bizim bu konuda biliyorsunuz belli bir tecrübemiz var, bu tecrübemizi oraya aktaralım ve oralarda hakikaten, şu andakiler çadırdan başka her şeye benzer, çok felaket ve burada tabi biz sahra hastanesi, bunları kuralım, eğitim için eğitim çadırlarımız vesaire, bunları kuralım, bunlar olgunlaştıralım. Ve Bangladeş’ten de bütün oradaki ihtiyaçları oradan karşılayalım, gıdaydı, giyim kuşamdı, bunun yanında diğer ilaç vesaire, bütün bunlara yönelik oradan karşılayalım, dolayısıyla Bangladeş ekonomisine de bir hareketlilik bununla getirmiş olalım dedik ve şu anda ilgili arkadaşlarımız karşılıklı olarak bu çalışmayı yürütecekler. Temenni ederim ki, bir an önce oradan böyle bir yer tahsisi sağlanabilirse hemen bizim AFAD’ımız, Kızılay’ımız, hep birlikte, Diyanet Vakfı bu çalışmayı yürütüp süratle netice alalım istiyoruz.
SORU- Efendim, ben de bu soruya ek, aslında oraya bir yardım var mı derken, Türkiye her yere yardım elini uzatıyor, ancak D-8 üyesi diğer ülkelerden bu anlamda bir teklif, öneri, bir adım geldi mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani şu anda tabi bugün biz o teklifleri almadık, öyle bir şeyin içine girmedik. Fakat ben D-8 üyesi ülkeler içerisinden de buna katkısı olabilecek ülkeleri düşünüyorum, yeter ki ön açılsın, yani burada pres yapan yok.
Evet, çok teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.