Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Diyarbakir iftar programinda yaptigi konusmanin metni

 

… sonu Cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum.

Artık Ramazan-ı Şerifimizin ikinci yarısındayız. Böyle bir anlamlı iftar sofrasında sizlerle birarada olmanın mutluluğunu bizlere lütfeden Allah’a hamdolsun.

Bugün bizleri biraraya getiren böylesine müstesna bir atmosferde kalplerimizi buluşturan herkese teşekkür ediyorum.

Artık sona yaklaşıyoruz. Ya Rab, bizleri Ramazan-ı Şerife kavuşturduğun gibi, inşallah Ramazan Bayramına da kavuştur. Bu mübarek günlerde tuttuğunuz oruçların, eda ettiğiniz ibadetlerin, yaptığınız hayır hasenatın Allah indinde kabul ve makbul olmasını diliyorum.

Kardeşliğin, dostluğun, muhabbetin haneleri doldurduğu bu kutlu ayın ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Rabbim, iftarına yokluğu, kanı, gözyaşını, acıyı katık eden Arakanlı, Iraklı, Suriyeli, Somalili, Filistinli kardeşlerimize sabrı cemil versin diyorum.

Rabbim, her gün İsrail’in devlet terörüne kurban edilen Gazzeli mazlumlara yardım etsin diyorum. Rabbim bizi ve tüm İslam alemini huzuru kalple, sevinçle, mutlulukla idrak edebileceğimiz Ramazanlara kavuşmayı nasip eylesin diye dua ediyorum.

Değerli kardeşlerim; bugün Diyarbakır’da tarihe geçeceğine inandığım bir miting gerçekleştirdik. Diyarbakırlı kardeşlerimizin coşkusuna, heyecanına, meydanlara-alanlara sığmayan sevgisine bir kez daha şahit olduk.

Diyarbakır bugün bizi büyük bir hasretle, muhabbetle bağrına bastı. Diyarbakır bugün bize olan itimadını bir kez daha gösterdi. Buradan sizler aracılığıyla bir kez daha sıcağa ve oruca rağmen miting meydanını hıncahınç dolduran tüm Diyarbakırlı kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.

Milletimizin kardeşliğine uzanan ellere esaslı bir cevap verdiğine inanıyorum. Şehrin dört bir yanını kuşatan dayanışma iklimi, Kürt kardeşlerimin oyunu cepte görenlere indirilmiş ağır bir tokattır. Diyarbakır, terör örgütünün siyasi uzantıları başta olmak üzere milli irade gaspçılarına bugün çok güzel bir cevap verildi. Bugün Diyarbakır, birilerinin arka bahçesi olmadığını haykırmıştır. Bugün Diyarbakır istismar siyasetini kaldırıp çöpe atmıştır. Bugün Diyarbakır, Kürt kardeşlerimin iradesini elindeki viski şişesiyle ahkâm kesen bir avuç marjinale peşkeş çekenlere tavrını belli etmiştir.

CHP ile bir olup siyaset mühendisliği yapanların hesabı inşallah önce Diyarbakır’da bozguna uğrayacaktır. Ben Diyarbakırlı kardeşlerimin inancına, imanına, bu noktadaki kiminle beraber yol yürüyeceğini iyi bildiğine inanıyorum. Artık bu seçimde benim Diyarbakırlı kardeşim genciyle, yaşlısıyla imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür diyerek yolda yürüyecektir.

Yavrularını, kızlarını dağa kaçıranların kim olduğunu, kimlerin bunu yaptığını gayet iyi bilen benim Diyarbakırlı kardeşim bunun hesabını soracaktır.

Belediyenin önünde hüngür hüngür ağlayan anneler bunun hesabını soracaktır. Öyleyse şu kalan 20 günde el-ele vereceğiz, omuz-omuza vereceğiz ve bu milletin gerçek sahipleriyle beraber bu yolu yürüyeceğiz. Burası artık kimlik siyaseti üzerinden bölücülük yapanların değil kardeşlerin, dayanışmanın şehridir. Burası artık terör örgütüne yandaşlık yapanların değil ülkesine aşkla hizmet edenlerin yönettiği bir şehirdir.

Dört bir yanı enbiya makamlarıyla nakşedilmiş bu mübarek şehirde Hans’a, George, İslam düşmanı emperyalistlere taşeronluk devri artık tamamen kapanmıştır. Diyarbakır’da artık milletin emanetini korumakla görevli olanların bodrum katlarında teröristlerin ayakçıları tarafından tokatlandığı, belediyenin imkânlarının teröristlerin emrine verildiği dönem sona ermiştir. Allah’ın izniyle Diyarbakır yeni bir başlangıcın, bir şahlanışın arifesindedir. 24 Haziran, Diyarbakır’ın önünde taze bir sayfanın açılacağı gün olacaktır, ben buna inanıyorum.

24 Haziran, kendileri zevk ve sefa içerisinde yüzerken Diyarbakırlı gençleri bile bile ölüme gönderen Kandil’deki terör baronlarına vurulan bir şamar olacaktır.

24 Haziran Kürt kardeşlerimin inancıyla, değerleriyle, tarih ve medeniyet birikimiyle kavgalı siyaset tarzının mezara gömüldüğü gün olacaktır.

24 Haziran seçimlerinde Diyarbakır’ın güçlü Meclis, güçlü hükümet, güçlü Türkiye diyeceğine inanıyorum. Türkiye’nin kaderinin belirleneceği o kritik günde Diyarbakırlı kardeşlerimin vakit birlik vakti, vakit Diyarbakır vakti, vakit Türkiye vakti diyerek mührü basacağına inanıyorum.

Değerli kardeşlerim; bugüne kadar sizlerle daima gönül diliyle, samimiyetin diliyle konuştuk. Burada ne söylüyorsak, Diyarbakır’da nasıl bir siyaset anlayışını savunuyorsak, diğer 80 vilayetimizde de aynısını savunduk, aynısını söyledik. Bölücü örgütün siyasi uzantıları gibi doğuda farklı, batıda farklı bir dil kullanmadık. Onlar gibi çift dilli, çift kimlikli, hepsinden öte ikiyüzlü siyasi söylemlere başvurmadık.

Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik. 16 yıllık iktidarlarımız döneminde bölgecilik yapmadık, ırkçılık yapmadık. Şehirlerimiz ve vatandaşlarımız arasında asla ayrımcılık yapmadık. Oy versin vermesin 81 vilayetimizin tamamını, 81 milyonun tüm fertlerini kökenine, bölgesine, inancına, meşrebine bakmadan kucaklamanın gayreti içerisinde olduk. Herkesin, her kesimin kendi kimliğini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye’yi, bir atmosferi tesis ettik. 16 yıldır halka hizmet Hakk’a hizmettir diyoruz. 16 yıldır insanı yaşat ki devlet yaşasın diyoruz. 16 yıldır insan en büyük kalemin çizdiği nakıştır diyoruz. 16 yıldır, az önce söyledim, yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü diyoruz. 16 senedir sadece ekonomiyi değil aynı zamanda demokrasiyi, kardeşliği, refahı ve barışı da büyütmek için çalışıyoruz.

Kardeşlerim; ilk günden beri Türkiye’yi hak ve özgürlükler bakımından dünyanın süper ligine, şampiyonlar ligine taşımanın mücadelesini veriyoruz. Hamdolsun bu süreçte daha önce hayal dahi, telaffuz dahi edilemeyen nice reformu hayata geçirdik. Temel hak ve özgürlükler noktasında 28 Şubat darbecilerinin devrettiği enkazı temizleyerek demokrasinin standartlarını yükselttik. Vatandaşına tepeden bakan, vatandaşını düşman gören ceberut devlet anlayışı yerine, vatandaşının hizmetkârı olan yeni bir yönetim paradigmasını uygulamaya koyduk.

Sizlerin sorunlarını çözmek için girdiğimiz bu mücadelede risk aldık, zaman zaman tehdit aldık, ancak hak bildiğimiz yoldan asla dönmedik. Eski Türkiye’nin inkârcı, dışlayıcı, tahkir edici dilini ortadan kaldırarak yerine daha kucaklayıcı, daha kapsayıcı, daha saygılı bir söylem inşa ettik. İnkâr politikalarını, ret politikalarını, baskı politikalarını bir daha asla gündeme gelmemek üzere rafa kaldırdık.

Kardeşlerim; bu PKK’nın desteklemiş olduğu malum partinin, bunların bizim değerlerimizle bir alakası var mı? Bunların İslam’la yakından-uzaktan bir alakaları var mı? Bunlar ateist, bunlar dinsiz ve bunlar dini istedikleri gibi suiistimal eden, istismar eden tipler. Öyleyse bunların karşısında dik durmanın onurunu yaşamalıyız. Ölümü öldürmeliyiz, korkuyu korkutmalıyız, eğer bunu yapmazsak onlar gelir istedikleri gibi buralarda cirit atarlar.

İşte buyurun, Hükümetimiz tavrını ortaya koydu. Ya şuralarda, evlerin altından tünellerle birbirine bağlanmamış mıydı evler? Bunlar kendilerine göre mezarlıklar kurmamış mıydı? Ve bu mezarlıklarda bunlar mahkemeler oluşturmamış mıydı? Bütün benim Kürt kardeşlerimi bunlar haraca bağlamamış mıydı? İşte sonunda Silahlı Kuvvetlerimiz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz el-ele verdiler, hep beraber bu işin üzerine gittik ve şu anda geldiğimiz nokta ortada. Açık ve net konuşuyorum; benim vatandaşıma ister Türk, ister Kürt, ister Abhaza, ister Roman, ister Boşnak, ne olursa olsun düşman olanlar bizim de düşmanımızdır, bunu böyle bilin. Ve bunlar hepsi ne yazık ki Batının oyuncaklarıdır, maşasıdır. Onların verdiği talimatla bunlar hareket ediyorlar.

Kuzey Suriye’de ülkemize saldıranlar bu ülkenin dostları mı? Neymiş, Kürt’müş. Onların Kürtlükle mürtlükle alakası yok, onları George idare ediyor, onlar ne talimat verirse onu yapıyor. Amerika 5 bin tır silahı gelip de kime teslim etti? Bunlara teslim etti. Ve bu silahlar kime karşı kullanıldı? Benim Kilis’teki kardeşlerime karşı kullanıldı, Urfa’daki kardeşlerime karşı kullanıldı. Oradaki şehitlerimizi biz neyle izah edeceğiz, susalım mı, duralım mı? Susamayız, duramayız, gereği neyse bunu yapmak zorundayız, işte şimdi bunun gereğini yapıyoruz. Ve Allah’ın izniyle bu ülkede kimse kalkıp da birilerinin talimatıyla bize yön veremeyecek ve gereğini de biz yapıyoruz, yapacağız.

Kardeşlerim; Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonunu yaptık mı, yaptık. Netice ne oldu? Allah’ın izniyle, “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hükmüne ram ol, yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol” ve bu neticeyi aldık.

Mehmet’imiz, komandolarımız hep birlikte, polisimiz hep birlikte, güvenlik güçlerimiz hep birlikte işte Afrin’de zaferi yakaladılar. Tabii oradan bazıları Kandil’den atıp tutuyor, öyle kuru kuruya atıp tutmakla olmaz, ama sıra oraya da gelecek tabi. Analar ağlamasın, ocaklara şivanlar düşmesin, bu ülkenin körpe fidanlara teröre kurban gitmesin diye demokratik açılımı, milli birlik ve kardeşlik projesini ve nihayetinde çözüm sürecini biz devreye aldık. Terör sorununu bu ülkenin gündeminden tamamen kaldırmak için bölücü örgütün sabotajlarına ve ihanetlerine rağmen bütün bu süreçleri kararlılıkla devam ettirdik. Bir dönem ötekileştirilmiş diğer vatandaşlarımızla beraber Kürt kardeşlerimin de sıkıntılarını çözmek için çalıştık. Kültürel haklardan eğitime, yerleşim birimlerinin isimlerinden seçmeli derslere, Kürt dili ve edebiyatı bölümlerine kadar hemen her alanda yüzlerce düzenlemeyi biz hayata geçirmedik mi? Sadece Hakk’a ve halka güvenerek halis niyetle çıktığımız bu yolda hamdolsun Kürt sorununu çözmeyi başardık. Evet, 2018’in Türkiye’sinde artık Kürt sorunu diye bir sorun yoktur. Çünkü eski Türkiye’de Kürtlerin bizatihi kendileri bir sorun olarak görülüyordu. Bugünün Türkiye’si hiçbir vatandaşını sorun olarak görmüyor. Türkiye artık bu tür yersiz kaygıların tamamını aşmış bir ülkedir. Bizim önümüzdeki tek sorun, terör sorunudur, terör. Hamdolsun artık onu da çözüyoruz.

Sizlerin desteği, güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonlarıyla terör sorununun da üstesinden geliyoruz, geleceğiz. 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir karışında dahi eli kanlı katil sürülerine hayat hakkı tanımayacağız. Hele hele bir dönem olduğu gibi sokak çetelerinin bölge halkına musallat olmasına asla müsaade etmeyeceğiz.

Değerli kardeşlerim, şu gerçeğin bir kez daha altını çizmekte fayda görüyorum: Reformlarımız sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin en büyük demokratik dönüşümünü gerçekleştirmiştir. Vatandaşlarımızın tamamı, 81 milyonun her bir ferdi devletin gözünde eşittir. İnsanlarına etnik kökeninden, dilinden, dış görünüşünden, sakalından, sarığından, başörtüsünden, feracesinden, poşusundan dolayı ayrımcılık yapan devlet anlayışı tamamen tedavülden kalkmıştır. Bu devlet artık vesayetçilerin değil Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla 81 milyonun tamamının devletidir. Bu devlet artık milletin, milli iradenin emrindedir. Bu devlet artık milletin iradesiyle kurulan bir devlettir. Her ne kadar muhalefet hazımsızlık duysa da bugün 16 yıl öncesine göre daha özgür bir Türkiye var. Birileri rahatsız olsa da bugün geçmişe göre daha hür, daha müreffeh, daha demokratik bir Türkiye var. İddiayla söylüyorum; 16 senede bu ülkede darbeciler, teröristler, terör seviciler dışında hareket alanı kısıtlanan hiç kimse yoktur. 16 yıl öncesine göre Türkiye’de millet, devlet ve demokrasi düşmanları dışında hiçbir vatandaşımızın özgürlük alanı daralmamıştır. 16 yıllık mücadelemizin en büyük kaybedenleri bölücülerdir, FETÖ’cülerdir, fitnecilerdir, milletin sırtına kene gibi yapışan tefecilerdir. Bunların haricinde herkesin özgürlükleri alabildiğine genişlemiştir.

Ortalığı ayağa kaldıranlara Allah için şöyle bir bakın, yurt içinde ve yurt dışında sürekli demokrasimize kara çalmaya çalışanları şöyle bir gözden geçirin. Sadece imtiyazı elinden alınan seçkinleri göreceksiniz. Sadece çalışmadan, üretmeden, hiçbir riske girmeden para kazanmaya çalışmış ve alışmış rantçıları göreceksiniz. Sadece Diyarbakır sokaklarında top koşturan çocukları annelerinden koparıp dağa kaçıran terör baronlarını göreceksiniz. Sadece camiye giden imamın, rızkının peşindeki esnafın, pırıl pırıl dimağları geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin kanını döken canileri göreceksiniz. Sadece 15 Temmuz gecesi insanlarımız vahşice katleden FETÖ’cü hainleri göreceksiniz. Sadece Kobani bahanesiyle 53 vatandaşımızın ölümüne neden olan siyasetçi kılıklı provokatörleri göreceksiniz.

Sadece 28 Şubat döneminde imam hatipleri kapatan, dini kurumlarımızın kapısına kilit vuran, kızlarımızı üniversiteye sokmayan faşistleri göreceksiniz. Sadece tarihi şanlı kahramanlıklarla dolu bu aziz milleti takunyalı, makarnacı, kömürcü, irticacı diye aşağılayan kibir abidelerini göreceksiniz. Sadece baskı, zulüm ve dayatmayla milleti hizaya sokmaya çalışan jakobenleri göreceksiniz.

Evet, eski Türkiye’nin artıkları dışında AK Parti iktidarlarından rahatsız olan, hazımsızlık duyan hiç kimse yoktur. Biz bugüne kadar aydın, sanatçı, gazeteci, siyasetçi, akademisyen görünümlü bu mankurtlar topluluğunu asla dikkate almadık. Ne yaptıysak, hangi başarıya imza attıysak bunlara rağmen yaptık. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

Kardeşlerim, tabii biz şu gerçeği gayet iyi biliyoruz: Dünyada mükemmel diye bir şey yoktur, statik olan, değişime direnen kaybetmeye mahkûmdur. Dünya sürekli değişiyor, gelişiyor, yeni bir biçim kazanıyor. Değişen dünyayla beraber elbette şartlar, talepler de değişiyor. Ülkemiz geliştikçe, dünyaya açıldıkça vatandaşlarına sağladığı hak ve imkânlar noktasında çıtayı yükselttikçe insanımızın beklentileri de artıyor. 16 yıldır hiçbir zaman milletimizin taleplerine kulak tıkamadım. Hangi reformu yaparsak yapalım, kendimizi asla mükemmel bir noktada görmedik. Hep daha iyisini, daha güzelini, daha kalitelisini yapmayı hedefledik. İnşallah yeni dönemde de mevcut kazanımlarımızdan asla taviz vermeden başta siz kardeşlerim olmak üzere toplumumuzun bütün kesimlerinin taleplerini karşılamayı sürdüreceğiz.

Fakat 20 günümüz var, bu 20 günde bölgenin siz kanaat önderlerinden destek bekliyoruz, yardım bekliyoruz. Bu dava hepimizin davası. Bu davaya hep birlikte omuz verirsek netice alırız, vermezsek kusura bakmayın o zaman bedelini de hep birlikte öderiz.

Demokrasi standartlarımızı çok daha yukarılara taşıyacağız. Güç birliği yaparak soframızdaki ekmeği daha da büyüteceğiz. Ülkemizi ekonomide, ticarette, yatırımlarda, turizm ve altyapıda çok daha ileriye götüreceğiz.

Kardeşlerim, biz yapıyoruz, onlar yıkıyor. Biliyorsunuz Ziya Paşa’nın güzel bir sözü var: “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.” İşte bu yakılan, yıkılan Diyarbakır’ı bizler yeniden ayağa kaldırdık mı, inşa ettik mi, ihya ettik mi? Eserler ortada. Unutmayın, marifet iltifata tabidir, iltifatı olmayan marifet zayidir. Kürt, Türkmen, Arap ayrımı yapmadan bölgemizdeki tüm mazlum ve mağdurlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bizi bölmeye çalışanlara inat kardeşliğimizi perçinleyecek, safları sıklaştıracak, birbirimize çok daha kenetleneceğiz. Sizlerin duası ve desteğiyle de hiç kimsenin devletimizi girdiği bu yoldan saptırmasına asla izin vermeyeceğiz. CHP zihniyetinin bu ülkeyi tekrar eski baskıcı, antidemokratik günlerine geri döndürmesine müsaade etmeyeceğiz. CHP ile kol kola yürüyen bölücü örgütün siyasi uzantılarının sizlerin ismini istismar etmesine kesinlikle fırsat tanımayacağız.

24 Haziran’da sizlerin ülkemiz, milletimiz ve Diyarbakır için en güzel kararı vereceğinize inanıyorum.

Siyaset yolculuğuna çıktığımızda gelip Diyarbakırlı kardeşlerimizin hayır duasını, desteğini, icazetini almıştım. Ülkemizin tüm kritik aşamalarında da geldik sizlerle istişare ettik.

Şimdi yeni bir dönemin arifesindeyiz. Bugün de sizlerin çok güçlü desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Bugün de sizlerin hayır duasını almak istiyoruz. Diyarbakır’ın bizi mahcup etmeyeceğini biliyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken en kısa sürede yeniden buluşmak üzere her birinizi tek tek Rabbime emanet ediyorum. Mevla’m yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.