Cumhurbaskani Erdogan’in Diyarbakir mitinginde yaptigi konusmanin metni
Diyarbekir, sahabelerin, evliyaların, enbiyaların şehri Diyarbekir. Dicle’nin nazlı yâri Diyarbekir. Hasretimiz, sevdamız, aşkımız Diyarbekir. Kardeşliğimiz, yoldaşımız, geleceğimiz Diyarbekir. Diyarı huzur Diyarbekir. Seni kalpten selamlıyorum Diyarbekir. Sağa bakınca keyfim geliyi Diyarbekir.
Buradan sizler aracılığıyla Diyarbakır’ın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime sevgilerimi yolluyorum.
“Diyarbakır etrafında bağlar var
Fitil işler yüreğimde yaram var
Sen gidersen benim başka kimim var
İsterem ki bir gün evvel gelesen amman.”
Evet, bizim sizden başka kimimiz var. Bizim Diyarbakır’a olan sevdamız asla bitmez.
Biliyorsunuz aramıza girmeye çalıştılar, terör örgütüyle aramıza girmeye çalıştılar, hendeklerle aramıza girmeye çalıştılar. Sokaklarda sizleri birbirinize kırdırarak tehditle, yağmayla, haraçla aramıza girmeye çalıştılar. Sahabe emaneti olduğu için insanların abdestsiz girmekten çekindikleri bu şehirde Kurşunlu Camiini yakarak, Dört Ayaklı Minare’yi yıkmaya teşebbüs ederek aramıza girmeye çalıştılar. Okula gitmesi gereken çocuklarımızı ellerinden alıp dağa gönderip hayatlarını karartarak aramıza girmeye çalıştılar. Diyarbakır Belediyesi’nin önünde anaları ağlattılar anaları.
Sizleri tarihinizden, kültürünüzden, inancınızdan, ahlakınızdan, geleneklerinizden kopartıp marjinal örgütlerin kulu-kölesi yaparak aramıza girmeye çalıştılar.
Ne der Diyarbakırlı: Çürük merdivenle dama çıkılmaz, öyle mi? Bunların çürük merdiveni ile dama çıkmaya çalışanlar da yerle yeksan oldular. Biz Diyarbakır’a gönlümüzü verdik. Biz Türkiye’ye gönlümüzü verdik. Rabbim bize sizlerin gönüllerini kazanmayı nasip eylesin.
Sevginiz, coşkunuz, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ramazan-ı Şerifiniz öncelikle mübarek olsun. Rabbim bizleri Ramazan Bayramına da kavuştursun.
Şimdi hazır mıyız? Maşallah, şuraya bak, uçsuz bucaksız. Diyarbakır bir başka.
24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
Diyarbekir, vakit birlik vakti diyor muyuz?
Vakit, Diyarbekir vakti diyor muyuz?
Vakit Türkiye vakti diyor muyuz? İnşallah sizlerin desteğiyle irade erdem ve cesaretle Türkiye şahlanacak, Diyarbakır şahlanacak. Sağ olasınız, var olasınız Diyarbekir. Maşallah maşallah.
Kardeşlerim; bizim meşrebimizde asla ayrımcılık yoktur, hele hizmet söz konusu olduğunda ayrımcılık bir yana, geri kalmış bölgelerimize daha çok imkân sağlıyor, daha çok kaynak aktarıyoruz. Yani pozitif ayrımcılık yapıyoruz.
Diyarbekir, bölgemizdeki illerin çoğu gibi uzun yıllar ihmal edilmişti. Biz İzmir’de, Bursa’da, Konya’da, Kayseri’de ne varsa Diyarbekir’de de o olsun dedik. Bunun için de son 16 yılda Diyarbekir’e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Bak gençler, şu söylediklerimi bilmeyenlere söyleyin. Terör örgütünün arkasında olduğu gençlere söyleyin. Ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 35,5 katrilyon lira yatırım yaptık. Yani biz Diyarbekir’i bir kenara koymadık, canımızdır dedik, sevdamızdır dedik. Burayı ayağa kaldıracağız dedik. Hamdolsun, Diyarbekir şu anda yaptığımız yatırımlarla Doğu’nun, Güneydoğu’nun adeta bir İstanbul’u, bir İzmir’i haline geliyor.
Diyarbekir, benzer nüfusa sahip şehirlerimiz arasında en çok yatırım yaptığımız illerimizden biri.
Eğitimde 5325 adet yeni derslik kazandırdık. Hiçbir evladımız imkânsızlık sebebiyle eğitimden mahrum kalmasın diye ilköğretim öğrencilerimize 560 trilyon destek verdik. Yükseköğrenim öğrencileri için 5300 kişilik yurtlar inşa ettik.
Diyarbekir gibi sporu seven, takımları iddialı bir şehre 33 bin seyirci kapasiteli bir stat yakışır dedik ve Diyarbekir Stadyumunu yaptık. Bu stadımız 10 Mayıs’ta Türkiye Ziraat Kupası final maçıyla hizmete girdi. İnşallah bu şehrin takımlarının kupa finallerini de bu statta seyredeceğiz. Ama bitmedi, şimdi eski stadın yerine ne yapacağız? Mehdi Bey, söyledin mi yoksa, söylemedin mi? Eski stadı da inşallah millet bahçesine çevireceğiz. Yani İngiltere’nin Hyde Parkı varsa bizim de işte o stadı inşallah böyle bir millet bahçesine çevireceğiz. Anneler yavrularını alacak doğru millet bahçesine gidecekler. O yeşillikler üzerinde yavrularıyla beraber koşturacaklar, orada oynayacaklar, orada dinlenecekler. Yakışır mı? Yakışır mı? Biz buyuz ya. Biz yaparız, işte bu HDP yıkar yıkar. Onlar bu ülkede yıkmak için var. Onlar buradaki evleri bombalamadılar mı? Evleri yıkmadılar mı? Evlerin altından tüneller açmadılar mı? Camilerimizi yaktılar yıktılar, okullarımızı yaktılar yıktılar, bombaladılar, aynı şekilde Saat Kulesini yıktılar yaktılar. Bunlara gereken dersi 24 Haziran’da vermeye hazır mıyız? Hazır mıyız? Siz korkuyu korkutan insanlarsınız. Ölümü öldüren insanlarsınız.
Sağlıkta Diyarbakır’a toplumda 1242 yataklı 17 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi kazandırdık. Bunlardan biri de, 400 yataklı Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi. 150 yataklı Silvan Devlet Hastanesi ve bunlarla birlikte 7 sağlık tesisimizin yapımı devam ediyor. Diyarbakır Kayapınar Şehir Hastanemiz 1200 yataklı dev bir eser olacak. Durmak yok... Yakında ihalesi yapılıyor, hemen ardından inşasına başlayıp tamamlayacağız.
İhtiyaç sahibi Diyarbakırlı kardeşlerimize, şehit yakınlarımıza, gazilerimize, engellilerimize, yaşlılarımıza, kimsesizlerimize, yetimlerimize 16 yılda ne kadar destek verdik biliyor musunuz? 6.3 katrilyon onlara destek verdik.
TOKİ, Diyarbakır’da 16847 konut projesini hayata geçirdi. Biliyorsunuz üç yıl önce Suriçi’nde gerçekten asla görmek istemediğimiz acı olaylar yaşandı. Bölücü terör örgütü Suriçi’nde yaşayan vatandaşlarımızın evlerini, iş yerlerini yıktı, sokaklarını çukurlarla kapattı. Camilerini, okullarını, hastanelerini tahrip etti. Güvenlik güçlerimize saldıran teröristler, kaçarken vatandaşlarımızı kendilerine canlı kalkan olarak kullanmaya çalıştı. Biz sadece bu teröristleri imha etmekle kalmadık, Suriçi’ni adeta baştan sona yeniden inşa ve ihya ettik. Diyarbakır’ın bu sembol bölgesini şehrin tarihine, kültürüne, medeniyet mirasımıza layık bir hale getirdik.
Kardeşlerim; Süleymaniye caminin çevresini yeniden düzenledik. Sahabe kabirlerini ve ziyaretgâhları, manevi önemine uygun şekilde ihya ettik. Gazi ve Melik Ahmet Caddeleri üzerindeki 3 bin dükkânı yeniledik, biz yaptık. Diyarbakır’ın tarihini, kültürünü, geçmişini yansıtan camiler, mescitler, abide binalar restore edildi. Sur’un kanalizasyon, yağmursuyu ve içme suyu altyapısını sıfırdan yaptık. Peyzaj çalışmalarıyla, çevre düzenlemeleriyle adeta yepyeni bir sur ortaya çıktı. Dicle Vadisine 320 dönümlük park yaptık, nasıl gördünüz mü, beğendiniz mi? Güzel olmuş mu? Size yakışıyor mu? Elhamdülillah, biz de mutlu oluyoruz. Onun için Çevre Şehircilik Bakanım Mehmet Özhaseki Beye de başta çok teşekkür ediyorum, çok emeği var buralarda, çok koştu geldi.
Bitmedi. Diyarbakır demek tarihi taş evler demek. Şu ana kadar 350 taş evin inşasına başladık. Bu rakam 1500’e çıkacak. İnşallah tüm taş evleri 1 yıl içinde bitirecek ve hak sahiplerine teslim edeceğiz ve turistler buraya akın edecek, Dicle Vadisine akın edecek, bu taş evlere akın edecek, buraları gelip görecekler. Terörün kol gezdiği buralarda inşallah bundan sonra turistler gezecek.
Kırklar Dağı’na yaptıkları çirkinliği gördünüz değil mi? Örgüte, örgütün adamlarına peşkeş çekip sizin ziyaret mekânınızı betona boğdular. Buradan kazandıkları parayı da örgüte gönderip size kurşun olarak, bomba olarak geri çevirdiler. Biz ne yaptık? Bunların hepsini de yıktık. Diyarbakırlıya yapılan bu büyük saygısızlığı ortadan kaldırdık, iyi ettik mi? Memnun kaldınız mı? Gördünüz işte, ziyaret sonunda onları da çarptı.
Ulaşımda Diyarbakır’a 2002 yılına kadar 44 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz buna 370 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. 17 adet köprü ve kavşak ile 20 adet yaya üst geçit yaptık. Tarihi Malabadi, Eğil Kara Köprüsü, Eğil Sancak, Dicle On Gözlü, Çüngüş, Dört Ulular ve Dilaver köprülerinin restorasyonunu yaparak ecdat yadigârı eserlerimize sahip çıktık.
Diyarbakır il sınırları içindeki demiryollarını yeniledik. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesine iltisak hakkı yaptık. Diyarbakır’ı hızlı trenle buluşturmak için çalışmalarımıza başladık. Hızlı trenin konforunu ve rahatını Diyarbakır’a da getiriyoruz. Diyarbakır Elazığ ve Diyarbakır Şanlıurfa, Mardin hızlı tren hatlarının kesin proje ihalesine bu yıl çıkıyoruz.
Diyarbakır Havalimanını yeniden ele alarak yıllık 5 milyon yolcu kapasiteli yeni bir terminal binası yaptık. Havalimanımızın 2003 yılında 211 bin olan yolcu trafiği 2017 yılında ne oldu biliyor musunuz? 2 milyon 55 bini geçti. Biz buyuz ya.
GAP’ın en önemli illerinden biri olan Diyarbakır’ı sulama projelerimizle ihya ettik. Diyarbakır’da 260 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Bölgenin kalkınmasına büyük katkı sağlayacak 7 barajın inşaat çalışmaları devam ediyor. Bunlardan biri de Silvan Barajıdır. Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak da bilinen bu baraj, Dicle Nehri üzerindeki en büyük sulama amaçlı eserdir. Silvan Barajı ile 2 milyon 350 bin dekar zirai arazi ne olacak, sulanacak ya. Ülke ekonomisine yıllık 1.2 katrilyon lira katkı sağlayacak olan bu baraj, aynı zamanda enerji de üretecek. 850 trilyon liralık maliyete sahip Silvan Barajının yapım çalışmalarını yarıladık.
Diyarbakırlı çiftçilerimize bugüne kadar ne kadar tarımsal destek verdik biliyor musunuz? Bay Kemal diyor ki; çiftçilikten fakirlikten ne hale geldi diyor bak. Bay Kemal, Diyarbakır’dan sesleniyorum, İnce İnce Bay Muharrem’e de sesleniyorum; bugüne kadar tarımsal desteğimiz Diyarbakır’da yaklaşık 4 katrilyon lira oldu, 4 katrilyon. Ah ah, bunlar konuşuyor, makaram sarı bağlar, kız oynar, gelin ağlar.
Diyarbakır’da hayvancılığa yüzde 50, arıcılığa yüzde 60 hibe veriyoruz. Diyarbakır’a 293 bin işveren ve sigortalının yararlandığı 623 milyon lira tutarında teşvik verdik.
Gördüğünüz gibi sadece ana başlıklarıyla zikretmekle dahi hizmetleri saymayı bitiremiyoruz.
Diyarbakır, hazır mısınız?
24 Haziran’da tercihimizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz?
24 Haziran’da Diyarbakır, vakit birlik vakti, vakit Diyarbakır vakti, vakit Türkiye vakti diyerek Cumhurbaşkanlığında şahsıma, milletvekilliğinde AK Parti’ye mührü basıyor muyuz?
Hanımlar, maşallahınız var, maşallahınız var. 24 Haziran’a kadar gece-gündüz çalışıyor muyuz? Kapı-kapı dolaşıyor muyuz?
Gençler; 24 Haziran’a kadar tüm gençlerimize AK Parti’yi anlatıyor muyuz?
Bu seçimde Diyarbakırlı gençlerimizden tarih yazmalarını bekliyorum, buna hazır mıyız? Durmak yok...
Gençlerimizin yıllardır kendilerini istismar edenlere, geleceklerini karartanlara bu seçimde sağlam bir cevap vereceklerine inanıyorum.
Kardeşlerim; sadece yatırım değil bütün bunların ötesinde huzurun özellikle kıymetini Diyarbakırlı çok iyi bilir. Biz şu anda neyin beklentisi içerisindeyiz? Biz istiyoruz ki Diyarbakır diyarı huzur olsun, öyle mi? Diyarı huzur, bunun için çalışmaya var mıyız? Bugün Diyarbakır’la birlikte tüm bölgemiz 40 yıldır hiç olmadığı kadar Allah’ıma hamdolsun huzur doludur. Hükümetimiz ve başta İçişleri Bakanımız Sayın Soylu olmak üzere tüm Emniyet güçlerimiz, Silahlı Kuvvetlerimiz bölge halkının huzuru için ellerinden geleni yaptılar. Güvenlik korucularımız el-ele verdiler, bölge halkının huzuru için hepsini yaptılar. Bugün devlet hiç olmadığı kadar halkının yanındadır. Uzun bir süreden beri hiçbir Kürt kardeşimiz sadece Kürt olduğundan dolayı mağdur edilmiyor. Her Kürt, bu memlekette her Türk’ün, her Arap’ın, her Laz’ın, her Çerkez’in, her Boşnak’ın sahip olduğu haklar neyse istisnasız hepsine sahiptir. Her kim herhangi bir Kürt kardeşimin herhangi bir hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında önce beni bulur.
Artık hiçbir terörist gelip halkın yakasına yapışamıyor, haraç alamıyor. Artık hiç kimse gelip Kürt kardeşimin evlatlarını zorla alıp dağa götüremiyor. Artık Belediyenin önünde ağlayan Diyarbakırlı anneler var mı? Var mı? Hamdolsun. Artık hiç kimse gelip esnafımızın kepengini kapattıramıyor, ticaretine engel olamıyor. Artık hiç kimse evde, sokakta, kahvede, hayatın her alanında Kürt kardeşimin tepesine binip ensesinde boza pişiremiyor. Kendisine zorla, tehditle herhangi bir şey yaptıramıyor.
Bütün bunları sizler için yaptık. Sizin özleminiz diyarı huzur değil miydi? İşte bu huzur ortamının sağlanması değil miydi? Çocuklarınız rahatça okula gitsin, işine gitsin, dağa kaçırılma korkusu yaşamadan akşam evine dönsün istemiyor muydunuz? Kimse sizi gelip haraca bağlamasın, kimliğiniz üzerinden siyaset yapıp sizi marjinal ideolojilerin aracı haline getirmesin istemiyor muydunuz? Anadiliniz siyasi istismar aracı haline dönüşmesin istemiyor muydunuz? Anadilinizi her yerde serbest kullanabiliyor değil miydiniz? Şimdi var mı engel olan? Var mı?
Dininizin, inancınızın gereklerini serbestçe yerine getirebiliyorsunuz değil mi? Var mı engel olan?
Ret ve inkâr politikalarından eser kaldı mı? Bunları kim kaldırdı? Elhamdülillah, görevimizi demek ki yaptık. Hamdolsun artık kimliğinizin ve inancınızın önünde hiçbir yasak yok. Yasak olan tek şey var, o da sizin özgürlüklerinize, sizin hayat hakkınıza, sizin eğitim hakkınıza, iş yapma hakkınıza yönelik terörist saldırılardır. Biz buna izin vermemekte kararlıyız.
Kürt kardeşlerimizin istisnasız tamamı da diğer vatandaşlarımız gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvencesi altındadır. Farklı siyasi taleplerin dile getirilme hakkı elbette vardır. Ama bunun da meşru yollar ve hukuki sınırlar içinde yapılması gerekiyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak beni bağlayan kurallar diğerlerini de bağlamak durumundadır. Öyle ben şuyum, ben buyum diyerek efelik yapmaya, kuralları, kanunları, milletin hak ve özgürlüklerini hiçe saymaya kalkarsanız kusura bakmayın, bu devlet buna da izin vermez.
Kardeşlerim, Diyarbakır’da 53 Kürt kardeşimi, sokağa dökülün diyen kimdi? Edirne’deki değil mi? Sokağa dökülün dedi, ne oldu? 53 kardeşimiz orada öldürüldü, şehit oldu. Ölenler kimdi? Benim Kürt kardeşlerim değil miydi? Yasin Börü evladımızı bunlar öldürmedi mi? Bunlar şehit etmedi mi? Şimdi ne olmuş, cumhurbaşkanlığına aday olmuş. Şimdi çıkıyor, bakıyorum hepsi türbe ziyaret eder gibi Edirne’de cezaevinde beyefendiyi ziyarete gidiyorlar. Bay Muharrem onunla övünüyor, gideceğim ziyaret edeceğim diyor. Türbe ziyareti. Ya ziyaret etsen ne yazar? Oradan sana ne gelecek? Sen benim halkımı ziyaret et, halkımı. Bak bakalım bu halk sana ne diyecek? Gel bakalım Diyarbakır’a, Diyarbakır sana ne diyecek?
Kardeşlerim; 53 Kürt kardeşimin kanı, evet bu Demirtaş’ın eline bulanmıştır. Bunun bedelini er veya geç ödeyecek. Yoksa tarih, o 53 kardeşim bizleri affetmez, bizi de affetmez. Onun için de dik duracağız, sağlam duracağız ve inşallah 24 Haziran’da sandıkta benim o Kürt kardeşlerimin ölümüne imkân hazırlayan, zemin hazırlayan bu Demirtaş’a da hesabını soracaktır. Bak bugüne kadar ağzıma almadım, ama o 53 kardeşim sebebiyle bunu ağzıma aldım, yoksa muhatabım değil, hiç derdim de değil. Ama benim Kürt kardeşlerimi bunlar sömürdüler. Öyle saz alıp saz çalmakla benim Kürt kardeşlerime hizmet olmuyor. Sadece Türkiye Cumhuriyeti değil bu hoyratlığa hiçbir devlet izin vermez.
Eğer bu kurallarda değişmesi gereken şeyler varsa, onun kararını da yine sizlerle birlikte vereceğiz. Çünkü biz milletin iradesinin üstünde bir irade tanımıyoruz. 24 Haziran seçimleri bir kez daha milletin iradesinin zaferiyle sonuçlanacaktır.
Diyarbakır, 24 Haziran’da bir kez daha irademize sahip çıkıyor muyuz? Güçlü Meclis diyor muyuz? Güçlü hükümet diyor muyuz? Güçlü Türkiye diyor muyuz? Vakit birlik vakti diyor muyuz? Vakit Diyarbakır vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye vakti diyor muyuz? Maşallah, Barekallah, ya ne güzelsiniz be. İnançlısınız, sağlamsınız. Biz bugüne kadar yaptığımız hiçbir reformdan pişman değiliz. Hiçbir konuda sağladığımız hiçbir haktan geri dönmeyeceğiz. Çünkü bizim attığımız adımlar, çünkü bizim halkımıza sağladığımız imkânlar tüm bu haksızlıkları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Attığımız her adımı uzun uzun düşünerek attık. Eğer bir şeye karşı çıkmışsak, inanın bana çok sağlam ve sizlerin menfaatine yönelik bunların sebepleri vardı. Kardeşlerim; sınırlarımız ötesinde oynanan oyunların hiçbiri Diyarbakır’ın da, Türkiye’nin de hayrına değildir. Yağ acı olunca, unutmayıp pilav da acı olur. Bu ülkenin, bu gücün öteki yapının güdümünde atılan hiçbir adımın sonu hiçbirimiz için özgürlüğe ve refaha çıkmaz. Selahaddin Eyyubi’nin torunlarından intikam almak için kurulan tezgâhlarla kimseyi kandıramazlar. Dün PKK’yı kullananlar, bugün FETÖ’yu baş tacı yapıyorlar. Onların derdi Kürt’ün veya Türk’ün kendisi değil hep birlikte temsil ettiğimiz değerlerdir. İşte bunun için diyoruz ki; coğrafyamızda ne yapacaksak hep birlikte yapacağız. Türkiye hepimizin ülkesi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hepimizin devleti. Kimse Kürt’lere devlet aramasın. Kürtlerin devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
Biz Irak’ta, Suriye’de verdiğimiz mücadeleyle asırlardır bizleri birbirine düşürerek kurulan sömürü düzenine karşı çıkıyoruz. Biz, terör örgütleri kullanılarak insanlarımızın birbirine kırdırılmasına karşı çıkıyoruz.
Şimdi hazır mıyız? Rabia’mız var ya, Rabia’mız.
Biz tek millet derken Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Laz’ıyla 81 milyonun tamamını kastediyoruz.
Biz tek bayrak derken, sizin de, bizim de, dedelerimizin uğrunda canlarını ortaya koydukları bir mücadelenin işte elinizde sembolünü kastediyoruz.
Biz tek vatan derken; ecdadımızın asırlarca hep birlikte yaşadığı 780 bin kilometrekarelik bu vatan toprağını kastediyoruz.
Biz tek devlet derken; sizlerin acısını çok yakından tattığı, ülkemizi bir felaketin eşiğine getiren paralel yapılara karşı duruşumuzu ifade ediyoruz.
Nasıl, tek devlet mi?
Tek vatan mı?
Tek bayrak mı?
Tek millet mi?
Öyleyse bunu gerçekleştirmek için ne yapacağız? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. İşte en büyük yerlilik ve millilik burada, şu anda bu meydanda sizlerle birlikte biraraya gelmiş olmamızdır. Biz bir dönem ötekileştirilmiş, horlanmış, ezilmiş diğer vatandaşlarımız gibi Kürt kardeşlerimizi de köhne, ceberut, baskıcı, eski vesayet düzeninin zulmünden kurtarmış olmaktan gurur duyuyoruz.
Unutmayın, size zulmeden o vesayet düzeni bizi de yeri geldi hapse attı, yeri geldi partimizi kapatmaya çalıştı. Ülkemizin demokrasi yolculuğunda bugünlere nasıl geldiğini sizler çok iyi biliyorsunuz.
Biz Kürt yoktur demiyoruz, Türkiye’nin artık bu noktadan geri dönüşü mümkün değildir. Biz Kürtlerin bizatihi kendilerini bir sorun olarak gören anlayışa nazire olarak Kürt sorunu yoktur diyoruz. Herkes gibi sizlerin de özgürlüklerini güvence altına biz aldık. Bizim için asla değişmeyecek ve hep öyle kalacak olan resmi dilimiz Türkçe ne kadar değerliyse, anadiliniz Kürtçe de o kadar kıymetlidir. Kazanılmış diğer özgürlükler de aynı şekilde sizin ananızın ak sütü gibi sizlere helal olsun.
Biz ne dedik, dinleyin bakalım.
Evet, mademki aynı Allah’ın kuluyuz biz, öyleyse birimizin parmağı kesildiğinde hepimizin canı yanar, hepimizin yüreği dağlanır. Allah’a şükür çok uzun bir süreden beri bu memlekette bombalar patlamıyor, yollar kesilmiyor, canlar yanmıyor. Hamdolsun şehirlerimiz gayet güzel. Sahura kadar her yer bayram yeri gibi. Bu akşam iftarda Diyarbakır’dayım. Diyarbakır’daki kardeşlerimle, kanaat önderleriyle birlikte iftar yapacağız. İşte bunu nasıl sağladık? Tabii ki öncelikle güvenlik güçlerimizin cansiperane çabaları sayesinde, ama asıl sizlerin desteğiyle sağladık. Bu durumun devamı yine sizlerin elinde. Şimdiye kadar bölücü terör örgütünün listelerini dağın başında yapıp Meclis’e gönderdiği milletvekilleri sizin hangi yaranıza merhem oldu? Çocuklarınızı terör örgütüne teslim etmekten, keyfinizi kaçırmaktan başka size nasıl bir hizmetle geldiler? Hangi gün, hangi zaman kapınızı çalıp hal hatırınızı sordular. Sizi boş laflarla, sloganlarla kandırmaya çalışmak dışında ne iş yaptılar? Seçimde oyu senden alıp gidip batıdaki marjinal kesimlerin, terör örgütlerinin hizmetkârlığına soyunmaktan başka ne yaptılar?
Kardeşlerim; öyleyse çok daha kararlı olacağız. 20 günümüz kaldı, bu 20 gün içerisinde çok çalışacağız. Bu şehirleri yıllarca bunların belediye başkanları yönetti, hangi hizmeti aldınız? Çöpleriniz mi düzgün toplandı? Caddeleriniz mi pırıl pırıl hale getirildi? Sokaklarınız mı tertemiz yapıldı? Altyapınız mı gelişti? Suyunuz mu düzgün aktı? Hiçbiri olmadı. Geçtiğimiz 1,5-2 yıldır kayyumlar görev yapmaya başladıktan sonra şehirlerimiz hizmet görmeye başladı. Ama artık bunlara dur demenin zamanı geldi. Siz isterseniz bu alçak oyunu bozarsınız, evet mi? Bozar mıyız? Öyleyse 2023 Türkiye’sini de, 2053 ve 2071 Türkiye’sini de inşallah birlikte inşa edeceğiz.
Sizlerden hizmet getirecek, derdinize özellikle çare olacak, hak ve özgürlüklerinize sahip çıkacak kimselere oy vermenizi bekliyoruz. AK Parti sizin desteğinizi istiyor, oylarınızı istiyor ve bu oylarla güçlenelim istiyoruz. Bütün gücünüzle bize destek vermenizi bekliyoruz. Sizlerden şahsımı, aynı zamanda Diyarbakır’ın adayı olarak da görmenizi istiyorum.
Diyarbakır, erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırmaya hazır mıyız?
24 Haziran’da tercihimizi güçlü Meclis’ten yana kullanıyor muyuz?
24 Haziran’da tercihimizi güçlü hükümetten yana kullanıyor muyuz?
24 Haziran’da tercihimizi güçlü Türkiye’den yana kullanıyor muyuz?
Hep beraber vakit birlik vakti diyor muyuz?
Vakit Diyarbakır vakti diyor muyuz?
Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?
Rabbim hepinizden razı olsun. Rabbim sesinize, nefesinize, sevginize, coşkunuza kuvvet versin.
Her birinize ayrı-ayrı şükranlarımı sunuyorum. Ramazan Bayramınızı, Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum.
Rabbim birliğimizi, yol arkadaşlığımızı, dava arkadaşlığımızı daim kılsın diyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Durmak yok... Durmak yok...
Sağ olun, var olun.