Cumhurbaskani Erdogan’in Düzce’de halka hitabinin tam metni
Düzce, bugün bir başkasın Düzce.
Sizleri selamların en güzeliyle selamlıyorum, Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerimize olsun. Kardeşlerim, hamdolsun Düzce’mizin 6. Olağan Kongresinde, evet, salonun içi tıklım tıklım dolu, ama taştı rahmet deryası, dışarısı da maşallah onbinleri aştı. Dün Sinop da böyleydi, maşallah Kastamonu da böyleydi. Ve bu yolculuk nereye? 2019’un Mart’ına. Nereye? 2019’un Kasım’ına.
İnşallah gerek önümüzdeki yerel seçimlerde, gerek 2019 başkanlık ve Parlamento seçiminde AK Parti olarak ülkemizin yeniden dönüşüm ve değişimini çok açık, net demokratik inkılabını sandıklarda gerçekleştireceğimize inanıyorum; buna var mıyız? Ana kademe olarak var mıyız? Kadın kolları olarak var mıyız? Gençler, var mıyız? Elhamdülillah, tamam inşallah.
Kardeşlerim; ne dedik yola çıkarken? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece, gideceğiz gündüz-gece inşallah. Ne dedik? Durmak yok… Eyvallah.
Kardeşlerim, Düzce bu yolculukta her zaman yanımızda oldu, bizi hiç yalnız bırakmadı. Ve bizler de aynı şeklide Düzce’nin yanında aldık, hiçbir zaman Düzce’yi yalnız bırakmadık. Şu 15 yılda Düzce’mize yaptığımız yatırımların toplam tutarı 9 katrilyon. İnşallah bununla iş bitmedi, bu yatırımlar yine devama edecek. Ve bizler bir deprem bölgesi olan Düzce’mizi aynı şekilde yalnız koymadık.
Düzce’de üniversite var mıydı? Yaptık mı? Ve Düzce’deki üniversitenin hamdolsun şu anda öğrenci sayısı katlaya katlaya gidiyor. Bu ayrı bir zenginlik, inşallah daha iyi olacak, her yönüyle daha iyi olacak. Fakat hasımlar bizi hazmedemiyor. Onu niçin tek silahları var, iftira. Ya iftirayla bir yere gidilmez, dürüstlükle bir yere gidilir. Fakat onlar ne kadar iftira atarlarla atsınlar, çamur at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla bir yere varılmaz. Onların dedeleri varamadı, ama bizim dedelerimiz vardı, inşallah yine varacağız.
Ve değerli kardeşlerim, bizi bölmek, parçalamak isteyenler şunu bilecekler, bizim Rabia’mız var. Bu Rabia’da neler var?
Tek millet. Tek millette ne var? Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Arap’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla 80 milyon tek millet. Biz birbirimizi niçin seveceğiz, parası, pulu olduğu için mi? Makam, mevki sahibi olduğu için mi? Hemşehrim, akrabam olduğu için m? Hepsi bir tarafa, biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü seveceğiz. Çünkü Rabbim bizi kavimlere ayırdı, kabileler halinde bizi yarattı, ama kavimler değil üstünlük sebebi, kabileler değil üstünlük sebebi. Üstünlük sebebi nedir? İttika, Allah’a kim daha yakın olursa en üstün odur, bizim inancımızda durum bu, olaya böyle bakacağız ve yolumuza da böyle yürüyeceğiz.
İki, tek bayrak, işte bayrağımız, ellerinizde maşallah bayrağımızda. Sudan’da d bayrağımız dalgalandı mı? Çad’da bayrağımız dalgalandı mı? Bütün oranın gençleri elinde bizim bayraklarımız var mıydı? Niye? Sizi ne kadar seviyorlar anlayın, Sudanlısı da seviyor, Çadlısı da seviyor, çünkü biz onları ayırmadık, onlara biz Afrikalı, koy bir kenara diye bakmadık. Onları ötelediler, biz ise kucakladık ve bizi kucaklayanlar da atıyor.
Göreve geldiğimizde Afrika’da kaç büyükelçiliğimiz vardı biliyor musunuz? 15 sene önce 12 tane bizim orada büyükelçiliğimiz vardı, şimdi 41 büyükelçiliğimiz var. Her yerinde olacağız ve bütün Afrika’yla bu münasebetlerimizi geliştireceğiz.
Kardeşlerim, bayrağımızın rengi şehidimizin kanından geliyor, hilal bağımsızlığımızın ifadesi yıldız şehitlerimizin ta kendisi. İşte Düzce’de de şehitlerimiz var değil mi? Gölbaşı’nda bir şehidimiz var, Ufuk’umuz, Allah rahmet etsin. Tüm ailesini Rabbim cennetinde, evet, Ufuk’uyla kavuştursun inşallah. Ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte toprak, bu toprakların uğrunda ölenler olduğu için bunlar arazi kalmadı, ne oldular? Bunlar vatan oldular. Eğer ölen olmazsa vatan olmaz, o zaman hüdayi nabit olur. Ama şehitler olduğu için, şehit kanlarıyla yoğrulduğu için bu topraklar bize vatan oldu, 780 bin kilometrekareyle bize vatan oldu.
Ama şunu unutmayın: Gençler, biz 18 milyon kilometrekarelik bir vatandan küçüle küçüle 780 bin kilometrekareye geldik, ah ah, neydik ne olduk, bunu da bilelim, tarihimizi de bilelim. Payitaht’ı izliyorsunuz değil mi? Orada görüyorsunuz. Hala bir şeyler almak istiyorlar, asla.
Ve 780 bin kilometrekarelik vatan toprağında birileri yok paralel devlet yapılanmasıymış, yok işte orada bilmem ne devleti kuracaklarmış. Asla, buna teşebbüs edenlerin karşısında biz askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, güvenlik güçlerimizle F-16 oluruz, helikopterlerle üzerlerine gideriz, tank oluruz, top oluruz, inlerine kadar kovalarınız onları. Şu anda kovalıyor muyuz? İşte bakıyorsun bir haftada 75 tanesi gitmiş, öbür hafta bakıyorsun 100 tanesi gitmiş; durmak yok, yola devam, inlerine kadar, sıfırlayacağız bunları. Benim vatandaşımın, benim halkımın, benim kardeşimin huzurunu bozamayacaklar. Huzurumuza musallat olanlar bedelini ağır ödeyecekler.
Ve dört, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Kimse yok paralelmiş, yok bilmem şuymuş-buymuş, bu yollara tevessül etmesin. Tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bunun için azmimiz var.
Peki, ne yapacağız? Bir olacağız… Şöyle sesinizi yüksek duyayım, Türkiye duysun. İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız: tamam… Ve birbirimizi de Allah için seveceğiz.
Şimdi hazır mısınız? Şöyle bir göreyim, maşallah.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Düzce’yi hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun.
Ve bugün 2017’nin son günü, 2018’e başlıyoruz inşallah. 2018’in ülkemiz, milletimiz, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Kalın sağlıcakla.