Cumhurbaskani Erdogan’in Erzurum Il Danisma Toplantisi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Toplantımızın şehrimize, partimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar Erzurum’da AK Parti teşkilatlarımızda görev yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.
Biz de Erzurum’la gurur duyuyoruz ya, sağ olasınız.
En son 16 Nisan halkoylamasından birkaç gün önce Erzurum’a gelmiş, İstasyon Meydanında sizlerle hasbihal etmiş, hasret gidermiştik. Bugün de hem Genişletilmiş İl Divan Toplantımızı, hem de Büyükşehir Belediyemizin fuar alanıyla kendi alanında ülkemizin en büyük yatırımlarından biri olan MNG Alışveriş Merkezinin açılışlarını gerçekleştireceğiz.
Erzurum, 800 bine yaklaşan nüfusu ve eğitim için bünyesinde barındırdığı örgün ve açık; az önce onu da Rektörümüzden öğrendik, ama bana verilen rakam daha düşüktü, 300 bine yakın bir rakamdan bahsetti ve bu denli devasa bir şehir, dolayısıyla bölgenin en önemli cazibe merkezi.
Kış sporları alanında yaptığımız yatırımlarla Erzurum’a yeni bir gelişim mecrası açmıştık. Şimdi fuar alanı ve alış merkezi yatırımlarıyla hem şehir halkının, hem de şehre dışarıdan gelenlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılayacak, hayat kalitelerini yükseltecek bir adım atılıyor. Biraz sonra resmi açılışlarını yapacağımız bu yatırımların şimdiden hayırlı olmasın diliyorum.
Bu önemli yatırımları şehrimize kazandıran Büyükşehir Belediyemizi ve MNG firmasını huzurlarınızda şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.
Kardeşlerim, Dadaşlar; Erzurum tarih boyunca hep ya kurucu olmuş ya da kuruluşların öncülüğünü, liderliğini, taşıyıcılığını yapmış bir şehir olmuştur. Türkiye’nin içeride ve dışarıda çok ciddi imtihanlardan geçtiği şu dönemde Erzurum’a yine büyük görevler düşüyor. Bundan yaklaşık 100 yıl önce ülkemizin başında kara bulutların dolaştığı dönemde Erzurum’dan yükselen bir ses tüm milletimize ümit vermiş, yeniden mücadeleye girişme azmi aşılamıştır. Erzurum Kongresinde biraraya gelen doğu illeri delegeleri yayınladıkları bildiride, milli sınırları içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz diye haykırdılar. Bu bildirideki en kritik ifadelerden biri neydi biliyor musunuz? Manda ve himaye kabul olunamaz iradesidir. Milli iradeyi hakim kılmak esastır ilkesinin İstiklal Harbimizin ruhuna derç edildiği yer de neresi? Yine Erzurum’dur. Dikkat ederseniz, bu kavramları… Ondan hiç endişeniz olmasın. Hep ne diyoruz? Biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz, secdede eğiliriz.
Dikkat ederseniz, bütün bu kavramların, bu yaklaşımların hepsi de şu anda Türkiye olarak bizim verdiğimiz mücadelede mündemiçtir. Bizim, tek millet, tek bayrak, tek bayrak, tek devlet diyerek sembolleştirdiğimiz yeni kurtuluş mücadelemizin ruhu Erzurum’da çizilen çerçeveyle aynıdır.
Kardeşlerim, biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla, Arnavut’uyla, Boşnak’ıyla 80 milyon tek milletiz. Bizi bölemeyecekler, bizi parçalamayacaklar, öyleyse biz bu mücadeleye dört elle sarılacağız.
Tek bayrak, rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin tam kendisi, bu bayrağa eş bir bayrak asla düşünülemez. O paçavraları bayrağımızın yerine ikame etmek isteyenler şimdi işte inlerine girildi ve binlerce, onbinlerce Tendürek’te, Gabar’da, Cudi’de, Beslerderesi’nde, Kandil’de, nerede varsa hepsi evvel Allah güvenlik güçlerimiz tarafından yerle yeksan ediliyor.
Biz de AK kadınlarımızla gurur duyuyoruz, sağ olsunlar.
Hamdolsun, bugüne kadar girdiğimiz her mücadelede Erzurum’u yanımızda gördük, desteğini hep hissettik, Erzurum bizi yalnız koymadı. Şimdi yeni ve diğerlerinden çok daha önemli bir mücadeleye hazırlanıyoruz.
İşte bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Ve ilginç olan şey şu… Maşallah. Ve 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı parçalayamayacaklar, vatanımızı bölemeyecekler ve buna gayret edenler bedelini ağır ödeyecekler. Şu anda ödüyorlar mı? Ödemeye de devam edecekler. Tek terörist kalmayıncaya kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz, buradan geri adım atmak yok. Zira benim milletimin huzurun kaçırmaya kimsenin hak ve salahiyeti yoktur. Ve bunun için, “şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı, canını bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” diyerek bu yola yürüyeceğiz.
Gençler, şehitler veriyoruz, ama bilesiniz ki bir şehidimiz varsa, 10 teröristi de etkisiz hale getiriyoruz, 1’e 10. Dünyada terörle mücadelenin ölçüsü 1’e 5’tir, ama bunu biz 1’e 10 olarak hamdolsun gerçekleştiriyoruz, daha fazla olacak, yerle yeksan olacaklar. Ne dedik? İnlerine gireceğiz, girdik hiç acımaksızın ve bu topraklarda bunlara hayat hakkı tanımayacağız. Onun için de değerli kardeşlerim, bu mücadeledeki kararlılığımız elhamdülillah güçlenerek devam ediyor.
Ve 4’üncüsü ne? Tek devlet, bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka herhangi bir devletimiz kesinlikle yoktur. Onun için de devletimize sahip çıkacağız.
2019 yılında ardı ardına yapılacak seçimler ülkemizin bir sonraki asrının belirleyicisi olacak önemdedir. Tıpkı Erzurum’un Kongresinin o zamanki düşmanı topraklarımızdan attığımız büyük zaferle ve ardından ilan ettiğimiz Cumhuriyetimizle sonuçlanması gibi, 2019 yılındaki başarımız da ülkemizi 2023 hedeflerine taşımakla kalmayacak, 2053 ve 2071 vizyonlarımızın önünü açacaktır.
Şimdiden soruyorum, 2019 Mart ve Kasım seçimlerine hazır mıyız? ("Hazırız" sesleri) Bakın bunu belirleyecek olan yer bu salonun içindeki komuta kademesidir, sizlerdir, yönetim kurallarımız, belediye teşkilatımız, il genel meclisi üyelerimiz hep birlikte, mahalle temsilcileri vesaire, kadın kolları, gençlik kolları, ana kademe, siz bu işi yöneteceksiniz. Ve biz inşallah Mart ve Kasım’da, unutmayın, bir 7 Kasım yaşamak istemiyoruz Erzurum’da, yaşamayacağız, şimdiden hazırlığımızı sağlam yapacağız. Eşeği sağlam kazığa bağlayalım, ondan sonra Allah’a emanet edelim. Ve Kürt’ü, Türk’ü, Dadaş’ı, hep beraber inşallah Erzurum bu defa çok daha farklı bir şekilde Allah’ın izniyle sandıklarda patlayacak.
Milletimize meselenin AK Parti meselesi olmadığını, meselenin Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını, meselenin hepsinin üzerinde bir Türkiye meselesi, bir Türk milleti meselesi, hepimizin ortak geleceği meselesi olduğunu çok iyi şekilde anlatmalıyız. Eğer önümüzdeki kritik dönemi ülkemizi bir üst lige yükselterek geride bırakırsak hepimiz kazanacağız. Tam tersi bir durum ortaya çıkarsa da kaybeden yine hepimiz olacağız.
Maalesef ülkemizde, şunu unutmayın: AK Parti kazanırsa Türkiye kazanır, bunu böyle biliniz. Yine şunu şöyle bilin: AK Parti kaybederse tüm Türkiye kaybeder.
Kardeşlerim, maalesef ülkemizde AK Parti ve Tayyip Erdoğan kaybetsin de gerekiyorsa Türkiye batsın gibi hastalıklı bir zihniyetin içinde olanlar da var. Bunların belki sayıları azdır, ama etrafa yaydıkları cüruf, sebep oldukları kötü koku çok fazladır.
Biz milletimizle hep birlikte doğruları, hakikatleri, gerçekleri en iyi şekilde anlatacağız ki bu hastalıklı zihniyetin zararlarını ortadan kaldırabilelim. Şimdiden kolları sıvayıp çalışmaya başlayacağız, sokak-sokak, ev-ev, kapı-kapı dolaşmalı, dokunmadık yürek, sıkmadık el bırakmamalıyız, ben bu konuda sizlere güveniyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. ("Amin" sesleri)
Kardeşlerim, tabi Erzurum’dan destek isterken, öncülük talep ederken, fedakarlık beklerken, şehrimizin ihtiyaçların, beklentilerini de ihmal etmiyoruz. Onun için biliyorum ki bakanlarımıza düşen görev var, belediyemize düşen görev var, diğer ilçe belediyelerimize düşen görev var. aman buralarda eksik-aksak hiçbir şey bırakmayacağız. Son 15 yılda Erzurum’a yaptığımız hizmetleri geçmişle mukayese etmek dahi mümkün değildir. Ama eksik yine vardır tabi, o eksikleri de yoğun bir şekilde Sayın Başbakan Yardımcımız, Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz, il genel meclis üyeleri, tabi artık belediye meclis üyeleri hep birlikte bu çalışmaları da yürütmemiz lazım. Nerede bir aksama varsa bunu gidereceğiz ki Erzurumlu iftihar etsin.
Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, adalette, emniyette, toplu konutta, tarımda, sporda, tüm alanlarda adeta yepyeni bir Erzurum inşa ettik, ediyoruz. Belediyelerimiz de hayata geçirdikleri projeler ve hizmetlerle Erzurum’un geleceğinin inşasında öncü bir rol üstlenmişlerdir. Şimdi şehrimizi İnşallah hızlı tren ağına bağlayarak inşası süren şehir hastanesiyle bölgesel bir sağlık merkezi haline getirerek, tarımda olduğu kadar sanayide ve ticarette de önünü açacak projeleri teşvik ederek, 2023 Türkiye’sinin Erzurum’unu inşa ediyoruz. Hepimiz biliyoruz ki, Erzurum’un bugün bulunduğu yer henüz hak ettiği yer değil, bu şehir her alanda çok daha iyisine layıktır, çok daha iyisine sahip olmaya müsaittir, bunu da başaracak olanlar hep beraber biziz.
Devlet gelişmenin, büyümenin, refahın alt yapısını kuracak, o şehrin insanları da bu imkanları kullanarak kendi gayretleriyle, alın terleriyle, kabiliyetleriyle hedeflerine ulaşacaktır, olması gereken işte budur.
Bakınız, bugün açılışını yaptığımız iki tesisten biri kamunun, diğeri özel sektörün. Ama şimdi size bir rakam vereceğim, buna dikkat edin, kamunun tesisi 50 milyon liralık bir yatırım. Fakat özel sektörün yatırım ne biliyor musunuz? 400 milyon liralık bir yatırım.
Karadeniz’in, Kafkasya’nın, İran’ın, Orta Asya’nın giriş ve çıkış kapısı olan bir konumda bulunan Erzurum’un önündeki potansiyel, acaba kaç şehrimize nasip olabilir. Eğer buna rağmen Erzurum’da işsizimiz çok, ticaretimiz zayıf, sanayimiz cılız ise dönüp kendimizi sorgulamalıyız.
Bakınız, İstanbul’da üçüncü havalimanı yapılıyor. Değerli kardeşlerim, enteresandır, bilir misiniz bu havalimanına işçi bulunamıyor. İşsizim diyor, hadi iş, buyur gel. bulunamadığı için ta Uzak Doğu’dan işçi getiriliyor, Uzak Doğu’dan. Buradan sesleniyorum, Uzak Doğu’dan işçi getiriliyor üçüncü havalimanına; niye? İnsanımızda bir de iş beğenmeme hastalığı var. İş var, ama gitmiyor.
Kayseri’nin, Gaziantep’in, Eskişehir’in, Konya’nın, diğer pek çok ilimizin başardığını Erzurum niye başaramasın?
Şimdi kongreleri yapıyoruz, bu kongrelerde 18 ila 25 yaş arası gençlerimiz kız olsun, erkek olsun, yönetimlere alacaksınız diye talimatlarımızı verdik. Onun için gençler, genç kızlarımız, genç erkekler, 18’den 30’a kadar hepinize ana kademede de inşallah kongrede yerler verilecek.
Tarihse tarih, stratejik konumsa stratejik konum, insan gücüyse insan gücü, altyapıysa altyapı, hiçbir eksik inşallah kalmayacak. Tek eksiğimiz Erzurum’u ülkemizin en gelişmiş ilk 10 şehri arasına sokmayı başarma kararlılığı, azmi, dirayetidir. İnşallah önümüzdeki dönemde bu konuda da çok önemli bir mesafe kat edeceğimize inanıyorum.
Kardeşlerim, dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler Türkiye olarak bizi her zamankinden çok daha dikkatli davranmaya, çok daha uyanık olmaya, çok daha güçlü bir duruş sergilemeye mecbur bırakıyor. Türkiye’yi böylesine kritik bir dönemde yönetme sorumluluğunu üstlenmiş kadrolar olarak, önceliğimizin ülkemiz, milletimiz, devletimiz olduğunu asla unutmamalıyız. AK Parti, kendini ülkesinin ve milletinin istiklal ile istikbaline, birliğine, beraberliğine adamış serden geçti’lerin partisidir, bunu böyle bilelim. Sadece kendi istikbalinin hesabını yapanların, sadece çıkar kaygısıyla hareket edenlerin, sadece bireysel kariyeri için mücadele edenlerin bu partide yeri yoktur.
FETÖ ve PKK’yla yaptığımız mücadelede karşılaştığımız durumlar bize Türkiye’nin tehlikelere ne kadar açık bir şekilde yoluna devam etmekte olduğunu göstermiştir. Devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte partimizin içine kadar sızabilen FETÖ ihanet çetesinin, kimi şehirlerimizi çukurlarla bölmeye teşebbüs eden PKK’nın ülkemize verdiği zararı, inanın bana dışarıdan gelen hiçbir ordu, hiçbir düşman veremezdi.
Suriye’nin kuzeyinde oynanan oyunun ülkemizi Ortadoğu coğrafyasından tümüyle tecrit etmenin yanında, daha büyük darbeler için kuşatma projesi olduğunu çok iyi biliyoruz. Kuzey Irak’taki referandum oyunun da aynı projenin bir parçası olduğu çok açıktır. Biz ne Suriye’de, ne de Irak’ta ülkemize doğrudan düşmanlık yapmayan, saldırmayan hiçbir gruba ve kesime tavır almadık, tam tersine elimizden gelen her türlü yardımı yaptık. Kuzey Bölgesel Yönetimi’ne bu ülkeye yapılan ilk müdahaleden beri en büyük desteği Türkiye olarak biz verdik. Yeri geldi canlarını kurtarabilmeleri için yüzbinlercesine sınırlarımızı açtık, yeri geldi tüm kaynaklarının kesildiği anlarda elimizdeki imkanları kendileriyle paylaştık, yeri geldi maruz kaldıkları haksızlıklara karşı dost olarak gördüğümüz ülkeleri karşımıza alma pahasına yanlarında durduk. Bunların karşılığında onlardan hiçbir şey istemedik. Tek beklentimiz, ülkemizin hassasiyet gösterdiği konularda bize saygı duymaları, bize rağmen adımlar atmamalarıydı. Irak’ın toprak bütünlüğüne sahip çıkmalarıydı. Orada Arap kardeşlerimizle, Türkmen kardeşlerimizle bir olsunlar, beraber olsunlar, kendilerinden hep bunu istedik, ama yapmadılar. Çünkü bizim devlet ve millet geleneğimizde zor duruma düşene tekme vurma anlayışı yoktur, ama bunlar vurdular. Geçmişte yaptıklarımızdan asla pişman değiliz. Ama madem artık şartlar değişmiştir, bizim kendilerine eskiden beri her türlü desteği verdiğimiz Kuzey Irak Yerel Yönetimi ülkemize rağmen bir adım atmıştır, öyleyse bunun da bedelini ödeyecektir.
Buradan bir kez daha ifade ediyorum, bu meselenin Kuzey Irak’taki Kürtlerin halklarıyla alakası yoktur. Zira İsrail bayraklarıyla sokakta dolaşmak bizleri ciddi manada üzmüştür. Bu bir şeyi gösteriyor, demek ki, MOSSAD’la bu yönetimin geçmişi bir ve beraberdi, şimdi o da artık bütün ekranlara düştü. Ne yaptığınızın farkında mısınız ya? Tek İsrail destekliyor, İsrail’den başka destekleyen var mı? Yok. Mesele Kuzey Irak’taki diğer kesimlerin, Arapların, Türkmenlerin, Ezidilerin, Keldanilerin, Süryanilerin, bütün onların haklarıyla ilgilidir. Kuzey Irak Yönetimi’nin kendi kafasına göre çizdiği haritadaki pek çok yerleşim yerinde ya Araplar, ya Türkmenler ya da diğer gruplardan bazıları çoğunluktadır. Buraya uluslararası hukuk ne diyor biliyor musunuz? Tartışmalı bölgeler. Kerkük tartışmalı bölgedir, ama bunlar ne diyor? Bunlar diyor ki, Kerkük bizim. Ya sen ne diyorsun? Kerkük’ün tarihinde siz var mısınız ya? Yoksunuz. ("Bir gece ansızın gelebiliriz" sesleri) Aynen öyle aynen öyle.
Şu anda biz komşu ülkeler, İran, Merkezi Yönetim ve Suriye tarafı olmak üzere biz hepsiyle irtibat halinde buradaki olumsuz gelişmelere, evet, hazır olduğumuzu bildirdik. Kuzey Irak Yönetimi’nin kendi kafasına göre çizdiği haritadaki pek çok yerleşim yerinde bu gelişmelere müsaade edemeyiz. Nüfus ve tapu binalarını yakarak kendilerine tabi olmayanları baskıyla, şiddetle, adil ve hukuki olmayan yollarla göçe zorlayarak oluşturulan bir iklimde yapılan referandumu bizim kabul edebilmemiz mümkün değildir. Erzurumluların dediği gibi, kaynayan kazan kapak tutmaz, bunu böyle bilmeleri lazım.
Irak’taki durum Kuzey’de parçalanmayı değil, tam tersine ülkenin birliğinin, beraberliğinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Irak’ı ve Suriye’yi bölmek için her türlü oyunu sergileyen güçlerin kendi ülkelerinde olağanüstü şartlarda elde edebildikleri birliği güçlendirmek amacıyla nasıl büyük bir gayret gösterdikleri biliyoruz. Bağımsızlık başka bir şeydir, müstekbirlerin oyuncağı olmak bambaşka bir şeydir. Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet kurulmuyor, tam tersine birileri tarafından keyifle deşilecek sürekli kanayan bir yara açılıyor. Bu gerçeği görmezden gelmek ne bize, ne Irak’taki Kürt kardeşlerimize, ne de diğer kesimlere hiçbir şey kazandırmaz. Kuzey Irak Yönetimi’nin Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimin, Arap, Türkmen kardeşlerimin, Keldani, Süryani, Ezidi, tüm oradaki dostlarımızın, özelikle Kuzey Irak Yönetimi’nin bu duygusal kararına evet dememeleri gerekir, bu rüyadan uyanmaları gerekir.
Kardeşlerim, AK Parti olarak, Cumhurbaşkanıyla, Hükümetiyle, teşkilatlarıyla, belediyeleriyle sımsıkı bir şekilde kenetlenerek ülkemizi ve milletimizi bu kritik süreçten sağ salim çıkarmakla mükellefiz. Bunun için öncelikle kendi aramızdaki birliği, beraberliği, dayanışmayı güçlü tutmamız gerekiyor. Bunun için teşkilatlarımızda devam eden kongre sürecinden güçlenerek çıkmamız şarttır. Kongrelerdeki değişim, bayrak yarışındaki nöbet değişimi gibidir. Ayrılan arkadaşlarımız takımın bir parçası olduklarını unutmadan her an bir başka görev üstlenmeye hazır olmalıdırlar. Yeni göreve gelen arkadaşlarımızdan beklentimiz ise, devraldıkları emanetin hakkını en iyi şekilde verecek çalışmayı ortaya koymalarıdır. Devre alan-devreden, birbirinizden asla kopmayacaksınız. Onun için hep ne diyorum? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Bu duygularla bir kez daha toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum, çalışmalarınızda başarılar temenni ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.