Cumhurbaskani Erdogan’in “Iskele Sancak Özel” programinda yaptigi konusmanin tam metni
SUNUCU- İyi akşamlar diliyorum, Kanal 7-Ülke TV ortak yayında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırlıyoruz Turgay Güler ve Hasan Öztürk’le birlikte.
Seçimlere artık bir hafta kala bu programı yapacağız ve Sayın Cumhurbaşkanına sorularımızı yönelteceğiz.
Efendim, hoş geldiniz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hoş bulduk, çok teşekkür ediyorum.
Antalya’da sizlere iyi akşamlar diliyorum.
SUNUCU- Sağ olun, biz de size teşekkür ediyoruz tekrar bize vakit ayırdığınız için, değerli vakitlerinizi bizlerle paylaştığınız için.
Antalya’ya çok sık geliyorsunuz, bir ara hatta sayıyordunuz bildiğim kadarıyla, 25-28-30 diye. Saymayı bıraktınız mı bilmiyorum? Bugün miting de epeyce kalabalık ve coşkuluydu gözlemediğimiz kadarıyla. Artı, turizm sezonu, bu sene herhalde çok ciddi beklentiler, rekor beklentileri var, turizm denince de tabi Antalya hemen akla geliyor. Bir Antalya sorusuyla başlatalım programı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, bugün gerçekten Antalya’da muhteşem bir miting yaptık. Tabi İstanbul’dan hareket ederken Antalya’da ciddi bir fırtına, yağmur, böyle buraya gelmiş olduk. Bu arada tabi Antalya’da bu yağmur, fırtınada hasar gören ilçelerimizin sakinlerine de geçmiş olsun dileklerimizi özelikle iletmek istiyorum tekrar. Ama bu zarar vesaire, bunların hepsi bugüne kadar olduğu gibi tekrar varsa ciddi bir şey, bunları Valiliğimiz takip etmek suretiyle bunlar zaten karşılanır.
TURGAY GÜLER- Cana gelmesin.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah, cana gelmesin.
Tabi onbinlerce insan bugün miting meydanındaydı, coşku, heyecan gayet güzeldi. Bugüne kadar da Antalya’da doğrusu yaşadığım bu mitinglerde bunların altında pek kalmadık, sürekli daha ileri daha ileri daha ileri gittik ve bugünkü mitingde de ben bu heyecanı, bu coşkuyu doğrusu gördüm.
Tabi Antalya bizim turizmde hakikaten İstanbul’a adeta yarışan bir kentimiz ve bu yıl öyle zannediyorum ki ciddi manada bir 14 milyon gibi bir turisti Antalya çekecek, öyleye benziyor yılsonu itibarıyla. Ama Türkiye genelinde de zaten turizmde bu yıl 40 milyon gibi bir beklentimiz var.
SUNUCU- Turist sayısı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Turist sayısı itibarıyla. Tabi 40 milyon turist Türkiye’nin nereye gittiğinin en güzel ifadesidir. Hani buna bacasız sanayi tabirini kullanırlar, böyle bir durumdayız. Tabi bunun ülkemiz ekonomisindeki yeri de çok açık, net ortada. Buralara durup dururken gelmedik, yaptığımız altyapı yatırımları, üstyapı yatırımları, bunların hepsi bu işin çok açık, net göstergesidir. Eğer bu havalimanları yapılmamış olsaydı, mesela biz geldiğimizde Antalya’da havalimanı mı vardı doğru dürüst? Ve Antalya’nın havalimanı yolcu kapasitesine cevap veremeyecek noktadaydı, biz hemen anında bir terminal binası daha yaptık ve Antalya havalimanını çok daha rahat hale getirdik. Hatta hatta Belek bölgesine yol yoktu ve ben Başbakan olarak o dönemde bölgenin bütün oradaki turizm sektörü içerisindeki patronların hepsini biraraya getirdim Turizm Bakanımızla beraber, aynı şekilde tam aksi istikamette olan, onları da biraraya getirdik, konuştuk vesaire ve hemen süratle yollarını yaptık ve 1 saat, 1,5 saatte gidilemeyen yere artık yarım saatte, 25 dakikada gidilir hale geldi.
Şimdi bunların hepsi iş bilmeyi gerektiriyor, hakikaten bir aşkı gerektiriyor, ustalığı gerektiriyor. Yani bunları eğer yapamazsanız, böyle bir adım atmazsanız, tabi buralara turist bir gelir, ama bir daha da gelmez. Şimdi öyle bir sıkıntı artık kalmadı.
Tabi bu bir şeyi de getirdi, tetikledi, nedir o? Turizm yatırımlarını tetikledi.
TURGAY GÜLER- Tahsisler çok önemli…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi, o tahsislerle beraber, ha altyapıyı siz yaptıkça tabi geliyor oradaki yatırımcı da hemen ben buraya bir otel yapabilirim diyor ve o otelini de bu şekilde yapmış oluyor.
Şimdi biz tabi Antalya’da olaya sadece turizm olarak da bakmamamız gerekir, yani Antalya’da bütün eğitim noktasındaki yatırımlarımızdan, yani şu anda Antalya’da 5 tane üniversite oldu, buraya durup dururken gelmedik. Hastaneler dediğimiz zaman sağlıkta çok ciddi yatırımlar gerçekleştirdik. Ve en önemlisi de şimdi şehir hastanesinin de inşallah adımını atıyoruz.
TURGAY GÜLER- Antalya’da mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Antalya’da.
Bunun tabi bütün şu anda spor tesisleri noktasında attığımız adımlar var, yani şu anda 33 bin kişilik bir Antalya’nın şehir stadı var, yani burada mili maç oynayabilecek noktaya bile malum geldik. Bunlarla beraber Antalya artık kabına sığmıyor. Eğitimde attığımız adımlar, bütün bölünmüş yollar bunlar, bugün mitingde de söylediğim gibi diğer çevre illerle bağlantılar, otoyollar vesaire. Mesela şimdi Gazipaşa’da da yine oradaki havalimanının açılışını, başladık ve benim döneminde Başbakanlığımda orayı bitirdik ve açılışını da yaptık.
Şimdi şu anda öyle bir talep geliyor ki, yeni bir havalimanı talebi, onun da hazırlıklarına başladık, inşallah onun da, yani yıllık 4 milyon yolcu kapasiteli bir havalimanını da…
SUNUCU- Antalya’nın batı kısmına.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, batısında Antalya’nın, yer filan hepsi belirlenmiş vaziyette, bu adımı da atacağız. Şimdi bunlar eğer hazırlıklar olmazsa, ders çalışamazsa olacak şeyler değil.
SUNUCU- Turgay…
TURGAY GÜLER- Efendim, gündem de Sapanca’da yaşanan, herkesi de çok fazla rahatsız eden bir hadise var, tüm Türkiye’yi rahatsız eden bir hadise var, bir yavru köpeğin patilerinin kesilmiş bir şekilde bulunması. Birkaç saat önce baktığımda sizin de Twitter üzerinden bazı mesajlar verdiğinizi gördüm. Toplum şöyle bir şeyi merak ediyor: İşte en ağır şekilde cezalandırılmasını, çünkü yürek dayanabilecek görüntüler değildi onlar. Tedaviye alındı, ama kurtulamadı o yavru köpek, ama bu konuda gerçekten ciddi bir hassasiyet oluştu toplumda. Ne düşünürsünüz merak ederiz?
SUNUCU- Tweetleriniz de oldu ayrıca bu konuda sizin.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa, bu olayın tabi paylaşılacak hiçbir yanı yok. Öncelikle Sapanca’daki bu olay sonrasında Cumhuriyet Başsavcısı süratle hemen bir soruşturma başlattı ve kolluk kuvvetlerinin ilk tespitlerine göre de, olay günü o bölgede çalışma yapan otluk ve çalılık bölgelerini temizleyen iki iş makinesi bulunuyor ve yavru köpeğin bu iş makinelerinden biri tarafından kazaen yaralanmış olabileceği de yine ihtimaller dahilinde söyleniyor.
TURGAY GÜLER- O operatör gözaltına alındı mı bugün?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sanıyorum alındı, evet.
Fakat ben burada bir şeyi çok açık, net söylemem lazım. O da şudur: Sevgili Peygamberimiz bir gün sahabeyle birlikte yürürken, yolda bir köpek leşi görüyor, yanındakiler biraz farklı bakıyorlar. Köpeğin dişleri de çok güzel. Onlar tabi kokudan burunlarını tutarken, Peygamber Efendimiz o esnada hakikaten cihanşümul bir ifade ortaya koyuyor, ah dişleri ne kadar da güzelmiş diyor.
Bir başka olay, yine Sevgili Peygamberimizin Aleyhissalatu Vesselam, o da çok enteresan, kuşu ölen çocuğa başsağlığına gidiyor. Şimdi biz böyle bir dinin mensuplarıyız, böyle bir medeniyetin mensuplarıyız.
Tabi bu olayda da bunlara bizim böyle mesafeli veyahut da bir müsamaha göstersek, şudur-budur, asla böyle bir şey göstermek mümkün değil. Yani bizim için bu noktada bir insan ölümü neyse, ona da böyle bakıyoruz. Ve konuyla ilgili de bizim aslında attığımız bazı adımlar var. Örneğin 2004 yılında hayvanları korumaya yönelik ilk müstakil kanun olan 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununu biz çıkarttık AK Parti olarak ve Meclisin yoğunluğu nedeniyle gündeme getirilmeyen hayvan haklarıyla ilgili yeni yaptırımları ve düzenlemeleri içeren hükümet tasarısını da inşallah seçim sonrası dönemde süratle yürürlüğü sokacağız.
SUNUCU- Cezası var değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi tabi. Zaten yeni düzenlemeyle kanunun yasak fiillere ilişkin idari para cezalarında önemli oranda bir artışa gidiliyor. Sahipli veya sahipsiz hayvanlara acımasız ve zalimce muamelelerde bulunmak veya eziyet etmek ve hayvanları birbirine zarar verecek şekilde dövüştürmek fiil suç haline giriyor.
Sahipli hayvanlar bakımından sahibine şikayeti üzerinde, sahipsiz hayvanlar bakımından ise Orman ve Su İşleri Bakanlığının yazılı başvurusu üzerine soruşturma ve kovuşturma yapılabiliyor. Böyle bir süreci başlatmış olacağız. Dolayısıyla biz bu işleri sahipsiz bırakmayacağız, çok daha farklı tedbirleri de almanın gayreti içerisinde olacağız.
SUNUCU- Hasan Öztürk…
HASAN ÖZTÜRK- Efendim, bir de yine gündemdeki konu bu Suruç’taki mesele, AK Parti milletvekilinin ağabeyinin öldürülmesi meselesi var. Şimdi burada bölgeden de değişik bilgiler geliyor, daha doğrusu iddialar da var, iki aile arasındaki husumetten kaynaklandığını söyleyenler de var, böyle bakanlar da var. AK Partililerin bu olayı kışkırttığı ya da çıkarttığı gibi iddialar da var. Sizdeki bilgiler nedir, ne dersiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Hasan Bey, biz bir seçim kampanyasının içerisindeyiz. Tabi seçim kampanyalarında bütün teşkilata bizim verdiğimiz talimat, buralarda evleri dolaşın, ziyaret edin, esnafı dolaşın, ziyaret edin. Ben tabi, Allah rahmet etin Mehmet Beye, kardeşi İbrahim Bey bizim orada tabi milletvekili adayımız, şu anda da milletvekilimiz ve bizim kaybettiğimiz yerel seçimde İbrahim Bey bizim Suruç Belediye Başkanı adayımızdır.
Ve ben iki yerde tacize uğramışımdır; birisi Suruç’tur, birisi Hopa’dır siyasi hayatımda. Ve Suruç’ta otobüsümüze yumurtalar attılar; kim? Terör örgütü. Hopa’da yine bir başka…
SUNUCU- Siz oradayken…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben otobüsteyim, ben miting alanına gidiyorum konuşma yapacağım, muhteşem bir kalabalık var, bekliyor. Ve miting alanına yaklaştım, 50-100 metre var, orada bu şekilde yumurtalar attılar. Ki o zaman tabi PKK’nın o bölgelerde çok daha hareketli olduğu dönem.
Bir de, Hopa’da oldu, Hopa’da da DHKP-C benzer bir şeyi yaptı. Orada da benim yanımdaki koruma arkadaşlardan bir tanesi arabanın altında kaldı, yani Rabbim korudu, bize bağışladı, hamdolsun ağır yarayla atlattı, ama ölmedi.
Şimdi bunları biz şu 40 yıllık siyasi hayatımızın içerisinde yaşadık.
Şimdi İbrahim arkadaşımız, bunlar tabi ailece gerçekten teröre karşı mücadele veren yürekli bir aile. Ve burada esnafı dolaşırken, ben İbrahim Beyden bizzat dinlediğim, Başkanım dedi, buraya girildi, siz bizim HDP’li olduğumuzu bilmiyor musunuz, buraya nasıl gelirsiniz? Orada bir ağız dalaşı başladı, başlayınca arkadan ne yazık ki bu silahlar çekildi ve ağabeyimi de arkadan vurdular. Şimdi böyle bir şeyi orada yaşadığını bizzat kendisi anlatıyor. Tabi karşı taraftan da önce 2 kişi vurulmuş, daha sonra üçüncü de hastane ölmüş. Tabi yaralar var, ilk anda 9 tane yaralı vardı, yaralarının bir kısmı malum Şanlıurfa dışına getirildi ki işin sürüncemede kalması engellensin diye.
Fakat tabi bu yaklaşım PKK’nin artık alışılmış yaklaşımı. Hele hele bunlar Şanlıurfa’da böyle bir şeyi hiç hazmediyorlar, çünkü Şanlıurfa’nın bir farklılığı var, onara göre bir özelliği var.
Fakat biz başka bir şey söylüyoruz, özgürlük mücadelesi kendi ülkende kendi kardeşlerine karşı böyle verilmez. Ama bu PKK, kendilerine göre özgürlük mücadelesini ya dağlara kaçırarak verir veyahut da affederseniz mağaralara sokmak suretiyle verir veyahut da işte bizim mimarlarımızı, mühendislerimizi, öğretmenlerimizi biliyorsunuz bilinmeyen birçok yerlere kaçırarak verir. Bu mudur özgürlük mücadelesi? Eğer samimiyseniz, dürüstseniz, öyle Hans’ı, George’u, bilmem neyi arkana almak suretiyle gelip de özgürlük mücadelesi verme. Özgürlük mücadelesinin tek yeri var, sandık, sandıkta özgürlük mücadelesini ver. Biz yanımıza ne Hans’ı alıyoruz, ne George’u alıyoruz, bizim yanımızda sadece milletimiz var, biz milletimizle beraber yürüyoruz ve bunun için de başka bir şeyi bizim aramamıza gerek yok, silah, şu-bu, filan-falan yok. Bizim silahımız oyumuzdur, bizim silahımız imanımızdır, bizim silahımız fikrimizdir, düşüncemizdir. Biz bu işi 40 yıldır böyle yaptık, böyle yapıyoruz. Ama siz arkadaş hala bu yola gelemediniz ya.
Siz, 7 Haziran en önemli neticeydi, 7 Haziran’da neticeyi aldınız, şu anda içerdeki kişi ne diyor? Dökülün sokağa diyor…
SUNUCU- Siyaset yapın mesajı vardı orada değil mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Dökülün sokağa diyor ve 53 tane Kürt kardeşimiz öldürüldü mü orada? Öldürüldü. Öldürenler kimdi? Gene Kürtlerdi. Orada 15 yaşındaki Yasin Börü şehit edildi mi? Edildi ve kurban eti dağıtırken. Öldürenler kimdi? Sizdiniz ya, siz öldürdünüz. Şimdi bu adam Edirne’de cezaevinde kedine bir maske uydurdu, neymiş, oradan cumhurbaşkanı adayı oluyor. Tabi burada aslında yasada bir değişiklik var. Yani HDP kendisine bir başka, böyle tutukluluk veya şu-bu olmayan bir tane aday çıkartamıyor mu? Bu kadar mı bunlarda adaylık noktasında fakirlik var? Eğer bu kadar bunlar fakirse zaten bitmişler.
HASAN ÖZTÜRK- Ama mağdur edebiyatı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bunlar tabi mağduriyeti oynuyorlar, onun edebiyatını yapıyorlar. Ama benim halkım, benim vatandaşım bu oyunu yutmaz.
Bunlar tabi şunu da düşündüler: Büyük ihtimalle Adalet Bakanlığı bu işe müsaade etmez, biz de buradan da… Şimdi tabi Bakan bana sorunca, ne gerek var, bırak.
SUNUCU- TRT seçim konuşması.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. … nasıl oluyorsa bu defa bu yapılmalı. Ama inşallah bu seçimi atlatalım, atlattıktan sonra işe sadece mahkumiyet engel olmamalı, yani tutukluluk da bu işin engeli olmalı…
HASAN ÖZTÜRK- Bunu yasal zeminini mi oluşturacaksınız?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yasal hale bunu getirmemiz lazım.
TURGAY GÜLER- Ama belli başlı suçlarda değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi.
SUNUCU- Tabi bir mağduriyet rolü çıkmasın diye siz özellikle bu TRT seçim kampanyasını yapmalarına gidip Edirne Cezaevinde…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Oradan oy devşirmek istiyorlar.
Düşünün şimdi, CHP’nin adayı gidiyor onu ziyaret ediyor. Nedir bunun anlamı?
HASAN ÖZTÜRK- Sadece ziyaret etmiyor, destek söylemeleri de ar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yalnız o değil ki, diğerlerinin yok mu? Diğerleri de aynı destek söylemlerini yapıyor, bir cumhurbaşkanı adayı nasıl olur da cezaevinde kalır diyor. Şimdi hale bak. Şimdi bu cezaevinde kalan zatın çok daha farklı suçtan olabilirdi, ne olacak? Yani bunlar bunun gerekçesi mi olacak? Ki bunlar bu işin geçmişini aslında çok da iyi bilirler, çok da farklı bir şekilde bunu yaşadılar.
HASAN ÖZTÜRK- Milletvekili seçimlerinde.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Böyle önü açıldı mı işin? Yok. Şimdi burada ne oluyor da size, yani bu terörist örgütlerin arkasında olduğu böyle bir kişi için bunun önü açılsın gayreti içerisine giriyorsunuz?
Ben özelikle de halkıma, milletime şunu hatırlatmak istiyorum: Biz terörle mücadeleyi hakkıyla yapacaksak, dört dörtlük yapacaksak, ben teröre zerre kadar prim vermeyen bu kişilere veya örgütlere karşı 24 Haziran’da benim milletimin gerekli dersi, gerekli cevabı vereceğine inanıyorum.
SUNUCU- Efendim, seçim manifestonuz çok ses getirmişti. Burada tabi en fazla akılda kalan yönü, bir ahdimiz olsun ifadesiyle, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok adalet gibi vaatlerde bulundunuz, daha çok reform vaadinde bulunuyorsunuz. Şimdi 24 Haziran akşamı kazandığınız takdirde, bu ifadelerinizin arkasını nasıl dolduracaksınız, biraz açabilir misiniz? Yani daha fazla demokrasi, daha fazla reform, daha fazla özgürlük derken, birimiz özgür değilsek hiçbirimiz özgür değildir bir gibi bir ifadeniz oldu o manifestoda. Bunun arkasını nasıl dolduracaksınız 25 Haziran’dan itibaren?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Mehmet Bey, bunun arkası boş değil zaten, dolu. Nedir o? Bir defa, daha çok demokrasi dediğimiz zaman bundan ne anlıyoruz?
Bir, bütünüyle bu ülkede hangi inanç grubu olursa olsun, hangi düşünce grubu olursun, bunular istisnasız bu ülkede demokratik haklardan ne yapacaktır, istifade edecektir.
Bakın 2005’te ben Diyarbakır’da ne dedim? Kürt sorunu benim sorunum dedim. Son gidişimde ne dedim? Artık Türkiye’de Kürt sorunu yoktur dedim. Niye? Çünkü biz bu ülkede inkar politikalarını, ret politikalarını, asimilasyon, bütün bunları ne yaptık? Kaldırdık, artık böyle bir şey bizim ülkemizde var mı? Biliyorsunuz biz milli çözüm dedik, milli birlik, kardeşlik dedik ve bütün bunlara davet yaptık, ama ne yazık ki bunların hiçbirisine gelinmedi. Aslında bunların hepsi bunun arkasında ve şimdi işte çukurlar açıldı, şimdi kapatıldı. Bitişik nizam binaların aralarında tüneller kazıldı, o tüneller tamamen yok edildi. Ve bütün bunlarla beraber o Diyarbakır’ın yıkılan Saat Kulesi, cami, yakılan camiler vesaire. Bütün bunlar ve Dicle kıyısında özellikle oralar gayet güzel park-bahçe haline getirildi. Şimdi tabii biz bununla beraber bir adım daha atıyoruz, vesayetçiliği ortadan kaldırıyoruz. Gerek resmi, gerek askeri noktada atılan adımlarla şu anda bizim Silahlı Kuvvetlerimiz, polisimiz, jandarmamız ve güvenlik noktasında hani eskiden korucu dediğimiz köy korucuları, onun biliyorsunuz ismini değiştirdik şimdi, köy korucularının yerine getirdiğimiz güvenlik korucularını, şimdi bunların dördü birbirine o kadar yakın dayanışma, entegre içerisinde ki bunlarla beraber bölgeye şu anda huzur geldi, barış geldi. Şu anda kalkıp da sen benim Diyarbakır belediyesinin önünde artık o annelerin kızlarının kaçırılması olayına şahit olamazsın, artık bu yok ve bu bölgelerde artık annelerin o huzursuzluğu yok.
Sürekli benim yıllardır işlediğim bir konu vardır biliyorsunuz, nedir o? Bürokratik oligarşiyi kaldıracağız. Şu anda bürokratik oligarşi yüzde 100 kalktı mı? Hayır. Ama bürokratik oligarşiyi biz şimdi bu yeni sistemle, yeni dönemde kesinlikle yok edeceğiz. İşte bu nereden olacak? Bizim bu ileri demokrasinin perde arkasındaki inşallah uygulama bu olacak, bunu getireceğiz.
TURGAY GÜLER- Şimdi bu terörle mücadele başarıyla devam ediyor, az önce saydığınız hizmetler geliyor, bir barış, toplumsal bir barış sağlanıyor falan, her şey güllük gülistanlık, yani 30 senesinden çok daha ileride, çok daha güzel bir noktada. Tam bu noktada Sayın Muharrem İnce; adını koyalım, bunun adı Kürt sorunudur diyor. Yani yeniden ısıtmak, yeniden farklı noktalara çekmek, bunu değerlendirmek ister misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir de onlara şunu sormak lazım: Sizin terörle mücadele adına yaptığınız bir şey var mı, bize bunu bir söyleyin.
SUNUCU- Hiç konuşmuyorlar.
TURGAY GÜLER- Programlarında da yok.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hiç hiç. Terörle mücadele adına, hatta FETÖ’yü de bir cümleyle geçiştirmişler. Var mı böyle bir şey? Yok. Daha ne konuşuyorsunuz ya, sizin terör diye bir sorununuz yok bir defa. Ama AK Parti’nin terör diye bir sorunu var. Terörle mücadele eden İsmail Metin Temel Paşayı affedersiniz gündemine getirip apoletlerini sökerim geldiğim günün hemen ertesinde, yani adamın o kadar işleri var ki, hemen geldiğinin ertesinde hemen apolet sökecek. Ya o apoleti sen mi taktın da sen sökeceksin? Ya bu ülke bir hukuk devleti, sen hukuk devletinde ne zamandan beri bu işi cumhurbaşkanlarının yapmaya başladığını gördün. Ben daha böyle bir şeyi şu 3,5 yıllık Cumhurbaşkanlığımda, 11,5 yıllık Başbakanlığımda böyle bir adımı atamadım, sen neye göre atıyorsun bu adımı? Yani bu çırak bile olamamış diyorum ya, bunun bu ülkede neler oluyor-neler bitiyor, bunlardan dahi haberi yok, dersini çalışmamış. Ben hep söylüyorum meydanlarda; yani siz bakkal dükkanınızı çırağa bırakır mısınız? Bu çırak bile değil. Kalkıyor İsmail Metin Paşa’yla alakalı hemen apoleti sökeceğim. Ya bu insan Cudi’de, Gabar’da, bütün buralarda operasyonları yürüten insan ve bir korgeneral. Afrin’de bu işi yürüten o, Zeytin Dalı Operasyonunda komutan bu ve sen kalkıyorsun diyorsun bu. Şimdi aynı şekilde Kandil, Sincar, buralarda bu mücadele devam ediyor. Aynı şekilde daha önce El Bab, Cerablus, buralarda devam etti. Senin bir defa nezaketen böyle bir şeyi söyleme hakkın yok. Bu bizim kahraman askerimize büyük saygısızlıktır. Neymiş, o alkış Erdoğan’a destektir. Onun yanında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Başkanı da var, o da alkışlıyor.
TURGAY GÜLER- Moralim bozuldu dedi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Morali bozulmuş beyefendinin. Ben bir defa, aynı zamanda şu anda iki kimlik taşıyorum. Bir kimliğim de benim Anayasanın amir hükmü gereğince ben şu anda Türkiye’de Başkomutanım ve Başkomutan bu iftar sofrasında bir konuşma yapıyor. İsmail Temel Paşa da Malatya protokolünün bir mensubu olarak orada. Ve onlar da bizim orada ordumuzu teşvik eden ifadelerimizden dolayı da kalkıp alkışlamış diğerleriyle beraber olduğu gibi. Niye seni rahatsız ediyor bu, sen gururlanman lazım. Ve asker-millet aynı masada toplanmış. Daha önce böyle bir şey oluyor muydu? Asker-sivil biraraya gelebiliyor muydu?
HASAN ÖZTÜRK- Geliyordu, ancak şöyle: Askeri vesayetle geliyordu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O ayrı.
TURGAY GÜLER- Brifing için.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Artık böyle bir şey kalmadı, biraraya geliyorlar, beraber yemeklerini yiyorlar. Şimdi bizim en büyük zaten iftiharımız bu, elhamdülillah bunu başardık.
SUNUCU- Kendi işine döndü asker.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Vallaha. Şimdi geçenlerde işte biliyorsunuz, yani geçen derken 1-2 ay oldu, sizlerden de gelenler olmuştu, Hatay’da biliyorsunuz askerlerimizle orada biraraya geldik, sanatçı kesim hep beraber birarada olduk, bunda da çıldırdılar. Çünkü bunlar kendilerinin yapabildiği şeyler değil.
SUNUCU- Darbe yapan askeri mi seviyorlar bu kesimler?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların hayatları hep böyle geçti. Sadece darbe yapan değil, aynı zamanda idam ipini çekenleri de bunlar çok sevdiler, çok alkışladılar.
HASAN ÖZTÜRK- Peki efendim, şimdi bu Kürt meselesi dediniz, o artık yok dediniz, asimilasyon bitti dediniz, artık bölgede bambaşka bir atmosferden bahsettiniz ki biz de gittik şahit olduk, gerçekten değişen bir atmosfer var. Fakat bir de şöyle bir şey var; siz bir cumhur ittifakı kurdunuz ve burada MHP ile beraber yürüyorsunuz. Bölgede Kürt seçmen diye tanımlanan seçmen açısından, bu ittifaka nasıl bakıyor? Siz 1 Kasım’da oradan büyük bir destek gelmişti, yine aynı oranda destek bulacağınızı düşünüyor musunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben çok açık, net şunu söyleyeyim: Her şeyden önce bölgeden az gelir-çok gelir, işin bu noktasında değilim. Biz bu ittifakı niye kurduk? Cumhur kimdir? Cumhur milletin ta kendisidir. Ya biz öyle bir adım atalım ki bu ülkede ayrılık olmasın, gayrılık olmasın, bir birliğin sinyallerini verelim. Zira bizim medeniyetimizin bize yüklediği bir görev var. Ve bu yüklediği görevde de ben tabii Sayın Bahçeli’yle görüşme yaptım, bunun yanında aynı şekilde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanıyla görüşme yaptım, ama öbür tarafta Saadet’le de görüşmemiz oldu ve bu görüşmeler içerisinde netice aldıklarımızla bu yolda biz yürüdük. Ve derdimiz şu: Her şeyden önce ümmetin birliğini sağlayalım, böyle bir adım atalım. Ve bu milli, yerli cumhurun ittifakıyla biz ülkemizde yeni bir dönemi başlatalım, yeni bir süreci başlatalım. Bunun tabii belli yerlerde hazımsızlığı var, bunun farkındayım. Ama aksi olan durum da var. Şimdi siz öyle bir yola giriyorsunuz ki bunun riski tabii ki olur. Ama ben ekonomi tahsili gördüm, hocalarımız bize derdi ki; ekonomi risktir. Ekonomi risk de, siyaset risk değil mi? Siyaset de risktir. Daha ileri gidelim, hayat risktir. Bütün bunları bir defa göreceğiz. Eğer bunları biz bu şekilde gördüğümüz zaman, ha riski göz ardı ettiğinde zaten netice alamazsın. Onun için riski göze alacaksın ve üzerine üzerine gideceksin.
Şimdi biz mesela Diyarbakır’da muhteşem bir miting yaptık, halbuki birkaç ay önce de orada biz kongremizi yaptık. Hem kapalı spor salonunun dışında hitap ettim, hem de salonun içinde ettik, gerçekten muhteşem bir katılım vardı. Şimdi bu mitingde bu sıcağa rağmen o gün 35 bin kişi falan toplanmıştı.
HASAN ÖZTÜRK- Ramazan aynı zamanda.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ramazan. Akşam da 6 bin kişilik bir kanaat önderleriyle iftar yaptık. Onu bile hedefinden saptırmaya kalktılar. Neymiş?
SUNUCU- Prompter.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İşte oradaki Tayyip Hocayı, Tayyip Elçi’yi tekrar masaya göndermemişler, önünü kesmişler. Tayyip Hoca namaza gitmiş, akşam namazına, o esnada ben konuşuyorum. Ben namazı kılıp geldim ve ben tabii Tayyip Hocanın orada korumalar tarafından engellendiğini görünce korumamı çağırdım, ya dedim söyle şuna orada yanlış yapıyor, Tayyip Hoca yerine gelsin.
TURGAY GÜLER- Yanlış bağışlayın, hem prompterı okuyorsunuz, hem salona hitap ediyorsunuz, o arada bir de Tayyip Elçi’yi fark ediyorsunuz…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben prompterı okumuyorum.
TURGAY GÜLER- Hani şimdi birileri hoplayıp zıplar ama, bu alkışlanacak bir şey, bırakın prompterı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Turgay Bey, ben prompterı okumuyorum, prompterı yaşıyorum.
SUNUCU- Prompterdan yararlanıyor…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aynen öyle. Şimdi onlar farklı. Ardından tabii şöyle yaptım: Oradan koruma çekilince geldi, ama benim yerim boştu, fakat Tayyip Hocanın yeri doldurulmuştu. Sonra ben tabii Tayyip Hocaya benim yerimi işaret ettim, o da oraya oturdu. Hemen prompterı okuyamadı, takip edemedi…
TURGAY GÜLER- Bozulunca dondu kaldı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, dondu kaldı falan diyor. Yani bir yerden dokunduracaklar ya, şimdi buradan yakalamaya çalıştı. Sonra tabii olayın gerçeğini, hakikatini anlatınca da oyun bozuldu. Şimdi bunların, bu malum grupların işi hep iftira at, tutmazsa iz bırakır var ya, o değil mi? O, şimdi burada da onu yapmak istediler. Ama o akşam 5-6 bin kanaat önderiyle bizim o iftira yapışımız bunların tabii bütün her şeyini alt-üst ediyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda biz yolumuza devam edeceğiz.
Ama sonunda ben burada bir gerçeği özellikle Kürt kardeşlerime açıklamak istiyorum, bak ben Kürt kardeşlerim diyorum, Kürtler demiyorum, burada bir incelik var. Niye? Çünkü bizim dinimiz “…” Ancak inananlar kardeştir buyuruyor. Ben Kürt kardeşlerimi inananlar olarak görüp onlara kardeşim olarak bakıyorum. Dolayısıyla onlar bizden, biz onlardanız.
HASAN ÖZTÜRK- Onun için başka bir devlet aramasınlar…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onun için de kalkıp da yani bir başka devlet kendilerine aramalarına gerek yok, hatta hatta daha ileri gidiyorum, toprak aramalarına gerek yok, bu toprakta yaşayacaklarsa, zaten bizim garantimiz altındadırlar. Çünkü AK Parti bugüne kadar tüm Türkiye’nin partisi olmuştur. Diğerleri maalesef onlar tüm Türkiye’nin partisi olamamıştır. Onlar ya etnisite üzerine hareket etmişlerdir veya bölgesel kalmışlardır ve ondan sonra da bir yere gitmişlerdir, o da savruldukları yer kavmiyetçiliktir, ama bizde kavmiyetçilik yok. Biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, hepsiyle üzerlerine gittik. Ve bakın bizim mesela özellikle Suriye’deki operasyonlarda dayandığımız şey nedir? 3,5 milyon Suriyeli kardeşimize biz kapılarımızı niye açtık ve bunların kahir ekseriyeti Arap’tır. Ancak bir şey var burada; bakın Kobani’den gelenler de neydi? Onlar da Kürt’tü, biz onlara da kapıyı açtık ve şu anda hala bizim yaklaşık 150 bin Kobani’den gelen Kürt Türkiye’de. Biz Obama’yla da o zaman ciddi manada bir aramızda şeyler geçti yani, sıkıntılı diyaloglar geçti ve biz bunlarda ayrım yapmadık. Yani bu Kürt’tür, bu Arap’tır demedik, niye? Ölümden kaçıyorlar ya, ölümden kaçana biz kapıyı kapayabilir miyiz? Kürt kardeşimi de aldım, Arap kardeşimi de. Şimdi bakın biz El Bab, Cerablus, bu operasyon bitti, 2 bin kilometrekare şu anda kontrolümüz altında, Afrin Operasyonu şu anda 2 bin kilometrekarelik orada da kontrolümüz altında alan var ve şimdi dönmeye başladılar. Yaklaşık 200 bine yakın Suriyeli şu anda geri dönmüş vaziyette, dönmeye devam ediyorlar. Şimdi yapmamız gereken ne? Onların oralardaki yaşam koşullarını hazırlayacağız ki onlar da rahat rahat gidebilsinler. Biz de onların dönüşünü kolaylaştırmak için elimizden gelen bütün adımları atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. Ve bunu da uluslararası alanda da konuşuyoruz, oralarda da buna bir zemin hazırlıyoruz, yani olayı sadece Afrin operasyonuyla, Cerablus’la bitirmedik, çünkü onların gidişini sağlayabilmemiz için onların oradaki sosyal altyapılarını da oluşturmamız lazım. Bunun için Avrupa Birliği ülkeleriyle görüşüyoruz, aynı şekilde Körfez ülkeleriyle görüşüyoruz, bir an önce bu işin önünü açalım.
SUNUCU- Şimdi efendim, yarınlar adına, yani 25 Haziran ve sonrası adına toplumun bizlerden de beklentileri nasıl bir Türkiye yarının Türkiye’si, o bağlamda bir soru sormak istiyorum. Şimdi OHAL’le ilgili aslında dediniz ki seçimden sonra ilk işimiz OHAL’i kaldırmak, böyle bir ifadeniz oldu. Şimdi bunu biz nasıl anlamalıyız? Yani bu son 5 senedir Türkiye’nin başına gelmedik iş kalmadı. Gezi olaylarıyla başlayan bir süreç, 15 Temmuz’da zirveye çıkan bir süreç, sonrasında OHAL, olağanüstü hal süreci. Artık OHAL’in kalkmasıyla bu süreç de bitiyor, Türkiye sağ-selamet düzlüğe çıkıyor, Türkiye normalleşiyor, bu güvenlik tehditlerinden kurtuluyor; böyle yorumlayabilir miyiz? Yani OHAL’in kaldırılacağı taahhüdü Türkiye’nin bu sıkıntılardan da kurtulacağı anlamına geliyor mu?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Mehmet Bey, bak göreve geldiğimizde 2002’nin sonu Türkiye’de OHAL vardı, bak biz 1 ayda OHAL’i kaldırdık, tamam? Ben o zaman partiyi kurmak için Güneydoğu’yu falan dolaşıyorum, bizden ne istiyorsunuz ve o zaman bize dediler ki; OHAL’i kaldırın yeter. Ama o zamanın OHAL’inde ne vardı? O zamanın OHAL’inde bir defa tüm ticari hayat o bölgede durmuştu. Mesela ben Cizre’yi dolaşıyorum o zaman, Cizre’de evlerin bahçelerinde tırlar var, kamyonlar var. Fakat o tırlar-kamyonlar özellikle neydi biliyor musunuz, çürümeye yüz tutmuş, meğerse onlarla o zaman mazot kaçakçılığı yapılıyordu Irak tarafından getiriliyor, ucuz mazot satma işlemleri falan. Dedik ki; biz geldiğimizde bunu halledeceğiz ve geldik, o zaman işte Abdullah Bey Başbakan, hemen süratle OHAL’i 1 ay içinde kaldırdık. Ama bugünün OHAL’i o OHAL değil. Orada kan gövdeyi götürüyordu, öyle bir OHAL’di. Ama şimdi biz o dönemi sıyırdık, o dönemden geçtik ve bizim bu dönemdeki OHAL’in amacı neydi? 15 Temmuz FETÖ terör örgütünün Türkiye’yi soktuğu atmosferden ülkemizi kurtarmak ve terörle mücadelede işimizi kolaylaştırmak. Şu anda biz herhangi bir yerde bir grev duyuyor muyuz?
SUNUCU- Yok.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Üniversitelerimizde bir olay duyuyor muyuz? Yok. Niye? OHAL var. Fakat nasip olursa inşallah 24 Haziran’dan sonra biz tabii ki bu OHAL’i masaya yatırıp kaldırmak suretiyle bu süreci devam ettireceğiz. Bu demek değil ki tekrar bir OHAL gelemez mi? OHAL’in gelmesi sorun değil, eğer OHAL’i gerektirecek bir durum söz konusu olursa OHAL yine gelir, ama niçin gelir? Terörle mücadele için gelir. Çünkü bizim terörle mücadelede bir defa asla bu işi sekteye uğratmamamız gerektirir. Çünkü bizim şu anda en önemli sorunumuz terör, bunu başaracağız. Bunu başardığımız anda işte ekonomi de çok daha iyi bir noktaya gider, eğitim de çok daha iyi bir noktaya gider, ne bileyim ulaşımdı, şuydu-buydu, yatırımlar, altyapı çok daha iyi bir noktaya gider, yani OHAL’i biz burada kullanıyoruz, yoksa vatandaşımın özgürlüklerinde değil, sosyal yaşamda değil. Yani böyle bir şey için onu engelleyen bir unsur olarak OHAL’i kullanmadık ki.
TURGAY GÜLER- OHAL aslında vatandaşa, topluma değmedi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O kadar.
TURGAY GÜLER- Ben 12 Eylül sıralarını biliyorum, işte 5 yaşında, 6 yaşında elimden tutup babam beni götürüyordu, gecenin bir vakti bir yerden bir yere giderken çeviriyorlardı önümüzü, silahlı askerler çeviriyordu önümüzü, sıkıntısını yaşıyorduk, eve döneceksin, eve gideceksin vesaire. Şuna hiç baktınız mı, niye muhalefet ısrarla bu OHAL üzerinde hani bağışlayın deyim yerindeyse, tepiniyor sürekli? Yani bunun arkasında başka bir şey mi var? Sokakta kime sorsanız…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onun arkasında olan şey şu: Acaba biz buradan prim yapar mıyız? Çünkü öyle şeyler gündeme geliyor ki, şunu ben ileri sürersem buradan bir prim yapar mıyım? Çalışılmış dersler değil bunlar, çalışılmış başlıklar değil. Ama biz dersimizi çalışıyoruz, hangi konu ne getirir, hangi konu ne götürür, biz bunu çalışıyoruz. Bakın bu kadar konuşuyorlar, az önce de konuştuk, ya terörle mücadeleye yönelik senin bir tavrın var mı arkadaş, hangisinden duydunuz?
HASAN ÖZTÜRK- Var efendim, apolet sökmek, tavır bu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Hiçbirisinin, bakın bizim dışımızdaki partilerin hangisinin ağzından terörle mücadeleye yönelik bir ifade duydunuz, yok. Yatırımlara yönelik, bakın ya Allah aşkına yatırımlara yönelik ne söylüyorlar? Adam ne diyor? Durduracağım diyor. Kanal İstanbul’la ilgili, ne işi var diyor ya Türkiye’nin Kanal İstanbul’la.
TURGAY GÜLER- Şimdi ben de o soruyu soracaktım, sırası gelmişti. Şimdi çok sıra dışı bir seçim dönemi geçiyoruz, yani ben yaşamadım böyle bir dönem, hatırlamıyorum. Siz karşınızdaki rakipleriniz elinde kazma-kürek yıkmakla meşguller, yani yıkacaklarını vadediyorlar. Nedir? İşte İHA’ya savaş açmışlar, SİHA’ya savaş açmışlar, nükleer santrale savaş açmışlar, üçüncü havalimanına savaş açmışlar, yerli otomobile savaş açmışlar, hepsini, sayabiliriz bunu, bayağı listeyi uzatabiliriz. Sonra, tüm bunları söyledikten sonra, gelince kapatacağım. Hızlı trene savaş açan var mesela, hızlı trene karşı çıkan var, akıl tutulması, aklın alacağı bir şey değil. Sonra bir diğeri, mesela tüm bunları sayıyor, yıkacağım gelince, kaldıracağım vesaire diyor, ama ertesi gün de çıkıp sizi üretim yapmamakla suçluyor, mesela bunu da söylüyor. Ben gerçekten merak ettiğim için soruyorum; zorlanıyor musunuz bu tutarsız, ikircikli, paradoks, hepsi yaşanıyor mesela? Nasıl cevap vereceksiniz? Hızlı trene karşı olan birine nasıl cevap verilir merak ediyorum açıkçası?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Turgay Bey, bunlar leblebi, çekirdek ya. Çünkü bu işin bizim için zor olan hiçbir yanı yok, az önce söyledim bunlar çırak bile değil, biz artık ustalık dönemini falan geçirdik. Ve şu işlerin yani kabili telif değil. Sen bir Kanal İstanbul’a karşıyım diyen bir adamla neyi konuşacaksın? Utanmadan sıkılmadan televizyona davet ediyor. Nedir o? Üzerimizden kalkıp reyting sağlayacak kendine. Biz seni muhatap alır mıyız ya? Biz ne yaptıysak eserlerimizle yaptık. Ziya Paşa’nın güzel bir sözü var: “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” biz eserimizle konuşuyoruz. Her gün gidip geldiği veya memleketine, Yalova’ya gidip geldiği köprü Yavuz Sultan Selim Köprüsü, beyefendi Yavuz Sultan Selim Köprüsünden ne kadar parayla geçtiğini konuşuyor. Orayı beğenmiyorsan ikinci köprüden git, şimdi bak bayramda o da ücretsiz, oradan git. Öbür tarafı da, bir defa biz PPP, yani kamu-özel anlayışıyla yaptık. Belli bir süre böyle, ama belli süre sonra bu köprü tamamen o da diğerleri gibi devlete kalacak. O zaman iki köprüdeki uygulama neyse Yavuz Sultan Selim Köprüsünde de uygulama o alacak. Bunun üzerinden prim yapmanın bir anlamı olabilir mi? Ve ağırlıklı olarak da üçüncü köprünün işlevi daha çok neyin üzerinedir? Ağır vasıtalar üzerinedir. Otomobiller daha çok bir ve ikiyi kullansın diye bunlar yapıldı. Şimdi buradan kalkıp işte bak şurası ücretsiz, burası işte 97 lira veya 114 lira gibi laflar ediyor. Ve ücretsiz olayı zaten biliyorsunuz bizim her bayram yaptığımız uygulamadır. Ama normal zamanda tabii onların fiyatıyla bunun fiyatı daha farklı.
HASAN ÖZTÜRK- Bu uygulama da size ait değil mi Sayın Cumhurbaşkanım, yani bayramlardaki?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O da bize ait.
Bir de şu var: Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün, Osman Gazi Köprüsünün bir defa yapımı milli bütçeyle alakalı değil. Nedir bu? Kaynakların çeşitlendirilmesi teorisiyle alakalıdır, bu teori bize aittir. Dünyada, yani OECD ülkeleri arasında da bu teoriyi işleme sokan biziz. G-20 ülkeleri arasında bu konuda ilk sıralarda yer alan ülkeyiz ve bununla ilgili de ben Antalya G-20’de özellikle bununla ilgili orada benim konuşmam olmuştur. Yani nasıl yapılıyor, nasıl yapıyorsunuz diye bu sorulmuştur bize ve orada bunu anlattım gelen bütün uluslararası liderlere vesaire. Niye? Çünkü uygulamada Türkiye bu noktada çok çok önde. BOT sistemiyle alakalı, yap-işlet-devret, bunu da en ideal seviyede uygulayan yine Türkiye oldu. Sizin cebinizdeki hazır parayla iş yapmak başka bir şey, ama benim milli bütçemde sıkıntı varsa farklı alternatif kaynakların çeşitlendirilmesi noktasında ne yapabiliriz, bunun üzerinde çalıştık. Orada BOT’yi yaptı, BOI’yi yaptık ve bir de PPP, yani kamu-özel işbirliğiyle bir kaynak oluşturduk ve bu kaynakla iş yaptık. Eğer zaten bunlar olmasa biz düşünün 79 sene Cumhuriyet tarihinde düşünebiliyor musunuz yapılan bölünmüş yol 6100 kilometre, ama biz 16 senede buna 20 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik.
HASAN ÖZTÜRK- Ben otomobille geldim efendim, rayda gelir gibi geldim buraya.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah. Bunlar durup dururken olmadı, ama bunu Bay Muharrem de, Bay Kemal de farkında değil. Ben burada özellikle CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, Saadet’e gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, İyi Parti’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; bakın bunları iyi değerlendirelim. Bütün buralardan gidiyorsunuz-geliyorsunuz. Tabii hep şunu söylüyorsunuz biliyorum: Görevinizdi, yaptınız. Eyvallah, görevimizdi yaptık. Ama bizden önce gelenlerin görevi değil miydi? Onlar niçin bunları yapmadılar, onlar niçin bu hastaneleri yapmadılar? Bay Kemal SSK’nın Genel Müdürüydü, hastanelerimizin hali biliniyor değil mi? Savaş Ay’ın rahmetli programında bunlar gayet güzel anlatılıyor, acaba ne yaptı? Hiç. Eğitimde ne yaptı? Hiç. Ya bizim eğitimde sadece sıfır 280 bin derslik yaptık, Cumhuriyet tarihinde yapılanın daha üstünde.
SUNUCU- Sayın Muharrem İnce bağlamında bir soru da ben sormak isterim efendim.
Şimdi ben garibanım diyor, ben Türkiye’nin zencisiyim diyor. Tabii bu durumda da siz, yani yeni Türkiye’nin beyaz Türk’ü siz oluyorsunuz veyahut itilen kakılanlar dün AK Partililerken, bugünün itilmiş kakılmışları CHP’liler oluyor. Yani bu duruş, bu söylemin vardığı yer burası. Ben zenciyim, ben garibanım deyince buraya çıkmış oluyor. Acaba roller değişti mi? Dünün AK Partisi bugün Türkiye’nin beyaz Türkleri haline geldi, itilmiş kakılmışlar da CHP’liler mi oldu diye aklımıza geliyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi arkadaşlar, bakın bu ekranda hiç halkı aldatmaya gerek yok. Türkiye’de beyaz Türklerin kimler olduğunu benim halkım çok iyi bilir. Bir defa ben kıyı kaptanı olan Rize’nin Güneysu’yundan çıkıp gelmiş Ahmet Erdoğan’ın oğluyum. Ve ben yıllarca her türlü mesleği yaptım. İmam hatip okulunda yatılı okurdum, hafta sonları geldiğimde ki biz Cumartesi öğlenleyin gelirdik, Pazar akşamı dönerdik ve o bir günde kalkardım simit satardım. Hafta içi okulda sürekli Cağaloğlu’ndan şimdi markayı söylemeyelim, propagandası olur, kartpostal alırdım, çünkü arkadaşlarım yatılı olduğumuz için hepsi ailelerine kartpostal gönderirlerdi, o kartpostallardan satış yapar özellikle oradan bir kazanım elde ederdim. Bu imam hatibi bitirene kadar hep bu şekilde devam etmiştir. Çünkü babamın bana verdiği haftada o zamanın parasıyla 2,5 liraydı.
TURGAY GÜLER- Ne alınabiliyordu onunla?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İşte bu kartpostal, simit vesaire bu tür şeyler. Ama zaten o kartpostallarla da iyi bir gelir elde ediyordum. Ve imam hatibi bitirdikten sonra ben tabii futbol yaşamında imam hatip ortadan sonra Camialtı’nda top oynadım. Orada parayla oynadım sayılmaz. Ama Camialtı’ndan sonra İETT’ye geçtim. İETT’de artık belli bir maaşla top oynamaya başladım ve oradaki hayatım böyle devam etti. Ve İETT’de top oynarken de evliliğimi yaptım zaten. Ondan sonra benim için yeni bir dönem başladı, o da malum 1980 olayı, darbe, ona yarı darbe diyelim değil mi?
HASAN ÖZTÜRK- Evet.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve o darbede bizi İETT’den attılar. Ve ayrıldıktan sonra da özel sektörde iş bulduk ve özel sektörde de çok anlamlı iş buldum, detaylarına girmeyeyim. Hamdolsun askere yedek subaylığımı yapacağım ana kadar devam ettik, yedek subaylığıma başladığımda yedek subaylıktan aldığım maaşla patronum bana dedi ki, Allah selamet versin, yaşıyor hala, marka da bilinen bir marka, ama onu söylemem lazım, onların da bende hakkı var, Coşkun Sucuklarında çalışıyorum. Söyleyelim ne olacak yani, hakkı var bizde ya.
SUNUCU- Eyvallah.
HASAN ÖZTÜRK- Rekabet Kurulu ve RTÜK bize…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öyle mi? Ne yapacak RTÜK?
TURGAY GÜLER- Ceza kesecek.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne olacak, o kadar para cezasını verin canım.
Ve dedi ki; buradan aldığın maaşın yarısını da askerlik boyunca almaya devam edeceksin.
HASAN ÖZTÜRK- Alicenaplık.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Ve benim yedek subaylıkta aldığım maaşımda düşüş olmadı. Yani ne alıyorsam aynen devam etti. Bunların hepsi tabii kader planının içerisindeki güzellikler, böyle yaşadık. Bitti geldik. Tekrar bir müddet daha aynı sektörde devam ettim. Daha sonra biz ailece tuttuk yine özel sektörde bir markanın distribütörlüğünü aldık ve ona başladık. Artık markayı söylemem. Ve oraya başladıktan sonra bu kendi işimizde, artık buna devam ettik. Ne zamana kadar? Belediye Başkanlığına kadar. Belediye Başkanı olduğumda bir gazete, ismini vermeyeceğim, onun bir köşe yazarı dedi ki; orada Yönetim Kurulu Başkanı olamazsın.
HASAN ÖZTÜRK- Şirkette, aile şirketinde.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aslında mani bir hal yok, ama ben bu defa tuttum Yönetim Kurulu Başkanlığından istifa ettim. Sonra aile meclisinde konuştuk, ben Yönetim Kurulu üyeliğinden de istifa ettim. Ama vuracak ya, oradan onlar vurmaya devam ettiler. Biz tabii artık kale almadık, yolumuza devam ettik. Kardeşim, eniştem beraberce işi yürüttüler.
Şimdi Bay Kemal şunu bilmesi lazım, Bay Muharrem de bunu bilmesi lazım: Ben bu millete efendi olmaya geldim; o size ait, bize ait değil. Biz hizmetkar olmaya geldik, aramızdaki fark bu. Biz bu ülkede yıllar yılı beyaz-zenci ayrımında beyaz Türk muamelesi görmedik, zenci Türk muamelesi gördük. Neyle? İnancımızla, fikrimizle, düşüncemizle. Bizim çocuklarımız imam hatiplerin kapısından çevrildi Bay Muharrem, senin çocukların çevrildi mi?
HASAN ÖZTÜRK- Ama bugün başörtüsü savunuculuğu yapıyor efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi geleceğim ona da. Başörtüsü konusunda savunamıyor da, ben diyor imam hatipte 3 yıl öğretmenlik yaptım. Ya sen öğretmenlik yapsan ne yazar, kim bilir o öğrenciler senden ne eza-cefa çektiler. Çünkü siz bir defa hep uygulamalarınızda başörtüsüyle ilgili mesela Anayasa Mahkemesi’ne gidişleri var. Nerede? Malum o 417 kararında…
HASAN ÖZTÜRK- İmzası var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İmzan var, senin de imzan var, Bay Kemal’in de imzası var, kimi aldatıyorsunuz ya?
TURGAY GÜLER- Öğrencileri bilmiyoruz ama efendim, dershanesinde 10 öğretmenin sigorta primini ödememesi meselesi var, bu konudan yüklü ceza alma meselesi var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya bu ciddi midir?
TURGAY GÜLER- Tabii ki.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Peki, bu ciddiyse niye bunu gazetesinde yayınlamıyorsunuz?
TURGAY GÜLER- Biz, Güneş Gazetesinde vardı bu, manşetten verdik.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne zaman verdiniz?
TURGAY GÜLER- Epeyi oluyor, 1 ay kadar oluyor. CHP’li milletvekili zaten bu konuyu gündeme getirdi, yani bu konuyu ortaya çıkaran kişi CHP milletvekili, eski milletvekili Ali Tezel…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne diye çıkardı?
TURGAY GÜLER- Belgeleriyle çıkardı o konuyu. Yani 10 emekli öğretmeni orada sigorta primlerini ödemeden çalıştırma meselesi, devamında da gelen müfettişi…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O zaman Bay Muharrem oranın patronu, dershanenin.
TURGAY GÜLER- Gelen müfettişi de tehdit etmesi, kovmaya çalışması, bunların hepsini yine bir CHP milletvekili kendisi gazetede de yazdı çizdi bu konuları, itiraz da etmedi zaten kendisi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bakın şimdi bu konu eğer sağlıklıysa…
SUNUCU- Bir cevap versin…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onun cevap vermesi lazım veyahut da ben bunu televizyon programlarında da, özellikle de meydanlarda da halkımla paylaşmam lazım, demek ki halkıma bu tam ulaşmamış. Yani kalkıp da patronu olduğu bir dershanede öğretmenlerin sigortasını ödemediği için burada böyle bir sıkıntı yaşanmışsa, her şeyden önce bir defa onun bu halktan da, o öğretmenlerden de özür dilemesi lazım. Bunların nasıl böyle bir işletmecilik yaptığı ortada, bunların haram-helal diye bir şeyleri demek ki yok.
SUNUCU- Efendim, 2 dakikanızı istirham edeceğiz, hem bir soluklanma anlamında, hem de Ülke TV’de sizin sesinizden ve sizin görüntülerinizle dönen, dönmekte olan klipler var daha doğrusu 10 kadar, bunlardan bir tanesini birlikte izleyelim istiyorum Hem kısa bir soluklanma imkanı da olur, hemen bu klipe dönüyoruz, dönüşte devam edeceğiz efendim.
SUNUCU- Evet, Neşet Ertaş’a da Allah’tan rahmet diliyoruz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Erol Olçok’a da.
SUNUCU- Erol Elçok’a da.
SUNUCU- Ben hatırlıyorum, Neşet Ertaş’ın vefat ettiği gün sizlerle yine bir program yapmıştık Kanal 7-Ülke TV programında, siz de Kırşehir’den intikal etmiştiniz. Bir kere daha yad edelim kendisini.
Şimdi…
TURGAY GÜLER- Bu bağlamda, arada kaldı, Sayın Muharrem İnce, işte Kemal Bey, iki ayrı isim gibi CHP çatısı altında bir propaganda yürütüyor. Yani şöyle: Kemal Bey kendi resimleriyle vaatlerde bulunuyor, ama oysaki aday olarak seçime giren Muharrem İnce. Acaba yeni sistemde başbakanlık olmadığı falan, yani bunlar tam algılanamamış olabilir mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şöyle bir gerçek var…
TURGAY GÜLER- Ben soruyu sorarken zorlandım nasıl formülize edeyim diye ama.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa, Bay Kemal biliyor ki, Bay İnce seçilemeyecek. Şimdi Bay Muharrem seçilemeyeceği için, bir defa koltuk noktasında bir kişiyi ekarte etmiş olacak, bir daha bununla uğraşmayacak. Ama Bay Muharrem de biliyor ki, ben her ne kadar burada elimine olsam da, ben bunun başına bela olacağım öyle veya böyle. Niye? Şimdi kendime bu seçim kampanyalarında bir zemin güçlendirme ve zemin oluşturma gibi bir gayreti olacak, ondan dolayı da bundan sonraki süreçte CHP’nin içindeki bu dalaş çok daha farklı bir şekilde yürüyecek.
Şimdi bizim tabi bütün hedefimiz, bir defa 24 Haziran’ı başarıyla atlatmak. Bunların da tabi derdi seçim değil, koltuk davası, bu koltuğu kim kapar, bunun gayreti içerisinde bunlar bu süreci yürütüyorlar. Zaten Türkiye diye bir davaları bunların yok, millet diye bir davaları zaten yok. Yani ben çok iyi hatırlıyorum, Sayın Baykal’ı ekarte ettiği anda Bay Kemal… Biliyorsunuz ziyaretten döndüğünde gazeteciler aday olacak mısınız diye sorduğunda ne demişti Bay Kemal? Hayır. Hemen ertesi gün, daha 24 saat geçmemişti aklımda kaldığı kadarıyla, adaylığını açıkladı. Ya bunlar akşam bir türlü, sabah bir türlü. Yani bunların Allah bir dediğine inan, çünkü Allah bir, bunların sözlerine inanılmaz. Ama bakıyorsunuz şimdi Bay Muharrem de aynı, yani o da iyi yetişmiş bunların yanında tabi ve o da yalanda çok mahir ve dürüst değil. Yani kalkıp da Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak tescilli kalkıp söylemediğim veya yapmadığım veya bir yalanımı çıkarsın söylesin. Bak Man Adaları dedi Bay Kemal, ne oldu? Mahkeme sonuçlandı, 197 bine ailemiz adına cezalandırıldı. Diğer mahkeme, bir daha bana saldırı yaptı, oradan da 187 bin lira. Şimdi neymiş, AİHM gidecekmiş, oradan umudu var, biliyor çünkü oranın yapısını, onların yapılarını biliyorlar, oradan nasıl olsa diyor bir siyasi karar oradan çıkartırım. Ya çıkarsan ne yazar? Bizim için önemli olan burasıydı, bitti. Ben Türk mahkemelerine güveniyorum; beni Türk hakimlerine emanet ediniz.
TURGAY GÜLER- Şimdi bu adetten oldu, bu kazanılan tazminatlarla sucuk, pastırma ikramları, döner ikramları…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de böyle bir şey yapacağım tabi.
SUNUCU- Ne yapacaksınız?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Nihai karar gelsin. Bir tane değil, çok var. Bu arada tabi inşallah seçimi de hayırlısıyla bir şey yapalım…
SUNUCU- Meydanda…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- En ideali, fakir-fukaraya, garip-gurebaya bunları dağıtmak çok daha isabetli olur. Çünkü sucuk, pastırma vesaire, orada fakir-fukara da olur, öbürü de olur, ama fakir-fukarayı seçerek onlara bunu dağıtmak çok daha isabetli, daha çok daha iyi olur.
SUNUCU- Peki, şimdi bu seçim gündemini isterseniz kısa bir paranteze alıp biraz genel gündemle ilgili birkaç soru soralım müsaade ederseniz.
Yani bir hafta sonra seçim var ama, devamında siz cumhurbaşkanı olarak, işte partiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yine birinci parti olarak devam etme ihtimali çok yüksek görünüyor, anketleri veremiyoruz ama.
Şimdi Münbiç konusunda bir mutabakat sağlandı Amerika Birleşik Devletleri’yle. Orada şöyle bir soru var, bir iddia var; Türkiye Münbiç karışlığında doğu Fırat’la ilgili rezervlerinden vazgeçti. Yani bir nevi al Münbiç’i, ver doğu Fırat’ı. Fırat’ın doğusundaki PKK, YPG varlığına artık göz yumacak Türkiye Münbiç karşılığında diye bir iddia dolaşıyor piyasada. Bir de tabi bu yönüyle Türk-Amerikan ilişkilerinde krizli dönemin sona ereceği, yeni bir başlangıç olarak görebilir miyiz biz Münbiç mutabakatını?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi değerli arkadaşlar, ekranları başında bizi izleyen halkamı da sesleniyorum, bir defa Münbiç’in böyle bir pazarlığı kesinlikle olmamıştır, bunların hepsi iftiradır. Biz bu tür konularda bir defa öyle kolay kolay pazarlığa oturmayız. Kim adına neyin pazarlığını yapıyoruz? Bir defa, Münbiç Kürtlerin değildir, şimdi buradan daha ileri gideceğim, Minbiç ne PYD’nin, ne YPG’nin hiç değildir, yüzde 95 Araplarındır ve korkuyla, tehditle oradan Arapları ne yaptılar? Çıkardılar. Bu süreç ne zaman başladı? Obama döneminde başladı. Obama’nın burada çok büyük haksızlıkları var, bunu defaatle kendisiyle konuştuk, telefonla konuştuk, yüz-yüze konuştuk. Ve bana söz verdi, burada dedi ne PYD, ne YPG kalmayacak, burada tamamen buranın sahipleri olan Araplar buraya yerleşecek: bu olmadı.
Daha sonra tabi Sayın Turmp döneminde de biz bunları yine konuştuk, çözeceğine dair sinyaller verdiler.
SUNUCU- O mu çözdü bu işi, Amerika adına Trump mı idare koydu?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır hayır, daha çözmüş değil.
Bunların tabi Fırat’ın doğusuna gönderilmesi ve buraya da gerçek sahipleri olan Arapların gelmesi. Şimdi bu konuda ben başarıda Pompeo’nun bana göre bir gayreti olduğu inancındayım. Ve hemen bizim Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu’yla birara gelme teklifi geldi ve biraraya geldiler ayın 4’ünde ve koyu görüşerek yol haritası vesaireyi belirlediler. Şimdi bu yol haritası ne oldu? Çalışmaya başladı. Şimdi bu haritaya göre de oradan PYD, YPG boşaltacaklar ve oranın gerçek sahipleri gelip Münbiç’e yerleşecek; şimdi bu işin bir boyutu.
Bir diğer boyutu daha var, o da şu: Şu anda bizim Tabi burayla beraber Irak’ta da gelişmelerimiz var. nedir bu? Kandil. Ve biliyorsunuz şu anda Kandil’in üzerinde biz ısrarla duruyoruz. Orada da ilk adım, biz 20 uçakla orada 10 önemli hedefi vurduk.
SUNUCU- Neydi onlar?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İşte cephanelik vesaire filan-falan.
SUNUCU- Kimse kalmadı Kandil’de diyor CHP sözcüleri mesela.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya bunlar bilerek konuştukları yok, neyi biliyor, kinden haberin alıyor? Demek ki bunlara da FETÖ olayında olduğu gibi herhalde Amerikan istihbaratı bilgi veriyor, ona göre konuşuyorlar.
TURGAY GÜLER- Kandil’den aldığımız istihbarat diyorlar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu diyorlarsa zaten o daha büyük bir tehlike. O zaman benim halkım bunu çok iyi değerlendirmesi lazım. Şimdi Kandil sana böyle bir istihbarat veriyorsa; bir, orası boşaltılmadı aslında, onlar kendilerine göre…
SUNUCU- PKK Kandil’de duruyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Duruyor. Şimdi biz tabi işi bırakmadık ve istihbaratımız çalışmalarını sürdürdü, bu yeni çalışmalarda yeni bilgilere ulaştık, yeni bilgilerle beraber de tekrar operasyonlarımız yaptık ve bu son operasyonlarda oradaki çok önemli bunların toplantı alanlarını vurduk. Şimdi…
SUNUCU- Toplantı halindelerken mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi tabi. Şimdi onların henüz neticesini almadık, ama vuruldukları kesin, bunu ilk defa sizinle paylaşıyorum. Belki bu akşam Silahlı Kuvvetlerin sitelerinde de yayınlanabilir.
TURGAY GÜLER- Konsey gibi bir şey vuruldu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, öyle bir toplantı.
Şimdi buradan gelmek istediğim şey şu: Şimdi bunların bizim için kimlikleri de önemli tabi. Yani şu anda bu noktada adım adım bu işin üzerine gidiyoruz. Sincar bizim için neden önemli? Çünkü Sincar bizim için ikinci bir Kandil’dir. İkinci bir Kandil olduğu için, biz Sincar’da da böyle bir şeyi tespit ettiğimiz anda gereğini yapacağız.
TURGAY GÜLER- Daha önce de vurmuştuk.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Burada Milli İstihbarat Teşkilatımızın yoğun bölgeyle ilgili çalışmaları devam ediyor, bunlar da devam edecek. Kuzey Suriye’de yine aynı şekilde asla bu işte biz gevşemeye gidemeyiz. Mesela İdlib’de de yine mesela El Nusra’nın beli bir bölümüne karşı bir operasyon Rusya yaptı. Biz onlara da gerekeni söylüyoruz, artık diyoruz bizim önümüze engel olmaktan çıkın.
HASAN ÖZTÜRK- Peki efendim, biz şimdi düze inmiş olduk Kuzey Irak’ta. Kara harekatı da olur mu Kandil’e?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Kandil’le bulunduğumuz yer çok çok farklı bir yer. Şimdi bizim tabi Kuzey Irak’ta biliyorsunuz bazı üslerimiz var, şimdi bu üslerin güçlendirilmesi lazım. Ve bunu yaparken de istiyoruz ki Irak Merkezi Yönetimiyle beraber yapalım. Şimdi bir tarafta…
SUNUCU- Temas var mı onlarla?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, var, devam ediyor.
SUNUCU- Barzani yönetimiyle?..
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok, Merkezi Yönetim. Şimdi Merkezi Yönetimde de tabi henüz Mukteda el Sadr şu anda birinci parti olarak çıktı. Nasıl bir hükümet karşımıza çıkacak, henüz onu bilmiyoruz. Yani orada hükümet kurulması işlemleri bittiği andan itibaren, yani eğer Mukteda el Sadr kuracaksa Mukteda el Sadr’la, eğer bir başkası kuracaksa onlarla, bunu diyalogla, dayanışma içerisinde gerçekleştirirsek çok daha isabetli olur.
TURGAY GÜLER- İran da bu dayanışmanın içerisinde yer alacak mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onlarla da bu konuda görüşmelerimiz var. Beraberce bölgenin huzurunu sağlayalım istiyoruz, onlarla da bu şekilde görüşmelerimizi yürütüyoruz, sürdürüyoruz. Çünkü Sayın Ruhani’yle görüşmelerim oldu, istihbaratın karşı mütekabil olarak arkadaşıyla görüşmeleri devam ediyor, bunları da sürdürüyoruz. Bütün derdimiz, bölgenin huzuru için ne yapmamız gerekiyorsa bunu inşallah yapalım, gerçekleştirelim.
HASAN ÖZTÜRK- Efendim, çok önemli bir şey söylediniz, yani bu isimler böyle çok ciddi isimler olma ihtimali var mı Kandil’de vurulanlar toplantı halindeki?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani biz bunu büyük ihtimal olarak görüyoruz.
HASAN ÖZTÜRK- Peki size iyi haberler vereceğim diye bir cümleniz vardı birkaç gün içerisinde…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O işte bu.
TURGAY GÜLER- Yani haberi verdiniz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Verdim yani.
SUNUCU- Sonuçlarını göreceğiz önümüzdeki saatlerde, açıklandıkça göreceğiz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Saat veya gün, belli olmaz, kolay al yerler değil oralar.
SUNUCU- Şu an onun teyidi yapılıyor herhalde sahada.
F-35 savaş uçakları geliyor mu efendim 21 Haziran’da, yani Perşembe günü?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda bir manisi yok. Yani işi Savunma Sanayi Müsteşarlığımız takip ediyor, zaten pilot noktasında gönderildi, orada belli bir eğitim filan da aldılar, takvim çalışıyor. Şu ana kadar da 800 milyon dolar biz onların karşılığında ödeme yaptık ve bu ödemlerimiz de aksamadan devam ediyor. Yani biz bir defa sözleşmemize sadığız, herhangi bir orada da aksama söz konusu değil.
SUNUCU- Savunma sanayi meselesi çok önemli bir mesele, Türkiye bu hem ekonomik anlamda, yani bildiğim kadarıyla 5 milyar dolar civarında yıllık ihracat yapılıyor, artı yerli ve milli ürünlerdeki oran yüzde 60 diyordu, galiba 65’e…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 65.
SUNUCU- 65’e çıktı, ki 2002’de bu yüzde 20’ler seviyesindeydi.
Ben şunu merak ediyorum: Yani diğer ülkelerden de talep olduğu yönünde haberle alıyoruz, mesela Pakistan’ın Atak helikopteriyle ilgilendiği biçiminde. Artı, cari açığı kapatma noktasında…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Pakistan, Katar, Azerbaycan, yani birçok yerden şu anda bu tür talepler gelmeye başladı. Bazı yerlerde özellikle parçalarda sıkıntımız oluyor, yani o sıkıntıları aştıkça daha da ileri inşallah gideceğiz. Yani özellikle bu İHA’lar, SİHA’lar, Atak helikopterleri, yani bu konuda talepler gelmeye başladığı gibi, özellikle tabi bir de orta menzilli silahlarda filan talepler arttı, onların çünkü ithalatında çok rahatız, yani bayağı bu noktada, yani M16’lar filan-falan, bayağı üretimde iyi bir konumdayız.
Bir de şu var: Artık biz tabi özel sektörün önünü de açtık, özel sektör artık bunları seri üretimle devam ettirebiliyor. Yani bizim artık Silahlı Kuvvetlerimizde eski silahlar filan kalmıyor, onlar yavaş yavaş çıkıyor. Şimdi artık bu yeni üretilenler bayağı ilgi, alaka uyandırıyor ve askerimizde bir özgüven meydana getiriyor.
SUNUCU- Dışarıdan da talepler var diyorsunuz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Var.
SUNUCU- ASELSAN Başkanıyla geçen konuştuk mesela, en büyük hedeflerimden biri, ihracatı artırıp işte cari açığın azalmasına katkı vermek demişti Haluk Hoca. Yani bu savuma sanayi meselesini bu anlamda da herhalde cari açığın düşürülmesi anlamında da bir katkısı olacak herhalde eğer o dinamizm devam ederse.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani savunma sanayinin cari açıktaki payı, onu indirmedeki payı çok ileri derecede, 20-65, makas çok büyük, şimdi biz bunu aşağı çektikçe yandığı yer cari açık olacak, orayı da aşağı çekecek tabi.
SUNUCU- Seçim gündemine dönebiliriz.
TURGAY GÜLER- Şimdi bu konu gündeme geldikten sonra, az sonra söyleyeceğim konu, peyderpey bilgileri düşmeye başladı. Ne o? Mesela İstanbul’da bir kütüphane var, hadi ilçesini söyleyeyim, Zeytinburnu’nda, 24 saat esaslı çalışıyor ve öğrenciler randevu alıp gidebiliyorlar oraya. Yani Türkiye’de böyle bir şey var. Randevuyla gidiyorlar, işte orada öğrenciler güzel bir ortamda derslerini çalışıyorlar, kitaplarını okuyorlar vesaire. Ciddi anlamda bir ihtiyaçmış aslında bu, bizim gündemimizde yoktu ama, sizi gündeme taşıdınız. Sonra Kıraathane ifadesiyle telaffuz ettiniz ve bir anda, mesela Sayın Muharrem İnce bir magazin meselesine dönüştürdü bu konuyu, ama… Biraz açabilir miyiz bu konuyu? Bunun arkasında başka bir gerçek var, mesela ailelerden bakıyorsunuz, mesela gazeteye de telefonlar geliyor, bu anlamda mailler falan atıyorlar, şunu söylüyorlar: Ya çocuğum sokakta elinde telefonuyla şu site, bu site gezeceğine okusun, bir ortam bulsun, ders çalışamıyor. Özellikle bu FETÖ’cü dershanelerin kapanmasından sonra başka bir durum ortaya çıktı. Bunun için değerli buluyorlar. Siz de bu niyetler mi ya da başka neler var bu kıraathaneler meselesiyle ilgili?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabi rejide var mı bilmiyorum. Şimdi İstanbul mesela bu arada çok önemli iki kazanım elde etti, birisi Zeytinburnu’nun bu yaptırdığı, Allah rahmet etsi, Turgut Hocanın bir projesi o. Ve gerçekten o proje gayet güzel oldu, şu anda 17 bin cilt orada kitap var. Bu tabi daha fazla artabilir, ama 800 metrekarelik bir alanda bu yapıldı. Doğrusu projeyi ben de çok beğendim.
Ama ben bu arada ondan bir hafta kadar önce orayı ziyarete gittiğimde Ankara’da mimar arkadaşlar böyle bir çalışma vermiştim, şimdi onlar da çok güzel bir proje ortaya koydular, işte 150-200-400-600-800 gibi alternatif projeler ve bunları biz Türkiye’nin genelinde bütün illere süratle yapacağız.
Aslında İstanbul’da çok daha güzel bir proje daha var. Tabi o bilmiyorum var mıdır rejide, o da Beyazıt’taki Millet Kütüphanesi var ya, var mıdır o sizde bilmiyorum?
SUNUCU- Olması lazım, görüntüleri arkadaşlar getirsin bir taraftan.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani varsa, o tek kelimeyle muhteşem. Yani şimdi çalışmaların içerisine inşallah alacağım.
Bu Merkez Efendi’de bu, Zeytinburnu Belediyemizin yaptığı. Şimdi bundan mesela Bay Muharrem çok çekiniyor, çok korkuyor. Buraları bunlar kumar haneyle karıştırdılar. Erdoğan diyor kıraathane derken diyor, onlar hala ordalar, iskambil oyna, zar atma, ondan okey taşları filan, herhalde onu anlıyor. Kıraathanenin manasını öğren ya, kıraat okuma, hane, okumaevi.
Şurada işte ders çalışan gençleri görüyoruz kitapların önünde. Şu hava bile insanı o sokağın malum halinden kurtarıp kendini nereye veriyor? O genç kendini tamamen okuma dünyasına veriyor.
SUNUCU- Sizin kıraathane dediğiniz bu, şu görüntüler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu, okuma evi.
TURGAY GÜLER- Ben buraya gittim, gördüm orayı, geçen seneydi zannediyorum…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben yeniden öğrenci olsam dedim.
TURGAY GÜLER- Bir de şu: Şimdi Sayın Muharrem İnce’ye şey yapayım, burada bu öğrencilerin bir süre sonra mideleri kazınacak, ders çalışıyor. Çıkıyorlar, sıcak çorba ikram ediliyor, birtakım yiyecekler veriliyor pratik hemen orada, gelip orada derslerine devam ediyorlar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi çorba benim doğrusu aklıma gelmemişti. Ben kızımın bana Amerika’da okurken, ben arardım kendisini geç vakitlerde filan, kızım neredesin? Baba, kütüphanedeyim. O üniversitenin kütüphanesine gidermiş. Sonra ben kızıma, ya nasıl bir yer kızım bu kütüphane filan derdim. Benim de tabi imam hatipte kütüphanem vardı ama, böyle bunlarınki gibi değildi. Ondan sonra dedi ki, baba, bizim kütüphanemizin içinde işte internetinden tut kekine, kahvesine, çayına varıncaya kadar her şey var.
TURGAY GÜLER- O kek meselesi oradan geliyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi. Ama o tabi keklik anladı.
SUNUCU- Aileden de hafif bahsettiniz, Sayın Hanımefendi Emine Hanım, ailenizden, çocuklarınızdan böyle fikri anlama taktikler alıyor musunuz seçim döneminde?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Almaz olur muyuz canım? Kızlar zaten hepsi bu işin içinde, oğlum ha keza Bilal bu işin içinde, ağabeysi de tabi televizyonlardan adım adım takip ediyor, ondan sonra eleştirilecek yerler nedir, ne değildir, bunları tabi söylüyorlar. Dolayısıyla o katkılarla beraber yürüyoruz.
Mesela geçen Rize’deki programda küçük kızım o da bizimle beraberdi, orada mesela bazı şeylerde özellikle programın akışına onun da müdahalesi oldu, ya baba, şunu şöyle yapsak nasıl olur, bunu böyle yapsak nasıl olur filan-falan. Biz de onları uyguladık orada akşam. Şimdi bunun dışında da tabi bazen bakıyorsun elbise giyimlerimizi beğenmedikleri oluyor, şu olsa daha iyi olur, bu olsa daha iyi olur filan diye. Çünkü aile bir defa işin içinde, yani şu anda benim alimde işin dışında olan yok. Yani Bilal tamamen vakıf, aynı şekilde büyük kızım hakeza öyle, küçük kızım o da öyle. Dolayısıyla bunlar şimdi hepsi bu işin zaten içindeler, ayrı kalmaları mümkün değil ve sürekli de bunları birlikte takip ediyoruz. Fakat Beyazıt olsa varsa, o nefis bir şey.
SUNUCU- Beyazıt’ı getirelim arkadaşlar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Var mı acaba?
SUNUCU- Olması gerekiyor efendim. Beyazıt Kütüphanesinin, kıraathanesinin sunumuyla ilgili.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Millet Kütüphanesi derdik oraya biz.
SUNUCU- Biz giderdik orada çalışırdık zaman zaman.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Orası restorasyonu vesaire hepsi yapılmış ve şimdi çok da muhteşem bir hale gelmiş. Ben onu şimdi projeyi çıkartacağım, gerekirse onu da bu çalışmanın içine katacağım.
HASAN ÖZTÜRK- Şimdi aile dedik efendim de, bu söyleşiyi yapacağımızı öğrenince, bu yıl ilk defa oy kullanacak kızıma dedim ki; Cumhurbaşkanımız karşında olsa ne sorardın diye sordum. O da şöyle dedi: Baba, o kadar koşturuyor koşturuyor, ama ailesine ne zaman vakit ayırıyor diye merak ediyorum, onu sormak isterdim dedi. Şimdi anladığımız kadarıyla aile de sizinle beraber olunca biraz, hep beraber misiniz, yoksa özel bir, hayır siyaset konuşmayacağız, artık aile…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır hayır, öyle bir şey yok, siyaset konuşmamak diye bir şey olur mu ya? Biz siyaset konuşurken dinleniyoruz.
HASAN ÖZTÜRK- Peki, şunu da çok merak ediyorum efendim: Birçok hedefler var, Türkiye’nin hedefleri var, sizin hedefleriniz var, ama buna karşılık da birçok direnç var, mücadele var…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hasan’cığım, sözüne bir parantez açayım mı; şimdi ben şu köpek meselesini kızımdan öğrendim, onlar ilk müdahaleyi yaptı.
SUNUCU- Bu konuya girmeliyiz…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Girmenin ötesinde…
SUNUCU- Devreye girmeliyiz anlamında.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi benim büyük oğlumun bir tane köpeği var, dünürümde zaten köpek çok, bana hediye edilen köpekleri de ben ona veriyorum, çiftliğinde, bayağı yani Türkiye’nin o cins köpekleri, yurt dışından aynı şekilde gelen köpekler. Ve mesela bizim şimdi malum Sivas’ın Kangalı meşhur, Aksaray’ın Akbaşı meşhur, onun patileri falan felakettir, vurdu mu götürür, hiç şakası yok. Ondan sonra yine aynı şekilde Japonların köpekleri var, böyle görüntüde küçük, ama böyle çok çok sevimli, onlar da gücü-kuvvetiyle çok farklı. Bu tür köpeklerle falan, özellikle büyük oğlum onlarla çok haşır neşir oluyor.
HASAN ÖZTÜRK- Bu kadar hedefleriniz varken, elinizde bir sihirli değnek olsa çarçabuk hemencik yapmak istediğiniz nedir, onu çok merak ediyorum efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Soru öyle pek de kolay bir soru değil ya.
HASAN ÖZTÜRK- Yani bir anda yapmak istediğiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben sihirbazlıkla uğraşmam ya, planımızı arkadaşlarımızla oturup yapmak ve açıkladık zaten bunu. Ne dedik? Bir, eğitim. Eğitimde atmamız gereken adımlar var, onun için bu sihirli değnek dediğiniz şey, onu koyalım bir kenara da, özellikle kültür ve sanatta çok ciddi mesafe almamız gerekiyor, burada açığımız var. Bunun için ben bu dönemde ne yaparlarsa yapsınlar dedim bir adım atacağım. Nedir o? Taksim’deki AKM’yi yıkacağım ve bunun yerine o daha önce vadettiğim opera binasını yapacağım. Ve projeyi biliyorsunuz oranın gerçek müelliflerine yaptırdık ve şu anda yıkım bitti. Geçenlerde gittim bir gece, o yıkılmış halini gördüm, şimdi inşallah 24 Haziran’dan sonra da biz yeni proje zaten hazır, onun animasyonunu göstermiştim biliyorsunuz, şimdi o animasyon üzerinden inşallah Taksim Atatürk Kültür Merkezi ki bunu opera olarak şimdi şey yapacağız, fakat muhteşem bir proje oldu. Onu oraya yaparak Taksim Meydanını ayrı bir zenginliği inşallah onunla kazandıracağız.
SUNUCU- Son hemen kısa bir soru alalım, bitti.
TURGAY GÜLER- Kısa mı, tamam.
SUNUCU- O zaman ben şu son soruyu sorarak isterseniz kapatalım. Bedelli askerlik konusu seçimden sonra öncelikli konu gündem maddesi olarak ele alacağınızı söylediniz, Sayın Başbakan da 5 milyon kişiye bir şekilde dokunan bir konu olduğunu söyledi. Bir takvim, tahmini bir takvim vermeniz mümkün olur mu efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bununla ilgili takvimi ben verirsem bir defa yanlış olur. Bunu benim başkan olduğum anda çalışacağım insan kimdir veya çalışacağım insanlar kimdir? Birinci derecede Genelkurmay Başkanımdır ve Milli Savunma Bakanımdır, onlarla beraber bunu tabii ki müzakere edeceğiz, tartışacağız. Şu anda bir defa ihtiyaç var mı-yok mu; bu bir.
İki; şu anda biz terörle mücadele ederken bunun zamanlamasını nasıl yapacağız? Çünkü bir tarafta terörle mücadele var, bir tarafta da bedelli askerlikle siz terörle mücadele noktasını bir kenara koyuyorsunuz, onun için bu hassasiyeti göz önüne almamız lazım. Bu hassasiyet içerisinde bedelli askerlik ne zaman çıkabilir? Hemen geldik ertesi gün bunu çözelim; yok, böyle bir şey, ben diğerleri gibi bir adım atmam. Ama burada bir birikim var, bu birikimi de biliyoruz, dolayısıyla biz şimdi Bay Muharrem gibi bu işin dışında değiliz ki, elimizde de bir birikim var, bunun beklentisi var. Yurt dışından var, yurt içinden var. Biliyorsunuz bunun rakamı bir defa çok çok cüzi bir miktara da indirdik. Şu anda bu kapıyı zaten açtığımız zaman buraya ciddi bir huruç harekatı olacaktır. Aslında burayla ilgili tabii atılacak çok farklı adımlar da var. Onun için ben Genelkurmay Başkanıma da söyledim, Milli Savunmaya da söyledim, biz bu yeni düzenlemeleri Silahlı Kuvvetlerle ilgili çok daha farklı ele almamız lazım.
TURGAY GÜLER- Profesyonel askerlik gibi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Profesyonel askerliğe zaten biz peyderpey geçmiş vaziyetteyiz ciddi manada. Ama bir de sürelerle ilgili, mesela üniversite mezunlarının durumları ne olacak? Bunlar biliyorsunuz bir ara işte 12 aya falan düştü, 6 aya düşürülenler oldu. Bunların hepsini yeniden Silahlı Kuvvetler bunları masaya yatıracaktır. Milli Savunma Bakanlığı bu işin birinci dereceden zaten sorumlusudur. Bunların üzerinde çalışmalarımızı yapacağız. Bunu böyle bir popülist düşünceyle bana göre siyasi polemik konusu yapmamalıyız…
SUNUCU- Oy kaygısıyla…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, hele hele terörle mücadelenin yapıldığı bir süreçte bunun bu şekilde gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum.
TURGAY GÜLER- Yalnız bu akşam bereketli bir akşam oldu, ikinci son dakikayı daha mı verdi Sayın Cumhurbaşkanımız, ben mi yanlış anladım? Askerlikte süre kısalabilir.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O zaten kısaltıldı biliyorsunuz.
TURGAY GÜLER- Biraz daha mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biraz dahası olmaz da, bu noktada…
TURGAY GÜLER- 12 ay-6 ay gibi…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu noktada 12 aylık var, 6 aylık var, yani bunların hepsini… Ben kendim 16 ay askerlik yapmışım ve bunu yedek subay olarak yapmışım. Yani şu anda Silahlı Kuvvetlerimiz, Genelkurmay olarak bu konuyu beraberce onlarla müzakere ederiz, çalışırız, ondan sonra olması gereken neyse onu yaparız.
SUNUCU- Efendim, çok teşekkür ediyoruz çok kıymetli, değerli vakitlerinizi bizlerle paylaştığınız için.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben özellikle çok çok teşekkür ediyorum.
TURGAY GÜLER- Bizler de teşekkür ederiz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve tabii özellikle bir şeyi buradan duyurmak istiyorum; ekranları başında bizleri izleyen gerek yurt içi-gerek yurt dışı, özellikle yurt dışındaki vatandaşlarıma şunu duyurmak istiyorum: Aman sandığı ihmal etmeyin, bu sandık bizim demokrasi namusumuzdur, bunu muhakkak korumamız lazım.
Yarın İstanbul Yenikapı Meydanında saat 17:00’de bizim malum Büyük İstanbul Mitingimiz var. Büyük İstanbul Mitinginde İstanbullu hemşehrilerimle biraraya geleceğiz.
Ve bir diğeri; tüm milletimin, İslam aleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum ve nice bayramlara Allah bizleri sağlık, sıhhat, afiyet içerisinde kavuştursun diyorum. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun diyorum ve tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyorum.
Sağ olun.
SUNUCU- Tekrar teşekkür ediyoruz efendim, sağ olun.
Efendim, Antalya’da İskele Sancak özel yayınında ve Kanal 7, Ülke TV ortak yayınında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladık, bizi izlediğiniz için de sizlere teşekkür ediyoruz. Bizler de Ramazan Bayramınızı tebrik ediyoruz.
Ayrıca, bu yayın imkanı sağlaması konusunda bize destek olan Antalya Kepez Belediyesine de teşekkür ediyoruz.
Bir başka yayında görüşmek ümidiyle hoşça kalın.