Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Beykoz’da halka hitabinin tam metni

 

Beykoz, bir başkasın Beykoz.

Bütün hanım kardeşlerimi, bütün beyefendileri, sevgili gençleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun.

Ve bizi biz yapan değerlerle beraber geleceğe yürüyoruz. Ne demiştik başta? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece.

Şimdi üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir dönem, nedir o? Şu anda şehitlerimizle beraber Afrin’deyiz, şehitlerimizle beraber tüm bu topraklardayız, gazilerimizle beraber yürüyoruz. Ama şunu unutmayın: Ne şehitler eksik olacak, ne gaziler eksik olacak. Hele hele bu değerler üzerinde şehitlerin eksik olması mümkün değil. Niye? Rabbimiz ne buruyor, esteizü billah bismillah, “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz anlamazsanız. Dolayısıyla bizler de şehitler niye var demeyim yanlış olur, çünkü Sevgililer Sevgilisine en yakın makam. Ve şu anda o yola çıkanları biliyoruz. Akif ne diyor: “Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.”

Biz Çanakkale’de böyle gürlemedik mi? Daha üniversitenin ilk yılarında yola çıkan gençlerimiz Çanakkale’de şehit olmadı mı? Bu şekilde yola çıkan bu millet Çanakkale destanını yazmadı mı? Öyleyse ben şimdi size tavsiye ediyorum, ne yapın yapın muhakkak ama muhakkak Çanakkale’ye gidin, o şehitlerimizin kabristanlarını görün. Oraları görürsek ders alırız.

Her yıl bakınız 24 Nisan’da ta Yeni Zelenda’dan, Avustralya’dan ziyaretçiler geliyor biliyor musunuz? Kime? Anzak’lara geliyor. Anzak’lara orada verdiğimiz mücadelede hep şunu söylüyoruz: Ya ne işiniz vardı sizin burada? Ta oralardan buraya niye geldiniz? Niye olduğunu anlıyorsunuz değil mi? Gazi Mustafa Kemal ne dedi? Siz de, biz de burada aynı gaye için varız, ama ayrıldığımız bir yer var, buna rağmen sizi misafir olarak kabul ediyoruz ve şu anda siz ev sahiplerinin, evet, aguşundasınız. Böyle bir millet olur mu ya? Ve destanı biz yazdık, ama şimdi onları da burada misafir ettik.

Şimdi Çubuklu, konuşmamdan sonra arka tarafa gelin.

Peki, benim Çubuklu’da top oynadığım zamanların hakkını bana kim verecek? Ya bizim Mustafa yaşıyor mu? Çok selam söyleyin tamam mı?  Ah ah, ne günler geçirdik oralarda.

Konuşacağız, tamam.

Fakat ben de diyorum ki, siz de Beykoz’a sahip çıkın, tamam. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve inşallah Beykoz’umuza bugüne kadar yaptığımız hizmetleri aynen arttırarak devam ettireceğiz.

Ve şimdi hedefimizde, bir, dün-evvelsi gün Küçüksu Çayırına geldim, Büyükşehir Belediye Başkanı, yanımda Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Beykoz Belediye Başkanı, beraberce orayı şöyle bir gezdik ve orada eski günleri hatırladım. Benimle aynı kuşak olanlar veya biraz daha genç olanlar hatırlar, hani o meşhur mısır kazanları vardı ya, hatırlıyorsunuz değil mi? Ben diyorum ki, o mısır kazanlarını yeniden kaynatmaya var mıyız? Bu bir.

İki; istiyorum ki Beykoz o Küçüksu Kasrının önündeki o alanı bir mesire yeri haline yeniden getirelim, altına otoparkımızı da yapalım, çünkü oralarda ciddi manada park sıkıntısı var, onu da giderelim ve süratle Sayın Başkan, bu yaza biz orayı yetiştireceğiz. Çünkü o mezbelelik alandan kurtulmamız lazım, Beykoz da oraya layık değil. Beykoz çayırı bir düzenlenmişti, şimdi son halini bilmiyorum, güzel mi? Aynı şekilde burayı da yapmamız lazım. Çünkü burası sadece Beykoz’a hitap etmiyordu biliyor musunuz? Ya ben ta Kasımpaşa’dan buraya pikniğe geliyorduk be. Zaman oluyor Beykoz’a geliyorduk, zaman oluyor Küçüksu’ya geliyorduk ve orada da aynı zamanda maçlarımızı yapıyorduk ha, orada da saha vardı, bir de Spor Akademisinin daha sonra yapılan sahası vardı, oralara da geliyorduk. Dolayısıyla buraların çocuğu olmak kolay değil.

Zaten arkamdaki Paşabahçe Stadyumunun dili olsa da konuşsa, ne günler geçirdik.

Gençler, onun için size ayrıca bir yük daha düşüyor.

Kardeşlerim; şimdi sizinle bu hasbihali yapıyorum ama, asıl hasbihali içeride yapacağız. Niye? Bugün burada aynı zamanda AK Parti Beykoz Teşkilatımızın Olağan Kongresini yapıyoruz. Ama sizinle hasbihal ederken…

İmar konusunda değerli kardeşlerim, sizlere tapular dağıttık. Şimdi iyi, güzel de, her şeyi hukuk içinde halledeceğiz değil mi? Şimdi mahkemenin aleyhte karar verdiği şeyleri bizim düzeltmemiz mümkün mü?

Bir dakika değerli kardeşlerim…

Kimden geliyor bu yazı?

Belediyeden yazı gelmez, yargıdan gelir.

Değerli kardeşlerim; şimdi birbirimizi aldatmaya gerek yok, bak tapu senin elindeyse bal gibi de yaparsın. Tapusu olan…

Bırak müteahhidi, müteahhide niye veriyorsun işini? Bu işe biz gerekirse Büyükşehir Belediyesi olarak gireriz, KİPTAŞ olarak bunu yaparız. Vermeyin müteahhitlere vermeyin. İşte Büyükşehir Belediye Başkanı burada, ben talimatı kendisine veriyorum, KİPTAŞ eliyle bunları yapalım. Çünkü bir kısım müteahhitlere bunu verdiğiniz zaman her numarayı yaparlar.

Ama diğer konuya gelince değerli kardeşlerim; bazı yerlerde biliyorsunuz geçmişten oraların tapulu olan kişileri çıktı. Bu dağıtılan tapularla alakalı değil. Dağıtılan tapularla ilgili olarak sizler rahatlıkla, Büyükşehir Belediye Başkanım da burada, talimatı kendisine veriyorum, bununla ilgili olarak İlçe-Büyükşehir-KİPTAŞ 3’lüsü olarak bu işi yaptıracağız, tamam. Kimsenin doluşuna gelmeyin, oyununa gelmeyin. Hele hele Bay Kemal’in oyununa hiç gelmeyin, o çünkü bu işlerden anlamaz. Onun anladığı tek şey var, SSK döneminde devlet hastanelerinin hepsini ne hale getirdiğini biliyorsunuz. O hastanelerde, Allah rahmet etsin, Savaş Ay’ın programında da izlemiştik biliyorsunuz, o hastanenin halini gördünüz, nasıl mezbelelikti. Ama şimdi bizim yaptırdığımız hastaneleri de görüyorsunuz, daha iyi olacak.

Şimdi ben diyorum ki, sizi ben değerli kardeşlerim; makam, mevki, hemşehrilik, bunlardan dolayı sevmiyorum, sizi ben beni yaratan Rabbimden ötürü seviyorum, o kadar. Ve ayrım yok, çünkü biz tek milletiz, tamam, 81 milyon tek milletiz. Mesela Beykoz denilince burada Karadenizli nüfusu bayağı ağırlıktadır değil mi? Ben de Karadenizliyim, ama ayrım yapamam, kim olursa olsun yapamam. Niye? Ya ben sizi yaratan Rabbimden dolayı seviyorum, çünkü hepsini benim Rabbim yarattı. Onun için de biz ne olacağız? Bir olacağız...

Bir olacağız... İri olacağız… Diri olacağız… Hep beraber kardeş olacağız… Ve birlikte Türkiye olacağız… O zaman bizi kimse bölemez, ne terör örgütleri bölebilir, ne şunlar, ne bunlar.

İşte Fırat Kalkanında bölebildiler mi? Afrin’de bölebildiler mi? Bak ne oldu şimdi? Afrin’de bugün itibarıyla 4 bin 187 teröristi etkisiz hale getirdik. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Beslerderesi’nde, nereye kaçarlarsa kaçsınlar, ne dedim? İnlerine gireceğiz dedim. FETÖ’nün de inlerine girdik mi? Dünyanın değişik yerlerine kaçtılar, 80 taneyi dışarıdan topladık getirdik. Feto, seni de getireceğiz, er veya geç getireceğiz. George seni bir yere kadar saklar, bir yerden sonra bıktım ulan senden der, o da seni bırakır ve ondan sonra geleceksin, çünkü sen bu ümmeti parçaladın, bu milleti parçaladın. Bu milleti parçalayana, bu kadar şehitlerimizin kanını biz yerde bırakmayacağız, hesabını soracağız; buna var mıyız?

Öyleyse Rabia’mızı şöyle bir kaldıralım.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Bayrağımız malum, başka bayrağımız yok.

Kardeşlerim; bütün bunlarla beraber biz şimdi çok farklı bir yolculuktayız ve bu yolculukta bizi bölmek isteyenlere biz fırsat vermeyeceğiz. Onun için de sizden, tüm hanım kardeşlerimden kapı-kapı dolaşarak inşallah AK Parti çatısı altında toplanmaya bütün kardeşlerimiz davet edelim.

Gençler, üniversitelerde, lisede gençlerimizi kucaklayalım ve onlarla beraber olalım.

Ana kademe, aynı şekilde dolaşacağız, çalışacağız, gayret edeceğiz ve inşallah zaferi de yakalayacağız. Çünkü bu seçimde ne var? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi var, Türkiye dönem değiştiriyor. Ve değerli kardeşlerim, inşallah hayırlısıyla bu seçimle farklı bir döneme giriyoruz ve Türkiye artık bir zihniyet değişimini yaşıyor. Bu zihniyet değişiminde kararı siz vereceksiniz.

Bay Kemal CHP’si, onlar zihniyet değişiminden yana değil, hiçbir zaman olmadılar ki, gene olmayacaklar. Ama biz artık bu makus talihi değiştireceğiz. İnşallah Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartacağız.

Kardeşlerim, görev geldik, IMF’e borç neydi? 23,5 milyar dolardı. 2013’te ne yaptık, sıfırladık değil mi?

Merkez Bankasının döviz rezervi neydi? Sene 2002 27,5 milyar dolar. Şimdi ne? 120 milyar dolar, bak nereden nereye, büyüyen bir Türkiye var.

İhracat 36 milyar dolardı, şimdi 160 milyar dolar, büyüyen bir Türkiye var.

Şimdi bizim artık silahsız insansız hava araçlarımız var yer tespiti yapıyor, bir de silahlı insansız hava araçlarımız var, o da vuruyor. Bay Kemal, bunları tanıdın mı, bunları gördün mü? İş bilenin, kılıç kuşananındır.

Değerli kardeşlerim; işte şu anda bize ne dedi? Afrin merkezine girmeyin. Ya sen kimsin? Nereye gireceğimizi, nerede bombaları patlatacağımızı sana mı soracağız? Sen ancak olsa olsa Esed’e adamlarını göndermekten anlarsın, sen adamlarını oraya gönder. Suriye’deki teröristlere Mehmetçiğimiz gitti, kiminle? Özgür Suriye Ordusuyla beraber gitti.

Şimdi bir şey anlatacağım size. Geçen günü Özgür Suriye Ordusunun komuta takımı bana geldi. Kiminle geldi? Bizim takımla geldi. Çok enteresan, komutanlardan bir tanesi vücudunda öyle mermiler almış ki, dediler ki, bu büyük kahraman. Ne oldu dedim. Bunun midesi yok dediler. Dedim aç bakayım şurayı, açtı tişörtünü, gerçekten bu ön taraf ameliyat vesilesiyle tabi dikişler dikişler dikişler. Kalçadan yediği kurşunlar, omuzdan yediği kurşunlar. Ameliyatı bizim tarafta olmuş, fakat iyileştikten sonra tekrar cepheye gitmiş. Kiminle beraber? Bizim Mehmetçiğimizle beraber yapmış bu mücadeleyi.

Bay Kemal Özgür Suriye Ordusu için ne diyordu? Bunlar terörist diyordu, değil mi? Onun teröristleri kendisiyle adalet yürüyüşünde beraberdi, omuz omuzaydılar biliyorsunuz. Ama Özgür Suriye Ordusu bizim Mehmet’imizle beraber niçin mücadele verdi? Evet, oradaki mazlumlar için verdi, mağdurlar için verdi. Biz buyuz ve bundan sonra da böyle yürüyeceğiz.

Ama ben şu topluluğu karşımda görünce gerçekten milletime olan inancım artıyor, halkıma olan inancım artıyor. Ve diyorum ki, ya Rab, bize bu millete hizmet imkanını verdiğin için sana hamdolsun. Ya Rab, 15 Temmuz gecesi haydi meydanlara dediğimiz zaman bu millet meydanlara dökülmedi mi? Döküldü. Türkiye’nin her yerinde 251 şehit verdik, ama vatanımızı elimizden alamadılar, bölemediler, devletimizi ele geçirmediler, hep beraber bunu yaptık. Bundan sonra da beraber yürüyeceğiz inşallah.

Avrasya Tüneli ortada, Marmaray ortada, Yavuz Sultan Selim Köprüsü hemen yanı başınızda ortada, bunları kim yaptı? Biz yaptık. Bundan önce böyle eserler var mıydı ya?

Bak şimdi İstinye-Çubuklu çalışıyor mu? Ya bu kadar basit şeyleri yapamadılar ya. Ama biz yaptık, yapıyoruz. Niye? Bizim işimiz size hizmet. “…” insanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır, ya biz bunu yaptık, yapıyoruz, daha da yapacağız. Tabi bunlar bu meydanda saatlerce anlatsak bitmez. Yani ben size eğitimi mi anlatayım, ulaşımı mı anlatayım, enerjiyi mi anlatayım, ben size adaleti mi anlatayım, tarımı mı anlatıyım, anlatmakla bitmez. İçeriye de bir şey bırakalım değil mi?

Peki, o zaman Mart’a hazırlanıyoruz değil mi? Kasım’a hazırlanıyoruz değil mi?

Var olun, sağ olun, Allah yar, yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.