Cumhurbaskani Erdogan’in Üsküdar’da halka hitabinin tam metni
… yoldayız. Yola çıkarken böyle dedik, hatırlayın, gidiyoruz… O kadar. Gideceğiz… O kadar. Ama sesiniz çok az çıkıyor, yoruldunuz mu? Bak ben şimdi burada beşinci konuşmayı yapıyorum. Çıktık yola, önce Maltepe, Maltepe’den sonra Beykoz, Beykoz’dan burası, şimdi bir de salon konuşması, tamam, yola devam. Yarın yine İstanbul’da öğleden önce iki tane uluslararası toplantı, ondan sonra devam Ankara. Ama bu gücü nereden alıyorum? Sizlerden. Sizin bu heyecanınız gücümüze güç katıyor. Sizin bu varlığınız gücümüze güç katıyor. Onun için de bu yolculukta inşallah çok daha güçlenerek, çok daha güçlü bir şekilde hizmet kervanını güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim; tabii sizler şu anda benim aynı zamanda komşumsunuz, sizlere aynı zamanda bir Üsküdarlı olarak konuşuyorum. Ve bir Üsküdarlı olarak komşularıma hitap ederken herhalde biraz daha farklı konuşmam lazım. Niye? Komşunun komşu üzerinde hakları var. Sizin benim üzerimde, benim de sizin üzerinizde haklarım var. Ve içinizden bir Cumhurbaşkanı olarak, daha önce bir Başbakan olarak çıkmış bir kardeşiniz, daha önce bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çıkmış bu kardeşiniz diyor ki; gelin bu yolculuğu güçlenerek devam ettirelim.
Zira yapmamız gereken çok şey var. Bu İstanbul her şeye layık. Üsküdar, sormayın, her şeye layık. Şimdi şu Üsküdar’da biliyorsunuz şair öyle diyor; “Tepinirken Beyoğlu, ağlar Karacaahmet” diyor. Evet, benim şimdi babacığım da, anacığım da Karacaahmet’te yatıyor. Tabii bu Karacaahmet bize de sinyaller veriyor. Veriyor veriyor, sinyaller veriyor. İnşallah Karacaahmet sıradan bir yer değil. Ve bizler beraber bu yolculukta yürüyeceğiz, hizmetlerimizi de sürdüreceğiz. Ve değerli kardeşlerim; istiyoruz ki öyle hizmetler yapalım ki şu anda geldiğimiz noktanın ötesine gidelim.
Hamdolsun, ben mutluyum, niye? Çünkü şu 20 yıl öncesine göre gidersek acaba böyle bir Üsküdar var mıydı? Yok. Ama şimdi şöyle bir düşünüyorum: Ey Üsküdar, ey İstanbul, bak Üsküdar İstanbul’un ana çekim merkezlerinden bir tanesi oldu. Ne oldu? Marka oldu. Neyiyle? Marmaray’la bir marka oldu, öyle mi? Çünkü ecdat karadan gemileri yürüttü, biz de denizin altından hamdolsun Marmaray’ı yürüttük. Şu ana kadar milyonlar denizin altından gitti, öyle mi? Hesabı yapıyorsunuz, ben 15 dakika sonra şuradayım, öyle mi? Ama dedik ki; ya bu da yetmez, bir de ne yapalım, bir de Avrasya’yı yapalım. Bir de Avrasya’yı yaptık mı? Onu da yaptık. Otomobilinle Avrasya’dan git-gel, sıkıntı hamdolsun yok. Bütün bunlarla beraber dünya şu anda nereye bakıyor biliyor musunuz? Marmaray’a bakıyor, Avrasya’ya bakıyor, işte çekim noktalarını ortaya koyuyor. Biz daha da iyilerini yapalım diyoruz, daha da ileri gidelim diyoruz. Gidecek miyiz? Gideceğiz. İşte bak, Üsküdar’dan Ümraniye’ye, yaptık mı tüneli? Yaptık. Şimdi oradan da bağlantı aksları var, onları da yapacağız. Hemen biniyorsun, ben şu kadar dakikada şuradayım. Yok trafikmiş, yok şuymuş-buymuş böyle bir şey var mı? Yok. Geçenlerde açılışını yaptık. Hamdolsun, ne büyük güzellik? Bunlar öyle ufak tefek rakamlarla olmuyor.
Fakat ben Bay Kemal’e dedim ki; ya gel bir bin, bin de metro neymiş öğren, bak bunlar önemli şeyler, bunlar sıradan işler değil. Ve bunlara bin ki dünya nedir tanı. Sıradan olay değil bunlar. SSK’yı verdiler sana, SSK’da bir Genel Müdürlük yaptın batırdın orayı ve ölüleri bile rehin aldılar rehin. Ama şimdi bak bizim hastanelerimize, ne hale geldi hastanelerimiz görüyorsunuz değil mi? Şimdi inşallah bu mevcut hastanelerle yetinmiyoruz, bir adım daha atıyoruz. Nerede? Sancaktepe Şehir Hastanesini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah Sancaktepe’nin ihalesi var ve Sancaktepe’nin ihalesiyle orası 3 bin 250 yataklı bir hastane olacak Sancaktepe’de. Ve bir aksi de onun ta bizim Olimpiyat Stadının yanında olacak, Başakşehir. Bunlar dev hastaneler, bir kapıdan girdiğin zaman öbüründen bütün her şey içeride, hiç öyle dışarıda bağlantı, şu-bu, yok dışarı çık, yok böyle bir şey. Hatta hatta hastalarımızın birçoğu içeride özel araçlarla taşınacak, bunları göreceksiniz. Batının ulaşamadığı yere biz ulaşacağız. Türkiye, bunları başardığını dünyaya gösteriyor ve gösterecek. Şu anda Mersin’de var, Isparta’da var, Adana’da var, bitirdik onları onlar hizmette şu anda, yola devam ediyoruz. Niye? Ya onlar yapar, biz yapamaz mıyız? Biz onların daha iyisini yaparız dedik ve yaptık.
Ve değerli kardeşlerim, ama benim sizden bir ricam var, nedir biliyor musunuz; şu Rabia. Burada ne var?
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bizi bölemeyecekler. Biz 81 milyon tek milletiz, tamam mı? Kardeşiz kardeş. Bizi bölmek isteyenlere vereceğiniz cevap; haddinize mi, biz kardeşiz. Biz birbirimizi Yaradan’dan ötürü seviyoruz, o kadar. Alevisi-Sünnisi biz böyle bir ayrım yapmıyoruz, doğulu-batılı böyle bir ayrım yapmıyoruz, 81 milyon tek millet ve bu yolda böyle yürüyeceğiz.
Ve bayrağımıza asla laf söyletmeyiz, çünkü o şehidimizin kanıdır, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Üç; değerli kardeşlerim, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan, böldürmeyiz. Bak Cudi’de tepelerine indik, Gabar’da tepelerine indik, Tendürek’te tepelerine indik, Beslerderesi’nde tepelerine indik. Ne oldu? İnlerine girdik, inlerine. F16’larımızla ve kardeşlerim silahlı insansız hava araçlarımızla, bak bunları artık biz yapıyoruz. İnsansız hava araçlarımızla, biz yapıyoruz hamdolsun. Kapılarına gidiyorduk, bizi kapıdan gönderiyorlardı. Ama şimdi biz yapar hale geldik; bak nereden nereye. Zırhlı taşıyıcılarımızı yapıyoruz. Şimdi tanklar, evvel Allah o da bitti, şimdi onları da sürüyoruz. Kararlıyız kararlı, artık bizim yurt dışına bağımlılığımız yüzde 35’e filan düştü, daha iyi olacağız, daha güçlü olacağız, bunları da başaracağız.
Ve değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber sonuncusu, ona geliyorum; o da tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok, burada birleşeceğiz? Tamam, eyvallah, Allah razı olsun.
Rabbim şifalar versin sizlere inşallah, sağ olun.
Ve öyleyse bir şeyi başarmamız lazım; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bunu yaptık mı kimse bize dayanamaz.
İyiyiz be. 23,5 milyar dolar bizim IMF’e borcumuz vardı göreve geldiğimizde, ama 2013 23,5 milyar doları sıfırladık, 1 kuruş para yok, bizden IMF borç istiyor. Arkadaşlar sordu verelim mi diye. Ne istiyor dedim. 5 milyar avro dediler, verin dedim. IMF bu sefer baktı ki Türkler ciddi vazgeçtiler.
Değerli kardeşlerim; Merkez Bankası’nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, şu anda 120 milyar dolar.
Kalktılar bu ara bize kur savaşı ilan ettiler. Ne ilan ederseniz edin, avucunuzu yalarsınız, avucunuzu. Ama buradan bir şey daha söylüyorum; ey finans sektörünün içerisinde olanlar, bizi kur, şu-bu, bunlarla tehdit etmeye kalkmayın, bu ülkede yaşam hakkı bulamazsınız, bak bu kadar açık söylüyorum. Çünkü bize kur savaşı, finans sektörüyle böyle bir müdahale adeta bu memlekete ihanettir, ona fırsat veremeyiz, asla. Biz bu yolda kararlı bir şekilde yürürüz. Şimdi tabii yarın gazeteler yazar, piyasalar alt-üst oldu; kusura bakmayın, eğer bundan dolayı piyasa alt-üst oluyorsa hayırlı olsun. Biz kararlı bir şekilde yürüyeceğiz. Eğer finans sektörü bu vatana ihanet etmezse, bu vatanda onlar da görevini yaparsa başımız gözümüz üstünde yerleri var, her türlü desteği veririz. Onun için de bu faiz denilen belayı düşürmeleri lazım.
Değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber inşallah bu yolculukta iyi bir yere geliyoruz. Daha iyi olacak, hiç endişeniz olmasın. Bak, biz 2002 Kasım göreve geldik, ihracatımız neydi biliyor musunuz? 36 milyar dolar. Şimdi ne biliyor musunuz? 160 milyar dolar. Olay bu. Fakat biz bunları da yeterli bulmuyoruz, çok şeyler olacak, daha güzel şeyler olacak.
Sizlere çok teşekkür ediyorum. İçeride kongremizi gerçekleştirelim.
Hepinize hayırlı günler, hayırlı akşamlar diliyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.