Cumhurbaskani Erdogan’in Maltepe 6. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmasi
Maltepe’nin saygıdeğer güzel insanları, sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri Maltepe 6. Olağan Kongresinde en kalbi duygularla selamlıyorum.
Buradan Maltepe’nin tüm mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı yolluyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Maltepe Teşkilatımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Eyvallah. Alacağız değil mi? Alacağız, kararlıyız, karar verdik, alacağız, eyvallah, çünkü biz aşkla hizmete talibiz.
Kongremizin İstanbul’umuz için, Maltepe’yle birlikte ülkemiz için, demokrasimiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.
Maltepe 16 Nisan halkoylamasında yüzde 39’luk evet oranıyla maalesef beklentimizin çok altında kaldı. Biz böyle bir oran Maltepe’de beklemiyorduk. Halbuki Maltepe’de sonuç en azından tam tersi olmalıydı. Ben de sizlere aşığım. Ve hep ne dedik? Aşkınan çalışan yorulmaz dedik ve yorulmuyoruz.
AK Parti olarak Maltepe’de geçmişte Belediye Başkanlığını kazanmış bir partiyiz. Bu sonuç Maltepe’ye hiç yakışmadı. İnşallah 2019 seçimlerinde burada çok farklı bir manzarayla karşılaşacağız. Şu anda ben gençlerimizin bu heyecanını görünce kararlılıklarını görüyorum, aşklarını görüyorum, heyecanını görüyorum ve şimdiden Mart 2019’u görüyorum. Hem belediye başkanlığında, hem milletvekilliğinde, hem de Cumhurbaşkanlığı seçiminde Maltepe’nin hepimizin yüzünü güldürecek sonuçlar elde edeceğine inanıyorum. Ama bunun için de çok çalışmamız lazım, Durmak yok… Durmak yok…
Şimdi Maltepe’den öyle bir seslenin ki Kınalıada’dan, Burgazada’dan, Heybeliada’dan, Büyükada’dan bile duyulsun.
Şimdi ana kademeyi bir göreyim. Ana kademe, 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Hazır mıyız?
Kadın Kolları, Allah nazardan saklasın, 2019’a kadar her eve girmeye, tüm hanım kardeşlerimizle bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var demeye hazır mıyız? Gönülleri kazanmaya var mıyız? Güzel.
Gençlik Kolları, bir de sizi görelim. 2019’a kadar liselerden üniversitelere kadar bütün genç arkadaşlarınızla buluşma, onlarla kucaklaşmaya, onlarla omuz omuza vermeye hazır mıyız? Gönülleri buluşturacağız, gönülleri kaynaştıracağız, tamam mı?
Ben sizlerle gurur duyuyorum.
Rabbime hamdediyorum, ya Rab, sana hamdolsun, bizim böyle bir gençliğimiz var. Bizim gençliğimiz eli satırlı değil, bizim gençliğimiz eli silahlı değil, bizim gençliğimiz eli bilgisayarlı ve o bilgisayarla beraber ilim, irfan yolunda yürüyen bir gençlik; farkımız bu.
Kardeşlerim; İstanbul’un her köşesi gibi Maltepe de Cumhuriyet dönemimizdeki şehirleşme sıkıntılarının tamamını yaşamış bir ilçe. (“Reis bizi Afrin’e götür” sesleri) Gençler, hep görüşüyoruz, ihtiyaç olduğu anda önce ben elbiselerimi, her şeyimi kuşanacağım, ondan sonra da haydi yürüyoruz diyeceğim. Bak burada Mehmetçikler var, burada Şerife Bacı’lar var, Nine Hatun’lar var, hep beraber yürüyeceğiz.
Kardeşlerim; eskiyle yeninin, klasikle modernin içi içe geçtiği Maltepe’nin 1994’ten bu yana geçirdiği değişimin en yakın şahitlerinden biriyiz. İlçenin ortasından geçen D-100 kara yolunun aşağı kesiminde bir başka, üst kesiminde bir başka dünyanın olduğu Maltepe’yi getirdiğimiz hizmetlerle adeta bütünleştirdik, birleştirdik ve bugünkü Maltepe’yi inşa ettik. Şimdi bu Maltepe’yi ihya ediyoruz. Maltepe’yle birlikte tüm İstanbul’un çehresini değiştiren hizmetlere imza attık.
Dün Avcılar ilçemizin kongresinde İstanbul’a yaptığımız hizmetlerin, yatırımları özetle anlatmıştım, bugün Maltepe’de de tekrar etmekte bazılarını görüyorum.
İstanbul’un nüfusu neredeyse 2 kat arttı. Göreve geldiğimde İstanbul’da nüfus 7,5 milyondu, ama şimdi İstanbul’un nüfusu 15 milyon oldu, nereden nereye. İki kat artmış olmasına rağmen yollar kilitlenmediyse, ulaşım akıcıysa, bu yaptığımız yatırımlar sayesindedir.
Marmaray’la… Marmaray’a biniyorsunuz değil mi, Marmaray’ı kullanıyorsunuz değil mi? Nasıl? Binmeyenler var mıdır? Bak Kemal binmiyordur ya.
Avrasya Tüneliyle… Avrasya Tünelini kullandık değil mi? Niye Avrasya Tüneli? Çünkü ecdadımız Fatih gemileri karadan yürüttü. Biz de dedik ki, dedemiz Fatih gemileri karadan yürüttüğüne göre, biz de denizin altından raylı sistemi de yaparız, otomobilleri de denizin altından yürütürüz, çünkü bize yakışan odur ve bunu başardık.
Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık ve Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık da… Referandumda bölgedeydim, Cumhurbaşkanlığı malum külliyesi orada, şöyle baktım ki bizim teşkilatımızın orada seçim kampanyasıyla ilgili çadırı var, şöyle bir selam vereyim dedim. Onlara selam vermek için indim. Arka tarafta da baktım ki Ana Muhalefetin çadırı var. Bizim kardeşlerimize dedim ki, ben onlara da bir selam vereyim, ayıp olur. Çıktım, bir de onlara selam verdim. Ne deseler beğenirsiniz, ne yaptınız ki? Oradan bir tanesi dayanamadı, o dedi ki, peki dedi, bu köprüye Yavuz Sultan Selim Köprüsü adını verdiniz? Ne olacaktı dedim. Kendi adını verseydin dedi. Bak dedim, sen bir defa… Bir dakika ya, dur, yaylara her zaman çıkarsın ama, Yavuz’un atlarıyla beraber Hicaz’a gidişine ulaşamazsın. O Yavuz ki Hicaz demir yolu için adımları attı.
Ve enteresandır, Cuma hutbesinde hoca Yavuz Sultan Selim’i Hakim-ül Haremeyn diye takdim etti. Elini kaldırdı ve kalktı, dedi ki, ben Hakim-ül Haremeyn değil, Hadim-ül Haremeynim dedi. Ne demek bu? Yani iki haremin hakimi değil, iki haremin hizmetkarıyım dedi. Ve böyle bir Padişaha Yavuz Sultan Selim Köprüsünün adını vermekten daha güzel bir görev olur mu? Onların o şanına yakışır böyle bir isimle orayı isimlendirmek bu torunların en büyük görevidir.
Ama tabi bu soruyu soran mezhepçi bir yaklaşımla soruyordu. Onun bu yaklaşımı mezhebiydi. Ama biz hiçbir zaman mezhepçi olmadık, biz tam aksine yakışan neyse onun adımlarını attık. Çünkü biz bu ülkede, yani şurada şu mezhepten olanlar var, burada şu mezhepten olanlar var, bu ayrımı yapmadık, yapmayacağız. Hizmetlerimizi götürürken Alevi-Sünni ayrımı yapmadık, tüm milletimize bu hizmetleri götürdük; öyle mi? Her şey ortada. Şimdi Maltepe’nin şu mahallesinde şunlar var deyip oraya suyu götürmeyelim dedik mi? Demedik. Burada susuzluk almış başını gidiyordu. Doğalgaz yoktu, hepsine doğalgazı götürdük mü? Götürdük. Niye? Hepsi benim vatandaşım. Biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik, ayrım yapmadık. Varsın onlar yapsın, biz yapmayacağız, çünkü biz tüm insanlara aynı nazarla bakıyoruz.
İstanbul’u İzmir’e bağlayacak otoyolun yapımı sürerken… Orada CHP’li belediye var değil mi? CHP’li belediye olmasına rağmen oraya biz otoyol yapmayalım dedik mi?
Buyurun, Osman Gazi Köprüsünü yaptık ve şu anda oraya milyarlarca dolarlık bir yatırım yapıyoruz. CHP’li belediye var dedik mi? Demedik. Niye? Orada benim insanım yaşıyor. Önemli olan, bu hizmetler milletimedir, bu hizmetler ülkemedir, bundan sonra da böyle devam edecek.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir otoyolunun çalışmaları devam ediyor. Çanakkale’de CHP belediyesi var, Tekirdağ’da aynı şekilde CHP belediyesi var, bu hizmetleri buraya götürme dedik mi? Yok, onları da yaptık.
Bizden önceki CHP iktidarlarında buralara böyle hizmetler gitti mi? Hayır. Ama biz yapıyoruz. Niye? At denize balık bilmezse Halik bilir, anlayışımız bu.
Şimdi işte Avrupa-Asya 1915 Çanakkale Köprüsünün inşasına başladık; ayrım yok.
Yüksek hızlı trenle İstanbul’u Ankara’ya, Eskişehir’e, Konya’ya, Kocaeli’ne, Sakarya’ya, Bilecik’e bağladık. İnşası süren yeni hatlarla Sivas’tan Antalya’ya, İzmir’den Adana’ya, Gaziantep’e kadar ülkemizin dört bir yanında hızlı tren hatlarıyla ulaşmak mümkün hale gelecek.
Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da inşa ediyoruz. İlk etabını inşallah bu yılsonuna doğru hizmete açıyoruz. Yıllık yolcu kapasitesi ne olacak biliyor musunuz? 90 milyon yolcu kapasitesiyle inşallah havalimanımız hizmete girecek, 90 milyon ve dünyanın bir numarası, bilemediniz iki.
Dünya çapında bir proje olan Kanal İstanbul’un ön çalışmaları sürüyor, inşallah yakında ihalesine çıkıyoruz. Bakın bazıları onunla ilgili de ileri-geri konuştu. Boğaz’da olan kazayı gördünüz, duydunuz, bunun ne kadar önemli olduğunu çok açık, net artık her şey ortaya koyuyor. İsteseler de, istemeseler de Kanal İstanbul’u yapacağız.
Raylı sistemler İstanbul’un ulaşımında son dönemde yaptığımız en büyük atılımlardan biri. Daha birkaç ay önce Üsküdar-Ümraniye metrosunu hizmete açtık. 2012 yılında hizmete açtığımız Kartal-Kadıköy metro hattı aynı zamanda Maltepe’nin de bir metro hattıdır. Haydarpaşa-Gebze arasında çalışan banliyö hattını da yeni yatırımlarla modernleştirerek önemli bir ulaşım alternatifi haline getirdik. Bugüne kadar İstanbul’a 17 kilometrelik tünel, 160 kilometrelik metro hattı inşa ettik. Hedefimiz, 2020 yılına kadar tünel uzunluğunu 68 kilometreye, metro uzunluğunu 355 kilometreye çıkartmaktır. Daha sonrası için de 120 kilometre yeni tünel, 650 kilometre ilave metro hattı projelerimiz var.
Sağlıkta İstanbul’u sadece ülkemizin değil, dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline dönüştürdük. Son 15 yılda İstanbul’a 51’i hastane 127 yeni sağlık tesisi kazandırdık. Yatırım bedeli 5 milyar lirayı aşan 16 yeni sağlık merkezinin inşası sürüyor. Şehrin her iki yakasına da ayrı ayrı toplam 7 yatak kapasiteli 2 dev şehir hastanesi planladık, bir tanesi Başakşehir hastanesi, inşa ediliyor, ikincisi Sancaktepe hastanesi, hazırlıklar sürüyor, ihalesi yapılacak.
İstanbul’un konut kalitesini yükseltilmesinde TOKİ öncülüğünde yürütülen projelerin çok büyük payı var. Geçtiğimiz 15 yılda TOKİ vasıtasıyla İstanbul’a 156 bine yakın konut kazandırdık. Restorasyonlar, aslına uygun yenilemeler, kadim mimarimize uygun yeni projelerle İstanbul’un tarihi mirasına sahip çıkıyoruz.
İçme suyu ve temizlik sorunu eskiden İstanbul’un en büyük derdiydi.
Gençler, şimdi size sesleniyorum, elbette bilmeyebilirsiniz, orta yaş ve üzeri kuşak, şehrin adeta o koktuğu o günleri iyi hatırlar. Bugün İstanbul ülkemizin içme suyu sorunu olmayan büyükşehirlerinden biri haline geldi. Burada susuzluğun olmadığını siz yaşamadınız. Küvetlere su doldurulurdu, benzin istasyonları gibi içme suyu satış istasyonları kurulmuştu, hatırlıyorsunuz değil mi? Elimizde bidonlarla su taşıyorduk. Kimden almıştık o İstanbul’u? CHP’den almıştık.
Kardeşlerim; CHP demek susuzluk demektir. CHP demek çöp dağları demektir. CHP demek hava kirliliği demektir, bunları onlarla yaşadık.
Görevi devraldığımızda İstanbul’un hava kirliliği felaketti ve geldik 1 milyon 250 bin aileye doğalgazı bağladık ve hava kirliliğini elhamdülillah ortadan kaldırdık.
Ve Istranca, Yeşilçay ve Melen projeleri başta olmak üzere pek çok yatırımla su meselesini kökünden kazıdık. Bilir misiniz şu anda Boğaz’ın altından Ömerli’den Avrupa Yakasına su gidiyor. Niye? Alternatifler olsun. Olur ya bir sıkıntı yaşarsak, bir tarafta sıkıntı olursa öbür taraf, öbür tarafta bu taraf, hemen by-pass etmek suretiyle su gönderebilelim. Boğaz’ın altını sadece ulaşım değil, su borusu tünelleriyle geçtik.
İstanbul’a 21 milyon yeni fidan direk şehrin yeşil vasfını geliştirdik.
Sayıları 57’ye ulaşan yükseköğrenim kurumları, 34 bin dersliği ve buralarda okuyan 890 bin üniversite öğrencisiyle İstanbul dünyanın en önemli eğitim-öğretim merkezi oldu. İşte Maltepe, şu anda Maltepe’de Maltepe Üniversitesi var, ama şimdi Maltepe’ye bir de benim de mezun olduğum üniversite geliyor, Marmara Üniversitesi de Maltepe’ye geliyor. Ve değerli kardeşlerim, yer tahsisi yapıldı, proje çalışmaları bitmek üzere, böylece Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri olan Marmara Üniversitesi de Maltepe’ye gelmiş olacak.
İstanbul’un şu an 14 bin 500 olan yükseköğrenim yurdu kapasitesini önümüzdeki 3 yılda inşallah 2 katına çıkartıyoruz.
Değerli kardeşlerim; İstanbul’a hizmet etmek bilir misiniz aşk ister, aşk sevda ister, bunlarla birlikte proje ister, yatırım ister, vizyon ister. Biz önce Büyükşehir Belediye Başkanı, sonra Başbakan, şimdi de Cumhurbaşkanı olarak İstanbul’a işte böylesine büyük bir tutkuyla hizmet ediyoruz, çünkü bu şehir bize ecdadın emanetidir.
Ne diyor şair: “Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, onu da almışız.”
Evet, bu şehri cihanın yarısına denk gören ecdadımızın sevdiği gibi, sarıldığı gibi, koruduğu gibi İstanbul’a sahip çıkıyoruz. Biliyoruz ki, İstanbul’a sahip çıkmak için Türkiye’ye sahip çıkmak zorundayız. Biliyoruz ki, Türkiye’ye sahip çıkmak için kadim yurtlarımızdan başlayıp Evladı Fatih’an olan Avrupa’nın içlerine, Kafkaslar’dan Afrika’nın ortalarına kadar geniş bir coğrafyada sesimizin duyulması gerekiyor. Biliyoruz ki, 81 milyon vatandaşımızın geleceğine güvenle bakabilmesi, kalplerini ve gözlerini bize dikmiş yüzmilyonlarca kardeşimizin dualarında yer almalarına bağlı. Siyasi hayatımız boyunca bunun mücadelesini verdik.
Gençlik kollarında, sivil toplum kuruluşlarında koştururken bir hayalimiz vardı. Sonra İl Başkanı olduk, Genel Merkez organlarında görev aldık, hayalimizi bir adım öteye taşıyıp projelendirdik. Belediye Başkanı olduk, önce İstanbul’da, ardından da imkanlarımız nispetinde ülkemizde ve dünyada bu projeyi adım adım uygulamaya başladık. Başbakan olduk, 11 yıl boyunca her yerde, her konuda ve her alanda Türkiye’yi büyütmenin, güçlendirmenin, kalkındırmanın gayreti içinde olduk. Cumhurbaşkanı olduk, gençliğimizden beri peşinde koştuğumuz davamızın adını koyduk.
Şimdi biliyorum yoruldunuz, şöyle bir ayağa kalkalım.
Ve dedik ki, tek millet… Peki, beğendiniz mi bunu? O zaman beğendiğimiz gibi yapalım. Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
81 milyon tek milletiz, bizi bölemeyecekler. Bayrağımız işte, alternatif tanımayız. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Devlet tek devlet.
Ama bunun için neye ihtiyacımız var, onu da söyleyelim. Hemen yoruluyorsunuz.
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…
Türkiye işte bu ilkeler ışığında ulaştığı her hedefinin bir sonrakini ifade eden Kızılelma’sının peşinde olacak, tamam.
Şimdi gençler; soruyorum, hedef… Hedef… Hedef… O kadar. O Kızılelma ne biliyor musunuz? O, İlahi Kelimetullahtır, tamam, ona çalışacağız.
Evet, Suriye ve Irak başta olmak üzere merkezinde yer aldığımız bölgedeki tüm gelişmeleri işte bu vizyon ışığında değerlendirdiğimizde her şeyin Allah’ın izniyle yerli yerine oturduğunu göreceksiniz.
Bak Afrin, ne oldu? Şu anda salona girerken rakamları alayım istedim, aldım, Afrin’de etkisiz hale getirdiğimiz terörist sayısı 4163 oldu, bu Afrin’de. Kuzey Irak’ta ne kadar terörist etkisiz hale geldi? 337, Zaho’da, Hakurk’ta vesaire. Yurt içinde Cudi’de, Gabar’da, Beslerderesi’nde, Tendürek’te ne kadar terörist etkisiz hale geldi? 190. Durmak yok yola devam. Onlar kaçacak biz kovalayacağız, tamam. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kongremizde yeni görev alacak arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.
Kalın sağlıcakla.