Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Üsküdar 6. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmasi
… en kalbi duygularla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan Üsküdar’ın tüm mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Bildiğiniz gibi yıllarca Üsküdar’da ikamet etmiş bir kardeşiniz olarak kendimi hep bu ilçenin bir parçası olarak gördüm, görmeye de devam ediyorum.
İlçe Kongremiz vesilesiyle her birinizi komşularım olarak gördüğüm ve komşularımla birlikte hasbihal edip hasret gidermekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Kurulduğu günden itibaren AK Partinin milletimize hizmet davasını, AK Partinin sevda ve hizmet bayrağını Üsküdar’da gururla dalgalandıran tüm kardeşlerime kalpten şükranlarımı sunuyorum.
Teşkilatımız içinde görev almış, bugün aramızda olmayan, ahirete irtihal etmiş kardeşlerimize de bir kez daha Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Kongremizin Üsküdar’la birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz ve refah, huzurumuz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Üsküdar 16 Nisan halkoylamasında yüzde 47’lik evet oranıyla İstanbul ortalamasının maalesef altında kaldı. Öncelikle 16 Nisan’da bize destek veren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Ancak, yıllarca Tayyip Erdoğan’a ev sahipliği yapmış Üsküdar’a bu sonuç yakışmıyor. İnşallah 2019 seçimlerinde Üsküdar’da çok farklı bir manzarayla karşılaşacağız. Hem belediye başkanlığında, hem milletvekilliğinde, hem de Cumhurbaşkanlığı seçiminde Üsküdar ilçemiz şöyle tarihe geçecek oranlarla şanına yakışanı yapacağına inanıyorum.
Üsküdar gibi tarihin, kültürün, eğitimin, manevi rehberlerimizin yuvası bir ilçemizin sesi çok farklı çıkmalı. Şimdi Üsküdar’ın sesini bir duyalım bakalım, ama Üsküdar’dan tüm İstanbul duysun istiyorum.
Ana kademe, hazır mısınız? Bir kalkın bakalım ayağa, bir görelim. 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Hazır mıyız? Güzel, buyurun.
Kadın Kolları, 2019’a kadar elinizde belki hani o bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır ya, 2019’a kadar her eve girmeye, hazır mıyız? Hazır mıyız?
Gençlik Kolları, 2019’a kadar liselerden üniversitelere tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? Kucaklamaya hazır mıyız? Maşallah.
Üsküdar’da ayak basmadık yer, dokunmadık gönül, desteğini almadık vatandaşımızı bırakmamaya söz veriyor musunuz? Maşallah.
Kardeşlerim; son yıllarda İstanbul’da yaptığımız, ülke, hatta dünya çapında ses getiren projelerin önemli bir bölümü adeta Üsküdar merkezde olmuştur. Tamam da, biz neredeyiz? Biz de sizin yanınızdayız. Üsküdar hizmetlerde öyle bir çekim alanı oluşturdu ki, Marmaray nerede? Üsküdar’da. Avrasya nerede? Üsküdar’da öyle mi? Bütün bu yatırımlarla birlikte Üsküdar bir merkez konumuna geldi.
Ben de sizlerle gurur duyuyorum.
Ümraniye-Çekmeköy-Sancaktepe metro hattı, asrın mührü dediğimiz Çamlıca Camii ve Küçük Çamlıca’da yapımı tamamlanmak üzere olan radyo-televizyon kulesi bunlardan bir tanesi. İnşallah bunlar da hızla devam ediyor ve seçim öncesi buralar inşallah tamamlanmış olacak, bitmiş olacak ve böylece buralardan dünyaya mesajımızı göndereceğiz. Ve bütün Çamlıca’daki o kulelerin hepsi temizlenip Küçük Çamlıca’daki kulede toparlanacak.
Değerli kardeşlerim; oradan İstanbul’u seyir daha farklı olacak.
Gençler; Üsküdar ve İstanbul için hayati öneme sahip Üsküdar Meydanı ve Harem Beylerbeyi sahil düzenlemesi inşallah bu yıl tamamlanarak hizmete girecek. Bu projenin inşasının beklenenden uzun sürdüğünü biliyorum, sabırları için tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum. Çalışmalar tamamlandığında Üsküdar Meydanı İstanbul’un en kullanışlı ve en prestijli meydanı olacak. Bu meydan üstündeki 125 bin metrekarelik alanı ve altındaki otoparkıyla Üsküdar’ı adeta gelecek yüzyıla hazırlayacaktır.
Üsküdar’ın Boğaz mahallelerinde 30 yılı aşkın süredir devam eden imar planı sona erdirildi, böylece Üsküdar’ın mahalli dokusunu bozmayacak şekilde kentsel dönüşüm uygulamalarına geçilmesinin önündeki en büyük engel ortadan kalkmış oldu.
Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, Üsküdar’da da 2-B tapu sorununun tamamına yakını çözüldü.
Üsküdar Belediyemizin sağlık, spor ve eğitim alanında yapmış olduğu projeleri de yakından takip ediyorum.
Değerli kardeşlerim; yılsonuna kadar sayıları 10’u bulacak olan kapalı spor merkezlerimizin 7’sinde yarı olimpik yüzme havuzları mevcut.
Belediyemiz fizik tedavi merkezleri, semt poliklinikleri, diş hastaneleri, obezite tedavi merkezi ve engelsiz yaşam merkezi gibi hizmetlerle Üsküdar’da yeni belediyecilik anlayışının örneklerini ortaya koymuştur.
Toplamda 100 bin öğrencinin eğitim gördüğü Üsküdar’da 2014’te ikili eğitim-öğretim öğrenci oranı yüzde 46’yken, Üsküdar Belediyemizin desteğiyle bu oran yüzde 6’ya düşürülmüştür.
Kişi başına düşen yeşil alan miktarı da son 4 yılda yapılmış olan 33 yeni parkla 2 katına çıkmıştır.
Bu yıl içerisinde hizmete girecek Üsküdar Bilim Merkezi, planetaryum ve gözlem kulesiyle İstanbul’un ilk, Türkiye’nin en prestijli bilim merkezi olacaktır.
Üsküdar sosyal belediyecilik alanında da farkını, Tebessüm Kahvesi, Nevmekan, İkinci Bahar Kahvesi ve Destek Kart gibi projelerle ortaya koymuştur.
Sadece son 4 yılda Vakıflar Bölge Müdürlüğü, hayırsever vatandaşlarımız ve Üsküdar Belediyesi işbirliğiyle Üsküdar’da 59 cami yeniden yapılmıştır.
Üsküdar Belediyemizin 500 yolcu kapasiteli Valide Sultan Gemisi adeta yüzen bir kültür merkezi, nikah sarayı, sosyal tesis olarak kullanılabilecek şekilde hizmete sunulmuştur.
Üsküdar Hükümet Konağı ve Belediye Hizmet Binası ile kamu hizmetleri adeta tek çatı altında toplanmıştır.
Kardeşlerim; rahmetli Neşet Ertaş, aşkınan çalışan yorulmaz diyor. Gerçekten de aşkla çalışıldığı zaman imkanlar ne olursa olsun, mazeret değil, sadece hizmet üretilir. Bugünkü Türkiye’yle dünkü Türkiye karşılaştırıldığında bu söz daha bir anlamlı hale gelecektir.
Bırakınız bölgesini, kendi ülkesinin sınırları içinde dahi kontrol sağlamakta zorlanan bir Türkiye’den, sınır ötesi operasyonlarındaki başarılarıyla dünyaya parmak ısırtan bir Türkiye’ye geldik.
Türkiye yakın geçmişte Bulgaristan’dan zorla göç ettirilen soydaşlarımızın krizini yaşadı. Bosna’da, Kafkasya’da yaşanan acı hadiselerin yürek burkucu sonuçlarıyla yüzleşti. Orta Asya’dan Afrika’ya, Güney Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar nice değişimlerin rüzgarı bir şekilde hep bizi etkiledi. Aynı şekilde Irak’ta 1990’da ve 2003’te yapılan müdahalelerin insani yükünü biz üstlendik. Geçtiğimiz 7 yıldır hem Irak, hem de Suriye’de yaşanan büyük yıkımın sonuçlarını neredeyse tek başımıza biz üstlendik. Bunca zamandır bölgesinin sıkıntılarıyla cebelleşen Türkiye, ilk defa etkilenen değil etkileyen konumuna geldi. Üstelik bu proaktif siyaseti vesayetten darbelere, bölücü terörden dinimizi istismar edenlerin ihanetlerine kadar içeride yaşadığı nice saldırılara rağmen uygulayabilmiştir.
Terör örgütleriyle, siyaset mühendisliğiyle, ekonomiyi silah olarak kullanma çabalarıyla bizi ne kadar durmaya çalışırlarsa çalışsınlar, doğru bildiğimiz yoldan asla şaşmadan işte bugünlere geldik. Hele bir 15 Temmuz destanımız var ki, ülkemizin tarihinde bir dönüm noktası olarak nesiller boyunca anlatılacağına inanıyorum.
Gençler, böyle bir milletin evladı olduğum, böyle bir milletle yürüdüğüm için Rabbime binlerce kez hamdediyorum.
Kardeşlerim; bugün artık maruz kaldığı saldırılar karşısında sinip alttan alan değil, saldırıları bizzat kaynağında yok etmeyi siyasetinin temeline oturtmuş bir Türkiye var. Biz karşımıza çıkartılan terör örgütleriyle isimlerine bakmadan hepsiyle de aynı kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bölücü terör örgütü önce sınırlarımız içinde, şimdi de sınırlarımız boyunca hendeklerle kendine bir alan açmaya çalışıyor. Peki, biz ne yapıyoruz? Bize karşı kazılan o hendekleri teröristlerin mezarları haline dönüştürdük.
Buraya girerken Afrin’de son olarak etkisiz hale getirilen terörist sayısını bir alayım istedim, sayı 4 bin 163. Bunlar Afrin, ama bir de Kuzey Irak’taki etkisiz hale getirilen teröristle var, onların sayısı 337. Yetmedi, bir de içeride var, Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te vesaire, buralarda var, onların sayısı 190 da bu teröristler. Ne dedik? İnlerine gireceğiz, girdik mi? Girdik.
Bitmedi, FETÖ’den de alıyoruz, şu an itibarıyla FETÖ’den yurt dışından getirdiğimiz teröristlerin sayısı 80. İşte en son biliyorsunuz Gabon’dan 3 tane getirdik, ondan önce 6 tane Kosova’dan getirdik, devam.
DEAŞ eliyle de oynamaya kalktılar, hemen sınırlarımızı kapattık, içeridekileri yakalayıp hapse attık. Fırat Kalkanı Harekatıyla da dışarıdakilerin üzerine gidip 3 binini imha ettik.
FETÖ ihanet çetesini kullanarak 17-25 Aralık’ta emniyet, yargı mensupları, 15 Temmuz’da ordumuzun içine sızmış çete elemanları vasıtasıyla ülkemize malum el koymaya teşebbüs ettiler. Milletimiz bir oldu, FETÖ ihanet çetesine öyle bir Osmanlı tokadı vurdu ki sesi ta Pensilvanya’dan duyuldu. Ve buna da en çok şahit olan neresi? Üsküdar, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü bunun şahidi, Çengelköy bunun şahidi, Beylerbeyi bunun şahidi.
Eyvallah. Rabbimiz ne buyuruyor, esteizü billah bismillah, “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, siz almazsanız, bilmezsiniz.
Ama biz bir şeyi biliyoruz, nedir? Şahadet yüce bir makam ve o makama ulaşanlar Sevgililer Sevgilisine yakın komşu olacaklar. Rabbim bizlere de inşallah o makamı nasip etsin.
Tabi 251 şehidimiz oldu, ama 2 bini aşkın da gazimizi oldu. Gazileri gördüm, maşallah, Rabbim şifalar versin.
Ve şimdi PKK’nın ve FETÖ’nün hainleri adalete hesap veriyor.
Bununla da kalmadık, güvenlik güçlerimize, devletimizle vatanlarını kurtarmak için adeta ölümü öldürmüş Suriyeli kardeşlerimize destek veriyoruz. Geçen Özgür Suriye Ordusunun komuta takımı bana geldi ve komutanlarla beraber şöyle bir sohbet yaptık. İçlerinde bir tanesi vardı ki, arkadaşları onu bana şöyle takdim etti: Bu komutan var ya Başkanım dedi, bunun midesi yok, bunun midesini aldılar dedi. Yok ya dedim. Bu çok kurşun yedi dediler. Aç bakayım fanilanı, açtı, gerçekten bütün bu bölge ameliyat ameliyat ameliyat. Omuzdan aldığı kurşunlar, kalçadan aldığı kurşunlar. Ve bizim tarafa geçiriyorlar, bizim tarafta ameliyatını filan her şeyini oluyor ve durmuyor biliyor musunuz, tekrar cepheye gidiyor. Ya sen ne mübarek insansın ya. İşte bunlara Bay Kemal terörist diyor. Ey Bay Kemal, sen teröristlerle beraber gidiyorsun, ama Özgür Suriye Ordusu benim Mehmet’imle beraber yürüyor. Sen adresi şaşırdın adresi, sen Cudi’ye komşusun, Gabar’a komşusun, Kandil’e komşusun, ama onlar, evet, şahadete yürüyenlere komşu, onlarla beraber Mehmet’lere komşu.
Ve bize karşı inanılmaz muhabbetleri var, Türkiye’ye karşı, Türklere karşı inanılmaz muhabbetleri var. Sen bunlara nasıl … dersin ya? Onlar bizim “…” o tanımdaki gerçek manada ancak inananlar kardeştir hükmünün gereğini icra ederler, onlar o şekilde. Ve beraber bizlerle kime karşı savaşıyorlar, teröristlere karşı, Allahsızlara karşı, inancı olmayanlara karşı. Nerede? Kuzey Suriye’de. Bunlarla inanç-minanç, böyle bir şey var mı? Yok. Ve beraber yürüyorlar. Kendilerini birebir tanıdığım zaman huzur buldum, mutlu oldum ve Mehmet’imizin kimlerle beraber olduğunu görünce ayrıca mutlu oldum.
Ve inşallah şu anda Afrin ve Afrin’den sonra inşallah İdlib, inşallah Tel Rifat, Münbiç, beraber yürüyeceğiz. Mesele ne? Oradaki teröristler ülkemizi taciz etmekten çıkıncaya kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Çünkü bize oralardan taciz olamaz, olursa hesabını verecekler.
Ve biz burada bir mutluluk daha yaşıyoruz, nedir o? Ensar olup milyonlarca kardeşimizi bağrımıza basarak, sınır ötesi operasyonlarımızla Suriyeli kardeşlerimizin yurtlarını özgürleştirerek bölgemizde oynan oyunları tersine çeviriyoruz. Onlar mülteci, biz Ensar. Sevgili Peygamberimiz mülteci değil miydi? Muhacirdi ve bir muhacir olarak o Ensar topluluğun içerisinden tekrar Mekke’ye döndüğünde işte oradan aldığı güçle hiç gürüldü, şu-bu olmadan ne yaptı? Mekke’nin fethini gerçekleştirdi.
Artık Suriye’de Türkiye’nin olmadığı hiçbir adımın atılması mümkün değil. Amerika’nın İngiltere ve Fransa’yla birlikte rejimin kimyasal silah tesislerini hedef alan son saldırısında bir defa daha gördük ki, bu iş öyle pansuman tedbirlerle olmuyor. İşte dün Sayın Putin, Fransa Başkanı, öbür tarafta İngiltere Başbakanı, 3’yle de görüşmelerim oldu. Gerek Macron, gerek May, onlarla yaptığım görüşmeler, Sayın Putin’le yaptığım görüşmeler, bütün bunlarla birlikte havayı şöyle bir koklayalım istedik, değerlendirmeleri bir yapalım istedik. Ve yaptığımız değerlendirmelerde bölgenin huzuru için artık şöyle daha yumuşak, muhteris bir havada değil, bölgedeki bu sıkıntıları aşmamızın gereği için neler yapabiliriz, bunları konuşalım istedik. Ama dostlar alışverişte görsün diye bir adım atılmamalı.
Ama biz şunu biliyoruz ki; Esed kim ne derse desin zalimdir, kim ne derse desin.
Kaldı ki, bu müdahale illa kimyasal olması şart değil, konvansiyonel olduğu zaman bir kenara mı koyacaksın? Konvansiyonel silahlarla olduğu zaman dokunma, kimyasalla olduğu zaman dokun. Ya yüzbinlerce insan bu Suriye’de öldü, bunları kim öldürdü, önce bunun hesabını bir soralım, hep birlikte soralım.
Türkiye’den başka bu ülkede faaliyet gösterip de Suriye halkına güvenli bir gelecek vaat eden hiçbir güç yok. 3,5 milyon Suriyeli nerede kalıyor, çıkıp bana bunun cevabını versinler? Türkiye’de kalıyor. Fransa’da mı kalıyor, Almanya’da mı kalıyor, nerede kalıyor? Bizde kalıyor. Kendilerine diyoruz, gelin insani bir yardım yapalım, insanca yaşayabilecekleri imkan sağlayalım, hiçbirisi elini uzatmıyor. Bu kadar bomba yağıyor, ya şuralara yağdırdığınız bombaların parasını getirip ortaya koysanız, Türkiye tarafında, Suriye tarafında bunlara yeni şehirler kurarız ve bu insanları da buraya… Ta baştan beri söylediğim tezimdir biliyorsunuz güvenli bölge tezi. Obama güvenli bölgeyi önce konuştu, sonra o da saptı. Sayın Trump, o da güvenli bölgeyi konuştu, ama arkasında durmadı. Hadi kuralım güvenli bölgeyi. Suriye’de sahaya bozulanı düzeltmek için giren Türkiye’den başkasını göremezsiniz. Her terör örgütünün arkasında bir ve birkaç ülkenin belki siluetine rastlayabilirsiniz, ama Suriye halkının arkasında sadece Türkiye var.
Değerli kardeşlerim; Suriye’de hava öyle dumanlı ki, kimin kimle ne yaptığı meçhuldür. Sadece bizim sözümüz, icraatımız ve niyetimiz açıkça ortadadır. Peki, biz ne diyoruz? Suriye’deki tüm terör örgütlerine karşıyız diyoruz. Ne diyoruz? Suriye’de kadınlar, çocuklar, mazlumlar katledilmesin, etnik temizlik yapılmasın, kimse inancından dolayı zulme maruz kalmasın diyoruz. Ne diyoruz? Suriye sorununa siyasi çözüm bulunabilmesi için bu ülkenin gerçek sahibi olan Suriyeli muhaliflerle oturulup konuşulmalı diyoruz. Ne diyoruz? Suriye’de güvenli bölgeler oluşturup milyonlarcası ülkemizde olan mültecilerin evlerine, yurtlarına dönmeleri sağlanmalı diyoruz. İşte Fırat Kalkanı Harekatında bakınız 160 bin mülteci geri döndü, aynı şekilde inanın Afrin’e de en azından 200 bin dönüş olacak, ben bunu görüyorum.
Suriye halkının üzerine atılan bombalar, füzeler, yöneltilen silahlar, kullanılan mühimmat, yine söylüyorum, para olarak bölgeye aktarılsa tüm sığınmacıların yaşayabileceği o şehirleri kurabiliriz. Bunu yıllardır tüm Batılı liderlere, Suudi Arabistan başta olmak üzere Almanya ve diğerlerine, Amerika, hepsine söyledim, Arap ülkelerinin yöneticilerine teklif ettim. Maalesef bu kaynaklar hala Suriye’yi imar etmek için değil yıkmak için gelenlere aktarılıyor. Biz kendi kontrolümüz altındaki yerlerde bu projeyi uyguluyoruz. Ama neyle? Konteyner kentlerle. Ben diyorum ki, konteyner kentler olmasın, çadır kentler olmasın, bir an öce normal şehirler yapalım. Cerablus’ta, El Bab’da, Azez’de, şimdi Afrin’de ve çevresindeki şehirlerde temel hizmetler için gereken altyapıdan yönetim yapısına kadar her konuda Suriyeli kardeşlerimize yeni bir gelecek inşa etmenin adımlarını atalım.
Türkiye’ye Suriye’den çıkması karşında bulunanlar, bu çağrıyı yapanlar herhalde bu durumdan rahatsız, çünkü Türkiye’nin olduğu yerde terör olmaz, sadece huzur kök salabilir. Terör olmayınca da Suriye’yle ve bölgeyle ilgili hesaplar tutmuyor, pusulalar şaşıyor. Suriye üzerinde hesap yapanlar, petrol üzerinde hesap yapıyor ve bu oyunu da biz bozacağız. Suriye halkıyla el ele verip bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırarak onları şaşırtmaya inşallah devam edeceğiz.
İnşallah Münbiç’ten Haseke’ye kadar olan diğer bölgeleri de Suriye halkı için özgür ve müreffeh yerler haline dönüştüreceğiz. Bu mücadelede yanımızda olan herkese teşekkür ederiz.
Tüm bu gerçeklere rağmen Türkiye’ye karşı hala terör örgütlerinin ve zalim rejimin yanında yer alanların da en kısa sürede hakikatleri göreceklerine inanıyorum.
Kardeşlerim; Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Yoruldunuz, bir ayağa kaldıralım sizi.
Kardeşlerim; öyle bir seslenelim ki tüm adalar duysun, hazır mıyız? Sesiniz gür mü?
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet… Bütün bunları sağlayabilmek için bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.
Kongremiz hayırlı olsun.
Bugüne kadar görev yapmış kardeşlerime teşekkür ediyorum. Görevi devralacak olan kardeşlerime başarılar diliyorum.
Allah yar, yardımcımız olsun inşallah. Hepinizi Allah’a emanet ediyor, sizlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Kalın sağlıcakla.