Cumhurbaskani Erdogan’in Manisa Il Danisma Meclisi Toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Saygıdeğer Divan, sevgili Manisalılar, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava ve yol arkadaşlarım, aziz kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Hiç endişe etmeyin hiç endişe etmeyin.
Genişletilmiş Divan Toplantımızın şehrimize, partimize, ülkemize hayırlar getirmesini Allah’tan temenni ediyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Manisa teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum.
Bu vesileyle, 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da meydana gelen elim maden kazasında hayatını kaybeden 301 kardeşimize bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Bugünkü toplu açılış törenimizde bir özel sektör kuruluşumuzun şehit olan madencilerimizin aileleri için inşa ettirdiği 301 konutun teslim törenini de gerçekleştirdik.
Bir başka kuruluşumuzun yine şehit olan madenci aileleri için inşa ettirdiği evler de tamamlanmak üzere, onların da teslimi yakında yapılacak.
Yine bugün yaptığımız toplu açılış töreninde 740 milyon lira yatırım bedeli olan 2 jeotermal enerji santrali de bulunuyor.
Bir kez daha Manisa’mızın gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine katkı sağlayacağına inandığım bu yatırımın hayırlı olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
Türkiye’nin dış ticaret hacmi bakımından 7’nci büyük şehri olan Manisa’mızın sanayiden tarıma kadar harekete geçirilecek pek çok potansiyeli bulunuyor. İnşallah önümüzdeki dönemde daha çok alışarak, daha çok gayret göstererek, Büyükşehir Belediyesinden milletvekillerine kadar her alanda Manisa’yı hak ettiği düzeye yükselteceğimize inanıyorum. İşte o zaman şehrimizin geleceği için çok daha büyük projeleri uyum içinde, işbirliği içinde seferberlik ruhuyla hayata geçirme imkanımız olacaktır.
Kardeşlerim, AK Parti teşkilatları olarak bu konuda en büyük görev size düşüyor. Gençler, şimdiden çalışmaya başlayarak şehrimizde kapısını çalmadık ev, iş yeri, sıkmadık el, kazanılmadık gönül bırakmayacak bir programı uygulamaya başlamalıyız. Gerek Genel Başkan olarak şahsım, gerekse diğer arkadaşlarımız daima sizlerin yanında olacaktır. 2019 yılındaki seçimlerde hedeflerimize ulaşabilmemiz, önümüzdeki aylarda yapacağımız çalışmaların başarısına bağlıdır.
Gördüğünüz gibi, hem içeride, hem dışarıda ne kadar şer güç varsa hepsi de ülkemizi ve partimizi yıkmak için var güçleriyle çalışıyor. Surda bir gedik açmak, bu kutlu çatıdan bir tuğla kopartmak için tüm çirkeflikleri deniyorlar. Fitne girişimlerinden iftiralara, kara propagandan siyaset mühendisliklerine kadar devreye almadık hiçbir araç bırakmadılar. Tüm bunlara karşı bizim verebileceğimiz en güzel cevap, milletimizle bütünleşerek seçimlerde mümkün olan en yüksek destek oranlarına ulaşarak mücadelemizi sürdürmek olacaktır. Ülkemizin gelecek çeyrek asrının, yarım asrının belirleyicisi olacak bir seçime hazırlandığımız asla unutmamalıyız. Bunun için hiç kimsenin kendi kişisel ajandasını, kişisel kariyer planını, kişisel hırslarını AK Partinin üzerinde tutmaya hakkı yoktur.
Kardeşlerim, teşkilatlarda ve belediyelerde başlattığımız değişim süreci, ülkemize ve milletimize karşı sorumluluklarımızı çok daha güçlü şekilde yerine getirme amacı taşıyor. Kimse bunu farklı yerlere çekmesin, yoksa bizim ne teşkilatlarımızda görev yapmış arkadaşlarımıza, ne belediye başkanlarımıza vefasızlık göstermek gibi bir niyetimiz asla yoktur, olamaz. Milletimizin beklentilerine cevap verebilmek, şer şebekeleriyle giderek sertleşen mücadeleye çok daha sıkı şekilde hazırlanabilmek için bu değişimi gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz.
Bu anlayışla görevlerini devreden arkadaşlarımıza teşekkür ederek, görevi devralan arkadaşlarımıza başarılar dileyerek bu süreci devam ettireceğiz.
Bu teşkilat içindeki hiç kimse AK Partinin üzerinde değildir, AK Parti de Türkiye’nin üzerinde değildir. Bizlerin hem partimize, hem ülkemize karşı sorumluluklarımız meseleye başka türlü yaklaşmamızı gerektiriyor. Türkiye yeni bir Kurtuluş Savaşı veriyor, Türkiye geleceğini inşa ediyor derken bunları öylesine söylenmiş sözler olarak değil, yürekten inandığımız hakikatler olarak ifade ediyoruz.
Dün Ankara’da Cumhurbaşkanlığı külliyesinde yaptığımız Türkiye’nin otomobili projesiyle ilgili törende özellikle belirttim, ülkemiz geçtiğimiz asırda dünyada önemli atılım dönemlerinin neredeyse tamamını kaçırdı. Dünyanın diğer ülkeleri sanayiye, ekonomiye, teknolojiye yoğunlaşırken, biz uzun yıllar iç meselelerimizle boğuşmak zorunda kaldık. Bunun da ötesinde yapılan öyle hatalar, öyle yanlış tercihler var ki, inanın bana insanın bunlara ihmal demeye dili varmıyor, dilimizin ucuna çok daha ağır ithamlar geliyor. Dünya ve ülkemiz içinde yaşadığımız yıllarda da işte böyle bir dönüm noktasından geçiyor. Bizim geçmişte yapılan hatalara, yanlış tercihlere, ihmallere karşı hissiyatımız neyse, şayet bugün doğrusunu yapmazsak sonraki nesillerin bize olan hissiyatı da budur; böyle bir vebalin altına giremeyiz. Onun için tarihe ve gelecek nesillere olan sorumluluğumuzun bilinciyle gece-gündüz çalışmak zorundayız. Tüm AK Partililerin de bu şekilde düşünmesi, bu şekilde davranması şarttır. Ben sizlere güveniyorum, ben sizlere inanıyorum, teşkilatlarımızın da bize güvendiklerini, inandıklarını biliyor ve hepsine teşekkür ediyorum.
Kardeşlerim, önceki gün yani 1 Kasım tarihi hemen Manisa’nın yanı başında ki İzmir’de yılın ilk günlerinde 5 Ocak’ta teröristlere adeta meydan okurken şehit verdiğimiz bir kahramanın doğum günüydü. Evet, PKK’lı teröristlerin İzmir Adliyesinde gerçekleştirmek istedikleri katliamı cesaretiyle önleyen polis memurumuz Fethi Sekin’den söz ediyorum. Şairin kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için diye tarif ettiği bu cesur yürekli polis memurumuzu şahadetinin 10. ayında, doğumunun 44’ncü yıl dönümünde rahmetle, saygıyla, şükranla yad ediyor, mekanı cennet olsun diye Rabbimden niyaz ediyorum.
Türkiye 15 Temmuz’da tankların karşısına dikilen dağları ve şehirleri teröristlere dar eden kahramanlarımız sayesinde hala dimdik ayaktadır. İş başa düştüğünde canı cananı bütün varını feda eden o yiğitler sayesinde hamdolsun geleceğimize hala güvenle bakabiliyoruz.
Bugün Türkiye Suriye’de ve Irak’ta oynanan oyunları bozma iradesini bu derece güçlü şekilde ortaya koyabiliyorsa bunda siyasi kararlılık kadar, kahramanlarımıza olan itimadımızın da büyük payı vardır. Sahada etkinlik kuramıyorsanız diğer alanlarda ne söylerseniz söyleyin bir karşılığı olmuyor. Ülkemizi terör örgütlerinin bataklığına çekmek için tezgah üstüne tezgah kuranların anlayamadıkları gerçek şudur: Biz bu coğrafyadaki her toz zerresini, her taşı, her su damlasını biliriz, çünkü 1000 yıldan fazladır biz buralardayız. Onların çok paraları olabilir, gelişmiş silahları olabilir, hiçbir ölçü ve sınır tanımayan hırsları, hesapları olabilir, ama bunların etkisi bir yere kadardır. Çünkü bu coğrafyadaki her şeyin bir görünen yüzü vardır, bir de görünmeyen. Onlar sadece gördüklerine bakarak planlarını yaparlar. Halbuki biz adımlarımızı daha farklı parametrelere göre atıyoruz. Biz meselelere basiretle, ferasetle, 1000 yıldır ilmek ilmek dokuduğumuz zengin bir tecrübeyle bakıyoruz. Şu an bölgemiz Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarıyla oluşan güç dengesindeki bozulmanın en kanlı ve trajik sonuçlarını yaşıyor.
Kardeşlerim, gençler, Suriye’den Irak’a, Yemen’den Libya’ya kadar milyonlarca masum insan bu kanlı değişimin bedelini canlarıyla ödemek zorunda kalıyor. Çıkar kavgalarının sonucu ölen her can, yıkılan her eser, enkaza dönüşen her şehir bizden ve medeniyetimizden bir parçayı daha alıp götürüyor. Bombalarla parçalanan bedenlerin Batılı ajansların gözünde rakamdan, sadece birer istatistikten öteye geçemediğini üzülerek görüyoruz. Bize her fırsatta insan hakları ve demokrasi dersi verenler masumların kanı üzerinden kendilerine ikbal devşirmenin hesabını yapıyor. Elbette bu devran böyle devam edemez. Biz ülkemizi de içine aldığı çok açık olan bu alçak oyunu muhakkak bozacağız. Ne pahasına olursa olsun pes etmeyeceğiz ve diz çökmeyeceğiz. Bedelini 100 milyonlarca şehidimizin kanıyla ödediğimiz bağımsızlığımızdan asla taviz vermeyeceğiz.
Hamdolsun tüm saldırı ve sabotajlara rağmen hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüyoruz. Projelerimizden, yatırımlarımızdan taviz vermiyor, yol haritamıza uygun şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunun altını çiziyorum: Her imtihan bir imkandır bilinciyle krizleri ülkemiz ve milletimiz için fırsata çevirecek politikaları tek tek hayata geçiriyoruz. İnşallah bu şekilde de yolumuza devam edeceğiz. İşte 15 Temmuz Marmaris’ten Türkiye’ye çağrımızı yaptığımızda 81 vilayet meydanlara döküldü. Herkes meydanlara dökülürken birileri de nerelere kaçıp sığınacağının hesabını yaptı.
Kardeşlerim, bakınız biz Yeşilköy Havalimanına gelirken, bütün millet Yeşilköy Havalimanına yürürken, onbinler orada birikmişken, Ana Muhalefetin başındaki zat da oraya inmişti. Ve Ana Muhalefetin başındaki zat oraya indiğinde tanklar oradaydı ve tanklar oradayken kendisi adamını gönderiyor, önce gerekli görüşmeler yapılıyor, daha sonra tanklar çekiliyor ve kendisini alacak araba geliyor ve arabaya biniyor, oradan doğru Bakırköy Belediyesine gidiyor ve Bakırköy Belediye Başkanının evinde misafir oluyor ve orada televizyondan o gece bütün gelişmeleri izliyor ve çayını yudumluyor. Ve hala bütün o gecenin o gelişmelerini arkasına sığınmak suretiyle kendini utanmadan savunma yoluna gidiyor.
Bir başka programda da yine diyor ki, böyle bir darbe girişiminde bulunmaya kalksalar tankların önüne önce ben çıkarım. Hadi çıksaydın, niye çıkmadın, niye kaçtın? Millet oradaydı, millet F-16’ların altındaydı, tankların önündeydi, sen neredeydin? Bakırköy Belediye Başkanının evindeydin. Ve Çok daha enteresan, yaptığı açıklamaya bakın, oteller o gece kapalıydı diyor. Bu iş yürek işi yürek, kürek işi değil.
Ve şimdi altından kalkamadıkları için birçok şeyin kalkıyorlar bakıyorsunuz şahsımla ilgili diktatör, faşist diktatör. Ya senin bunları söylemenin hiçbir kıymeti harbiyesi yok, benim milletim bu evladının ne olduğunu çok iyi biliyor. Biz milletimize efendi olmaya değil, biz bu millete hizmetkar olmaya geldik, bu yola böyle çıktık.
Ve bu şahısta yalan üstüne yalan var, 7 Ağustos davetini yaptığım zaman Sayın Bahçeli evet dedi, önce Ana Muhalefetin başındaki zat hayır dedi, daha sonra herhalde etrafındakiler bindirdi, bastırdı, bunun üzerine gelmeyi kabul etti. Ve geldikten sonra da yine çok fazla dayamadı, bir müddet sonra bizim o 7 Ağustos o dayanışma, kardeşlik, barış anlayışından hemen sıyrılıp çekildi. Çünkü bu zatın bu ülkede birlik, beraberlik, dayanışma, kardeşlik diye bir anlayışı yok.
Kardeşlerim, şimdi benim sizden isteğim şu: Böyle bir Ana Muhalefet evlere şenlik, varsın olsun. Ama ben sizden bir şey istiyorum, ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, ben sizden bir şey istiyorum, bakınız sadece sloganların partisi olmayacağız. Bütün hizmetlerimizi, yaptıklarımızı, bütün yatırımlarımızı A’dan Z’ye milletimize anlatacağız. Manisa tüm ilçeleriyle, A’dan Z’ye 17 ilçesi Manisa’nın nerede ne yapılmış, bunu bilmesi lazım, bunu anlatacaksınız.
Gençler, iyi, güzel de, sizin dediğinizi şimdi ben de anlamıyorum, milletin anlaması lazım, millete bunu anlatacaksınız, millet ne yaptığımızı bilecek, ya 15 senede bu iktidar demek ki Manisa’ya bu yatırımları yapmış.
Gençler, bakınız birileri diyor ki, gençlerin arasında, evet, AK Parti gençliğinin sayısı eriyor, öyle mi? O zaman bunu hayata geçireceksiniz. Yani bunun böyle olmadığını daha çok çalışmak suretiyle, üniversitelerde ve artık liselerin son sınıfları da ne yapıyor, o kullandığına göre, artık bu konularda çok daha yoğun bir çalışmanın içinde olacaksınız ve 2019’da sandıkları inşallah bizim gençliğimiz patlatacak. İnşallah sandıkları bizim kadın kollarımız patlatacak. İnşallah sandıkları bizim ana kadememiz patlatacak. Ve inşallah Allah’ın izniyle 2019’daki gerek Mart, gerek Kasım seçimlerinde Türkiye’deki bu değişim, dönüşüm seçimlerinde arka arkaya inşallah hem Manisa’da belediyeyi ve belediyeleri, hem de inşallah milletvekili seçimini ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini Allah’ın izniyle biz kazanacağız.
Tabi Türkiye’de gerçek anlamda Ana Muhalefet koltuğu uzun zamandır münhal, yani boş. CHP bırakın Ana Muhalefetlik vasfını, giderek siyasi parti hüviyetini dahi kaybetmektedir. 94 yıllık bir maziye sahip olduğunu iddia eden bir partinin mevcut yönetim altında geldiği yer gerçekten içler acısı. DHKP-C’den bölücü terör örgütüne kadar çiçek atmadıkları, destek çıkmadıkları, koruyup kollamadıkları hiçbir illegal yapı adeta kalmamıştır. Atatürk’ün partisi iddiasındaki CHP, bugün Pensilvanya’nın partisi haline dönüşmüştür.
Bir dönem iktidara gelmenin yolunu vesayet odaklarına emir erliği yapmakta arıyorlardı, şimdi de iktidara giden yolun Pensilvanya’daki şarlatana kapı kulluğu yapmaktan geçtiğini zannediyorlar. Sırf okyanus ötesindeki efendilerine şirin gözükmek için, 250 şehit, 2193 gazi verdiğimiz 15 Temmuz direnişini dahi sulandırmaktan çekinmiyorlar. Ülkemizin FETÖ ile mücadelesine ket vurmak için şu ana kadar yapmadık tezvirat bırakmadılar. Ağızlarını her açtıklarında 15 Temmuz demokrasi destanı için kontrollü darbe diyorlar, millete kurşun sıkanlara ana kuzusu diye sahip çıkıyorlar. Burada amaç, diyet borcunu, koltuk borcunu layıkıyla ödemektir. En büyük mirası batık bir SGK, yani eski adıyla SSK, en büyük mahareti de seçim kaybetmek olan bir Genel Başkan başka türlü nasıl koltuğunu koruyabilir?
Geldiği yeri birilerinin lütfuna, kumpasına borçlu olan bir Genel Başkandan farklı hareket etmesini elbette beklemiyoruz. Ziyaretine gidiyor Sayın Baykal’ın, aday mısınız diye sorduklarında, hayır, aday değilim diyor. Ama ertesi sabah bir de bakıyorsunuz ki, adaylığını açıklıyor; akşam başka, sabah başka. Ancak burada sorun CHP’nin içinde bulunduğu tükenmişliğin geçici bir bunalım olmaktan çıkıp, kalıcı bir arıza haline gelmesi, hatta üsten aşağı tüm kadrolara sirayet etmesidir. Bugün CHP siyaseten tükenmiş, bitmiş bir parti olarak adeta siyasi kadavra haline gelmiştir, bunu da böyle biliniz. Millete söyleyecek ne tek bir sözleri, ne de ülkeye önerebilecek tek bir projeleri vardır. Çok daha vahimi ise, hamasetle, iftirayla, yalanla siyaset gemisini yürütebileceklerine inanmaları.
Salihli, anladık, biz de sizinle gurur duyuyoruz, tamam. Ama bana bak, Mart 2019’da Salihli Belediyeyi alacaksınız ha, ona göre.
Maalesef bugün hakaret ve küfür CHP’nin siyaset dili olmuştur. Fikrin olmadığı yerde küfür olur, vizyonun olmadığı yerde hakaret olur, kelamın, yani sözün gücüne güvenmeyenler hakaret yoluna başvurur. Halbuki siyaset icbar değil, ikna sanatıdır, biz 40 yıllık siyasi hayatımızda işte bunun mücadelesini veriyoruz. Haksız yere hapse atıldığımız günlerde de, partimizin kapatılmak istendiği dönemde de siyasetten hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Siyasetin ahlakını, onurunu, seviyesini daima koruduk, kolladık, el üstünde tuttuk. Kifayetsizler elinde siyaset kurumunun yıpratılmasına asla müsaade etmedik, çünkü dün olduğu gibi bugün de siyaset milletimizin en büyük umut kapısıdır.
Merhum Namık Kemal, “zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş” diyor. Bunların da zihni fukaralıkları dillerine vuruyor. Biz bunların siyaseti kendi seviyelerine düşürmelerine asla izin vermeyeceğiz. Onları kendi çukurlarında bırakacak, milletimizle elbirliği, gönül birliği içinde 2023 hedeflerimize doğru yürümeye devam edeceğiz. Atalarımız ne demiş; “sen doğru ol, eğri belasını bulur” demişler. Bunlar da her seçimde milletimizden gerekli uyarıyı alıyorlar, ama bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar. AK Parti kadroları olarak siyasi nezaketimizi, vakarımızı, edebimizi sonuna kadar koruyacağız.
Tabi ben burada öncelikle kongresi yaklaşan Manisa’mızda da inşallah… Değerli kardeşlerim, bir dakika bir dakika, şu anda yapılacak kongreyle birlikte sandık esaslı olarak inşallah seçilecek yeni kadromuzla beraber çalışmalarımıza yoğunlaşacağız ve çalmadık kapı, sıkmadık el inşallah bırakmayacağız.
Kadın kollarımıza sesleniyorum, 94’te bizim bir hikayemiz var, çok iyi çalıştık. O zaman kadın kollarımız bana bir teklifle geldiler İstanbul’da, dediler ki, Başkanım, biz şöyle bir şey düşündük. Ne düşündünüz dedim. Dediler kapıları çalıyoruz, ama bir şey versek. Tamam, kitapçıklar, broşürler var. Daha başka bir şey; hayırdır, bir şey mi düşündünüz dedim. Dediler ki, biz şöyle bir kahve düşündük, 40 gram kahve ve kahvenin üzerinde partimizin amblemi ve ismi, bir tarafında da şu yazıyor: Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır. Ve onbinlerce kahveyi kadın kollarımız evlere dağıttılar. Tamam, çok çalışacağız, öyle şeyler yapmalıyız ki inşallah 40 yıl akıllarda kalsın; anlaştık?
Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, her birinize vazifelerinizde başarılar diliyorum, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Mevla’m yolumuzu, bahtımızı açık etsin.
Kalın sağlıcakla.