Cumhurbaskani Erdogan’in Özel Halk Otobüsçüler Birligi Iftar Programi‘nda yaptigi konusma
Çok değerli yöneticileri, sektörün çok değerli mensupları, kıymetli şoför kardeşlerim; sizleri başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerefin böyle anlamlı bir iftar sofrasında en kalbi duygularla selamlıyorum.
Bu muhteşem salondaki özel halk otobüsü şoförü arkadaşlarımızın nezdinde şu an ülkemizin dört bir yanında direksiyon sallayan şoför kardeşlerime İstanbul’dan selamlarımı yolluyorum.
Bu güzel İstanbul akşamında sizlerle beraber olmaktan, hasret gidermekten duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Ramazan ayınızı tebrik ediyor, Yüce Allah’tan tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri katında kabul ve makbul eylemesini niyaz ediyorum.
Bugün 17’ncisini geride bıraktığımız bu mübarek günlerin hepimizin mağfiretine, kurtuluş ve selametine vesile olmasını diliyorum.
Bu iftar sofrasında gönüllerimizi buluşturan, kalplerimizi biraraya getiren tüm Özel Halk Otobüsleri Birliğine de ayrıca teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim; elbette her mesleğin kendine ait zorluğu, sıkıntısı, meşakkati vardır. Ancak, dünyada belki de en zahmetli mesleklerden birisi şoförlüktür, özellikle de otobüs şoförlüğüdür. Şoförlük, fedakarlıktır, bizi sevdiklerimize güvenle ulaştırabilmek için sevdiklerinden ayrı kalmayı göze almaktır. Şoförlük sabırdır, yazın kavurucu sıcağına, kışın soğuğuna, gecenin zifiri karanlığına aldırmadan yılın her günü, günün her saati direksiyon sallayabilmektir. Şoförlük tevekküldür, yolun, tabiatın ve kainatın sahibine teslim olmaktır. Şoförlük dayanışmadır, yolun zorluklarına beraberce göğüs germektir. Evine helal rızık götürmek, çocuklarına helal lokma yedirmek için şoför kardeşlerimin çektiği çileyi bizler çok iyi biliyoruz. Çoğu şoför kardeşimin ailesiyle birarada kutladığı bayramların sayısının bir elin parmağını dahi geçmediğini de iyi biliyoruz. Anne-babasının cenazesine son anda yetişmeyi bile nasip olarak gören arkadaşlarımız var.
Ömrü yollarda direksiyon başında geçen otobüs şoförlerimizin hikayesi, aynı zamanda Türkiye’nin hikayesidir. Türkiye’nin kalkınma yolculuğunun nereden nereye geldiğinin en yakın şahidi sizlersiniz. Siz, şehir iç ve şehirlerarası ulaşımda bu ülkenin 16 yılda nasıl büyük bir değişim yaşadığını ilk elden bilenlersiniz.
Bakınız, 16 yıl önce ülke yönetimini devraldığımızda ulaşım altyapımız milletimize yaraşır bir seviyede değildi. Ülkemizin toplam bölünmüş yol uzunluğu sadece 6100 kilometreydi, yani 79 senede 6100 kilometre Türkiye’de bölünmüş yol yapılmıştı. 780 bin kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip Türkiye’nin, evet, yalnızca 6100 kilometre bölünmüş yolu vardı. Bırakın ilçelerimizi, büyük şehirlerimizi, birbirine bağlayan yollar bile tek gidiş, tek gelişten oluşuyordu. 2002 senesinde birbirine bölünmüş yollarla bağlanmış il sayımız neydi biliyor musunuz? 6 tane, 6 il.
Bugün her geçişte şoförlerimizin yapanlardan Allah razı olsun dediği Bolu Tünelinin patates deposu olarak kullanılması tartışılıyordu. 1990’da ihalesi yapılan, 93’te ilk kazması vurulan, tam 17 bakan eskiten bu tünelin inşası, biz göreve geldiğimizde halen devam ediyordu.
Değerli kardeşlerim; bu kötü manzara karşısında hiç kaybetmeden bismillah dedik, yol medeniyettir anlayışıyla çalışmaya başladık. İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığında kazandığımız tecrübeleri hemen uygulamaya koyduk. 94’ten itibaren ulaşım, çevre, trafik ve şehir içi taşımacılığı konusunda İstanbul’da nasıl bir büyük bir değişim gerçekleştirmişsek, aynı şekilde ülkemizin 81 vilayetinde de çok ciddi hamleler yaptık. Şehir içi, şehirlerarası ayrım yapmadan, bize oy versin-vermesin hiçbir insanımızı dışlamadan projelerimizi hayata geçirdik. Bölünmüş yol uzunluğumuzu 26 bin kilometreye yükselttik, otoyol uzunluğumuzu 2657 kilometreye çıkarttık. 70 ilimizi daha birbirine bölünmüş yollarla bağlayarak toplam il sayımızı 76’ya taşıdık. Tüm ülke genelinde 83 olan tünel sayımızı 341 tünele ulaştırdık, bu tünellerin uzunluğunu da 50 kilometreden 433 kilometreye yükselttik. Bu süreçte kendimizi asla muhalefetin sığ dünyasına hapsetmedik. Muhalefet ne derse desin, daima daha modernini, daha kalitesini, daha güzelini ülkemize kazandırmanın mücadelesini verdik. Avrupa’da, Amerika’da, dünyanın ekonomik olarak gelişmiş ülkelerinde insanlar hangi standartlarda yaşıyorlarsa, biz de aynısını, hatta çok daha iyisini milletimize sağlamanın çabasını güttük.
Bazı şoför kardeşlerimizin otobüs ve minibüslerinin arka camına yazdığı yazılar var. Bunlardan bir tanesi şöyle diyor: Başarı boş duranın değil, koşturanın hakkıdır. Bu ifade, bir şoför arkadaşımın hissiyatından öte, AK Parti’nin 16 yılda her alanda yazdığı başarı hikayesinin de özüdür, özetidir. Ter dökmeden, koşmadan, koşturmadan, zorluklar karşısında mücadele etmeden başarı beklemek beyhude bir uğraştır. Düşüneceksin, çalışacaksın, başaracaksın, işte Yavuz Sultan Selim Köprüsü böyle başarıldı, Marmaray böyle başarıldı, Avrasya Tüneli böyle başarıldı, Osman Gazi Köprüsü böyle başarıldı; aşkınan koşan yorulmaz.
Şayet biz önümüze çıkartılan engellerden dolayı pes etseydik, emin olun ülkemizi bugünkü konumuna asla getiremezdik. Şayet biz içeriden ve dışarıdan gelen saldırılar karşısında boğun eğseydik, merhum Menderes’in akıbetine uğramaktan kendimizi asla kurtaramazdık. Tıpkı menzile kilitlenen şoför kardeşlerim gibi 16 yıldır gözümüzü bir an olsun yoldan ve ulaşmak istediğimiz hedeflerimizden ayırmadık. Sabrettik, sebat ettik, yeri geldi baldıran zehri içtik, ama hamdolsun sonunda ülkemizi tarihinin en büyük hizmetleriyle buluşturduk.
İnşa ettiğimiz yollarla, tünellerle, köprüler ve alt geçitlerle siz şoförlerimizin yükünü hafifletirken, insanlarımızın da çok daha güvenli ve konforlu bir şekilde evlerine, işlerine ulaşmasını sağladık. Şimdi daha tecrübeli, daha azimli, daha heyecanlı bir şekilde yeni döneme hazırlanıyoruz. İnşallah bu dönemde hizmet kervanını çok daha ileriye götüreceğiz, özelikle şehir içi ve şehirlerarası ulaşım altyapısında ülkemizi gelişmiş ülkelerin ligine taşıyacağız. Halen 433 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 700 kilometreye, 556 kilometre uzunluğundaki köprü ve viyadüklerimizi de 673 kilometreye çıkartacağız. Şu anda 26 bin kilometre olan bölünmüş yollarımızı gelecek dönemde 36500 kilometreye ulaştıracağız. 2657 kilometre olan otoyol ağını 5 bin kilometrenin üzerine çıkartacağız. Ovit Tünelini inşallah bu yıl 18 Haziran’da, Zigana Tünelini önümüzdeki yıl tamamlıyoruz. İstanbul’a Boğaz’ın altına inşa ettiğimiz Marmaray ve Avrasya Tünelinin yanına, inşallah yeni ve çok daha büyük bir halka ekliyoruz, dünyanın en prestijli projelerinden olan 3 katlı büyük İstanbul tünelinin de çalışmalarına yakında başlayacağız.
Marmaray sadece ülkemizin değil, dünyanın en büyük projelerinden biri. 29 Ekim 2013’te açtığımız Marmaray’ı şu ana kadar kaç kişi kullandı biliyor musunuz? Tam 268 milyon kişi Marmaray’ı kullanarak Boğaz’ın altından Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Asya’ya geçti. Hamdolsun Allah’ıma, nereden nereye.
Yavuz Sultan Selim Köprüsünü 26 Ağustos 2016’da açtık, oradan da bugüne kadar yaklaşık 27 milyon araç geçti. Şimdi 27 milyon araç oradan geçmeseydi nereye yük olacaktı? Fatih Sultan Köprüsüne. O zaman Fatih Köprüsünün ne hale geleceğini düşünün.
Avrasya Tünelini 20 Aralık 2016 tarihinde açtık, oradan da bugüne kadar 23 milyon araç geçti. Açılmasıydı ne olacaktı? O da birinci köprüye yük olacaktı. Şimdi bunlar ne oldu, oraların yükünü almış oldu.
Bizim yalanda, dolanla, aldatmayla, iftirayla işimiz olmaz. Bazıları ince ince yalanlar söyleyip duruyor. Bu iş çıraklık işi değil, bu iş ustalık işi ustalık, öyle kolay gelmedik buraya. Biz icraatlarımızla konuşuruz.
Değerli kardeşlerim, biliyorsunuz son dönemde emeklilerden polislerimize, öğretmenlerimizden hemşerilerimize kadar toplumumuzun farklı kesimleri için müjdelerimiz oldu. Bugün de, az önce İsmail kardeşim hemen çiviyi attı bize, bugün de sizlerin ekonomik olarak yükünü hafifletecek bazı müjdelerimizi paylaşmak istiyorum.
İlk müjdem, sizin Katma Değer Vergisi ödemelerinize ilişkin olacak. Sizler KDV ödeyelim, ama hem ödememiz basit olsun, hem de ödeyebileceğimiz kadar olsun dediniz, öyle mi? Arkadaşlarımız sizlerle biraraya geldiler, Maliye Bakanım da burada, getirdim ki buraya bir yanlışlık olmasın, sıkıntılarınızı, taleplerinizi tek tek not aldılar, sizlerin bu sorununa yine sizlerle beraber bir çözüm geliştirdiler. Buna göre, artık her ay yolculardan tahsil ettiğiniz KDV dahil hasılatınızın yüzde 1,5’uğunu KDV olarak Maliye’ye ödeyeceksiniz; anlaşıldı? Buna karşılık, fatura konusundaki zorluklardan da kurtulacaksınız.
Sizinle Maliye arasında artık daha basit, daha kolay, daha ödenebilir bir vergi ödeme sistemi kurmuş olacağız. Bu sisteme geçmek, yine sizin isteğinize bağlı, ister bu sistemle vergi ödersiniz, isterse faturalarınıza göre çıkacak vergiyi ödersiniz. Tamam, İsmail Efendi. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.
Tabi KDV’de yaptığımız bu kolaylığı sizlerin ödeyeceği yıllık Gelir Vergisinde de yapabiliriz. Bu konuda da arkadaşlarımız sizlerle çalışmayı sürdürecekler.
BİR VATANDAŞ- Yaparsa AK Parti yapar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah, yaparsa AK Parti yapar. Artık 24 Haziran’dan sonra zaten başkanlık sistemine geçiyoruz, işimiz daha kolay.
İkinci müjdem, özel halk otobüslerimizin ücretsiz olarak taşıdığı yolculara karşılık her ay kendilerine yaptığımız ödemeye ilişkin. Hepinizin bildiği gibi, Ankara ve İstanbul illerinde özel halk otobüsü başına aylık bin lira, diğer büyükşehirlerde 750 lira, diğer belediyelerde ise 600 lira sizlere ödeme yapıyoruz. Bu uygulamaya 2015 yılında başladık ve aynı rakamla devam ettik. Şimdi gelecek aydan itibaren bu ödemeleri artıyoruz. Buna göre; Ankara ve İstanbul illerinde aylık bin lira olan ödemeyi 1330 liraya, diğer büyükşehirlerde 750 lira olan ödeme bin lira, diğer belediyelerde ise 600 lira olan ödeme 800 liraya çıkarılacak, yani ödeme tutarlarını yüzde 33 oranında artırıyoruz. Biraz alkış az geldi, beğenmediniz galiba. (Alkışlar)
Böylece, ücretsiz taşıma hizmetinizin karşılığını vermek konusunda önemli bir adım atmış oluyoruz. Bununla da kalmadık, büyükşehir belediyelerinin halk otobüsleri ve deniz araçları işletmecilerine ayrıca ödeme yapabilmelerini önünü de açtık, bu düzenlemenin de hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Bir başka önemli düzenlemeyi de taksici esnafımızla ilgili olarak yaptık. D2 yetki belgesine dayalı olarak taksici esnafımıza alternatif hizmet verilmesi mevzuatımız açısından zaten mümkün değildi. Uygulamadaki bu yanlış anlaşılmayı düzeltecek adımları hem Ulaştırma Bakanlığımız, hem İçişleri Bakanlığımız, hem de belediyemiz attı. Taksici esnafımızın da burada durup kendini bir muhasebeye, murakabeye tabi tutması gerekiyor. Hem teknik kalite anlamında, hem de müşteri ilişkileri bakımından hizmet standartlarını yükseltmeyen bir mesleğin varlığını uzun süre devam ettirebilmesi mümkün değildir. Er veya geç bir alternatif gelir, bu sistemi değiştirir, bunun için taksicilerimizin kendilerine verilen imkanı gereken dönüşümü, değişimi gerçekleştirerek en iyi şekilde değerlendirmeye davet ediyoruz.
Bir de bu UBER muber diye bir şey çıkmış, o iş bitti, artık böyle bir şey yok. Geçenlerde bunu zaten Sayın Başbakan açıkladı. Bizim taksicilik sistemiz var kardeşim, nereden çıktı bu iş? Avrupa’da varmış, bana Avrupa’dan ya, kararını biz vereceğiz. Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Vali, bütün yetki sizde, İçişleri Bakanlığımız talimatı verdi. Böyle kendine göre yok özel taksicilik sistemini UBER’le, bilmem neyle, yok böyle bir şey ya, kusura bakmasınlar. Bunların üzerine trafik gidecek, gereğini yapacak. Çünkü biz taksilerimizin, taksicilerimizin hakkını birilerine kaptırmayız, yedirtemeyiz.
Kıymetli dostlarım; sektörün içinde bulunanlar olarak şu gerçeği benim gibi sizler de çok iyi biliyorsunuz. Kaliteli hizmetin, kaliteli ürünün asla müşteri sıkıntısı olmaz. İşini iyi yapan, düzgün yapan, yolcusuna değer veren muhakkak kazanır. Bu açıdan özel halk otobüsçülerimizin başarılı bir imtihan verdiklerine inanıyorum.
Kimi zaman basına yansıyan menfi haberlerin de sektörün gerçeğini yansıtmaktan ziyade, bireysel sıkıntılar olduğunu özellikle düşünüyorum. Elbette sayısı az da olsa biz asla bu tarz kötü örneklerin yaşanmasını istemiyoruz. Şoförlerimize düşen görev, bu tür hadiselerin üstüne süratle giderek bir daha tekrarlanmamasını temin etmektir.
Unutmayın, siz iyi olursanız, büyümeye, kazanmaya, rakiplerimize fark atmaya devam ederseniz. Siz vatandaşlarımızla bağınızı güçlü tutarsanız, onlar tarafından tercih edilmeyi sürdürürsünüz.
Kardeşlerim, bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha iftar sofranızı paylaştığınız için sözlere teşekkür ediyorum.
Güçlü Meclis, güçlü hükümet, güçlü Türkiye yolunda verdiğimiz mücadeleye desteğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Rabbim şoförlerimizi her türlü kazadan, beladan muhafaza buyursun, hayırlı, bereketli kazançlar ihsan etsin diyorum.
Vakit birlik vakti, vakit Türkiye vakti diyerek hepinizi sevgiyle selamlıyorum.