Cumhurbaskani Erdogan’in Pendik 5. Olagan Ilçe Kongresi’nde yaptigi konusma metni
...arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan…
Değerli kardeşlerim, bildiğiniz gibi hiçbir zaman beşeri gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükûda ve secdede eğildik, bundan başkası asla.
Buradan Pendik’in tüm mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Pendik Teşkilatımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Kongremizin şehrimiz için, Pendik’le birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Değerli kardeşlerim; 16 Nisan halkoylamasında yüzde 57’lik evet ile İstanbul ortalamasının üzerinde bir oranla Pendik bize destek verdi. Yeni yönetim sistemimizin arkasında olduğunu gösterdi. Bu güzel netice için sizlere şükranlarımı sunarım. Fakat yeter mi? Öyleyse Mart-Kasım, orada inşallah yetecek olanı hep birlikte alacağınıza inanıyorum. Çünkü Pendik’imizde ben bu potansiyelin olduğuna inanıyorum. Siz ne diyorsunuz? Bunun için daha çok çalışmamız gerekiyor.
Şimdi sesleniyorum, Ana Kademe; 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Maşallah.
Kadın Kolları; 2019’a kadar her eve girmeye hazır mıyız?
Gençlik Kolları; 2019’a kadar liselerden üniversitelere tüm gençlerimize uluşmaya ve onları kucaklamaya hazır mıyız?
Pendik’te ayak basmadık yer, dokunmadık gönül, desteğini almadık vatandaşımız bırakmamaya söz vermiyor muyuz? Maşallah.
Kardeşlerim; Pendik, sahip olduğu imkânlar ve tabii güzellikleriyle İstanbul’un ilçeleri arasında farklı bir yere sahip. Havalimanından hızlı trenine, İstanbul’un en büyük su kaynağı olan Ömerli Barajından Marmara Denizi’nin güzelliklerine, turizmden tarıma ve hayvancılığa kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu imkânlarıyla Pendik’in geleceğini çok daha parlak görüyoruz. Bir diğer taraftan Sabiha Gökçen Havalimanıyla ayrı bir zenginlik, ayrı bir potansiyele sahip. Yani ulaşımda burada yok yok, her şey var, deniz dersen deniz de var. Bu imkânlara sahip olan Pendik’i bu noktaya getiren hamdolsun AK Parti iktidarıdır.
1987 yılından beri ayrı bir ilçe olan Pendik, AK Parti hükümetleri ve belediye başkanları döneminde adeta yeni baştan kurulmuştur. İstanbul’un plansız, hesapsız, bilinçsiz şekilde büyüyen bu ücra köşesinin yerini İstanbul’un en mutena ilçelerinden biri almıştır. Bu başarıda Pendik’te 1994 yılından 2009 yılına kadar üç dönem belediye başkanlığı yapan ve bu dönem içerisinde benim de Büyükşehir’de olduğum o dönemlerde Erol Kaya kardeşimiz iki dönem belediye başkanlığı görevini de yürüten Kenan Şahin kardeşimizle bunların büyük payları oldu. Ve şimdi istiyoruz ki bu denli sınıf atlamış olan Pendik’imizi daha ileri taşıyalım. Müstesna bir burayı belediyecilikte yere ulaştıralım. Pendik Belediyemiz sadece son birkaç yılda ilçemize 230 trilyon liralık yatırım yapmıştır. Büyükşehir Belediyemizin aynı dönemde Pendik’e yaptığı yatırım da 688 trilyon liradır. Diğer eserlerle birlikte Pendik son birkaç yılda 1 katrilyon 80 trilyon liralık bir yatırıma kavuşmuştur. Belediyelerimizin ve diğer kamu kurumlarımızın Pendik’te hala devam eden 44 ayrı yatırımının tutarı ise 5 katrilyon 866 trilyon liradır.
Değerli kardeşlerim; İlçe Belediyemizce son yıllarda hizmete sunulan 10 ayrı spor tesisi Pendikli gençlerimize bir armağanımızdır. Şimdi bunun üzerine 12 spor tesisi daha ilave etmek üzere Belediyemiz hazırlıklarını çeşitli aşamalarda devam ettiriyor.
Biliyorsunuz geçtiğimiz yılın ilk ayında Kartal-Yakacık-Pendik-Tavşantepe metro hattının hatırlarsanız açılışını yapmıştık. İlçemiz için büyük öneme sahip Havalimanı-Kaynarca arasındaki metro hattının ise şu anda inşası sürüyor. İlk etabı başarıyla hizmet veren teknopark, İstanbul’un sağlık ağırlıklı ikinci etabının inşası da aynı şekilde devam ediyor. Biz bu şehri seviyoruz, biz bu ilçeyi seviyoruz. Biz şairin dediği gibi bu şehri İstanbul’un tek bir semtini bile sevmenin bir ömre bedel olduğuna yürekten inanıyoruz.
Değerli kardeşlerim; işte onun için de tüm semtleri ve ilçeleriyle İstanbul’a hizmet etmekten mutluluk duyuyoruz, şeref duyuyoruz. Hani üstat Necip Fazıl, İstanbul’a dönüp ne diyor:
“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...”
Evet, ömrümüzün sonuna kadar ille İstanbul demeye devam edeceğiz.
Kardeşim… Maşallah, ben de gençlerin yanındayım. Bunlar da AK Gençlik. Merhum Cemil Meriç’in kendilerince bu ülkeyi yaşanmaz bulanlara, onlara yönelik çok güzel bir tespiti vardır. Üstadımız, bunları söyleyenlerin aslında Türkiye’nin insanından şikâyet ettiklerini ifade eder ve şöyle der: Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır.” Bugünlerde bazı nankörlerin, bazı köksüzlerin, gözlerini Türk milletine düşmanlığın kör ettiği bazı idraksizlerin ülkemizi yaşanmaz bulup yurt dışına gitmekten söz ettiklerini duyuyorum. Yıllardır görevlerimiz gereği dünyadaki ülkelerin çok büyük bir bölümüne gittik, az-çok hepsiyle ilgili bir kanaat edindik. Eğer Türkiye’de yaşamayı kendine yük sayanlar varsa, şunu bilsinler ki aradıkları yer bu dünya da değildir. Türkiye’de yaşayamayan, hele hele İstanbul’da yaşamaktan usanan biri ülkemize değil hayata küsmüş demektir. Bakınız büyük şair Nedim İstanbul için ne diyor:
“Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedadır
Bir gevher-i yek-pâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır.”
Sen ne diyorsun ya, sen ne diyorsun? Aslında bunlar için bir ofis açıp bilet paralarını da verip göndermek lazım. Çünkü bunlar bu ülkeye yük yük.
Bir taşına cümle Acem mülkünün feda edildiği, dünyayı aydınlatan ve ısıtan güneşle bir tutulan İstanbul’u beğenmeyenin kalbi kurumuş demektir. Tabii biz ülkemizden şikâyet edenlerin asıl derdinin merhum Cemil Meriç’in dediği gibi taşı-toprağı değil insanı olduğunu çok iyi biliyoruz, dert başka, dert başka. Türk milletinin bir mensubu olmak, bizim için şereflerin en büyüğüdür. Rabbime şahsen bana bu milletin bir evladı, bu ülkenin bir ferdi olmayı nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır. Siz gibi kardeşlerimle beraber bu yolda beraber olmayı bizlere lütfettiği için Rabbime ne kadar hamd etsem azdır. Bunun için biz ülkemize dört elle sarılıyoruz. Milletimizin bize verdiği sorumlulukları bihakkın yerine getirmek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Demokrasiden ekonomiye, yatırımlardan güvenliğe, belediye hizmetlerinden büyük projelere kadar her konuyu bizzat takip etmeye çalışıyoruz.
Kardeşlerim, eğer Türkiye’yi geçtiğimiz 15 yılda 3,5 kat büyütebilmişsek, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir ülke haline getirebilmişsek işte bu aşk sayesindedir. Tarihinin en büyük saldırılarına uğrayan, ama aynı zamanda asırlık fırsatlarla da karşı karşıya bulunan bu ülkeyi hak ettiği yere getirene kadar durmadan, dinlenmeden çalışmayı sürdüreceğiz. Varsın birileri kendi hayal dünyalarında, kendi sırça köşklerinde yaşamaya devam etsin. Biz durmayacağız.
Bakınız 16 yıl önce görevi devraldığımızda, az önce dışarıda da söyledim; Türkiye’nin IMF’e olan borcu neydi değerli kardeşlerim? 23,5 milyar dolar. Ve 2013 yılına geldik, Türkiye’nin IMF’e borcu kaldı mı? Hayır, sıfırladık. Bizi bundan kurtarın deyip duranlar, şimdi onlara sesleniyorum; neredesiniz? Bak artık Türkiye IMF’e borcu olan bir ülke değil, tam aksine IMF bizden bu arada Başbakanlığım döneminde 5 milyar avro borç istedi. Arkadaşlara dedim ki verelim. IMF de baktı ki Türkler ciddi, bu parayı verecekler, vazgeçtiler; biz buyuz ya. Artık IMF’e borcu olan bir Türkiye yok. Bizden önceki iktidarlar döneminde bunların kapısında dolaşan iktidar veya yönetimler vardı, şimdi bunlar gitti.
Geldik Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolar. Hamdolsun şu anda döviz rezervimiz 120 milyar dolar; bak nereden nereye geldik.
Fakat bizim bu işi çok iyi bilenler var, onlarla oturup konuştuğumuz zaman da, bakıyorsun afra tafra atıp tutuyorlar. Yok ekonomi şöyle, yok ekonomi böyle vesaire vesaire. Ne diyorsun ya? Bazıları bakıyorsun diyor ki; yok kurda şöyle oldu, yok şunda şöyle olduk, yok bunda böyle olduk. Batsın sizin kurunuz ya, ne kuru? Biz dimdik yolumuza devam ediyoruz. İnançlıyız, güçlüyüz ve yatırımların ülkesiyiz ve böyle de devam edeceğiz. Şu anda altyapısı ile her şeyi ile yoluna devam eden bir Türkiye var.
Değerli kardeşlerim; şu 15 yıl içerisinde Cumhuriyet tarihiyle mukayese edildiğinde, sadece Cumhuriyet tarihinde 79 senede dikkat edin, 6100 kilometre bölünmüş yol yapılmış, ya biz gelmişiz bunu şurada 15 yıl içerisinde 26 bin kilometreye çıkarmışız. Daha ne konuşuyoruz ya? 25 tane havaalanı-havalimanı varken, şimdi 57 tane havalimanı-havaalanı var ya. Bunlar ne, batan bir ülke bunları yapabilir mi, biten bir ülke bunları yapabilir mi? Bunları nasıl konuşursunuz? Konuşamazsınız bunları. Hele hele sorumluluk mevkiinde olanlar bunları hiç konuşamaz. Onun için çok dikkatli olmaya mecburuz. Ha inanmıyorsan, kusura bakma arkadaş, biz bu işe inananlarla yola devam ederiz. Çünkü bizim aldığımız Türkiye öyle bir Türkiye değildi. Batmış, bitmiş bir Türkiye’yi aldık ve nereden nereye getirdik? Biz böyle bir Türkiye’yi, şu andaki Türkiye’yi daha ileri götüreceğiz. Kimse bu iktidarın bulunduğu konumu zayıf göstermeye gayret etmesin.
Değerli kardeşlerim, şunu bir defa çok iyi bilmemiz lazım: Biz hiçbir zaman kendimize inancımızı kaybetmedik. Kaybetmediğimiz için de Rabbim bize buralara gelmeyi nasip etti ve halkımız da bize inandı, güvendi ve işte 15 yıldır bizi sürekli ne yaptı, iktidarda tuttu. Ve 16 gibi bir zamanda…
Gençler, partiyi kurduk, 16 ay sonra ne olduk, iktidar olduk, şu hale bak. Birisi de çıkmış ben diyor, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyim. Eee? Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olmak sana bir şey kazandırmıyor ki. Zaten şu anda Mustafa Kemal Atatürk sağ olsa seni bu partinin başında 1 dakika tutmaz ya, tutmaz. Gazi Mustafa Kemal yerli idi, Gazi Mustafa Kemal milli idi. Sen yerli de değilsin, milli de değilsin, gayri millisin. Kalkıp bizim yerliliğimiz, milliğimiz üzerinden spekülasyon yapıyor. Şu anda mahkemedesin, hesabını vereceksin. Bizi Pensilvanya’dakine, ben onun siyasi ayağıymışım. Göreceksin şimdi kim siyasi ayağı, göreceksin, hesabını vereceksin. Yanında taşıdığın o Pensilvanya’dakinin uşaklarının hesabını da vereceksin. Ve onlarla nasıl bir profil oluşturduğunuz da hesabını vereceksiniz. Odalarınızda ne tür oyunlar kurduğunuzun hesaplarını da vereceksiniz. Öyle laf ola beri gele yok. Yıllarca bu ülkeyi sahte korkularla, içi boş tehditlerle, devşirilmiş kadrolarla oyaladılar, vaktini ve enerjisini heba ettiler. İşte bak, Milli İstihbarat Teşkilatımız Kosova’da yaptığı operasyonla 6 tane bunların Balkanlar’daki en üst düzey yöneticilerini paketlediler getirdiler. Ama üzüntüm var, nedir üzüntüm? Kosova’nın Başbakanı tuttu İstihbaratın başındakiyle İçişleri Bakanını görevden aldı. Ben tabii şimdi soruyorum, ey Kosova’nın Başbakanı; kimin talimatıyla sen böyle bir adım attın? Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’ne darbe yapmaya gayret edenleri korumaya başladın? Sen ki o Kosova’yı dünyada ikinci sırada saat bile yok, Amerika 1, ikinci sırada biz tanıdık o Kosova’yı ya, senin bundan haberin yok mu? Kosova’yı bir kardeş olarak bağrına basan Türkiye’ye darbe girişiminde bulunan bu adamları sen koynunda nasıl beslersin, bunun hesabını sen de vereceksin. Ve benim Kosovalı kardeşlerim, senin gibi Başbakana da prim vermez. Benim Kosovalı kardeşlerim, tanıdığım-bildiğim Kosovalılar sana bunun hesabını soracaktır, ben bunu da biliyorum. Öyle uzaktan kumandayla siyaset yapılmaz. Uzaktan kumandayla siyaset yapanlar, aynen yine uzaktan kumandayla o siyasette de evet miadını doldururlar.
Kardeşlerim, Türkiye’nin aba altından sopa göstermelerle, tehdit kokan beyanatlarla, proje ürünü terör örgütleriyle, kirli ittifaklarla dize getirilemeyecek bir ülke olduğunu hamdolsun 4-5 yılda defalarca ispatladık.
15 Temmuz gibi bir ihanetin dahi üstesinden gelebilen bu ülkeyi Allah’ın izniyle durduracak bir güç tanımıyoruz. İnşallah 2023 hedeflerimize tamamen ulaştığımızda gücümüzü katlamış olacağız.
Marmaray bitti mi? Bitti. Binenleriniz vardır herhalde, değil miAvrasya Tüneli bitti mi? Ben bu sabah iki kere geçtim, iki kere. Bakıyorsun, Kısıklı’dan Sultanahmet’e 10 dakikada git, 10 dakikada gel. Yarabbi, nerelere geldik be. Ecdadımız Fatih karadan gemileri yürüttü, biz de denizin altından yürütüyoruz ya. Sadece otomobil değil tabii metro ve Marmaray’la da tren. Şu ana kadar milyonlarca insan hamdolsun ondan istifade etti. Ve onunla da kalmadık, ne yaptık? Tuttuk Yavuz Sultan Selim Köprüsünü de yaptık, o da bitti. O da yetmedi, Osman Gazi’yi de yaptık, öyle mi? Şimdi İstanbul’dan çıkıyorsun, 1 saat 15 dakikada neredesin? Bursa’da. Buradan çıkarsan daha yakın. Şimdi evvelsi akşam Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı yanımdaydı, dedi ki; şehir merkezindeki havalimanını eğer müsaade ederseniz kaldırmak istiyorum dedi. Niye dedim. Dedi; Başkanım, zaten Yenişehir’deki havalimanımız var 45 dakika, Sabiha Gökçen de bize 45 dakika… Dolayısıyla dedi, bu merkezdeki havalimanına sadece patronlardan birkaç tane uçağı olan eh işte günde bir kere-iki kere iniyor kalkıyor dedi. 4100 dönüm arazi, burayı ben değerlendirmek istiyorum dedi. Dedim, sabırlı ol, şöyle oturalım bir konuşalım ondan sonra. Ama sen şimdi Sabiha Gökçen’e ve öbür tarafta aynı şekilde Yenişehir’e devam et. Bu neyi getiriyor? Şunu getiriyor: Bak kalkınma, modernite bize neleri kazandırıyor, daha büyük düşünmek varsa işte budur ve bunlara aynen devam edeceğiz.
Ve şimdi Çanakkale, Çanakkale’de dünyanın en uzun köprüsünü yapıyoruz, en uzun. Ve bu köprüyle beraber artık gerek Avrupa’dan gelişlerde, gerekse herhangi bir İstanbul’dan İzmir istikametine gidişlerde alternatifler çoğalıyor. Ve orada kış mevsimlerinde deniz felaket. O endişeyi ortadan kaldırarak rahatlıkla o köprüden geçişler sağlanmış oluyor. İnşallah hızla şimdi o yapılıyor, geçen gün Gelibolu ayağının sondaj çalışmalarını yaptık, temelini attık. Durmak yok... Yola devam. Birileri konuşur, biz yaparız; farkımız bu. Yapmaya devam edeceğiz, daha yapacağımız çok şey var, çok şey yapacağız.
Şimdi gençler, size emanet ettiğimiz 2053 ve 2071 vizyonlarımız ise artık bölgemizde ve dünyada yepyeni bir dönemin başladığının inşallah alametifarikaları olacaktır, tamam?
Pendik, Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak için sıkı bir şekilde önce 2019’a hazırlanmaya var mıyız? Gençler, 2053 ve 2071 vizyonlarını devralmak için her alanda kendimizi en iyi şekilde geliştirmeye, çalışmaya, terlemeye var mıyız? Rabbim hepinizden razı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Şimdi ben bu salonda bir şeyi daha istiyorum, o da şu: Afrin’de gençlerimiz tarih yazdı ve salona girerken sordum, son durum nedir. Bir dakika durun da. İhtiyaç olduğu anda önce ben, sonra siz, öyle gideceğiz. Son durum nedir diye sordum, aldığım rapor şu: 3821 teröristi etkisiz hale getirmişler. İçeride biraz kafalarını göstermeye başladılar. Güvenlik korucularımızdan biliyorsunuz bazı kardeşlerimizi şehit ettiler. Hemen sağ olsun Mehmet’imiz kovalamaya başladı ve 5 tanesini etkisiz hale getirdi, 4 tanesini de bir mağarada şu anda sıkıştırdılar ve mağara çok derin ve orada çatışma devam ediyor. Bir rivayet de, sayının 5 olduğu söyleniyor. Ama artık ne yaparlarsa yapsınlar, kaçacaklar, kovalayacağız. Öyle kaçtı bırak; yok, sonuna kadar, sonuna kadar.
Şimdi Pensilvanya’ya kaçan da acayip bir şekilde telaşta, akıbetim ne olacak diye merak ediyor. Kosova’dakilerin akıbeti ne olduysa, senin akıbetin de o olacak. Sen yine beddua seanslarına çık. Beddua seanslarından uzun adama salla yolla. Benim Allah’ım var, senin neyin var bilemem. Ve biz bu milletin duaları ile ayaktayız. Öyle zannediyorum ki sen Hans’ların, George’ların duaları ile ayakta kalmaya çalışıyorsun; farkımız bu. Ve bu mücadele öyle sıradan bir mücadele değil. Sen bu ümmeti böldün, bu milleti parçaladın. Dolayısıyla bu ümmeti, bu milleti parçalayanlara bu milletin ahı, bu ümmetin ahı er veya geç Allah’ın izniyle tutacaktır. Burada sadıklar var, burada muhsinler var, onların Rabbim dualarını ters çevirmeyecektir. İşte bizim Nene Hatun’larımız, bizim Şerife Bacılarımız, eyvallah, bizim Mehmet’lerimiz, eyvallah. El ele vereceğiz ve Allah’ın izniyle bunların PYD’siyle de, YPG’siyle de, hepsine buraları inşallah mezar edeceğiz.
Sevgili kardeşlerim; bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Kongremizde yeni görev alacak kardeşlerime başarılar diliyorum, bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.
Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Allah’a emanet olunuz diyorum.