Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Polonya Cumhurbaskani Duda ile ortak basin toplantisinda yaptigi konusmasi

 

Kıymetli dostum, Sayın Cumhurbaşkanı Duda; öncelikle şahsıma ve heyetime göstermiş olduğunuz ev sahipliğinden dolayı çok çok teşekkür ediyorum. Gerek dar kapsamlı, gerekse heyetler arası yapmış olduğumuz görüşmelerde Türkiye ile Polonya arasındaki ikili ilişkileri etraflıca ele alma fırsatını bulduk. Gerek siyasi alanda, askeri alanda, ekonomik-ticari alanda, kültürel alanda neler yaptık, neler yapıyoruz, neler yapabiliriz; bunları görüşme fırsatını bulduk.

Ve Türkiye olarak özellikle Polonya’nın 2018-2019 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğini bu konuda zaten hayırlı olmasını temenni ediyorum, bu konuda kararlılığımız, desteğimiz tamdır; bunun özellikle bilinmesini istiyorum. Ve bu süreç içerisindeki dayanışmamız da bizim de mevcut tecrübemizden hareketle tam olacaktır.

Özellikle de Türkiye tarihte Lehistan’ın bağımsızlık ve egemenliğini her zaman tanımış ve buna desteğini tam manasıyla vermiş bir ülke. Yüzyıllara sari geçmişimize baktığımız zaman, bunun şöyle 25 yılını bir kenara koyarsanız, tamamen barış içerisinde, dayanışma içerisinde geçen bir dostluğumuz var, dayanışmamız var. Ve bu dostluk dayanışma, az önce kendileri iki nükteyi ortaya koymak suretiyle zaten ifade ettiler. Bu bizim için bugün de aynen geçerlidir. Çünkü biz ecdadımızdan aldığımız mirası onların ilişki, münasebet noktasındaki mirasını aynen koruduk ve korumaya da devam ediyoruz.

Özellikle Polonya ile şu andaki nüfusumuza baktığımız zaman, 80 milyon nüfusa Türkiye sahip, 38 milyonu aşkın nüfusa ise Polonya sahip. Demek ki ikimizin 118,5 sayılacak bir nüfusumuz var. Bu da ikili ticaret hacmimizi ciddi manada artırabilecek bir nüfustur, bu ciddi bir potansiyel. Şu anda aramızdaki ticaret hacmine baktığımız zaman, 6 milyar dolar gibi bir seviyedeyiz. Ama bu iki güçlü ülke için bu rakam çok düşük bir rakam. Bunu önümüzdeki 5 yıl içerisinde temennim odur ki 10 milyar dolara çıkarmalıyız. Ve bu ticaret hacmi tabii ki kazan-kazan esasına dayalı olarak devam edecektir. Şu anda nitekim böyle devam ediyor ve bunları aramızda görüşme fırsatını bulduk. Ve birçok sektörde bu münasebetleri geliştirmemiz mümkün. Yani savunma sanayinden tutunuz tüm alanlara varıncaya kadar bu adımları atabiliriz.

Bunun yanında enerji konusunu ele alma imkanımız oldu. Bu konuda da tabii biz özellikle Türkiye olarak tedarikçi bir ülke enerjide değiliz. Aslında biz tüketici olma noktasında böyle bir durumumuz var, ama aynı zamanda bir de transit noktasında bir ülkeyiz, adeta ortada bir dağıtım merkezi gibiyiz, böyle bir özelliğimiz var. Fakat Polonya’nın tabii, onun da yine özellikle doğal gazdaki tüketici ülke olma sıfatının yanında, ama biliyoruz ki özellikle kömür madenleri noktasında Polonya’nın ciddi bir potansiyeli var. Dolayısıyla termik santraller konusunda Polonya aslında enerjisinin ciddi bir kısmını da buradan karşılama imkanına sahip. Tabii bu konuda bizim de termik santraller noktasında böyle bir durumumuz var. Nitekim artık enerjimizin belli bir kısmını da termik santraller vasıtasıyla yine kömürden elde etmenin gayreti içerisindeyiz. Ve bunları tabii çeşitlendirmek suretiyle birçok adımları atıyoruz. Örneğin, geldiğimizde iktidara Türkiye’deki hidroelektrik santraller ciddi boyutta değildi, ama daha sonra hidroelektrik santrallerde de çok çaplı adımlar attık ve böylece dışa bağımlılığımızı daha da azalttık.

Bağımlılık çok tehlikeli bir şey, bunu Polonya bizden daha çok yaşadı. Ama şimdi Polonya özellikle İkinci Dünya Savaşından sonraki süreçte artık küllerinden adeta doğmuş bir ülke. Ve böyle bir ülkenin bundan sonraki süreci şekillendirmesi çok büyük önem arz ediyor. Fakat, bizim dünyada özellikle şu anda Polonya’yla NATO içerisindeki ülkeler olarak dayanışmamız önem arz ediyor ve bunu güçlendirerek devamımızın şart olduğuna inanıyorum. Fakat Avrupa Birliği’nde Polonya bulunuyor, biz de Avrupa Birliği’ne sokulmuyoruz. Polonya bizi destekliyor. Fakat sene 63-sene 2017, Türkiye Avrupa Birliği’ne hala alınmadı, alınmıyor. Halbuki bizim müracaatımızdan sonraki süreçte alınan ülkelerin birçoğunun bizimle mukayese edilir bir yanı yok. Şöyle fasılları masaya yatırdığımız zaman, örneğin Başbakanken liderler zirvesine katılırdım, 15 fasıl vardı, daha sonra bu fasılları 35’e çıkardılar. Çıkarmanın sebebi de ne biliyor musunuz? Türkiye’nin buraya girmesi mümkün olmasın. Hatta bazıları imtiyazlı ortaklık dedi, bazıları mümkün değil dedi. Tabii ben de hep şunu söylüyorum: Ya almayacaksanız açıklayın şu işi, bilelim, ne biz sizi meşgul edelim, ne de siz bizi meşgul edin, işi bağlayalım. Bunun da kararını vermiyorlar. Biz de, minderden kaçan biz olmayacağız diyoruz, onların kararını bekliyoruz.

Şu anda biz tabii Polonya’yla aramızdaki ilişkilere, münasebete bakalım. Özellikle tabii biz Polonya’yı İstanbul’umuzdaki Polonezköy’den de iyi tanırız. Biliyorsunuz bizim bir Polonezköy’ümüz var, çok narin, çok şirin bir köydür. Ama şimdi tabii İstanbul büyükşehir olunca, orası köy olmaktan çıktı, şimdi orası mahalle oldu ve şirin bir mahalledir, şıktır ve muhtarımız da bizimle beraber bu seyahatte bulundu. Sayın Cumhurbaşkanına onu dedim; Sayın Duda, Türkiye’ye geldiğinde beraberce oraya gidelim ve orayı yerinde görmenizi isterim. Duydum diyor, güzelmiş. Duymak yetmez, ben diyorum ki; görün, gördüğünüz zaman çok daha mutlu olacaksınız. Ve hakikaten şirin, adeta butik bir mahalle, köy, böyle bir özelliği var.

Tabii bugünkü görüşmemizde özellikle yatırımcılarımıza gereken desteği verme kararlılığımız var. 200’e yakın iş adamıyla geldim ve 200’ü aşkın da buradan katılan olacak. Dolayısıyla 400’ü aşkın iş adamına Sayın Başkanla beraber bugün hitap edeceğiz. Onlara farklı bir heyecan vermemiz lazım, o vereceğimiz heyecanla inanıyorum ki Polonya’daki yatırımlarını iş adamlarımız belki sadece kendi başlarına veyahut da ortaklaşa, hatta hatta sadece Türkiye-Polonya arasında değil üçüncü ülkelerde yatırım yapma yollarını da arama özellikleri olacaktır diye düşünüyorum.

Tabii turizmde aynı şekilde güzel gelişmeler var. Bu yılın ilk 8 ayında Polonya’dan ülkemize 205 bin turist geldi ve ben Polonya vatandaşlarının Türkiye’ye olan muhabbetini de biliyorum. Fakat bu Schengen denilen şey ortadan bir kalkarsa, o zaman tabii Türkiye’den Polonya’ya, Polonya’dan Türkiye’ye gelenler de artacaktır, çünkü bu ayrı bir bela. Ama kalkarsa o zaman Türkiyeli rahat rahat buraya gelecektir, inanıyorum ki Polonyalı da Türkiye’ye gelecektir.

Şimdi Latin Amerika ülkeleri için herhangi bir vize yok, rahat rahat Avrupa ülkelerine gidip geliyor. Türkiye müzakereci ülke, ama Türkiye gelemiyor; ya böyle saçma şey olur mu? Buradaki gariplik ortada. Ben de diyorum ki; Avrupa Birliği üyesi ülkelerden, dostlardan bunları dile getirmeniz lazım diyorum, bakın ortada böyle bir şey var. Ve 2013’ün sonunda bu vizeler kalkacaktı, imzalar atıldı, ama o günden bugüne hala bizi oyalıyorlar.

Gelelim işin bir başka yönüne; biz şu anda Suriye, Irak ve buradaki gelişmelerde 3,5 milyona yakın insanı, mülteciyi ülkemizde ağırlıyoruz, bunları çadır kamplarda, konteyner kentlerde ve şehirlerimizde ağırlıyoruz, şu ana kadar yaptığımız harcama 30 milyar doların üzerinde. Peki, size Avrupa Birliği’nden gelen bir şey var mı? Son aldığım rakamı söyleyeceğim, 885 milyon avro gibi bir destek geldi. Fakat bize verilecek rakam 2016’nın Temmuz’unda 3 milyar avro vereceklerdi, o yılın sonuna kadar artı bir 3 milyar avro daha vereceklerdi. Hala oradayız, başka gelen bir şey yok. Ve Türkiye kendi imkânlarıyla burada kalanlara her türlü gıda, ilaç, sağlık şeyleri, eğitim yardımları, bunların hepsini veriyor, vermeye de devam edeceğiz ve yaptığımız harcama, az önce ifade ettim, 30 milyar doların üzerinde.

Ve şu anda bizim güneyimizde Suriye’deki durumları görüyorsunuz, duyuyorsunuz, Irak’ta olanlar ortada. Bir taraftan tabi sınırımızda olan bu savaşla ilgili de tedbirimizi almak durumundayız, çünkü biz de taciz ediliyoruz, tehdit altındayız.

Bütün bunlarla beraber, özellikle Polonyalı dostlarımızla savunma sanayi, yerli sanayi, bütün bunlarla ilgili dayanışmayı da çok çok önemsediğimizi ifade etmek gerekir; işte bugün 5 anlaşmayı imzaladık. Bu anlaşmaların da ben özellikle hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Ancak Türk Hava Yollarının haftada buraya 5 seferi var, talep çok cevap veremiyoruz, bunun için izne ihtiyacımız var. Yani bu 5 seferin Varşova’da 7’ye, 10’a çıkarılması mümkün. Eğer Varşova’da arttırılamıyorsa Krakow’da yine orada belli sayılara çıkartılması talebimizdir. Hafta sonu itibariyle Türk Hava Yollarından bir heyetimiz buraya gelecekler. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan bir istirhamımız da oldu, eğer burada bu müsaade verilirse, inanıyorum ki karşılıklı insanlarımızın, halklarımızın gidiş-gelişleri de çok daha rahat olacaktır.

Bir diğer konu da Polonya da dostluk anıtları kurulması teklifimizi ilettik, zaten Sayın Başkan da onlara değindi, bu konularla ilgili de elimizden gelen her türlü desteği TİKA adlı kuruluşumuz vasıtasıyla bizler Polonya’da gerçekleştireceğiz, ki bunlar bizim adeta dostluğumuzun, dayanışmamızın da adeta simgeleri olacaktır.

İlginize çok teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.