Cumhurbaskani Erdogan’in Sakarya 6. Olagan Il Kongresinde Yaptigi Konusma
Sevgili Sakaryalılar, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, geleceğimizin teminatı sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Sakarya’nın tüm ilçelerindeki, tüm mahallelerindeki kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
Malum az önce Bolu’daydık, Bolu’da da salon içi-salon dışı lebalep tıklım tıklım doluydu. Oradan da sizlere selamlar, sevgiler getiriyorum. Evet, bugün de dışarıda şu salonun içinin en az iki misli Sakaryalı kardeşim vardı, onları selamlamadan içeri giremezdik. Onları da selamladık ve şimdi sizinle beraberiz.
Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece demiştik ya, hamdolsun gidiyoruz gündüz gece, durmak yok, yola devam. Dün önce Mersin’deydik, ardından Antalya yaptık, orada da bambaşka bir hava vardı.
Ve buradan, bu muhteşem salondan Bosna Hersek’teki, Kosova’daki, Arnavut’taki kardeşlerimi selamlıyorum. Makedonya’ya, Sırbistan’a, Karadağ’a, Batı Trakya’ya, Kırım’a, Bulgaristan’daki, Romanya’daki kardeşlerime buradan şahsım, milletim adına en kalbi selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Sakarya’nın kardeşi Saraybosna’ya, Üsküp’e, İskeçe’ye, Gümülcine’ye, Kırcaali’ye, Pravni’ye, Prizren’e, Priştine’ye, Mostar’a muhabbetlerimizi iletiyoruz.
Gönlünü ve gözünü ülkemize kilitlemiş yurt dışındaki tüm kardeşlerimize, bizim için, Türkiye’nin başarısı için dua eden tüm mazlum ve mağdurlara sizlerin aracılığıyla selamlar gönderiyoruz.
Her zaman söylüyorum; bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül dünyamızın sınırları bambaşkadır. Türkiye’nin anlamı 780 bin kilometrekarenin kat be kat fevkindedir. Kalbimizin bir yarısı İstanbul, Diyarbakır, Trabzon, Antalya, İzmir ise, diğer yarısı Halep’tir, Kerkük’tür, Kudüs’tür, Sancak’tır, Buhara’dır, Urumçi’dir.
Biz Edirne’nin, Yozgat’ın, Erzurum’un meselesiyle hemhal olduğumuz kadar Kırım’daki, Kafkasya’daki, Türkistan’daki, Afrika’daki, Güney Asya’daki sıkıntılarıyla da dertleniyoruz. Ülkemiz ve milletimiz için çalıştığımız kadar dünyanın dört bir yanındaki ezilenler için de mücadele veriyoruz. Merhum Erdem Bayazıt ne güzel söylemiş:
“Yüreğim usul usul vuruyor Kafkasyalım
Namludan yeni çıkmış sıcacık kurşun gibi
Dağlılar dağlar gibi, ormanlar ordu gibi, ağaçlar asker gibi
Bir şimal rüzgârı değil bir Şamil fırtınası
Tutsaklık haritası değil bir zafer coğrafyası
Can pazarında Azerbaycan’da
Bir türkü işliyor nakışını kalbimin üstüne
Kurban olayım ayına ayına yıldızına
Bir ucundan dünyanın öbür ucuna
Kan olup dolaşan damarlarımda
Arabistan’da, Pakistan’da, Türkistan’da…”
Evet, biz gönül coğrafyamızın her köşesini kucaklayan cihan şümul bir aşkın tutkunlarıyız, sevdalıyız dünyaya. (Tezahüratlar)
Maşallah, bunlar bizim gençlerimiz. Milletimizle beraber tüm insanlığın huzuru ve esenliği için mücadele eden bir davanın neferleri olan gençlik, sizleri de selamlıyorum.
Biz birileri gibi sırf çıkarları için dünyayı ayağa kaldıranlardan olmadık, biz petrol, altın, elmas için coğrafyamızı kan gölüne çevirenlerden de asla olmadık. Biz binlerce kilometre öteden gelip insan hakları adına insana kıyanlardan, terörle mücadele adına teröristlere destek verenlerden olmadık. Biz insanı yaşat ki devlet yaşasın diyen bir medeniyetin temsilcileriyiz. Biz herkes için adalet istiyoruz, hürriyet istiyoruz. Biz herkes için emniyet, istikrar, güven istiyoruz. Biz sömürünün olmadığı, bebek cesetlerinin sahile vurmadığı, Akdeniz’in karanlık sularının on binlerce masum için kabristana dönüşmediği daha merhametli bir dünyanın mücadelesini veriyoruz.
Biz Gazze’de, Doğu Guta’da top oynayan çocukların savaş uçakları tarafından vahşice katledilmediği bir bölgenin hayalini kuruyoruz. Biz hiç kimsenin ötekileştirilmediği, hiç kimsenin baskı, zulüm, işkence görmediği dünyaya kavuşmasının kavgasını veriyoruz. Bizim mücadelemiz ikbal değil istikbal mücadelesidir. Bizim kavgamız çıkar değil hak ve adalet kavgasıdır. AK Parti’ye gönül veren, bu kutlu çatı altında hizmet eden her bir yol arkadaşımın hedefi, gayesi, evet kızılelması budur. Unutmayın, bizim kızılelmamız sonu belli olan değil, bizim kızılelmamız ilayı kelimetullahtır. İnşallah son nefesimize kadar yılmadan, yorulmadan, zorluklar karşısında asla pes etmeden bu mücadeleyi sürdüreceğiz.
İşte neredeyiz bugün? Afrin’de. Niye? İşgal için mi, toprak almak için mi? Hayır, ülkemizi taciz eden teröristler var ya, işte biz o teröristleri kovalıyoruz. Ve zannediyorum şimdi herhalde 3500’e ulaşmıştır, ama buraya gelmeden önce rakam 3300’dü etkisiz hale getirdiğimiz teröristler. (“Reis bizi Afrin’e götür” sesleri)
Şimdi Komutana sordum, ihtiyaç var mı dedim. Dedi ki; şu anda hamdolsun iyi gidiyoruz. İhtiyaç olduğu anda hemen bir sefer görev emri çıkarırız, önce ben, sonra da hep birlikte yola koyuluruz. Her şeyimiz hazır, her an hazırız, ölmeye de, evvel Allah bu teröristleri öldürmeye de. Çünkü ölümü korkutmayan ölemez. Önce ölümü korkutacağız ve ölümü korkuttuğunuz anda size ölüm hiçbir şey yapamaz. Niye? Şehadete yürümek niçin, neden? Ne buyuruyor rabbimiz; Velâ tekûlû limen yuktelu fî sebîlillâhi emvât bel ahyâun velâkin lâ teş’urûn…” ila ahiril ayeh. Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz, anlamazsınız. Şimdi onlar bizi duyuyor, takip ediyor, ama biz değil.
Bunu gençler mi yaptı? Gençler Osmanlı tokadını iyi atıyor da, ne yazık ki dün beraber yürüdüklerimizden bazıları Osmanlı tokadının ne olduğunu hala anlayamamışlar, hala. Neyse, onların anlayıp anlamamaları önemli değil, biz işimize bakalım.
Şu anda 3300 Afrin’deki terörist Osmanlı tokadını sadece onlar yemedi, onların dışında da bazıları yedi. Tabii bildiklerimiz çok, ama bu bildiklerimizi inşallah kâğıda dökeceğimiz zamanlar da olacak, ya sabır, men sabera zafera. Sabreden kimse evvel Allah zaferi yakalar, oraya da ulaşır. (Tezahüratlar)
Maşallah maşallah, bunlar bizim Şerife Bacı’lar, bunlar Nene Hatun’lar, evet böyle.
“Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!”
Olay bu, onun için ben Şerife Bacı’ları, Nene Hatun’ları selamlıyorum.
Şimdi önümüzde ne var? 2019 Mart var. 2019 Mart’a Kadın kollarımız şöyle bir ayağa kalksın bakalım Kadın Kollarımız. Kadın Kollarımız kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Üniversitelerdeki bütün arkadaşlarımızı, özellikle onlara bu meseleleri anlatmaya var mıyız? ("Varız" sesleri)
Gençler, bir de sizi göreyim. Maşallah. Gençler, üniversitede, lise son sınıftaki bütün arkadaşlarınıza ulaşmaya, onlara 15 yılda ne yaptık, gençlik için ne yaptık, gençleri 30 yaşında seçilme yaşı verilirken onlara 18 yaşında seçme ve seçilme yaşını biz verdik, bunları anlatmalısınız. Çünkü biz farklı baktık, neden? Benim ecdadım Fatih Sultan Mehmet mademki 18, 19, 20, 21 yaşında bir çağ kapayıp bir çağ açtıysa, onun torunları olarak bizim gençliğimiz de inşallah o yolda 18 yaşında seçilme hakkına sahip olmalı dedik ve onun önünü açtık. Hâlbuki bu gençliğe inanmayanlar var. Niye? Niye inansınlar ki, onlar Kandil dağında veriyorlar 14-15 yaşındaki çocuğun eline tüfeği, nasıl adam öldürülür onu öğretiyorlar. Biz ise veriyoruz eline tableti, nasıl dünyaya istikamet çizilir onu öğretiyoruz; farkımız bu. Onun için inşallah önümüzdeki Mart yerel seçimleri, ardından Kasım inşallah hükümet sistemi, Cumhurbaşkanlığı seçimi, buna çok iyi hazırlanmamız lazım.
Ana Kademe, bir de sizi göreyim bakayım, Ana Kademe ne alemde bir kalksınlar bakalım. Ana Kademe kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Sesiniz çok az geldi, Sakarya’ya bu hiç yakışmaz. Ana Kademe kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Böyle ya, diri olacağız diri, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte inşallah Türkiye olacağız.
Ben Sakarya’yı bugün çok farklı gördüm, dışarıda çok farklı gördüm, Allah sizlerden razı olsun. Salonun içi zaten muhteşem. Bu vesileyle başta Sakarya’nın yiğit evladı, şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Gazilerimize Allah’tan şifalar diliyorum. Unutmayın, ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz diyerek üzerlerine atıldıkları katil sürülerini darmadağın eden kahramanlarımıza, terörle mücadele şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Değerli kardeşlerim; şehitlerimizin gerçekten vakur aileleri var. Onların bu ortaya koydukları o asalet hakikaten bizlere örnek teşkil ediyor. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. (Tezahüratlar)
Gençler, şimdi sizin bu coşkunuzu görünce merhum Abdürrahim Karakoç’u anmamak mümkün değil. Ne diyor:
“Gökten yağmur yağmur yağacak renkler
Daha hoş kokacak otlar, çiçekler
Ardından bitmeyen mutlu gerçekler
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık.
Vurulup ömrünün ilkbaharında
Kanından çiçekler açar yanında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık.”
Evet, millet olarak ne yaparsak yapalım şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu, çok daha da ötesi can borcumuzu layıkıyla ödeyemeyeceğimizin farkındayız. Fakat onların kanlarını yerde bırakmamakta da kararlıyız. Nasıl şehit Kaymakamımızın kanını yerde koymadıysak, yurt içinde ve dışında bekamıza kasteden soysuzlardan da işledikleri cinayetlerin hesabını muhakkak soracağız, soruyoruz. ("Şehitler ölmez vatan bölünmez" sesleri) Eyvallah.
Nasıl ki Türkiye tüm imkânsızlıklara rağmen, hatırlayın, nasıl 1 asır önce bekasına yönelik senaryoları Çanakkale’de, Sakarya Meydan Savaşı’nda paçavraya çevirmişse, bugün de aynısını yapacak güç ve kudrete sahiptir.
Biz bu ülkeyi ihsanla, lütufla birilerinin kolları ve kanatları altında kurmadık. Biz bu toprakları 1071’den beri şehitlerimizin kanları ile yoğurarak kendimize vatan kıldık. Anadolu’yu yurt edinmenin bedelini bin yıldır fazlasıyla ödedik, hala da ödüyoruz. Hafıza tazelemek isteyenler gitsinler yakın tarihlerine baksınlar. Boylarından büyük laflar edenler gitsinler masal yerine önce iyi bir tarih kitabı okusunlar. Sakarya Meydan Muharebesi’nde salamura olmaktan nasıl kurtulduklarını, denize dökülerek buraları nasıl terk ettiklerini çok iyi öğrensinler.
Her zaman söylüyorum, ancak burada bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum; bizim hiç kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Ne komşularımıza, ne de diğer ülkelere hiçbir zaman husumetle yaklaşmadık, yaklaşmıyoruz. Hiçbir ülkeyle de ilişkilerimizi zedelemek istemiyoruz. Türkiye’nin dostluğunun kıymeti ancak kaybedilince anlaşılır. Biz her zaman komşularımızın, kardeşlerimizin kendinden emin olduğu, sırtını dayadığı, itimat ettiği bir ülke olduk. Vatandaşlarımızın hak ve hukukunu koruma noktasında nasıl tavizsiz olmuşsak, diğer ülkelerle işbirliğimizi geliştirmekte de o derece titiz davrandık. Önümüzdeki dönemde de aynısını yapacağız. Kendimizle beraber bölgemizin de güvenliği için çalışmayı sürdüreceğiz.
Kardeşlerim; Sakarya daima şanına yakışanı yaptı ve bize sahip çıktı. Sakarya son 16 yıldır demokrasinin, milli iradenin, AK Parti’nin adalet ve kalkınma mücadelesinin en güçlü destekçilerinden biri oldu. Geçen sene toplu açılış töreni vesilesiyle Sakarya’ya geldiğimizde cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi için sizlerin desteğini talep etmiştim. Sakarya’dan sandıkları patlatmasını istemiştim. Sizler de bize Sakarya Demokrasi Meydanı’nda söz vermiştiniz. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri)
Maşallah Sakarya sözünün eri olduğunu 16 Nisan’da bir kez daha gösterdi. Yüzde 68 gibi Türkiye ortalamasının çok üstünde bir oy oranı ile Sakarya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet dedi. Ahde vefa gösteren, demokrasiye, milli iradeye, geleceğine sahip çıkan tüm Sakaryalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum, Allah hepinizden razı olsun. Rabbim muhabbetimizi, uhuvvetimizi daha da artırsın. İnşallah 2019 seçimlerinde de Sakarya’dan benzer bir tablo bekliyoruz. Önce mahalli idareler seçimlerinde, ardından da Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Sakarya’dan rekor çıkarmamız gereken oy var, buna hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Maşallah, Barekallah. İnşallah AK Parti Sakarya İl Kongresiyle bu yönde çok önemli bir adım atıyoruz. ("Sakarya seninle gurur duyuyor" sesleri) Ben sizlerle gurur duyuyorum. Sizler bu yolda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadınız.
Bir taraftan şehrimizi 2019’a taşıyacak kadroları belirlerken, diğer taraftan da sizlerle sevdamızı yeniliyor, yüreklerimizi birbirine kenetliyor, dava ve yol arkadaşlığımızı daha da güçlendiriyoruz. İl Kongremizin sonuna yaklaşıyoruz, Allah’a binlerce kez hamdolsun. Her kongremizi işte bugün Sakarya’da olduğu gibi ayrı bir coşkuyla icra ettik. Gittiğimiz tüm şehirlerimizde çok farklı bir heyecana şahit olduk. Hem dava arkadaşlarımızla biraraya geldik, hem vatandaşlarımızla sohbet ettik, hem de kardeşliğimizi, muhabbetimizi perçinledik. Aşık Yunus’un buyurduğu gibi: “Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk. Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.” (“AK Gençlik burada, Reis’inin yanında” sesleri) Evet, ben de buradayım. Hamdolsun, biz de yenilendik, güçlendik, hep beraber tazelendik.
Sakarya İl Kongresinin de şehrimiz için, ülkemiz için, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Sakarya teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm arkadaşlarıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyoruz. Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına minnettarlığımızı ifade ediyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime de Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.
Salondakiler başta olmak üzere AK Parti teşkilatımızın tempolarını artırarak şimdiden 2019 seçimlerine hazırlanacağına inanıyorum.
Şimdi sizden tekrar öyle güçlü bir ses bekliyorum ki duymadık kimse kalmasın.
Ana Kademe, 2019 için kapı-kapı dolaşmaya hazır mısınız? (“Hazırız” sesleri)
Hanımlar, 2019 için kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri)
Gençler, 2019 için el sıkmadan üniversiteleri terk etmeyeceksiniz. Bunun için kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Maşallah, Barekallah.
Şüphesiz çaba, gayret, çalışma bizden, netice Allah’tandır. Biz seferle sorumluyuz, zafer Allah’tandır, olaya böyle bakacağız ve yolda öyle yürüyeceğiz. Bizim görevimiz, ulaşılmadık tek bir seçmen, kapısı çalınmadık tek bir hane bırakmadan koşmak, koşturmaktır. Bizim görevimiz, Türkiye’ye dair hayallerimizi ve hedeflerimizi Sakarya’daki tüm kardeşlerimizle paylaşarak onların gönlünü kazanmaktır. Bu süreçte sizlerden şu ilkeleri özellikle gözetmenizi istirham ediyorum. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri)
Şimdi gençler başta olmak üzere hanım kardeşlerim ve Ana Kademe, şu hususları özellikle söylüyorum: Tevazu yüceltir, kibir düşürür, hasret bitirir, gurur aldatır. AK Parti tıpkı Fatih Sultan Mehmet gibi zaferlerini artırdıkça tevazuunu da büyütmüş bir harekettir. İşte onun için bir olacak, iri olacak, diri olacak, kardeş olacak, hep birlikte Türkiye olacak ve mücadelemizi taçlandıracağız.
Kardeşlerim, 2019’a giden süreçte en büyük referans kaynağımız hizmetlerimizdir. Sakarya’da son 15 yılda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Söyleyeyim, 19 katrilyon liralık yatırım yaptık Sakarya’ya, 19 katrilyon. Laf ola beri gele değil icraat icraat.
Eğitimde 2900 yeni derslik inşa ettik Sakarya’da, 9400 yatak kapasiteli yükseköğrenim yurtlarını şehrimize kazandırdık. Önümüzdeki yıl Pamukova’da 250 kişilik bir yurt daha açıyoruz. 100 bin öğrencisiyle Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden birine sahip Sakarya’ya ikinci bir devlet üniversitesi daha kuruyoruz.
Sporda 28 bin seyirci kapasiteli bir stadyumu Sakaryalı sporseverlere armağan ettik. Sağlıkta 15 yılda 43 adet tesisi sizlerin hizmetine sunduk. İçinde 200 yataklı kadın-doğum ve çocuk hastalıkları hastanesinin de olduğu 7 sağlık tesisimizin inşası sürüyor. Bunların dışında şimdi bir hazırlığımız var, o da inşallah 1000 yataklı bir şehir hastanesi inşası için çalışmalarımız sürüyor.
Toplu konutta Sakarya’da 7400 konut projesini hayata geçirdik.
Sakarya’ya 2002 yılına kadar 133 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz 15 yılda buna 211 kilometre daha ilave ettik. Ayrıca 7 adet projemizin ise inşası sürüyor. Kuzey Marmara Otoyolunun Kurtköy-Akyazı kesimi de bunlar arasındadır. Yap-işlet-devret modeliyle ülkemize kazandırılan bu otoyolu inşallah 2020 yılında tamamlıyoruz.
Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren projesi sadece Ankara ve İstanbul’un değil aynı zamanda Sakarya’nın da en önemli projelerinden biri. Sadece hızlı treni değil Sakarya’ya hızlı tren fabrikasını kurmak da bize nasip oldu. Bu fabrika hızlı tren setlerini ve metro araçlarını üretiyor. Şu ana kadar 166 adet tren setinin üretimi burada tamamlandı. Gebze-Sabiha Gökçen-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-yeni havalimanı-Halkalı hızlı tren projemizin yapım ihalesine bu yıl çıkıyoruz. Uzunluğu 124 kilometre olan bu hat İpek Demiryolu güzergâhının ülkemizden geçen bölümünün Avrupa bağlantısını oluşturan kısımlarından biri. Maliyeti 8,5 katrilyon lira olan bu hızlı tren hattını 2023 yılında hizmete açmayı hedefliyoruz.
Sakarya sanayi için çok kritik bir proje olan Karasu Limanının biten kesimlerini hizmete aldık, tamamını birkaç aya kadar işletmeye açıyoruz. Fakat Adapazarı’nı Karasu Limanına ve sanayi tesislerine bağlayacak demiryolu projemizin yapımı da devam ediyor. Bu projenin az ve üst yapı imalatları dahil tamamı 2001 yılı içerisinde tamamlanacak. Ayrıca, tabii Karasu’ya dev bir yatırım daha geliyor, nedir o? BMC, o da Karasu’da inşa ediliyor. Tabii BMC’nin Karasu’da inşa edilmesi demek, evet aynı zamanda burası savaş sanayinde de, savunma sanayinde de önemli bir merkez haline geliyor.
Son 15 yılda Sakarya’da toplam 1.2 katrilyon lira tutarındaki tarımsal desteği de hatırlatmak isterim.
Kardeşlerim; biz Ana Muhalefet gibi istismar siyaseti değil hizmet, proje ve eser siyaseti yapıyoruz. Ana Muhalefet FETÖ’ye destek vermekten, bölücü terör örgütüne payende olmaktan arta kalan vaktini ne yazık ki çok lüzumsuz işlerle harcıyor. Hep söylüyorum, bunların Türkiye’de dikili bir ağaçları dahi yok. Çünkü bunların millete hizmet gibi bir dertleri bulunmuyor. Her fırsatta gerilimi artırarak, milletimizi birbirine düşürerek bugüne kadar gelmeyi başardılar. Ancak denizin bittiğini, yalan ve iftiralarla bir yere varamayacaklarını elbette anlayacaktır. Atalarımızın güzel bir lafı var, huylu huyundan vazgeçmez diyor. Bunlar da alışkanlıklarını bir türlü bırakamıyorlar. FETÖ’cülerin kulaklarına fısıldadığı bühtanlar üzerinden milletimizi oyalamaya, ülkeyi kendi kısır çekişmelerine hapsetmeye çalışıyorlar. Biz elbette bunlara prim vermeyeceğiz, kendi gündemimize yoğunlaşacak, Sakarya’ya son 15 senede yaptığımız hizmetleri daha da katlamanın mücadelesini vereceğiz. Şunu unutmayın: Millet en büyük hakemdir. Kendine hizmet edenle sabah-akşam Türkiye düşmanlarına yancılık yapanları bu millet görüyor. Kimin ne yaptığını, hangi partinin kendisi için çalıştığını insanımız çok iyi biliyor. Herkesin notunu da seçim sandığı önüne gelince veriyor. İnşallah 2019 seçimlerinde de milletimiz yine basiret ve ferasetle hareket edecek, kendisi ve ülkesi için en doğru olanı Allah’ın izniyle yapacaktır. Bizim görevimiz, o zamana kadar çalışmak, gayret sarf etmektedir. Ben bu konuda sizlere güveniyorum.
Değerli kardeşlerim; burada bulunan salondaki tüm kardeşlerime, Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları, her bir kardeşime, dava arkadaşıma güveniyorum.
Artık sözlerimizin sonuna geliyorum. Hazır mısınız? Çok yoruldunuz, şöyle bir kalkalım isterseniz.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Sakarya’yı hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz hayırlı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun.
Kalın sağlıcakla.