Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Sakarya’da Halka Hitabi

 

Anadolu’nun sâf çocukları bugün yine burada.

Sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; Partimizin 6. Olağan Kongresinde sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum.

Yine bugün muhteşemsin Sakarya. Az önce Bolu’daydık, Bolu da muhteşemdi; salon içi tıklım tıklım, dışarısı aynı şekilde. Şimdi salonun içi yine tıklık tıklım, fakat burada muhteşem bir katılım var. Sizleri selamlamadan içeri giremezdik.

Sevgili kardeşlerim; uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gündüz gece yürümeye var mıyız? ("Varız" sesleri) ("Sakarya seninle gurur duyuyor" sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum.

Sakarya, hamdolsun yola çıktığımız günden bugüne bizi hiçbir zaman yalnız koymadı, hep beraber olduk. Yalnız yürümedik bu yolda, hep sizinle beraber yürüdük ve inanıyorum ki yine bundan sonra beraber yürüyeceğiz.

Yazmışsınız, “Yürüyeceksin, Sakarya yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.”

Kardeşlerim, şimdi Mart-2019 mahalli seçimler, hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri) Kasım-2019 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimleri, hazır mıyız? (“Hazırız” sesleri) Bu bir kırılma noktası, Allah’ın izniyle 20197daki bu iki seçimle birlikte Türkiye yeni bir döneme geçiyor. Altyapısı artık hazır, işte karşımda. Ama ben burada sizden bugün bir şey istiyorum… ("Dik dur eğilme Sakarya seninle" sesleri) 

Gençler, bugüne kadar eğildiğimizi gördünüz mü? ("Hayır" sesleri) Biz sadece ve sadece Rabbimin huzurunda rükûda eğiliriz, secdede eğiliriz. Beşer planında hiçbir gücün önünde bugüne kadar eğilmedik.

İşte Afrin’deyiz, niye Afrin’deyiz? O teröristlere biz ne dedik? Dedik ki rahat durun, eğer rahat durmazsanız sizi deliklerinizde bile, inlerinizde bile boğarız dedik. Gabar’da boğduk mu? ("Evet" sesleri) Cudi’de boğduk mu? ("Evet" sesleri) Tendürek’te boğduk mu? ("Evet" sesleri) Beslerderesi’nde boğduk mu? ("Evet" sesleri) İşte şimdi Afrin, Afrin’de de şöyle öğlen civarı rakamları aldım, 3300 terörist etkisiz hale getirilmişti. Elhamdülillah iyi gidiyoruz, daha iyi olacak. Ve şu anda 4-5 kilometre kaldı, Afrin’e giriyoruz. Nasıl ki El Rai, Bab, Cerablus, oradaki 2 bin kilometrekarelik alanı kontrolümüze alarak nasıl gerçek sahiplerine teslim ettiysek, 140 bin kişi geri döndü, evlerine döndü, topraklarına döndü. Biz işgalci değiliz, biz sadece ülkemize yan bakan o teröristleri kovalıyoruz, onların peşindeyiz. Şimdi de Afrin’de yine o teröristleri kovalıyoruz. Askerimizle kovalıyoruz, polisimizle kovalıyoruz, jandarmamızla kovalıyoruz, güvenlik korucularımızla kovalıyoruz ve sağ olsunlar çok ciddi bir mücadeleyle Özgür Suriye Ordusu’yla beraber kovalıyoruz. Ve gelinen noktada tabii ki şehitlerimiz de var. Ama şehitlerimiz bir şeye inanıyorlar. “Velâ tekûlû limen yuktelu fî sebîlillâhi emvât bel ahyâun velâkin lâ teş’urûn…” ila ahiril ayeh.  Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler siz bilemezsiniz, anlayamazsınız. İşte buyurun. Şimdi onlar buna inanmışlar, şimdi onlar bizi dinliyor ve onlar Peygamberler Peygamberine komşu. Onun için ne diyor Akif:

“Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Buna inananları ölüm korkutmaz, onlar ölümü korkuturlar. Rabbim bizlere de o makamı nasip etsin inşallah. ("Amin" sesleri) Böyle yürüyeceğiz.

İşte niye biz bu harekete Zeytin Dalı dedik, niye dedik? “Vet tîni vez zeytûn ve tûri sînîne. Ve hâzel beledil emîn.” Yani tini, zeytin ve o emin beldeye yemin olsun ki diyor Allah, bakın bu belde öyle bir belde. İşte onun için de şimdi bu beldeye böyle yürüyoruz, emin adımlarla yürüyoruz. Ve bu emin beldeyi de sahiplerine adım-adım teslim ediyoruz.

Değerli kardeşlerim, görevimiz bizim bu. Biz bugüne kadar soytarıların, alçakların, adilerin, PKK’nın, PYD’nin, YPG’nin, DEAŞ’ın bekçiliğini yapmadık. Onlara bekçilik yapanları iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz. Yanlış yapıyorsunuz dedik, gelin beraber DEAŞ’a mücadele edelim, terör örgütleriyle beraber bu mücadeleyi verelim. Ama bunlar gittiler onlarla beraber oldular, 5 bin tır silahı oraya gönderdiler, 2 bin kargo uçağıyla silah mühimmat gönderdiler. Hani dosttuk, hani NATO’da beraberdik. Yine söylüyorum; ey NATO, sen ne zaman bizim yanımızda olacaksın, biz NATO’nun mensubu değil miyiz? Afganistan’a çağırdın geldik, Somali’ye çağırdın geldik, Balkanlar’a çağırdın geldik, niye? NATO ülkesiyiz diye. Biz sözümüzde durduk. Ama siz sözünüzde durmadınız. İşte Türk budur, Türk milleti budur. Biz denileni yapıyoruz, ama siz yapmıyorsunuz. Diğer ortaklar da bu noktada hep kaçamak oynuyorlar, ikili oynuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz dik durmaya devam edeceğiz, biz dürüst olmaya devam edeceğiz ve bu işi de Allah’ın izniyle başaracağız.

Kardeşlerim; şimdi ben buradan sizlere ayrıca bir seslenmek istiyorum, hanım kardeşlerime, beyefendi kardeşlerime, sevgili gençlere, şöyle sesinizi çok yüksek tutun; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Birbirimizi Allah için seveceğiz; makam, mevki, rütbe değil. Unutmayın, her an ölümle beraber yaşayacağız. Ölecek miyiz? Öleceğiz. Gideceğimiz yer ne kadar? 2 metreküp, öyle mi? Ben boydan dolayı biraz daha fazla bana gerekli, öyle. Anamı gösterip de beni ağlatma, dur. Allah rahmet etsin. Onun için analarınızın kıymetini iyi bilin ve annelerinizin ayaklarının altını da buradan gidince muhakkak öpün. “El-Cennetü tahte akdâmi’l-ümmehât” Cennet annelerin ayakları altındadır. Bak babaların ayakları altında değil, bu çok önemli, o kadar orası önemli. Anam nazlanırdı, ayağını çekerdi, çekince derdim ki; ya ana, Cennet’in kokusunu çok mu görüyorsun, dur koklayayım. Analar bu kadar kıymetli, bu kadar önemli. Karşımda anneler olarak, anne insandır, biz ise insanoğluyuz, bu kadar önemli bir fark var.

Kardeşlerim, tabii bizim bir de Rabia’mız var. Rabia’yı unutmuyorsunuz değil mi? Birileri Rabia’yı terör örgütünün işareti olarak biliyor zavallı Bay Kemal. Rabia, içinde ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bay Kemal, bunun hangisi hoşuna gitmedi? Bu bizim Rabia’mız.

Rabia’da tek millet ne demek? 81 milyon Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla tek millet.

İki, tek bayrak. Şu bayrağımızın güzelliğine bak. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekare tek vatan. Gençler, biz buraya nereden geldik biliyor musunuz? Nereden geldik? 18 milyon kilometrekareden verdik verdik verdik 780 bin kilometrekareye düştük. Kimse nasıl oluyor da buralara düştük bunu düşünmüyor, bunun hesabını yapmıyor. Şimdi 780 bin kilometrekare. Bu 780 bin kilometrekarede kimse öyle hesap mesap yapmasın, hepsinin alnını karışlarız ve o hesabı olanlara da hesabını sorarız.

Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Ve bu devleti de biz kimseye böldürtmeyiz. Dinimizi böldürtmeyiz. Ezanımıza dil uzatanların da dilini koparırız. Çünkü İstiklal Marşımızda ne diyor: “Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.” Evet, buralara böyle geldik, bu yolda da böyle yürüyeceğiz.

Kardeşlerim, iyisiniz hoşsunuz, ama Mart’a iyi hazırlanacağız. Kapı-kapı dolaşmaya hanım kardeşlerim, var mıyız? ("Varız" sesleri) Birçok şeyleri bilmeyenler var, onları da anlatmalıyız. İşte hemen şurada kapı komşunuz İstanbul, Yavuz Sultan Selim Köprüsü muhteşem, Osman Gazi Köprüsü muhteşem, Boğazın altından Marmaray. Ecdadımız Fatih karadan gemileri yürüttü. Dedik ki, ecdadımız Fatih mademki karadan gemileri yürüttü, biz de onun yolunda denizin altından Marmaray’ı yürütelim. Dedik ki, madem dedemiz bunu yaptı, bu da yetmez, bir şey daha yapalım, ne yapalım? Denizin altından arabaları da yürütelim ve Avrasya Tünelini yaparak Boğazın altından bir de araç yürütmeye başladık. Niye? Bize bu yakışır. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak öyle lafla olmuyor Bay Kemal. Bunlar böyle emekle oluyor, el ele vereceksin, omuz omuza vereceksin ve bütün şartları da zorlayacaksın. Sana hastaneleri verdiler, batırdın bitirdin. Ve bununla da kalmadık, şu anda Türkiye’mizin dört bir yanında yüksek hızlı trenler, şehir hastaneleri. Benim vatandaşım her şeyin en güzeline layık, inşallah bunları yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. ("Sakarya seninle gurur duyuyor" sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum gençler. Ama çok çalışacağız, çok çalışacaksınız. Üniversitedeki genç arkadaşlarımıza bunları anlatacaksınız, çünkü hafızayı beşer nisyan ile malul, unutuyorlar yapılanları, unutturmayacağız.

Gençler, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? (“Varız” sesleri)

Ana Kademe, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? ("Varız" sesleri)

Allah yar yardımcımız olsun inşallah. Sizlere en kalbi selam sevgilerimi tekrar gönderiyorum ve diyorum ki, şöyle kaldıralım elleri.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Sakarya’yı hatırlatıyor.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.