Cumhurbaskani Erdogan’in TOBB Hizmet Seref Belgesi Takdim Töreni’nde yaptigi konusmanin metni
Sayın Başbakan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin kıymetli yöneticileri, değerli mesai arkadaşlarım, iş dünyamızın değerli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Bugün burada girişimcilik ruhumuzun, girişimcilik kültürümüzün, özellikle de 21. yüzyılın Ahileri olan oda-borsa camiamızla birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizin 14-15 Mayıs tarihlerinde yapılacak 74. Genel Kurulunun iş dünyamıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Bu çatı altındaki 10, 20 ve 30. yılları dolayısıyla hizmet şeref belgesi takdim edilecek Birlik üyelerimizi özellikle tebrik ediyorum.
Bu toplantı vesilesiyle iş dünyamızın vereceği güçlü mesajların ekonomimizle ilgili olumsuz algılar oluşturmaya çalışanlara en güzel cevabı oluşturacağına inanıyorum. Asolan iş dünyasının kalbinin attığı bu platformdan çıkan mesajlardır.
Ben sandığa, seçime, temsile inanan birisiyim. Üyelerinizin oylarıyla sandıktan çıkan sizlerin her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Bizim gözümüzde ülkemizin reel ekonomisini, üretimini, yatırımını, istihdamını 81 ilimizin oda-borsa yönetim kurulu ve meclis başkanlığı ile genel sekreterlerinden oluşan işte bu hazirun temsil ediyor. Bunun için bizi ne kur spekülatörleri, ne faiz lobisi, ne derecelendirme kuruluşu maskesinin altında gizlenen Türkiye düşmanları ilgilendirmez, bunlar bizi bağlamaz. Bizim bakacağımız tek yer işte burasıdır. Buradaki kardeşlerimizin yüreğidir, umududur, beklentisidir. Bugüne kadar ekonomide attığımız her adımı biz sizlerle istişare ederek yaptık. Onun için de bütün toplantılarınızda sizlerle birlikte olmaya gayret ettim. Her platformda sizlerin görüşlerini, taleplerini dinledik, ortak aklın gereği neyse onu yapmaya gayret ettik. Reformlarımızın çoğunun altında ortak imzamız var.
Ülkemize karşı son yıllarda giderek artan tüm saldırıları da yine sizlerle birlikte göğüsledik. Çoğunluğu yurt dışı kaynaklı manipülasyonlarla Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştırmaya çalışanların önünü bugüne kadar hep birlikte kestik. Onlar bizi küçültmeye çalıştı, biz hep birlikte Türkiye’yi büyüttük. Ve tutmadı, ne yaptıysalar tutmadı. Onlar bizi küçük dalgalarda boğmaya çalıştı, biz hep birlikte ülkemizi güvenli limanlara taşıdık. Onlar bizi üretimimizle, ihracatımızla, istihdamımızla sıkıştırmaya çalıştı. Biz hep birlikte yeni yollar, yeni yöntemler geliştirerek çıkış yolları bulduk. Yeri geldi kefen paramızı dahi sermayemize eklemek zorunda kaldık, ama namerde fırsat vermedik. Yeri geldi kan kustuk, ama kızılcık şerbeti içtik deyip yolumuza devam ettik. Yeri geldi, hiç beklemediğimiz yerlerden hiç beklemediğimiz darbeler yedik, ama asla yılmadık, yıkılmadık, umutsuzluğa kapılmadık. Hep birlikte sağlam durdukça, samimiyetle çalışmaya devam ettikçe, dirayetle hareket ettikçe Rabbim önümüze sürekli yeni kapılar açtı. Bundan sonra da yine sizlerle kol-kola, omuz-omuza büyük ve güçlü Türkiye hedefine doğru yürümeyi sürdüreceğiz.
Geçmişten bu yana Birliğimizin genel kurullarına ve önemli toplantılarına hep iştirak etmeye gayret gösterdim. Burada soluduğum havaya, sizlerden gelen mesajlara, bizim sizlerle paylaştığımız hususlara aslında çok önem veriyorum. Geçmişte ticaret yapmış, işletme kurmuş, almış-satmış, kazanmış-kaybetmiş birisi, yani sizlerden birisi olarak buradaki hissiyatı en iyi anlayabilecek kişilerden biri olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyla burayı aynı zamanda kendi çatım, kendi kuruluşum, kendi evim olarak görüyorum. Buradaki farklı fikirlerden, farklı meşreplerden, farklı kökenlerden, farklı inançlardan arkadaşlarımız olduğunu biliyorum. Bu farklılıklar bizim zaafımız değil bizim gücümüzdür. Aynı evde yaşayanlar nasıl kardeşse, sizlerin her birini de kardeşim olarak kabul ediyorum. Kardeşin kardeşe bakışı neyse, bizim sizlere bakışımız da aynıdır. Sizlerin sevinci bizim sevincimiz, sizlerin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Sevinçlerimizi birlikte paylaşacak, sıkıntılarımızı birlikte çözeceğiz.
Sevgili dostlar; ekonomi nazik bir alan. Biz söylentilere, dedikodulara, yalanlara, çarpıtmalara çok açık olan ekonomiye ne derece titizlikle yaklaşıyorsak, birileri de inatla ve ısrarla o derece hoyrat şekilde bunun üzerine çullanıyor.
Son günlerde yine böyle bir hoyratlıkla karşı karşıyayız. Tamamen küresel ekonomide yaşanan dalgalanmaların yansıması olan gelişmeleri sanki felaket habercisi gibi takdim eden bazı çevreler sizleri ve milletimizi huzursuz etmek için var güçleriyle çalışıyorlar.
Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyor. İşte geçen yılın ortalaması, az önce de Sayın Başbakan da söyledi, 7,4 büyüme oranı var. Dünyada bir defa biz 1 numarayız. OECD ülkeleri arasında 2 numarayız. Bu derece büyümeyi yakalamış olan bir ülkeyle kredi derecelendirme kuruluşu şunu söylemiş. Ya bunları bırakın, bunlar cambaz. Bunlar, affedersin, batmış-bitmiş olan komşuyu biliyorsunuz 4 derece yükselterek, ya bunlar daha yeni borç bağlıyorlar, onunla yaşıyorlar, affedersin memurunun maaşını ödeyemiyor, onu 4 derece birden yükseltiyor, nasıl oluyor bu iş? Yunanistan’ı söylüyorum. Öbür tarafta bize yok durağanmış, yok buymuş-şuymuş. Biz zaten çekildik oradan, o kredi derecelendirme kuruluşunun da şu anda mensubu değiliz. Dolayısıyla bizimle ilgili herhangi bir not verme yetkin yok. Sen hangi öğrencilerin hocasıysan onların notunu ver, bize veremezsin. Ve inşallah bu sene de ilk çeyrekte gelecek olan, şu andaki görünen o, bu geçen yılın ortalamasına yakın bir şey bizim tahminimiz, onu bekliyoruz. Bu bir şeyi gösteriyor. Türkiye artık kabına inşallah sığmayacak. Seçime gidiyoruz, seçime gittiğimiz halde inşallah kabına sığmayacak. Çok farklı bir ivmeyi biz yakalamış durumdayız. Zaten birilerini bu çok ciddi manada rahatsız ediyor. Bakın petrol fiyatlarının 40 dolarlar düzeyinden 80 dolara doğru gittiği, küresel finans akışında ciddi bir daralmanın yaşandığı bir dönemde elde ettiğimiz için bu sonuçlar, geleceğimiz için hepimize ümit ve güven veriyor. Buna rağmen hani bir söz vardır; elle gelen düğün bayram derler. Türkiye kendi içinde sağlam durduğu müddetçe küresel düzeydeki olumsuzlukların üstesinden biz bir şekilde geliriz.
Hatırlarsanız 2008 küresel finans krizi sırasında ülkemiz için yine felaket senaryoları yazanlar vardı. Biz çıkıp ne dedik? Bu kriz Türkiye’yi teğet geçecek. Öyle oldu mu? Evet, öyle oldu. 2009’daki küçük sıkıntıyı, 2010’daki-2011’deki rekor büyümelerle fazlasıyla telafi ettik. Benzer bir durumu 15 Temmuz’da yaşadık. Battık bittik dediler. Ya darbenin yapıldığı günün ertesinde Türkiye dimdik ayakta durdu. Bankalar kapanacak bilmem şu olacak-bu olacak, şu dediler-bu dediler filan; evvel Allah ne bankalarımız kapandı, ne bankamatikler kapandı, hiçbir şey olmadı, biz yine yolumuza aynı kararlılıkla devam ettik. Yani bir devlette bu darbe olacak, başka ülkelerde yağmalar başlar, bütün marketler şunlar-bunlar, bunları dünyada hep yaşıyoruz görüyoruz. Ama hamdolsun biz bunların hiç birini yaşamadık, görmedik. Niye? Zemin sağlam ve inanıyoruz, güveniyoruz. Bütün bu ihanet girişiminin ardından Türkiye’nin ekonomide nakavt olmasını bekleyenlere cevabımızı işte G-20 içinde birinci, OECD içinde ikinci sırada yer aldığımız bir büyüme oranıyla verdik.
Şimdi seçimi dillerine dolamışlar, onun üzerinden piyasaları tedirgin etmeye çalışıyorlar. Bu seçimde ne mi olacak? Bundan önceki 12 seçim ve halkoylamasında ne olduysa o olacak. Milletimiz sandığa gidecek, özgür iradesiyle tercihini yapacak, ortaya çıkacak sonuca da herkes rıza gösterecek. Demokrasinin güzelliği işte budur, biz bu güzelliğe hastayız. Ve milletimizin de iradesine biz teslim olmuşuz. Niye? Milletimize aşığız da onun için, onun için. Bu iş bir Aşık-Maşuk meselesi. Onun için Aşık’la Maşuk’un arasına girilmez; o kadar açık, net. Önemli olan kimin ne dediği değil milletimizin sandıkta nasıl bir irade ortaya koyduğudur, aslolan budur. Biz bugüne kadar milletimizin iradesine hep inandık, güvendik, teslim olduk. Milletimizin 24 Haziran’da tercihini yine istikrardan, güvenden, huzurdan, büyümeden yana kullanacağından en küçük bir şüphemiz yok. Çünkü benim milletim hep istikrar aradı, hep güven aradı, ben inanıyorum 24 Haziran’da da istikrar ve güvenin teminatı kimdir bunu biliyor; AK Parti’ye bu iktidarı verecek.
Ha şunu söyleyeyim: Ben Ana Muhalefet gibi kalkıp da mecbursunuz demem ha, haşa… O kadar. Yani milletime sen bize vermeye mecbursun ifadesini kullanma saygısızlığını göstermem, asla. O irade satın alınamaz. Birileri 15 kişiyi bir yere gönderebilir, biz bunları yapamayız. Bunlar geçmişte Güneş Motel’lerde yapıldı, işte şimdi de yapıldı. Ağlaya ağlaya gittiler, ondan sonra güle oynaya geldiler, garip şeyler oluyor Türkiye’de. Ben inanıyorum, 24 Haziran’da benim milletim, benim vatandaşım bu oyunları çevirenlerin oyununu bozacak. Böyle şey olur mu ya, bu ülkeyi ne hallere getirmeye gayret ediyorlar, böyle şey olur mu? Hesaplarınızı seçimin yapılacağı Pazar’a göre değil 2023 hedeflerimize göre yapın ve yolunuza da böyle devam edin diyoruz. Emin olun hiçbiriniz pişman olmayacaksınız.
Dün gençlere konuşuyorum, bugün yine aynı şekilde, dedim ki arkadaşlarınıza şunu söyleyin: Sizin geçmişinizde bir Marmaray var mı, sizin geçmişinizde bir Avrasya Tüneli var mı, sizin geçmişinizde bir Yavuz Sultan Selim Köprüsü var mı, sizin geçmişinizde bir Osman Gazi Köprüsü var mı, sizin geçmişinizde bir İstanbul-İzmir Otoyolu, otobanı var mı? Yok yok yok. Ya sizin geçmişinizde 29 tane havalimanı var mı? Yani biz göreve geldiğimizde Türk Hava Yolları vardı, başka bir şey yoktu. Çocukluğumuzda biz uçağa binemezdik.
BİR KATILIMCI- Bir Ovit Tüneli var mı Sayın Cumhurbaşkanım?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok. O daha bitmedi, az kaldı da, bitsin inşallah ondan sonra onu da kullanacağım. Işığı göründü yalnız. Çocukluğumuzda biz uçağa binemezdik, sırt üstü yatar havadan geçen uçağı seyrederdik. Ama şimdi 6-7 tane havayolu var ve artık lüks otobüslere biner gibi benim vatandaşım uçaklara biniyor; nerelerden nereye geldik. Ve sözümüz bizim neydi? O zaman Binali Bey Ulaştırma Bakanıydı, bunu halkın yolu yapacağız demiştim ve biz bunu halkın yolu yaptık. Ve öyle bir noktaya iş geldi ki artık biliyorsunuz dünyada en fazla destinasyona uçan Türk Hava Yolları, 1 numarayız. Ve şu anda filomuz hamdolsun, yani 5-6-7 bu aralarda gidip geliyoruz, bu denli de güçlüyüz. Geniş gövdeli uçaklarla non-stop gidebilme imkanlarını artık yakalayan bir hava yolu olduk. Bu refahın bir göstergesidir, bu güçlü bir ülke olmanın bunlar birer göstergesidir. Eğer bunlar olmasa siz güçlü bir ülke olamazsınız.
Değerli arkadaşlar; tabi tüm bunları söylerken ortadaki gerçeği de görmezden gelmiyoruz. Madem piyasalarda bir tedirginlik var, öyleyse bunun teşhisini yapmak ve tedbirini almak bizim görevimizdir, beraber. İşte geçen oturduk arkadaşlarla, ekonomideki sorumlu olan bütün arkadaşları davet ettim, Sayın Başbakanımızla birlikte oturduk şöyle bir check-balance yapalım dedik, değerlendirme yaptık. Hemen ertesi gün o değerlendirme kendini hamdolsun gösterdi ve bir anda kur filan oynamaya başladı lehte.
Şimdi biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Ama ben inancımı söylüyorum; Allah nasip eder de şu 24 Haziran’da milletim görevi tekrar inşallah yola devam dediği anda bir defa bu faiz belasıyla mücadeleden zaferle çıkacağımı söylüyorum. Çünkü benim inancım şu: Faiz her kötülüğün hem anasıdır, hem babasıdır. Faiz, enflasyonun bir defa sebebidir. Enflasyon neden değildir neticedir, faiz nedendir. Dolayısıyla bizim faizi aşağıya çekmemiz lazım. Amerika’da bu böyle mi? Böyle. Japonya’da böyle mi? Böyle. Avrupa’da böyle mi? Böyle. İsrail’de böyle mi? Böyle. Bize ne oluyor ya? Biz faizi yüksek tutmakla övünüyoruz ya; oyuna geliyoruz, tezgaha geliyoruz. Bak biz geldiğimizde 63’tü, indirdik indirdik indirdik ve o zaman enflasyon 30’du. Enflasyon da inmeye başladı, ta 4.6’ya kadar indirdik, biliyorsunuz tek haneliye geldi enflasyon. O zaman Batı neyi patlattı bizde? Gezi olaylarını patlattı. Görünen köy kılavuz istemez. Ama biz bunu tabii arkadaşlarımıza bile anlatamadık.
Şimdi kısa, orta ve uzun vadeli birtakım tedbirleri hayata geçirmeye karar verdik. Bunlardan bir kısmı zaten yürüyen süreçlerle ilgiliydi, onları hızlandırdık ve gereken tadilatları süratle yaptık. Mecliste görüşülen Varlık Barışı kanunu bunlardan biriydi, Sayın Başbakanımızın daha önce açıkladığı birtakım tedbirler vardı az önce ifade ettiği, iş yapma kolaylılığı ve teşviklerle ilgili yakın zamanda açıkladığımız düzenlemeleri zaten biliyorsunuz. Bunlara ilave olarak, kamu bankalarının öncülüğünde gayrimenkul sektörünü hareketlendirmeye yönelik düşük faizli kredi uygulamasını yine dün başlattık. Kredi Garanti Fonunda mevcut kaynağın daha kolay bir şekilde kullanılabilmesine yönelik çalışma kısa sürede inşallah o da sonuçlandırılacak. Ama emeklilerimize 2 dini bayramda verilecek ikramiyeler başta olmak üzere, dar gelirli kesimleri desteklemeye yönelik adımların da ekonomiye olumlu yansımaları olacaktır, en azından piyasa para görecek. Emeklilerimizin ayrıca aldıkları 250 lira maaşın 500 liraya çıkarılması bile piyasaya bir imkan getirecektir.
Biz bütün bu tedbirleri hayata geçirirken, para ve maliye politikalarımızdaki temel çizgimizden de asla taviz vermiyoruz. Gidere yol açan tüm adımları yeni gelir kalemleriyle dengeleyerek bütçe disiplinine bağlılığımızı sürdürüyoruz. Bütçe disiplininden hiçbir zaman taviz vermedik, yine taviz vermeyeceğiz.
Açık piyasa ekonomisi Türkiye’nin vazgeçilmezidir. Her ne yapılıyorsa piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde yapılıyor ve bu şekilde de devam edecektir. Türkiye’yi sadece mevcut kaynaklarımızla istediğimiz düzeyde büyütemeyeceğimizin farkındayız, öyle kolay kolay büyümez. Bunun için uluslararası yatırımcıları özellikle ülkemize çekmeye, ülkemizdeki yatırımcıları da yeni yatırımlara teşvik etmeye ihtiyacımız var. Sürekli istikrar ve güven ortamına vurgu yapmamızın sebebi, yatırımcılara ülkemizin cazibesini göstermek içindir.
Değerli arkadaşlar; para, hocam öyle derdi, oğlum, ürkektir derdi, aynen cıva gibidir derdi, kendisi için uygun olan yer neresiyse para oraya kaçar derdi; gerçekten böyle. Onun için kendini güvenliği hissettiği yere para akar. Elimizdeki imkanları yatırım için yer arayan sermayeyi ülkemize yönlendirmek için kullanmak mecburiyetindeyiz. Burada sizin desteklerinize, yardımınıza ihtiyacımız var.
Başka ülkelere yüzde 2’lik, yüzde 3’lük büyümeler yetebilir, ama bize yetmez, bizim yüzde 7’nin altına düşmeyen, hatta mümkünse çift haneli rakamlara giden büyüme oranlarını hedeflememiz gerekiyor; bunu beraber yapacağız. Bugüne kadar bu anlayışla hareket ettik ve hamdolsun ülkemizi 16 yılda 3,5 kat büyütmeyi başardık. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek için kısa sürede 2 kat daha büyümeye ihtiyacımız var. Bunu sizlerle birlikte başaracağımıza inanıyorum, hiç şüphem yok, sizin gözlerinizde bu var evvel Allah.
24 Haziran seçimlerinin ardından yürürlüğe girecek yeni yönetim sistemimiz bu bakımdan çok önemli. Yeni dönemde kararları daha hızlı şekilde alabileceğimiz ve daha etkin bir şekilde uygulayabileceğimiz araçlara sahip olacağız. Dersimi iyi çalıştım, bak söyleyeyim, hazırım. İnşallah 25 Haziran’dan itibaren hazırlıklarımızla meydana çıkacağız. Aldığımız ve alacağımız tedbirlerle piyasalara kasıtlı olarak pompalanan o karamsarlık havasını seçime kalmadan dağıtacak ve yolumuza inşallah kararlılıkla devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz adına yakışır bir şekilde ekonomideki lokomotif rolünü sürekli ileriye taşıyarak devam ettiriyor. Birliğimizle birlikte aldığımız ve uyguladığımız hiçbir karardan pişmanlık duymadık, çünkü ülkemiz bunlardan hep kazançlı çıktı. Sektörümüzün sorunlarını birlikte tespit ettik, birlikte çözüm yolları geliştirdik. Bölgelerimizin, şehirlerimizin dertlerine birlikte derman aradık, yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik tedbirleri beraberce belirledik. Özel sektörün borçlarının yapılandırılması formülünü birlikte ürettik. Vergi mevzuatındaki değişikliklere ortak akılla karar verdik. Sosyal Güvenlik Kurumu primi başta olmak üzere, iş dünyamızı rahatlatacak formüllerin kararını birlikte verdik. Kamu alımlarında yerli üretime avantaj sağlayan kanunu beraber hazırladık.
Sizler istihdam seferberliği için çağrı yaptığımda hiç tereddüt etmeden elinizi taşın altına koydunuz ve 1,5 milyon işsize iş imkanı sağladık, ama bunu devam ettirelim diyorum, aynen devam. Ne olacak ya, iki tane garip işsiz varsa bunlara benim buradaki kardeşlerim iş yerlerinde kapıyı açtıkları zaman ne kaybederler ya? Kazanırlar. Ve bu oyun bozar oyun. Kimlerin oyununu bozar? Batının oyununu bozar. Zaten biz bu Batının oyununu bozmakla mükellefiz.
Kredi Garanti Fonu vasıtasıyla piyasalara aktardığımız kaynakta birliğimizin de katkısı var.
Birliğimizin geçtiğimiz yıl yapılan Genel Kurulunda yerli otomobil için babayiğit çağrısı yaptığımda, cevap yine sizlerden geldi. Yerli otomobille ilgili çalışmalar gayet iyi bir noktaya ulaştı. Aslında bugün bazı sürprizler de olacaktı ama, maalesef aksamalar oldu galiba, onun için onu erteledik. İnşallah çok yakında meyvesini görmeye başlayacağız.
Gördüğünüz gibi biz size, siz bize güvenerek attığımız hiçbir adımdan pişman olmadık. Gelin bu dayanışmamızı, bu birlikteliğimizi daha da sıkılaştıralım. Geçtiğimiz 16 yılda yaptıklarımızı katlayarak sürdürmek için tek yapmamız gereken birlikte çalışmaya devam etmektir.
Yaptığınız her yatırımda, giriştiğiniz her mücadelede yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Sadece ülkemiz içinde değil, dünyanın dört bir yanında sizlerin hakkını, hukukunu korumak için neler yaptığımızı en iyi yine sizler biliyorsunuz. Sizin derdinizi, sıkıntınızı en iyi biz anlarız. Büyük Türkiye için, güçlü Türkiye için, müreffeh Türkiye için birlikte sizlerle yol yürümekten hep şeref duyduk, biz bundan sonra da aynı şekilde devam etmeye hazırız. Sizlerin kararını inşallah 24 Haziran’da göreceğiz.
Bu düşüncelerle bir kez daha Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin 74. Genel Kurulunun hayırlı olmasını diliyorum, hizmet şeref belgesi takdim edilecek üyelerimizi tekraren tebrik ediyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
Kalın sağlıcakla.