Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Trabzon 6. Olagan Il Kongresinde yaptigi konusmanin tam metni

 

Değerli Trabzonlu hemşehrilerim, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım; öncelikle hazırladığınız şu koreografiyle gerçekten duygu dünyamı çok törpülediniz.

Bir tarafta saygıdeğer babacığım, öbür tarafta sevgili anneciğim, onlarla beraber böyle bir portreyi hazırlamış olmanız beni çok ama çok duygulandırdı. Rabbimden her ikisine de rahmet diliyorum. Aynı şekilde tüm kardeşlerimin annelerine, babalarına, tüm aba vu ecdadına rahmet diliyorum. Rabbim hepimizi Sevgili Habibinin Liva-ül Hamd ismiyle müsemma sancağı altında buluştursun.

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Trabzon’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Trabzon teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Trabzon bugün bir başka, her zaman başka, bugün bambaşka. Dışarıda bir bu kadar sağ olsun katılım vardı, onlarla da dertleştik.

Ve Rabbime hamdediyorum, ya Rab, bizi bu çatı altında bu şekilde birleştirdiğin gibi, dışarıda buluşturduğun gibi, inşallah bundan sonra da bu yolculuğumuzda birlik, beraberlik, dirlik, kardeşlik içerisinde bizim büyük Türkiye idealine yürümemizde de daim kıl.

Ve sevgili kardeşlerim, ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Kongremizin partimiz için, Trabzon’umuzla birlikte ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Trabzon 16 Nisan halkoylamasında yüzde 66’lık evet oranıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir seviyeye ulaştı. Türkiye’nin yeni yönetim sistemine geçişi konusundaki bu güçlü desteği için Trabzon’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

İlçeler bazında listenin üst sıralarında yer alan, yüzde 91’le Hayrat’a, yüzde 85’le Araklı, Dernekpazarı ve Köprübaşı’na, yüzde 83’le Arsin’e, yüzde 82’yle Of ilçemize ayrıca teşekkür ediyorum.

Bu güzel sonuçlarla bize olan desteğini, ahde vefasını gösteren Trabzonlu tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Biliyorsunuz önümüzde 2019 seçimleri var, ama 2019’da da tabi üç seçim yapacağız. Bir, yerel, muhtarlık seçimi. İki, Parlamento. Üç, cumhurbaşkanı. Bu 3 seçimde de biz şimdiden çok büyük gayret ortaya koymamız lazım ki hesapları altüst edelim, işte buna hazır olmamız lazım. Trabzon’dan bu seçimlerde çok daha büyük bir destek bekliyorum. Çünkü Trabzon sadece Trabzon değil, Trabzon Türkiye’de de bir Trabzon var, İstanbul’da var, Ankara’da var, İzmir’de var, her yere dağılmış. Hep birlikte bir çalışmayla Trabzon Allah’ın izniyle sandıkları evvel Allah patlatacak.

Karadeniz’in lokomotifi Trabzon en önde olacak ki diğerlerini de ne yapsın? Çekip getirsin. Şayet Trabzon 2019’da Karadeniz gibi coşmazsa bizim kimseye diyecek bir sözümüz kalmaz. Bunun için hep birlikte çok çalışmaya var mıyız? Yok yok yok, bu ses olmaz. Bunun için hep birlikte çalışmaya var mıyız? 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız?

Kadın Kolları, 2019’a kadar her eve girmeye, her gönle dokunmaya hazır mıyız? Gençlik Kolları, 2019’a kadar liselerden üniversitelere kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız?

Maşallah, sizlerden bugünden başlayarak 2019’un Mart ayındaki Belediye Başkanlığı, Kasım ayındaki milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bu heyecanı, bu coşkuyu, bu kararlılığı sürdürmenizi bekliyorum.

Kardeşlerim; bugün 25 Mart, bundan tam 9 yıl önce bugün Türkiye çok büyük bir yürek acısı yaşadı. Büyük Birlik Partisinin Kurucusu ve Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimizi şahadetinin 9’uncu yıldönümünde bir kez daha rahmetle, hasretle, saygıyla yad ediyorum. Rabbim mekanını cennet, makamını âli eylesin.

Şayet kendisi yaşasaydı, emim ki 15 Temmuz ve sınır ötesi operasyonlarımız başta olmak üzere son yıllarda attığımız tüm adımlarda yanımızda olur, bizimle birlikte omuz omuza mücadele ederdi. Gerçi şu anda da onun varisi durumunda olan arkadaşlarımız da bizimle beraber bu yolda yürüyorlar, sağ olsunlar, var olsunlar.

Çünkü benim tanıdığım Muhsin Yazıcıoğlu vatan ve millet aşığı bir dava adamıydı, milliydi, yerliydi. Ve böyle bir insan hayatta olsaydı, eminim 15 Temmuz’da darbecilere karşı bizimle omuz omuza mücadele verirdi, eminim Fırat Kalkanı Harekatından bizim kadar heyecan ve gurur duyardı, eminim Zeytin Dalı Harekatımızdaki başarımızdan bizim kadar samimi şekilde o da aynı heyecanı duyardı.

Yaşadığımız her hadisede yokluğunu, boşluğunu tekrar tekrar hissettiğimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu kardeşime bir kez daha Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Evet, mavi bereliler, maşallah, ya siz ne zaman döndünüz? Ben sizi Afrin’de biliyordum ya.

Kardeşlerim; bizim milletimizle olan muhabbetimiz bir başkadır. 81 milyon vatandaşımızın her biriyle ayrı ayrı gönül bağımız vardır. Bununla kalmıyoruz, bölgemizdeki ve dünyadaki yüzmilyonlarca kardeşlerimizle de gönül bağı kuruyoruz.

Şimdi hani bir Trabzon türküsü var, orada ne diyordu, makamını size bırakıyorum, onu ben söylemeyeceğim:

“Ben seni sevduğumu da dünyalara bildurdum,

İndurdun kaşlarinu, babani mu öldürdüm?

Yaz geldi, bahar geldi açtı yeşil yapraklar,

Ben sana doyamadum, doysun kara topraklar.”

Evet, biz Trabzon’u sevdiğimizi, Karadeniz’i sevdiğimizi, Türkiye’yi sevdiğimizi dünyalara bildirdikçe, bu uğurda neleri göze aldığımızı gösterdikçe birilerinin kaşları iniyor. Bizim bu ülkeye ve bu millete olan sevgimiz son nefesimize kadar asla bitmeyecek, çünkü biz sizlere kara sevda ile tutkunuz be.  Karadeniz yaylaları ne kadar güzelse, horonu ne kadar hareketliyse, denizi ne kadar coşkuluysa, bizim sevdamız da o kadar derindir, samimidir.

Kardeşlerim; şu anda salonun dışında en az bu kadar hemşehrilerim vardı. Çünkü onları orada görünce selamlamadan salona giremezdik, onları da selamladık, böylece buraya girdik.

Ülkemize yaptığımız her hizmet, hayata geçirdiğimiz her proje, ekonomide elde ettiğimiz her kazanım, siyasi alanda ileriye doğru attığımız her adım bizim en büyük mutluluk kaynağımızdır. Bazen bize bu kadar çok koşturmaktan, çalışmaktan, ülkeyi ve dünyayı dolaşmaktan yorulmuyor musunuz diye soruyorlar. Onlara cevabımızı rahmetli Neşet Ertaş gibi veriyoruz, aşkınan çalışan yorulmaz.

Türkiye’nin her alanda çözüm bekleyen bunca meselesi varken, 81 vilayetimiz, 81 milyon vatandaşımız hizmet beklerken, dünyadaki milyonlarca kardeşimizin kalbi bize yönelmişken, nasıl yorulmaktan şikayet edebiliriz, öyle mi? Madem yorulacaktın niye bu yükü üzerine aldın demezler mi? Evvel Allah yorulmak yok. Ne dedik? Durmak yok… Eyvallah.

Günün 24 saatini 48 saat gibi yaşamak, yılın 365 gününü bu şekilde değerlendirmek mecburiyetindeyiz ki milletimize olan sözümü tutabilelim. Çünkü biz bir söz verdik, dedik ki, biz Ferhat’ız, millet şirin. Ferhat Şirin’e ulaşacak, ne yapacak? Dağları da delecek. Ve biz şimdi dağları dele dele evvel Allah bu yolda yürüyoruz. Dağların delindiğini de en iyi kim bilir? Trabzonlu bilir, Ordulu bilir, Giresunlu bilir. Hele hele bu Armelit Dağı’nı da siz gayet iyi bilirsiniz, o Armelit Dağı’nın dili olsa da konuşsa, oralardan nasıl geçerdik. Elhamdülillah, sonunda deldik ve geçiyoruz. İşte Samsun’dan ta Sarp’a bu aradaki bütün o aradaki tüneller Karadeniz’in dili, onlar konuşuyor zaten, bizim anlatmamıza gerek yok.

Sizler başta olmak üzere, tüm teşkilatlarımızdan, tüm bürokrasimizden bu hissiyatı paylaşan tüm arkadaşlarımızdan aynı gayreti bekliyorum. Son zamanlarda bürokrasinin ağır işlediğine şikayetler gelmeye başladı. Buradan açıkça söylüyorum, sorumluluk almaktan çekinen, imza atmaktan imtina eden, mevcut süratleri süratle yürütmekte, yeni projeler üretmekte yetersiz kalan hiçbir bürokrat bulunduğu makamı fuzuli yere işgal etmesin, bunun affı yok, versin istifasını çeksin gitsin. Bizim işimiz var, yapacağımız çok şey var.

Kardeşlerim; hiç kimse merak etmesin, kimsenin yokluğu bu ülkede herhangi bir boşluğu, herhangi bir eksikliği de ortaya çıkarmaz. Bürokrasinin içinde ve dışarısında bu ülkeye ve millete hizmet edecek elhamdülillah çok yetişmiş insanımız var. Türkiye’nin kaybedecek tek bir saniyesi bile yoktur. Her alanda çok çalışmak ve hızlı hareket etmek zorundayız. Geçmişte yapılan yanlışların, zaafların faturasını bugün biz ödüyoruz.

Savunma sanayinde yıllarca bu ülkede ciddi anlamda bir iş yapılmamış. Şayet bizim bu konuyu bizzat himayemize aldığımız 2004 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz hamleler olmasa, inanın bana şu operasyonların hiçbirini yapamazdık. Bugün dahi mercek altına aldığımız her konuda hala ciddi eksiklerle, ciddi sabotajlarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Hamdolsun, şimdi zırhlı taşıyıcılarımızı yapıyoruz, bunun yanında silahlarımızı yapıyoruz, daha da ileri gittik, şimdi insansız hava araçlarımızı yapıyoruz, hatta hatta silahlı insansız hava araçlarımızı da yapıyoruz.

Kardeşlerim; dışarıdakilerden istiyoruz, diyoruz ki, bize silahlı insansız hava aracı verin. Diyorlar ki, veremeyiz. Silahsız verin. Diyorlar ki, kongreden izin çıkmadı. Sağ olsunlar, sonunda bizi bunları yapar hale getirdiler. Hem de nereden biley misunuz? Sürmene’den. Sürmene artık bıçak yapmıyor, bunları da yapıyor, bak nereden nereye. Bütün mesele inanç, azim, gayret. Ve bu neye muktedir ediyor insanı biliyor musunuz? Tekeden bile süt çıkartır süt.

Elhamdülillah, eğer bu imkanlarımız olmamış olsaydı şimdi biz Afrin’de bu başarıları elde edemezdik, ama şimdi hamdolsun Afrin’de durmak yola devam ediyoruz ve bütün bu silahlı-silahsız hava araçlarımız hamdolsun orada gümbür gümbür esiyorlar. Ve çok daha enteresanı, buraya girerken son durum nedir bir öğreneyim dedim, son durumu aldım ve bugün itibarıyla etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 3747. Hem Afrin, hem de Irak, her iki tarafta da bu devam ediyor.

Türkiye geçtiğimiz 15 yılda her alanda çok büyük değişimlere imza attı. İnşallah iş yapma konusunda da büyük bir zihniyet devrimini 2019’daki yeni yönetim sistemiyle birlikte hayata geçirmiş olacağız, bunun için 2019 önemli diyoruz.

Trabzon, 2019’da Türkiye’yi şahlandırma hazır mıyız? Trabzon, 2019’da Fatih’in emanetini yükselteceğimiz 2053’ün kapılarını açmaya hazır mıyız?

Kardeşlerim; atalarımızın güzel bir sözü var, bal bal demekle ağız tatlanmaz derler. Biz de diyoruz ki, öyle yapacağız, edeceğiz demekle millete hizmet olmaz, bunun için önce yaptıklarımızı anlatıyoruz, sonra da önümüzdeki dönemde onun üzerine neler koyacağız, onları anlatıyoruz.

Geçtiğimiz 15 yılda Trabzon’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 21 katrilyon liralık yatırım yaptık, 21 katrilyon.

Eğitimde 2751 yeni derslik, 8500 kişilik yükseköğrenim yurtlarını hizmete aldık.

Karadeniz Teknik Üniversitesi ülkemiz sınırlarını aşıp uluslararası alanda kendini kabul ettirmiş bir Yükseköğrenim kuruluşumuzdur. Şimdi Trabzon’a yeni bir devlet üniversitesi daha kuruyoruz. Akçaabat’ta kurulacak bu yeni üniversitemizle Trabzon yükseköğrenim alanında yeni bir imkana daha kavuşacaktır.

Yıllarca Trabzonspor’un başarılarına şahitlik eden Avni Aker Stadyumunun yerine güzel bir şehir parkı ve takımımızın, Trabzon’un hatıralarını yaşatacak, sadece takım değil, bir de Trabzon şehrinin geçmişiyle ilgili objelerini, her şeyini sergileyecek inşallah bir müzeyi orada kurmuş olacağız ve bunun için de kaybedecek vaktimiz yok. Beton yığınlarından bıktık artık, Trabzon yeşil, inşallah orayla yemyeşil, bu adımı atacağız.

Trabzon’a kazandırdığımız 41 bin seyirci kapasiteli Şenol Güneş Stadı ise uluslararası düzeyde bir tesis olarak şehrimize hizmet veriyor.

Şimdi şu salonu görüyorsunuz, Türkiye’de böyle bir kapalı spor salonu nadirattandır ha. Bunlar böyle bizim birkaç tane büyükşehirde var. Tabi Trabzon aynı zamanda olimpiyatlar şehri, bu tür tesisleri de bu vesileyle kazandı.

Sağlıkta 16’sı hastane olmak üzere 45 tesisi şehrimize kazandırdık. Şimdi bir de Trabzon’a 900 yatak kapasiteli şehir hastanesini kuruyoruz. Hazırlıkları süren bu hastanenin en kısa sürede temelinin atılacağına inanıyorum, proje çalışmaları devam ediyor.

TOKİ vasıtasıyla yaptığımız 7900 konutla şehrimizin çehresini değiştirdik.

Trabzon’un 73 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğu 213 kilometreye çıkarttık. Halen yatırım bedeli 4 katrilyon lira olan 22 ayrı yol projesinin inşası sürüyor.

Bu arada, 1,5 yılda 800 kilometre buraya Enerji Bakanlığımız sıcak asfalt için bütün hazırlığını yaptı ve bunlar dökülecek. Dolayısıyla bu sıcak asfaltlarla da inşallah bozuk asfaltlar tamamen pırıl pırıl hale gelmiş olacak. Bunlar arasında Trabzon şehir geçişindeki en önemli güzergahı olan Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve sahil bağlantı yolları da bulunuyor.

Kanuni Bulvarı, üzerindeki 12 kavşak, 17 tünel ve 55 köprüyle gerçekten tarihi bir projedir

. Akyazı ve Beşirli tünellerinin de açılmasıyla sahil yolu dahil stadımıza kadar olan ulaşım sorunu tümüyle çözülmüş olacaktır. Biten kısımları etap etap açılan bu projenin tamamını önümüzdeki yıla kadar nihayete erdirmeyi planlıyoruz.

Zigana Tüneli de Trabzon’un geleceğine damga vuracak projelerden biridir. Karadeniz’i Doğu Anadolu’ya bağlayan bu önemli ticaret ve turizm yolunu da inşallah önümüzdeki yıl bitiriyoruz.

Erzincan-Trabzon arasında yapacağımız yeni demir yolu da şehrimizin cazibesini artıracak bir başka projedir.

Trabzon Havalimanı 4 milyon 153 bine ulaşan yolcu trafiğiyle ülke çapında öneme sahip bir tesistir.

Trabzon Limanını yeniler, ilçelerimizi balıkçı barınaklarıyla donatırken, inşa ettiğimiz yat limanıyla bölgenin turizm potansiyeline yeni bir pencere açtık.

Solaklı Vadisi, Altındere Vadisi Milli Parkı, Sera Gölü Tabiat Parkı ve Uzun Göl Tabiat Parkı gibi projelerle turizm alanında bölgemizin cazibesini artırıyoruz.

Atasu Barajı şehrin içme suyu sorununu uzun yıllar boyunca karşılayacaktır.

Uşaklar, bi durun da. İhtiyaç olduğu zaman önce ben gideceğum, ondan sonra da siz benumla beraber geleceksunuz.

Sizin bu imanınız, sizin bu cesaretiniz, sizin bu aşkınız cephedeki Mehmet’in aşkını da artırıyor, heyecanını da artırıyor. Niye? Yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan diyor şair. Tabii Mehmet şu anda cephede bakıyor ki benim milletim, benim vatandaşım benimle beraber yürümeye hazır, ya onu artık kimse tutabilir mi? Onu PYD tutabilir mi, onu YGP tutabilir mi? Tutamaz. Gömerler gömerler evvel Allah ve gömdüler. Ne ihanetler yapmışlar, Özgür Suriye Ordusu’ndan nice kardeşlerimizi şehit ederek bunlar maalesef açtıkları mezarlara gömdüler, şimdi onlar gömülüyor. İçeride, burada da biz onları gömdük, açtıkları hendeklere gömdük, Cudi’de gömdük, Gabar’da gömdük, Tendürek’te gömdük, Beslerderesi’nde gömdük, gömmeye de devam ediyoruz, edeceğiz.

Bölgemizin en önemli sorunlarından olan taşkınların önüne geçmek için teraslamadan dere ıslahlarına kadar çok sayıda projeyi aynı anda yürütüyoruz. Şu ana kadar 89 taşkın koruma tesisini tamamlayıp hizmete sunduk. Halen 25 taşkın koruma tesisinin inşası sürüyor. Tarımsal desteklemede Trabzon’a 15 yılda aktardığımız kaynak 1,5 katrilyon liradır. Bay Kemal, çiftçi mağdur diyorsun, bunlardan haberin var mı? Yok. O başka yerde geziyor, biz arazide geziyoruz evvel Allah; farkımız bu.

Görüldüğü gibi her alanda Trabzon’u altın gerdanlık mahiyetinde hizmetlerle donattık. Önümüzdeki dönemde de yeni projelerle yatırım hamlelerimizi daha ileriye taşıyacağız. Mesela? Türkiye’nin ilk yeşil endüstri bölgesini Trabzon’da kuruyoruz. Bu proje özel sektöre Trabzon’da yatırım yapması için ciddi teşvikler sunuyor ve bölgemizi yüksek teknolojiye dayalı üretimler için cazip hale getirmeyi amaçlıyor. İnşallah benzer projelerle Trabzon’un kurucu ve lokomotif bir şehir özelliğini güçlendirerek geleceğe taşıyacağız.

Kardeşlerim; Türkiye’yi büyütme, Türk milletini güçlendirme mücadelemizde… Şimdi o kadar enteresan ki, tam da böyle karşıma koymuşlar. Trabzon burası. Ne yazayı oraya; bizi Münbiç’e götür, Afrin’den bir şey anlamadık. Ey Allah’ım ya Rabbim. İnşallah hayırlısı olsun, götürmeden işi bitirelim, inşallah.

Türkiye’yi büyütme, Türk milletini güçlendirme mücadelemizde önümüze hem içeride, hem dışarıda pek çok engel çıkartıldı-çıkartılıyor. Ülkemizin sadece son 4-5 yılını dahi şöyle bir gözümüzün önünden geçirdiğimizde hangi badireleri atlattığımızı, hangi oyunları bozduğumuzu, hangi tuzakları parçaladığımızı görebiliriz. Bölgemizde uzun zamandır yaşanan kaosu ısrarla ve bilinçli bir şekilde ülkemize sirayet ettirmek isteyenlerin senaryolarını hep boşa çıkardık. Bunun için kullanmadık araç, başvurmadık sinsilik bırakmadılar. Kendileri terör örgütleriyle yoldaş olanlar, dışarıya karşı hakikatleri ters-düz edip bizi zan altında bırakmaya kalktılar. Suriye’de hayatta kalma mücadelesi veren Türkmen kardeşlerimize yardım için gönderdiğimiz tırların önünü içimizdeki hain işbirlikçileri vasıtasıyla kesip görüntüleriyle bizi köşeye sıkıştırmaya kalktılar. Bunu yapanlar tek misyonu ülkemize karşı düşmanlık olan bir terör örgütüne 5 bin tır ve 2 bin kargo uçağı dolusu silahı teslim ettiler. Tabii bununla da kalmayıp aynı terör örgütüyle işbirliği içinde bölgemizin altını-üstüne getirmek pahasına güya mücadele ettikleri DEAŞ’lıların sıkıştıkları Rakka’dan güvenle başka yerlere geçmelerine yardım ettiler. Baktık ki bunların derdi terörizmle mücadele değil, bölgemizi yeniden tanzim etmek için kararımızı verdik ve sahaya girdik. İlk olarak Fırat Kalkanı Harekâtıyla terör koridoru projesine ilk darbeyi vurduk. Ardından Zeytin Dalı Harekâtıyla bu koridoru Akdeniz’e bağlama çabasının önünü kestik. İnşallah kısa sürede Tel Rifat’ı da kontrol altın alarak bu harekâtı hedefine ulaştıracağız. Türkiye’nin gittiği her yere huzur, güven ve düzen götürdüğünü gören bölgedeki kardeşlerimiz ülkemiz lehine gösteriler yaparak terör hamilerine adeta şamar üstüne şamar vuruyorlar.

Şimdi de muhataplarımızdan bize Münbiç konusunda en başından beri verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini bekliyoruz. Terör örgütünün Münbiç’e ilk geldiği 2016 yılındaki görüşmelerimizde, Sayın Obama dönemi, Başkanlarından Dışişleri ve Savunma bakanlarına, Ulusal Güvenlik Danışmanlarından Genelkurmay Başkanlarına kadar her seviyede verilen sözler vardı. Yönetim değişmiş olabilir, ama devlette devamlılık esastır. Bunun için Amerika’nın bir anca önce Münbiç’in denetimini terör örgütünden alıp bölgenin gerçek sahiplerine devretmesi gerekir. Biz bu kardeşlerimizle birlikte kısa sürede Münbiç’i altyapısı ve üst yapısıyla ayağa kaldırır, ülkemizde yaşayan bölge halkının bir an önce evlerine dönmesini sağlarız. Şayet terör örgütü buradan çıkartılmazsa, o zaman bu işi bölge halkıyla birlikte biz yapmak mecburiyetinde kalırız.

Hiç kimse kusura bakmasın, ülkemizin ve milletimizin bekasının söz konusu olduğu bir yerde kimsenin taktik hesabı, konjonktürel siyaseti bizi bağlamaz. Biz elbette müttefiklerimize silah doğrultmayız, ama gördüğümüz hiçbir teröristi de affetmez, indiririz.

Kardeşlerim, aynı durum Kuzey Irak için de geçerlidir. Kandil’deki ve Sincar’daki teröristleri derhal boşaltılmazsa bu işi bizzat yapmak bizim için kazanılmaz ve kaçınılmaz bir durum haline dönüşür. Topraklarının egemenliği konusunda hassas olanlardan bu hassasiyeti önce terör örgütlerine karşı göstermelerini bekliyoruz. Hassassanız, terör örgütünün orada ne işi var? Hadi gönder, gitsinler. Orada işgalci gibi duruyorlar, bunlar terörist. Teröristlerin cirit attığı bir yerde egemenlik lafı etmek boş bir iştir.

Bizim ne Suriye’de, ne Irak’ta kimsenin tek karış toprağında gözümüz yok. Ama bize tehdit oluşturacak olan teröristleri de biz halleder geçeriz. Her iki yerde de öncelikli amacımız, ülkemize yönelik tehditleri ortadan kaldırmaktır. Bunun yanında tarih boyunca hep olduğu gibi bugün de güney sınırlarımızın ötesindeki her istikrarsızlık ülkemize çok ciddi bir sığınmacı akınına yol açıyor. Bugün Irak’tan 50 bini aşkın mülteci ülkemizde. Sınır ötesi operasyonlarımızla bölge halkının huzurunu ve güvenliğini tesis ederek topraklarımızdaki sığınmacıların yurtlarına dönmelerini de amaçlıyoruz. Dikkat ederseniz, gittiği hiçbir yerde ülkemize işgalci davranılmıyor. Tam tersine, adım attığımız her yerde samimi bir sevgiyle ve umutla karşılanıyoruz. Diğer ülkelerle ve terör örgütleriyle bizim aramızdaki fark budur. Onlar öldürmeye gelir, biz yaşatmaya gideriz. Onlar yıkmaya gelir, biz inşa etmeye gideriz. Onlar imhaya gelir, biz ihyaya gideriz. Onlar bölgenin tarihine ve insanların kültürüne hoyratça saldırarak gelir, biz ortak değerlerimize sahip çıkmaya gideriz. Onlar masum insanların onurlarına el uzatmak için gelir, biz namuslarını ve geleceklerini güvence altına almaya gideriz. Onlar teröristlerle birlikte gelir, biz bölgenin asli evlatlarıyla birlikte gideriz. Onlar işgale gelir, biz kurtarmaya gideriz. Aramızdaki fark işte bu kadar açıktır, bu kadar nettir, bu kadar kesindir.

Kardeşlerim; çünkü biz Türkiye’yiz, çünkü biz Türk milletiyiz. Anadolu’daki bin yıllık varlığımız boyunca biz mücadeleyi hep verdik. Karşımızdakiler hep farklı kimliklere, farklı kılıklara, farklı isimlere sahip olsa da aslında hep aynı düşman vardı. Bize bırakınız bu toprakları, dünyada yaşamayı çok görenlere karşı verdiğimiz mücadele kıyamete kadar bitmeyecektir. Dün ecdadımız Avrupa’nın göbeğine kadar ilerlediği halde geride sadece eserler bırakmıştır. Bugün bizim mahremimize girenlerin geride ne bıraktığını biz Musul’dan biliyoruz, Rakka’dan biliyoruz, Halep’ten biliyoruz, Gazze’den biliyoruz. Aynı görüntülerin ülkemize yaşatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bunun için gerekiyorsa sınırlarımız boyunca yığılan terör örgütlerinin üzerine sonuna kadar gideceğiz, nereye kadar kaçarlarsa oraya kadar kovalayacağız.

Değerli kardeşlerim; şimdi işin son anlarına gelelim. Gençler, bunlar çok önemli. Rabia’mızı biliyorsunuz değil mi? Ama ses çok az geldi. Bilmeyenlere de bunu öğreteceğiz ha, bu çok önemli.

Tek millet… Ses az değil mi? Bir kalkın bakalım şöyle, bir heyecanlanın ya. Çok yoruldunuz belli.

Tek millet; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle 81 milyon tek millet.

Tek bayrak, şu bayrağımızın güzelliğini görüyor musun? Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.

Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı böldürtmeyeceğiz, bölmek isteyenleri de gömeceğiz.

Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz, tamam? Şimdi asıl tavsiyeye gelelim, çok coşkulu söyleyelim, dünya duysun.

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Benim sizden ricam ne biliyor musunuz; ne olur birbirimizi Allah için sevelim. Bu benim akrabamdır, bunun parası var, bunun makamı var, bundan dolayı değil. Birbirimizi sadece Yaradan’dan ötürü seveceğiz, tamam? Toplumu da böyle kucaklayacağız.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Trabzon’u hatırlatıyor.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.