Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Trabzon’da halka hitabinin tam metni

 

Saygıdeğer hemşehrilerim, Karadeniz’in saygıdeğer güzel insanları, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Partimizin 6. Olağan Kongresini yapıyoruz, onun için Trabzon’dayız. Fakat kısa bir süre önce yine buradaydık, zira bizim için durmak yok, yola… Eyvallah. Ve bu şekilde de Allah’ın izniyle 2019 Mart seçimlerine doğru gideceğiz. Mahalli seçimler, arkasından Kasım’da inşallah gerek Parlamento, gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yapacağız; bunlara hazır mıyız? Trabzon’dan bu ses çıkar da, hazır olmaz mı?

Gelirken baktım, bugün Karadeniz çırpınıyor mu-çırpınmıyor mu? Baktım çırpınıyor, mesele yok dedim. Zaten dün deniz de çırpınıyordu, hava da ve mecburen dedik ki Ordu’ya inelim mi-inmeyelim mi, uçak inemiyor. Döndük dolaştık, döndük dolaştık, en sonunda gittik tekrar Samsun’a. Daha sonra geldik helikopterle Ordu’ya, haydi İstanbul, elhamdülillah bugün Giresun muhteşem, şimdi Trabzon bambaşka, o da muhteşem. Tabii salonun içinden üç misli burada.

Sevgili kardeşlerim, sevgili hemşehrilerim; bugün sizlerle çok fazla değil birkaç konuyu konuşacağız ve yolumuza da inşallah devam edeceğiz.

Biliyorsunuz 15 sene önce bu yola AK Parti olarak çıktığımızda neydik, bugün ne olduk? Türkiye neydi, bugün ne oldu, değil mi? Şuradan Karadeniz Sahil Yolu’nun ne kadarı yapılmıştı biz geldiğimizde? Yüzde 36’sı. Biz geldik elhamdülillah tamamladık. Sizler Armelit geçişlerini bilirsiniz değil mi? Hele hele benim yaşımda olanlar çok iyi bilir. O burunlu otobüslerle giderken camdan aşağıya bakamazdık değil mi? Burayı dönebilecek mi-dönemeyecek mi? Şimdi artık bunlar kaldı mı? Dağları deldik mi? Tünelleri aştık mı? Niye? Biz Ferhat’ız Ferhat. Ferhat’a dağlar dayanmaz. Ferhat Şirin’e ulaştı. Dağları deldik, çünkü biz milletimize aşığız, milletimize sevdalıyız. Neşet Ertaş öyle diyor: “Aşgınan çalışan yorulmaz” diyor. Biz de aşgınan çalıştık yorulmadık ve yorulmayacağız. Çünkü bizim bu ülkede yapacağımız çok iş var. Ve milletimizi inşallah muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız.

İşte geldik. Milli gelir neydi? 3400 dolar. Şimdi ne oldu? 11 bin doların üzerine çıktık kişi başı. Bak nereden nereye? Bu Batılılar niye kıskanıyor? İşte bundan. Ula diyeler, bu Türkiye nereye gidiyor? Yoluna gidiyor da, bizim yapacak işimiz var. Yetmez, bak artık insansız hava araçlarımızı yapıyor muyuz? Silahlısını da, silahsızını da yapıyor muyuz? Ula bir de Sürmenelisi yapıyor bunu. Bak, neler oluyor neler, daha iyi şeyler olacak, daha iyi şeyler olacak, inşallah uçağımızı da yapacağız. Bunların kapılarından bizi çok döndürdüler. Ya bize verin, Kongre müsaade etmiyor. Ya şunu ver, Kongre müsaade etmiyor. Bu komşular bizi ne yaptı? Ev sahibi yaptı, şimdi kendimiz yapıyoruz. Hani bak, şu Afrin’de silahlı insansız hava araçlarını gördünüz, onlar bizim, biz yaptık. Eğer bunlar olmasaydı işimiz zor. Onlar hem böyle koordinatları veriyor, ondan sonra F-16’lar da o teröristleri oraya gömüyor. İşte bak, hamdolsun buraya gelirken sordum, ne kadar oldu dedim; etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3747. Devam. Ne dedim hatırlayın, inlerine gireceğiz dedim, onlar kaçacak biz kovalayacağız dedim. Ama Afrin’le bu iş bitmeyecek dedik. Niye? Bu PKK’lılar Sincar’a doğru gittiler, o zaman Sincar’a da gireceğiz dedim. Şimdi oraya da operasyonlar başladı. İçeride teröristlerle mücadele, dışarıda da mücadele. Bizim derdimiz teröristler, biz bir işgal devleti değiliz. Onun Batıda örnekleri var. Elhamdülillah bizim geçmişimizde böyle bir şey yok, bunu Afrikalı dostlarımız çok iyi bilir, ama bizim tarihimizde bu yok. Bizim tarihimizde adalet var, bizim tarihimizde mazlumların yanında yer almak var. Bizim tarihimizde zalimlerle beraber olmak yok. Ve şu anda da Afrin’de yaptığımız bu. Kimin yanındayız? O mazlumların yanında. Televizyonlarda izliyorsunuz değil mi? O mazlumları, o garipleri, 7’den 70’e o yavruların ne hale geldiğini görüyorsunuz değil mi, onlara nasıl vuruyorlar. Doğu Guta’da olanları görüyorsunuz değil mi? Ah ah. Batılı bize akıl vermeye çalışıyor, o aklı dedim kendinize saklayın. Hepsinin video kayıtları, her şey var. Yarın zaten Varna’da biraraya geleceğiz, hazırlıkları yaptım, kendilerine göstereceğim.

Değerli kardeşlerim, bu millet onurlu bir millet, bu millet gururlu bir millet. Bu milletin gururuyla, onuruyla kimsenin oynamaya hak ve salahiyeti yoktur. Onun için dimdik ayakta duracağız, taviz vermeyeceğiz. Mazlumun ahı yerde kalmayacak. Şu anda da çalışmalarımızı bu şekilde yürütüyoruz. Mehmet’imiz hiç kar, bora, fırtına demedi. Gençlik yıllarımızda, zaten şu anda da yaşlı değiliz ya… Mitingler yapardık, derdik ki, ben onu biraz değiştirdim şimdi; kar, bora, fırtına sükun bulacak –o zaman başka söylüyorduk, şimdi onu değiştirdim- sana PYD, sana YPG selam duracak; evvel Allah olan o. Ve kararlılıkla, azimle hamdolsun Mehmet’imiz görüyorsunuz o çocukları okşuyor. Sadece çocukları değil hayvanları da okşuyor. O kedileri sevişlerini falan görüyorsunuz. Hepsine bakıyorsunuz giyeceklerini, yiyeceklerini, her şeylerini götürüp oralarda dağıtıyoruz. Onlar bombalarla her yeri yıktılar. Onlar yıkmaya, biz ise yapmaya geldik, ihyaya geldik; farkımız bu.

Kardeşlerim; bizim Rabia’mızı biliyorsunuz. Rabia’mızda ne olduğu da biliyor musunuz? O zaman şöyle gür sedayla söyleyelim, biraz sonra içeride de devam edeceğiz.

Tek millet, ne var burada? Türk’üyle… Sesiniz az çıkıyor, Trabzon’a bu yakışmaz. Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla 81 milyon tek millet.

Tek bayrak, bayrağımıza eş bayrak, asla yok.

Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı böldürtmeyeceğiz, asla. Ezanımızı susturtmayacağız. Ve dinimize, dilimize el uzatanların dilini de kopartırız, bu da böyle.

Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok, tanımayız. Paralel devlet-maralel devlet, filan falan, neredesin, niye gittin Pensilvanya’ya, arkanı niye onlara dayıyorsun? Dursaydın burada. Ha mesele bu, kuyruklarını kıstırdılar kaçtılar.

Şimdi sizden benim bir rica daha var, yine Rabia. Niye biliyor musunuz? Ne olur birbirinizi Allah için sevin. Bize dargınlık, küskünlük yakışır mı? Öyleyse bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Biz birbirimizi makam-mevki için mi seviyoruz? Para-pul için mi seviyoruz? Kardeşlerim, yarın öleceğiz değil mi? İnanıyor muyuz buna? Gideceğimiz yer 2 metreküplük bir mezar, öyle mi? Musalla taşına geldiğimiz zaman hoca efendi ne diyecek? Er kişi niyetine, öyle mi? Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, başbakan niyetine de demeyecek, bizim bu Trabzon’un bir zengini var, onun niyetine de demeyecek, er kişi niyetine, hatun kişi niyetine diyecek ve bizi oraya gömecekler. Gömdükten sonra herkes ayrılıp gidecek. Sen neyle baş-başa kalacaksın? Varsa imanın, imanınla. Gök kubbede hoş bir seda bırakmışsan ne ala, bırakmamışsan vay haline, öyle mi? Öyleyse birbirimizi Allah için seveceğiz, buna dikkat edeceğiz. Bizim derdimiz de bu. Ben sizlerle gurur duyuyorum.

Gelelim son safhasına. Hani bizim güzel bir şarkımız var mı? Hazır mıyız? Yağmur da kesti, rahmet.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Trabzon’u hatırlatıyor.

Ey Allah’ım, sana hamdolsun, Trabzon bugün her zamanki gibi yine coşkulu, yine güzel. Rabbim birliğimizi daim eylesin. Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.