Dünyaya hitap eden bir iktidariz
Erdoğan, AK Partinin Çanakkale İskele Meydanı’nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, şehitliklerin yanında muharebe alanlarını da gün yüzüne çıkardıklarını belirterek, 5 ayrı noktada siper ve mevzileri ortaya çıkararak ziyarete açtıklarını, 2 ayrı kritik intikal yolunu ve 9 ayrı noktada savaşta kullanılan gömülü topları ortaya çıkardıklarını anlattı.
Mütareke yıllarında yıkılan 6 adet Türk anıtını da aynı şekilde ortaya çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, "Hani ya siz milliyetçiydiniz. CHP ’biz halkçıyız’, MHP ’milliyetçiyiz’ diyor. Halkçısın, milliyetçisin Çanakkale gibi bir yerde bir dikili ağacınız oldu mu ya. Lafa değil benim milletim bundan sonra icraata bakıyor" dedi.
Kilitbahir Kalesi’nin restorasyonunun bu yıl içinde bitirileceğini vurgulayan Erdoğan, Hamidiye ve Çimenlik kalelerinin restorasyon projelerinin hazırlandığını, Kilye Koyu ana tanıtım merkezini de kurduklarını, bölgedeki 22 adet tarihi çeşmenin onarımına başladıklarını aktardı. Erdoğan, "Önümüzdeki yıl 100. yıl. Çanakkale destanımızın 100. yılı olan 2015 için Gelibolu Yarımadası tarihi milli parkı içinde gerçekleştireceğimiz 49 farklı proje hazırlıyoruz" diye konuştu.
Önümüzdeki yıl, yani 100. yıl dönümünde Çanakkale şehitlerini çok daha farklı anacaklarını, onların hatırasına yaraşır merasimler, programlar düzenleneceğini dile getiren Erdoğan, bazılarından söz alınan, bazılarının da söz vereceğine inandığı, dünyanın değişik yerlerinden Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den, Hindistan’dan, her yerden devlet başkanlarından başbakanlarına kadar katılımın olacağı çok farklı bir etkinliğin yapılacağını kaydetti.
Erdoğan, bu yıl nisan ayında 10 bin kişiyle adeta bunun provasının yapılacağını belirterek, şöyle devam etti:
"Biz artık Türkiye’ye hitap eden bir iktidar değiliz, biz dünyaya hitap eden bir iktidarız. Biz gündemi belirlenen bir Türkiye değiliz, artık gündem belirleyen bir Türkiye’yiz. Çanakkale’de tarihi yarımadaya yaptığımız yatırımlarla burayı ziyaret edenlerin sayısı katlanarak arttı. 12 yıl önce 20-30 bin kişinin ziyaret ettiği adayı bugün ne kadar insan ziyaret ediyor biliyor musunuz? Yılda 2 milyon. Sadece Çanakkale’de değil Türkiye’nin her tarafındaki şehitliklerimize sahip çıktık. Sarıkamış şehitlerimize sahip çıktık. Sarıkamış’ı ihya ediyoruz. Mevsim koşulları çok zor olduğu halde, bakıyorsunuz binlerce, on binlerce insan Sarıkamış’a gidiyor. Nasıl sahip çıkmayalım ki. Bu cennet vatan için biz bunları yapmayacağız da neyi yapacağız. Bu topraklar sıradan topraklar değil. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda/ Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda/Canı, cananı bütün varımı alsın da hüda/Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Onun için bu vatan ihmale gelmez, bu topraklar ihmale gelmez. Bu topraklara ne yaparsak yapalım bilesiniz ki hepsi bizim için bir görev, bu görevin gereğidir bunlar."
"34 ülkede şehitliğimiz var"
Dumlupınar’da, Kocatepe’de aynı şekilde şehitliklere sahip çıktıklarını belirten Erdoğan, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında şehitlikler olduğunu, ancak bugüne kadar kimsenin bunları hatırlamadığını söyledi.
"Kabiliyet değil, derdi de yok, öyle bir aşkı yok. 34 ülkede şehitliğimiz var" diyen Erdoğan, Kosova’da Murat Hüdavendigar’ın türbesini bulduklarını, ihya ettiklerini, içinde müze de yaptıklarını, Kanuni Sultan Süleyman’ın Macaristan Zigetvar’daki kabrini bulduklarını, oraya da proje yapıldığını, Türkmenistan’da Sultan Alparslan’ın kabrini bulduklarını ve türbe yapıldığını kaydetti.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"1071 ya. Şimdi 2071’e torunlarımızı hazırlayacağız. Sıradan olay değil bu. Ufuk ister bu ufuk. Biz sadece bugünü düşünemeyiz. 50-100 yıl sonrasını düşünmeye mecburuz. Temelleri ona göre atıyoruz. Kudüs’te, Yemen’de şehitliklerimize sahip çıkıyoruz. İran’da Melikşah’ın, Nizamülmülk’ün türbelerine sahip çıkıyoruz. Ta Myanmar’da esir olarak götürülmüş ve orada şehit olmuş dedelerimizin kabirlerine sahip çıkıyor, oraya çok güzel bir şehitlik şu anda inşa ediyoruz. Ecdadımız nereye gittiyse oraya gidiyor, ecdadımızın kabirlerine, şehitliklerine, onlardan kalan eserlere, anıtlara sahip çıkıyoruz. Çünkü biz İstiklal Marşımızdan emir alıyoruz. İstiklal Marşı’nın iki kıtasını okuyorlar bunlar, orada kalıyorlar. Öyle olur mu? Eğer sen bu milleti seviyorsan, vatanını seviyorsan, gerçek anlamda bir milliyetçiysen, gerçek anlamda halkçıysan, ne diyor İstiklal Marşı? Çünkü bunlar İstiklal Marşı’na karşı. Ne diyor, ’Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı/Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı’. Karşımda benim şehit torunları var, karşımda şehitlerin evlatları var. Onların hatıralarına, kutsal miraslarına, mübarek emanetlerine sahip çıkıyoruz. İnanın biz büyük bir devletiz. Bizler büyük bir milletin, büyük bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu devletin ve bu milletin büyüklüğünü gösteren en önemli şehirlerden birisi Çanakkale’dir. Büyük dedelerimiz, inanın büyük düşündüler. Büyük dedelerimiz dönemin en güçlü orduları karşısında, en güçlü devletleri karşısında göğüslerindeki imanla büyük bir zafer destanı yazdılar. ’İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür/İmansız olan paslı yürek sinede yüktür’. "Bu millete küçük düşünmek yakışır mı? Yakışmaz. Bize korkmak, sinmek yakışır mı? Bize geride kalmak yakışır mı? Biz Çanakkale’deki kahraman şehitlerin torunları olarak büyük düşünüyoruz, büyük hedefler belirliyoruz ve büyük hedeflere doğru adım adım ilerliyoruz. İşte 2015’te Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını bu ruhla kutlayacağız. Ardından 2020’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yılı var. 2022 Kurtuluş Savaşı zaferimizin 100. yıl dönümü. 2023’te inşallah Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlayacağız. Ama bu büyük yıl dönümüne 9 yıl kaldı. Çok çalışacağız, çok üreteceğiz. Demakrosiyi daha ileri standartlara kavuşturacağız. Kardeşliğimizi daha da pekiştireceğiz. İnşallah 2023’te dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri biz olacağız."
İskele Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap eden Erdoğan, Merkez Bankası’nın milli banka olduğunu ifade ederek, "Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar Merkez Bankası’nın döviz rezervi vardı. Şimdi, 128 milyar dolar döviz rezervimiz var. Hadi çıksınlar desinler ki, ’Hayır’. Halep oradaysa, arşın Çanakkale’de" diye konuştu.
İktidarlarından önce Ziraat Bankası’nın çiftçiye yüzde 59 faiz oranıyla kredi verdiğini ve şimdi bu oranın yüzde 5’e düştüğünü ifade eden Erdoğan, aradaki farkın vatandaşta kaldığını belirtti.
Erdoğan, esnafın yüzde 46 ile Halk Bankası’ndan kredi aldığını, bunun şu anda yüzde 5’e düştüğünü anlatarak, şöyle devam etti:
"Bakın nereden nereye. Çiftçi, köylü, esnaf onların böyle bir derdi yok. Sokaklara dökülüp de ellerinde molotoflarla, ellerinde taş, sopalarla esnafın camını, çerçevesini indirenlerin, milliyetperver olmak diye, vatansever olmak diye bir şeyi olabilir mi? Ve bunların yanında duran kim? Kılıçdaroğlu. ’Bu gençliği kötü görme’ diyor. Ben, gençliği senden çok severim. Ama ben, elinde molotof olan gençliği değil, elinde taş, sopa, pala bu gençliği değil, silah olan gençliği değil, elinde bilgisayarıyla, kalemiyle, kitabıyla, defteriyle, aydınlık yarınların Türkiye’sini düşünen gençliği severim. Onun hizmetkarı olurum. Bakın şu an biz, tablet bilgisayarlara geçiyoruz. Dağıtmaya başladık. Şu ana kadar 163 bin tablet bilgisayar dağıttık. Ve şimdi inşallah 675 bin tablet bilgisayarın ihalesini yapıyoruz. Onları dağıtacağız, ardından 10 milyon tablet bilgisayar geliyor. Bütün okullarımızda yavrularımız tablet bilgisayarlarla okuyacak. Bütün dersliklerimiz inşallah etkileşimli tahtalarla donatılmış olacak. Ya modernizm budur. Modernite budur. Bu bizim milletimize layık değil miydi? Hakkı değil miydi? Bunu yapacak biziz."
"Biz kumsalların değil sadece, 780 bin kilometrekarenin partisiyiz"
Erdoğan, şu anda bir seçimin ortasında olunduğunu belirterek, "Şu ana kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nden yerele ya da genele ilişkin doğru dürüst Allah aşkına bir proje duydunuz mu? Yani bu Kılıçdaroğlu çıkıyor konuşuyor. ’Ya bizim şu planımız var, şu projemiz var’ diye duydunuz mu? Konuşmasının neredeyse tamamına yakını ya yalan ya takiye ya iftira ya fitne ya fesattır. Ya bir de proje açıkla arkadaş proje... Ya ’biz şunu yapacağız’ de. Ama bunlarda böyle bir şey yok. MHP’den yerel sorunlara ya da genel sorunlara ilişkin herhangi bir öneri, hedef, plan duydunuz mu? BDP’den herhangi bir proje duydunuz mu? Bakıyorsun BDP siyasal Kürtçülük yapıyor, MHP siyasal Türkçülük yapıyor, CHP de ’Ben kumsalların partisiyim’ diyor. Başka bir şey yok. Ama biz, 77 milyonun partisiyiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Boşnakıyla, Arnavutuyla velhasıl 77 milyonun partisiyiz ve ’tek millet’ diyoruz. Biz kumsalların değil sadece, 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Batıda ne varsa doğuda o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Yani Türkiye’nin vatandaş veya uluslararası camiadan gelenler neresine giderse gitsin, ’Ya burası ne biçim bir ülke olmuş kardeşim. Ya ben buraya 10 sene önce gelmiştim yollar yoktu, bu havaalanları yoktu’..." diye konuştu.
İktidara geldiklerinde ülkede 26 havaalanı olduğunu, bu sayının şimdi 52’ye çıktığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"İşte Çanakkale... Ayın 24’ünde inşallah artık orta ölçekli uçaklar Çanakkale Havaalanı’na inmeye başlayacak. Buyurun. Biz buyuz. Şimdi diyor ki, ’Gökçeada’. Biraz sabırlı olacaksın. Şunu bileceğiz, ekonomide yatırım, rantabıl olan araziye yapılıyor. Eğer parayı rastgele savurursanız ülkeyi batırırsınız. Eğer biz bugün ayakta duruyorsak finansı iyi yönettiğimiz için duruyoruz. Ama Kılıçdaroğlu gibi adamlar üç tane koyun verin, kaybedip gelir. Onların işi değil bu iş. Tanıyorsunuz onu değil mi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştu, ikametini İstanbul Kağıthane ilçesine taşımış. Sordular kendisine ’Nerede oturuyorsun?’ diye. Cevabı şu; ’Kağıttepe’de oturuyorum’ diyor. Ve ne oldu biliyor musunuz? Kendisi büyükşehir belediye başkan adayı, o seçimlerde oy kullanamadı. Ya kendine bile oy kullanamadı. Bundan bu ülkeye başbakan olur mu? Zaten kasetle geldi kasetle gider. Akıbeti bu. Böyle bir durumu var."
"İkinci ilkemiz, tek bayrak"
İkinci ilkelerinin "tek bayrak" olduğuna işaret eden Erdoğan, bayrağın renginin şehidin kanı, hilalin bağımsızlığın ifadesi, yıldızın, şehidin simgesi olduğunu vurguladı.
Erdoğan, "Mithat Cemal ne güzel söylüyor; ’Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’. Geçen çıkmış yine Kılıçdaroğlu diyor ki, Kırkpınar güreşlerine gitmiş de oradan bayrak geçiyormuş, bayrak geçerken bizim bakanlarımız orada varmış, ayağa kalkmamışlar. Diyor ki, ’Bunların bayrağa saygısı yok’. Kılıçdaroğlu, bak sen bize bayrak dersi verme. Önce sen Hakkari mitinginde geçen seçimlerde, ya orada CHP bayrağının yanında bir tane Türk bayrağı orada koyamadın. Niye? Çünkü Hakkari’de o mitingi yapmak için seninle anlaşanlar sana dediler ki, ’Burada Türk bayrağı dalgalandıramazsın’. Ve sen de onların verdiği talimata uydun. Dalgalandıramadın. Ama Hakkari’de biz de miting yaptık. Aynen buradaki gibi.. Şöyle bir bayrakları gösterelim bakalım Kılıçdaroğlu bir görsün. Bu tablo neyse, oradaki tablo da o" diye konuştu.
Çocuklarına, ilkokulda bayrağı anlattığını ve bir gün çocuğunun "Baba, okulda şiir okuma yarışması var, ben hangi şiiri okuyayım" dediğini dile getiren Erdoğan, "Ben de dedim ki, ’Kızım, Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiiri var. Sen o şiiri oku’ dedim. Ve okudu, birinci de oldu. Şimdi tabii ben bu şiiri sizinle okumak isterim. Şöyle bir kıtasını beraber okuyalım yeter. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun buna ihtiyacı var" dedi.
Erdoğan, mitinge katılanlarla birlikte, Asya’nın, "Bayrak" şiirinden şu dizeleri okudu:
"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü/Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü/Işık ışık, dalga dalga bayrağım/Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım."
Erdoğan, "İşte bizim bayrak sevdamız bu, işte bizim bayrak aşkımız bu. Kılıçdaroğlu, senin bu konuda alacağın daha çok ders var" diye konuştu.