Gençlerimizi süratle istihdam edecegiz
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Millet önünde sınava giriyorsak, biz karnenin neticesi konusunda etkide bulunabilecek bir performans göstermek durumundayız. Onlar için ise notu olmayan bir sınava girmiyormuşçasına davranıyorlar. Çünkü nihayet o sınavın neticesinde uygulayacakları bir şey yok. Aradaki fark da buradan kaynaklanıyor" dedi.
Davutoğlu, A Haber ve ATV ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Seçim beyannamesindeki taahhütlerin sahada ne yönde karşılandığı yönündeki soru üzerine Başbakan Davutoğlu, AK Parti’nin beyannamesinin seçim öncesinde yayınlanmışsa seçim sonrasında da hükümet programına dönüştürülmesi zorunluluğunun bulunduğunu söyledi.
Davutoğlu, şu anda hangi siyasi denklem ortaya koyulursa koyulsun AK Parti’nin hükümet sorumluluğunu üstlenecek parti olarak görüldüğüne vurgu yaparak, "Biz tek başına iktidara geleceğimize inanıyoruz ama demokraside hiçbir zaman kesin konuşmamak lazım. Başka bir formülde de AK Parti’siz bir formül mümkün değil. Bunu herkes gördü 4 ay içinde. O zaman bizim yayınladığımız beyanname bir hükümet programı gibi telakki edilir. Dolayısıyla hazırlarken de beyannameyi bütün detaylarıyla düşünürüz. Yapmayacağımız, yapamayacağımız sözü vermeyiz, verdiğimiz sözü de yaparız" diye konuştu.
"Büyük Türkiye ideali yönünde çok büyük projelere imza attık"
Diğer partiler için böyle bir testin, böyle bir sınavın söz konusu olmadığını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Millet önünde sınava giriyorsak, biz karnenin neticesi konusunda etkide bulunabilecek bir performans göstermek durumundayız. Onlar için ise notu olmayan bir sınava girmiyormuşçasına davranıyorlar. Çünkü nihayet o sınavın neticesinde uygulayacakları bir şey yok. Aradaki fark da buradan kaynaklanıyor. Bu beyannamede özellikle de 7 Haziran sonrasında balkon konuşmasında zikrettim; ’Bir eksiğimiz varsa bakacağız, milletimiz ne diyor, ne istiyor bunu göreceğiz ve Türkiye’yi hükümetsiz bırakmayacağız’ dedik. İlk gece daha Türkiye’yi hükümetsiz bırakmadık millet de buna şahit. En zor şartlarda, işte hükümet kurma görevini... Rusya ile ilişkileri konuşuyoruz ama anayasal zorunluluk olan hükümette MHP yok, CHP yok. Üstlenmediler bu sorumluluğu.
12 yıl içinde biz büyük Türkiye ideali yönünde çok büyük projelere imza attık ve yine çok büyük projeleri ortaya koyduk. Bu beyannamede de var dikkat ederseniz. Reformlar, taahhütler, projeler diye üçe ayırdık. Bu üçlü ayrımı yapma ihtiyacı hissettik. Niye? Bu 12 yıl içinde halk bizim bu büyük projelerimizi gördü, bunu tabiri caizse satın aldı, cebine koydu, ’Bunlar zaten yapılıyor’ dedi. 12 yıl içinde biz 2-3 bin dolardan 10 bin dolara getirdik seviyeyi ve halk bir başka hayat tarzına alıştı. Yani daha önce ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç olarak görmeye başladı. Bunun getirdiği yeni bir kitle ile karşı karşıyayız. Bir de yeni oy veren gençler; biz iktidara geldiğimizde 5 yaşındaki gençlerdi. Yani eski Türkiye’yi tanımayan, 3 bin dolarlık Türkiye’yi bilmeyen 10 bin dolarlık Türkiye’ye alışmış bir seçmen kitlesiyle karşı karşıyayız."
Davutoğlu, 2011 yılında büyük 2023 projelerini ortaya koyduklarını, bu arada da işçilere ve gençlere birçok şey yapıldığına değinerek, şöyle devam etti:
"Fakat bu yapılanlar atıl kapasite kullanımı ile daha doğrusu var olan ekonomik parametreler içinde yapılan rasyonel adımlar olarak telakki edildi. Genç seçmen kitlesi bir paradigma sıçraması bekliyor bizden. O paradigma sıçramasının temelini de biz oluşturduk zaten. Bir taraftan hükümet görüşmeleri yürürken biz hemen bazı komisyonlar kurduk. Bir komisyonda muhtemel bir seçim söz konusu olursa beyannameyle ilgili yapılacak çalışmaları başlattık. Arkadaşlarla şunu paylaştık; ’Öyle özgün şeyler geliştirelim ki teklifler maliyeti, bütçe dengelerini bozmasın, sonuçları üretime katkıda bulunsun ve insanımızı sürecin içine katsın.’ Yani sosyal desteklemelerde olağanüstü destekler verdik. Fakat sosyal destekleri fazla abarttığın zaman da insanlar tembelliğe de yönelebilir. Sosyal devlet fonksiyonları önemlidir ama sosyal destekler asgari ücrete yaklaşan bir noktaya geldi mi insanlar çalışmamayı tercih edebilirler. ’Nasıl olsa bu desteği alıyorum’ diye."
"Süratle gençlerimizi istihdam edeceğiz"
Genç istihdamına da değinen Davutoğlu, genç istihdamın şu an dünyanın meselesi durumunda olduğunu dile getirdi. Ülkenin sosyal geleceğini, politik geleceğini görme noktasında gençlerin işsizlik oranlarına bakılması gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, "Genç işsizliği yükseldiği zaman o ülkede siyasal istikrarın ve sosyal huzurun olması mümkün değil. İste Yunanistan... O zaman biz süratle gençlerimizi istihdam edeceğiz. Bizim de nüfusumuz dinamik. Bu dinamizmin de azalmasını istemiyoruz. 90’lı yıllarda olduğu gibi ’Nüfus planlaması yapalım, bir eve bir çocuk yeter’ dediğiniz zaman da 30 sene sonra Almanya 85 milyondan 60 milyonlara düşecek, dinamizmi kaybedecek diye bir korku var. Bu korkuya biz de gireriz. O zaman ne yapacağız, gençlere iş bulacağız" yorumunu yaptı.
Gençlerin önünde iki yolun bulunduğunu belirten Davutoğlu, ya kendisinin iş kuracağını ya da bir yerde işe gireceğini söyledi. Kendisinin iş kurması halinde 50 bin lira can suyu, ilk sermaye olarak kendisine vereceklerinin altını çizen Davutoğlu, "Kim olursa olsun yeter ki bir proje ile gelsin, ’şu işi kuracağım’ desin. Riski; o gencin o parayı kullanamaması. Bize iyi bir şekilde sunulan ikna edici bir proje ise niye genç onu kullanmasın. Bununla aslında psikolojik bir şey de yapıyoruz; gençlere güvendiğimizi gösteriyoruz. 50 bin lirayı aldıktan sonra dese ki ’Bu yetmiyor, benim projem daha kapsamlı’ o zaman 100 bin lira da faizsiz kredi veriyoruz. Böylece gencin elinde 150 bin liralık bir işe başlama imkanı var" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, köyden şehirlere büyük bir hareketliliğin olduğunu anlatarak, genç çiftçilere de 30 bin lira karşılıksız kaynak vereceklerini kaydetti. Davutoğlu, bunun da büyük bir imkan olduğunun altını çizdi. İş yerini kurmak yerine bir yerde çalışmak isteyen gençlere dönük de hem çalışana hem de işverene destek mahiyetinde çalışma yürütüleceğini bildiren Davutoğlu, işverenin genci işe alması durumunda bir yıllık maaşının devlet tarafından ödenmesini planladıklarını ve bu süre içinde çalışanın iş başı eğitimini almasını sağlayacaklarını ifade etti.
Davutoğlu, istihdamı artırmanın şu an dünyanın gündeminde olduğuna vurgu yaparak, "G20 gündeminde gençlerin istihdamını konuştuk geçen sene. Bu sene dönem başkanlığında hep bunu öne çıkardık. Gençlerin istihdamı, KOBİ’lerin desteği... Ancak bu yolla üretkenlik artar, bu yolla içselleştiren bir ekonomi ile ancak siyasi istikrar ve sosyal huzur sağlanabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Kadınlara yapılabilecek en büyük kötülük, annelik ile meslek arasında onları tercih yapmak zorunda bırakmaktır. Bu çok gayriinsani. İnsani olan kadınların hem aşkla bağlı oldukları mesleği icra etmeleri hem de annelik görevini yapabilmeleridir" dedi.
Kadın girişimcilere 100 bin lira faizsiz kredi verildiğini belirten Davutoğlu, 2008’den bu yana 7 milyon kişiye iş bulduklarını, geçen sene ise 675 bin kişinin istihdam edildiğini anımsattı.
Davutoğlu, işsizlik rakamlarının artmasının sebebinin iş gücü istihdamının artırılamaması olmadığına dikkati çekerek, kadın iş gücünün eskiden hesap edilmediğini ama şimdi hesaplandığını ve ayrıca hızlı, dinamik bir nüfus artışının da işsizlik rakamlarını artırdığını vurguladı.
Kadınlara verilen doğum iznine de değinen Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Kadınlarımız 2, 4, 6 ay yarı zamanlı, tam ücretli çalıştılar yani yarı zamanlı çalışacak tam ücret alacak ama biz diyoruz ki ’O tam ücretin yarısını devlet olarak biz vereceğiz.’ Yani iş veren vermeyecek, iş verene hiçbir yük gelmeyecek. Hatta iş veren isterse o yarı ücret için ek bir personel de tutabilir. Yani bir hanımefendi 5 bin liralık bir işte çalışıyor, Allah nasip etti, hamile oldu, çocuk dünyaya geldi, doğum iznini kullandı ve sonra dedi ki ’Ben hala çocuğuma bakma ihtiyacı içindeyim, çocuğumun da ihtiyacı var.’ O zaman 6 ay yarı zamanlı ve tam ücretli, bu yarı zamanın, 5 bin liranın 2 bin 500 lirasını iş veren ödeyecek, 2 bin 500 lirasını biz ödeyeceğiz, devlet ödeyecek. Bu kadınlarımıza devletin desteği."
Davutoğlu, kadınların çocuklarıyla okul çağına kadar birlikte olmak istemesi durumda yapılacaklara ilişkin de "O zaman diyeceğiz ki (Yarı zamanlı ama yarı ücretli çalışacaksın, tam ücretli değil)" ifadesini kullandı.
Kadınların büyük fedakarlık yaptığını anlatan Davutoğlu, "Birçok anne, annelik yapmak için işini, mesleğini bıraktığında bazen eğer eşi istismar ediyorsa kendi özgür iradesini de kaybetme gibi bir psikoloji yaşıyor. Dolayısıyla kadınlara yapılabilecek en büyük kötülük, annelik ile meslek arasında onları tercih yapmak zorunda bırakmaktır. Bu çok gayriinsani. İnsani olan kadınların hem aşkla bağlı oldukları mesleği icra etmeleri hem de annelik görevini yapabilmeleridir" yorumunu yaptı.
Üçüncü çocuklarını 6 günlükken kaybettiklerini söyleyen Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu’nun zor günleri mesleğine hemen başlayarak atlattığını, mesleki faaliyetin kadınların evdeki annelik görevlerini aksatmadığını dile getirdi.
Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Doğum iznini üç kademeye ayırıyoruz. Doğum izni zaten verilecek, yarı zamanlı, tam ücretli izin de verilecek bir dönem ve bunu da biz finanse edeceğiz, iş verene yük olmayacak sonra da okul çağına kadar çocuğuna annelik yapmak istediğinde yarı zamanlı, yarı ücretli olacak. Bu adaletli, iş verenin de işini aksatmayacak, kadınların da rahat bir şekilde mesleğini ve anneliğini icra edecek bir tablo ortaya çıkartacak."
Asgari ücret vaadi
Asgari ücret konusunda ise Davutoğlu, "Keşke bugün bizim bin 300 liralık teklifimize, bu şekilde itiraz getirenler 7 Haziran’dan önce de afaki rakamlardaki asgari ücrete veya şu anda muhalefete seslerini çıkarsalardı" diye konuştu.
Davutoğlu, asgari ücretin iki açıdan önemli olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Öyle bir kanaat uyanıyor ki, istenildiği zaman otomatik olarak yukarı çekilecek bir ücret olarak görülüyor. Halbuki asgari ücret bir standart belirlemedir ve bu standardı çok aşağıda belirlerseniz asgari ücret ile geçinenler zorluk yaşarlar. Çok yukarıda afaki olarak belirlerseniz işlerini kaybederler. Niye kaybederler? Çünkü o asgari ücreti verebilecek iş veren veya iş yeri sıkıntısı doğar. Bir süre sonra da asgari ücreti az olan yerlere doğru yatırımlar kayar. Şu andaki rakamlarla dahi bin liradır bizde, Bulgaristan’da, Romanya’da, Doğu Avrupa ülkelerinin çoğunda asgari ücret bizden aşağıdadır. Oraya doğru kayar. Biz devraldığımızda, 2002’de asgari ücret 184 liraydı, bin liraya getiren biziz."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile koalisyon görüşmelerinde medeni bir diyalog yaşadıklarını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hala anlamakta zorlanıyorum bazı kanaatlerini ’13 yılda niye yapmadınız’ diyor. 13 yılda 184 liradan bin liraya kim getirdi? Altı misline neredeyse, zaten yaptık. Şimdi bin 200 lira, bin 300 lira bizim dikkatle ve özenle hesap ettiğimiz bu iki noktaya da dönüşmeyecek bir rakamdır. Yani bir kere yüzde 30’luk bir refah aktarımı söz konusu olacak asgari ücretliye, öbür taraftan da bu sene bin lira olduğunda gelecek sene zaten tekrar asgari ücret komisyona geldiğinde bunun bin 150, bin 250 liraya çıkması 2016 için doğaldır. Şimdi ise bin 300 liraya çıkacak. Bin 300 lira bu anlamda kaldırılamayacak bir yük değil, rekabetimizi azaltan bir yük değil, bunların hepsinin hesaplamasını yaptık. Peki buna biz mi karar veriyoruz? Hayır. Asgari Ücret Komisyonu’na kamu olarak bunu teklif edeceğiz."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Tehdidi, hakareti ve şiddeti öne çıkaran herhangi bir eylem, basın özgürlüğü içinde değerlendirilemez" dedi.
Emeklilere yönelik vaatlerinin toplumda yansımalarına ilişkin soruyu yanıtlayan Davutoğlu, emeklilerin ücretlerinde çok ciddi bir artışa yöneldiklerini belirtti.
İki kademeli bir iyileştirme yaptıklarını söyleyen Davutoğlu, 7 Haziran’dan önce bin 100 liraya kadar alan emeklilere ayda 100 lira, yılda bin 200 lira artış yaptıklarını hatırlattı. Seçimden sonra tüm emeklileri kapsayacak şekilde artış yapılacağına işaret eden Davutoğlu, "Bin liranın altında neredeyse emekli maaşı kalmadı. Tek bir emekli grubu kaldı o da Bağ-Kur, tarım emeklileri, çok az sayıdadırlar. Biz iktidara geldiğimizde maaşları sadece 66 liraydı 2002’de. 884 liraya çıkmış olacak o da" diye konuştu.
Çalışan Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarından kesilen yüzde 10’luk kesimin de kaldırılacağını dile getiren Davutoğlu, bunun da çalışan emekliler için yılda bin 300 lira ile 3 bin 700 lira arasında ek kaynak anlamına geleceğini bildirdi.
"Basın özgürlüğünde, günümüzde kıstas eksikliği var"
Basın özgürlüğü tartışmalarına ilişkin soruya ise Başbakan Davutoğlu, kıstaslar, ölçüler bir kere kaybolduğu zaman ya da inşa edilemediğinde denge kurmanın zorlaştığını ifade etti.
"Maalesef basın özgürlüğü konusunda, günümüzde kıstas eksikliği var. Benim prensip olarak kabul ettiğim ölçü şu; hakaret etmedikçe, tehdit etmedikçe, her türlü eleştiri hakkı herkes için geçerlidir ve basın özgürlüğü bunun içine girer" diyen Davutoğlu, kimsenin kendisine hakaret etmesini, kişilik onurunu zedelemesini istemediğini dile getirdi.
Eleştirinin demokrasinin bir gereği olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Tehdidi, hakareti ve şiddeti öne çıkaran herhangi bir eylem, basın özgürlüğü içinde değerlendirilemez. Bunlarda anlaşmamız lazım. Herkes bunda anlaşırsa doğru bir çizgiye gideriz" dedi.
Bilal Erdoğan’a yöneltilen eleştiriler
Davutoğlu, aday tanıtımında kampanya döneminde ailelerin işin içine karıştırılmaması yönünde bir talepte bulunduğunu aktararak, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesine yönelik ağır saldırılar yapıldığını söyledi. Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da haksız eleştirilere maruz kaldığını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"(Bilal) Herhangi bir genç, kendi hayat çizgisinde doktora çalışmasını yapmak için bir ülkeye gidiyor ve ben biliyorum. Akademik olarak da kendisiyle daha önce çok konuştum. Orada doktora çalışması yaptığını biliyorum, şimdi sadece bir örnek olsun diye sunu veriyorum. Bilal’in eşi de kızımın da yakın arkadaşı olduğu için eşini de biliyorum. Çocukların hepsini biliyoruz. Cumhurbaşkanının oğlundan bahsetmiyorum şimdi, Bilal’den bahsediyorum. ’Erdoğan’ demiyorum onun için. Türkiye’de bir genç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, yurtdışında doktorası başlamış, devam ediyor, bitirmek için gidiyor, şimdi onun babasının cumhurbaşkanı olması onun kişilik haklarının rencide edilmesini haklı gösterebilir mi?"
Kendisinin de küçük kızının öğretmenine baskı yaptığı yönünde iddialar ortaya atıldığını belirten Davutoğlu, bir kere bile okuluna gitmediğini, öğretmeniyle konuşmadığını söyledi. Davutoğlu, çocuklarının Türkiye’deki herhangi bir gençle eşit şartlarda yaşamaya, özgürlüğü tanımaya hakkı olduğunu dile getirdi.
Eleştiri yapılacaksa siyasi tutumun eleştirilmesi gerektiğine işaret eden Davutoğlu, ailelerin bu işe karıştırılmasına anlam veremediğini ifade etti.
Gazetecilere yapılan saldırılar
Gazetecilere yapılan saldırılara değinen Davutoğlu, saldırıya uğrayan her gruba hiç vakit geçirmeden, hiçbir ayrım gözetmeden, birini diğerinden daha az ya da fazla önemliymiş gibi yansıtmayacak şekilde kınadığını vurguladı.
Ancak Ahmet Hakan Coşkun’a yapılan saldırıdan sonra bir gazetenin "Sorumlular hesap versin" diye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kendisinin ve birkaç kişinin fotoğraflarını sayfalarına taşıdığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Biz hesap vermeliymişiz. Bu saldırıyı kınıyorum. Bir daha söylüyorum, tekrar tekrar söylüyorum. Bir suçun suç olma niteliği suçu işleyen kişiye de suça muhatap olan kişiye göre de değişmez. Suç suçtur. Basın özgürlüğü de herkes için geçerlidir ama Allah aşkına 3 yıldır, daha önce hükümeti öven şimdi paralel medya itibarıyla söylüyorum, 3 yıldır hükümet hiç olumlu bir iş yapmadı mı?"
Davutoğlu, 5 sene önce tamamıyla özgür yazı yazanların, şimdi tamamıyla yeren nitelikte yazı yazdıklarını belirterek, bunda objektiflik ya da basın özgürlüğü olmadığını dile getirdi. Herkesin bir iç muhasebe yapması gerektiğini belirten Davutoğlu, karşılıklı fikir özgürlüğü yapılacaksa kişilerin bağımsız olarak değerlendirilmesi, kişilik rencide edilmeden ortaya konulması, tartışılması gerektiğini bildirdi.
Kendisinin Dışişleri Bakanı olduğu dönemde de çeşitli saldırılara maruz kaldığını anlatan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Dışişleri Bakanı’yken de Başbakan’ken de eleştirildim, daha hiçbir gazeteci hakkında hakaret içermedikçe herhangi bir dava açmadım. Açtığım davaları da doğrudan hakaret unsuru varsa ve düzeltilmesi gereken bir durum varsa açtım. İlk davayı da bir lira için açtım, Deniz Feneri davasından, güya benim, kuryelik yaptığım iddia eden bir şey. Almanya Deniz Feneri’nden Bulgaristan’daki Ahmet Davutoğlu Vakfı’na... Cahillik bunların çoğu, baksalar internete Türkiye’de iki Ahmet Davutoğlu olduğunu bilirler. Birisi rahmetli hocamız, herkesin hürmet ettiği bir hoca 1980’lerin başında vefat etti, bir de ben deniz. Ben ona hocam diyorum, gençliğimizde tanıdığım biri. Benimle hiçbiri irtibatı yok, akrabalık, ilişki... Onun adına kurulmuş bir vakfa yapılan bağış 25 bin dolar mı, 30 bin dolar mı. Orada geçiyor diye Dışişleri Bakanı’ydım o zaman. Dışişleri Bakanı olarak benim kuryelik yaptığımı yazdılar."
Başbakan Davutoğlu, hiçbir basın mensubunu, patronunu arayıp da "Niye beni eleştirdiniz" diye sormadığını belirtti.
Aileler karıştırıldığında, hakaret edildiğinde, organize bir faaliyet halinde bir şeyler yıkılmaya çalışıldığında bu tutumun basın özgürlüğüne girmediğini dile getiren Davutoğlu, herkesin ilkeli, dürüst standartları oluşturacak şekilde davranması gerektiğini söyledi.
İş kurmak isteyen esnafa anahtar teslim fabrika
Başbakan Ahmet Davutoğlu, esnafa yönelik yapılan vaatler hakkında da bilgi verdi. Esnafa faizsiz kredi vereceklerini söyleyen Davutoğlu, "Eğer bir grup esnaf bir araya gelirse ya da tek başına bir esnaf bir KOBİ kurmak için harekete geçerse anahtar teslimi fabrika vereceğiz" dedi.
İstihdam oluşturacak alanda iş kuracaklara anahtar teslimi fabrikayı kurup, teslim edeceklerini dile getiren Davutoğlu, bununla esnafı istihdam üretmeye teşvik edeceklerini kaydetti.
Bu uygulama ile esnafın bir müddet sonra hem vergiyle milli gelire katkı yapacağını hem de üretimde milli gelire, bütçeye destek sağlayacağını anlatan Davutoğlu, esnafın küçük esnaf kimliğinden KOBİ’lere dönüşmesi için de Ar-Ge çalışmalarına yönelik özel teşvikler vereceklerini bildirdi.
Davutoğlu, sermaye altyapısını geliştirmek bakımından da faizsiz kredi vereceklerinin altını çizdi.
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın başarısı
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmasını sadece bir Başbakan olarak değil, bilim insanı olarak büyük gurur duyduklarını bildiren Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Esas tebrik edilmesi gereken şey ne biliyor musunuz, bu akademik başarı olarak zaten Nobel ödülü ile ödüllendirildi ama bizim milletçe Aziz Bey’e tebrik edilmesi gereken konu, bütün spekülatif sorulara, bir yerlerden gelen yorumlara rağmen başı dik bir şekilde ’Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, Türküm’ diye söylemesi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliğine gösterdiği saygı ve gurur duyması dolayısıyla biz ayrıca ona bir vatandaşlık ödülü, Nobel ödülünden daha kıymetli olan vatandaşlık onur ödülünü vermemiz lazım. Çünkü bu ödüller için yanlı bazı farklı algı oluşturmaya çalışanları da biliyoruz. Nobel ödülü alana kadar bu ülke kimliğini bahsedip sonra hemen öncesinden farklı yorumlar yapanları da gördük. Herhangi kişiyi kastediyor değilim ama bir algı oluşturulmaya çalışıldığı için söylüyorum."
Sancar’ı arayarak tebrik ettiğini ve Türkiye’ye ne zaman gelmek isterse bütün imkanlarla yanında olacaklarını ifade ettiğini anlatan Davutoğlu, gazetecinin özel uçakla getirilmesi teklifini de memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Başbakan Davutoğlu, Mardin’den çıkan bir başarı hikayesinin Türkiye’ye özellikle Güneydoğu’daki gençlere örnek olmasını temenni ederek, "Ümit ederiz ki çocuklar taş atmaya, molotofkokteyli kullanmaya, başka prototiplere teşvik edilmezler de Aziz Bey, örnek gösterilir, geleceğin Azizleri bu gençlerin arasından yetişir diye umut ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.