Yükleniyor...

Medeni Konak demokrasi sehididir

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Buradan da aslında bütün partilere de bir sitemimi ifade etmek isterim. Bugün Nusaybin’de bir sandık kurulu başkanımız, sandık müşahidimiz, parti üyemiz Medeni Konak arabasında şehit edildi. Bu bir demokrasi şehididir. Daha Kılıçdaroğlu’ndan telefon almadım. Daha Demirtaş’tan bir kınama duymadık. Sayın Bahçeli’den bir kınama ya da bir telefon almadım" dedi. 

Davutoğlu, Kanal 7 ve Ülke TV’de ortak yayınlanan "İskele Sancak Özel" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Son görüşmenizde ’Sayın Bahçeli, şu şu şu şartlardan dolayı bizim sizinle koalisyon yapmamız mümkün değil dedi’ dediniz. Ama MHP’liler, ’Hayır böyle olmadı. Sayın Bahçeli aslında bir koalisyon yapmak istiyordu fakat o şartları kabul etmedi’ gibi anlatıyorlar" sözleri üzerine Davutoğlu, Bahçeli’nin başta şartları bile saymadığını ifade ederek, Bahçeli’nin "Şartlarımız nasıl olsa biliniyor. Şimdi ben size cevabı vereyim birbirimizi yormayalım" dediğini aktardı.

Davutoğlu, Bahçeli’yle görüştüğünde terörle mücadeleyle ilgili bazı bilgileri verdiğini, arkasından söz alan Bahçeli’nin "Hoş geldiniz ama, ben şunları, şunları, şunları reddediyorum" dediğini aktardı. 

"Boşuna konuşmayalım anlamında mı?" sözleri üzerine de Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tabii... ’Boşuna konuşmayalım’ dedi. Ben de teyiden yanındaki yardımcısı ve Faruk Çelik vardı. Arkadaşlar da şahit olsun şunları söylüyorsunuz değil mi? dedim. Saydım. ’Bizimle koalisyona hayır diyorsunuz, uzun dönemli koalisyona. Bizimle kısa dönemli seçim koalisyonuna hayır diyorsunuz. Bizim kuracağımız azınlık hükümetine destek olmaya ve Türkiye’yi hükümetsiz bırakmamaya hayır diyorsunuz. Biz erken seçim hükümeti kuracak olursak eğer biz erken seçime beraber gidelim diye Meclis’e bir şey sunarsak buna hayır diyorsunuz. Ve nihayet Anayasal hükümet kurulacaksa buna da hayır diyorsunuz öyle mi? Hepsine hayır diyorsunuz’ dedik. ’Çok doğru söylüyorsunuz, hepsine hayır diyorum’ dedi."

Davutoğlu, bir soru üzerine, "5. Parti fantezisi çıktı Sayın Bahçeli’de. Nereden icap etti, nereden çıktı bunu bilmek mümkün değil. Ama belli. Kendi partisi içindeki tartışmalar... Bu tartışmaları, dikkati başka yere çekmek için. Ama görünen o ki 5. parti belki de MHP içinden çıkar ama bizim başka partilerin iç işleriyle ilgilenmeye vaktimiz de yok. Oturup kendi işimize bakarız. Sayın Bahçeli kendi işini yapmadığı için başka partilerle ilgileniyor. Önce kendi işini yapsın herkes" değerlendirmesini yaptı. 

"Çok kötü baykuş taktikleri bunlar"

"Bugünlerde çeşitli kesimler tarafından bir iç savaş söylemi kullanılıyor. Bu iç savaş kavramının bu kadar servis edilmesinin amacı nedir? Böyle bir tehdit görüyor musunuz" sorusu üzerine "Hayır" diyen Davutoğlu, terörle mücadeleyi dünyada yapan birçok ülkenin bulunduğuna işaret etti.

Davutoğlu, Ortadoğu ülkelerinin, Avrupa’da köklü demokrasilerin de terörle mücadele ettiğini anlatarak, şöyle konuştu:

"Şimdi bunlar, buradaki terör saldırıları yaşanıp da bir iç savaş çıkmıyorsa, onlar gibi bir demokrasi ülkesi olan veya siyasal sistem, hükümet, Meclis, bütün yapılarıyla devlet işliyorsa buradan kim nasıl iç savaş çıkartır, bunu anlamıyorum. Ama bunlar felaket tellallığı… Çok kötü baykuş taktikleri bunlar. Yani felaket tellallığı yaparak, söyleye söyleye bu kavramı yerleştirmek istiyorlar. HDP bunu bilerek yapıyor. Çünkü savaş dediğinizde iki taraf olmuş oluyor. Terör kavramını kullanmıyor. ’Savaş’ diyor ki, iki taraf var. Yani eşit iki taraf... Sanki devlet ile meşru olarak halktan aldığı yetkiyi kullanan hükümet ve devlet güçleri ile teröristler aynı şeydeymiş gibi. İşin ilginci, paralel yapı, bazı medya organları, diğer muhalefet de bunu destekleyecek şekilde davranıyor ve burada geniş bir koalisyon. AK Parti iktidarını kötüleyebilmek için bu memlekete en kötü muameleyi mazur görüyorlar. Maruz ediyorlar bu memleketi. Yani, ’AK Parti zayıflasın da Türkiye iç savaşa girdi’ diye dünyaya tanıtmayı bir marifet zannediyorlar. Esas mesele burada AK Parti’nin zayıflatılması. Yoksa ülkede ne iç savaş şartları var ne anormal bir durum var. Terörle mücadele var, bu doğru. Ama terörle mücadele demokratik bir ülkede nasıl yapılıyorsa burada da o şekilde yapılıyor."

"Medeni Konak demokrasi şehididir"

Doğu ve güneydoğu bölgesinde seçim kampanyasının 7 Haziran öncesine göre daha sağlıklı bir zeminde olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, terörle mücadele şartlarında seçimin getirdiği birtakım risklerin bulunduğuna işaret etti. 

Bugün çok acı bir haber aldıklarını ifade eden Davutoğlu, "Buradan da aslında bütün partilere de bir sitemimi ifade etmek isterim. Bugün Nusaybin’de bir sandık kurulu başkanımız, sandık müşahidimiz, parti üyemiz Medeni Konak arabasında şehit edildi. Bu bir demokrasi şehididir" değerlendirmesinde bulundu. 

Olaya ilişkin videoyu izlediğini dile getiren Davutoğlu, "Tüyler ürpertici şekilde araba yavaşlamak zorunda kalıyor bir yerde. Motosikletle geçen iki silahlı, Medeni Bey’i şehit etti. Bakın bu olay olalı saatler geçti. Sırf siyasi görüşü dolayısıyla bir AK Parti yetkilisi öldürülüyor. Daha Kılıçdaroğlu’ndan telefon almadım. Hani her zaman bu tür konular HDP’ye olduğunda biz anında kınadık her şeyi, HDP’ye, CHP’ye, MHP’ye kime olursa olsun. Daha Demirtaş’tan bir kınama duymadık. Sayın Bahçeli’den bir kınama ya da bir telefon almadım" diye konuştu.  

"CHP’ye saldırı oldu, duyduğum anda aradım ve kınadım" diyen Davutoğlu, "Ondan sonra da saldırganın kimliği ortaya çıktığında, Kayseri’de Kılıçdaroğlu ve ekibiyle birlikte davranan biri çıktı" ifadesini kullandı. 

Başbakan Davutoğlu, Nusaybin’de 2 YDG-H, yani 2 PKK’lının Konak’ı şehit ettiğini bildirerek, şöyle devam etti:

"Tespit ediliyor, Mardin Valisi ile konuştum. Öyle bir şekilde saldırıya maruz kalıyor ki, tam da seçimden üç gün önce. Şimdi nerede Demirtaş, bir kınama duydunuz mu? Yok. AK Parti’ye bir saldırı olursa hepsinde bir sessizlik hakim oluyor. AK Parti darbe yesin, AK Parti’nin üyeleri işte aynı şekilde. Van’da miting yaptım. Hakkari il başkanı ve milletvekili adaylarımız bana gelmişlerdi, linç etmeye kalktılar. Demirtaş’tan bir kınama görmedim. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’den bir arama ya da kınama duymadık. Allah aşkına bari bazı ortak şeylerde buluşalım. Şimdiye kadar hiçbir saldırı olmasın ki HDP ve herhangi bir partiyi CHP’ye anında kınamamış olayım, hemen aramamış olayım. Bir de kutuplaşmadan bahsediyorlar. Yani o kahraman Medeni Bey ki, en zor şartlarda dalgalandırdığı bayrak, onun yürüttüğü mücadele sadece AK Parti mücadelesi değil. Zor şartlarda barbar bir terör örgütü karşısında demokrasinin mücadelesini veriyor. Sahip çıkmak gerekmez mi? En azından bir insani kınama yapmak gerekmez mi?

AK Parti’ye yapılıyorsa saldırı, yapanlar neredeyse cesaretlendiriliyor, en azından susarak cesaretlendiriliyor. AK Parti’ye herhangi bir itham gelecekse bu sefer de en ağır şekilde o ithamın üzerine gidiliyor. Bekliyoruz bakalım Demirtaş’ın ne diyeceğini."

"(Kobani benzeri olaylara izin vermeyiz, ateşle oynamayın) dedim"

"Bugün okuduk. ’HDP kendini ateşe attı’ diye bir cümle kurmuştunuz" sözleri üzerine Davutoğlu, "Öyle bir cümle kurmadım. Şöyle dedim. 15 Temmuz’da Demirtaş’la hükümet çerçevesinde oraya da gittiğimde kendilerine orada ifade ettim ’ateşle oynamayın’ dedim.  Daha ben oraya giderken önüme PKK’dan gelen HDP’den gelen silahlanma, isyan çağrıları, serhildan çağrıları kendilerince, öyle çağrılar vardı. ’Bakın çok yanlış bir yerde gidiyorsunuz. Kobani benzeri olayları tekrar çıkartacağız diye düşünüyorsanız, buna izin vermeyiz, ateşle oynamayın’ dedim. Bununla ilgili bir spekülasyon mu yapmışlar bilmiyorum ama esas bağlamı buydu" açıklamasında bulundu. 

-"Bu oy kaybının bir kısmı, yaratılan terör ortamından, baskıdan kaynaklanan oy kaybıdır"

"7 Haziran’da AK Parti Kürt vatandaşlardan epeyce oy kaybetti. O muhasebe, mesajı alma ve ona uygun bir pozisyon alma anlamında AK Parti yeni bir perspektif geliştirebildi mi?" sorusu yöneltilen Davutoğlu, siyaset geliştirirken vatandaşları Kürt, Türk, Sünni, Alevi diye ayırarak siyaset geliştirmediklerini, bütün vatandaşlara hitap ettiklerini söyledi.

Özellikle belli bölgelerin belli hassasiyetlerinin bulunduğunun altını çizen Davutoğlu, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Hakkari’nin, Edirne’nin, burada yaşayan vatandaşların beklentilerinin farklı olabileceğine işaret etti. 

Kürt seçmenin beklentilerinin farklı olabileceğini, bunlara dönük değerlendirmeler yaptıklarını belirten Davutoğlu, "Bu oy kaybının bir kısmı, yaratılan terör ortamından, baskıdan kaynaklanan oy kaybıdır" dedi. 

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Seçime 3 gün kalmış, bu alçaklar, işte Medeni Bey gibi kahramanları öldürerek şunu yapmaya çalışıyorlar; seçime bölgede bir olağanüstülük katıp müşahitleri sandık başında bulunmasın, çünkü sandık kurulu başkanı. Oraya gitmelerini engellemek. Bir tehdit var burada, bir şantaj var açık bir şekilde. AK Parti’li iseniz her türlü, işte bu faili meçhul. Şimdi Beyaz Toros dediğimizde şey yaptılar. Bu da beyaz motosiklet. Geliyor, araba dururken vuruyor, gidiyor. Biz bunun peşini bırakır mıyız? 

Mardin Valisini aradım. ’Ne kadar şüpheli varsa hepsi için gerekeni yapın’ dedim ve ben de gideceğim Nusaybin’e. Biz bu vatanı, böyle üç-beş eşkıyaya, teröriste bırakacak değiliz. Ama bir hak ve hukuk meselesi. Bu baskı, bu terör eminim Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki kahraman AK Parti teşkilatını, oradaki seçmenlerimizi daha da fazla motive edecektir. Bize az baskı yapılmadı. Kobani bahane edilerek çıkarılan olaylarda seçerek, tek tek AK Parti’ye yakın iş yerleri yakıldı. AK Parti il binaları, ilçe binaları yakıldı. Sonra da gelip burada ’demokrasi, savaşa son, barış’ gibi sözcüklerle halkı kandırmaya çalışıyor Demirtaş. Dün bana dönük olarak hakaret ediyor. Bu kadar süfli, bu kadar rezil bir siyaset dili olamaz."

Sandık güvenliği

Sandık güvenliği konusunda her türlü tedbiri alacaklarını vurgulayan Davutoğlu, "Kanunun bize verdiği yetki dahilinde her türlü tedbiri alacağız. Doğu ve güneydoğudaki, bütün Türkiye’deki vatandaşlarımız hiç kaygı duymasınlar. Her türlü tedbiri alacağız. Kim sandık güvenliğini ihlal ederse, onlara karşı da demokratik hukuk devleti kuralları içinde en sert müeyyideleri uygulayacağız. Kimse Türkiye’nin kaderiyle oynayacak şekilde milletin iradesine ipotek koyamaz" diye konuştu. 

Bazı örgüt elemanları tarafından Şanlıurfa’da tek tek evlerin aranarak tehdit edildiği haberini aldıklarını belirten Davutoğlu, "Bu mu demokrasi? İstiyorlar ki AK Parti’nin de buradan ayağı kesilsin, kendilerine göre Stalinist bir yöntemle bölgede bir tek parti olsun, arkasını da PKK’ya versin" ifadesini kullandı. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenen Davutoğlu şöyle konuştu:

"Nerede CHP, MHP teşkilatları orada, niye ulusal bir parti, milli bir parti olamıyorsunuz, niye her yerde konuşamıyorsunuz, niye her yerde sizin teşkilatlarınız olmuyor, her yerde AK Parti bayrağı dalgalanıyor da niye CHP, MHP bayrağı yok, niye buna cesaret edemiyorlar? Bu ülkenin birliğini biz her halükarda savunuruz. Ama yapılmak istenene şey çok açık, AK Parti’lilere dönük bir caydırma, bir linç, bir sosyal baskı oluşturup... Ama bizim teşkilatlarımıza ben güveniyorum. Çünkü biliyorlar ki biz doğu, batı ayrımı yapmayız. O teşkilatlarımızın hukukunu da koruruz. Nitekim saldırıya uğrayan Hakkari İl Başkanımıza o gün söyledim ’Bunlar mutlaka yakalanacak, merak etmeyin.’ Yakalandı, adalete teslim edildi. Hiçbirisini karşılıksız bırakmayız. Kim mücadeleyi sertleştirirse karşısında kaya gibi AK Parti olacağız. Bugün alçakça bu saldırıyı yapanlar, bizim yüreğimize, bizim oradaki kahraman teşkilat mensuplarımızın yüreğine korku salacaklarını düşünüyorlarsa, kendileri korksunlar. Hepsinin peşine düşeceğiz, hepsini tek tek yakalayıp adalete teslim edeceğiz."

7 Haziran öncesinde oluşan ’seçime hile karıştıracaklar’ algısının varlığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Ne oldu o algı, yok oldu. Çünkü böyle bir şey yok. Ama şu var, AK Parti iktidar olmasın diye her türlü hileyi kullanan bir parti var. O partiyi destekleyenler var. Sadece, ’AK Parti’nin bölgeden ayağı kesilsin de burada ben hegemonya kurayım, onun üzerinden de bir müddet sonra bu ülkenin parçalanması üzerine operasyon yapabilecek şartlar oluşturayım’ diyen bir parti var. Batıda barış dedikten sonra doğuda böyle infaz timleri gönderip, AK Parti’nin yiğit insanlarını, teşkilat mensuplarını öldürmenin adı nedir?" yorumunu yaptı. 

"Bakalım ne zaman Demirtaş dönüp YDG-H’ya katil diyebilecek"

"Niye sesleri çıkmıyor?" diye soran Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Hadi çıksın, konuşsun Demirtaş. Ankara saldırısında biz yerde cenazelerimizle, taşıdığımız yaralılarla uğraşırken, ’tek bir bir vatandaşımızın canını kurtarabilir miyiz’ diye uğraşırken, bu dökülen kanın hesabını soruşturmalarla takip ederken, güvenlik tedbiri alırken, döndü bize ’katil devlet’ dedi. Şimdi peki Medeni Konak’ın katili kim, belli YDG-H. Çıksın ’YDG-H katil’ desin bakalım diyebilecek mi? ’PKK katil’ desin diyebilecek mi? Ama Ankara’daki saldırının müsebbibi bilinmiyordu. Çıkartılıyor şimdi birer birer. DAEŞ’se katil DAEŞ, yanında PKK’ysa ’katil PKK’. Biz hepsine katil diyoruz. Bütün soruşturma sürüyor. Şanlıurfa’da tekrar tutuklamalar oldu. Bekliyorum müsebbipler belli 2 YDG-H militanı tespit edildi. Bakalım ne zaman Demirtaş dönüp YDG-H’ya katil diyebilecek, diyemez. Çünkü bu terör örgütü ile iç içe. Bunların çoğu partinin içinde, talimat veriyor bu partiye."

Davutoğlu, bunun bir sınav olduğunu, vatandaşların da bunu görmesi gerektiğinin altını çizerek, "Devletin yanında yer almayıp, dönüp onunla birlikte hükümetimizi suçlayan Bahçeli de aynı şekilde bu zihniyete hizmet ediyor. Dönüp Demirtaş’a ’Sen ne haddine, devlete bunu dersin’ diye bir ses duydunuz mu Bahçeli’den. Onunla birlikte dönüp hükümeti suçladı o da. CHP Genel Başkanı da terör örgütüne yakın basın şeylerinde arz-ı endam ettiler. Bütün meseleleri AK Parti’yi zayıflatmak, Türkiye’yi bir belirsizliğin içine düşürmek, bu belirsizlik içinde kendi planlarını uygulayabilecek bir konjonktür oluşturmak. Ama biz buna izin vermeyeceğiz" dedi. 

"Eylemi yapan DAEŞ, arkasından harekete geçen PKK"

DAEŞ’in bir terör örgütü olduğunu kaydeden Davutoğlu, bu kanlı örgütün İslam’ın adını kirlettiğini söyledi. DAEŞ’in terör saldırılarının kritik zamanlarda, hemen arkasındaki etkileri itibarıyla da birilerine hizmet eder şekilde ortaya çıktığına dikkati çeken Davutoğlu, DAEŞ’in birileri tarafından yönlendirildiğini dile getirdi. 

Suruç saldırısının oluş biçimi, yapıldığı yer, saldırıda hayatını kaybedenler bir araya getirildiğinde "Türkiye’de bir ateş bir gerilimin tetiklenmek istendiğini" aktaran Davutoğlu,  Alevi vatandaşların bu olayın içine çekilmek istendiğini kaydetti. 

Duyarlı Alevi vatandaşların bu oyuna gelmediğini vurgulayan Davutoğlu, bu şekilde duyarlı davranan bütün toplum kesimlerine teşekkür etti. Davutoğlu, DHKP-C ile PKK arasında Kürt ve Alevi fay hatlarını harekete geçirecek bir işbirliği çıkarmaya çalışıldığını dile getirdi. 

"Eylemi yapanın DAEŞ, arkasından harekete geçenin ise PKK ve DHKP-C" olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Bu bir tesadüf olabilir mi?" diye sordu. 

Başbakan Davutoğlu, bu saldırıların hedefinin temelde Türkiye’de istikrarın yok edilmesi olduğunu anlatarak, "Amaç, istikrarın temsilcisi olan ve istikrarı sağlayacak yegane parti görünümündeki AK Parti’nin zayıflatılması" dedi. 

"Paslaşma veya başka istihbari yapıların bu örgütlere sızması"

"Paslaşma mı var bu örgütlerin arasında" sorusuna Davutoğlu, şu yanıtı verdi:

"Paslaşma veya başka istihbari yapıların bu örgütlere sızması. DAEŞ dediğiniz örgüt taşeron bir örgüt. İçine her türlü grup sızabiliyor. Birine üç ay eğitim verseniz, biraz Kur’an-ı Kerim okumayı öğretseniz, birkaç kelime slogan atmayı öğretseniz, sonra da sakalı müsaitse uzun sakal bıraksanız, gönderip Suriye’nin içine yerleştirseniz, arkasından belli talimatlarla şey yapsanız, üç ayda DAEŞ adına eylem yapacak yüzlerce insan çıkarabilirsiniz. Bunlar oturmuş sosyal yapılar değil."  

Başbakan Davutoğlu, Müslüman Kardeşler’in Mısır’da tahrik edilmesine rağmen teröre başvurmadığına dikkati çekerek, 1930’lara kadar giden köklü bir yapı olduğunu ve bu yapının içine nüfuz etmenin kolay olmadığına değindi. DAEŞ için bunun böyle olmadığını belirten Davutoğlu, "DAEŞ şimdi çıktı belki üç sene sonra yok olacak. Bir misyon için çıkartıldı. İslam dünyasına fitne tohumu ekmek için çıkartıldı. DAEŞ’in çıkmasıyla El Kaide’nin adı unutuldu. El Kaide yok mu oldu, hayır. Bazen görevler böyle biri diğerine teslim edilir" diye konuştu. 

ASALA terör örgütünün eylemi bıraktığı yıl ile PKK’nın eylemlerine başladığı yılın aynı yıl olduğunun altını çizen Davutoğlu, "İkisi de o sırada Beyrut’ta Beka Vadisi’nde bulunuyordu. Tesadüf mü? ASALA Türk diplomatları öldürmeyi bıraktı. PKK alana çıkıp terör eylemlerine başladı. Şimdi DHKP-C ile PKK arasında aynı şekilde paslaşmalar var" yorumunu yaptı.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.