Partilerin iç islerine müdahale etmeyiz
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Herkesin emin olmasını isterim, bizden gayri ahlaki bir tavır sadır olmaz. Hiçbir şekilde, hiçbir partinin iç işlerine müdahale etmeyiz. Hiçbir şekilde herhangi bir partinin içinde bir takım huzursuzluk çıkması için küçük ayak oyunlarına, kurnazlıklara da itibar etmeyeceğimizi herkes bilir" dedi.
Davutoğlu, Çankaya Köşkü’nde düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimin yenilenme kararının ardından, geçici Bakanlar Kurulu’nu kurmakla görevlendirildiğini belirtti. Davutoğlu, "Bu görev, bir koalisyon hükümeti kurma görevi değildir. Bu görev, AK Parti ile diğer siyasi partiler arasında bir müzakere süreci başlatma görevi de değildir" diye konuştu.
Koalisyon hükümeti kurulması için yapılan müzakerelerden netice alınması halinde bugün geçici Bakanlar Kurulu’nu kurmakla görevlendirilmeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Bir koalisyon hükümeti kurmuş ya da ikili, üçlü bir hükümetle huzurunuza çıkmış olsaydım ama bu mümkün olmadıysa bunun sorumlusu kesinlikle biz değiliz" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, sürece ilişkin yol haritasını, çerçeveyi açık, şeffaf ve net bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağını dile getirerek, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez böyle bir uygulamayla karşı karşıya olunduğunu söyledi. Bu nedenle son iki gün içinde, gerek partideki gerekse akademik hayattaki anayasa hukukçularıyla, hukuk formasyonuna sahip, kanaatine güvendiği bütün uzmanlarla istişare yaptığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Dün gece geç saatlere kadar değişik görüşleri, mütalaaları aldım. Teamüle çok önem veren biri olarak, yanlış bir teamülün başlamasına ön ayak olmak istemem. Geldiğimiz noktada, sürecin Anayasa’nın 114 ve 116’ncı maddelerini, beğeniriz beğenmeyiz, kabul ederiz etmeyiz ayrı bir şey ama bu maddelerin getirdiği çerçevede hareket etmek hepimizin üzerine bir borç. Biz bunun üzerine yemin ettik. 114 ve 116’ncı maddelerin dışına çıkmamız söz konusu olamaz. Peki bu maddeler çerçevesinde atılan adımların meşruiyeti tartışılır mı? Asla tartışılamaz.
Dün ve evvelsi gün yapılan yorumlarda, özellikle ahlakilik çizgisi çerçevesinde yapılan yorumları hem talihsiz hem de Anayasa ile çelişik bulduğumu ifade edeyim. Biz Güneş Motel uygulamaları vesaire peşinde değiliz, burada bir koalisyon hükümeti de kuruyor değiliz. Eğer Güneş Motel benzetmesi yapılacaksa 8-9 Haziran’da eksiğimizi tamamlamak için böyle bir yola tevessül edebilirdik. O gün söyledim ve millet de tarih de Allah da şahit ki o günden bugüne meşruiyet çizgisinden bir an sapmadım. Herhangi bir meşruiyet çizgisinden sapma eğilimine de izin vermedim, vermem de. Gayri ahlaki bir tutumu hiçbir zaman meşru görmedim, böyle bir şeyi kim yaparsa yapsın onun da karşısında yer alacağımız açık bir şekilde ifade edeyim."
"Bu madde 1982 Anayasası ile gelmedi"
Davutoğlu, TBMM ve RTÜK başkanlık seçimlerindeki tutumlarının açık olduğunu, net, ilkeli ve meşruiyet çizgisinde bir tutum takındıklarını ifade ederek, "Dün ve bugün yapılan yorumları talihsiz yorumlar olarak gördüm. Bir koalisyon hükümeti pazarlığı içinde değiliz. Ülke seçime gidecek, bu süreç içinde, iki ayı aşkın süreç içinde, ülkenin yönetimsiz kalmaması lazım" değerlendirmesini yaptı.
Hiçbir yola yeterli etüdü yapmadan çıkmadığına işaret eden Davutoğlu, son günlerde hem 1961 ve 1982 anayasaları ile Siyasi Partiler Kanunu’nun ilgili bütün maddelerini incelediğini hem de farklı kanaate sahip kişileri ayrı ayrı dinlediğini anlattı. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Zannedildiği gibi bu madde, 1982 Anayasası ile gelmedi, 1961 Anayasası, Temsilciler Meclisi’nde ilk teklif yapıldı, Milli Birlik Komitesi’nde tartışıldı, o günden bugüne gelen, 1982 Anayasası’nda ’temsil edilirler’ tabiri yerine ’üye alınırlar’ şekliyle düzenlenen ama ülke bir hükümet kurulamaması tablosuyla karşı karşıya kaldığında atılması gereken adımları tanımlayan çerçeve madde. Siyasi Partiler Kanunu’nun 28’inci maddesi de göz önüne alındığında, Bakanlar Kurulu’nun nasıl oluşacağıyla ilgili temel bir hukuki çerçeve var.
Şundan herkesin emin olmasını isterim, bizden gayri ahlaki bir tavır sadır olmaz. Hiçbir şekilde, hiçbir partinin iç işlerine müdahale etmeyiz. Hiçbir şekilde herhangi bir partinin içinde bir takım huzursuzluk çıkması için küçük ayak oyunlarına, kurnazlıklara da itibar etmeyeceğimizi herkes bilir."
Başbakan Davutoğlu, verilen görevin gereğini yapmanın anayasal bir zorunluluk ve sorumluluk olduğuna vurgu yaparak, "Benim tevdi edilen görevi yerine getirmem için çaba sarf etmem nasıl anayasal bir görevse, görev tevdi edilen milletvekillerinin bu görevleri yerine getirmesi de anayasal bir sorumluluktur. Artık burada AK Parti, CHP, MHP, HDP yok. Ülke bütünüyle TBMM’den çıkacak bir hükümetin yönetiminde gidecek, hep beraber götüreceğiz.
Davutoğlu, seçim hükümetini kurması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirilmesinin ardından Çankaya Köşkü’nde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, "Hangi parti milletvekillerine hangi bakanlıkları teklif edeceğinize dair çalışmalarınızı bize açıklar mısınız? Muhalefete kalan hangi bakanlıkları parti temsilcilerine teklif etmeyi düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Davutoğlu, şu yanıtı verdi:
"Bu isimler bende mahfuz ama AK Parti, CHP veya diğer muhalefet partileri arasında ayrım gözetmeden özgeçmişleri çerçevesinde son bir iki gündür çalışıyorum. Çünkü beş deniliyor, beş gün. Cumhurbaşkanımız bana görevi versin ondan sonra başlayayım desem bir iki gün de ona çalışıp ayırmam lazımdı, vakit kaybetmememiz lazım. Milletin herhangi bir şekilde ’ne oluyoruz’ diye sormasına, bürokrasinin yavaşlamasına izin vermemek lazım. Cumhurbaşkanımız bana böyle bir görev tevdi edebilir düşüncesinde olduğum için kendi ev ödevimi yaptım. Bu çerçevede de zihnimde başbakan yardımcılıkları, bakanlıklar üzerinde bir resim var. Ancak bunu şu anda paylaşmayı uygun görmüyorum. Öncelikle teklif ettiğimiz milletvekili arkadaşlarımızın, başka partiden de olsa CHP, MHP hepsi TBMM çatısı altında, onlardan olumlu cevap gelmesi durumunda bakanlık dağılımları itibarıyla olması gereken şekliyle kendilerine bildireceğiz, görevlendirme yapacağız."
"Eğer milletvekillerine teklif yapmazsam Anayasa’ya aykırı davranırım"
Davutoğlu, "Türk siyasi tarihinde ilk kez olacağı için izlenecek yöntemin Anayasa’ya aykırı olarak yorumlanabileceği ve Anayasa Mahkemesine taşınabileceği"ne dair yorumların hatırlatılması üzerine de iki gündür hem partisinden hem de dışarıdan kanaatine güvendiği anayasa hukukçularıyla bir araya geldiğini ve ne olması gerektiği konusunda önce kendisinin kanaat oluşturduğunu ifade etti.
Başbakan Davutoğlu, "Ben aksi olursa Anayasa Mahkemesinin iptaline gideceği kanaatindeyim. Eğer milletvekillerine teklif yapmazsam Anayasaya aykırı davranmış olurum. ’Resen dışarıdan sen kendi yakınını mı, tanıdığını mı belki de oraya yaptın’ diye bir sualle Başbakana gelinebilir. Ama önce muhalefet partililerine teklifi yaparım, olmadığı zaman gideriz. Burada bir Anayasal ihlal olduğu kanaatinde değilim ama hukuk yolları her zaman açık, işletilebilir. Biz kendimizden eminiz" diye konuştu.
"Bakanlar Kurulu’nun profili nasıl olacak?" sorusunu Davutoğlu, "Bunlar tek tek görevlendirmeler olduğu için parti dengesinden daha çok, açık söyleyeyim kişilerin o görevi ifa edebilmeleri açısından bir değerlendirmenin doğru olduğu kanaatindeyim. Parti dengeleri sayısal olarak oturması lazım ama hangi bakanlığın hangi parti tarafından yürütülmesi gerektiği konusu kişi bazında değerlendirilecek bir şey, parti bazında değil. Hangi milletvekili en uygun olacaksa orada da devlet tecrübesi ya da sivil toplum tecrübesi benim için önemli hususlar. Çünkü iki ay böyle bir tecrübe edinecek bir dönem değil, zaten tecrübesi var olan kişilerin etkin yönetim sergileyebileceği bir dönemdir. Dolayısıyla partililere teklif ederken, aklımın ucundan köşesinden, ’şu partide genel başkanı şundan muhalifmiş onlara yönelelim şu partide bunlar muhalifmiş’ gibi, zinhar bir şey geçmedi, geçmez de. Ama eğer tecrübe birikimi bağlamında birileri muhaliftir birileri yakındır o beni ilgilendirmez, başka partinin iç işleridir, hiçbir şekilde kriter olmaz, kendi aralarında istişare edecekler sonra da karışmam" diye yanıtladı.
"Ben doğru kişiyi doğru yerde değerlendirebilmek için teklifimi yaparım" ifadesini kullanan Davutoğlu, reddedilmesi halinde bu sefer dışarıdan atanacak olanlarla da iki ay içinde bu görevi etkin şekilde yürütebilecek kapasitedeki kişilere bakacağını söyledi.
Davutoğlu, ideolojilere, siyasi yaklaşımlara gitmeden bağımsız, tarafsız niteliklere uyan herhangi bir bürokrat, akademisyen, geçmiş siyasi tecrübesi olan birinin bakan olabileceğini kaydetti.
"Her eve düşen acı hepimizin yüreğine düşüyor"
Bir gazetecinin, Hakkari’de şehit düşen yüzbaşının cenazesinde ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan’ın sözlerini ve hakkındaki iddiaları hatırlatması üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Zor günlerden geçiyoruz. Kimse bugünlerin acısız ve ızdırap vermeyen günler olmadığını iddia edemez. Hepimize bu acılar düşüyor. Her eve düşen acı, hepimizin yüreğine düşüyor. Bunları biz şehit aileleri ile bir araya geldiğimizde, görüştüğümüzde de derinden hissediyoruz. Türkiye 78 milyonluk bir büyük aile. Zor zamanlarda nasıl kenetlendiğimizi, deprem felaketleri, şimdi yaşadığımız sel felaketi, terör felaketinde cümle alem şahit, öyle bir şehit haberi geldiğinde yüreğinde sızı hissetmeyen hiçbir vatandaşımız olduğu kanaatinde değilim.
Tabii ateş düştüğü yeri daha fazla yakar, hepimizi yakıyor ama... Bir aile için bu acının hissedilmesi de doğaldır. Ben, onlarca şehit ailesiyle konuştum. Emin olun hala hatırladığımda gözlerimi yaşartan çok insani diyaloglar duyduk. Başsağlığı için aradığınız bir babanın, annenin ’devlet, vatan, millet sağolsun’ dediğinde, yürekten deyişini, size duyduğu güveni ifade etmesini, şu ana kadar hepsini aradım. Aradıklarımdan tek bir kişi sitemkar bir ifadede bulunmadı. Anneler, babalar, yaşlılar, gençler..."
GATA’da gazileri ziyaret ettiğini hatırlatan Davutoğlu, bir gazinin kendisine "Şuradan çıkayım hemen gidip mücadeleye devam edeceğim Sayın Başbakanım" dediğini aktardı. Gazinin Adana’daki annesini aradığını kaydeden Davutoğlu, annesinin "Ben bugünler için yetiştirdim" dediğini ve kendilerine de dua ettiğini kaydetti.
Böyle günlerin "dayanışma günleri" olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Ola ki art niyetli provokasyonlar varsa, bu olayı kastetmiyorum, onlara karşı da vakar içinde davranma günleri..." dedi.
Sevgilisi olan yaralı bir gazinin kendisine "Çıktığım anda nişana, söze değil, bıraktığım yere gideceğim Sayın Başbakanım" dediğini anlatan Davutoğlu, "Bizim askerimizin, subayımızın bilinci bu, şuuru bu... Şu anda büyük bir kahramanlıkla, fedakarlıkla bu yarbayımızın silah arkadaşları da Türkiye’nin her yerinde dağlarda, yaylalarda al bayrak için çarpışıyor. Bu vatanın birliği, beraberliği için çarpışıyor" şeklinde konuştu.
"Acıları anlıyoruz ama bu vakarın korunması gerektiğini düşünüyorum"
"Acıyı anlarız, ızdırabı hep hissederiz" diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla orada kardeş acısıyla bu sözlerin sarf edildiğini düşünüyorum. Bu anlamda insani olarak yaklaşmak gerektiğini de düşünüyorum ama Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının gerektiğinde en derin acılara vakar içinde ve dimdik durabilecek nitelikte yetiştirildiklerine dair inancım da sonsuzdur. Yüksek Askeri Şura’ya katıldım. Özel Kuvvetler Birliği’ni ziyaret ettim. Çelik iradeli, kararlı, vakur subaylarımızı görmek bana sadece gurur, onur ve geleceğe dair ümit verdi. Zor zamanlarda, zorlu süreçlerde vakar ve kararlılık acıları dindirecek tek şeydir. Fedakarlık yaptığımızda da o fedakarlıkları gelecek nesiller için yaptığımızın bilincinde ve şuurunda olmamız hepimize katkı sağlar. Acıları anlıyoruz ama bu vakarın korunması gerektiğini düşünüyorum."
Başbakan Davutoğlu, AK Parti’nin Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi ile ittifak yapacağı iddialarına ilişkin ise şunları söyledi:
"7 Haziran tablosu birçok siyasi partiler arasında işbirliği imkanlarını, seçim öncesinde de işbirliği imkanlarını değerlendirebileceği bir ortam da doğurdu. Ancak şu anda hemen bu konuda alınmış bir karar yok. Fakat herhangi bir teklif ya da görüşme süreci olursa da sadece bu partilerle değil, Türkiye’nin genelinde... Keşke Türkiye’de 2-3 partili bütünleşmeler silsilesi yaşansa. Siyasi tablo, seçim sandığında çarşaf gibi oy pusulası yerine, bunları da yanlış görmüyorum, herkesin hakkıdır ama siyasi yelpazelerde bütünleşme olursa siyasi istikrarın en büyük garantisi odur. Bu çerçevede çabalar olabilir. Ama şu anda ortaya çıkmış bir durum söz konusu değil."