Siyasi liderlere ‘sorumluluk’ çagrisi
Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere Başbakan olarak atanmasının ardından Çankaya Köşkü’nde basın toplantısı düzenledi.
Siyasi liderlere bir kez daha çağrıda bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, "Gelin, suçlamak yerine, karşılıklı ithamlar yerine bu sorumluluk çerçevesinde Anayasa’nın gösterdiği çerçevede bir hükümet oluşumu için çaba sarf edelim. Kritik bir süreçteyiz, terörle mücadele bağlamında. Bu ülkeyi siyasi kriz havası varmış gibi bir atmosfere sokmayalım" diye konuştu.
Anayasa’da açık şekilde geçici Bakanlar Kurulu oluşumunun, ilkelerinin ve çerçevesinin bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Süreci tıkayacak bir tutum içine girmek, ’Bizden hiçbir şekilde Bakanlar Kuruluna katılım olmayacak’ diye sorumluluktan kaçmak, önümüzde telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açar. Tek tek partililer üzerine baskı yapmak, onlara güvensizlik izhar edecek şekilde şimdiden gayri ahlaki ithamda bulunmak doğru değil. Teklif edilen şey, herhangi bir menfaat karşılığı yürütülecek bir bakanlık görevi değildir. Teklif edilen şey, Anayasa’nın öngördüğü şekilde 2 ay içerisinde ülkenin sorumluluğunu, onurlu bir görevde birlikte taşımaktır. Eğer koalisyon mümkün olmuş olsaydı zaten buna ihtiyaç kalmazdı.
Biz bir kez daha genel başkanlara hitaben söylüyorum. Ne ben ne arkadaşlarım hiçbir şekilde herhangi bir partinin iç işlerine müdahil olmadık olmayız. Herhangi birisi bizim adımıza başka bir partinin iç işlerine dönük olarak bir mesaj verirse önce ben karşı çıkarım. Buna kesinlikle izin vermem. Gayri ahlaki hiçbir müzakerenin parçası olmadık olmayız. Hiç kimseye menfaat teklifinde bulunmadık bulunmayız. Ahlaksız teklif gibi tabir edilen konularda da, hem kendimizi tenzih ederim hem de bahsi geçen onurlu Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini tenzih ederim, TBMM üyelerinin hiçbirisi böyle bir teklifin muhatabı değildir."
"Bizim hayatımız, siyasi geçmişimiz bellidir"
Anayasa’nın kendisine Bakanlar Kurulunu kurma görevi verdiğini, bunun için 5 günlük bir süre tanıdığını belirterek, "Bütün partiler de oranları nispetinde temsil edilecek diyor. O zaman benim görevim, madem ki genel başkanlar, bu çağrılarımıza kulak tıkadılar doğrudan bazı tekliflerde bulunmak" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, "Aksi takdirde bağımsız üye atayamıyoruz. Anayasa o kadar detaylı tanımlamış ki. Şöyle denebilir, ’Bize teklifte bulunmadan bağımsız üye atasın’. Atayamaz, atayamam, Cumhurbaşkanı’mız da bunu onaylayamaz. Anayasa açık bir şeklide diyor ki ’Partililer bu teklifi kabul etmezlerse bağımsız üye atayabilir’. Ben resen şimdi CHP ve MHP liderleri böyle dedi, ben de onlara saygı göstereyim, dolayısıyla onlardan kimseye teklif götürmeyeyim, bağımsız atayayım desem anayasal suç işlemiş olurum. Herhangi bir müracaatta bu hükümetin meşruiyeti tartışmaya açılır" değerlendirmesinde bulundu.
Günlerdir konuyu etüt ettiğini, her perspektiften baktığını, hiçbir parti genel başkanını rencide edecek bir ifade kullanmadığını söyleyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Ama kimse de bizi rencide etmesin. Bizim hayatımız, siyasi geçmişimiz bellidir. Hiç kimseye gayri ahlaki teklifte bulunmadık, menfaat karşılığı hiç kimseye bir makam tevdi etmedik, etmeyiz de. Ama Anayasa ne diyorsa o olur. Hem bizi zan altında bırakıp hem de kendi milletvekillerine güvensizlik içinde, onları zan altında bırakmak doğru bir şey değil, anayasal süreci işletemeyiz. O bakımdan çağrım, gerekirse görüşürüz, ama kimse yolları tıkamasın, kapıları kapatmasın. Bu çerçevede 5 günlük bir süre de olduğu için TBMM Başkanı bana oranları bildirdiği andan itibaren ben ilgili milletvekillerine teklif götürmeyi planlıyorum."
"Kriterlerim çok açık"
Kriterlerinin çok açık olduğunu dile getiren Davutoğlu, bunları da ehliyet, liyakat, uyum, devlet veya sivil toplum hayatında belli sorumlulukları almış olmak şeklinde sıraladı.
İsimleri belirlerken şu veya bu siyasi kanaati, parti içindeki konumu, şu veya bu olmasını göz önüne almayacağından herkesin emin olmasını isteyen Davutoğlu, kriterinin bu görevleri yürütecek bir birikimin bulunması olacağını kaydetti.
Bu çerçevede her partiden milletvekilerinin özgeçmişlerini tek tek incelemeye gayret ettiğini vurgulayan Davutoğlu, "Bunu da bir sorumluluk bilinci içinde en doğru isimleri, en doğru derken diğerleri yanlış anlamında demiyorum, oluşabilecek bir kompozisyon bağlamında herhangi bir spekülasyon yapılmaması için belli kriterlere uyulmasına özen gösterdim" ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile reform ağırlıklı, anlaştıkları hususlarda reform yapmak üzere kısa dönemli, ülkeyi seçime götürecek bir hükümet modeli üzerine konuştuklarını belirten Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Burada da bizim tarafımızdan temel, esas alınan husus, uzun dönemli koalisyon yürütmede bir takım zorluklarla karşılaşması halinde doğabilecek sorunları da ortadan kaldıracak şekilde kısa dönemde mutabık kaldığımız hususlarda anayasal ve yasal reformlar yapıp, ülkeyi ondan sonra bir seçime götürmek hususunda ülkede oluşabilecek, toplumda oluşabilecek genel mutabakatı da yansıtacak olumlu bir süreci başlatmaktı. Bu mümkün olmadı, burada kimseyi suçlayacak değilim. Yetkili kurullarında her iki taraf da istişare etti, mümkün olmadı. Ama bir koalisyon teklifi, görüşmeler sonrasında hangi tür koalisyon olabileceği yönünde bir kanaat paylaşımı oldu."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürekli "Koalisyona kapılarının kapalı olduğu ve bir an önce seçime gidilmesi gerektiğine" dair açıklamaları bulunduğunu anımsatan Davutoğlu, yaptıkları görüşmelerde Bahçeli’nin bir hükümet kurmayı arzu etmediğini, olması gerekenin diğer partiler arasında bir koalisyon olduğunu açık bir şekilde ifade ettiğini aktardı.
Davutoğlu, CHP ile koalisyon görüşmelerinin bitmesi sonrasında tekrar bir araya gelme konusunda MHP ile mutabık kaldıklarını, fakat ilk görüşmede Bahçeli’nin koalisyona kapıları kapattığını kaydetti.
Bahçeli’nin 7 Haziran akşamı da koalisyona kapıları kapattığını vurgulayan Davutoğlu, "Şimdi buraya geldiğimiz süreci, nasıl geldiğimizi unutanlar sanki ’AK Parti kendi iradesiyle ülkeyi bir seçime zorluyor’ diye suçlamalarda bulundular, bu doğru değil. Milletimiz neyin, nasıl söylediğini, kimin neleri söylediğini o kadar kolay unutacak hafızaya sahip değil" dedi.
Başbakan Davutoğlu, Bahçeli ile gerçekleştirdikleri ikinci görüşme üzerine spekülasyonlar yapıldığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Hiçbir zaman biz her iki liderle yaptığımız görüşmenin arka plan bilgilerini paylaşmadım ama şunu ifade edeyim, o gün de söyledim, kendisine de bunu ifade ettiğim için bu konuda ilkesel olarak doğru olduğunu düşünüyorum. Daha konuşmamızın başında kendisi herhangi bir müzakereye girmeden uzun dönemli bir koalisyona, seçim koalisyonuna, AK Parti azınlık hükümetine ve erken seçim kararına açık bir şekilde karşı olduğunu ifade ettiler. Yine eleştirmek maksatlı söylemiyorum tablo bu. Buraya, bizim irademizle gelindiği kanaatini yaymak isteyenler açısından kısa bir özet vermek durumunda kaldım."
"Denemediğim yol ve yöntem kalmadı"
Koalisyon imkanı kalmayınca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geçen salı günü görevi iade ettiğini anlatan Davutoğlu, perşembe günü de bu kez böyle bir anayasal zorunluluk olmasın diye, bütün siyasi liderlere bir çağrıda bulunduğunu ve "Madem bir koalisyon hükümeti oluşamadı, gelin hep beraber Meclis’te ortak bir karar alalım ve sorumluluklarını yerine getirmiş liderler olarak halka gidelim, birlikte gidelim, rekabet edeceğiz ama el ele gidelim dedik" sözlerini anımsattı.
Davutoğlu, yaptığı bu çağrıların karşılık bulamadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğer bulmuş olsaydı bugün anayasal zorunluluk olarak ortaya çıkan durum olmayacak ve 4 parti, 3 parti, hatta 2 parti anlaşıp birlikte bir seçimin kapısını aralayıp birlikte milletin huzuruna gitme imkanı olacaklardı. Her şeyi açık bir şekilde ifade ediyorum, deniz tükenene kadar her şeyi denedik. Ben şahsen bunu milletime olan bir borcum olarak ifade ediyorum, denemediğim yol ve yöntem kalmadı. Ve her aşamada da milletimizi açık ve net bir şekilde bilgilendirdim. Bunun üzerine 45 günün dolmasına müteakip, dün Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanı ile yaptığı görüşme sonrasında ülkeyi erken seçime götürmekten başka bir çare olmadığı kanaati hasıl olduğundan erken seçim kararı aldı. Bu sabah da bir yönetim boşluğu olmaması için görevi bana tevdi ederek, geçici bakanlar kurulunu kurmamı ve anayasanın ilgili maddeleri çerçevesinde biran önce bu çerçevenin çizdiği rota içinde vazifeyi tevdi etmek hükümet boşluğuna yol açmadan, ülkeyi sükunet ve sühuletle seçimlere götürme konusunda adım atmamızı bildirdiler."
Anayasa çerçevesinde geçici Bakanlar Kurulunun kurulması için milletvekillerine teklif götürmek zorunda olduklarını, bu milletvekillerinin partileri ve genel başkanlarıyla istişare etme haklarına karışamayacaklarını belirten Davutoğlu, "O teklifi ama yapmak zorundayız, Anayasa’yı açıp okusunlar. O teklif yapılmadan bağımsız atanamaz. Bakanlar Kurulu kurulmadan da ülke seçime gidemez. Yani çıkmaz bir sokağa ülkeyi sokmak, sonra da ’Bu çıkmaz sokağa kim soktu’ diye sormak bize yakışmaz, devlet adamlığına yakışmaz" diye konuştu.
Milletvekillerine geçici Bakanlar Kurulunda görev almaları için yapacağı davete, makul bir sürede cevap bekleyeceğini kaydeden Davutoğlu, "Çünkü 5 günümüz var. Makul süre bu. 5 günü düşündüğünüzde gelen cevaplara göre Bakanlar Kuruluna girme konusunda olumlu irade beyan eden milletvekillerinin görev dağılımlarını da düşüneceğim. Sonra da Cumhurbaşkanı’mızın onayı ve devri. Bütün bunların da 5 gün içinde bitmesi gerektiği için davet ederken, bu teklifte bulunurken, bir süreyle makul bir süre ile cevaplandırılması çağrısında bulunacağım" ifadelerini kullandı.
"Puslu havalarda ortaya çıkan bazı şer odaklarına fırsat vermeyeceğiz"
Kritik süreçlerden geçildiğini, 7 Haziran seçimlerinde oluşan tablo içinden bir hükümet çıkarmanın mümkün olmadığını anımsatan Davutoğlu, halka şu çağrıda bulundu:
"7 Haziran’dan bu yana da ülkede bir yönetim boşluğuna izin vermedik. Herkes mutmain olmalıdır, anayasal çizgiyi ve süreci kararlılıkla işleteceğiz. Milli iradeye kesinlikle saygılı bir şekilde, ülkenin yönetim boşluğu içine düşmeksizin, seçimlere gitmesi için elimizden geleni yapacağız. Burada daha önce de ifade ettiğim gibi puslu havalarda ortaya çıkan bazı şer odaklarına fırsat vermeyeceğiz. Alınması gereken devlet tedbirlerini siyasi ve ekonomik istikrar için alacağız. Güvenlik ve sükunet içinde seçime gidilebilmesi için de terörle mücadele de dahil olmak üzere yürüttüğümüz çalışmalarda hiçbir şekilde taviz vermeyeceğiz. Sonuçta millet ne derse o olur. Hayır olsun diyoruz."
"Her an, her yerde görüşebilme çağrısı"
Davutoğlu açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CHP ve MHP Genel Başkanlarının geçici hükümete üye vermeyeceklerini daha önce açıkladıklarının anımsatılması üzerine Davutoğlu, "Liderlere yaptığım çağrı, seçime giderken bugün ve gelecekte önümüzdeki 2 ay içinde ülkenin gereksiz siyasi gerginliklere düşmesine izin vermeden, her an, her yerde görüşebilme çağrısıdır" karşılığını verdi.
Siyasi rakiplerin düşman veya hasım olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Olsa olsa karşılıklı rakibiz. Birbirimizi yok etmek, tasfiye etmek için değil demokrasinin temel unsurları olan siyasi partilerin eşit şartlarda rekabet etmesi için demokratik süreçleri işletiyoruz. Dolayısıyla bir hasım gibi birbirimize bakmayalım. Oturup konuşalım. Üretilecek çözümleri birlikte üretelim. Sonunda milletin huzuruna gidin herkesin ülke ile ilgili kendi kanaatini, hedefini, ilkelerini ortaya koysun, millet de karar versin. Böyle bir seçim ortamına giderken tekrar bloklaşma çabaları içine girmek, tekrar ’Zinhar şu olmaz, hayır şu da olmaz’ diye kapıları kapatan bir tutum içine girmek ülkemizin geleceği bağlamında sorumsuzca bir davranış olur kanaatindeyim" değerlendirmesinde bulundu.
"Buradaki niyet kesinlikle bir baypas yapma niyeti değil"
Başbakan Davutoğlu, milletvekillerine geçici Bakanlar Kurulu üyeliği teklifi götürene kadar genel başkanların çağrısına cevap vermesi durumunda liderlerle görüşmeye hazır olduğunu ifade etti. Liderleri aşarak milletvekillerine dönük bir hesap içinde olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Parti organlarını aşarak bir hesap içinde değilim. Ama Anayasa’nın kendisi zaten bunu böyle çiziyor. Çünkü liderler zaten bir araya gelip çözemediği için bir geçici Bakanlar Kurulu oluşuyor. Buradaki niyet kesinlikle bir baypas yapma niyeti değil."
Davutoğlu, yapılan yorumlar üzerine bu çağrısını tekrar ettiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Fakat yine Anayasa açık bir şekilde ’Partililere teklif götürülür’ diyor. Bu da bir zaruriyet. Bunu da işletmek bundan sonraki adım için olmazsa olmaz bir şart. Yani ben teklif etmezsem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerine sayı gelmediği için daha herhalde basın toplantısı bittiğinde takriben gelir 8 veya 9, 7 veya 9 diyeyim o civardaki bakanlık boş kalır. Ben oraya bağımsız üye atayamam. Çünkü diyor ki Anayasa, ’Teklif edilecek, reddetmesi halinde içeriden veya dışarıdan bağımsız üye atanır’ diyor. O zaman bu Anayasa’yı nasıl işleteceğiz eğer siz benim yaptığım her teklifi, milletvekillerine yaptığım teklifi gayrı ahlaki veya sanki onların içişlerine müdahale gibi görülürse nasıl bu işletilir. Ama o şöyle olsaydı, perşembe günü yaptığım çağrı üzerine bir araya gelseydik, birlikte bir hükümet kursaydık, tabii ki Cumhuriyet Halk Partisinden kimin geleceğine Sayın Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisinden kimin geleceğine Sayın Bahçeli karar verirdi. Daha sonra dahi bu hükümet içinde yer alacaklarını beyan etmiş olsalardı tabii ki ben siyasi nezaket içinde onlarla da istişare ederdim.
Siyasi nezaket içinde, anayasal zorunluluk içinde değil. Çünkü bu koalisyon değil. Siyasi nezaket içinde istişare ederdim. Ama Sayın Cumhurbaşkanı’mız daha bu kararı almadan öyle açıklamalar yapıldı ki ’Biz kimseyi vermeyiz, telefonları kapatırız, kapıları kapatırız. Kim bunu kabul ederse ahlaksız bir teklife evet demiş olur.’ Dediğim gibi bu milletvekillerine de hakaret, bize de hakaret. Telefonu kapatmak ne demek, eğer o ifade olmasaydı ben kendileriyle son bir telefon görüşmesi yapmaya niyetliydim. Acaba ne yapabilir birlikte diye."
"Siyasi nezaketsizlik anlamına gelecek bir adım atmadık"
Birçok eleştiriye maruz kaldıklarını ama 2 aylık süre içinde siyasi nezaketsizlik anlamına gelecek bir adım atmadıklarını belirten Davutoğlu, "Telefonları kapattınız, kapıları kapattınız, e bacaları da kapattın, demokrasi odasına nereden gireceğiz biz, seçime nasıl gideceğiz. Olmaz ki. Varsa bir ayrı yöntemleri onu söylesinler ama Anayasa içinde söylesinler" dedi.
Davutoğlu, herkesi sorumluluk içinde davranmaya davet ettiğini söyleyerek, "Emin olun tek tek özgeçmişlere baktım hiçbir istisna olmadan, mümkün olduğu kadar dediğim devlet tecrübesi de içinde olmak üzere bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Burada Sayın Genel Başkanlara mesajım bu. Bugün ve seçimlere kadar, seçimlerden sonra da her zaman her yerde konuşuruz ama kapıları kapatmak, telefonları kapatmak böyle bir üsluba girildiğinde bu üsluba girenler siyasi gelecek anlamında bedel öderler. Bunu yapmaması lazım kimsenin" değerlendirmesinde bulundu.
"İsimler bende mahfuz"
Muhalefet partilerinden hangi isimlere teklif götüreceğine ilişkin soruya Davutoğlu, "En yakın arkadaşlarım da bilmiyor. Bu isimler bende mahfuzdur" dedi.
Davutoğlu, en uygun yöntemle, hukuki bakımdan görevini yapmış olduğunu delillendirerek, Anayasa’nın gereğinin yerine getirildiğini gösterecek şekilde bir teklif ileteceğini bildirdi.
AK Parti içindeki görevlendirmelerin de kendisinde mahfuz olduğunu belirten Davutoğlu, "Diğer partilerden teklifleri, isimleri, evetleri bilmem lazım ki en son AK Parti’yi bu anlamda açıkça düşünüyorum. Çünkü öncelikle onu bilirsem ona göre Bakanlar Kurulu görev dağılımı yapıp, teklif edilen bakanlıkların ve reddedilmişse onların yerine bağımsız, geri kalanları da AK Parti içindedeğerlendirme yapacağız ve AK Parti’den hiçbir arkadaşım bu anlamda bir sorumluluktan kaçacak değil. Onları da tek tek yapacağım yani parti organları üzerinden yapmayacağım. Yani MYK’ya götürmeyeceğim ya da MKYK da değerlendirmeyeceğim" ifadelerini kullandı.