Yükleniyor...

Seçim zehir degil devadir

 

Davutoğlu, AK Parti’nin 14’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla parti genel merkezinde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, hükümet kurma çalışmaları kapsamında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiğini anımsattı.

Açık, dürüst, samimi ve şeffaf bir görüşmenin gerçekleştiğini dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bazı konularda hükümete bakıştan başlamak üzere, yani biz 12 yıllık iktidar döneminden sonra bunu sürdürecek ama karşı tarafta, diğer muhatabımız partinin de ilkelerini göz önüne alan bir ortaklık tahayyül ederken tabii 12 yıldır bizi eleştiren bunu bir ’onarım hükümeti’ olarak görmesi arasındaki zıtlık temel bir farkı ortaya koyuyordu. Bunu CHP’yi eleştirmek için söylemiyorum, zaten bu temel farklılık masaya otururken de vardı. Bütün bu görüşmelerden sonra acaba uzun dönemli bir koalisyonu yürütmek mümkün değilse ki özellikle dış politika ve eğitim alanındaki farklılıklar sebebiyle zorluklar vardı, kısa dönemli, süreli, suhuletle ve sükunetle ülkeyi seçime götürecek ama reformları da anlaştığımız konularda reformları yapacak ve dolasıyla 25. dönemi bir reformla taçlandıracak bir ortak çalışma yapabilir miyiz diye bir teklifte de bulunduk."

Davutoğlu, söz konusu görüşmelerde gizli, saklı bir şeyin olmadığını belirterek, "Son görüşmemizde bir araya geldiğimizde, böyle bir koalisyon imkanının ortada olmadığını, kısa dönemli, süreli ve reform odaklı, seçime yönelik bir hükümetin mümkün olmadığı CHP tarafından ifade edildi. Bizim tarafımızdan da bu kadar derin görüş ayrılıkları varken ’çok uzun süreli’ olacak iddiasıyla çıkılacak bir yolda, zamanla çıkabilecek ihtilafların sükutu hayallere yol açabileceği, dolayısıyla uzun dönem bir koalisyonun şartlarını oluşturacak zeminin olmadığı ortaya çıktı" diye konuştu.

Karşılıklı saygıya dayanan, medeni, açık diyaloğun işletildiğini bildiren Davutoğlu, bunların neticesini milletle paylaştığını da hatırlattı.

Davutoğlu, süreçte baştan ön yargıyla ’şu sonuca ulaşılacak’ diye bir çaba gösterilmediğini vurgulayarak, "Eminim, ileride bu dönemi yazacak olanlar, arkadaşlarımızın yaptığı o kapsamlı çalışmayla ortaya çıkan müktesebatın sadece AK Parti, CHP görüşmeleri bağlamında değil, Türk siyasetinin son yüzyılın iki ana akımının karşılıklı yüzleşmesi anlamında da çok önemli bir doküman ortaya çıktı. Bu dokümandan bir nüsha bende, bir nüsha da Sayın Kılıçdaroğlu’nda var" dedi.

Bunun bile bir kazanım olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran sonrası tansiyonun düşmesi, herkesin birbiriyle konuşacağı zeminin oluşması ve ortak bir sorumluluk anlayışı içinde harekete geçme zaruretinin olduğunu ve bunu karşılıklı saygı içinde yaptıklarını belirtti.

"Daha çok beklerler"

Başbakan Davutoğlu, daha önceden ilan ettiği yol haritası çerçevesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den randevu istediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bu, yeni bir durum değildir. Sayın Bahçeli ve MHP, benim CHP ile görüşmeler belli bir aşamaya ulaştıktan sonra kendileriyle görüşeceğimi biliyorlardı, bu 14 Temmuz’da mutabık kaldığımız bir husustu. Dolayısıyla sanki bu yeni bir talepmiş gibi gündeme getirerek özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımızla benim aramda farklı görüşlerden ittihaz edip, Cumhurbaşkanımızla benim aramdaki bazı farklara yönelik yapılan yorumları son derece talihsiz yorumlar olarak görüyorum. Baştan itibaren söyledim, hükümet kurma çalışmaları söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanlığı makamı tartışmaların unsuru da değildir, tartışmaların parçası haline de getirilemez, getirilmesine de izin vermeyiz. Çok çocukça bir yaklaşımı bazen görüyorum, sadece bir partide değil. Erdemliler hareketi olarak yola çıkmış bizler, Allah aşkına birilerinin tahrikiyle ben Sayın Cumhurbaşkanımızla olan ilişkimi bir güç ilişkisine dönüştürür müyüm? Ya da Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasında zikrettiği ilkelere aykırı bir şekilde kendi dava arkadaşlarıyla ihtilafa düşer mi? Bir yıldır hep beklediler, hep istediler ki böyle bir takım ayrışmalar, farklılaşmalar olsun. Daha çok beklerler."

Samimiyetleri ve sadakatlerinin mezara ve Allah’ın huzuruna varana kadar süreceğini ifade eden Davutoğlu, "Çocukça bir yaklaşımla tahrik ederek, ’Cumhurbaşkanı makamından bağımsızlığını ayırt etsin’ veya ’Kendisiyle görüşelim’, ’Vesayet’ gibi tabirler... Biz vesayetin tümünü kırarken sizlere sormadık, aramızda da vesayet ilişkisini kimse iddia edemez" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir siyasi hareket lideri olarak gençliğinden beri şahsiyetiyle başı dik tavrıyla kimliğiyle onuruyla sürdürdüğü mücadelenin malum olduğunu, kendisinin de ilim hayatı boyunca her düşüncesini özgürce her yerde savunduğunu ve zihninin üzerinde hiçbir otoriteyi kabul etmediğini, 28 Şubat ve her dönemin buna şahit olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Eğer güçlü fikirler, şahsiyetler, liderler bir hareket içinden çıkabiliyorsa ve birbirlerine görüş ayrılıkları bazen olsa bile tahammülle ve saygıyla yaklaşabiliyorlarsa o hareket büyür" diye konuştu.

"Egomuzu gömerek bu yola çıktık"

"Egomuzu gömerek bu yola çıktık. Biz bütün bir geleceği sadece ve sadece mahviyet temelli bir hesap gününe hazırlanmak için bu yola çıktık" diyen Davutoğlu, Allah’ın kendilerini hesap gününde aydınlık olanlardan eylemesi temennisinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, küçük egoların esiri olanların kendilerinin ilişkisini anlayamayacağına dikkati çekerek, hiç kimsenin hiçbir zaman bu hareket içinde şu veya bu sebeple körü körüne bazı fikirlere saplanıldığına, egoların ve nefislerin öne çıkarıldığına şahit olmayacağını belirtti. 

Kendinin her şeyi açık konuştuğunu, şeffaf ve ilkeli davrandığını, 7 Haziran’dan beri de nasıl nezaket kuralları içinde davrandığına herkesin şahit olduğunu dile getiren Davutoğlu, bütün liderlere de nezaket üslubunun yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.

Herhangi bir şekilde birinin diğerine ödev verdiği bir anlayışı kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bize ödevi halkımız vermiş ve biz gereğini yapıyoruz ama MHP’den yapılan açıklamalar daha ilk geceden itibaren, kendi sorumluluğunu konuşmaktan daha çok başkalarının ne yapması gerektiğini söyleyen bir tutumu da halkımız benimsemez. O günden itibaren ve dün geceki açıklamaya kadar sürekli, ’Şu parti şununla bir araya gelsin. Şu, şunu yapsın. Öbürü bununla şunu konuşsun’ diye herkese ödev biçmek, siyasi sorumluluğun gereği değil. Adama sorarlar sen ne yapacaksın, ne yapmayı düşünüyorsun? CHP ile bizim görüş ayrılığımız MHP’den daha fazla olabilir ama oturduk medenice konuştuk, ne yapabileceğimizi konuştuk. Dün, tekrar takdir ediyorum, ayrılırken de ’Önümüzdeki günlerde tekrar ihtiyaç hasıl olursa her an diyalog kanallarımız açık olsun’ dedik. İşte siyasi nezaket bu."

"Başka kimseden ders almayız"

Görüşmelerin başlamasından bu yana Kılıçdaroğlu ile rencide edici bir tartışma içinde olmadıklarına dikkati çeken Başbakan Davutoğlu "Tamam, anlaşamadık ama ülke sorumluluğu gereği konuşmaya devam edeceğiz. Ama sürekli bize ödev biçerek kimse siyaset sahnesinden çekilemez. Bir kez daha ve kararlılıkla söylüyorum, bize dava misyonunu Rabbimiz, siyasi ödevimizi milletimiz verir, başka kimseden ders almayız" ifadesini kullandı.

"Davutoğlu, şunu yapsın, şöyle yapsın ondan sonra gelsin’, kusura bakma ben gelirsem girdiğim her salona Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ettiğim Dışişleri Bakanlığı görevini yaparken sergilediğim tutum gibi başım dik girerim, başım dik çıkarım ve hesabı sadece millete veririm" diyen Davutoğlu, bunu siyasi tutum ve üslup bağlamında söylediğini belirtti.

Yeni bir dönemde olunduğunu, herkesin konuşmaya, göz göze, yüz yüze bakmaya ihtiyacının olduğunu dile getiren Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Milletime dönük olarak soruyorum, iki ayı geçkin bir sürede benimle görüşme talep eden herhangi birisini reddettiğimi gören oldu mu? Herhangi bir siyasi lidere, o siyasi lideri rencide edecek şekilde bir tutum sergilediğimi gören oldu mu? Herhangi bir sorumluluk almak gerektiğinde bu sorumluluktan kaçtığımı gören oldu mu? Sizler de millet de şahit. Çok sabırla, üzerimize gelen bütün eleştirilere, hiç beklemediğimiz yerlerden gelen eleştirilere dahi herhangi bir şekilde fevri tavır göstermeden bugüne kadar geldik. Kendi ilkemizi, tutumumuzu ve ahlakımızı kendimiz belirleriz. O çerçevede de Sayın Bahçeli’den randevu istedim ve o çerçevede istedim. Bu ödev sadece bize verilmedi, bütün siyasi partilere aynı ödev verildi. Oturup birlikte bu ağır sorumluluk içinde terör tehdidi altındaki Türkiye’yi, her gün saldırı altında olma ihtimali taşıyan bir ülkeyi birlikte nasıl selametle yürütebileceğimizi ve seçime yöneltebileceğimizi konuşmak için herkesle istişareye hazırım."

"Geriye ne alternatif kalıyor millete gitmekten başka"

Dün erken seçimden bahsettiğini ve "CHP ile geldiğimiz bu noktadan sonra en büyük, güçlü ihtimal erken seçimdir" dediğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İlk defa bu kadar kararlı bir şekilde ve açık bir şekilde bahsettim. Neden? Çünkü, Sayın Bahçeli’nin 7 Haziran’dan bu yana yapmış olduğu bütün konuşmalar, yaptığı bütün açıklamalar önümde olmadan ben konuşmam. Aynı şey Sayın Kılıçdaroğlu için de geçerli. Sayın Bahçeli, 20 Haziran’da erken seçim için 15 Kasım’ı öngördü. Yine birçok konuşmasında ’Bunlar olmazsa ülke seçime girer’ dedi. Ben, Sayın Bahçeli’ye 14 Temmuz’da gittiğimde erken seçim ön yargısıyla gitmedim. Her tür ihtimali konuşmak üzere kendisini ziyaret ettim ama bütün bu açıklamalardan sonra koalisyon kurma ve hükümet ortağı olma kapısını kendisi kapattığı için erken seçimi öne çıkardım ve evet söyledim. Dün zikrettim, ’Seçimden korkmamak lazım, seçim bir aşıdır’ dedim. Aşı tabirini kimse yanlış anlamasın, bilerek kullandım. Aşı, ihtiyaç olduğu zaman kullanılır ama doğru zamanda kullanılması lazım. Gereksiz yere kullanırsanız zarar verir. Biz, eğer seçim gibi bir aşıyı 8 Haziran’da söyleseydik zararlı olurdu, millete saygısızlık olurdu. Dün akşama kadar bunu zikretmedim. Eğer bir çözüm yoksa, bir tarafla derin görüş ayrılığı varsa, diğer tarafta ’Ana muhalefet partisi görevini millet bana verdi, ben hükümet olmak istemiyorum’ görüşünü defaatlerce tekrar etmişse geriye ne alternatif kalıyor millete gitmekten başka? Bu söz üzerine, ’Seçimin yenilenmesi zehirdir’ açıklaması geldi, benim bu açıklamam karşısında. Tam da ben randevu talep ettiğim saatlerde. Bütün siyasi liderlere seslenerek de söylüyorum, seçim hiçbir şartta zehir değildir. Seçim ve milli irade devadır, deva."

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Eğer erken seçim deme hakkı veya imkanı her hangi bir partide olmuş olsaydı bunu en fazla AK Parti hak ederdi çünkü bir erken seçimde tek başına iktidar olma imkanına en fazla biz sahibiz. Ama 7 Haziran’dan bu yana dün Sayın Kılıçdaroğlu’yla yaptığımız görüşmeden sonraya kadar olan vakitte de biz erken seçimi öncelikli telafuz etmedik. Bunu halkımıza ve onun tercihine bir saygısızlık olarak gördük. ’Gidip hatanı düzelt’ diye halka adres göstermedik. Biliyorduk ki halk, bizim samimiyetimize inandığında tekrar önüne gittiğimizde hakkımızı teslim eder. Onun için yola çıktık" dedi.

Davutoğlu, AK Parti’nin 14’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla parti genel merkezinde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, birinci ödev olarak, 7 Haziran’dan bu yana milletin verdiği hükümet etme görevinin sorumluluğun ağırlığı içinde yürüttüklerini ve yürütmeye devam edeceklerini söyledi. 

Milletin ikinci mesaj olarak, "AK Parti kadrolarına güvendim, bundan sonra da güvenmeye devam edeceğim ama 14 yıl sonra kendinizin de bir iç muhasebe yapma ihtiyacınız var" dediğini anlatan Davutoğlu, "O günden bugüne daha 8 Haziran’da Bakanlar Kurulu ve MYK toplantısını birlikte yaptıktan sonra Bakanlar Kurulu üyeleriyle, MKYK toplantısından sonra, il başkanlarıyla, milletvekilleriyle yaptığımız toplantılardan sonra 2011 seçimlerine göre niçin oylarımızın düştüğünün, milletimiz nezdinde itibarımız anlamında atılması gereken adımların ne olması gerektiği konusunda kapsamlı bir istişare süreci başlattık" diye konuştu. 

Bu kapsamda değişik kanallardan kamuoyu araştırmaları yaptırdıklarını, teşkilatlardan raporlar alındığını, il başkanları ve diğer birimlerle bu raporları derlediklerini anlatan Davutoğlu, "Son MYK toplantısında bazı konuları değerlendirdik. Bu raporlarla ilgili de atacağımız adımlarla ilgili de açık yüreklilikle iç muhasebe yapmaya da kararlıyız" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 yıl önce partinin kuruluşunu ilan ettiği toplantıda, " Hiç bir zaman kulağımız kendi sesimizle dolmayacak ve hakikatin sesi nereden gelirse ona kulak vereceğiz" dediğini anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Siyasette erdemin işareti budur. Kendi kendimize propaganda yapmayacağız, millete derdimizi anlatacağız ama kendi başımıza kaldığımızda da herhangi bir yerden bir eleştiri gelmişse eğer bir eksiklik, bir yanlışlık, bir hata ya da kamuoyunda bir algı sapması olmuşsa bunu da açık yüreklilikle tartışmaya hazır olmamız lazım ve bunu tartışıyoruz, tartışacağız. Milletimizin huzuruna gittiğimizde vicdanımızın ve alnımızın ak olmasından daha büyük bir değer olamaz."

AK Parti’nin kurucu ilkelerine değinen Başbakan Davutoğlu, "14 Ağustos 2001’de zikredilen kurucu ilkelerimiz yani ortak akıl, yani zihin ve zihniyet yani ortak vicdan ve ahlak, yani ortak vizyon ve hizmet yani ortak irade hep partimizin temel ilkesi olacak ve bunlardan herhangi bir sapmaya da izin vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.

Demokrasilerde yüzde 41’in çok yüksek bir oran olduğunu aktaran Davutoğlu, bu oranın 2011’e göre bir düşüş gösterdiğini, hep birlikte kafa kafaya ve gönül gönüle vererek çalışacaklarını söyledi.

Davutoğlu, başta kendisi ve MKYK üyeleri olmak üzere, il ve ilçelerde açık yüreklilikle konuşacaklarını ve halkın huzuruna tekrar gidildiğinde halka, "Evet verdiğimiz mesaj alınmış, ev ödevleri yapılmış ve AK Parti kadroları temel kurucu ilkelerine sadık bir şekilde huzurumuza geldiler" dedirtmeleri gerektiğini belirtti.

"Kim hangi unvanla olursa olsun bu kurucu ilkelere, erdeme, ahlaka aykırı hareket ederse AK Parti kadroları içinde barınmamıştır, barınamayacaktır" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Temel ölçü, temel kıstas halkımızın vicdanıdır. Biz bugün eğer güçlü bir siyasi hareketsek milletimizin ve halkımızın vicdanından gelmemiz dolayısıyladır. Ondan koptuğumuz anda bütün pırıltımız, bütün aydınlığımız zayıflamaya başlar. Milletin vicdanından kopan hareketlerin varlığını sürdürmesine imkan yoktur. Biz ne zaman zorlukla karşılaşmışsak milletimize sığındık, o sığınak hala açık bir yürek olarak bizi bekliyor. Milletimize sığındıkça da güç bulduk, milletimizden güç aldıkça da bizim karşımızda harekete geçen şer odaklarına karşı dimdik ayakta durduk. Hiç bir zaman millete sığındığımız andan itibaren 14 yılda hiç bir zaman baş eğmedik, hiç bir zaman baş eğmeyeceğiz. Tam bir tevazu ile bütün bu mevkilerin ve makamların, bütün bu imkanların ve gücün sadece ve sadece hakkın ve halkın rızası için kullanılacağına olan derin itimadımız ile yola devam edeceğiz."

Davutoğlu, "Bizi hiç bir dış güç yıkamaz. Bir yürek haline gelmiş AK Parti kadrolarını hiç bir  vesayet, hiç bir darbe teşebbüsü sarsamaz. Bizi bir tek kendi iç muhasebemizde yapacağımız eksiklikler sarsabilir" şeklinde konuştu. 

"AK Parti hareketini kimse sarsamayacak"

Attıkları her adımda bunun manevi hesabının sorulacağını bildiklerinde, AK Parti hareketini kimsenin sarsamayacağını vurgulayan Davutoğlu, "Biz ahlaki değerlerimizle yükseldik, ahlaki değerlerimizle yola devam edeceğiz ve bu ahlaki değerleri koruduğumuz müddetçe de hakkın ve halkın yardımının yanında olacağından hiç şüphe etmeyeceğiz.  Şimdi bizim üzerimizde bir takım lekeler oluşturmak isteyenler, bir takım kampanyalarla AK Parti’nin ismine halel getirmek isteyenler bilsinler ki bu kadrolar yola çıkarken 14 Ağustos 2001’de de aktılar, 2007’de aktılar, 2011’de de aktılar, bugünde aklar gelecekte de bu kadro hep ak alınların, AK yüreklerin kadrosu olacak" değerlendirmesinde bulundu. 

Davutoğlu, halkın kendilerine verdiği üçüncü mesajda, "Evet, sizi takdir ediyorum, size güveniyorum, sizsiz hükümet olmaz, olmasını da istemiyorum ama bu sefer hükümeti konuşarak, anlaşarak, diğer partilerle kurun" dediğini aktardı.

Bunun kendi iradeleri ve tercihleri olmadığını, seçim kampanyası boyunca koalisyonun ne kadar zararlı olduğunu dile getirdiklerini ifade eden Davutoğlu, "Halk demişti ki ’gidin bu sefer sana tek parti ile hükümet kurma imkanı vermiyorum, konuşun.’ Dikkat ediniz 7 Haziran’dan bu yana benim ağzımdan ya da yetkili kurullarımızın ve yetkili sözcülerimizin ağzından hiçbir zaman halkın bu tercihine dönük tekebbür ifade eden bir söz çıkmadı" dedi.

Halka 13 yıllık hizmetin karşılığını niye vermediklerini sormadıklarını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"O günden bu güne ’madem ki halk bize bu mesajı verdi, hakkını verelim’ diyen bir çaba içerisindeyiz. Eğer erken seçim deme hakkı veya imkanı her hangi bir partide olmuş olsaydı bunu en fazla AK Parti hak ederdi çünkü bir erken seçimde tek başına iktidar olma imkanına en fazla biz sahibiz. Ama 7 Haziran’dan bu yana dün Sayın Kılıçdaroğlu’yla yaptığımız görüşmeden sonraya kadar olan vakitte de biz erken seçimi öncelikli telaffuz etmedik. Bunu halkımıza ve onun tercihine bir saygısızlık olarak gördük. ’Gidip hatanı düzelt’ diye halka adres göstermedik. Biliyorduk ki halk, bizim samimiyetimize inandığında tekrar önüne gittiğimizde hakkımızı teslim eder. Onun için yola çıktık. Meşruiyet çizgisi içinde ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasal konumu çerçevesinde yürüttüğü süreçte 9 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlık divanının oluşumunun hemen sonrasında hükümeti kurma görevini devraldık. 9 Temmuz’dan 14 Ağustosa kadar geçen sürede bütün milletimizde şahittir bu görevin hakkını yerine getirebilmek için olağanüstü çaba sarf ettik."

Davutoğlu, istişare mekanizmalarını işlettiklerini, daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüştüklerini belirtti.

Şeffaf bir şekilde yol haritası açıkladığını anlatan Davutoğlu, kendisini eleştirenlerin 13 Temmuz’da ilk ziyaretinin ardından yaptığı açıklamaya bakmalarını isteyerek, "Eğer o günden bu güne tek bir tutarsızlık görürlerse, tek bir çelişkiye rastlarlarsa biz gerektiğinde özür de dileriz ama ne  bir cümlemde ne bir attığım adımda ve eylemimde o gün halkıma açıkladığım eylem planından tek bir sapmaya izin vermedim" diye konuştu. 

Samimiyetle bütün ihtimalleri deneyeceklerini söylediğini hatırlatan Davutoğlu, bütün parti liderleriyle görüştüklerini söyledi. 

"Bahçeli’den randevu kararını dün almadım"

Bütün parti liderlerini muhasebe yapmaya çağıran Davutoğlu, ilk tur görüşmeleriyle ilgili olarak şunları kaydetti:

"Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüştük ve Sayın Kılıçdaroğlu, aramızdaki derin görüş ayrılıklarına rağmen koalisyon yapma zemininin olup olmadığını, birlikte test etmeye hazır olduğumuzla ilgili bir mutabakata vardık, bakın koalisyon kurma değil, koalisyon zeminin olup olmadığını Sayın Bahçeli’yle görüştük. Sayın Bahçeli zaten ilk geceden itibaren yani 7 Haziran gecesinden itibaren bütün bu konuşmalar halkımızın huzurunda, biz burada demokrasi forumu haline gelmiş balkonda ’Türkiye’yi hükümetsiz bırakmayız ve elimizden gelen çabayı göstereceğiz’ derken, Sayın Bahçeli de kendilerine ana muhalefet görevi verildiğini deyip, başka partilere bu görevi yükleme yönünde bir fikir beyan etmişti. O zaman da bu çizgide bize önce CHP ile konuşmamızı ama ilkesel olarak kendilerinin koalisyon fikrine kapalı olduğunu intibağını ilettiler ve bizim bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi ile olan görüşmelerimize atıfla o sürecin devam etmesi gerektiğini ifade ettiler. O gün de söyledim dün almadım, Sayın Bahçeli’den randevu kararını. O gün dedim ki Cumhuriyet Halk Partisi’yle görüşmelerimizden sonra Sayın Bahçeli’yle, Milliyetçi Hareket Partisi’yle de görüşmelere devam edebiliriz. Buna da herhangi bir itiraz gelmedi Milliyetçi Hareket Partisi’nden."

HDP ile ilgili olarak da Davutoğlu, "HDP Eş Başkanlarıyla bir koalisyon ya da hükümet kurma ihtimali olmadığı baştan belliydi. Çünkü onlar AK Parti’yle ’asla’ demişlerdi. Tam bir tekebbür haliyle 7 Haziran’dan sonra açık söyleyeyim biz millete karşı mütevaziyiz ama kim bize karşı kibir ederse ona gereken kibri ve haddini bildirmeyi de en büyük sadaka kabul ederiz. Nezaketle davranırız ama nezaketsizlik karşısında sessiz kalmayız. Vakarla davranırız ama vakarımıza birisi halel getirmeye kalkışırsa ona vakar dersi veririz" dedi.

İlk tur görüşmelerin ardından CHP ile iki tarafın belirlediği heyetler çerçevesinde istişari görüşmelerin başladığını aktaran Davutoğlu, başta Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik olmak üzere bütün heyet üyelerine teşekkür etti.

"Cumhuriyet Halk Partisi heyetiyle Türk siyasi tarihinde iki ana akım siyasi partinin bir arada yürüttüğü en kapsamı görüşmeleri yaptılar" diyen Davutoğlu, MHP’yi de ihmal etmediklerini bir başka komisyonun Faruk Çelik başkanlığında çalışmaları yürüttüğünü söyledi.

"Bu çalışmalar bir koalisyon müzakeresi çalışmaları değildi"

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Zaten AK Parti erken seçimi kafaya koymuştu oraya doğru gitmek isteyenlere" cevap verdiğini belirterek, "Çok ciddi bir emek sarfettik. Madem ki millet bize ’ödev verdi’, madem ki millet bize ’bunu yapın’ dedi. Bizim zihniyetimizde millet amirdir, devlet ve devlet adamları memurdur. Amir emretmiş bize uymak düşer, millet söylemiş bize gereğini yapmak düşer. Bunun gereğini yaparken nasıl eleştiriler aldığınızı da biliyorum. İyi niyetimizin sorgulandığı, perde gerisinden bazı söylentilerle partimiz içinde bazı nifakların bile oluşturulmak istendiğini de görüyorum. Ama biz ilkesel olarak yola çıktık ve bu yoldan bir adım bile geri adım atmadık. Bu çalışmalar için Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibine de buradan teşekkür ediyorum tam bir olgunlukla, karşılıklı anlayışla tamamlandı istikşafi görüşmeler ve bana iki dosyada son derece kapsamlı müktesebatla bana bir kaç saat süren sunuş yaptılar. Tek tek anayasada nerede anlaşıyoruz, nerede anlaşamıyoruz. Yargı güçler ayrılığı prensibinde nerede anlaşıyoruz, nerede anlaşamıyoruz. Dış politikada, eğitimde, ekonomide, sosyal yardımlarda, eksik hiç bir şey kalmamıştı. Bu çalışmalar bir koalisyon müzakeresi çalışmaları değildi, mutabık kaldığımız husus bir koalisyon için zemin olup olmadığının iki genel başkan tarafından değerlendirmesine imkan sağlayacak bir çalışmaydı."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.