Cumhurbaskani Erdogan’in Eskisehir 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni
… bir kapıdan girer, öbür kapıdan gidersin, öyle mi?
Sevgili Eskişehirliler, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
6. Olağan İl Kongremiz sebebiyle bir kez daha Yunus Emre’nin şehri Eskişehir’de olmanın bahtiyarlığını, memnuniyetini yaşıyorum.
Buradan, bu muhteşem salondan tüm Eskişehir’e, Eskişehir’in ilçelerindeki, mahallelerindeki tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
Sözlerimin hemen başında Eskişehir’in değerleri olan Şeyh Edebali’yi, Hoca Nasreddin’i, Seyit Gazi’yi, Aziz Mahmut Hüdai’yi, Hasan Polatkan’ı, Gün Sazak’ı rahmetle yad ediyorum.
Demokrasinin şehri Eskişehir’de bundan 70 sene önce 1948 senesinde ilk mitingini Çifteler’de yaparak demokrasi mücadelesini başlatan, ömrünü milletine hizmete adayan Adnan Menderes’i tazimle, şükranla yad ediyorum.
Bu millet… Maşallah maşallah, bu ne coşku böyle?
Bu millet Menderes’i ve hizmetlerini hiçbir zaman unutmadı, unutmayacak. Elbette bu millet darbe günü sevinç naralarıyla sokaklarda nümayiş yapanları da unutmayacak. İnşallah bu millet siyasetçilerini, ülkeye hizmet aşkıyla yanan idarecilerini bir daha darbe heveslilerine kurban vermeyecek. 15 Temmuz gecesi olduğu gibi canı pahasına, 251 evladı pahasına meydanı cuntacılara bırakmayacak.
Hamdolsun şu anda salonun dışında bunun iki misli Eskişehirlinin olduğunu biliyorsunuz değil mi? Önce onları selamladık, oradan icazet aldık buraya girdik, şimdi sizlerle beraberiz.
Ben bir kez daha vatanımız, bağımsızlığımız ve demokrasimiz için bedel ödeyen tüm Eskişehirli kahramanlara şahsım, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı özellikle ifade ediyorum. Terörle mücadelede kaybettiklerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimize Yüce Mevla’dan rahmet ve mağfiret diliyorum. Gelin ruhlarına birer Fatiha gönderelim.
Bugün bizi bir kez daha sevgiyle, heyecanla, Eskişehir’e yakışır bir muhabbetle bağrına basan tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Maşallah bugün Eskişehir kabına sığmıyor, destan yazıyor. Eyvallah, dünya beşten büyüktür. Bunu bilenler biliyor, ama bilmeyenler de bilecek, dünya beşten büyüktür.
Eskişehir, 2019 için adeta ben hazırım diye haykırıyor.
Şimdi soruyorum: Mart 2019’a hazır mıyız? Kasım 2019’a hazır mıyız? Elhamdülillah.
Bana sizler gibi yol arkadaşları, dava arkadaşları lütfettiği için Rabbime ne kadar hamd etsem azdır. Böyle asil, böyle vefakâr, böyle kalender bir milletin evladı olduğum için Rabbime hamd ediyorum.
Aşık Yunus ne güzel söylemiş:
“Hakk’tan gelen şerbeti
İçtik elhamdülillah
Şol kudret denizini
Geçtik elhamdülillah
Kuru idik yaş olduk,
Kanatlandık kuş olduk
Birbirimize eş olduk,
Uçtuk elhamdülillah.
Balım Sultan ilinden
Şeker damlar dilinden
Dost bağının yolundan
Geçtik elhamdülillah
Dirildik pınar olduk
İrkildik ırmak olduk
Aktık denize dolduk
Taştık elhamdülillah.”
Bizler de dilinden şeker damlayan siz gönül dostlarımızla, Eskişehirli kardeşlerimizle beraber olduğumuz için elhamdülillah diyoruz.
Kongremizin teşkilatımız için, Eskişehir için, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. Hamdolsun. Bu güzel birlikteliğimizin, her geçen gün gelişen, kalkınan, adeta hızlı trende ve ulaşımda Türkiye’nin kavşak noktası olan Eskişehir için yeni bir dönemin kapılarını aralamasını ümit ediyorum.
Eskişehir İl Teşkilatımızın tüm mensuplarını, kurulduğu günden bugüne kadar partimizin çatısı altında emek vermiş tüm kardeşlerimi gayretlerinden ve fedakârlıklarından ötürü kutluyor, kendilerine teşekkür ediyorum.
Kardeşlerim; bu kutlu çatı altında mücadele etmiş, ancak bugün aramızda bulunmayan vefat etmiş tüm kardeşlerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Bugün Eskişehir’le beraber büyükşehir il kongrelerimizi de başlatmış oluyoruz. Şimdiye kadar 54 il kongremizi başarıyla, tam bir dayanışma ve muhabbet iklimi içinde icra ettik. Kongrelerimiz vasıtasıyla hem kadrolarımızı yeniledik, yeniliyoruz, hem de kardeşliğimizi tahkim ettik, ediyoruz. İnşallah kısa sürede kalan kongrelerimizi tamamlayacak, ardından da büyük kongremizin hazırlıklarına başlayacağız.
Her gittiğim yerde işte buradaki gibi muhteşem bir heyecanla göz kamaştıran bir dayanışmaya şahit oluyorum hamdolsun. AK Parti kadroları her zamankinden daha güçlü, daha organize bir şekilde 2019’da yapılacak seçimlere hazırlanıyor. Sandık müşahitlerimizden ilçe yönetim kurullarına, il teşkilatımızdan belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize kadar her bir dava arkadaşım artık şu gerçeği çok iyi biliyor. 2019 seçimleri ülkemizin en kritik, tarihi önemi en yüksek seçimlerinden biri olacak.
Zeytin dallarını görüyorum.
Türkiye 2019’dan alacağı kuvvet, cesaret, özgüvenle 2023’e, daha sonra 2053 ve 2071’e yürüyecektir. Türkiye’nin 2019 kavşağını da başarıyla dönmekten başka bir şansı yoktur. İşte bunun kadroları burada, hazır mıyız? Siz hazır olduktan sonra Allah’ın izniyle bizim aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bu seçimlerde sadece ülkemizin 15 yıllık başarılarının değil demokrasi tarihimiz boyunca elde ettiğimiz tüm kazanımların da evvel Allah adeta oylaması yapılacaktır; bu çok önemli. Üzerimizde taşıdığımız bu yükün ve sorumluluğun bilinciyle hazırlıklarımızı yürütmemiz gerekiyor. Şu andan itibaren 2019’a kadar kapı-kapı dolaşacak, eserlerimizi, hizmetlerimizi, projelerimizi Eskişehirli kardeşlerimize anlatacağız. Bu süreçte durma, duraksama, rehavete kapılma lüksümüz yok. Şunu diyebilirsiniz: Sayın Cumhurbaşkanı, Genel Başkanım; artık bunu bilmeyen mi var? Öyle demeyin, hafızayı beşer nisyan ile maluldür. Siz herkes bilir zannedersiniz, ama maalesef bu yapılanların hepsi unutuluyor. Hatta hatta hani o yüksek hızlı trenimiz var ya, ya bunun bile AK Parti iktidarı veya AK Parti Hükümeti tarafından yapıldığını bilmeyenlerin olduğunu da size söyleyebilirim, öyle var, çok. Tabii marifet iltifata tabidir değil mi?
Kardeşlerim, ya siz oynayacak başka kimse bulamadınız mı? İşimize bakalım, bizim yapacak çok işimiz var çok. Bak 25 havalimanı 57 havalimanı oldu, 25’ten 57’ye. Bu kadar havalimanını biz yaptık, hala yapıyoruz, yapacağız. Niye? İstiyoruz ki hemen evinden çıksın 15 dakikada, yarım saatte havalimanına varsın, oradan da uçağına binsin gideceği yere gitsin. Ya Türkiye’yi bu hale biz getirdik ya. Düşünün, bütün bunlar yapılırken niye yaptık bunları? Modern Türkiye için bu gerekliydi de onun için yaptık, iş olsun diye değil. Modern Türkiye’yi inşa edeceksek, hani bunlar Atatürkçüyüz diyorlar ya, eğer Atatürkçüysen muasır medeniyetler seviyesine yükseltmek için ne yaptınız, söyleyin bakalım? Bunların dikili bir taşı var mı acaba? Yok. Ama bizim evvel Allah eserlerimiz çok. İşte muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak mı? Bak buradan dünyaya sesleniyorum, sadece onlara değil; dünyada şu anda 1 numaralı havalimanını biz yapıyoruz, biz hamdolsun. Şu anda önümüzdeki yıl değil bu yılın sonuna kadar yılda 150 milyon yolcu kapasiteli havalimanımız inşallah açılıyor. Ve 2023’te bu sayı 200 milyona çıkacak ve 1 numara. Buralara durup dururken gelmedik ya, yan gelip yatarak gelmedik ya, çalıştık çalıştık, azmettik, koşturduk. Bakınız, İstanbul Boğazı düşünün, Boğazda bizden önce sağ olsunlar, var olsunlar, birinci ki şimdi ona 15 Temmuz Köprüsü diyoruz biliyorsunuz, o vardı, ikinci Fatih Sultan’dı, biz de Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık, üçüncü köprü. Ama biz yetinmedik, bize bir ilham kaynağı gerekiyordu. Neydi o? Dedemiz Fatih gemileri karadan yürüttü. Biz de dedik ki; mademki dedemiz Fatih gemileri karadan yürüttü, biz de Marmaray’la trenleri denizin altından yürütelim dedik. Ve hanım kardeşlerim, sevgili gençler; Marmaray’la milyonlar geçti milyonlar hamdolsun. Ve yetmedi, dedik ki biz denizin altından bir şey daha yapmamız lazım. Bu defa da Avrasya Tünelini yaptık, oradan da denizin altından otomobiller geçiyor, bunu da yaptık.
Şimdi nedir bu? Bu bir yarıştır. Nereyle? Dünya ile yarıştır. Niye kıskanıyorlar? İşte bundan. Ve şu anda bilir misiniz Türk Hava Yolları dünyada ilk 7’nin içerisinde. Hele hele en fazla destinasyona, noktaya uçma noktasında Türk Hava Yolları 1 numara. Ama biz geldiğimiz zaman Türk Hava Yolları’nın uçak sayısı bile hak getire, çok çok azdı, parmak sayılarını zor geçerdi. Ama şimdi Türk Hava Yolları’ndan başka o zaman hava yolu yoktu, şimdi 7 tane hava şirketi var. Buralara öyle kolay gelinmedi, işte bu rekabetlerle oldu bunlar.
Ve değerli kardeşlerim; şimdi istediğimiz yere istediğimiz gibi uçabiliyoruz, ulaşabiliyoruz. Hepsinden öte sağa-sola gitmeye gerek yok ya, şu Eskişehir’de şu yüksek hızlı trenin olması bile gerek gençlerimiz, gerekse halkımız açısından çok çok önemli.
Kardeşlerim; AK kadro omuzlarında tarihi bir mesuliyet taşıyor. Siz neredeyseniz ben de oradayım. Şimdi buradan Eskişehir İl Teşkilatımıza soruyorum;
Ana Kademe, bir göreyim sizi bakayım şöyle, bir kalkın ayağa, Ana Kademeyi bir görelim.
2019 için kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bu sesten bir şey olmaz. Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Ha böyle ya.
Hanımlar, bir de sizi görelim bakalım. Ana Kademe otursun, hanımlar ayağa kalsın bakalım şöyle, hanımları bir görelim.
2019 için kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Maşallah maşallah. Unutmayın, kale içeriden fethedilir, kaleleri siz fethedeceksiniz, siz. Ben size inanıyorum ve bu işi başaracaksınız.
Gençler, şimdi bir de gençleri görelim. 2019 için kapı-kapı dolaşmaya, üniversitesi arkadaşlarınızla kucaklaşmaya, liselerde aynı şekilde var mıyız? Maşallah, barekallah, elhamdülillah.
İnşallah gençliğimizin kurtuluşuna, gençliğimizin geleceğin inşasına ve ihyasına vesile olmasına ben sizlerle beraber inanıyorum ve bunu birlikte başaracağız. Ve Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.
Değerli kardeşlerim, biz AK Parti olarak her ne kadar 17 yıllık bir hareket olsak da, binlerce yıllık şanlı bir tarihin, zengin bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bizler asırlar boyu üç kıta, yedi iklimde hüküm sürmüş, dünyaya nizam vermiş bir ecdadın torunlarıyız biliyorsunuz değil mi? Biz kökü mazide olan, gözü atide bir geleneğin bugünkü mümessilleriyiz, biliyorsunuz değil mi? Bu hareketin kökleri nerede biliyor musunuz? Gençler, bakın bu cümlelerime dikkat edin; bu hareketin kökleri Hira Dağı’ndadır, oradadır. Malazgirt’tedir, Söğüt’tedir, Dumlupınar, Sakarya, Çanakkale’dedir. Bu davanın temelinde Şeyh Edebali’nin basireti, Seyit Onbaşı’nın cesareti, Hasan Polatkan’ın hizmet aşkı vardır. Bizim atamız kefen niyetine girdiği beyaz elbisesiyle Malazgirt Meydanında; “Askerlerim, bütün Müslümanların bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur Cennet’e girerim” diye seslenen Sultan Alp Arslan’dır, bunu böyle bilelim. Bizim ceddimiz son nefesini vermeden önce evladına; “Oğlum, sana her hayrın kaynağı olan Allah korkusuyla hareket etmeni vasiyet ederim. Unutma, halk bize Allah’ın emanetidir, herkesin hak ve hukukuna riayet et” tavsiyesinde bulunan Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’dir. Biz daha 21 yaşında genç bir padişah iken “Ya ben Bizans’ı alırım, ya Bizans beni” diyerek fethe yürüyen Sultan Fatih’lerin torunlarıyız. Biz Devleti Alinin en sıkıntılı zamanlarında bile “Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir” diye haykıran Sultan II. Abdülhamit Han’ın torunlarıyız. Biz “Ya istiklal, ya ölüm” parolasıyla Anadolu’yu yedi düvele mezar eden yiğitlerin, milli mücadele kahramanlarının varisleriyiz. Ve elbette biz “la galibe illallah” “Allah’tan başka zafer sahibi yoktur” diyen bir tevekkülün temsilcileriyiz.
Sevgili gençler, değerli kardeşlerim; ve biz “Millete efendilik yoktur, hizmetkârlık vardır” diyen Gazi Mustafa Kemal’in zihin yapısında olan bir zihniyeti temsil ediyoruz.
Kardeşlerim, davamızın bu kadim geçmişini bilmeyenler bizi hiçbir zaman tam olarak anlamadılar, anlayamadılar. Bu hareketi günlük siyasetin kavramlarına hapsetmeye çalışanlar her seferinde hayal kırıklığı yaşadılar. AK Parti’yi geçmişin kötü örneklerinin kalıplarıyla, hastalıklarıyla, zaaflarıyla tanımlamaya çalışanlar daima yanıldılar, hüsrana uğradılar, yine uğrayacaklar.
Kavgayı, çıkar çatışmasını siyasetlerinin merkezine yerleştirenler işte bu salondan yükselen muhabbetimizi bir türlü anlayamadılar. Biz birbirimizi niye seviyoruz? Cumhurbaşkanı, başbakan, para sahibi, bundan dolayı mı? Sadece Allah için seviyoruz, sadece. Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, bu yola öyle çıktık. Koltuk kavgasıyla ömürlerini geçirenler bizim ülkeye ve millete hizmet aşkımızın sırrına bir türlü varamadılar.
Değerli kardeşlerim, her zaman ifade ettiğim gibi biz siyaseti ikbal kapısı olarak değil hizmet vesilesi, daha önemlisi istiklal ve istikbal mücadelesi olarak görüyoruz.
Kardeşlerim, bu hareket hiçbir zaman koltuk hırsına, makam ve mevki sevdasına prim veren bir hareket olmadı. Biz Ana Muhalefetin başındaki zat gibi 9 seçim kaybetmesine, görevde bulunduğu her sene bir seçim hezimeti sığdırmasına rağmen koltuğa yapışanlardan olmadık. Bizim nazarımızda tüm makamlar geçicidir, fanidir, milletimizin bize birer emanetidir. Biz makama, insana, insanlığa, vatandaşlarımıza hizmet götürme aracı olmanın ötesinde hiçbir anlam yüklemedik, yüklemeyiz. Makam hırsı olanlar, makamlara hizmet aracı olarak değil de rant kapısı olarak bakanlar bu kutlu çatının altında asla barınamadılar. Bunun için sürekli kendimizi yeniliyoruz. Hakk ve halk katında hesap vermeden önce nefsimizi hesaba çekiyor, tespit edebildiğimiz kadarıyla eksikliğimizi, yanlışlarımızı telafi ediyoruz.
Evet, o güzel sözde Sevgililer Sevgilisi ne buyuruyor: “Hayrunnâs men yenfeunnâs.” İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır, buradan hareket edeceğiz.
Gençleşerek, yenilenerek, Yunus Emre’nin ifadesiyle her dem taze doğarak yolumuza devam ediyoruz. Hamdolsun il kongremizden yansıyan manzaralar işte bugün burada olduğu gibi bu teşkilatlarımızdaki her bir kardeşimizin bu şuurla hareket ettiğini gösteriyor. Maşallah maşallah. Davamıza gönül vermiş tüm yol arkadaşlarımın, partimizin değerlerini iliklerine kadar benimsediğini görmekten memnuniyet duyuyorum.
Bunu şurada büyük bir gururla ifade etmek istiyorum; AK Parti geleneğin partisi olduğu kadar geleceğin de partisidir, unutmayalım. AK Parti ülkemizin hem en genç, hem de en köklü hareketidir. Nasıl ki bir ağaç kökleriyle yaşarsa, işte biz de bizi biz yapan, diğerlerinden ayıran bu ilklerimizle, bu ilkelerimizle geleceğe ilerliyoruz. Gece-gündüz demeden her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan bu aziz vatana hizmet etmenin aşkı ile yürüyoruz. İnşallah gelecekte de Yunus Emre’nin şu tavsiyesini kendimize rehber kılarak çalışmayı sürdüreceğiz. Gençler, burayı aman hem ezberleyelim, hem de sindirelim. Nedir o:
“Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için.
Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.”
Evet, kırmadan, dökmeden, varsa incinmiş kalpleri tamir ederek, hiçbir ayrımcılığa prim vermeden 81 milyonun her bir ferdini bağrımıza basmayı sürdüreceğiz.
Maşallah, gençler bir başka bugün, maşallah, Allah nazardan saklasın. Rabbim birliğinizi, beraberliğinizi daim etsin.
Kardeşlerim, son 15 yılda Eskişehir’e yaptığımız toplam yatırım ne biliyor musunuz? 18 katrilyon, Eskişehir’e yaptığımız toplam yatırım 18 katrilyon. Ve bunların içerisinde 2 bin 734 yeni derslik, toplam 3 bin 859 yatak kapasiteli yükseköğrenim yurtları kazandırdık. 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum inşa ettik Eskişehir’e. Çünkü Eskişehir’e yakışan oydu, olması gereken oydu, onun için bunu yaptık.
Sağlıkta şehrimize 5’i hastane olmak üzere 21 sağlık tesisi kazandırdık. Bin 81 yataklı Eskişehir Şehir Hastanesinin ve 600 yataklı Yunus Emre Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yapımı süratle devam ediyor. İnşallah şehir hastanemiz bu yılsonunda hizmete giriyor.
Eskişehir’de son 15 yılda 10 bine yakın konut projesi uyguladık. Ve 15 yılda Eskişehir’in ulaştırma altyapısı için kardeşlerim, 6 katrilyon harcama yaptık. Eskişehir’de 2002 yılına kadar bölünmüş yol ne kadardı biliyor musunuz? 90 kilometre, biz buna 221 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. Toplamda değerli kardeşlerim 340 trilyon lira maliyeti olan 5 adet yol projemizin yapımı da sürüyor. 2009 yılında hizmete verdiğimiz Eskişehir-Ankara hızlı tren hattına 2013 yılında Konya’yı, 2014 yılında da İstanbul’u dahil ettik. Bugüne kadar Ankara-Eskişehir-İstanbul arasında yaklaşık, buraya dikkat, 23 milyon yolcu seyahat etti. Ve artık Eskişehir 15 yılda hızlı trenlerin kesişme noktası oldu. Eskişehir’in bu özelliği yapımı devam eden projelerle daha da güçlenecek. Eskişehir ülkemizin her köşesine hızlı tren hatlarıyla bağlanacak. Sadece bunlarla yetinmiyoruz, aynı zamanda mevcut demir yollarımızı da modernize ediyoruz.
Eskişehir ulaşım merkezi olmanın yanında, aynı zamanda bir tarım şehri. Eskişehir’in bereketli topraklarını suyla buluşturmak için 9 baraj, 7 gölet ve 26 sulama tesisi inşa ettik. Böylece Eskişehir’de 105 bin dekarın üzerinde yeni tarım arazisini sulamaya açtık. İnşası süren Gökpınar Barajı ile Eskişehir’in 61 bin dekar arazisi suyla buluşacak. Eskişehirli çiftçilerimize 258 milyonu hayvancılık olmak üzere toplam 1,5 milyar lira tarımsal destek verdik.
Yunus Emre’nin, Şeyh Edebali’nin, Seyit Gazi’nin, Aziz Mahmut Hüdai’nin şehri Eskişehir’i kültür ve turizm noktasında bambaşka bir noktaya taşıdık. Eskişehir, sadece ülkemizin dört bir köşesinden değil Türk dünyasından, biliyorsunuz Eskişehir Türk dünyasına başkentlik de yaptı, Ortadoğu’dan, Balkanlar’dan binlerce ziyaretçiyi her yıl misafir ediyor. Turizm giderek eğitim, hizmetler ve sanayiyle beraber şehrimizin ana gelir kaynaklarından biri oluyor. İnşallah yeni projelerimizle bunu daha da geliştireceğiz.
Biraz sonra temelini atacağımız hemşehriniz Sayın Erol Tabanca’nın ortağıyla Eskişehir’e kazandırdığı Odunpazarı Modern Sanat Müzesi de işte bu doğrultuda atılmış yeni bir adımdır. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.
Kardeşlerim, ülkemiz gerek içeride, gerekse sınırları dışında tarihinin en çetin mücadelelerinden birini veriyor. FETÖ, DEAŞ, PKK, PYG gibi terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sadece bugünümüz için değil istikbalimiz için hayati bir önemdedir. Ülkemizin geleceğini esir almaya yönelik kirli tezgâhları parçalamaktan başka şansımız yok. Hiç merak etmeyin, bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükûda ve secdede eğildik, eğiliriz.
Şimdi tüm vatandaşlarımın şu hakikati görmelerini istiyorum, gençler bunu iyi bilin: Ya olacağız, ya öleceğiz. Ya bu oyunu bozacağız, ya da 1 asır daha ayağımızda prangalarla yaşayacağız. İşte Afrin. Bu sabah itibariyle bin 595 terörist etkisiz hale getirildi, bin 595. 31 Mehmet’imiz, 60 Özgür Suriye Ordusu, toplam 91 şehidimiz var. İnşallah gitme kararını verdiğim zaman 15 Temmuz’da olduğu gibi haydi gidiyoruz diyeceğiz ve gideceğiz, hiç merak etmeyin.
Bu tarihi süreçte Türkiye’nin kutuplaşmaya değil kucaklaşmaya ihtiyacı var. Ben şu anda milletimde bunu görüyorum. Ne diyor, Mehmet’imiz ne diyor? Düğüne gidiyoruz diyor.
Değerli kardeşlerim, birileri Afrin’e gitmeyi lüks görebilir, Afrin’e inmeyin diyebilir. Bakınız, birileri hala oralarda barış rüzgârları estireceğini zannedebilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak diyorum ki; bize saldıranlara karşı kusura bakmayın biz Osmanlı tokadını atarız. O bana saldıracak, o bize saldıracak, Kilis’te, Hatay’da 100’e yakın kardeşimiz şehit olacak, biz ne diyeceğiz? Öbür yanağımı da uzatacağım, gel bu yanağa da vur; yok böyle şey, yok böyle şey. Biz Osmanlı’nın tokadını atarız.
Aynı şeyi nerede yaptık? Biliyorsunuz Cerablus’ta yaptık, Rai’de yaptık, El Bab’da yaptık, şimdi de burada yapacağız. Ve 3,5 milyon Suriyeli kardeşimizi kendi topraklarına, kendi vatanlarına, evlerine inşallah döndüreceğiz, bunu yapacağız. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda ne yaptıysak, Afrin Harekâtı’nda da bunu yapacağız.
Kardeşlerim, ülkemizin kavgaya, kaosa, kargaşaya değil dayanışmaya, bir duvarın tuğlaları gibi yek diğerine kenetlenmeye ihtiyacı var. Allah ne buyuruyor: “…” Aynen o tuğlalar birbirine nasıl giriyorsa o şekilde.
Türkiye’nin tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkeleri etrafında bütünleşmeye ihtiyacı var. İçinde bulunduğumuz dönem farklılıkları keskinleştirme değil ortak noktaları yüceltme dönemidir. Zaman ihtilaf değil ittifak dönemidir. Gün ülkemizin geleceğini günlük siyasi mülahazaların önüne koyma günüdür. Milletimiz bizden hizmet bekliyor. Milletimiz bizden ülkemizi hedefleriyle, idealleriyle buluşturmamızı bekliyor.
Kalbini bize yöneltmiş, yönünü bize dönmüş, umudunu bize bağlamış milyonlarca kardeşimiz Türkiye’nin başarısı için gece-gündüz dua ediyor. Unutmayın, Türkiye kendi hedefleri yanında küresel adalet mücadelesinin de sancaktarıdır. Türkiye mazlum ve mağdurların sığınağı, zalimlerin ise korkulu rüyasıdır. Bunun için Türk milleti her zamankinden daha güçlü, daha sağlam, daha bir ve beraber olmak zorundadır. Kırımlı kardeşlerimizin, Türkistanlı mazlumların, Kafkasyalı, Saraybosnalı, Afrikalı dostlarımızın umudu bu ülkedir, bu millettir. Şayet biz sendelersek Kudüs düşer, Filistin, Arakan, Somali düşer.
Siyaseti çıkar mücadelesi olarak görenlerin bizi bölmesine, bizi birbirimize düşürmesine asla izin vermeyeceğiz.
Kardeşlerim, etnik kimlik üzerinden, mezhep, meşrep, ideoloji üzerinden milletimizin arasına fitne sokulmasına kesinlikle müsaade edemeyiz. Onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Ve geleceğe daha güçlü bir şekilde ilerleyeceğiz. İnşallah kardeşliğimizi perçinleyerek bize ve ülkemize kurulan tuzakları tek tek sahiplerinin başlarına geçireceğiz.
Ben burada her bir dava arkadaşıma güveniyorum. Özellikle genç kardeşlerimden önümüzdeki süreçte kirli senaryolara karşı uyanık olmalarını bekliyorum.
Ve sevgili kardeşlerim, son dörtlüğümüze geldim, bunu tabii beraber söyleyeceğiz. Şöyle bir kalkalım bakalım, oturduğunuz yerde yoruldunuz biliyorum. Hazır mısınız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Eskişehir’i hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, kongremiz hayırlara vesile olsun. İnşallah yeni bir doğuş, yeni bir dirilişe vesile olsun.
Kalın sağlıcakla.