Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Kütahya 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

… Bu imanla, bu aşkla, bu inançla bu dava arkadaşlığımızı Rabbim daim kılsın.

Hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Kütahya’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki, köylerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Şu anda dışarıda en az salondaki kardeşlerim kadar büyük bir katılım vardı, onları selamlamadan geçemezdim. Tabii onları selamladım, şimdi de sizlerle bir aradayım.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Kütahya Teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Kongremizin şehrimiz için, Kütahya ile birlikte ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma partim adına teşekkür ediyor, bayrağı devralan kardeşlerime de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum. (“Kardeşin burada, Reisinin yanında” sesleri) Asla şüphem yok, sizlere inancım tam.

Öncelikle Kütahya’ya 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 69,3’lük desteği ve 16 Nisan’daki halkoylamasında yüzde 70,3’lük evet oyu sebebiyle şükranlarımı sunuyorum. Tabii burada yüzde 86’yı özellikle yakalayarak Türkiye genelinde ilk 100’e giren Aslanapa ilçemizi özellikle tebrik ediyorum. Aslanapa bir örnek oluşturdu maşallah. Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Bu sonuçlarla Kütahya Ege Bölgesinde birinci sıraya yerleşti. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Şu sevginiz var ya sevginiz, şu vefanız var ya vefanız, desteğiniz için tüm Kütahyalı kardeşlerime ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.

Kütahya, tarihin her döneminde hem kurtuluşa, hem kuruluşa ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri) Maşallah, kaç gün çalıştınız bu dersi ya, maşallah maşallah. Gerçekten suskun dünyanın gür sesi Kütahya’dayız bugün.

Çanakkale Zaferi, nasıl 200 yıllık ataletten silkinişin sembolü ise, Dumlupınar da Anadolu’da kuracağımız yeni devletimizin müjdecisiydi. İstiklal Harbimizin dönüm noktası olan bu büyük zafer uğrunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Bağımsızlığımız için, geleceğimiz için, haysiyetimizi, namusumuzu korumak için bir gül bahçesine girercesine toprağa düşmüş tüm kardeşlerimize, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da hayatlarını kaybetmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Kardeşlerim; Türk milleti inancı ve onun sembolleri olarak gördüğü ezanı, bayrağı, vatanı, devleti uğruna canını feda etmekte hiçbir zaman tereddüt göstermemiştir. Bugün de şehit verebileceğimiz tehdidiyle bizi istiklal ve istikbal mücadelemizden geri çekilmeye, başımıza gelecekleri kabullenmeye razı edebileceklerini düşünenler varsa onlara yanıldıklarını göstermek boynumuzun borcudur. Terör örgütlerinin saldırılarıyla, darbelerle, ekonomik tuzaklarla bizi içeriden çökertemeyenlerin sınırlarımız dışından ülkemizi kuşatma heveslerini de Allah’ın yardımıyla kursaklarında bırakacağız.

Kardeşlerim; Türkiye 2200 yıllık bir devlet geleneğine sahiptir, bu coğrafya ise 1000 yıldır kesintisiz vatanımızdır. Kadim geçmişimiz bize her türlü tuzağı, her türlü kumpası, her türlü ihaneti öğretmiştir. Suriye’de kendilerince bir oyun kurgulayanlar terör örgütünün adını değiştirerek kurnazlık yaptıklarını sanıyorlar. Bizim gözümüzde adı ne olursa olsun teröristlerden müteşekkil her türlü organizasyonun adı terör örgütüdür. Yok Suriye demokratik güçleriymiş, yok sınır ordusuymuş, yok sınır muhafızlarıymış, yok iç güvenlik oluşumuymuş; siz kimi kandırıyorsunuz ya? Bu örgütün adı PKK’dır, bu örgütün adı PYD’dir, bu örgütün adı YPG’dir. Hani Amerika’nın da, Avrupa Birliği’nin de terör örgütleri listesinde olan PKK var ya, Suriye’de iş tuttukları örgüt işte onun ta kendisidir. Böyle olduğunu kendileri de çok iyi bildikleri halde bizi ve tüm dünyayı kandırmak için adeta 40 takla atıyorlar. Bunu yaparken de sürekli kendileriyle tenakuza düşüyorlar; biri diyor ki ordu kuracağız, öteki bizim asla böyle bir amacımız yok, bu şekilde söze başlıyor, bir başkası da sınır muhafızları oluşturacağız diye bir laf ediyor, daha bunun mürekkebi kurumadan iç güvenlik oluşumu diye bir şey çıkıyor ortaya. Ya bunların birbirlerinden haberi yok ya da birinin söylediği yalanı öteki duymadığı için her biri başka telden çalıyor. Üstelik bir de bu girişimlerimiz Türkiye’yi hedef almıyor diyerek güya üste çıkıyorlar. Her ne olursa olsun, artık onların ne dedikleri bizi hiç ilgilendirmiyor. Çünkü biz sahada ne olup bitiyor ona bakıyoruz. (“Bir gece ansızın gelebiliriz” sesleri) Geldik ve geliyoruz. Sahaya son birkaç yılda 4900 tır ve 2 bin uçak dolusu silah, mühimmat, araç-gereç yığdılar mı? Yığdılar, biz bunların hepsini tespit ettik. Hala bu silahların bir kısmını ülkemizdeki teröristlerin üzerlerinde yakalamaya başladık mı? Başladık. Öyleyse, bunun daha konuşulacak neyi kaldı. Terör örgütünün yuvalarına kendi bayrağınızı çekerek, teröristlerin omuzlarına ne idüğü belirsiz armalar takarak bu hakikatleri ortadan kaldırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Okyanus ötesinden buraya bakıldığında, eğer Türkiye’nin bütün bunları kabul edip eli böğründe oturacağını sananlar varsa, ne bu ülkeyi, ne bu milleti hiç tanımamış demektir. Galiba onların aklına Türk deyince sadece kucaklarında besleyip büyüttükleri FETÖ’cüler ve bu ihanet şebekesinin karaktersiz, omurgasız, her türlü kullanıma elverişli elemanı geliyor. Yine bunların aklına galiba bölgede çalışacak ortak deyince de, sadece parayı verenin tepe tepe kullanabildiği bir kiralık katiller ordusundan ibaret olan PKK’lılar geliyor. Ama merak etmeyin öğrenecekler, terör örgütlerine güvenmenin ne kadar yanlış olduğunu öğrenecekler. Bu bölgede Türkiye’den başka çalışılabilecek müttefik bulamayacaklarını öğrenecekler. Mazlumların feryadı, masumların kanı üzerinde demokrasi inşa edilemeyeceğini, zulüm ile abat olunamayacağını da öğrenecekler.

Kardeşlerim, biz bu coğrafyadaki bin yıllık varlığımızı cesaretimizle birlikte sabrımıza da borçluyuz. Çünkü biz şuna inanmışız: Men sabera zafera. Kim ki sabreder zafer onundur, biz bunu yaptık. Tabii sabrederken aynı zamanda üzerimize düşenleri de yapmaktan geri durmayacağız. Nasıl Cerablus-El Bab hattında yaptığımız operasyonla terör koridoruna bir hançer sapladıysak, şimdi de batıdan başlayarak kademe kademe bu koridoru da yer ile yeksan edeceğiz. Afrin operasyonu sahada fiilen başlamıştır, bunu Münbiç takip edecek. Mademki Münbiç’te bize verilen sözler şu ana kadar yerine getirilmedi, öyleyse bunun gereğini yapmamıza kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Ardından da kademe kademe Irak sınırına kadar ülkemizi kuşatmaya çalışan bu terör pisliğini temizleyeceğiz.

Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum; bizim Suriye’nin toprak bütünlüğüyle, bağımsız ve müreffeh geleceğiyle, Suriye halkının demokratik talepleriyle ilgili en küçük menfi bir düşüncemiz yoktur. Tam tersine, kendi milli güvenliğimizle beraber ülkemizdeki 3,5 milyon sığınmacı başta olmak üzere evlerinden ve vatanlarından olmuş Suriye nüfusunun yarısından fazlasını teşkil eden 13 milyona yakın kardeşimizin güvenliği, huzuru, geleceği için de bu adımları atıyoruz.

Ben şimdi buradan bir şey söylüyorum; burayı kim takip ediyorsa, Batının tüm ülkelerine sesleniyorum; Allah aşkına, ya sizin bu 3,5 milyon sığınmacıyla ilgili bir derdiniz yok mu ya? Bu 3,5 milyon insan ne yer, ne içer, ne giyer, bunlar hastalandığı zaman nereye gider, bununla ilgili bir derdiniz yok mu ya? Tüm Batıya sesleniyorum, siz bunlara karşı bugüne kadar ne yaptınız ya? Türkiye’ye verdiğiniz sözler vardı, işte biz size şu kadar para vereceğiz. Ya bu parayı zaten bize vermiyorsunuz, uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla Kızılay’ımıza ulaştıracaktınız. Ne verdiniz? Değerli kardeşlerim, verdikleri 900 milyon avro. Değerli kardeşlerim, Birleşmiş Milletler’in verdiği 600-700 milyon dolar. Peki, bizim harcadığımız ne? Bizim harcadığımız ne? Şu anda 30 milyar doları geçti. Verseler de-vermeseler de biz bu desteği yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biz “Hayrun nas men yenfeûn nas” diyerek, insanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır diyerek bu yola koyulduk. Veren el, alan elden hayırlıdır diyerek bu yola koyulduk. Bunların ise böyle bir dertleri yok.

Suriye güvende olmadan Türkiye’nin de güvende olmayacağını biliyoruz. Suriye halkı geleceğine güvenle bakmadan, bizim de huzur içinde olmayacağımızın farkındayız; Batı bunu öğrenmesi lazım. Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde, 2 bin kilometrekare bizim güvencemizde, korumamızda. Şu ana kadar 100 bine yakın Suriyeli muhacir evlerine döndü, bunu biz sağladık. Ama bunların hiçbirinin böyle bir derdi yok. Ülkemizin sağladığı imkânlarla bu insanlar normal hayatlarını yaşamaya başladılar. Aynı güzel gelişme niçin İdlib’de, Afrin’de, Münbiç’te, diğer bölgelerde yaşanmasın? Şimdi onu yapmaya çalışıyoruz. Biz kendimizle birlikte Suriyeli dostlarımız için de mücadele ediyoruz. Ülkemizin içinde nasıl insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla hareket ediyorsak, Suriye’de de, ayak baktığımız her yerde aynı ilkeyi hayata geçiriyoruz.

Suriye’de kimler işgalcidir, bunu size açıklayayım mı? Suriye halkını çoluk-çocuk demeden katleden herkes işgalcidir. 1 milyona yakın Suriyeliyi katledenlerden daha büyük işgalci olur mu? Bu ülkede ele geçirdikleri her yerde baskıyla, tehditle, hatta infazla kendini alan açmaya çalışan teröristler işgalcidir. Eğer öyle olmasaydı…

İşçilerin hepsi kadrolarını almıştır, aldığını anlamayanlar lütfen gitsinler bunu bilenlerden öğrensinler. 1 milyona yakın insana şu anda kadroları verilmiştir, ama siz hala orada 10 kişi, 15 kişi bunu anlamış değilsiniz.

Değerli kardeşlerim, bütün bu attığımız adımlar birilerini şımartmasın. Kimsenin yapamadığını, cesaret edemediğini AK Parti iktidarı olarak bizler yapmış ve 1 milyona yakın şu anda taşeron olayındaki elemanların hepsini kadrolarını vermek suretiyle iş sahibi yaptık. Lütfen, yani ne yapıldığını, ne edildiğini bilmeden sloganik bir gençlik biz istemiyoruz, böyle bir şey olamaz. Kimlere ne verildiğini ben kendi Cumhurbaşkanlığımda bir defa bütün elemanlara bu noktada hepsinin şu anda kadroları verildi ve yeni kadrolarıyla en azı 450-500 lira şu anda artı zam almak suretiyle, 1000 liraya kadar varan bir artı zamla yollarına devam ediyorlar; bunu mu benim söylememi istiyorsunuz?

Türkiye’nin huzura kavuşturduğu yerlerdeki insanlar evlerine dönüyor. Diğer bölgelerden gelenler hala ülkemizde yaşıyorsa oralarda işgal var, baskı, şiddet, zulüm var demektir. Suriye’de işgalciler bu ülkenin tarihini, kültürünü, medeniyet birikimini yok etmek için yemin etmiş olan terör örgütleri ve onların destekçileridir. Bu örgütün adı dün DEAŞ’tı, bugün PYD’dir, yarın belki başka bir isimle karşımıza çıkacaktır, aslında hepsi aynıdır. İnşallah hepsinin sonu da aynı olacaktır.

Kardeşlerim, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e bu coğrafyanın tüm serencamını bizzat yaşamış bir yer olarak Kütahya, bu gelişmelerin manasını çok iyi bilir. Bazı sancılar vardır hastalık emaresidir, bazı sancılar vardır diriliş muştusudur. Türkiye bugün yeni bir dirilişin sancılarını yaşıyor, ben Kütahya’da bunu görüyorum. Evet, bir taraftan diriliş muştusu, bir taraftan da dirilişin müjdecilerini karşımda görüyorum. Maşallah.

Tek parti CHP’sinden beri bu ülkeyi mazisinden atisine uzanan köprüyü yıkarak kendi içine kapatmak için her şey yapıldı. Bu milletin evlatları kendi tarihlerine, kendi ecdatlarına düşman edilemeye çalışıldı. Değerlerimiz sürekli aşağılanarak, sürekli törpülenerek yok edilmeye çalışıldı. Darbelerle, cuntalarla askerimizle milletimizin arası açılmaya çalışıldı. Ordumuz hem teknik, hem de zihni olarak tamamen dışarıya bağımlı bir hale getirilmeye çalışıldı. Ekonomimizin kendi ayakları üzerinde durmaması için her yer yapıldı. Uluslararası alanda söz ve itibar sahibi bir ülke olmamız, bizzat kendi siyasetçilerimiz, kendi diplomatlarımız eliyle engellendi. Çok ilginçtir, çünkü dert yok, dertli değiller, hep engellediler. Bu düzeni bozmaya yönelik adım atan hiç kimsenin de gözünün yaşına bakılmadı. Rahmetli Menderes’in başına gelenler bunun en çarpıcı örneğidir. Aynı şekilde rahmetli Özal’a da hayattayken etmediklerini bırakmadılar. Biz de geçtiğimiz 15 yılda çok daha büyük saldırılara maruz kaldığımız için onların neler yaşadıklarını gayet iyi biliyoruz. Hani o meşhur Kütahya türküsü var ya, ne diyor orada? Bakayım bilecek misiniz? Ne? Neyse ben hatırlatayım, gerisini siz söyleyin:

“Elif dedim be dedim,

Kız ben sana ne dedim.

Guş ganadı galem olsa,

Ah yazılmaz benim derdim.”

Evet, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri yaşadıklarımızı şöyle bir anlatmaya kalksak, ne günler, ne haftalar yetmez. Milletimiz tüm bu olup bitenleri kimi zaman öfkeyle, kimi zaman metanetle, kimi zaman şaşkınlıkla izlemiş, ama eline imkân geçtiğinde de büyük bir ferasetle hamdolsun üzerine düşeni yapmıştır. Türkiye büyüdükçe, Türkiye güçlendikçe, milletimizin özgüveni arttıkça ülkemiz üzerindeki oyunların neticeye ulaşması da zorlaşmaya başladı. Artık karşılarında öyle 3-5 milyar dolarla ekonomik kriz çıkartabilecekleri, 3-5 manşetle hükümet düşürebilecekleri, 3-5 askerle darbe yapabilecekleri bir Türkiye yok. Bunun üzerine yeni arayışlara girdiler. Gezi olaylarıyla sokakları karıştırmaya çalıştılar, o çok güvendikleri çapulculardan iş çıkmadı. Gerçi o zaman işe yaramayanları şimdi partilere il başkanı yapmaya başladılar, ama bu da beyhude. FETÖ’yü devreye sokup polisiyle, yargısıyla, askeriyle ülkemizi teslim almaya çalıştılar. Milletimizle birlikte buna da izin vermedik. PKK’yı harekete geçirip çukur eylemleriyle milletimizin huzurunu kaçırmanın hesabını yaptılar. Hamdolsun, bölge insanımızla birlikte bu oyunu da bozduk. DEAŞ’ı üzerimize salıp sokaklarımızı kana ve ateşe boğmak istediler. Bir-iki eylemin ardından hemen tedbirlerimizi alıp o meseleyi de hallettik. Tabii bu arada Suriye’de, Irak’ta ve tüm Kuzey Afrika boyunca farklı senaryolar devreye sokuldu. Türkiye sığınmacı akınının ağırlığı altında çökertilmeye çalışıldı, ama asıl çatırtı nereden geldi? Avrupa’dan geldi. Bu arada ekonomi silahını her fırsatta kullanmaktan çekinmediler. Şimdi de terör koridorunu devreye sokmaya çalışıyorlar, oradan da hiçbir yere varamayacaksınız. Evvel Allah bunun da üstesinden geliriz.

Türkiye artık erkeğiyle-kadınıyla, genciyle-yaşlısıyla, her kökenden, her meşrepten insanıyla Rabia’sına sıkı sıkıya sarılmıştır. Artık ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Var mı bundan başka yol? ("Yok" sesleri)  Evvel Allah, bu yolculuğa bununla devam edeceğiz. 80 milyon tek millet, bayrağımız ortada, eşi yok. 780 bin kilometrekareyle tek vatan, vatanımızı bölemeyecekler. Kim ki vatanımızı bölmeye gayret ediyor, Gabar’da, Cudi’de, Kandil’de, Beslerderesi’nde, oralarda F16 oluruz, tanklarımızla, helikopterlerimizle, toplarımızla onları inlerine kadar bugüne dek nasıl kovaladıysak kovalamaya devam ederiz. İşte şu anda onlar kaçıyor, biz kovalıyoruz. Pensilvanya’ya kadar kovalayacağız. Ben buradan sesleniyorum; ey FETÖ, ne kadar kaçacaksın, bu Amerika sana ne kadar bakacak? Bir yere kadar bakacak bakacak bakacak, ondan sonra da kirli mendil olarak kapıya atacak, yapacak. Ben seninle mi uğraşacağım ya diyecek, o günler yakın, bunları göreceğiz. Aynı şey Batı için de geçerli.

Değerli kardeşlerim, evet onlarda oyun bitmeyebilir, ama bizde bu iman, bu inanç, bu cesaret olduğu müddetçe hepsi de bize evvel Allah vız gelir.

Gençler, şunu unutmayın: “İmandır ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.

Değerli kardeşlerim, gençler, şunu da söyleyeyim: Biz tabii bir siyasi partiyiz. Bir siyasi parti olarak da özellikle, yani biz tekbir, bunlarla cenazede yürür gibi bu tür toplantılarda yürümeyelim, onu oralara saklayalım. Tabii ki tekbir bizim her şeyimiz, ama neyi nerede değerlendireceğimizi de çok iyi bilelim. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi gençler? ("Evet" sesleri)

Şimdi biz bütün bunlar için ne yapacağız? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Ya ben sizleri ayırt etmeksizin seviyorum ya. Ama sizleri akrabam olduğunuz için, partilim olduğunuz için değil beni yaratan Allah sizleri de yarattığı için seviyorum. Bu topluluk birbirini hep böyle sevmeli, bu yolculuğa da böyle devam etmeliyiz. Bizi kimse bölememeli, bizi kimse birbirinden ayırt edememeli, bunu başarmamız lazım.

Kardeşlerim, ülkemizin tüm meselelerini takip ederken kalkınmamızı, projelerimizi, yatırımlarımızı asla ihmal etmiyoruz. Türkiye’nin gücünün gerisinde milletimizin güven, huzur ve emniyet içinde olmasının bulunduğunu da çok iyi biliyoruz. Bunun için ekonomiyi çok sıkı tutuyoruz. Büyüme rakamlarımız tüm dünyayı şaşırtacak oranlarda gerçekleşiyor. Bu yılsonu itibariyle inşallah 2017’nin tamamında biz yüzde 7 üzerinde bir orana ulaşacağız. İnşallah 20187de de aynı şekilde devam edeceğiz. Ve tabii ihracatımızda 157 milyar doları yakaladık, yeter mi? Yetmez. Şimdi bunu bizim çok daha yukarılara taşımamız lazım. İstihdamda bir ara yüzde 13’lere kadar yükselen işsizliği yeniden yüzde 10,3’e çektik, inşallah bunu tek haneliye çekeceğiz.

Yıllarca adeta bir Ali kıran baş kesen edasıyla ülkemizi yönetmeye çalışan IMF’e 15 sene önce borcumuz neydi? 23,5 milyar dolar, değil mi? 2013’te ne yaptık? Sıfırladık. Bunlar bize durmadan akıl veriyordu. Ya bu aklı kendinize saklayın, bizim buna ihtiyacımız yok. Siz paranızı alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Siyaseti bırakın onu biz yapalım. Ve 23,5 milyar doları 2013’te bitirdik, bizim şu anda IMF’e borcumuz yok. Merkez Bankasında rezerv olarak 27,5 milyar dolar vardı, elhamdülillah şimdi 120’ye doğru dayandık, ama yetmez. Biz 150 milyar dolara en azından ulaşacağız, bunu da yakalayacağız. Kamu borçlarının milli gelire oranını yüzde 60’lardan yüzde 8’in altına düşürdük, bu şekilde tasarruf ettiğimiz kaynakları ülkemize, milletimize yatırım olarak kullandık. Yıllık yatırım tutarını 70 milyar liradan 10 kattan fazla artırarak 765 milyar liraya çıkardık. Maşallah maşallah, sesiniz de bayağı güzel.

Türkiye’nin 81 vilayetini eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan haberleşmeye, enerjiden tarıma, barajlardan sosyal yardımlara kadar her alanda hizmetlerle donattık. Bu gelişmeden elbette Kütahya da payına düşeni aldı. Geçtiğimiz 15 yılda sadece kamu kuruluşları eliyle Kütahya’ya yapılan yatırım ne biliyor musunuz? Değerli kardeşlerim, 12 milyar lira, yani 12 katrilyon. Eğitimde 2312 derslik yaptık. Bugün 56 bin öğrencisiyle bölgesinin yıldızı haline gelen Dumlupınar Üniversitesini kim yaptı, kim yaptı? Biz yaptık. 7 bin kişilik yeni yurtlar inşa ederek Kütahya’ya adeta çağ atlattık çağ. Sağlıkta merkezde 200 yataklı, Simav’da 150 yataklı devlet hastaneleri başta olmak üzere 7’si hastane 23 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Şimdi Kütahya Şehir Hastanemizin inşası sürüyor, inşallah önümüzdeki yıl o da hizmete girecek. Bakınız, biz göreve geldiğimizde Kütahya’da bölünmüş yol ne kadardı biliyor musunuz? 24 kilometrecik. Biz buna 283 kilometre ilave yaptık ve 307 kilometreye çıkardık. Kütahya’dan çıkan 350 kilometre demiryolunu yeniledik, Eskişehir-Kütahya-Balıkesir demiryolu hattının elektrik ve sinyalizasyon sistemini modernize ettik. Eskişehir-Antalya hızlı tren hattı aynı zamanda bir Kütahya projesidir. Çalışmaları etap-etap süren bu proje tamamlandığında Kütahya’yı İstanbul’dan Sivas’a kadar Türkiye’nin dört bir yanına hızlı tren hattıyla bağlamış olacağız. Bu hattın 2012 yılında açılışını yaptığımız Zafer Havalimanındaki istasyonu sayesinde buraya ulaşımı da kolaylaşacaktır. TOKİ kanalıyla Kütahya’da 9 bin konutu tamamlayıp sahiplerine teslim ettik. 1576 konutun inşaatı da sürüyor. Şehrimizde bugüne kadar 12 baraj ve 5 gölet inşa ettik, bir o kadar barajın inşası da sürüyor.

Değerli kardeşlerim; geçtiğimiz 15 yılda Kütahyalı çiftçilerimize 767 milyon lira destek vererek, ne demek bu? 767 trilyon destek vererek şehrimizin tarımını da ayağa kaldırdık. Sorun bunu Kılıçdaroğlu’na, ne der biliyor musunuz? Bir kuruş vermediler der. Adam yalanda pir, acayip yalan söylüyor.

Kardeşlerim, gördüğünüz gibi bir yandan ülkemizin içindeki hainlerle, bir yandan çevremizi kuşatmaya çalışan teröristler ve onların destekçileriyle mücadele ederken Kütahya’nın ve diğer 80 vilayetimizin sıkıntılarını da ihmal etmiyoruz. Hamdolsun, Türkiye bütün bunları aynı anda yürütebilecek güce ve imkâna kavuşmuştur.

Şimdi önümüzde sağ-salim geçmemiz gereken yeni bir dönemeç var, nedir bu? 2019 yerel ve Cumhurbaşkanlığı, aynı zamanda Parlamento seçimleri. Mesele hizmet siyaseti olduğunda Allah’ın izniyle biz rakip tanımıyoruz. Ama karşımıza hizmet siyasetiyle değil çamur siyasetiyle, iftira siyasetiyle çıkıyorlar. Üstelik de bunun için ittifaklara dahi giriyorlar. Biz de 15 Temmuz’da fiili örneğini gördüğümüz, neticesini aldığımız şekilde yerli ve milli olan herkesle ortak olarak yol yürümeye hazır olduğumuzu açıkladık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi ittifaklar için uygun bir zemin teşkil ediyor. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde şahsımızı destekleyeceğini açıklaması bizim için çok değerli ve önümüzü aydınlatıcı olmuştur. Kendisine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

AK Parti olarak artık ümmetin birliği bizim için önem arz ediyor, bunu başarmamız lazım. Bu birliğin içinde yer almayacak olanlara da söyleyecek hiçbir sözümüz yok.

AK Parti olarak kongrelerimizi tamamladıktan sonra biz de hemen 2019 için kolları sıvayacağız. Öncelikle Mart ayında yapılacak mahalli seçimlerden çok iyi bir neticeyle çıkmamız gerekiyor. Ardından Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimi için sıkı bir çalışma gerçekleştireceğiz. Bunun için boşa geçirecek, kaybedecek tek bir günümüz, tek bir saatimiz yok.

Ana kademe, şimdi sizlere sesleniyorumÇok yüksek volümlü konuşuyorsun anlamıyorum. Fotoğraf mı çektireceksin? Gel.

2019’a kadar ana kademe, şöyle bir ana kademeyi ayakta göreyim, ana kademe; 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Hazır mıyız?

Hanımlar, bir de sizi şöyle ayakta göreyim, Kadın Kollarımızı; maşallah, barekallah. 2019’a kadar girmedik ev bırakmamaya hazır mıyız? Maşallah, teşekkür ediyorum.

Gençler, 2019’ kadar üniversitelerde, liselerde ayak basmadık tek karış bırakmamaya hazır mıyız? Elinizde iPad’ler neler yaptık, hizmetlerimiz neler oldu, bunları bilmeyenlere anlatacaksınız.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Şimdi gelelim şarkımıza. Şöyle kalkalım bakalım, çok oturduk, yoruldunuz biliyorum, yoruldunuz değil mi?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Kütahya’yı hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. Partimizin 6. Olağan Kongresi birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi inşallah çok daha güçlü kılsın.

Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.